Gayrimenkul Hukuku

Tevdi Mahalli Tayini: Görevli Mahkeme, Yetki ve Usul

Tevdi mahalli tayini nedir, hangi mahkemeye başvurulur? Çekişmesiz yargı işi (HMK 382/2-d-3), sulh hukuk mahkemesi, kesin yetki olarak ifa yeri ve iki haftalık istinaf süresi.

7 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Üst üste yığılmış evrak destesi
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Tevdi mahalli tayini, alacaklı borcu almaktan kaçındığında borçlunun teslim edeceği şeyi nereye bırakacağının mahkemeden belirlenmesini istediği bir taleptir. Bu yazı talebin usulünü ele alır; hakkın kendisi ve kira ilişkisindeki uygulaması (ev sahibinin anahtarı almaması) anahtar teslim tutanağı yazımızdadır.

Usulün dört cevabı şudur: talep bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m.382/2-d-3); görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir (m.383); taraflar tacir olsa bile; yetki ifa yerine bağlıdır ve kesin yetkidir, mahkeme ileri sürülmese dahi resen gözetir; karara karşı iki hafta içinde istinaf yolu açıktır (m.387).

Bu Durumda mısınız?

  • Alacaklı teslim almayı reddediyor ve borcunuzdan kurtulmak istiyorsunuz.
  • Ev sahibiniz anahtarı almıyor, kira borcunuzun işlemeye devam etmesinden endişeliyseniz.
  • Talebi hangi mahkemeye vereceğinizi bilmiyorsunuz; sulh hukuk ile asliye ticaret arasında tereddüt var.
  • Mahkeme yetkisizlik kararı verdi ve nedenini anlamadınız.
  • Karşı taraf tacir; ticaret mahkemesine gitmek gerekip gerekmediğini soruyorsunuz.
  • Karar verildi, hangi süre içinde itiraz edeceğinizi öğrenmek istiyorsunuz.

Görev ve yetki bu talepte sonucu doğrudan etkilediğinden, başvurudan önce bir avukata danışmanız gerekir.

Bu Bir Çekişmesiz Yargı İşidir

Talebin niteliği, sonraki her şeyi belirler. Kanun tevdi mahalli belirlenmesini borçlar hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında açıkça sayar:

6100 sayılı HMK m.382 — Çekişmesiz yargı işleri (2. fıkra, “d) Borçlar hukukundaki çekişmesiz yargı işleri”)

  1. Tevdi mahalli belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması.

Bu niteleme üç sonuç doğurur ve aşağıda tek tek ele alınmıştır: görevli mahkeme (m.383), uygulanacak usul (m.385) ve kanun yolu (m.387). Uygulamada mahkemeler ve bölge adliye mahkemeleri bu hükme “HMK m.382/2-d-3” biçiminde atıf yapar.

Görevli Mahkeme: Sulh Hukuk — Taraflar Tacir Olsa Bile

Kanunun kuralı tek cümledir:

6100 sayılı HMK m.383 — Görevli mahkeme

Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir.

Uygulamada en çok karışan nokta, tarafların tacir olduğu hâldir: sulh hukuk mahkemesi “ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi” diyerek görevsizlik, asliye ticaret mahkemesi de “çekişmesiz yargı işi, sulh hukukun görevinde” diyerek görevsizlik kararı verir ve dosya yargı yeri belirlenmesi için bölge adliye mahkemesine gider. Bölge adliye mahkemesi bu düğümü şöyle çözmüştür:

“6100 sayılı HMK’nın 382/2-d-3 fıkrasında tevdii mahalli tayini talebi çekişmesiz yargı işi olarak sayıldığı, çekişmesiz yargı işinde aynı kanun 383.maddesinde aksine düzenleme bulunmadığı sürece Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hüküm bulunduğu anlaşılmakla bu durumda uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.”

(Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/2041, K. 2024/1827, T. 05.12.2024 — yargı yerinin belirlenmesi)

Kararın olayında taraflar şirketti ve uyuşmazlık ayıplı imalat teslimine dayanıyordu; buna rağmen yargı yeri sulh hukuk mahkemesi olarak belirlendi. Kaynak sınırı: bu bir bölge adliye mahkemesi kararıdır, Yargıtay içtihadı değildir; tevdi mahalli talepleri çoğunlukla değişik iş dosyası olarak sonuçlandığı için bu tür usul soruları büyük ölçüde bölge adliye mahkemesi kararlarıyla şekillenir.

Yetkili Mahkeme: Genel Kural Değil, İfa Yeri — ve Kesin Yetki

Burada iki hüküm karşı karşıya gelir. Çekişmesiz yargının genel yetki kuralı şudur:

6100 sayılı HMK m.384 — Çekişmesiz yargı işlerinde yetki

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu, tevdi yerini ifa yerindeki hâkime bırakmıştır (TBK m.107; hükmün birebir metni ve tevdi hakkının kendisi anahtar teslim tutanağı yazımızdadır). Yargıtay bu çatışmayı, m.384’ün kendi lafzındaki “kanunda aksine hüküm bulunmadıkça” kaydına dayanarak çözer:

“6098 sayılı Kanun’un 107 nci maddesindeki yetki düzenlenmesinin gerek kesin yetki olması gerekse yetkiye ilişkin özel hüküm içermesi nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 384 üncü maddesindeki genel yetki düzenlemesinin istisnası olduğu ve ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır.”

(Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12300, K. 2025/4945, T. 14.04.2025 — yargı yerinin belirlenmesi)

İki pratik sonuç: yetki kesin olduğundan taraflar sözleşmeyle başka bir yer mahkemesini yetkili kılamaz; ve resen gözetildiğinden, yanlış yere yapılan başvuru siz itiraz etmeseniz bile yetkisizlikle karşılaşır.

İfa yeri hangi kurala göre bulunur?

Kararda ifa yerinin TBK m.89’a göre belirleneceği belirtilmiştir. Madde, önce iradeye, sonra borç türüne bakar:

6098 sayılı TBK m.89 — İfa yeri

Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

  1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,

  2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,

  3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde,

ifa edilir.

Sıralama önemlidir: ilk ölçüt sözleşmedir. Sözleşmede bir ifa yeri kararlaştırılmışsa borç türü tartışmasına hiç girilmez.

Anahtar teslimi bakımından dikkat. Yukarıdaki Yargıtay kararı bir para borcu olayına ilişkindir ve ifa yeri m.89’un birinci bendine göre (alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri) belirlenmiştir. Anahtar ise para değil belirli bir şeyin teslimidir; bu nedenle değerlendirme birinci bende göre değil ikinci bende (parça borçları) göre yapılır. Bu yazı, anahtar teslimi için ifa yerinin somut olayda hangi yer olacağına dair bir sonuç ileri sürmez; sözleşmedeki ifa yeri kaydı ve borcun niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulanacak Usul: Basit Yargılama ve Resen Araştırma

6100 sayılı HMK m.385 — Yargılama usulü

Çekişmesiz yargı işlerinde, niteliğine uygun düştüğü ölçüde, basit yargılama usulü uygulanır.

Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir.

İkinci fıkra çekişmeli davalardan belirgin biçimde ayrılır: mahkeme yalnız tarafların sunduğu delillerle bağlı değildir, resen araştırma yapabilir. Bu, talebin gerekçesini ve alacaklının teslim almaktan kaçındığını gösteren belgeleri (yazışma, ihtarname, tutanak) baştan eksiksiz sunmayı daha da önemli kılar.

Kanun Yolu: İki Hafta, Öğrenmeden İtibaren

6100 sayılı HMK m.387 — Kararlara karşı başvuru yolları

Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililer, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde, bu Kanun hükümleri dairesinde istinaf yoluna başvurabilirler.

İki ayrıntı atlanır: süre iki haftadır ve başlangıç ölçütü kararın öğrenilmesidir. Başvuru hakkı, “hukuki yararı bulunan ilgililere” tanınmıştır; yani talepte bulunan dışındaki ilgililer de başvurabilir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Alacaklının teslim almaktan kaçındığını belgeleyin. İhtarname, yazışma veya tutanak; resen araştırma ilkesi sizi belge sunmaktan muaf tutmaz.
  2. İfa yerini belirleyin. Önce sözleşmenize bakın; ifa yeri kararlaştırılmışsa tartışma orada biter (TBK m.89).
  3. Yetkili yerin sulh hukuk mahkemesine başvurun. Görev sulh hukuktadır (HMK m.383); yetki ifa yerine bağlıdır ve kesintir.
  4. Teslim edilecek şeyin niteliğini belirtin. Tevdi yeri, şeyin niteliğine göre belirlenir; ticari mallarda hâkim kararı olmaksızın ardiyeye tevdi imkânı ayrıca düzenlenmiştir.
  5. Kararda gösterilen yere teslim yapın. Kendi seçtiğiniz bir yere bırakmak talebin sonucunu doğurmaz.
  6. Durumu alacaklıya bildirin. Kira ilişkisinde iade borcunun ne zaman sona erdiği bu bildirime bağlanmıştır. Ayrıntısı anahtar teslim tutanağı yazımızdadır.
  7. Karar tarihini ve öğrenme tarihini kaydedin. İstinaf süresi iki haftadır (HMK m.387).

Sık Yapılan Hatalar

  • Asliye ticaret mahkemesine başvurmak. Taraflar tacir olsa da görev sulh hukuktadır (Ankara BAM 13. HD, E. 2024/2041, K. 2024/1827).
  • Kendi oturduğu yer mahkemesine başvurmak. Genel kural budur ama tevdide istisna uygulanır; yetki ifa yerine bağlıdır.
  • Yetkiyi sözleşmeyle değiştirmeye çalışmak. Yetki kesintir; taraf anlaşmasıyla aşılamaz.
  • “Karşı taraf itiraz etmedi” diye rahat olmak. Mahkeme yetkiyi resen gözetir.
  • İfa yerini borç türünden başlatmak. İlk ölçüt sözleşmedir (TBK m.89).
  • Para borcu kuralını her borca uygulamak. Anahtar gibi belirli şey teslimlerinde parça borcu bendi gündeme gelir.
  • Belge sunmayı ihmal etmek. Resen araştırma, ispat çabasının yerine geçmez.
  • İstinaf süresini tebliğden saymak. Süre öğrenmeden itibaren iki haftadır.
  • Mahkemenin gösterdiği yer dışına teslim yapmak. Tevdi, kararda belirlenen yere yapılır.

Özet

  • Tevdi mahalli belirlenmesi bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m.382/2-d-3); uygulamada bu hükme birebir bu biçimde atıf yapılır.
  • Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir (m.383) ve bölge adliye mahkemesi, tarafların tacir olmasının sonucu değiştirmediğini belirtmiştir.
  • Yetki, çekişmesiz yargının genel kuralına değil ifa yerine bağlıdır; Yargıtay bu düzenlemeyi kesin yetki ve genel yetkinin istisnası saymış, resen gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir (5. HD, E. 2024/12300, K. 2025/4945).
  • İfa yeri önce sözleşmeye, sonra borç türüne göre belirlenir (TBK m.89): para borçları alacaklının yerleşim yerinde, parça borçları sözleşme anında borç konusunun bulunduğu yerde.
  • Usul: basit yargılama usulü + resen araştırma (m.385). Kanun yolu: öğrenmeden itibaren iki hafta istinaf (m.387).

Değerlendirme

Kanaatimiz, bu talepte kaybedilen zamanın neredeyse tamamının görev ve yetki aşamasında kaybedildiğidir. Gerekçe, iki kuralın birlikte doğurduğu sonuçtur: görev sulh hukukta olmasına rağmen tarafların tacir olduğu hâllerde iki mahkeme arasında görevsizlik sarkacı kurulabiliyor ve dosya yargı yeri belirlenmesi için bölge adliye mahkemesine gidiyor; yetki ise kesin olduğu ve resen gözetildiği için yanlış yer seçimi, karşı taraf hiç itiraz etmese bile başvuruyu geri çeviriyor.

Bu nedenle önceliklendirme, dilekçenin içeriğinden önce iki satırlık bir kontroldür: talebi sulh hukuk mahkemesine vermek ve yeri ifa yerine göre seçmek. İfa yeri belirlenirken ilk bakılacak yer sözleşmedir; borç türü tartışması ancak sözleşmede ifa yeri kararlaştırılmamışsa gündeme gelir.

Kaynak tabanı bakımından dürüst olmak gerekir: görev sorusundaki dayanağımız bir bölge adliye mahkemesi kararıdır ve tevdi mahalli talepleri değişik iş olarak sonuçlandığından bu alan büyük ölçüde bölge adliye mahkemesi kararlarıyla şekillenmektedir; yetki sorusunda ise elimizde Yargıtay kararı bulunmakla birlikte o karar bir para borcu olayına ilişkindir. Anahtar teslimi gibi belirli şey tesliminde ifa yerinin nasıl belirleneceği, bu yazıda sonuç olarak ileri sürülmemiştir.

Bu yazı bir dava sonucu öngörüsü içermez. Nihai değerlendirme, sözleşmenizi ve alacaklının teslim almaktan kaçındığını gösteren belgelerinizi gören avukat tarafından yapılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tevdi mahalli tayini nedir?

Alacaklı borcu almaktan kaçınır ya da almaya hazır olmazsa, borçlunun teslim edeceği şeyi nereye bırakacağının mahkemeden belirlenmesini istemesidir. Amaç, borçlunun borcundan kurtulmasını sağlamaktır; bu yazı talebin usulünü ele alır.

Tevdi mahalli tayini dava mı?

Klasik anlamda çekişmeli bir dava değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, tevdi mahalli belirlenmesini borçlar hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında sayar (HMK m.382/2-d-3). Bu niteleme görevli mahkemeyi, uygulanacak usulü ve kanun yolunu doğrudan etkiler.

Tevdi mahalli tayininde görevli mahkeme hangisi?

Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m.383). Bölge adliye mahkemesi kararlarında, taraflar tacir olsa dahi tevdi mahalli tayini talebinin sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Taraflar tacirse asliye ticaret mahkemesine mi başvurulur?

Bölge adliye mahkemesi, tarafların tacir olmasının sonucu değiştirmediğini; talebin HMK m.382/2-d-3 uyarınca çekişmesiz yargı işi olduğunu ve m.383 gereği sulh hukuk mahkemesinin görevli bulunduğunu belirterek yargı yerini sulh hukuk mahkemesi olarak saptamıştır.

Hangi yer mahkemesi yetkilidir?

Çekişmesiz yargıda genel kural talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesidir (HMK m.384). Ancak Türk Borçlar Kanunu tevdi yerini ifa yerindeki hâkime bıraktığından, Yargıtay bu düzenlemeyi genel yetkinin istisnası saymıştır.

Tevdi mahallinde yetki kesin yetki mi?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, TBK m.107'deki yetki düzenlemesinin kesin yetki olması ve yetkiye ilişkin özel hüküm içermesi nedeniyle HMK m.384'teki genel yetkinin istisnası olduğunu ve ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

İfa yeri nasıl belirlenir?

Borcun ifa yeri önce tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçları sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m.89).

Anahtar teslimi için tevdi mahalli nerede olur?

Anahtar bir para borcu değil belirli bir şeyin teslimidir; bu nedenle ifa yeri para borçlarına ilişkin bende göre değil, parça borçlarına ilişkin bende göre değerlendirilir (TBK m.89). Somut olayda sözleşmedeki ifa yeri kaydı da belirleyici olabilir; bu nedenle avukata danışılmalıdır.

Tevdi mahalli tayininde hangi yargılama usulü uygulanır?

Çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve aksine hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m.385). Yani mahkeme yalnız tarafların getirdiği delillerle bağlı değildir.

Karara karşı hangi kanun yoluna başvurulur?

Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililer, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir (HMK m.387).

İstinaf süresi tebliğden mi başlar?

Kanun, süreyi kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta olarak düzenler (HMK m.387). Bu, çekişmeli davalardaki tebliğ esaslı sürelerden farklı bir ölçüttür; bu nedenle karardan haberdar olduğunuz tarihi kayda geçirmeniz önemlidir.

Ticari mallar için mahkeme kararı şart mı?

Türk Borçlar Kanunu, ticari malların hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebileceğini öngörür. Bu istisna dışındaki hâllerde tevdi yeri mahkemece belirlenir; ayrıntısı anahtar teslim tutanağı yazımızda ele alınmıştır.

Tevdi yeri pratikte neresi olur?

Uygulamada mahkemeler, tevdi yeri olarak adliyede bulunan bir banka şubesini veya niteliğine uygun bir saklama yerini belirleyebilmektedir. Yer, teslim edilecek şeyin niteliğine göre değişir; kararda gösterilen yere teslim yapılması gerekir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, kira tespiti ve tahliye davalarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Gayrimenkul Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp