Ceza Hukuku

TCK 216: Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama

TCK 216 cezası 1-3 yıl hapis. Tahrik tek başına yetmez: kamu güvenliği için açık ve yakın tehlike şarttır. Yargıtay'ın şiddet çağrısı ölçütü.

10 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Megafonla konuşan kişinin silueti
İçindekiler 20

Kısa Cevap

TCK 216, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu düzenler. Birinci fıkradaki halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir — ancak suç, tahrikle değil, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasıyla oluşur. İkinci fıkra (halkın bir kesimini aşağılama) ve üçüncü fıkra (dini değerleri aşağılama) için ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir.

Paylaşım veya Konuşma Nedeniyle Soruşturma

  • Bir sosyal medya paylaşımınız nedeniyle hakkınızda TCK 216’dan soruşturma başlatıldı.
  • Basın açıklaması, konuşma veya yazı nedeniyle ifadeye çağrıldınız.
  • Sözlerinizin “sert eleştiri” mi yoksa “kin ve düşmanlığa tahrik” mi sayılacağını bilmiyorsunuz.
  • Hakkınızda dava açıldı ve “açık ve yakın tehlike” unsurunun ne anlama geldiğini araştırıyorsunuz.

Somut dosyanızdaki ifadeler, bağlam ve deliller sonucu değiştirir; dosyanızı bir avukatla değerlendirin.

TCK 216 Nedir? Üç Fıkra, Üç Ayrı Suç

TCK 216, kamu barışına karşı suçlar arasında yer alır. Korunan hukuki değer bir kişinin şerefi değil, toplumun huzuru ve kamu barışıdır.

Madde üç fıkradan oluşur ve her fıkra ayrı bir suç tanımlar:

FıkraSuçEk şart
216/1Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrikKamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike
216/2Halkın bir kesimini alenen aşağılama
216/3Dini değerleri alenen aşağılamaKamu barışını bozmaya elverişlilik

Üç fıkrada da aleniyet kurucu unsurdur. Ayrıca birinci ve üçüncü fıkralarda kanun, fiilin yanına ek bir tehlike süzgeci koymuştur. Bu, maddeyi anlamanın anahtarıdır.

216. Madde Metni

TCK 216/1 — Kin ve düşmanlığa tahrik

TCK m.216 — Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK 216/2 — Halkın bir kesimini aşağılama

TCK m.216 — Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK 216/3 — Dini değerleri aşağılama (TCK 216 3. fıkrası)

TCK m.216 — Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK 216 Cezası

FıkraFiilCeza
216/1Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik (+ açık ve yakın tehlike)1 yıldan 3 yıla kadar hapis
216/2Halkın bir kesimini alenen aşağılama6 aydan 1 yıla kadar hapis
216/3Dini değerleri alenen aşağılama (+ kamu barışını bozmaya elverişlilik)6 aydan 1 yıla kadar hapis

Kısaca: halkı kin ve düşmanlığa tahrik cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; aşağılama fıkralarında (TCK 216 2. ve 3. fıkraları) ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir.

Maddede adlî para cezası seçeneği öngörülmemiştir; hükmedilen hapis cezasının koşulları varsa adlî para cezasına çevrilmesi veya ertelenmesi ayrı kurumlardır.

”Açık ve Yakın Tehlike” Şartı — Tahrik Tek Başına Yetmez

Bu, maddenin en çok atlanan ve savunmada en belirleyici noktasıdır. TCK 216/1’de tahrik, tek başına suçu oluşturmaz. Kanun, tahrikin yanına ikinci bir şart koyar: “bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu şartın somut olması gerektiğini vurgular:

“Kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenirken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesine bakmak gerekir. Hakim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak ve noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir.”

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5283, K. 2022/2591, T. 10.05.2022 — bozma)

Yargıtay 8. Ceza Dairesi ise kavramın iki bileşenini tanımlar:

“Bu kavramdaki “açıklık” tehlikenin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortada olmasını, “yakınlık” ise düşünce açıklamasında kullanılan kelimelerin somut tehlike yani zarar yaratma olasılığına yakın olmasını ifade eder. Tehlikenin açık ve yakın olup olmadığı mahkemeler tarafından saptanacaktır.”

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/6697, K. 2023/8986, T. 22.11.2023 — bozma)

Savunma açısından sonuç: mahkeme, tehlikenin gerçekleştiğini dayanaklarını göstererek ortaya koymak zorundadır. Tehlike somut olgularla ortaya konulamıyorsa, söz ne kadar sert olursa olsun 216/1’in unsurları oluşmaz.

Yargıtay’ın Ölçütü: Şiddet Çağrısı Aranır

Yargıtay, maddenin kapsamını şiddetle sınırlar:

“Kin ve düşmanlık; “husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik bir hal” olarak açıklanabilir. “Kin ve düşmanlık” ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece “şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahrikler” madde kapsamında değerlendirilebilecektir.”

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/6697, K. 2023/8986, T. 22.11.2023 — bozma)

Yani rahatsız edici, sert, hatta incitici bir söz (şiddet içermiyor veya şiddet tavsiye etmiyorsa) madde kapsamına girmez.

Aynı Madde, İki Zıt Sonuç

Bu maddenin nasıl işlediğini iki karar yan yana konduğunda görmek en kolayıdır. Her ikisinde de kamuya açık bir ifade vardır; sonuçlar zıttır ve farkı tehlike unsuru yaratır.

Tehlike VAR → suç oluşur. Bir basın açıklamasında güvenlik güçlerinin, hastaneleri ve yaralı taşıyan ambulansları hedef alarak ölümlere neden olan bir grup şeklinde tanımlanması olayında Yargıtay şu sonuca varmıştır:

“Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık tarafından kamu oyuna sunulan basın açıklamasında gerçeğe aykırı olarak güvenlik güçlerinin, Doğu Anadolu Bölgesindeki hastaneleri, bazı ilçelerde yaralıları taşıyan ambulansları ve sağlık çalışanlarını hedef alarak ölümlerine neden olan bir grup şeklinde tanımlanması suretiyle eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aşan, polis ve askerleri suçlama niteliği taşıyan, onları halkın bir kesimine karşı nefrete teşvik edici ve düşman etmeye zemin hazırlar nitelikte olan söylemlerinin kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike doğurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.”

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/6697, K. 2023/8986, T. 22.11.2023 — bozma)

Tehlike YOK → suç oluşmaz. Buna karşılık, muhalif kimliğiyle bilinen bir kişinin herkese açık Twitter hesabından yaptığı paylaşımlar incitici ve rahatsız edici bulunmuş, ancak tehlike unsuru gerçekleşmediği için suç sayılmamıştır:

“Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; muhalif kimliği ile de bilinen sanığın, Twitter adlı sosyal medya platformunda bulunan ve herkesin erişimine açık olan, kendi kullanımında olduğunu kabul ettiği …@… kullanıcı isimli hesabı üzerinden farklı tarihlerdeki gündeme ilişkin olaylarla ilgili yapmış olduğu paylaşımlarının bütünü nazara alındığında; esas itibariyle objektif ve tarafsızlıktan uzak, incitici, saygınlığı zedeleyici, rahatsız edici sözlerinin suçun unsuru olan açık ve yakın tehlike hususu da nazara alındığında 5237 sayılı TCK’nın 216. maddesinde yazılı halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçunu oluşturmayacağı gözetilmeksizin, beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,”

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5283, K. 2022/2591, T. 10.05.2022 — bozma)

Ayrımın özeti: İfadenin sertliği değil, somut bir tehlike doğurup doğurmadığı belirleyicidir. “İncitici”, “rahatsız edici”, “saygınlığı zedeleyici” sözler (tehlike doğurmuyorsa) bu suçu oluşturmaz.

Halkın Bir Kesimini Aşağılama (TCK 216/2)

İkinci fıkra (uygulamada TCK 216 2. fıkrası olarak anılır) halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamayı cezalandırır. Ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir.

İki noktaya dikkat edilmelidir:

  • Cinsiyet de sayılmıştır. Bu, kanunun açıkça saydığı ayrımcılık temellerinden biridir.
  • Bu fıkrada ayrı bir tehlike şartı yoktur — birinci fıkradaki “açık ve yakın tehlike” ve üçüncü fıkradaki “kamu barışını bozmaya elverişlilik” süzgeçleri ikinci fıkrada aranmaz. Buna karşılık aleniyet ve aşağılama unsurları burada da zorunludur.

Dini Değerleri Aşağılama (TCK 216/3)

Üçüncü fıkra, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamayı cezalandırır; ancak fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması şartıyla. Ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir.

Buradaki süzgeç, birinci fıkradakinden farklıdır: 216/1 açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkmasını ararken, 216/3 fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını arar. Yani üçüncü fıkrada tehlikenin fiilen doğmuş olması değil, fiilin buna elverişli olması aranır.

Aleniyet Kurucu Unsurdur

Üç fıkrada da “alenen” kelimesi geçer ve suçun kurucu unsurudur: fiil aleni değilse suç oluşmaz. Bu, hakaret (TCK 125) ve cumhurbaşkanına hakaretten (TCK 299) temel farktır. Orada aleniyet yalnızca cezayı artıran bir sebeptir.

Herkese açık bir sosyal medya paylaşımı aleniyet ölçütünü karşılamaya elverişlidir; nitekim yukarıda anılan kararlarda hem basın açıklaması hem herkese açık Twitter hesabı aleni kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Ne Dedi?

Anayasa Mahkemesi, TCK 216 uygulamasını bireysel başvuru yoluyla incelemiştir. Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle TCK 216 kapsamında yürütülen süreçte Mahkeme, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiş ve başvurucu lehine manevi tazminata hükmetmiştir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/39847, T. 25.01.2024 — ihlal).

Bu, TCK 216’nın uygulanmasında ifade özgürlüğü dengesinin ne kadar hassas olduğunu gösterir: madde yürürlüktedir, ancak her sert ifadenin bu madde kapsamına sokulması anayasal denetimden geçmemektedir.

TCK 299, 300 ve 301 ile Farkı

TCK 216, devlete ve topluma karşı ifade suçlarının en çok karıştırılan dördüncüsüdür. Dördü de farklı rejime tabidir:

TCK 216 Kin ve düşmanlığa tahrikTCK 299 Cumhurbaşkanına hakaretTCK 300 Bayrak / İstiklal MarşıTCK 301 Millet / Devlet
Ceza1–3 yıl (f.1) · 6 ay–1 yıl (f.2-3)1–4 yıl1–3 yıl / 6 ay–2 yıl6 ay–2 yıl
İzinİzin yokKovuşturma izniİzin yokSoruşturma izni
AleniyetKurucu unsurCezayı artırır (1/6)Kurucu unsurKurucu unsur
Ek tehlike şartıVAR (açık ve yakın tehlike / kamu barışı)YokYokYok
Açık eleştiri istisnasıYokYokYokVar (301/3)
Terör suçu sayılabilir mi? (3713 sK m.4)HayırHayırEvetHayır

TCK 216’yı diğer üçünden ayıran şey ek tehlike şartıdır. 299, 300 ve 301’de fiil gerçekleşince suç oluşur; TCK 216/1’de ayrıca somut bir tehlikenin doğmuş olması gerekir.

Ayrıntı: Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK 299) · Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama (TCK 300) · Türk Milletini ve Devleti Aşağılama (TCK 301).

Şikâyet, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyete tabi değildir. TCK 216’da şikâyet koşulu düzenlenmemiştir; suç resen soruşturulur. TCK 299 ve 301’in aksine Adalet Bakanının izni de aranmaz.

Dava zamanaşımı 8 yıldır. Cezanın üst sınırı üç yıldır (216/1) ve süre üst sınıra göre belirlenir:

TCK m.66 — Dava zamanaşımı

(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

TCK m.66 — Dava zamanaşımı

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

geçmesiyle düşer.

Görevli mahkeme asliye cezadır. TCK 216, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar arasında sayılmadığından genel kural uygulanır:

5235 s. Kanun m.11 — Asliye ceza mahkemesinin görevi

Madde 11- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.

Sık Yapılan Hatalar

  1. “Tahrik ettim, suç oluştu” sanmak. TCK 216/1’de açık ve yakın tehlike kurucu unsurdur; tehlike somut olgularla ortaya konulamıyorsa suç oluşmaz.
  2. Sertlikle suçu karıştırmak. Yargıtay’ın ifadesiyle yalnızca şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahrikler madde kapsamındadır.
  3. Üç fıkrayı tek suç sanmak. 216/1, 216/2 ve 216/3 ayrı suçlardır; cezaları ve ek şartları farklıdır.
  4. 216/3’ün şartını atlamak. Dini değerleri aşağılamada ayrıca fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranır.
  5. Aleniyeti önemsememek. Üç fıkrada da aleniyet kurucu unsurdur.
  6. TCK 299/301 ile karıştırmak. Orada izin şartı vardır; TCK 216’da yoktur.
  7. Mahkemenin tehlikeyi gerekçelendirmesini talep etmemek. Yargıtay, hâkimin tehlikeyi dayanaklarını göstererek saptaması gerektiğini belirtmiştir.

TCK 216 Emsal Kararları

Yargıtay

  • 8. CD, E. 2021/6697, K. 2023/8986, T. 22.11.2023 (bozma) — Maddenin kanonik ölçütü. Yalnızca “şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahrikler” madde kapsamındadır. “Açıklık” tehlikenin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortada olması, “yakınlık” ise zarar yaratma olasılığına yakın olmasıdır. Somut olayda basın açıklamasının açık ve yakın tehlike doğurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir.
  • 3. CD, E. 2021/5283, K. 2022/2591, T. 10.05.2022 (bozma)Tehlike yoksa suç yoktur. Muhalif kimliğiyle bilinen sanığın herkese açık Twitter paylaşımları “incitici, saygınlığı zedeleyici, rahatsız edici” bulunmuş; ancak açık ve yakın tehlike unsuru gerçekleşmediğinden suçun oluşmayacağına, beraat gerektiğine hükmedilmiştir. Karar ayrıca tehlikenin somut olgulara dayalı olması ve hâkimin bunu dayanaklarını göstererek saptaması gerektiğini belirtir.

Anayasa Mahkemesi

  • AYM, B. No: 2019/39847, T. 25.01.2024 (ihlal) — Sosyal medya paylaşımı nedeniyle TCK 216 kapsamında yürütülen süreçte ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Özet

  • TCK 216 üç ayrı suç tanımlar: kin ve düşmanlığa tahrik (1–3 yıl), halkın bir kesimini aşağılama (6 ay–1 yıl), dini değerleri aşağılama (6 ay–1 yıl).
  • En kritik nokta: tahrik tek başına suç değildir. TCK 216/1’de ayrıca kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekir. Tehlike somut olgulara dayanmalı ve hâkim bunu dayanaklarını göstererek saptamalıdır.
  • Yargıtay’ın sınırlayıcı ölçütü: yalnızca şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahrikler madde kapsamındadır.
  • Aynı madde, iki zıt sonuç: basın açıklamasında tehlike var sayılmış (suç oluşur); herkese açık Twitter paylaşımları incitici bulunmakla birlikte tehlike yok sayılmış (suç oluşmaz).
  • 216/3’te ayrı süzgeç: fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranır.
  • Aleniyet üç fıkrada da kurucu unsurdur.
  • İzin şartı yoktur (TCK 299 ve 301’den farkı), şikâyete tabi değildir, zamanaşımı 8 yıl, görevli mahkeme asliye cezadır.

Her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir. Yukarıdaki içtihat, benzer olgulara sahip dosyalarda başvurulabilecek bir çerçevedir; somut dosyanızdaki ifadeler, bağlam ve deliller farklı bir sonuca götürebilir.

İlgili yazılar: TCK 301: Türk Milletini ve Devleti Aşağılama Suçu · Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu ve Cezası — TCK 299. Madde · TCK 300: Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama (Bayrak ve İstiklal Marşı)

Sıkça Sorulan Sorular

TCK 216 nedir?

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu düzenleyen maddedir. Üç fıkradan oluşur ve her fıkra ayrı bir suç tanımlar: kin ve düşmanlığa tahrik (216/1), halkın bir kesimini aşağılama (216/2) ve dini değerleri aşağılama (216/3).

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun cezası nedir?

Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır (TCK 216/1). Ancak suçun oluşması için tahrik yeterli değildir; ayrıca kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekir.

Açık ve yakın tehlike ne demek?

Yargıtay'ın tanımıyla açıklık, tehlikenin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortada olmasını; yakınlık ise kullanılan kelimelerin somut tehlike, yani zarar yaratma olasılığına yakın olmasını ifade eder. Tehlikenin somut olgulara dayalı olması gerekir ve hâkim bunu dayanaklarını göstererek saptamak zorundadır.

Sert veya rahatsız edici sözler TCK 216 kapsamına girer mi?

Kendiliğinden hayır. Yargıtay, yalnızca şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahriklerin madde kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Bir kararda incitici, saygınlığı zedeleyici, rahatsız edici bulunan sosyal medya paylaşımları, açık ve yakın tehlike unsuru gerçekleşmediği için suç sayılmamıştır.

Sosyal medya paylaşımı nedeniyle ceza alır mıyım?

Herkese açık bir paylaşım aleniyet ölçütünü karşılar; ancak suçun oluşması için ayrıca açık ve yakın tehlike unsuru aranır. Anayasa Mahkemesi de bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle yürütülen süreçte ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir (B. No: 2019/39847).

TCK 216/2 nedir?

Halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçudur. Cezası altı aydan bir yıla kadar hapistir. Bu fıkrada ayrı bir tehlike şartı aranmaz; ancak aleniyet ve aşağılama unsurları zorunludur.

Dini değerleri aşağılamanın cezası nedir?

Altı aydan bir yıla kadar hapistir (TCK 216/3). Ancak suçun oluşması için fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması gerekir. Bu, birinci fıkradaki şarttan farklıdır: orada tehlikenin fiilen ortaya çıkması, burada fiilin buna elverişli olması aranır.

TCK 216 için Adalet Bakanı izni gerekir mi?

Hayır. TCK 299'da kovuşturma, TCK 301'de soruşturma Adalet Bakanının iznine bağlıdır; TCK 216'da böyle bir izin şartı yoktur. Suç resen soruşturulur.

TCK 216 şikâyete tabi mi?

Hayır. Maddede şikâyet koşulu düzenlenmemiştir; suç resen soruşturulur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

TCK 216'da zamanaşımı kaç yıldır?

Dava zamanaşımı sekiz yıldır. Cezanın üst sınırı üç yıldır; TCK 66/4 uyarınca süre üst sınıra göre belirlenir ve TCK 66/1-e beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda süreyi sekiz yıl olarak öngörür.

Görevli mahkeme hangisidir?

Asliye ceza mahkemesidir. TCK 216, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar arasında sayılmadığından 5235 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki genel kural uygulanır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp