Tazminat Hukuku

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir? (TBK 56)

Manevi tazminatta neden formül olmadığı, hâkimin gözettiği ölçütler, tatmin işlevi, tazminatın bölünememesi kuralı ve yakınların talep hakkı.

8 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Boş hastane koridoru
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Manevi tazminatta hesap değil takdir vardır. Miktar, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki takdir yetkisi çerçevesinde hâkim tarafından belirlenir. Yargıtay’ın yerleşik ölçütleri manevi zararın ağırlığı, olayın oluş biçimi ve tarafların durumudur. Tazminat bölünemez; bir defada istenmesi gerekir.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir haksız fiil sonucu bedensel zarar gördünüz ve manevi tazminat talebinizin ne kadar olacağını merak ediyorsunuz.
  • Bir yakınınızı kaybettiniz ve kendi adınıza manevi tazminat isteyip isteyemeyeceğinizi araştırıyorsunuz.
  • Dava dilekçenizde düşük bir manevi tazminat yazdınız, sonradan artırmak istiyorsunuz.
  • Kişilik haklarınıza yönelik bir saldırıya uğradınız.
  • Hükmedilen manevi tazminatın miktarını az veya fazla buluyorsunuz.

Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Dayandığı Kanun Maddeleri

TBK m.56 — Manevi tazminat

“MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.56)

TBK m.58 — Kişilik hakkının zedelenmesi

“MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.58)

TMK m.4 — Hâkimin takdir yetkisi

“Madde 4 - Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.”

(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.4)

Neden Formül Yok?

Maddelerin ortak özelliği dikkat çekicidir: her ikisi de “uygun bir miktar” demekle yetinir. Maddi tazminatta kalemler sayılırken, manevi tazminatta kanun koyucu bilinçli olarak hâkime takdir bırakmıştır.

Bu takdirin çerçevesi 1966 tarihli bir içtihadı birleştirme kararında çizilmiştir. Yargıtay Kanunu’nun 45. maddesine göre içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar:

“Özel hal ve şartlar, her olaya göre değişir. Esasen maksat, yukarıda da açıklandığı gibi, olaya has hal ve şartlar, yani olayın özellikleridir. Bu özelliklerin basında, manevi zararın önemli olması gelir. Eli çizilen bir kimseye cismani zarara uğradı diye kural olarak manevi tazminat hükmedilmesi icap etmez. Demek ki, cismani zarara uğrayan kimsede veya ölenin yakınlarında önemli bir manevi zarar (elem, ızdırap) husule gelmeli, yani gerçekten manevi bir tatmin ihtiyacı doğmuş bulunmalıdır.”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E. 1966/7, K. 1966/7, T. 22.06.1966)

Kararın devamında ölçütler somutlaştırılır: ölüm hâlinde ölenle davacı arasındaki ilişkinin niteliği ve derecesi, olayın oluş biçimi (“feci bir olay ile normal şartlar altında meydana gelmiş olan olay bir tutulamaz”) ve ilgililerin sosyal mevkileri ile eğitim ve iktisadi durumları.

Tatmin İşlevi: Ne Ceza Ne Tazminat

Aynı içtihadı birleştirme kararı, kurumun hukuki niteliğini ve miktarın iki yönlü sınırını belirler:

“Hükmettiği meblağ, bir sadaka niteliği taşımamalı, kısmen de olsa bir manevi tatmin fonksiyonu ifa etmelidir. Mamafih diğer tarafın müzayaka haline düşmesine, onun mahvına da meydan vermemelidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Ceza değildir; çünkü, davacının menfaati düşünülmeksizin, sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir.”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E. 1966/7, K. 1966/7, T. 22.06.1966)

Buradan iki yönlü bir sınır çıkar. Miktar, sembolik kalıp tatmin işlevini boşa çıkaracak kadar düşük olamaz; öte yandan sorumluyu mahvedecek kadar yüksek de olamaz. Uygulamada “zenginleşme aracı olamaz” biçiminde özetlenen ilke bu dengenin ifadesidir.

Manevi Tazminat Bölünemez

Bu kural, dava dilekçesi hazırlanırken yapılan hataların en pahalısını doğurur. Hukuk Genel Kurulu şöyle demiştir:

“Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1818, K. 2018/1025, T. 09.05.2018 — karar düzeltme)

Bu alıntı kısmi davadan söz eder. Aynı kuralın ıslahı da kapsadığını kapatılan 17. Hukuk Dairesi iki yolu birlikte anarak ortaya koyar:

“Öğretide ve Yargıtay Kararlarında manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, ıslah yoluyla da talebin artırılamayacağı benimsenmektedir. Manevi tazminat bir bütündür. Duyulan acı ve üzüntünün karşılığı dava yolu ile belirlenip karşı tarafa bildirildikten sonra arttırılması veya yeni bir dava açılarak istenmesi mümkün değildir. Manevi tazminatın takdirinde hakime çok geniş takdir yetkisi verilmiştir. Ödemenin uzaması, paranın değerindeki düşüşler, enflasyon nedeni ile alım gücünün azalması gibi etkenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsilinin, zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez.”

(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/12722, K. 2019/2308, T. 28.02.2019 — bozma)

Bu kararın son cümlesindeki belirsiz alacak davası yolu bugün kapalıdır: o dava türünü düzenleyen HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. Kararın kısmi dava ve ıslaha ilişkin kısmı bu değişiklikten etkilenmez, çünkü dayanağı m.107 değil manevi tazminatın bölünemezliğidir. Değişikliğin kapsamı ve geçiş hükmü için 12. Yargı Paketi yazımıza bakabilirsiniz.

Kapatılmış bir dairenin kararına dayanmak tek başına yeterli olmaz; kuralın bugün de sürdüğü, halef dairenin güncel çizgisiyle doğrulanmalıdır. 3. Hukuk Dairesi aynı kuralı 2025 tarihli kararında tekrar etmiştir:

“Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Öğretide ve kararlılık gösteren yargısal içtahatlarda da, manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, ıslah yolu ile de istemin arttırılamayacağı benimsenmektedir. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4207, K. 2025/666, T. 06.02.2025 — bozma)

O dosyada davacılar dilekçeyle kişi başına 500 TL istemiş, ıslahla 30.000 TL’ye çıkarmıştı; Daire ıslahla yapılan artırımı kabul eden ilk derece kararını bozmuştur. Kural, 17. Hukuk Dairesi’nin kapatılmasından sonra da aynen uygulanmaktadır.

Sonucu şudur: maddi tazminatta yaygın olan, düşük bedelle açıp bilirkişi raporundan sonra ıslahla artırma yöntemi manevi tazminatta işlemez. Talep, dava açılırken öngörülerek belirlenmelidir. Islah kurumunun genel işleyişi için davada ıslah yazımıza bakabilirsiniz.

Kısmi Dava Açılmışsa Talep Tümden Reddedilir mi?

Bölünmezlik kuralının yaptırımı çoğu anlatımda belirsiz bırakılır ve kural, davayı tümden düşüren bir usul engeli gibi sunulur. 4. Hukuk Dairesi bu noktayı açıkça karara bağlamıştır:

“HMK’nın 114. maddesinde tahdidi olarak sayılan dava şartları arasında “kısmi dava ya da belirsiz alacak davası olarak açılamayacak bir davanın kısmi dava ya da belirsiz alacak davası olarak açılmış olması” sayılmamış olup özel kanunlarda da bu hususta bir düzenleme bulunmamaktadır.”

(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/3466, K. 2021/5483, T. 27.09.2021 — bozma)

Aynı kararda yaptırımın ne olduğu da gösterilir; üstelik dilekçedeki fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydının kuralı ihlal etmediği belirtilir:

“Manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereği dava değeri sonradan bedel artırım ya da ıslah yolu ile arttırılamaz, sonradan tekrar talepte bulunulamaz,talepte bulunulsa bile arttırılan kısım mahkemece dikkate alınmaz. Ancak bu durum dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak dava açılmasına engel bir hal olmayıp, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesine aykırı değildir.”

(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/3466, K. 2021/5483, T. 27.09.2021 — bozma)

Kararda geçen belirsiz alacak davası bugün açılamaz (yukarıda anılan HMK m.107 değişikliği); gerekçenin dayanağı ise o madde değil, HMK m.114’ün dava şartlarını “tahdidi olarak” saymasıdır ve m.114 bu değişiklikten etkilenmemiştir. Aynı paketle HMK m.109’un kısmi dava rejimi de değişmiştir; kısmi dava yolunu kullanacaksanız güncel metne bakılmalıdır.

Daire, manevi tazminat istemini “usulünce açılmış bir dava bulunmadığı” gerekçesiyle usulden reddeden İtiraz Hakem Heyeti kararını bozmuştur. Buradan iki pratik sonuç çıkar: bölünmezlik kuralı artırıma engeldir, davanın kendisine değil; ve dilekçedeki “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” kaydı tek başına talebi sakatlamaz.

Karar bir sigorta tahkim dosyasından gelmektedir; gerekçe HMK m.114’ün genel dava şartları listesine dayandığı için sınırı bu listedir, tahkim usulü değil.

Yakınların Talep Hakkı

TBK m.56/2, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat hükmedilebileceğini öngörür. Bu, yansıma zarar tartışmasının kanunla çözülmüş bir görünümüdür.

“Ağır bedensel zarar” için kanunda sayısal bir eşik yoktur; bu çalışmada korpusta böyle bir eşik belirleyen bir karara da ulaşılamamıştır. Değerlendirme somut olayın özelliklerine göre yapılmaktadır.

Boşanmadaki Manevi Tazminatla Karıştırmayın

Boşanma davasındaki manevi tazminat, burada anlatılan genel hükümlere değil, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrasına dayanır. Kendine özgü koşulları vardır; genel haksız fiil ölçütlerinin doğrudan aktarılması yanıltıcı olur. Boşanmaya özgü talepler için çekişmeli boşanma yazımıza bakabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar

  • Düşük tutarla açıp sonra artırmayı planlamak. Manevi tazminat bölünemez; bu yöntem maddi tazminata özgüdür.
  • Kuralın ihlalini dava şartı eksikliği sanmak. 4. Hukuk Dairesi’ne göre kısmi dava olarak açılmış olmak HMK m.114 listesinde yer almaz; talep bu sebeple tümden reddedilmez.
  • Emsal karardaki rakamı kendi dosyasına taşımak. Ölçütler olaya özgüdür; içtihadı birleştirme kararı bunu açıkça belirtir.
  • Kusuru tek ölçüt saymak. Kusur ölçütlerden yalnız biridir; olayın oluş biçimi ve zararın ağırlığı da gözetilir.
  • Boşanma kararlarını genel ölçüt sanmak. TMK m.174/2 ayrı bir düzenlemedir.
  • Yakınların hakkını gözden kaçırmak. Ağır bedensel zarar veya ölümde yakınlar da kendi adlarına talepte bulunabilir.

Özet

  • Manevi tazminatta formül yoktur; miktar TMK m.4 çerçevesinde hâkimin takdiriyle belirlenir.
  • 1966 tarihli içtihadı birleştirme kararı ölçütleri belirlemiştir: zararın önemi, olayın oluş biçimi, ilgililerin sosyal ve iktisadi durumu.
  • Tazminat ne ceza ne de gerçek anlamda tazminattır; işlevi tatmin duygusu doğurmaktır ve iki yönlü sınırı vardır.
  • Manevi tazminat bölünemez; kısmi dava ve ıslahla artırım kabul edilmemiştir (17. HD).
  • Kuralın yaptırımı davanın usulden reddi değildir; 4. Hukuk Dairesi’ne göre bu bir dava şartı eksikliği sayılmaz, yalnız artırılan kısım dikkate alınmaz.
  • Ağır bedensel zarar veya ölümde yakınlar da kendi adlarına talepte bulunabilir.
  • Boşanmadaki manevi tazminat TMK m.174/2’ye dayanır ve ayrı değerlendirilir.

Hükmedilen miktarın bir sonucu daha vardır: vekalet ücreti talep edilen değil hüküm altına alınan tutar üzerinden hesaplanır; ayrıntısı için manevi tazminat davasında vekalet ücreti yazımıza bakabilirsiniz.

Tazminat kalemlerinin genel çerçevesi için maddi ve manevi tazminat davası, zarar görenin kusurunun etkisi için müterafik kusur yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Manevi tazminat nasıl hesaplanır?

Kesin bir formül yoktur. Miktar, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki takdir yetkisi çerçevesinde hâkim tarafından belirlenir. İçtihadı birleştirme kararında ölçütlerin her olaya göre değiştiği belirtilmiştir.

Hâkim hangi ölçütleri gözetir?

1966 tarihli içtihadı birleştirme kararında manevi zararın önemli olması, olayın oluş şekli ve ilgililerin sosyal mevkileri ile eğitim ve iktisadi durumlarının göz önünde tutulması gerektiği belirtilmiştir.

Manevi tazminat bir ceza mıdır?

Hayır. İçtihadı birleştirme kararına göre manevi tazminat ne bir cezadır ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Amacı zarar görende bir huzur hissi ve tatmin duygusu doğurmaktır.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olabilir mi?

İçtihadı birleştirme kararına göre hükmedilen meblağ bir sadaka niteliği taşımamalı, ancak diğer tarafın da müzayaka haline düşmesine veya mahvına meydan vermemelidir.

Manevi tazminat kısmi dava olarak açılabilir mi?

Hukuk Genel Kurulu'na göre açılamaz. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının kısmi davayla, kalanının başka bir davada istenmesi manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı görülmüştür.

Bu kural 17. Hukuk Dairesi kapatıldıktan sonra da geçerli mi?

Evet. 3. Hukuk Dairesi 2025 tarihli kararında manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağını ve ıslah yoluyla da istemin artırılamayacağını tekrar etmiş; ıslahla yapılan artırımı kabul eden ilk derece kararını bozmuştur.

Manevi tazminat ıslahla artırılabilir mi?

Hayır. 17. Hukuk Dairesi'ne göre manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağı ve ıslah yoluyla da talebin artırılamayacağı benimsenmektedir. 4. Hukuk Dairesi de artırılan kısmın mahkemece dikkate alınmayacağını belirtmiştir.

Kısmi dava olarak açılırsa talep tümden reddedilir mi?

4. Hukuk Dairesi'ne göre hayır. Bir davanın kısmi dava olarak açılamayacak olmasına rağmen öyle açılmış olması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde sayılan dava şartları arasında değildir. Yaptırım davanın usulden reddi değil, artırılan kısmın dikkate alınmamasıdır.

Dilekçede fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak sakıncalı mı?

4. Hukuk Dairesi'ne göre değildir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak dava açılması, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesine aykırı görülmemiştir; bu kayıt tek başına talebi sakatlamaz.

Enflasyon nedeniyle miktar eridiyse ek dava açılabilir mi?

Hukuk Genel Kurulu'na göre ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler veya alım gücünün azalması manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez.

Ölenin yakınları manevi tazminat isteyebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına göre ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

Ağır bedensel zararın kesin bir ölçüsü var mı?

Kanunda sayısal bir eşik yoktur ve bu çalışmada korpusta böyle bir eşik belirleyen bir karara ulaşılamamıştır. Değerlendirme somut olayın özelliklerine göre yapılır.

Kişilik hakkı ihlalinde hangi madde uygulanır?

Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi kişilik hakkının zedelenmesinden doğan manevi tazminatı düzenler. Hâkim para ödenmesi yerine veya buna ek olarak başka bir giderim biçimi de kararlaştırabilir.

Saldırıyı kınayan karar verilmesi istenebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin ikinci fıkrasına göre hâkim özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

Boşanmadaki manevi tazminat aynı kurallara mı tabidir?

Hayır, ayrı bir hükme dayanır. Boşanmada manevi tazminat Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir ve kendine özgü koşulları vardır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Maddi ve manevi tazminat ile destekten yoksun kalma taleplerine ilişkin davaları yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp