Sözleşmeler Hukuku

Müteselsil Sorumluluk Nedir? Doğuşu ve Sonuçları

Müteselsil ne demek, müteselsil sorumluluk nasıl doğar? Alacaklının seçim hakkı, savunma sınırı ve rücu paylaşımını öğrenin.

6 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Aynı borç belgesini birlikte inceleyen üç iş ortağı
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Müteselsil zincirleme demektir. Müteselsil sorumlulukta birden çok borçludan her biri borcun tamamından sorumludur; alacaklı dilediği borçluya, dilediği miktarda başvurabilir ve borcun tamamı ödeninceye kadar hepsinin sorumluluğu sürer. Bu ağır sonuç kendiliğinden doğmaz: ya borçlular tamamından sorumlu olmayı kabul ettiklerini bildirir, ya da kanun öngörür. Ödeyen borçlu, kendi payını aşan kısmı diğerlerinden rücu yoluyla isteyebilir.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir sözleşmeye “müşterek ve müteselsil sorumluluk” kaydı koymanız istendi.
  • Ortağınızın borcu için size tek başınıza icra takibi geldi.
  • Birden çok kişinin sorumlu olduğu bir zararda yalnız size dava açıldı.
  • Borcun tamamını ödediniz ve diğer borçlulardan payını istemek istiyorsunuz.
  • Şirket ortağı ya da yöneticisi olarak müteselsil sorumluluk uyarısı aldınız.

Müteselsillik, ödeme gücü olan tarafı tek başına hedef hâline getirdiğinden sonucu ağırdır; somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Müteselsil Sorumluluk Nasıl Doğar?

Kanun, müteselsilliği istisna olarak kurar; varsayılan değildir:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.162 — Doğuşu

MADDE 162- Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.

Buradan iki kaynak çıkar:

  1. İrade — borçlunun, tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirmesi. Sözleşmelerdeki “müşterek ve müteselsil sorumluluk” kayıtları bu işlevi görür.
  2. Kanun — kanunun doğrudan müteselsillik öngördüğü hâller.

Son cümle bir ispat kuralı gibi işler: müteselsillik varsayılmaz. Böyle bir sorumluluk ileri sürülüyorsa, ya bildirim ya da kanuni dayanak gösterilmelidir.

Alacaklının Seçim Hakkı

Müteselsilliğin asıl gücü buradadır:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.163 — Borçluların sorumluluğu

MADDE 163- Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.

İki sonucu vardır:

  • Alacaklı seçer. Borçlular arasında bir sıra yoktur; alacaklı ödeme gücü en yüksek olana yönelebilir. “Önce diğerine git” savunması kural olarak sonuç doğurmaz.
  • Sorumluluk tam ödemeye kadar sürer. Kısmi tahsil, diğerlerinin sorumluluğunu bitirmez.

Savunma Sınırı: Herkes Kendi Def’ini İleri Sürebilir

Müteselsil borçlunun elindeki savunmalar sınırlıdır ve bu sınırın ihlali kendi başına bir sorumluluk doğurur:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.164 — Borçluların savunmaları

MADDE 164- Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir. Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur.

İki kural birden vardır:

  • Sınır: borçlu, yalnız kendi kişisel ilişkisinden ya da borcun ortak sebebinden doğan savunmaları kullanabilir. Başka bir borçlunun kişisel savunmasını (örneğin onun alacaklıyla yaptığı ayrı bir anlaşmayı) kendi lehine ileri süremez.
  • Yükümlülük: ortak savunmaları ileri sürmemek pasiflik değil, sorumluluk doğuran bir davranıştır. Zamanaşımı gibi ortak bir def’i ileri sürmeyen borçlu, diğerlerine karşı sorumlu olur.

Maddenin bir de tamamlayıcısı vardır: borçlu yalnız kendi savunmalarıyla sınırlı kalmakla kalmaz, diğerlerinin durumunu kötüleştiremez de.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.165 — Borçluların bireysel davranışı

MADDE 165- Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.

⇒ Tek cümlelik bu kural, teselsülün iki yönlü sınırını tamamlar: m.164 borçlunun neyi savunabileceğini, m.165 ise ne yapamayacağını belirler. Örneğin bir borçlunun tek başına yaptığı bir kabul ya da düzenleme, diğerlerinin yükünü kendiliğinden artırmaz; aksi kanunda veya sözleşmede öngörülmüş olmadıkça.

Ödeme ve Kurtuluş

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.166 — Borcun sona ermesi

MADDE 166- Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.

Madde üç ayrı hâl kurar ve üçü farklı sonuç doğurur:

Sona erme biçimiDiğer borçlular ne kadar kurtulur?
İfa veya takasSona eren oranda kendiliğinden kurtulurlar
İfa olmaksızın kurtulma (genel kural)Ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanırlar
İbra sözleşmesi (özel kural)İbra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında kurtulurlar

Üçüncü satır özellikle önemlidir çünkü ikinci satırdaki esnek ölçütün yerine belirli bir oran koyar: alacaklı bir borçluyu ibra ederse, diğerleri onun iç ilişkideki payı kadar borçtan kurtulur. Yani ibra ne tamamen etkisizdir ne de herkesi tümüyle kurtarır. Etkisi paya bağlıdır.

Rücu: İç İlişkideki Paylaşım

Dış ilişkide herkes tamamından sorumludur; ama iç ilişkide durum farklıdır:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.167 — Paylaşım

MADDE 167- Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.

Dış ilişki (alacaklıya karşı)İç ilişki (borçlular arasında)
SorumlulukHer biri tamamındanKural olarak eşit paylarla
Kim seçer?Alacaklı
DayanakTBK m.163TBK m.167

Eşit paylaşım bir varsayılandır: taraflar aksini kararlaştırmışsa ya da aralarındaki ilişkinin niteliği başka bir dağılımı gerektiriyorsa o esas alınır. Kendi payından fazlasını ödeyen borçlunun rücu hakkı buradan doğar.

Ödeyen Borçlu Yalnız “Alacaklı” Olmaz — Halef Olur

Rücu bahsinin en çok atlanan kısmı, ödeyen borçlunun hukuken hangi konuma geçtiğidir:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.168 — Alacaklıya halef olma

MADDE 168- Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.

İki ayrı kural taşır:

KuralPratik sonucu
Ödeyen borçlu, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olurElinde yalnız çıplak bir rücu alacağı değil, alacaklının o orandaki hakları bulunur
Alacaklı, diğerlerinin zararına olarak bir borçlunun durumunu iyileştirirse sonuçlarına katlanırAlacaklının bir borçluyla yaptığı düzenleme, diğerlerinin rücu imkânını zayıflatıyorsa bu risk alacaklıya aittir

⇒ Birinci kural, ödeme yapan borçlunun elini güçlendirir; ikincisi, alacaklının borçlulardan biriyle tek taraflı anlaşarak dengeyi bozmasını engeller. (Halefiyetin kapsamına [hangi hakların ne ölçüde geçtiğine] ilişkin bu yazıda ayrı bir iddia kurulmamıştır.)

Sözleşmeden Doğan Teselsül ile Haksız Fiil Teselsülü Aynı Rücu Rejimine Tabi Değildir

Yukarıdaki m.167 ve m.168, sözleşmeye dayalı müteselsil borçlar içindir. Aynı zarardan sorumluluk haksız fiilden doğuyorsa rücu ayrı bir maddeye tabidir. Hukuk Genel Kurulu ayrımı açıkça kurar:

“6098 sayılı Kanun’un m. 62, sorumluluk hukuku yönünden bir rücu düzeni öngörmüştür. 6098 sayılı Kanun’un 167. maddesi ise, sözleşmeye dayalı müteselsil borçlarda rücu düzenini belirlemiştir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3939, K. 2019/1211, T. 26.11.2019 — BOZULMASINA; karar, olayın tarihi nedeniyle mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.141 ve m.50 ile usul bakımından mülga 1086 sayılı HUMK m.429’a da gönderme yapar — bu göndermeler olayın tarihinden kaynaklanır; alıntılanan ayrım ise doğrudan 6098 sayılı Kanunun m.62 ile m.167’sine ilişkindir ve her iki madde de yürürlüktedir. Mülga hükümlerin bugünkü karşılıklarına dair bu yazıda bir eşleştirme iddiası kurulmamıştır.)

Ayrımın karşı ayağı olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.62, haksız fiil teselsülünde paylaşımı kusurun ağırlığı ve yaratılan tehlikenin yoğunluğu gibi ölçütlere bağlar; m.167 ise sözleşmeye dayalı teselsülde eşit pay varsayımından hareket eder. Yani iki rejimin başlangıç noktası bile aynı değildir.

⇒ Dosyanızda teselsülün kaynağını belirlemek bu yüzden ilk iştir: sözleşmeden mi doğuyor, haksız fiilden mi? Cevap, iç ilişkideki paylaşımın hangi maddeye göre yapılacağını değiştirir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Müteselsilliği varsaymak. Bildirim ya da kanuni dayanak yoksa doğmaz (TBK m.162).
  • “Önce diğerine git” demek. Alacaklının seçim hakkı vardır (TBK m.163).
  • Kısmi ödemeyle kurtulduğunu sanmak. Sorumluluk borcun tamamı ödeninceye kadar sürer (TBK m.163).
  • Ortak def’i ileri sürmemek. Bu, diğer borçlulara karşı sorumluluk doğurur (TBK m.164).
  • Başka borçlunun kişisel savunmasına dayanmak. Savunma kişisel ilişkiyle sınırlıdır (TBK m.164).
  • Rücu hakkını unutmak. Payından fazla ödeyen fazlayı isteyebilir (TBK m.167).
  • İbranın herkesi kurtardığını sanmak. İfa olmaksızın kurtulmada diğerleri ancak durumun elverdiği ölçüde yararlanır (TBK m.166).

Özet

  • Müteselsil sorumlulukta her borçlu borcun tamamından sorumludur.
  • Kaynağı irade bildirimi ya da kanundur; varsayılmaz (TBK m.162).
  • Alacaklı seçer; sorumluluk borcun tamamı ödeninceye kadar sürer (TBK m.163).
  • Borçlu yalnız kendi ya da ortak def’ilerini ileri sürebilir; ortak def’i ileri sürmemek sorumluluk doğurur (TBK m.164).
  • İfa veya takasla sona erme diğerlerini o oranda kurtarır; ibra ise onları ibra edilenin iç ilişkideki payı oranında kurtarır (TBK m.166).
  • İç ilişkide kural eşit paylaşım; fazla ödeyen rücu edebilir (TBK m.167).

İlgili yazılar: Kefalet Sözleşmesi · Sözleşme Nedir · Adi Ortaklık · Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu · Alacağın Temliki

Sıkça Sorulan Sorular

Müteselsil ne demek?

Müteselsil, zincirleme demektir. Müteselsil borçlulukta birden çok borçlunun her biri alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur; alacaklı dilediğine, dilediği miktarda başvurabilir.

Müteselsil sorumluluk nasıl doğar?

İki yoldan doğar. Ya borçlular alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiklerini bildirir, ya da kanun bunu öngörür. Böyle bir bildirim yoksa müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar (TBK m.162).

Alacaklı borçlulardan sadece birine başvurabilir mi?

Evet. Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir (TBK m.163). Seçim hakkı tamamen alacaklıdadır.

Borçlulardan biri öderse diğerleri kurtulur mu?

Ödediği oranda kurtulurlar. Borçlulardan biri ifa veya takasla borcun tamamını ya da bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur (TBK m.166).

Borçluların sorumluluğu ne zaman biter?

Borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder (TBK m.163). Kısmi ödeme sorumluluğu sona erdirmez, yalnız ödenen oranda azaltır.

Müteselsil borçlu her savunmayı ileri sürebilir mi?

Hayır. Ancak alacaklıyla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def'i ve itirazları ileri sürebilir (TBK m.164). Diğer borçlunun kişisel savunmasını kullanamaz.

Ortak savunmayı ileri sürmezse ne olur?

Sorumlu olur. Kanun açıktır: müteselsil borçlulardan biri ortak def'i ve itirazları ileri sürmezse diğerlerine karşı sorumlu olur (TBK m.164).

Ödeyen borçlu diğerlerinden isteyebilir mi?

Evet, buna rücu denir. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır (TBK m.167).

İç ilişkide paylar nasıl belirlenir?

Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçluların her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur (TBK m.167).

Müteselsil sorumluluk ile kefalet aynı şey mi?

Hayır. Kefalette kefil, asıl borçlunun borcunu güvence altına alır ve kefaletin kendi geçerlilik şartları vardır. Müteselsil borçlulukta ise her borçlu doğrudan ve tamamından sorumludur.

Sözleşmede yazmıyorsa müteselsil sorumluluk var mıdır?

Kural olarak hayır. Borçluların bildirimi yoksa müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar (TBK m.162). Yani müteselsillik varsayılmaz, dayanağı gösterilmelidir.

Alacaklı bir borçluyu ibra ederse diğerleri ne olur?

Kanun ibra için özel bir oran koyar: alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK m.166). Yani ibra ne etkisizdir ne de herkesi tümüyle kurtarır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Sözleşmelerin hazırlanması ve sona ermesi ile sözleşmeye aykırılıktan doğan davaları yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp