
İçindekiler 12
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Ticari Defterler Ne Zaman Delil Olur?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Defterlerin İbrazı Hangi Davalarda İstenebilir? Önce “Ticari Dava” Sorusu
- Lehine Delil Olmanın Şartları: Usulüne Uygunluk ve Karşılıklı Doğrulama
- Karşı Taraf Defterini İbraz Etmezse Ne Olur?
- Tamamlayıcı Yemin: Lehe Delilin Son Aşaması
- Usulsüz Tutulan Defter Sahibi Aleyhine Delil Olur
- Karşı Taraf Tacir Değilse
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Ticari defterler, HMK m.222 uyarınca ticari davalarda hem sahibi lehine hem de aleyhine delil olabilir. Usulüne uygun tutulmuş, açılış-kapanış onaylı ve kendi içinde tutarlı defter kayıtları; karşı tarafın defterleriyle çelişmiyorsa ve gerektiğinde tamamlayıcı yeminle desteklenirse sahibi lehine kesin delil sayılır. Onaysız veya çelişkili defterler ise doğrudan sahibi aleyhine delil olur.
Bu Durumda mısınız?
- Tacirsiniz; karşı taraf ticari alacağınızı reddediyor ve ticari defterlerinizin mahkemede delil olarak kabul edilip edilmeyeceğini merak ediyorsunuz.
- Karşı taraf sizden bir bedel talep ediyor ve kendi ticari defterlerine dayanıyor; bu defterlerin sizin aleyhinize delil sayılıp sayılmayacağını öğrenmek istiyorsunuz.
- Ticari defterlerinizin açılış veya kapanış onayını zamanında yaptırmadınız; bunun dava sürecinde ne anlama geldiğini bilmek istiyorsunuz.
- Karşı taraf, mahkemenin ibraz kararına rağmen ticari defterlerini sunmaktan kaçınıyor; bunun ispat yükü üzerindeki etkisini merak ediyorsunuz.
- Tacir olmayan bir kişi olarak, karşı tarafın (tacirin) ticari defterlerine karşı ne yapabileceğinizi öğrenmek istiyorsunuz.
Bu senaryoların her birinde uygulanacak kural ve sonuç farklıdır; somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Ticari Defterler Ne Zaman Delil Olur?
Ticari defterler, ticari davalarda mahkemenin resen veya taraf talebiyle inceleyebileceği bir delildir (HMK m.222/1). Usulüne uygun tutulmuş, kanuna göre eksiksiz, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve kendi içinde birbirini doğrulayan defter kayıtları delil olarak kabul edilir; bu şartlar sağlanmazsa defterler değerlendirmeye dahi alınmayabilir ya da doğrudan sahibi aleyhine döner.
Yargıtay, bu çerçeveyi bir kararında şöyle özetlemiştir:
“Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK’nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.”
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/5327, K. 2021/5363, T. 24.06.2021 — bozma)
Görüldüğü gibi HMK m.222, tek bir kuraldan değil birbirine bağlı üç fıkradan oluşan bir sistemden ibarettir: ibraz kararı (1. fıkra), delil olma şartı (2. fıkra) ve lehe delil olma şartı (3. fıkra). Bu üçü ayrı ayrı sağlanmadıkça ticari defterler tek başına ispat aracı olmaz. Bu tür uyuşmazlıklar tacirler arasında görülen ticari davalar kapsamında asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülür.
Dayandığı Kanun Maddeleri
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.222 — Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.”
“(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.”
“(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.”
“(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.”
“(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.”
Maddenin sistematiği şöyledir: birinci fıkra mahkemenin ibraz kararı verme yetkisini, ikinci fıkra defterin genel olarak delil sayılma şartını (usulüne uygunluk + onay + iç tutarlılık), üçüncü fıkra defterin sahibi lehine delil sayılma şartını (karşı tarafın defterleriyle uyum veya karşı tarafın ibraz etmemesi), dördüncü fıkra usulsüzlüğün sonucunu (sahibi aleyhine delil) ve beşinci fıkra tacir olmayan tarafın durumunu düzenler. Üçüncü fıkraya 2020 yılında 7251 sayılı Kanun’la eklenen cümle, karşı tarafın defterinin ilgili konuda hiç kayıt içermemesi hâlini de lehe-delil şartlarına dahil etmiştir.
Defter tutma yükümlülüğünün kaynağı ayrı bir maddededir — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.64/1:
“MADDE 64 - (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.”
TTK m.64’ün üçüncü fıkrasındaki bir cümle (noter onayına ilişkin ayrı bir usul detayı) 2018’de 7099 sayılı Kanun’la mülga edilmiştir; yukarıda alıntılanan birinci fıkra bundan etkilenmemiştir ve yürürlüktedir.
Bir ticari defter kaydının delil olarak kullanılabilmesi için önce elde bulunması gerekir. Ticari defter ve dayanak belgelerin saklama süresini TTK m.82 düzenler:
“(5) Birinci fıkranın (a) ilâ (d) bentlerinde öngörülen belgeler on yıl saklanır.”
Bu hüküm, ticari defter ve dayanak belgelerin on yıl saklanmasını zorunlu kılar; süre, son kaydın yapıldığı veya belgenin düzenlendiği takvim yılının bitişiyle başlar.
Defterlerin İbrazı Hangi Davalarda İstenebilir? Önce “Ticari Dava” Sorusu
Ticari defterlerin delil olarak devreye girebilmesi, uyuşmazlığın ticari dava sayılmasına bağlıdır; bu niteleme ise HMK’da değil, TTK’da yapılır:
6102 sayılı TTK m.4/1 — Ticari davalar (giriş cümlesi)
Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
Madde iki ayrı yol gösterir: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olmak (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın maddede sayılan kaynaklardan doğmak (mutlak ticari dava). Bir uyuşmazlık bu iki yoldan birine giriyorsa ticari dava sayılır, asliye ticaret mahkemesinde görülür ve ticari defterlerin ibrazına ilişkin usul burada işler. Ticari sayılmayan bir davada ise defterler, aşağıda ele alınan “karşı taraf tacir değilse” başlığındaki sınırlı çerçeveye tabidir.
Lehine Delil Olmanın Şartları: Usulüne Uygunluk ve Karşılıklı Doğrulama
Ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil sayılabilmesi, yalnızca kendi defterinin usulüne uygun tutulmuş olmasına bağlı değildir. HMK m.222/3 uyarınca ayrıca karşı tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların bunlarla çelişmemesi, ilgili konuda hiç kayıt içermemesi ya da karşı tarafın defterini hiç ibraz etmemesi gerekir; aksi hâlde defter tek taraflı bir beyandan öteye geçmez.
Uygulamada bu, önce defterin kendi içinde usulüne uygunluğunun (açılış ve kapanış onaylarının varlığı, kayıtların birbirini doğrulaması), ardından karşı tarafın aynı şartlara uygun defterleriyle çelişmemesinin aranması demektir. Bu şartları taşımayan bir defter, bilirkişi incelemesinde usulsüz bulunduğunda sahibinin lehine hükme dayanak olamaz; kayıtların aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatı da bu delil değerini ortadan kaldırır.
Karşı Taraf Defterini İbraz Etmezse Ne Olur?
Karşı taraf, usulüne uygun tutulmuş defterini ibraz etmekten kaçınırsa veya elinde hiç defter yoksa, defterleri usulüne uygun olan tarafın kayıtları karşı taraf aleyhine delil olarak kullanılabilir. Bu ilke bugün HMK m.222/3’te “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” ibaresiyle düzenlenmektedir; karşı tarafın sessiz kalması veya defter göstermemesi kendi aleyhine dönen bir sonuç doğurur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aynı ilkeyi mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde verdiği bir kararında şöyle ifade etmiştir; alıntıdaki 6762 sayılı Kanun atfı mülga döneme aittir, güncel karşılığı yukarıdaki HMK m.222/3’tür:
“6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 86. maddesine göre, taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da, diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyid eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhine delil olur. Defterler usulüne uygun tutulmamış dahi olsa aleyhine delil teşkil edeceği kuşkusuzdur.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/19-426, K. 2011/516, T. 13.07.2011 — bozma)
Tamamlayıcı Yemin: Lehe Delilin Son Aşaması
Ticari defter kayıtları usulüne uygun olsa ve karşı tarafın defterleriyle çelişmese dahi, mahkeme son aşamada defter sahibine tamamlayıcı yemin teklif edebilir. Sahibi bu yemini ederse mahkeme yeminle bağlıdır ve defter kaydı artık kesin delil hâline gelir; ancak kayıtlara dayanak yapılan belgelerin de kayıtları doğrulaması aranır.
Aynı Hukuk Genel Kurulu kararı, yeminin bu tamamlayıcı işlevini açıkça ortaya koyar:
“Defter sahibi, mahkemenin kendisine verdiği tamamlayıcı yemini ederse mahkeme bu yemin ile bağlıdır. Yani ticari defterdeki kayıt sahibi lehine kesin delil teşkil eder. Ancak, defterdeki kayıtlara dayanak yapılan belgelerin de kayıtları doğrulaması gerekir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/19-426, K. 2011/516, T. 13.07.2011 — bozma)
Usulsüz Tutulan Defter Sahibi Aleyhine Delil Olur
HMK m.222/4 açıkça öngörür: açılış veya kapanış onayı bulunmayan ve kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defterler, sahibi lehine değil aleyhine delil olur. Usulsüzlük, defter sahibinin iddiasını güçlendirmez; tam tersine, karşı tarafın elinde kullanılabilecek, bilirkişi incelemesiyle de doğrulanabilecek bir delile dönüşür ve alacak iddiasının reddine yol açabilir.
Bilirkişi incelemesinde defter kayıtlarının hatalı, açılış veya kapanış onaylarının eksik ya da kayıtların birbirini doğrulamaz nitelikte olduğu tespit edildiğinde, defter sahibinin alacak iddiası salt bu defterlere dayanarak ispatlanmış sayılmaz; aksine bu kayıtlar sahibinin aleyhine değerlendirilebilir.
Karşı Taraf Tacir Değilse
HMK m.222/5, uyuşmazlığın taraflarından biri tacir olmasa dahi uygulanabilecek bir kural öngörür: tacir olmayan taraf, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtebilir. Bu durumda tacir taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır; yani ibrazdan kaçınmanın sonucu, tacir olmayan taraf lehine dahi işleyebilir.
Bu, HMK m.222’nin yalnızca “iki tacir arasındaki” davalarla sınırlı olmadığını, tek tarafın tacir olduğu ticari davalarda da uygulama alanı bulduğunu gösterir.
Sık Yapılan Hatalar
- Ticari defterlerin “otomatik” kesin delil olduğunu düşünmek. Usulsüzlük veya karşı tarafın defterleriyle çelişki hâlinde defterler sahibi lehine değil aleyhine döner (HMK m.222/4).
- Karşı tarafın defterine hiç bakmadan yalnız kendi defterine dayanmak. HMK m.222/3, lehe delil olma şartı olarak karşı tarafın defterleriyle uyumu da arar.
- Tamamlayıcı yeminin gerekmediğini varsaymak. Mahkeme, diğer şartlar sağlansa dahi son aşamada resen yemin teklif edebilir; yeminden kaçınmak aleyhe değerlendirilebilir.
- Açılış/kapanış onaylarını (TTK m.64) zamanında yaptırmamak. Onay eksikliği yalnızca şekli bir kusur değildir; HMK m.222/4 gereği ispat gücünü doğrudan tersine çevirir.
- On yıllık saklama süresini (TTK m.82/5) doldurmadan belge ve defterleri imha etmek. Elde bulunmayan defter, ibraz edilemez ve delil olarak kullanılamaz.
- Tacir olmayan tarafın, tacirin defterlerine karşı hiçbir imkânı olmadığını sanmak. HMK m.222/5, tacir olmayan taraf lehine de ibraz zorunluluğu doğurabilir.
Özet
- HMK m.222, ticari defterlerin ticari davalarda hem lehe hem aleyhe delil olabileceğini düzenler; mahkeme ibrazına resen veya talep üzerine karar verebilir (222/1).
- Lehe delil olmanın şartları: usulüne uygunluk + açılış-kapanış onayı + defter kayıtlarının kendi içinde tutarlılığı + karşı tarafın defterleriyle uyum veya karşı tarafın ibrazdan kaçınması (222/2-3).
- Onaysız veya çelişkili defterler sahibi aleyhine delil olur (222/4).
- Mahkeme, lehe delil şartları sağlansa dahi son aşamada tamamlayıcı yemin teklif edebilir; yemin edilirse mahkeme bununla bağlıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/19-426, K. 2011/516).
- Tacir olmayan taraf karşısında da tacirin defterleri delil olabilir; tacirin ibrazdan kaçınması tacir olmayan taraf lehine sonuç doğurabilir (222/5).
- Defter tutma yükümlülüğü TTK m.64’te, saklama süresi (on yıl) TTK m.82/5’te düzenlenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ticari defterler mahkemede kesin delil midir?
Ticari defterler yalnızca HMK m.222'deki şartlar (usulüne uygunluk, açılış-kapanış onayı, kayıtların birbirini doğrulaması) sağlandığında kesin delil sayılabilir. Şartlar sağlanmazsa defterler ya hiç dikkate alınmaz ya da HMK m.222/4 gereği doğrudan sahibi aleyhine delil olur; "otomatik" kesinlik yoktur.
Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için hangi şartlar aranır?
HMK m.222/2-3 uyarınca defterlerin usulüne uygun tutulmuş, açılış-kapanış onaylı ve kendi içinde tutarlı olması yetmez; ayrıca karşı tarafın aynı şartlara uygun defterlerindeki kayıtların bunlarla çelişmemesi, ilgili konuda hiç kayıt içermemesi veya karşı tarafın defterini hiç ibraz etmemesi de gerekir.
Karşı taraf ticari defterini ibraz etmezse ne olur?
Karşı taraf usulüne uygun tutulmuş defterini ibrazdan kaçınırsa, defterleri usulüne uygun olan tarafın kayıtları karşı taraf aleyhine delil olarak değerlendirilebilir. Bu ilke HMK m.222/3'te "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" ibaresiyle düzenlenmiştir; Yargıtay içtihadında da aynı sonuç benimsenmiştir.
Tamamlayıcı yemin nedir, ne zaman istenir?
Ticari defter kayıtları lehe delil şartlarını taşısa dahi mahkeme, son aşamada defter sahibine tamamlayıcı yemin teklif edebilir. Sahibi bu yemini ederse mahkeme yeminle bağlanır ve defter kaydı kesin delil hâline gelir; yeminden kaçınma ise aleyhe değerlendirilebilir.
Usulsüz tutulan ticari defter delil olarak kullanılabilir mi?
Hayır, sahibi lehine kullanılamaz. HMK m.222/4 açıkça öngörür ki açılış veya kapanış onayı bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi lehine değil aleyhine delil olur; usulsüzlük iddiayı güçlendirmez, zayıflatır.
Açılış ve kapanış onayı olmayan defter ne olur?
Açılış veya kapanış onayı bulunmayan ticari defter kayıtları, HMK m.222/4 gereği sahibi lehine delil olma niteliğini kaybeder ve sahibi aleyhine delil sayılır. Onay eksikliği yalnızca şekli bir kusur değildir; ispat gücünü doğrudan tersine çevirir.
Ticari defterler ne kadar süre saklanmalıdır?
TTK m.82/5 uyarınca ticari defterler, envanterler, mali tablolar ve dayanak belgeler on yıl saklanır. Saklama süresi, ticari defterlere son kaydın yapıldığı veya ilgili belgenin düzenlendiği takvim yılının bitişiyle başlar (TTK m.82/6).
Tacir olmayan biri, tacirin ticari defterlerine karşı ne yapabilir?
HMK m.222/5 uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtebilir. Bu durumda tacir karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Hangi davalarda ticari defterlerin ibrazı istenebilir?
HMK m.222/1 uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari dava niteliği TTK m.4 ve m.5'e göre belirlenir ve bu davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Ticari defterlerdeki lehe ve aleyhe kayıtlar ayrılabilir mi?
Hayır. HMK m.222/3'ün son cümlesi, şartlara uygun tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağını öngörür. Taraf, kendi defterinden yalnızca lehine olan kaydı seçip aleyhine olanı göz ardı edemez.
İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku
← Tüm makaleler