
İçindekiler 11
Kısa Cevap
Adam çalıştıranın sorumluluğu, bir kişiyi çalıştıranın, o kişinin işin görülmesi sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenmiştir ve kusura dayanmaz. Çalıştıran, gerekli özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
Bu Durumda mısınız?
- Bir işletmenin çalışanı size zarar verdi ve muhatabınızın kim olduğunu belirlemek istiyorsunuz.
- İşvereni olarak, çalışanınızın verdiği zarardan sorumlu tutuldunuz.
- Çalışanınız şirket aracını kişisel işi için kullanırken kaza yaptı.
- Ödediğiniz tazminatı çalışandan geri alıp alamayacağınızı araştırıyorsunuz.
- Zararın işle ilgili sayılıp sayılmayacağı tartışma konusu.
Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Dayandığı Kanun Maddesi
TBK m.66 — Adam çalıştıranın sorumluluğu
“MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66)
Sorumluluk Kusura Dayanmaz
Bu, maddenin en çok yanlış anlaşılan yönüdür. Hukuk Genel Kurulu şöyle demiştir:
“Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/153, K. 2019/916, T. 19.09.2019 — bozma)
Dikkat edilmesi gereken nokta, çalışanın da kusurlu olmasının aranmamasıdır. Zarar gören, çalışanın kusurunu ispatlamak zorunda değildir.
”İşin Görülmesi Sırasında” Ölçütü
Sorumluluğun sınırı buradadır. Hukuk Genel Kurulu 2025 tarihli bir kararında ölçütü şöyle kurmuştur:
“Türk Borçlar Kanunu’nun 66/1. maddesi uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için çalışanın verdiği iddia edilen zararın, işle ilgili ve işin görülmesi sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Çalışan kimsenin kendisine verilen işin yapılması dışında ve işle ilgisi olmayan bir zaman diliminde, verilen işle ilgili olmayan bir davranışı nedeniyle meydana getirilen zararın giderilmesi noktasında adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/963, K. 2025/230, T. 16.04.2025 — onama)
- Hukuk Dairesi de aynı ilkeyi somut bir olayda uygulamıştır. Çalışanın işverenden aldığı aracı kişisel işi için kullanırken kazaya karıştığı olayda:
“olayın çalışanın kendisine verilen işle ilgisi olmadığı gibi işin görülmesi sırasında da meydana gelmediği anlaşıldığından yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca davalı … Demir’in adama çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/1598, K. 2019/5590, T. 26.11.2019 — bozma)
İki karar, farklı olay tipleriyle aynı sınırı çizmektedir: bağ işle kurulur, kişiyle değil. Çalışan sıfatı tek başına işvereni sorumlu kılmaz.
Kurtuluş Kanıtının Niteliği
Maddenin ikinci fıkrası, çalıştırana sorumluluktan kurtulma imkânı tanır. Ancak bu imkânın hukuki niteliği özeldir:
“Buradaki kurtuluş kanıtı niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle adam çalıştıran zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/963, K. 2025/230, T. 16.04.2025 — onama)
Ayrım şudur: çalıştıran “ben kusurlu değilim” demekle kurtulmaz; objektif özen ölçüsünü karşıladığını ortaya koymak zorundadır. İspat yükü kendisindedir.
İşletme Düzeni Sorumluluğu: 6098 ile Gelen Fıkra
Maddenin üçüncü fıkrası, bir işletme bünyesinde çalıştıranlar için ayrı bir ölçüt getirir: işletmenin çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğu ispatlanmadıkça, faaliyetten doğan zarardan sorumluluk sürer.
Bu fıkra yürürlükteki Kanun’la gelmiştir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun karşılık maddesi yalnızca iki unsur içeriyordu:
“Madde 55 – Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şukadar ki böyle bir zararın vukubulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsabile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.”
(Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.55)
Eski metinde çalışma düzenine ilişkin bir ölçüt bulunmadığından, olay tarihine göre hangi rejimin uygulanacağı önem taşır.
TBK m.66 ile m.116 Farkı: Haksız Fiil mi, Sözleşme mi?
Uygulamada en sık karıştırılan iki hüküm bunlardır. İkisi de “başkasının fiilinden sorumluluk” başlığı altında düşünülür, ama kime karşı ve hangi ilişkide işledikleri farklıdır.
TBK m.116 — Yardımcı kişilerin fiilinden sorumluluk
“MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.116)
İki metnin kendi lafzından çıkan ayrımlar şunlardır:
| Ölçüt | TBK m.66 (adam çalıştıran) | TBK m.116 (yardımcı kişi) |
|---|---|---|
| Zarar kime verilir | ”başkalarına" | "diğer tarafa” (borç ilişkisinin karşı tarafı) |
| Hangi ilişki | Haksız fiil | Mevcut bir borç ilişkisinin ifası |
| Kurtuluş kanıtı | Var (m.66/2 — seçme, talimat, gözetim ve denetimde özen) | Metinde öngörülmemiştir |
| Sözleşmeyle kaldırma | Metinde böyle bir hüküm yoktur | Var — “önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir” |
| Kaldırmanın sınırı | — | İzne tabi uzmanlık meslekleri: anlaşma “kesin olarak hükümsüzdür” |
Pratik sonuç şudur: zarar gören ile çalıştıran arasında önceden bir borç ilişkisi varsa (örneğin bir hizmet veya eser sözleşmesi), tartışma m.116 ekseninde yürür ve orada çalıştıranın kurtuluş kanıtı yoktur. Sokakta üçüncü bir kişiye verilen zararda ise eksen m.66’dır ve kurtuluş kanıtı gündeme gelir.
Tablodaki “metinde öngörülmemiştir” ve “metinde böyle bir hüküm yoktur” ifadeleri, iki maddenin lafzına ilişkin tespitlerdir; ilgili sonucun her olayda nasıl doğacağı somut ilişkinin nitelendirilmesine bağlıdır.
Rücu Hakkı
Maddenin son fıkrası, çalıştıranın ödediği tazminatı çalışandan geri alabilmesini çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüyle sınırlar.
Bu sınırın somut olaylara nasıl uygulandığını gösteren yerleşik bir Yargıtay kararına bu çalışmada yine ulaşılamamıştır. Yapılan taramada m.66/4’ü doğrudan uygulayan kararlar yerine, madde metnini aktaran ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları ile müteselsil sorumlulukta iç ilişkiyi düzenleyen TBK m.167 çevresinde kararlar çıkmıştır. İkisi aynı hüküm değildir: m.167 birden çok sorumlunun kendi aralarındaki paylaşımını, m.66/4 ise çalıştıranın çalışanına rücuunu sınırlar. Bu nedenle m.167 kararları burada dayanak yapılmamıştır; madde metnindeki sınır esas alınmalıdır.
Sık Yapılan Hatalar
- Çalışanın kusurunu ispata çalışmak. Sorumluluk kusurdan bağımsız doğar; çalışanın kusuru aranmaz.
- Her zararı işverene yöneltmek. Bağ işle kurulur; işle ilgisi olmayan davranıştan çalıştıran sorumlu tutulmaz.
- Kurtuluş kanıtını kusursuzluk savunması sanmak. Aranan, objektif özen ölçüsünün karşılandığının ispatıdır.
- Olay tarihini gözden kaçırmak. İşletme düzeni fıkrası yürürlükteki Kanun’la gelmiştir; eski tarihli olaylarda mülga metin uygulanabilir.
- İş kazasıyla karıştırmak. İşçinin kendi uğradığı iş kazasında işverenin gözetme borcuna dayalı ayrı bir rejim gündeme gelir.
- m.66 ile m.116’yı aynı sanmak. Zarar gören sözleşmenin karşı tarafıysa eksen m.116’dır ve orada kurtuluş kanıtı öngörülmemiştir.
- Sorumsuzluk anlaşmasını her ilişkide geçerli saymak. m.116, izne tabi uzmanlık mesleklerinde böyle bir anlaşmayı kesin hükümsüz sayar.
Özet
- Adam çalıştıranın sorumluluğu TBK m.66’da düzenlenmiş bir kusursuz sorumluluk hâlidir.
- Ne çalıştıranın ne de çalışanın kusuru aranır; objektif özen yükümlülüğünün ihlâli ile zarar arasında uygun illiyet bağı yeterlidir.
- Zararın işle ilgili ve işin görülmesi sırasında doğmuş olması şarttır; kişisel amaçlı davranışlar kapsam dışıdır.
- Kurtuluş kanıtı bir kusursuzluk kanıtı değil, objektif özenin ispatına dayalı sorumluluktan kurtulma kanıtıdır.
- İşletmenin çalışma düzenine ilişkin üçüncü fıkra 6098 sayılı Kanun ile gelmiştir; mülga 818 sayılı Kanun’da karşılığı yoktur.
- Çalışana rücu, ancak çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüde mümkündür; bu sınırı uygulayan yerleşik bir Yargıtay kararına ulaşılamamıştır.
- TBK m.66 üçüncü kişiye verilen zararı, TBK m.116 ise borç ilişkisinin diğer tarafına verilen zararı hedefler; kurtuluş kanıtı yalnız m.66’da öngörülmüştür.
Kusursuz sorumluluğun bir diğer hâli için yapı malikinin sorumluluğu, tazminat kalemlerinin genel çerçevesi için maddi ve manevi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Adam çalıştıranın sorumluluğu nedir?
Bir kişiyi çalıştıranın, o kişinin işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu sorumluluk için işverenin kusuru aranır mı?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu bir kusur sorumluluğu olmadığından sorumluluk, çalıştıranın veya çalışanın kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın kusurdan bağımsız olarak doğar.
İşveren sorumluluktan nasıl kurtulur?
Kanun kurtuluş kanıtı imkânı tanır. İşveren çalışanını seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
Kurtuluş kanıtı kusursuzluk kanıtı mıdır?
Hukuk Genel Kurulu'na göre değildir. Karar, buradaki kanıtın niteliği itibarıyla bir kusursuzluk kanıtı olmayıp sorumluluktan kurtulma kanıtı olduğunu belirtmektedir.
Çalışanın her zararından işveren sorumlu olur mu?
Hayır. Zararın işle ilgili ve işin görülmesi sırasında gerçekleşmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu, işle ilgisi olmayan bir zaman diliminde verilen zararda sorumluluğa gidilemeyeceğini belirtmiştir.
Çalışan şirket aracını kendi işi için kullanıp kaza yaparsa ne olur?
4. Hukuk Dairesi bir kararında, çalışanın şahsi ihtiyaçlarını karşılamak için iş yeri dışında bulunduğu sırada meydana gelen olayda işverenin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulamayacağına hükmetmiştir.
İşletme sorumluluğu ne demek?
Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe faaliyetten doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
İşletme sorumluluğu eski Borçlar Kanunu'nda da var mıydı?
Yoktu. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi yalnızca sorumluluk ile kurtuluş kanıtını ve rücu hakkını düzenliyordu. Çalışma düzenine ilişkin fıkra 6098 sayılı Kanun ile gelmiştir.
İşveren ödediği tazminatı çalışandan geri alabilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin son fıkrasına göre adam çalıştıran, ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.
Bu sorumluluk ile genel haksız fiil sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Hukuk Genel Kurulu'na göre özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş bütün hâllerde Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki şartlar aranır. 66. madde ise bu genel kural karşısında özel bir düzenlemedir.
Yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk ile aynı şey mi?
Hayır, ayrı hükümlerdir. Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi çalışanın başkalarına verdiği zararı, 116. maddesi ise yardımcı kişilerin borç ilişkisinin diğer tarafına verdiği zararı hedefler. İlki haksız fiil, ikincisi sözleşme ekseninde işler.
Sorumluluk sözleşmeyle kaldırılabilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesi yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluğun önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabileceğini kendi metninde öngörür. 66. maddede buna karşılık gelen bir hüküm yoktur.
Bu kaldırma anlaşmasının sınırı var mı?
Evet. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun ya da yetkili makamların izniyle yürütülebiliyorsa, sorumsuzluk anlaşması Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesine göre kesin olarak hükümsüzdür.
Alt işveren veya taşeron çalışanı için de uygulanır mı?
Belirleyici olan çalışanın kime bağlı olarak ve kimin talimatıyla iş gördüğüdür. Bu değerlendirme somut sözleşme ilişkisine ve fiilî çalışma düzenine göre yapılır.
İş kazasında da bu madde mi uygulanır?
Zorunlu değildir. İşçinin kendisinin uğradığı iş kazalarında işverenin işçiyi gözetme borcuna dayalı ayrı bir sorumluluk rejimi gündeme gelir. 66. madde, çalışanın üçüncü kişilere verdiği zararı hedefler.