
İçindekiler 16
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Hak Sahipliği Mirasçılığa Bağlı Değildir
- Anne-Baba Çocuğunu Kaybettiğinde: Gelir Şartı ve Destek Karinesi
- Tazminat Nasıl Paylaştırılır?
- Eşin Yeniden Evlenme İhtimali
- Hangi Yaşam Tablosu Uygulanır?
- Cenaze Giderleri
- Sosyal Güvenlik Ödemeleri Düşülmez
- Dava Ne Kadar Sürede Açılmalı?
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 31 Temmuz 2026 Kırılması: Faiz ve Mahsup Rejimi Değişti
- Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü nedeniyle onun fiilen sağladığı destekten yoksun kalanların uğradığı kaybı karşılar. Hak sahipliği mirasçılığa bağlı değildir; belirleyici olan ölenin gerçekten destek sağlıyor olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu Durumda mısınız?
- Bir yakınınızı kaza, iş kazası veya haksız fiil sonucu kaybettiniz.
- Ölenin mirasçısı değilsiniz ancak fiilen onun desteğiyle geçiniyordunuz.
- Sigorta şirketi hak sahibi olmadığınız gerekçesiyle başvurunuzu reddetti.
- Hesaplamada hangi yaşam tablosunun kullanılacağı tartışma konusu.
- Cenaze giderlerini belgeleyemediğiniz için talebinizin reddedilmesinden endişe ediyorsunuz.
Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Dayandığı Kanun Maddeleri
TBK m.53 — Ölüm
“MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53)
TBK m.55 — Belirlenmesi (birinci fıkra; maddeye 31.07.2026’da iki fıkra eklendi — aşağıya bakınız)
“MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55)
Hak Sahipliği Mirasçılığa Bağlı Değildir
Bu, uygulamada en sık yapılan hatanın kaynağıdır. Dayanak TBK m.53/3’tür: madde tazminatı ölenin desteğinden yoksun kalan kişilere bağlar, mirasçılarına değil. 4. Hukuk Dairesi 2025 tarihli bir kararında ayrımı doğrudan kurmuştur:
“Önemle vurgulanmalıdır ki TBK’nın 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10720, K. 2025/15717, T. 25.11.2025 — bozma)
Aynı Daire daha önceki bir kararında da aynı ilkeyi uygulamıştır:
“destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/9664, K. 2021/4167, T. 05.07.2021 — bozma)
Bunun iki yönlü sonucu vardır. Mirasçı olmayan biri hak sahibi olabilir; buna karşılık mirasçı olmak tek başına hak sahipliği sağlamaz. Aranan, fiilî ve sürekli destek ilişkisinin ispatıdır. Nitekim 13. Hukuk Dairesi bir kararında, nişanlılık döneminde karşılıklı bakım yükümlülüğü bulunmadığını ve ispatlanmış bir kazanç kaybı olmadığını belirterek nişanlının talebini reddetmiştir. Sıfat tek başına ne yeterlidir ne de engeldir.
Anne-Baba Çocuğunu Kaybettiğinde: Gelir Şartı ve Destek Karinesi
Çocuğunu kaybeden anne-babanın açtığı davalarda iki soru ayrı ayrı tartışılmıştır: desteklik ilişkisinin ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gelir bağlanmış olması gerekir mi, ve çocuğun anne-babaya destek olduğu varsayılabilir mi? İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu iki soruyu da 2018’de karara bağlamıştır:
“1.Anne-babanın, çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranmayacağına 22.06.2018 günlü ikinci oturumda esas hakkında oy birliği,”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2016/5, K. 2018/6, T. 22.06.2018)
“2. Anne-babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiğine 22.06.2018 günlü ikinci oturumda esas hakkında 2/3 oy çokluğuyla, karar verilmiştir.”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2016/5, K. 2018/6, T. 22.06.2018)
Birinci kalem oy birliğiyle, ikinci kalem üçte iki oy çokluğuyla alınmıştır. Pratik sonucu şudur: SGK ölüm geliri bağlanmamış olması davanın reddi için tek başına gerekçe değildir, ve anne-baba çocuğunun kendisine destek olduğunu sıfırdan ispat etmek zorunda değildir; karine onun lehinedir. Karine aksi ispatlanabilir niteliktedir, yani karşı taraf somut delille bunu çürütebilir.
Bu iki kalemin bağlayıcılığı karar türünden gelir:
Yargıtay Kanunu m.45 — İçtihadların birleştirilmesini istemek yetkisi ve bağlayıcılığı
İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
(2797 sayılı Yargıtay Kanunu m.45)
Tazminat Nasıl Paylaştırılır?
- Hukuk Dairesi pay dağılımını 2025 tarihli bir kararında şöyle özetlemiştir:
“Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11116, K. 2025/5225, T. 07.04.2025 — bozma)
Sistemin mantığı, ölenin gelirinin aile bireyleri arasında paylaşıldığı varsayımıdır: aile bireyi sayısı arttıkça kişi başına düşen pay azalır.
Eşin Yeniden Evlenme İhtimali
Hukuk Genel Kurulu, dul eşin yeniden evlenme olasılığını indirim sebebi saymıştır:
“Destekten yoksun kalan eşin yeniden evlenme olasılığı, zararı azaltan durumlardan sayılmakta; olasılığın oranına göre tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Dul eş dava bitmeden evlenmişse, destek tazminatı, önceki eşinin ölüm tarihi ile yeniden evlenme tarihi arasındaki süreye göre hesaplanma”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/712, K. 2011/4, T. 02.02.2011 — onama)
Kararın devamında olasılığın belirlenmesinde aile bağları, sosyal ve ekonomik durum, kişilik, çocuk sayısı, ülke şartları ve yörenin töresel koşullarının gözetileceği belirtilmiştir.
Hangi Yaşam Tablosu Uygulanır?
Hesaplamada bakiye ömrün hangi tabloya göre belirleneceği, tazminatın tutarını doğrudan etkiler. Hukuk Genel Kurulu 2025 tarihli kararında ölçütü olay tarihine bağlamıştır:
“bakiye ömür süresinin belirlenmesinde olay tarihi itibariyle PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant tekniği uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerekirken TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm tesisi doğru değildir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/643, K. 2025/264, T. 30.04.2025 — bozma)
Bu karara konu kaza 2010 yılında meydana gelmiştir ve Kurul, o tarih itibarıyla PMF 1931 tablosunun uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç, tablonun “en güncel olan” değil olay tarihinde geçerli olan ölçüte göre seçildiğidir. Eski tarihli olaylarda bu ayrımın gözden kaçırılması hesabı bozar.
Cenaze Giderleri
Cenaze giderleri TBK m.53’te açıkça sayılmıştır. 4. Hukuk Dairesi kapsamı ve ispat rejimini belirlemiştir:
“Cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3601, K. 2024/2857, T. 18.03.2024 — bozma)
Aynı kararda, her ölüm için yakınların bazı defin giderlerine katlandığının kabulü gerektiği, bu giderlerin her türlü delille ispatlanabileceği ve delil sunulamasa dahi ilgili birimlerden bilgi alınarak ya da takdir yoluyla hükmedilebileceği belirtilmiştir. Belgesizlik tek başına ret sebebi değildir.
Sosyal Güvenlik Ödemeleri Düşülmez
TBK m.55’in ikinci cümlesi açıktır: rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zararın belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez. Aynı fıkranın son cümlesi, hesaplanan tazminatın miktar gerekçesiyle hakkaniyet düşüncesiyle artırılıp azaltılmasını da yasaklar.
Dava Ne Kadar Sürede Açılmalı?
Destekten yoksun kalma tazminatı haksız fiile dayandığı için zamanaşımı TBK m.72’ye tabidir. Madde iki süreyi birlikte işletir ve bir de istisna taşır:
TBK m.72 — I. Kural
“MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72)
İki yıllık süre öğrenmeye, on yıllık süre fiilin işlendiği tarihe bağlıdır; ikisinden hangisi önce dolarsa istem o tarihte zamanaşımına uğrar. Öğrenme ölçütü zararın ve tazminat yükümlüsünün birlikte bilinmesini gerektirir, yani tazminat yükümlüsünün kim olduğu belli değilken iki yıllık süre işlemeye başlamaz.
Maddenin son cümlesi ölüm hâlinde çoğu zaman belirleyicidir. Ölüm cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, tazminat istemine o uzun süre uygulanır. Bunun pratik karşılığı, iki yıllık sürenin dolmuş olmasına rağmen davanın hâlâ açılabilmesidir. Ceza zamanaşımının uzunluğu suçun cezasına göre değiştiğinden süre hesabı somut suç tipine bakılarak yapılır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Dava malvarlığı hakkına ilişkin olduğu için görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir:
HMK m.2 — Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
“MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2)
Yetki bakımından haksız fiile özgü bir kural vardır ve davacıya seçenek tanır:
HMK m.16 — Haksız fiilden doğan davalarda yetki
“MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.16)
Maddedeki “de yetkilidir” ifadesi bu yerlerin genel yetkili mahkemeye eklendiğini gösterir; davalının yerleşim yeri mahkemesi her hâlde yetkilidir. Destekten yoksun kalma davasında sayılan seçenekler arasında zarar görenin yerleşim yeri de bulunduğundan, davacı kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Trafik kazasından kaynaklanan ve sigortacıya yöneltilen taleplerde sigorta sözleşmesine özgü yetki kuralları da işleyebilir; mahkeme seçimi bu durumda tek bir kurala göre yapılmaz.
31 Temmuz 2026 Kırılması: Faiz ve Mahsup Rejimi Değişti
Yukarıda alıntılanan TBK m.55, 31 Temmuz 2026 tarihinde iki yeni fıkra kazandı. Değişiklik, 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle yapıldı ve aynı Kanun’un 26. maddesinin (c) bendi uyarınca yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (Resmî Gazete 31.07.2026, sayı 33326).
Birinci yeni fıkra, faizi tek bir başlangıç tarihine bağlamaktan vazgeçip hesabı iki döneme bölüyor:
7589 sayılı Kanun m.18 — TBK m.55’e eklenen birinci fıkra
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”
(7589 sayılı Kanun m.18)
İkinci yeni fıkra, yargılama sırasında yapılan ödemelerin nasıl düşüleceğini kurala bağlıyor:
7589 sayılı Kanun m.18 — TBK m.55’e eklenen ikinci fıkra
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
(7589 sayılı Kanun m.18)
Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?
Bu, dosyanızda ilk bakılacak noktadır ve ölçüt dava tarihi ya da karar tarihi değil, olayın tarihidir. 7589 sayılı Kanun bunu ayrı bir geçiş hükmüyle düzenlemiştir:
7589 sayılı Kanun geçici m.1 — dokuzuncu fıkra
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”
(7589 sayılı Kanun geçici m.1/9)
Sonuç ikiye ayrılır:
| Olay tarihi | Uygulanacak rejim |
|---|---|
| 31.07.2026 ve öncesi | Değişiklikten önceki hükümler; faiz bakımından yerleşik içtihat |
| 31.07.2026 sonrası | Yeni iki fıkra: dönem ayrımlı faiz + oransal mahsup |
Bugün derdest olan dosyaların büyük çoğunluğu birinci sütundadır: olay yeni kuraldan önce meydana geldiği için, davanın bugün açılmış ya da bugün karara çıkacak olması rejimi değiştirmez.
Eski rejimde faiz, tazminatın tamamına olay tarihinden işletiliyordu. 21. Hukuk Dairesi bunu haksız fiil sorumluluğuna bağlamıştır:
“İş kazalarında işverenin sorumluluğu haksız fiile dayandığı için, faizin başlangıç tarihi ve faiz yükümlülüğü haksız fiil tarihinden itibaren başlar.”
(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/1220, K. 2019/2808, T. 11.04.2019 — bozma)
Yeni fıkra bu tek başlangıcı korumuyor: yalnız kazancın bilindiği döneme ilişkin tutar olay tarihinden faiz alıyor; kazancın bilinemediği (ileriye dönük, varsayımsal) döneme ilişkin tutarın faizi karar tarihinden başlıyor. Pratik karşılığı, uzun süren yargılamalarda faiz kaleminin daralmasıdır.
Not: Değişiklik bu yazının hazırlandığı tarihte bir günlüktür; henüz uygulamasına ilişkin yüksek mahkeme kararı bulunmamaktadır. Yukarıdaki çerçeve kanun metnine dayanmaktadır.
Sık Yapılan Hatalar
- Hak sahipliğini mirasçılıkla eşitlemek. TBK m.53/3 tazminatı desteğinden yoksun kalana bağlar; talep sahibi mirasçı olmayabilir.
- Fiilî destek ilişkisini ispatsız bırakmak. Sıfat yetmez; sürekli ve fiilî destek ortaya konmalıdır.
- Yaşam tablosunu olay tarihinden bağımsız seçmek. Hukuk Genel Kurulu ölçütü olay tarihine bağlamıştır.
- Cenaze giderlerinden belgesizlik nedeniyle vazgeçmek. Bu kalem her türlü delille ispatlanabilir.
- Sosyal güvenlik ödemelerini tazminattan düşmek. TBK m.55 rücu edilemeyen ödemeler bakımından bunu yasaklar.
- Faiz rejimini olay tarihine bakmadan seçmek. 31.07.2026 öncesi olaylarda yeni dönem-ayrımlı faiz kuralı uygulanmaz; davanın bugün açılmış olması bunu değiştirmez.
- Zamanaşımını yalnız iki yıl sanmak. Ölüm cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa TBK m.72 uyarınca ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanır.
- Anne-babanın davasında SGK geliri aramak. İçtihadı birleştirme kararı gelir bağlanması şartını aramamaktadır.
Özet
- Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin fiilen sağladığı destekten yoksun kalanların zararını karşılar.
- Hak sahipliği TBK m.53/3 uyarınca fiilî destek ilişkisine bağlıdır; talep sahibi mirasçı olmayabilir.
- Talep, ölenden intikal eden bir hak değil, desteğini yitirenin kendisinde doğan bağımsız bir haktır.
- Anne-babanın açtığı davada SGK gelir şartı aranmaz ve çocuğun destek olduğu karine olarak kabul edilir (İBK 2018).
- Zamanaşımı iki yıl ve her hâlde on yıldır; ölüm suçtan doğmuşsa ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanır.
- Görevli mahkeme asliye hukuk; yetki bakımından zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de seçeneklerdendir.
- Pay dağılımında eş ve çocuklara ilişkin yerleşik bir oran sistemi uygulanır.
- Dul eşin yeniden evlenme olasılığı indirim sebebidir ve somut ölçütlere göre belirlenir.
- Yaşam tablosu olay tarihine göre seçilir; 2010 tarihli bir olayda PMF 1931 uygulanmıştır.
- Cenaze giderleri her türlü delille ispatlanabilir; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülmez.
- TBK m.55’e 31.07.2026’da iki fıkra eklendi: faiz artık kazancın bilindiği/bilinemediği döneme göre ayrı başlangıç tarihlerine bağlanıyor ve ifa amaçlı ödemeler oransal mahsup ediliyor.
- Yeni kural yalnız 31.07.2026 sonrası meydana gelen olaylara uygulanır; öncesindeki olaylarda maddenin eski hükümleri devam eder.
Trafik kazasına özgü usul ve süreler için trafik kazası tazminat davası, tazminat kalemlerinin genel çerçevesi için maddi ve manevi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Destekten yoksun kalma tazminatı nedir?
Bir kişinin ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kalanların uğradığı kaybın giderilmesidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde ölüm hâlinde uğranılan zararlar arasında sayılmıştır.
Bu tazminatı kimler isteyebilir?
Ölenin fiilen desteğinden yoksun kalanlar isteyebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinin üçüncü bendi tazminatı ölenin desteğinden yoksun kalan kişilere bağlar; 4. Hukuk Dairesi de talep sahiplerinin mirasçılardan başka kişiler de olabileceğini belirtmiştir.
Mirasçı olmayan biri talep edebilir mi?
Evet. 4. Hukuk Dairesi'ne göre tazminat desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir ve talep edebilecek kişiler mirasçılardan başkaları da olabilir.
Nişanlı destek tazminatı isteyebilir mi?
Belirleyici olan sıfat değil fiilî destek ilişkisidir. 13. Hukuk Dairesi bir kararında nişanlılık döneminde bakım yükümlülüğü bulunmadığını ve ispatlanmış kazanç kaybı olmadığını belirterek talebi reddetmiştir.
Bu tazminat mirasçılara geçer mi?
Talep, ölenden intikal eden bir hak değil, desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan bağımsız bir haktır. 4. Hukuk Dairesi tazminatın desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına ait olduğunu belirtmiştir.
Tazminat nasıl paylaştırılır?
4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre desteğin çocuğu yoksa gelir eşle yüzde ellişer paylaşılır; çocuk varsa destek ve eş ikişer, her çocuk birer pay alır.
Eşin yeniden evlenme ihtimali tazminatı azaltır mı?
Hukuk Genel Kurulu'na göre destekten yoksun kalan eşin yeniden evlenme olasılığı zararı azaltan durumlardan sayılmakta ve olasılığın oranına göre tazminattan indirim yapılması gerekmektedir.
Evlenme ihtimali neye göre belirlenir?
Hukuk Genel Kurulu kararında aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, kişiliğe, çocuk sayısına, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına bakılarak sonuca varılması gerektiği belirtilmiştir.
Hangi yaşam tablosu uygulanır?
Hukuk Genel Kurulu'nun 2025 tarihli kararında olay tarihi esas alınmıştır. 2010 tarihli bir kaza için bakiye ömrün PMF 1931 tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesaplanması gerektiğine hükmedilmiştir.
Cenaze giderleri istenebilir mi?
Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde açıkça sayılmıştır. 4. Hukuk Dairesi'ne göre bu giderler ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi ve mezarlık ücreti gibi kalemleri kapsar.
Cenaze giderini belgeleyemezsem talep reddedilir mi?
4. Hukuk Dairesi'ne göre bu tür giderler her türlü delille ispatlanabilir. Delil sunulamaması hâlinde dahi ilgili birimlerden bilgi alınarak veya takdir yoluyla hükmedilebileceği belirtilmiştir.
Sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülür mü?
Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler bu zararların belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez.
Faiz hangi tarihten işler?
31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylarda kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutara ise karar tarihinden kanuni faiz işler. Bu ayrımı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine eklenen fıkra getirmiştir.
Eski tarihli kazalarda da yeni faiz kuralı mı uygulanır?
Hayır. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre değişiklik yalnız yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulanır; daha önce meydana gelen olaylarda maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam eder.
Faiz rejiminde ölçüt dava tarihi mi, olay tarihi mi?
Olay tarihidir. Geçiş hükmü ölçütü haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihe bağlamıştır; davanın ne zaman açıldığı ya da ne zaman karara çıktığı rejimi değiştirmez.
Destekten yoksun kalma tazminatında zamanaşımı süresi nedir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre istem, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Ölüm bir suçtan kaynaklanıyorsa süre değişir mi?
Evet. Aynı maddeye göre tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o uzun zamanaşımı uygulanır. Sürenin uzunluğu somut suç tipine göre belirlenir.
İki yıllık süre ne zaman işlemeye başlar?
Madde süreyi zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesine bağlamıştır. Bu iki unsur birlikte bilinmedikçe iki yıllık süre işlemeye başlamaz.
Destekten yoksun kalma davasında görevli mahkeme hangisidir?
Dava malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Dava nerede açılır?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesine göre haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu yerler genel yetkili mahkemeye eklenir.
Çocuğunu kaybeden anne-babaya SGK'dan gelir bağlanmamışsa dava reddedilir mi?
Hayır. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 2018 tarihli kararında, anne-babanın açtığı bu davalarda desteklik ilişkisinin ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranmayacağına oy birliğiyle karar vermiştir.
Çocuğun anne-babaya destek olduğu varsayılır mı?
Evet. Aynı içtihadı birleştirme kararında, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiğine üçte iki oy çokluğuyla karar verilmiştir. Karine aksi ispatlanabilir niteliktedir.
Yargılama sırasında sigortadan alınan ödeme nasıl düşülür?
31 Temmuz 2026'dan sonraki olaylarda, ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Bu kural da Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine eklenmiştir.