İş Hukuku

İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası

İş kazasında işverenin sorumluluğu, istenebilecek zarar kalemleri, SGK gelirinin denkleştirilmesi, faizin başlangıcı, kaçınılmazlık ve zamanaşımı.

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Ahşap palet üzerinde sarı baret
İçindekiler 16

Kısa Cevap

İş kazası nedeniyle tazminat davası, işverenin kusuru ölçüsünde maddi ve manevi zararın giderilmesi istemidir. Sorumluluk sözleşmeye aykırılığa dayanır; bu nedenle on yıllık zamanaşımı uygulanır. SGK’dan bağlanan gelir tazminattan düşülür; ancak tamamı değil, rücuya tabi kısmı ve işverenin kusur oranıyla orantılı olarak.

Bu Durumda mısınız?

  • İş kazası geçirdiniz ve maluliyet oranınız belirlendi.
  • Yakınınızı iş kazasında kaybettiniz.
  • İşveren “gerekli önlemleri almıştık” diyerek sorumluluğu reddediyor.
  • Bilirkişi raporunda SGK geliri tazminattan tamamen düşülmüş.
  • Kazanın “kaçınılmaz” olduğu gerekçesiyle talebiniz reddedildi.
  • Kaza üzerinden yıllar geçti ve sürenin dolup dolmadığını bilmiyorsunuz.

Bu tabloların her biri farklı hesap ve ispat gerektirir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

İş Kazası Nedir?

5510 sayılı Kanun m.13 — İş kazasının tanımı

“MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.”

Aynı madde, olayın Kuruma bildirilmesine ilişkin süre ve usulü de düzenler. Bildirim, olaya iş kazası niteliğini kazandıran bir işlem değildir; ancak Kurum kaydının bulunup bulunmaması bu davanın yürüyüşünü doğrudan etkiler. Süreler, kolluğa derhal bildirim yükümlülüğü ve geç bildirimin yaptırımları için iş kazası bildirimi sayfasına bakınız.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Türk Borçlar Kanunu m.417 — İşçinin kişiliğinin korunması

“İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.”

“İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”

Son fıkra bu davanın anahtarıdır: sorumluluk haksız fiil değil, sözleşmeye aykırılık rejimine tabidir. Zamanaşımı da buradan çıkar.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 — İşverenin genel yükümlülüğü

“(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.”

“(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.”

“(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”

Türk Borçlar Kanunu m.54 — Bedensel zarar

“MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”

Türk Borçlar Kanunu m.53 — Ölüm

“MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”

Türk Borçlar Kanunu m.55 — Belirlenmesi

“Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”

Türk Borçlar Kanunu m.52 — İndirilmesi

“MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”

Türk Borçlar Kanunu m.146 — Genel zamanaşımı

“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”

İşverenin Sorumluluğu: Kusur Esaslı

Yaygın bir yanılgı, iş kazasının kendiliğinden sorumluluk doğurduğudur. Hukuk Genel Kurulu bunu düzeltir:

“Sonuç olarak belirtilmelidir ki, meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, taraflar arasında bir hizmet akdi ilişkisinin bulunması ve olayın iş kazası olması gerekmektedir. Ancak olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmediğinden, Sosyal Sigortalar Hukuku kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olmalı, diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekmektedir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1121, K. 2013/386, T. 20.03.2013 — bozma)

Buna karşılık aranan özen ölçüsü objektiftir — yani “biz mevzuata uyduk” savunması yetmez:

“İşverenin işçiyi gözetme borcu kökleşmiş içtihatlar çerçevesinde “objektif kusur sorumluluğu” ilkesine dayandırılmakta olup, bu kapsamda işverenin işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmekte olup ayrıca mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9666, K. 2024/12688, T. 10.12.2024 — bozma)

Aynı kararda ölçünün işçinin tecrübesine göre gevşetilemeyeceği belirtilir:

“Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9666, K. 2024/12688, T. 10.12.2024 — bozma)

İki karar birlikte okunmalıdır: sorumluluk kusura dayanır, ama özen ölçüsü yükseltilmiştir. “Objektif kusur sorumluluğu” ifadesi kusursuz sorumluluk anlamına gelmez.

SGK Denkleştirmesi: En Çok Yanlış Hesaplanan Nokta

Çoğu kaynak “SGK geliri düşülür” der ve orada durur. Gerçek kural iki katman daha derindedir.

Birinci katman — tamamı değil, rücuya tabi kısmı:

“Fakat bu tenzilat(düşüm) sırasında ilk peşin sermaye değerli gelir ile geçici iş göremezlik ödemesinin tamamı değil rücuya tabi kısmının dikkate alınması gerekir. Bu açıklamalardan olarak Mahkemece sigortalıya iş kazası sigorta kolundan bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmı yerine tamamının düşüldüğü hesap raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/22042, K. 2016/15343, T. 20.12.2016 — bozma)

İkinci katman — tenzilat kusur oranıyla orantılıdır:

“Dosya kapsamından, usuli kazanılmış hak gereğince davalının %20 oranında kusurlu bulunduğu kusur oranına itibar edilmesi nedeniyle ilk peşin sermaye değeri tenzilatının da %20 oranında yapılması gerektiği gözden kaçırılarak davacıların maddi zararları hesaplanırken bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin %60 oranında tenzil edildiği”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9389, K. 2025/13710, T. 14.10.2025 — düzeltilerek onama)

Kuralın niteliği de belirlenmiştir:

“Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9389, K. 2025/13710, T. 14.10.2025 — düzeltilerek onama)

Pratik sonuç: bilirkişi raporunda SGK gelirinin tamamı düşülmüşse ya da tenzilat kusur oranından bağımsız yapılmışsa, tazminat eksik hesaplanmış demektir.

Tazminata Faiz Hangi Tarihten İşler?

İş kazası tazminatı haksız fiile dayandığı için faiz, kural olarak zararlandırıcı olay tarihinden işler; dava ya da ıslah tarihinden değil. Bu kural 31 Temmuz 2026’da değişti: o tarihten sonra meydana gelen olaylarda faiz artık tek bir başlangıç tarihine bağlı değil, hesabın dönemlerine göre ikiye ayrılıyor.

Karıştırılmaması gereken ayrım. Yukarıda alıntılanan 10. Hukuk Dairesi kararı, TBK m.55’in denkleştirme kuralı için “gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır” demektedir; yani o kural geçmişe etkilidir. Aşağıda ele alınan yeni faiz fıkraları ise aynı maddeye eklenmiş olmalarına rağmen geçmişe etkili değildir; kendi geçiş hükmüne tabidir. Aynı maddede iki farklı zaman rejimi vardır.

Olay Tarihi Kuralı (31.07.2026 ve öncesi olaylar)

“İş kazası nedeniyle tazminat alacağı haksız fiile dayalı olup, faiz başlangıcı tazminatı doğuran zararlandırıcı olay tarihidir.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/17100, K. 2014/24774, T. 20.11.2014 — bozma)

Aynı kararda kuralın somut sonucu da gösterilmiştir: mahkeme, dava dilekçesiyle istenen kısma dava tarihinden, ıslahla artırılan kısma ıslah tarihinden faiz yürütmüştü. Daire bunu bozmuştur:

“maddi tazminat isteminin tamamına ölüm tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken dava dilekçesi ile talep edilen kısmına dava tarihinden, ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/17100, K. 2014/24774, T. 20.11.2014 — bozma)

Buradaki ayrıntı önemlidir: kaza ile ölüm ayrı tarihlerdeyse (o olayda kaza 17.06.2009, ölüm 22.06.2009), ölümden doğan maddi tazminatın tamamına ölüm tarihinden faiz işler. Islahla artırılan kısmın daha geç bir tarihten faiz alması, talep usulüne uygunsa hatadır.

31.07.2026 Sonrası: Faiz İki Döneme Bölündü

7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle TBK m.55’e iki yeni fıkra eklenmiştir. Değişiklik, aynı Kanun’un 26. maddesinin (c) bendi uyarınca (“Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer”) yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir — Resmî Gazete 31.07.2026, sayı 33326. Birinci fıkra faizi hesabın dönemlerine bağlar:

7589 sayılı Kanun m.18 — TBK m.55’e eklenen birinci fıkra

“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”

(7589 sayılı Kanun m.18)

Fıkranın ölçütü kazancın bilinip bilinmemesidir: kazancın bilindiği döneme düşen tutar olay tarihinden, bilinemediği döneme düşen tutar karar tarihinden faiz alır. Hesabın hangi bölümünün hangi gruba düştüğü dosyanın bilirkişi raporundan çıkar; bu, faiz kaleminin artık hesap yöntemine bağlı hâle geldiği anlamına gelir.

İkinci fıkra, yargılama sırasında yapılan ödemelerin nasıl düşüleceğini kurala bağlar:

7589 sayılı Kanun m.18 — TBK m.55’e eklenen ikinci fıkra

“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”

(7589 sayılı Kanun m.18)

Bu oransal mahsup, yukarıdaki SGK denkleştirmesiyle karıştırılmamalıdır. SGK denkleştirmesi Kurumun bağladığı gelirin rücuya tabi kısmına ilişkindir; fıkranın konusu ise ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedeldir. İki indirimin dayanağı ve ölçütü farklıdır.

Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?

Ölçüt dava tarihi ya da karar tarihi değil, olayın tarihidir:

7589 sayılı Kanun geçici m.1 — dokuzuncu fıkra

“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

(7589 sayılı Kanun geçici m.1/9)

İş kazasının tarihiFaiz rejimi
31.07.2026 ve öncesiTazminatın tamamına olay tarihinden kanuni faiz
31.07.2026 sonrasıBilinen döneme olay tarihinden, bilinemeyen döneme karar tarihinden; ayrıca ifa amacıyla ödenen bedelin oransal mahsubu

İş kazası tazminatında zamanaşımının on yıl olduğu (aşağıya bakınız) düşünüldüğünde, bu tabloda her iki sütun da uzun süre canlı kalacaktır: bugün açılan bir davanın olayı çoğu zaman birinci sütundadır ve davanın bugün açılmış olması rejimi değiştirmez.

Kaçınılmazlık Ret Sebebi Değildir

Bu, sezgiye aykırı ama sonucu doğrudan belirleyen bir kuraldır:

“Sonuç itibariyle iş kazasının meydana gelmesinde tamamen kaçınılmazlığın etkili olduğu durumlarda, hakim tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi çerçevesinde tazminat belirlenirken hakkaniyet ilkeleri gözetilerek işverenin %60, işçinin ise %40 kusurlu olduğunun kabulü adil bir çözüm olacaktır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/983, K. 2019/252, T. 07.03.2019 — bozma)

Kaçınılmazlığın sınırı da dardır:

“Kaçınılmazlığın son ve en önemli unsuru ise genel davranış normunun veya sözleşmeden doğan borcun ihlalinin önlenemez (kaçınılamaz) olmasıdır. Önlenemezlik, alınabilecek tüm tedbirlerin alınmış olmasına karşılık davranış kuralının veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlal edilmiş olduğunu ifade etmektedir. Olay önlenemez olmasına karşılık bir davranış kuralına veya sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/983, K. 2019/252, T. 07.03.2019 — bozma)

Bu kararın somut olayında yerel mahkeme davayı %100 kaçınılmazlık gerekçesiyle reddetmişti; Genel Kurul bu kararı bozmuştur.

Kaçınılmazlık ile müterafik kusuru karıştırmamak gerekir: müterafik kusur zarar görenin kendi kusurunu gerektirir (TBK m.52); kaçınılmazlıkta ise tarafların kusuru yoktur, buna rağmen hakkaniyet gereği işverene sorumluluk yüklenir.

Manevi Tazminat

“Yine Borçlar Kanununun 47. (TBK 56) maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/2462, K. 2017/312, T. 22.02.2017 — onama)

Zamanaşımı

Sorumluluğun akdi niteliği burada sonuç doğurur:

“İş kazası sonucu işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı TBK’nın 146-161 (mülga 818 sayılı BK’nın 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1081, K. 2020/28, T. 21.01.2020 — bozma)

Süre buradan çıkar:

“Kanun koyucu hem BK’nın 125. maddesi hem de TBK’nın 146. maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1081, K. 2020/28, T. 21.01.2020 — bozma)

Başlangıç kural olarak kaza tarihidir; ancak maluliyetin sonradan netleştiği gelişen durum hâllerinde başlangıç kayabilir. Uzamış (ceza) zamanaşımının iş kazası tazminatına uygulanıp uygulanmayacağı ise tartışmalıdır. Akdi nitelendirme zaten on yıl verdiğinden bu tartışma pratikte çoğu dosyada devreye girmez.

Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk

Görev: iş mahkemesi (İş Mahkemeleri Kanunu m.5).

Arabuluculuk: iş uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabuluculuk, iş kazası tazminatında uygulanmaz:

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 — Dava şartı olarak arabuluculuk

“(3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.”

Yani doğrudan dava açılabilir. Diğer işçilik alacaklarında arabuluculuk şartı için işçilik alacakları, zamanaşımı ve faiz yazımıza bakabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar

  • “İş kazası oldu, tazminat kesin” sanmak. Sorumluluk için kusurun kanıtlanması gerekir.
  • “Mevzuata uyduk” savunmasına güvenmek. Özen ölçüsü mevzuatla sınırlı değildir.
  • SGK gelirinin tamamını düşmek. Yalnızca rücuya tabi kısım, kusur oranıyla orantılı olarak düşülür.
  • Kaçınılmazlığı ret sebebi saymak. Tam kaçınılmazlıkta bile işverene sorumluluk yüklenebilmektedir.
  • Zamanaşımını iki yıl sanmak. Sorumluluk akdi olduğundan on yıllık süre uygulanır.
  • Arabuluculuğa başvurmak zorunda olduğunu düşünüp süre kaybetmek. İş kazası tazminatında dava şartı değildir.
  • Dış hizmet alımını sorumluluk kalkanı sanmak. 6331 m.4/2 bunun aksini düzenler.

Zarar ani bir olaydan değil, işin niteliğinden doğan zamana yayılmış bir maruziyetten kaynaklanıyorsa değerlendirme farklı yürür; bkz. meslek hastalığı tazminat davası.

Özet

  • İş kazası tanımı 5510 m.13’te beş hâl olarak sayılmıştır.
  • Sorumluluk kusura dayanır ve sözleşmeye aykırılık rejimindedir (TBK m.417/3), ama özen ölçüsü objektiftir.
  • Zarar kalemleri TBK m.53 ve m.54’te; manevi tazminat m.56’da.
  • SGK denkleştirmesi: ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmı, kusur oranıyla orantılı olarak düşülür (TBK m.55, emredici).
  • Kaçınılmazlık ret sebebi değildir; tam kaçınılmazlıkta bile hakkaniyetle sorumluluk paylaştırılabilir.
  • Zamanaşımı on yıldır.
  • Görev iş mahkemesinde; arabuluculuk dava şartı değildir (7036 m.3/3).

Sıkça Sorulan Sorular

Hukuken iş kazası sayılan hâller nelerdir?

5510 sayılı Kanun m.13 beş hâli sayar — işyerinde bulunulduğu sırada, yürütülmekte olan iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışında geçen zamanlarda, emziren kadın işçinin süt izni sırasında ve işverence sağlanan taşıtla işe gidiş gelişte meydana gelen olaylar.

İş kazası olması işverenin sorumluluğu için yeterli mi?

Hayır. Yargıtay'a göre olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi işverenin her durumda sorumlu tutulmasını gerektirmez; sorumluluk için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekir.

İşverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk mudur?

Hayır. Sorumluluk kusura dayanır ve sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir. Ancak özen ölçüsü objektifleştirilmiştir. Bilim ve teknolojinin gerektirdiği önlemler, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi alınmalıdır.

Hangi zarar kalemleri istenebilir?

Bedensel zararda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar; ölüm hâlinde cenaze giderleri, tedavi giderleri ve destekten yoksun kalma zararı. Ayrıca manevi tazminat istenebilir.

SGK'dan gelir bağlandıysa tazminattan düşülür mü?

Evet ama tamamı değil. Bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yalnızca rücuya tabi kısmı düşülür; Türk Borçlar Kanunu m.55 rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin indirilemeyeceğini belirtir.

Denkleştirme işverenin kusur oranıyla ilgili mi?

Evet. Bir kararda işverenin kusuru %20 olduğu hâlde ilk peşin sermaye değerinin %60 oranında düşülmesi hatalı bulunmuş, tenzilatın da %20 oranında yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Kaza kaçınılmazsa dava reddedilir mi?

Hayır. Tamamen kaçınılmazlığın etkili olduğu durumlarda dahi hâkim hakkaniyet ilkeleri gözetilerek işverenin %60, işçinin %40 kusurlu sayılmasına karar verebilir. Kaçınılmazlık ret sebebi değildir.

İşçinin kendi kusuru tazminatı etkiler mi?

Evet. Zarar gören zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

İş kazası tazminatında zamanaşımı kaç yıldır?

Sorumluluk sözleşmeye aykırılığa dayandığından on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Zamanaşımı kural olarak kaza tarihinden işler; maluliyetin sonradan netleştiği gelişen durumlarda başlangıç değişebilir.

İş kazası tazminat davasında arabuluculuk dava şartı mıdır?

Hayır. İş Mahkemeleri Kanunu m.3, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı arabuluculuk hükmünün uygulanmayacağını açıkça belirtir.

Hangi mahkeme görevlidir?

İş mahkemesi. İş Mahkemeleri Kanunu m.5, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığını iş mahkemelerinin görevine bırakır.

İşveren güvenlik hizmetini dışarıdan aldıysa sorumluluktan kurtulur mu?

Hayır. 6331 sayılı Kanun m.4, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını açıkça düzenler.

İş kazası tazminatına faiz hangi tarihten işler?

Kaza 31 Temmuz 2026 ve öncesinde meydana geldiyse tazminatın tamamına zararlandırıcı olay tarihinden kanuni faiz işler; dava veya ıslah tarihinden değil. Bu tarihten sonra meydana gelen olaylarda faiz ikiye ayrılır; kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tutara karar tarihinden.

Yeni faiz kuralı derdest davalara da uygulanır mı?

Belirleyici olan dava tarihi değil olay tarihidir. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre değişiklik yalnız yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller hakkında uygulanır; daha önceki olaylarda maddenin eski hükümleri uygulanmaya devam eder.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve işe iade uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve dava süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İş Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp