İş Hukuku

Ölüm Aylığı: Şartları, Paylaşımı ve Kesilmesi

Ölüm aylığı kimlere, hangi prim şartıyla bağlanır? Dul eşin payı, 5510 sayılı Kanun m.56 gereği boşanılan eşle birlikte yaşamada kesinti ve yeniden bağlanma.

9 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Turuncu yelekli işçi, arkadan
İçindekiler 15

Kısa Cevap

Ölüm aylığı, ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan bir ödemedir. Bağlanması prim şartına, miktarı hak sahibi grubuna göre paylaştırmaya, devamı ise şartların sürmesine bağlıdır. Şart ortadan kalkınca aylık kesilir; ayrıca m.56, boşanılan eşle eylemli birlikte yaşama hâlinde aylığın kesilmesini ve ödenen tutarların geri alınmasını öngörür. Sebep ortadan kalkarsa başvuru üzerine yeniden bağlanabilir. “Dul aylığı” ayrı bir kurum değil, ölüm aylığının dul eşe düşen payıdır.

Bu Durumda mısınız?

  • Eşinizi kaybettiniz ve aylık bağlanıp bağlanmayacağını öğrenmek istiyorsunuz.
  • Sigortalının prim gün sayısı yeterli mi, bilmiyorsunuz.
  • Çalıştığınız için aylığınızın kesileceği söylendi.
  • Çocuğunuz okulu bitirdi veya evlendi, aylığın durumu belirsiz.
  • Boşandığınız eşinizle aynı evde yaşadığınız gerekçesiyle aylığınız kesildi ve yersiz ödeme borcu çıkarıldı.
  • Ortak çocuğunuzla kişisel ilişki için eski eşinizle düzenli olarak bir araya geliyorsunuz ve bunun aylığı etkileyip etkilemeyeceğini merak ediyorsunuz.
  • Aylığınız kesildi, yeniden bağlanması için ne yapacağınızı arıyorsunuz.
  • Kurum başvurunuzu reddetti ve dava açmayı düşünüyorsunuz.

Bu başlıkların bir kısmı prim koşuluna, bir kısmı hak sahipliği niteliğine ilişkindir; ikisinin ispatı farklı belgelerle yürüdüğünden dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz gerekir.

Ölüm Sigortasından Sağlanan Haklar

Kanun, ölüm sigortasından sağlanan hakları tek tek sayar: ölüm aylığı bağlanması, ölüm toptan ödemesi yapılması, aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi ve cenaze ödeneği verilmesi (5510 sayılı SGK m.32).

Bu sayım, uygulamada sık karıştırılan bir noktayı açıklığa kavuşturur: ölüm aylığı ile cenaze ödeneği ve evlenme ödeneği ayrı haklardır; birinin şartlarını taşımamak diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Aylık Bağlanmasının Prim Şartı

Aylığın bağlanabilmesi için kanunun aradığı prim koşulu iki alternatiflidir (5510 sayılı SGK m.32):

Ölüm aylığı; a) En az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, b) 47 nci maddede yazılı sebeplerle kazaya uğramış, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, c) Bağlanmış bulunan malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanır.

Buradaki ayrım kritiktir: 1800 gün genel eşiktir; buna karşılık 4/1-(a) kapsamındaki sigortalılar için en az 5 yıldan beri sigortalılık + toplam 900 gün alternatifi öngörülmüştür. İkinci alternatifte borçlanma süreleri hariç tutulur; yani askerlik veya doğum borçlanmasıyla 5 yıllık sigortalılık süresi tamamlanamaz.

Bu nokta başvuruların en sık reddedildiği yerdir: borçlanma ile gün sayısı yükseltilebilir, ancak “5 yıldan beri sigortalı bulunma” koşulu borçlanmayla karşılanamaz.

Aylık Hak Sahipleri Arasında Nasıl Paylaşılır?

Aylık, ölen sigortalının hesaplanan aylığı üzerinden paylaştırılır. Dul eş bakımından kural şudur (5510 sayılı SGK m.34):

Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i

Yani dul eşin payı kural olarak yüzde 50’dir; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşte ise, kanunda sayılan istisnalar dışında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir/aylık bağlanmamış olma koşuluyla oran yüzde 75’e çıkar.

Madde, çocuklar bakımından da ayrı koşullar öngörür ve yaş, öğrencilik ile çalışma durumuna göre farklı bentler içerir. Bu nedenle paylaştırma, tek bir orana bakılarak değil, hak sahibi grubunun tamamı birlikte değerlendirilerek yapılır.

Aylık Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Kesilir?

Başlangıç ve kesilme aynı maddede düzenlenmiştir. Kesilme kuralı şudur (5510 sayılı SGK m.35):

Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.

Bu maddedeki kesilme, ayrı bir sebep listesine değil, m.34’teki şartların ortadan kalkmasına bağlanmıştır. Çalışmaya başlamak, evlenmek veya öğrenciliğin sona ermesi gibi durumların sonucu bu genel kural üzerinden belirlenir. Ancak m.35 kesilmenin tek kaynağı değildir; aşağıdaki bölümde ele alınan m.56, hak sahipliğini bağımsız olarak sona erdiren ayrı bir hüküm getirir.

Kanun ayrıca öğrenciler için özel bir koruma getirir: 4’üncü maddenin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, bağlanan aylıkların kesilmesini gerektirmez.

Boşandığınız Eşle Birlikte Yaşamak: m.56

Aylığın kesilmesine yol açan sebeplerden biri m.34’te değil, ayrı bir maddede düzenlenmiştir:

Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.

(5510 sayılı SGK m.56/2)

Hükmün iki yönü vardır: aylık kesilir ve ödenmiş tutarlar geri alınır. Yani sonuç yalnızca ödemenin durması değil, geriye dönük bir borç çıkarılmasıdır.

Muvazaa Ölçüt Değildir

Bu hüküm halk arasında muvazaalı boşanma adıyla anılır, ancak Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ölçütün bu olmadığını açıkça belirtir. Maddenin baktığı şey boşanmanın amacı ya da samimiyeti değil, yalnızca fiilen birlikte yaşama olgusudur:

“Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum’ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/21325, K. 2014/16926, T. 09.09.2014 — bozma, oybirliğiyle)

Aynı karar sonucu şöyle bağlar:

“Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/21325, K. 2014/16926, T. 09.09.2014 — bozma, oybirliğiyle)

Bunun pratik anlamı savunmanın yönünü değiştirir: boşanmanın gerçek olduğunu ispatlamaya yönelik bir savunma, Dairenin kurduğu ölçüt bakımından sonuç doğurmaz. Tartışılan olgu, boşanmadan sonra eylemli olarak birlikte yaşanıp yaşanmadığıdır.

Sınır: Her Bir Araya Geliş Birlikte Yaşama Değildir

Ölçüt eylemli birlikte yaşama olduğuna göre, sınırın nerede çizildiği belirleyici olur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kapsamı ve kapsam dışını aynı paragrafta tarif eder:

“Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan / olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6850, K. 2024/9318, T. 01.10.2024 — bozma, oy birliğiyle)

Aynı cümlenin devamı, ortak çocuk sebebiyle zorunlu olarak bir araya gelmeyi kapsam dışında bırakır:

“ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir / aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6850, K. 2024/9318, T. 01.10.2024 — bozma, oy birliğiyle)

Yani çocukla kişisel ilişkinin kurulması için belirli gün ve aralıklarla bir araya gelmek, Dairenin ifadesine göre kanun koyucunun kesme sebebi olarak öngördüğü ilişki türü değildir. Buna karşılık Daire, sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberliklerin ve boşanmanın sonuçlarını ortadan kaldırıcı nitelikteki birlikteliklerin madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Yani ölçüt, birlikteliğin niteliğine bakar.

Hak Sahipliğini Düşüren Diğer Hâller

Aynı madde, aylığın hiç ödenmemesini gerektiren hâlleri de sayar:

Ölen sigortalının hak sahiplerinden; a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirdiği, b) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldıkları, hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmez. Ödenmiş bulunan gelir ve aylıklar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.

(5510 sayılı SGK m.56/1)

Fıkranın kilit ibaresi kesinleşmiş yargı kararı bulunandır: iddia, soruşturma ya da devam eden dava bu fıkrayı işletmeye yetmez; kanun kesinleşmiş bir yargı kararı arar.

Kesilen Aylık Yeniden Bağlanabilir mi?

Evet — ancak kendiliğinden değil, başvuru üzerine (5510 sayılı SGK m.35):

Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde, 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır.

Buradaki iki ayrıntı hak kaybını önler. Birincisi, yeniden bağlama müracaat tarihini takip eden ay başından işler; geriye dönük değildir. İkincisi, m.34’teki şartlar saklı kalır — yani sebep ortadan kalksa bile hak sahipliği koşulları yeniden aranır.

Pratik sonuç: kesilmeye yol açan durum sona erdiğinde (örneğin çalışmanın bitmesi) beklemeden başvurmak gerekir; gecikilen her ay geri alınamaz.

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?

Ölüm aylığı dosyalarında en çok gözden kaçan nokta budur. 5510 sayılı Kanun 01.10.2008’de yürürlüğe girmiştir; bu tarihten önceki ölümlerde önceki mevzuat (506 sayılı Kanun gibi) gündeme gelebilir. Ölçütü Yargıtay şöyle koyar:

Somut olayda ; davacının ölüm aylığına hak kazanmasını doğuran ölüm olayı 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden sonra meydana gelmekle hakkı doğuran olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı açıktır.

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/2415, K. 2019/5030, T. 12.09.2019 — bozma)

Belirleyici olan hakkı doğuran olay tarihidir — yani sigortalının ölüm tarihi. Başvuru tarihi, Kurumun işlem tarihi veya davanın açıldığı tarih bu belirlemeyi değiştirmez.

Pratik sonucu şudur: internette okuduğunuz prim gün sayısı ve oranlar, ölüm tarihinize göre yanlış mevzuata ait olabilir. Dosyanızda önce ölüm tarihini, sonra o tarihte yürürlükteki hükmü tespit etmek gerekir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Ölüm tarihini saptayın — uygulanacak mevzuatı bu tarih belirler.
  2. Prim dökümünü çıkarın: 1800 gün mü, yoksa 5 yıl + 900 gün alternatifi mi işliyor?
  3. Borçlanma etkisini ayırın: borçlanma gün sayısını artırır, “5 yıldan beri sigortalılık” koşulunu karşılamaz.
  4. Hak sahibi grubunu belirleyin: dul eş, çocuklar, şartları varsa ana-baba.
  5. Dul eşte oran koşullarını kontrol edin (çocuk durumu, çalışma, kendi aylığı).
  6. Başvuruyu geciktirmeyin: başlangıç tarihi kanunla belirlenir, ancak ispat başvuru dosyasıyla yürür.
  7. Kesilme hâlinde sebebi belgeleyin; sebep sona erince derhal yeniden bağlama talebinde bulunun.
  8. Kesme m.56/2’ye dayanıyorsa ölçütü doğru kurun: tartışılacak olgu boşanmanın samimiyeti değil, boşanmadan sonra eylemli birlikte yaşama olup olmadığıdır.
  9. Ret hâlinde süreyi hesaplayın ve iş mahkemesinde dava yolunu değerlendirin.

Sık Yapılan Hatalar

  • Borçlanmayla 5 yıllık sigortalılık koşulunu doldurmaya çalışmak. Madde borçlanma sürelerini bu koşulda açıkça hariç tutar.
  • Dul aylığını ayrı bir kurum sanmak. Kanun tek bir ölüm aylığı kurup hak sahipleri arasında paylaştırır.
  • Yüzde 75 oranını herkese uygulamak. Bu oran, aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eş için ve ek koşullarla öngörülmüştür.
  • Öğrenciliğin aylığı kestiğini varsaymak. Kanun sayılan bentler bakımından bunun aksini düzenler.
  • Yeniden bağlamayı otomatik sanmak. Yeniden bağlama müracaata bağlıdır ve müracaatı takip eden ay başından işler.
  • m.56 kesintisini “muvazaa” tartışmasına çevirmek. Yargıtay, boşanma iradesinin gerçekliğinin araştırılmaması gerektiğini belirtir; ölçüt yalnızca eylemli birlikte yaşamadır.
  • Her temasın kesme sebebi olduğunu sanmak. Ortak çocukla kişisel ilişki için belirli gün ve aralıklarla bir araya gelme, 10. Hukuk Dairesi’ne göre kanun koyucunun kesme sebebi olarak öngördüğü ilişki türü değildir.
  • Kesmenin tek sonucunun ödemenin durması olduğunu sanmak. m.56 ödenmiş tutarların m.96’ya göre geri alınmasını da öngörür.
  • Kurum ret yazısını beklemeden dava açmak. Önce Kurum işleminin oluşması gerekir.

Malullük ekseni için malulen emeklilik, hizmet süresinin ispatı için hizmet tespit davası yazılarımıza bakabilirsiniz.

Özet

  • Uygulanacak mevzuatı hakkı doğuran olay (ölüm) tarihi belirler (21. HD, E. 2019/2415, K. 2019/5030).
  • Ölüm sigortası dört ayrı hak sağlar; ölüm aylığı bunlardan yalnız biridir (m.32).
  • Prim şartı iki alternatiflidir: 1800 gün ya da 5 yıl sigortalılık + 900 gün (borçlanma süreleri hariç).
  • Dul eşin payı kural olarak %50; çocuğu bulunmayan ve ek koşulları taşıyan dul eşte %75 (m.34).
  • Aylık, m.34’teki şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından kesilir (m.35).
  • Kesilme sebebi sona ererse aylık başvuru üzerine ve müracaatı takip eden ay başından yeniden bağlanır.
  • m.56/2 ayrı bir kesme sebebidir: boşanılan eşle eylemli birlikte yaşama hâlinde aylık kesilir ve ödenen tutarlar m.96’ya göre geri alınır.
  • Ölçüt boşanmanın samimiyeti değildir; boşanma iradesinin gerçekliği araştırılmaz (21. HD, E. 2013/21325, K. 2014/16926).
  • Ortak çocukla kişisel ilişki için zorunlu bir araya gelmeler kapsam dışıdır; ayrım ilişkinin niteliğindedir (10. HD, E. 2024/6850, K. 2024/9318).
  • m.56/1, kasten öldürme veya mirasçılıktan çıkarılma hâllerinde aylık ödenmemesini kesinleşmiş yargı kararı şartına bağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölüm aylığı nedir?

Ölüm sigortasından sağlanan haklardan biridir. 5510 sayılı Kanun m.32, ölüm sigortasından sağlanan hakları ölüm aylığı bağlanması, ölüm toptan ödemesi yapılması, aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi ve cenaze ödeneği verilmesi olarak sayar.

Ölüm aylığı bağlanması için kaç gün prim gerekir?

Kanun iki alternatif öngörür: en az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması; ya da 4/1-(a) kapsamındaki sigortalılar için her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün prim bildirilmiş olması.

Ölüm aylığını kimler alabilir?

Hak sahipleri; dul eş, çocuklar ve şartları varsa ana-babadır. Aylık, ölen sigortalının hesaplanan aylığı üzerinden paylaştırılır ve her hak sahibi grubu için kanunda ayrı oran ve koşullar öngörülmüştür.

Dul eşin payı ne kadardır?

Kural olarak yüzde 50'dir. Aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşe ise, kanunda sayılan istisnalar dışında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanmamış olması hâlinde yüzde 75 oranında aylık bağlanır.

Çalışan dul eş ölüm aylığı alabilir mi?

Alabilir; ancak oran değişir. Çocuğu bulunmayan dul eşte yüzde 75 oranı, çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir/aylık bağlanmamış olma koşuluna bağlanmıştır. Bu koşullar sağlanmıyorsa oran yüzde 50 olarak uygulanır.

Ölüm aylığı ne zaman başlar?

5510 m.35'e göre aylıklar, sigortalının ölüm tarihini; hak sahibi olma niteliği ölümden sonra kazanılmışsa bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılır. Başvuru bu başlangıcı belgelemek bakımından önemlidir.

Ölüm aylığı hangi hâllerde kesilir?

Hak sahiplerine bağlanan aylıklar, m.34'te belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir. Yani aylığın dayandığı koşul ortadan kalktığında kesme kendiliğinden gündeme gelir.

Kesilen ölüm aylığı yeniden bağlanabilir mi?

Evet. Kanun, aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması hâlinde, m.34'teki şartlar saklı kalmak kaydıyla müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanacağını düzenler. Yeniden bağlama için başvuru gerekir.

Öğrenci olmak aylığın kesilmesine yol açar mı?

Kanun bu konuda özel bir kural içerir: 4'üncü maddenin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, bağlanan aylıkların kesilmesini gerektirmez.

Kız çocuğu evlenirse aylığı ne olur?

Aylık, m.34'teki şartların ortadan kalkmasına bağlı olarak kesilir; kanun ayrıca aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesini ölüm sigortasından sağlanan haklar arasında sayar. Somut durumun madde metniyle karşılaştırılması gerekir.

Ölüm aylığı ile dul aylığı aynı şey mi?

Günlük dilde dul aylığı denilen ödeme, ölüm aylığının dul eşe düşen payıdır. Kanun tek bir ölüm aylığı kurar ve bunu hak sahipleri arasında paylaştırır; ayrı bir dul aylığı kurumu düzenlenmiş değildir.

Ölüm aylığı uyuşmazlığında nereye başvurulur?

Önce Kuruma başvuru ve Kurumun işlemi gerekir. Kurum işlemine karşı açılacak davalar iş mahkemelerinde görülür. Süreler ve husumet yönü işleme göre değiştiğinden, ret yazısı elinize geçtiğinde bir avukata danışmanız gerekir.

Boşandığım eşimle aynı evde yaşarsam ölüm aylığım kesilir mi?

5510 sayılı Kanun m.56/2, eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceğini düzenler. Aynı fıkra, ödenmiş tutarların 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınacağını da öngörür; yani sonuç yalnızca ödemenin durması değil, geriye dönük borç çıkarılmasıdır.

Boşanmamın gerçek olduğunu ispatlarsam aylığım kesilmez mi?

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'ne göre bu savunma 5510 sayılı Kanun m.56/2 bakımından sonuç doğurmaz. Daire, maddede boşanma amacına veya saikine yönelik bir düzenleme bulunmadığından boşanma iradelerinin gerçekliğinin araştırılmaması, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin bir irdeleme yapılmaması gerektiğini belirtir. Bu ölçüt bakımından tartışılan olgu, boşanmadan sonra eylemli birlikte yaşama olup olmadığıdır (E. 2013/21325, K. 2014/16926).

Ortak çocuğum için eski eşimle görüşmem aylığımı keser mi?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, ortak çocuk yönünden boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri hâlinde, kanun koyucunun bu türden bir ilişkiyi 5510 sayılı Kanun m.56 uyarınca kesme sebebi olarak öngörmediğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtir (E. 2024/6850, K. 2024/9318).

Hangi hâllerde ölüm aylığı hiç bağlanmaz?

5510 sayılı Kanun m.56/1'e göre; kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı kasten öldürdüğü, öldürmeye teşebbüs ettiği veya sürekli iş göremez ya da malûl duruma getirdiği, yahut sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle mirasçılıktan çıkarıldığı hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmez. Fıkranın kilit şartı kesinleşmiş yargı kararıdır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve işe iade uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve dava süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İş Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp