
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Asliye Ticaret Mahkemesi Nedir?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Mutlak Ticari Dava mı, Nispi Ticari Dava mı?
- Dava Açmadan Önce: Arabuluculuk Dava Şartı
- Asliye Ticaret Mahkemesi Bulunmayan Yerde Hangi Mahkeme Görevli?
- Tek Hâkim mi, Heyet mi Bakar?
- Yanlış Mahkemede Dava Açılırsa Ne Olur?
- Görevsizlik Kararı Çıktı — Şimdi Ne Olacak? İki Haftalık Süre (HMK m.20)
- Süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- İkinci eşik: 2020’de iki haftalık sürenin başlangıcı değişti
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Asliye ticaret mahkemesi, Türk Ticaret Kanunu’nun ticari saydığı davalara (değerine bakılmaksızın) bakan ihtisas mahkemesidir. Görev alanı iki eksende belirlenir: kanunun doğrudan ticari saydığı mutlak ticari davalar ile her iki tarafın da tacir olduğu nispi ticari davalar. Konusu bir miktar para olan bazı taleplerde, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; aksi hâlde dava usulden reddedilir.
Bu Durumda mısınız?
- Şirketinizin bir sözleşmeden doğan alacağı için dava açacaksınız, hangi mahkemeye başvuracağınızı bilmiyorsunuz.
- Ortağı olduğunuz şirketin genel kurul kararını iptal ettirmek istiyorsunuz.
- Şirket müdürünün veya yöneticisinin şirkete verdiği zarar nedeniyle sorumluluk davası açmayı düşünüyorsunuz.
- Ortaklıktan çıkarılmak istendiniz ya da haklı sebeple fesih yoluna gitmeyi değerlendiriyorsunuz.
- Davanızı asliye hukuk mahkemesinde açtınız, karşı taraf “görevsizlik” itirazında bulundu.
- Elinize bir görevsizlik kararı geçti; dosyanın görevli mahkemeye nasıl ve hangi sürede taşınacağını bilmiyorsunuz.
- Bulunduğunuz ilçede asliye ticaret mahkemesi yok, davayı nereye açacağınızı merak ediyorsunuz.
- Dava açmadan önce arabulucuya gitmeniz gerekip gerekmediğini bilmiyorsunuz.
Aşağıdaki bilgiler genel bir çerçeve sunar; somut dosyanızın hangi dava türüne girdiği ve hangi mahkemede açılması gerektiği, olayın niteliğine göre değişir.
Asliye Ticaret Mahkemesi Nedir?
Kanun, görevi doğrudan tanımlar:
TTK m.5/1 — Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler
Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Yani asliye ticaret mahkemesi, konusu ne olursa olsun, dava değeri ne kadar düşük ya da yüksek olursa olsun, ticari sayılan davalara bakar. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi kurulmuşsa, o yerdeki asliye hukuk mahkemesinin görev alanına giren ama TTK m.4 uyarınca ticari sayılan davalar da asliye ticaret mahkemesinde görülür. Bulunduğunuz yerde asliye ticaret mahkemesi yoksa ne olacağını aşağıda ayrı başlıkta ele alıyoruz.
Dayandığı Kanun Maddeleri
Bir davanın “ticari dava” sayılıp sayılmadığı, dolayısıyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olup olmadığı TTK m.4’e göre belirlenir:
TTK m.4/1 — Ticari işler
Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
TTK m.4’ün ikinci fıkrası, ayrıca ticari davalarda usul hükümlerine ve dava değeri düşük davalarda basit yargılama usulüne değinir:
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.
Buradaki bir milyon TL’lik taban, her yıl Vergi Usul Kanunu’ndaki yeniden değerleme oranınca güncellenir; kanun metnindeki nominal rakam bu yüzden güncel eşiği tek başına göstermez.
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin niteliği ise TTK m.5’te düzenlenir:
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.
Bu görev ilişkisinin kamu düzeninden olduğu ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda açıkça belirtilir:
HMK m.1 — Görevin belirlenmesi ve niteliği
Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.
Ticari sayılmayan uyuşmazlıklarda ise genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir:
HMK m.2 — Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bir davanın ticari sayılmasının sonucu yalnızca görevli mahkemenin değişmesi değildir; ticari hükümlere bağlanan zamanaşımı süreleri de tarafların tasarrufuna kapalıdır:
TTK m.6 — Zamanaşımı
Ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile değiştirilemez.
Hüküm, sürenin kısaltılmasını da uzatılmasını da aynı ölçüde kapsar. Maddede yön ayrımı yapılmamıştır; yasağın istisnası ancak kanunun kendisinin aksini düzenlediği hâllerdir. Bu nedenle ticari bir sözleşmedeki “taraflar zamanaşımı süresini … olarak kararlaştırmıştır” biçimindeki kayıtlar, dayandıkları süre ticari bir hükümden geliyorsa geçerlilik taşımaz.
Mutlak Ticari Dava mı, Nispi Ticari Dava mı?
Bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğini anlamak için önce ticari dava türünü belirlemek gerekir. Yargıtay bu ayrımı yerleşik biçimde ikiye böler:
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari sayılan davalar (mutlak ticarî davalar) ile ticarî sayılması için en azından bir ticarî işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki taraf için de ticarî sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır. (Ticari Dava, s.8-9 Dr. Levent Börü- İlker Koçyiğit, Ankara 2013). Mutlak Ticarî Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticarî davadır. Örneğin; acentelikle ilgili davalar, deniz ticaretine ilişkin davalar, sigorta hukuku ile ilgili davalar, taşınır rehni karşılığında ödünç verme işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağından kaynaklanan davalar, yayım sözleşmesine ilişkin davalar, kredi mektubu ve kredi emrinden doğan davalar, alım satım komisyonuyla ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar, fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan davalar, borsa, sergi, pazarlar ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ve nihayet bankalara ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar mutlak ticarî davalardır. Bundan başka; özel kanun hükümleri gereği ticarî sayılan davalar da bulunmaktadır. Örneğin; Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesi gereğince bu kanundan kaynaklanan davalar, İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan iflasa ilişkin tüm davalar da mutlak ticarî dava sayılmaktadır. Nispi ticari dava ise; tarafları tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2013/4027, K. 2014/3396, T. 16.05.2014 — bozma)
Nispi ticari davanın uygulamada nasıl belirlendiğini gösteren bir başka karar, iki tarafın da tacir olduğu ve dava konusu havalenin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu bir uyuşmazlıkta şu tespiti yapar:
Somut uyuşmazlıkta; her iki taraf da tacir olup dava tarafların ticari işletmeleriyle ilgilidir. Yukarıda da belirtildiği üzere, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılacağından, eldeki davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine aittir.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3504, K. 2022/9202, T. 06.12.2022 — bozma)
Kısacası: taraflardan biri tacir değilse ya da uyuşmazlık bir ticari işletmeyle bağlantılı değilse, dava nispi ticari dava sayılmaz ve asliye ticaret mahkemesinin görevi bu sebeple doğmaz. Dava genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Dava Açmadan Önce: Arabuluculuk Dava Şartı
Bazı ticari davalarda mahkemeye gitmeden önce atlanmaması gereken bir aşama vardır:
TTK m.5/A — Dava şartı olarak arabuluculuk
Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
Bu şart yalnızca para talebi içeren ticari davalar için geçerlidir; genel kurul kararının iptali gibi para alacağı içermeyen taleplerde aranmaz. Yakın tarihli bir Hukuk Genel Kurulu kararı, bu ayrımı şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı bir tazminat talebi üzerinden şöyle uygular:
Bu itibarla, dava dışı şirkete karşı genel kurul kararları aleyhine batıl olduklarının tespiti, bu kabul edilmezse iptali talebi ile davalı şirket yöneticilerine yönelik yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat isteminin aynı davada talep edildiği, taleplerin aynı şahıslara yönelik olmadığı ve yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada dava şartı arabuluculuğa başvuru gerçekleştirilmeden dava açıldığı sabit olup bu hâliyle davanın açılışında davaların yığılmasından bahsedilemeyeceğinden, her bir davanın ayrı ayrı görülmesi ve her bir dava yönünden dava şartlarının ayrı ayrı gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında; eldeki davanın tefrikiyle dava şartı arabulucuğa başvurulmamış olması gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yönündeki direnme kararı yerindedir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/40, K. 2025/689, T. 05.11.2025 — onama)
Yani genel kurul kararının batıl/iptal edildiğinin tespiti talebi arabuluculuğa tabi değilken, aynı davada yer alan ve şirket yöneticisinden tazminat istenen kısım (ayrı bir dava olarak ele alındığında) arabuluculuk dava şartına tabidir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir; bu dava şartı sonradan tamamlanabilir nitelikte değildir.
Sürecin işleyişi — ticari davalara özgü altı haftalık süre (genel süre olan üç hafta değil), son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunluluğu, yetkili arabuluculuk bürosu ile yetki itirazı ve ilk toplantıya katılmamanın yargılama giderlerine etkisi; ayrı bir yazıda ele alınmıştır: ticari davalarda zorunlu arabuluculuk.
Asliye Ticaret Mahkemesi Bulunmayan Yerde Hangi Mahkeme Görevli?
Türkiye’deki her ilçede asliye ticaret mahkemesi kurulmuş değildir. Bu durumda ticari dava görevsiz bir mahkemede açılmış sayılmaz; kanun bunun için ayrı bir kural koyar. Hukuk Genel Kurulu bu istisnayı şöyle özetler:
Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK’nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2630, K. 2019/328, T. 21.03.2019 — bozma)
Pratik sonucu şudur: asliye ticaret mahkemesi bulunmayan bir yerde ticari davanız varsa, asliye hukuk mahkemesine dava açarsınız ve bu mahkeme davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla kendisi bakmaya devam eder; ayrıca bir yerdeki asliye ticaret mahkemesine gönderme yapılmaz.
Tek Hâkim mi, Heyet mi Bakar?
Asliye ticaret mahkemeleri kural olarak tek hâkimlidir. Ancak bazı önemli konularda ve belirli bir dava değerinin üzerindeki uyuşmazlıklarda heyet hâlinde karar verilir. Bu ayrım TTK’da değil, mahkemelerin kuruluşunu düzenleyen 5235 sayılı Kanun’da yer alır:
5235 sayılı Kanun m.5 — Hukuk mahkemelerinin kuruluşu
Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri bir milyon Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;
Aynı fıkra, dava değerine bakılmaksızın heyet hâlinde görülecek işleri dört bent hâlinde sayar. Bunlardan ilk ikisi iflas-konkordato işleri ile TTK’da hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işlerdir; dördüncüsü tahkim yargılamasına ilişkin bazı davalardır. Bu silonun konusuna en yakın olan üçüncü bent ise şudur:
- Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,
Bu bentte sayılan dava türlerinin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetçe yürütülür. Sayılan bu konular dışında kalan uyuşmazlıklarda ise kural yeniden tek hâkimliğe döner:
Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır.
Buradaki bir milyon TL’lik parasal sınır da TTK m.4/2’deki basit yargılama usulü eşiği gibi her yıl yeniden değerleme oranınca güncellenir; ikisi ayrı amaçlara hizmet eden ayrı eşiklerdir, birbirine karıştırılmamalıdır.
Yukarıdaki üçüncü bent, bu silonun ayrı yazılarında derinleştirdiğimiz konuların ortak paydasıdır: genel kurul kararlarının iptali ve butlanı, yönetim organı üyelerinin (yöneticinin) sorumluluğu, organların azli ve şirketin feshi-infisahı-tasfiyesi. Bu dava türlerinin hepsi, dava değerine bakılmaksızın heyet hâlinde görülür. Konuya göre ayrıntılı yazılarımız: genel kurul kararının iptali davası (şartlar ve süre), şirketin haklı sebeple feshi (TTK m.531), limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma ve şirket yöneticisinin sorumluluğu (TTK 553).
Ticaret hukukunun temel kavram, kurum ve sözleşmeleri için de ayrı yazılarımız bulunuyor: tacir kimdir ve tacir olmanın sonuçları, anonim şirket nedir, sermaye kaybı ve borca batıklık (TTK 376), yönetim kurulu üyesinin işlem ve rekabet yasağı, ticari defterlerin delil niteliği (HMK 222), franchise sözleşmesi, acentelik sözleşmesi ile bayilik, tek satıcılık ve distribütörlük sözleşmesi.
Ticari alacak, fatura ve cari hesap. Ticari ilişkinin para tarafına ilişkin yazılar: faturaya itiraz ve TTK 21’deki sekiz günlük süre, cari hesap sözleşmesi (yazılı şekil şartı, bakiye ve beş yıllık zamanaşımı), çek ibraz süresi ve teminat tarafında ticari işletme rehni: eski Ticari İşletme Rehni Kanunu yürürlükten kaldırıldığından bugün Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu uygulanır.
Ortaklık ilişkisinin kurulması ve sona ermesi. Hisse devir sözleşmesi, şirket ortaklığından ayrılma sonrası sorumluluk (kamu borcu, şahsi kefalet ve sicil kaydı ayrı ayrı işler), şirket türleri ve limited şirket nedir.
İlgili diğer silolar. Ticaret unvanı ve iltibas ekseninde haksız rekabet ve ticaret unvanında iltibas; taşıma hukukunda CMR; yatırım ve teşvik yapılarında serbest bölge, teknopark ve OSB.
Yanlış Mahkemede Dava Açılırsa Ne Olur?
Asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu bir yerde ticari bir dava yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde açılmışsa (ya da tersi), sonuç taraflardan birinin itiraz edip etmemesine bağlı değildir; çünkü görev kamu düzenindendir:
Görüldüğü üzere, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Kanun’da 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak, iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınır.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3504, K. 2022/9202, T. 06.12.2022 — bozma)
Dava istinaf aşamasına geldiğinde, bölge adliye mahkemesi işin esasını incelemeye girmez; kararı kaldırıp dosyayı görevli mahkemeye gönderir. Aynı karar bunu şöyle bağlar:
Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken; bu husus göz ardı edilerek ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden davanın esası hakkında yazlı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3504, K. 2022/9202, T. 06.12.2022 — bozma)
Bu sonucun kanuni dayanağı da açıktır:
HMK m.353/1-a/3 — Duruşma yapılmadan verilecek kararlar
Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)
Bir üst başlıkta açıkladığımız istisnayı burada tekrar hatırlatmakta fayda var: bulunduğunuz yerde asliye ticaret mahkemesi yoksa, asliye hukuk mahkemesine dava açmış olmanız görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; yukarıdaki sonuç yalnızca asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu yerlerde davanın yanlış mahkeme türünde açılması hâlinde geçerlidir.
Görevsizlik Kararı Çıktı — Şimdi Ne Olacak? İki Haftalık Süre (HMK m.20)
Görevsizlik kararı davanın sonu değildir, ama kendiliğinden de devam etmez. Bu aşamada dosyayı kaybettiren en sessiz kural budur: dosyayı görevli mahkemeye taşımak tarafın işidir ve süreye bağlıdır.
6100 sayılı HMK m.20/1 — Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler
kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.
Sürenin başlangıcı karara göre değişir: karar verildiği anda kesinse tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren iki hafta.
Başvuru dilekçesi hangi mahkemeye verilir sorusunun cevabı da maddede: kararı veren mahkemeye — yani görevsizlik kararını veren asliye hukuk (ya da asliye ticaret) mahkemesine. Dosyayı kendiniz taşımazsınız; talebiniz üzerine gönderilir ve devamı kanunen kendiliğinden yürür:
6100 sayılı HMK m.20/2
Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.
Süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir
İki hafta kaçırılırsa dava açılmamış sayılır — yani zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından hiç açılmamış gibi sonuç doğurur. Bu, tarafın itiraz etmesine bağlı bir sonuç değildir:
“HMK’nun 20. maddesinde öngörülen iki haftalık süre, hak düşürücü nitelikte olup; mahkemece, kendiliğinden gözetilmesi gerekir.”
(Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/18724, K. 2014/3476, T. 27.02.2014 — bozma)
Kural olarak görev bir dava şartıdır (HMK m.114/1-c); mahkemenin görevli olmaması davayı usulden düşürür. HMK m.20 ise bu düşüşün ardından dosyayı yaşatmanın tek yolunu ve süresini gösterir. Görevsizlik kararı elinize geçtiğinde yapılacak ilk iş, kararın kesinleşme rejimine göre iki haftanın hangi günden başladığını takvime işlemektir.
Ticari davalarda ek bir tuzak vardır: dava arabuluculuk dava şartına tabiyse ve arabuluculuk hiç yapılmamışsa, dosya görevli mahkemeye gitse bile dava bu kez dava şartı yokluğundan reddedilir. Görevsizlik kararı, atlanmış bir arabuluculuk aşamasını onarmaz.
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin niteliği zaman içinde değişmiştir; eski tarihli bir uyuşmazlıkla ilgileniyorsanız bu eşiği bilmeniz önemlidir:
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanunu’nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonra 13.09.2012 tarihinde açılmıştır. Sözü edilen değişiklikle asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. İş bölümü itirazı 6100 sayılı HMK’nın 116/1-c maddesi gereğince ilk itiraz iken,görev ilişkisi ilk itiraz niteliğinde olmayıp, mahkemece re’sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır.
(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2013/4027, K. 2014/3396, T. 16.05.2014 — bozma)
Kısacası: 1 Temmuz 2012’den önce açılmış davalarda asliye ticaret–asliye hukuk ilişkisi bir iş bölümü meselesiydi ve buna dayalı itiraz süreye bağlı bir ilk itirazdı; bu tarihten sonra açılan davalarda ise ilişki bir görev meselesidir ve mahkemece kendiliğinden, süreyle sınırlı olmaksızın gözetilir. Bugün açacağınız bir dava için ikinci rejim geçerlidir; eski bir dosyayı değerlendiriyorsanız dava tarihine bakmanız gerekir.
İkinci eşik: 2020’de iki haftalık sürenin başlangıcı değişti
Görevsizlik kararı sonrasındaki iki haftalık süreyi düzenleyen HMK m.20 de sabit kalmamıştır. 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’la maddeye “bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden” ibaresi eklenmiştir. Değişiklikten önceki lafız bu hâlde süreyi kararın verildiği tarihten başlatıyordu; yani karar hiç tebliğ edilmemiş olsa bile iki hafta işlemeye başlıyordu. Bugünkü metinde başlangıç tebliğ tarihidir.
Aynı Kanun ikinci bir değişiklik daha yapmıştır: eskiden davanın açılmamış sayılmasına karar verme yetkisi “bu mahkemece” ifadesiyle düzenlenmişken, bugünkü metin sonucu doğrudan bağlar. Dava açılmamış sayılır ve bu konuda görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkeme resen karar verir.
Maddenin birinci fıkrası ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmiştir (E. 2015/96, K. 2016/9, T. 10.02.2016; iptal 23.11.2016’da yürürlüğe girmiştir) ve bu iptal sebebiyle güncel metinde bir boşluk bulunur. Madde 2020’de bütünüyle yeniden kaleme alındığından, iptal kararındaki fıkra numaralandırmasının bugünkü lafza birebir oturduğu varsayılmamalıdır.
Pratik sonuç: 2020 öncesine ait bir görevsizlik dosyasında iki haftalık sürenin ne zaman başladığını bugünkü metne göre hesaplamayın; işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan lafza bakın.
Davanın genel akışı (dilekçe, harç, tensip, ön inceleme, tahkikat ve kanun yolları) için dava nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
- Dava değerine bakarak görevi belirlemeye çalışmak. Asliye ticaret mahkemesinin görevi kural olarak dava değerinden bağımsızdır; belirleyici olan davanın ticari nitelikte olup olmadığıdır.
- Taraflardan yalnızca birinin tacir olmasını yeterli görmek. Nispi ticari dava için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması birlikte aranır.
- Görevsizlik itirazının süreye bağlı olduğunu düşünmek. 1 Temmuz 2012 sonrası davalarda görev kamu düzenindendir; mahkeme bunu kendiliğinden gözetir, taraf itiraz etmese bile.
- Her ticari davada arabuluculuğu zorunlu sanmak. Yalnızca konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk dava şartıdır; genel kurul kararının iptali gibi para alacağı içermeyen taleplerde aranmaz.
- Arabuluculuğu dava açıldıktan sonra tamamlamaya çalışmak. Bu dava şartı sonradan tamamlanabilir nitelikte değildir; dava açılmadan önce başvurulmuş olması gerekir.
- Asliye ticaret mahkemesi olmayan yerde davayı “yanlış mahkemede açtım” sanmak. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi davaya kendisi, ticaret mahkemesi sıfatıyla devam eder; görevsizlik kararına gerek yoktur.
- Görevsizlik kararından sonra dosyanın kendiliğinden gideceğini sanmak. Dosyayı görevli mahkemeye taşımak taraf talebine bağlıdır ve süre iki haftadır; kaçırılırsa dava açılmamış sayılır (HMK m.20).
- İki haftalık sürenin başlangıcını tek bir tarihe bağlamak. Başlangıç kararın kesinleşme rejimine göre değişir; tebliğ, kesinleşme ya da kanun yolu başvurusunun reddinin tebliği (HMK m.20).
- Görevsizlik kararının arabuluculuk eksikliğini onaracağını düşünmek. İkisi ayrı dava şartıdır; görevli mahkemeye giden dosya, arabulucuya hiç başvurulmamışsa bu kez dava şartı yokluğundan reddedilir.
- Eski dosyada bugünkü süre lafzıyla hesap yapmak. HMK m.20’nin süre başlangıcı 2020’de 7251 sayılı Kanun’la değişti; 2020 öncesi işlemlerde o tarihteki metne bakılmalıdır.
Özet
- Asliye ticaret mahkemesi, dava değerine bakılmaksızın mutlak ve nispi ticari davalara bakar (TTK m.4-5).
- Mutlak ticari dava, tarafların sıfatına bakılmaksızın kanunun ticari saydığı davalardır; nispi ticari dava, her iki tarafın da tacir olduğu ve işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalardır.
- Konusu bir miktar para olan bazı ticari davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m.5/A); atlanırsa dava usulden reddedilir.
- Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, ticaret mahkemesi sıfatıyla davaya kendisi devam eder. Görevsizlik kararı gerekmez.
- Görev kamu düzenindendir; asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu bir yerde dava yanlış mahkemede açılmışsa, istinaf mercii işin esasına girmeden dosyayı görevli mahkemeye gönderir.
- Genel kurul kararının iptali-butlanı, yönetici sorumluluğu, organların azli, fesih-infisah-tasfiye gibi bazı davalar ve belirli bir parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar heyet hâlinde görülür (5235 sayılı Kanun m.5).
- Görev ilişkisinin niteliği 1 Temmuz 2012’de değişmiştir; bu tarihten önceki davalarda iş bölümü, sonrasında görev kuralları uygulanır.
- Görevsizlik kararı çıktıysa dosyayı yaşatmak taraf talebine bağlıdır: iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurulmazsa dava açılmamış sayılır (HMK m.20). Süre hak düşürücüdür ve resen gözetilir (18. HD, E. 2013/18724).
- HMK m.20’nin süre başlangıcı 2020’de 7251 sayılı Kanun’la değişmiştir (kararın verildiği tarih → tebliğ tarihi); eski dosyalarda işlem tarihindeki lafız esas alınır.
- Dava ticari dava mı?TTK m.4
- Mutlak ticari dava → tarafların sıfatına ve işin ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmazTTK m.4
- Nispi ticari dava → iki taraf da tacir olmalı ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmalıdırTTK m.4
- İkisi de değilse → dava genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülürTTK m.4
- Talep bir miktar para içeriyor mu?Bu şart yalnızca para talebi içeren ticari davalarda aranır; genel kurul kararının iptali gibi para alacağı içermeyen taleplerde aranmaz.TTK m.5/A
- Alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları → dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdırTTK m.5/A
- Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâlde en fazla iki hafta uzatılabilirTTK m.5/A
- Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi var mı?TTK m.5
- Yoksa → asliye hukuk mahkemesine açılan davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı gerektirmezTTK m.5
- Varsa → dava türünün yanlış seçilmesi görev sorunudur ve mahkemece resen gözetilirHMK m.114/1-c
- Yanlış mahkemede açılan davada istinaf esasa girmezBölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararı kaldırır ve dosyayı görevli ve yetkili mahkemeye gönderir; bu karar duruşma yapılmadan ve kesin olarak verilir.HMK m.353/1-a/3
- Görevsizlik kararından sonra iki haftalık süre işlerTaraf, kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir. Sürenin başlangıcı kararın kesinleşme rejimine göre değişir.HMK m.20/1
- Süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılırSüre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir. Talep üzerine dosya gönderilir ve dosya kendisine gönderilen mahkeme kendiliğinden taraflara davetiye çıkarır.HMK m.20/1 · HMK m.20/2
Sıkça Sorulan Sorular
Asliye ticaret mahkemesi nedir?
Ticari nitelikteki uyuşmazlıklara bakan ihtisas mahkemesidir. TTK m.5 uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça dava değerine bakılmaksızın tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir.
Asliye ticaret mahkemesi hangi davalara bakar?
TTK'da düzenlenen hususlardan doğan mutlak ticari davalara ve her iki tarafın da tacir olup ticari işletmesiyle ilgili olduğu nispi ticari davalara bakar. Şirketler hukukundan doğan genel kurul iptali, yönetici sorumluluğu ve fesih davaları da bu kapsamdadır.
Mutlak ticari dava nedir?
Tarafların tacir olup olmadığına ve işin niteliğine bakılmaksızın, kanunun doğrudan ticari saydığı davalardır. Yargıtay içtihadına göre TTK'nın 4/1. maddesinin a ve f bentlerinde sayılan (fikri mülkiyet, sigorta, bankacılık gibi alanlardaki) dava türleri mutlak ticari dava sayılır; tarafların sıfatı sonucu değiştirmez.
Nispi ticari dava nedir?
Her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalardır. Taraflardan biri tacir değilse ya da iş bir ticari işletmeyle bağlantılı değilse dava nispi ticari dava sayılmaz ve asliye ticaret mahkemesinin görevi bu sebeple doğmaz.
Ticari davada arabuluculuğa başvurmak zorunlu mu?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında evet — TTK m.5/A uyarınca dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Genel kurul kararının iptali gibi para alacağı içermeyen taleplerde bu şart aranmaz.
Arabuluculuğa başvurmadan dava açılırsa ne olur?
Dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir. Arabuluculuk sonradan tamamlanabilecek nitelikte bir dava şartı değildir; dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurmuş olmak da bu eksikliği gidermez, davanın yeniden (arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra) açılması gerekir.
Bulunduğum yerde asliye ticaret mahkemesi yoksa dava nereye açılır?
Asliye hukuk mahkemesine açılır ve bu mahkeme davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla kendisi bakar. TTK m.5/4 uyarınca, asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerde görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; dosya başka bir yere de gönderilmez.
Davamı yanlış mahkemede (asliye hukukta) açtım, ne olur?
Asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu bir yerde ticari dava asliye hukuk mahkemesinde görülüyorsa görev kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi, işin esasına girmeden kararı kaldırıp dosyayı görevli mahkemeye gönderir.
Asliye ticaret mahkemesi tek hâkimli mi, heyet hâlinde mi çalışır?
Kural olarak tek hâkimlidir. Ancak 5235 sayılı Kanun m.5 uyarınca, dava değeri kanunda öngörülen parasal sınırı aşan davalarda ve iflas, genel kurul kararının iptali-butlanı, yönetici sorumluluğu, fesih-infisah-tasfiye gibi bazı konularda dava değerine bakılmaksızın bir başkan ve iki üyeden oluşan heyet karar verir.
Genel kurul kararının iptali davası nerede açılır?
Şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır; 5235 sayılı Kanun m.5 uyarınca dava değerine bakılmaksızın heyet hâlinde görülür. Para alacağı içermediği için arabuluculuk dava şartına da tabi değildir.
Şirket yöneticisinin sorumluluğu davası hangi mahkemede görülür?
Yönetim organı üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları da asliye ticaret mahkemesinde ve heyet hâlinde görülür. Talep bir miktar paranın tazmini ise, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması ayrıca dava şartıdır.
Ticari davalarda zamanaşımı süresi sözleşmeyle değiştirilebilir mi?
Kural olarak hayır. TTK m.6 uyarınca, ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri, kanunda aksine bir düzenleme yoksa taraflarca sözleşmeyle değiştirilemez; bu kural hem kısaltma hem uzatma yönündeki anlaşmalar için geçerlidir.
Görevsizlik kararı verildi, şimdi ne yapmalıyım?
Kararı veren mahkemeye başvurup dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelisiniz; süre iki haftadır (HMK m.20). Dosyayı kendiniz taşımazsınız, talebiniz üzerine gönderilir ve dosya kendisine gönderilen mahkeme taraflara kendiliğinden davetiye çıkarır.
Görevsizlik kararından sonra iki haftalık süre ne zaman başlar?
Üç ihtimal vardır (HMK m.20). Karar verildiği anda kesinse tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren işler.
Görevsizlik kararından sonra iki haftalık süreyi kaçırırsam ne olur?
Dava açılmamış sayılır ve bu konuda görevsizlik kararını veren mahkeme resen karar verir (HMK m.20). Yargıtay 18. Hukuk Dairesine göre bu iki haftalık süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir (E. 2013/18724, K. 2014/3476).
Görevsizlik kararı, atlanmış arabuluculuk şartını giderir mi?
Hayır. Dosya görevli mahkemeye gitse bile, ticari dava arabuluculuk dava şartına tabiyse ve arabulucuya hiç başvurulmamışsa dava bu kez dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Görev ve arabuluculuk birbirinden bağımsız iki dava şartıdır (HMK m.114, TTK m.5/A).
Eski tarihli bir görevsizlik dosyasında süre nasıl hesaplanır?
Bugünkü metne göre değil, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan lafza göre. HMK m.20'ye 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'la "bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden" ibaresi eklenmiştir; önceki lafız bu hâlde süreyi kararın verildiği tarihten başlatıyordu.
Görev kuralı hangi tarihten itibaren bu şekilde uygulanıyor?
1 Temmuz 2012'den, yani 6335 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren. Bu tarihten önce asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü sayılırdı; bu tarihten sonra ilişki göreve dönüştü ve kamu düzeninden sayılarak mahkemece kendiliğinden gözetilir hâle geldi.
İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku
← Tüm makaleler