Tazminat Hukuku

Tazminat Davası Nedir? Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Açılır

Tazminat davası nedir, nasıl açılır ve ne kadar sürer? Maddi ve manevi tazminatın farkı, efor kaybı, Hukuk Genel Kurulu'nun manevi tazminat ölçütleri, müterafik kusur indirimi, uzamış ceza zamanaşımı ve görevli mahkeme.

14 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Hasar görmüş kırmızı aracın arka kısmı
İçindekiler 23

Kısa Cevap

Maddi tazminat, malvarlığında meydana gelen ölçülebilir kaybı karşılar; manevi tazminat ise kişinin duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçlar. Maddi zarar kalemleri kanunda sayılmıştır; manevi tazminatta ise kesin bir hesap yapılamaz, hâkim takdir eder.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir kaza, tıbbi müdahale veya haksız fiil sonucu bedensel zarar gördünüz.
  • Bir yakınınızı kaybettiniz ve destekten yoksun kalma tazminatını araştırıyorsunuz.
  • Hangi kalemleri talep edebileceğinizi ve nasıl hesaplanacağını netleştirmek istiyorsunuz.
  • Karşı taraf, sizin de kusurlu olduğunuzu ileri sürüyor.
  • Aldığınız sigorta veya sosyal güvenlik ödemelerinin tazminattan düşülüp düşülmeyeceğini merak ediyorsunuz.

Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Sorumluluğun Temeli

Haksız fiil sorumluluğunun genel kuralı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesindedir:

“MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49)

Tazminatın kapsamı ve biçimi ise 51. maddede hâkime bırakılmıştır:

“MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.51)

Sorumluluk her zaman kusura dayanmaz. Kanun bazı hâllerde kusursuz sorumluluk öngörür: başkasını çalıştıranın verdiği zarardan adam çalıştıranın sorumluluğu, bina ve yapı eserlerinin kusurundan ise yapı malikinin sorumluluğu gündeme gelir. Trafik kazalarında işletenin sorumluluğunun ayrıntısı için trafik kazası tazminat davası, sorumluluğun dört unsuru için haksız fiil nedir yazılarımıza bakabilirsiniz.

Maddi Zarar Kalemleri

Bedensel zarar

“MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

  1. Tedavi giderleri.

  2. Kazanç kaybı.

  3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

  4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54)

Maddedeki “özellikle” ifadesi, sayımın sınırlayıcı olmadığını gösterir; somut olayda başka kalemler de gündeme gelebilir.

Geliriniz azalmasa bile tazminat isteyebilirsiniz

Üçüncü bentteki “çalışma gücünün azalması”, uygulamada en çok yanlış anlaşılan kalemdir. Sanılanın aksine ölçüt maaşın düşmesi değildir. Hukuk Genel Kurulu, sürekli kısmi iş göremezlik hâlini şöyle açıklar:

“Sürekli kısmi iş göremezlik hâline giren kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı durumda olanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1179, K. 2021/1563, T. 02.12.2021)

Buna uygulamada efor (güç) kaybı denir: zarar, kazancın azalması değil, aynı sonucu üretmek için harcanan fazladan çabadır. Aynı kararda sürekli tam iş göremezlik ise beden gücünün bütünüyle yitirilmesi olarak tanımlanır; bu hâlde tazminat yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanır. Sürekli iş göremezlik kaleminin trafik kazasındaki yaklaşık büyüklüğü için yaralanmalı trafik kazası tazminat hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.

Aynı ilke idari yargıda da geçerlidir; Danıştay da efor kaybını bağımsız bir zarar kalemi sayar (bkz. tam yargı davası).

Ölüm

“MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

  1. Cenaze giderleri.

  2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

  3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53)

Üçüncü bent destekten yoksun kalma tazminatının dayanağıdır. Kanun bu kişileri mirasçılıkla sınırlamamış, ölenin fiilen destek sağladığı kişileri esas almıştır.

Hesaplama ilkesi

“MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55)

Maddenin ikinci fıkrası, bu ilkelerin idari eylem ve işlemlerden doğan zararlarda da uygulanacağını belirtir; yani idari yargıda görülen tam yargı davası bakımından da aynı hesap mantığı geçerlidir.

Manevi Tazminat: Neden Formül Yok?

Manevi tazminatın dayanağı 56. maddedir:

“MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.56)

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bu tazminatın niteliğini ve neden hesaplanamadığını şöyle açıklamıştır:

“Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1729, K. 2025/1327, T. 27.03.2025 — BOZULMASINA)

Aynı kararda takdir ölçütleri belirtilmiştir:

“Maddi zararda olduğunun aksine manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için miktarı, somut olayın özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak TMK’nın 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını belirlemede geniş bir yetkiye sahiptir.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1729, K. 2025/1327, T. 27.03.2025 — BOZULMASINA)

Bu nedenle manevi tazminat hesaplama aracı ya da “şu olayda şu kadar alınır” biçiminde bir tarife mümkün değildir. İnternette dolaşan tablolar, hâkimin takdir yetkisinin yerine geçemez.

Takdir yetkisi sınırsız değil: Hukuk Genel Kurulu’nun ölçüt listesi

“Hâkim takdir eder” cümlesi, ölçüt olmadığı anlamına gelmez. Hukuk Genel Kurulu, hâkimin hangi unsurları gözetmek zorunda olduğunu tek tek sayar:

“Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, olayın meydana geliş şekli ve ağırlığını, varsa maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/21, K. 2020/456, T. 23.06.2020 — ONANMASINA)

Bu liste dilekçe yazarken doğrudan kullanılabilir: yedi başlığın her biri somutlaştırılırsa, takdir edilecek miktarın dayanağı da kurulmuş olur. Kurul ayrıca, hâkimin bu unsurları objektif biçimde ortaya koyduğunda gerekirse manevi tazminata hiç hükmetmeyebileceğini de belirtmiştir.

Manevi tazminat “ne tazminat ne de cezadır”

Miktarın sınırını belirleyen asıl ölçüt, bu tazminatın niteliğidir:

“Bu para tutarı aslında ne tazminat ne de cezadır, çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir yaptırım da değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/21, K. 2020/456, T. 23.06.2020 — ONANMASINA)

Çoğu kaynakta bulunmayan ayrıntı: manevi tazminat istenebilmesi için karşı tarafın kusurlu olması şart değildir. Hukuk Genel Kurulu, anılan kararında manevi tazminatta kusurun gerekmediğini, kusurun ancak tazminatın takdirinde etkili olabileceğini belirtmiş ve bunu 22.06.1966 tarihli ve E. 1966/7, K. 1966/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayandırmıştır. İçtihadı birleştirme kararları tüm mahkemeler bakımından bağlayıcıdır; dolayısıyla bu, tartışmaya açık bir görüş değil yerleşik kuraldır.

Takdir ölçütlerinin ayrıntısı için manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir yazımıza bakabilirsiniz.

Manevi Tazminat Bölünemez: Bir Defada İstenir

Maddi tazminatta zarar gören, alacağının bir kısmını dava edip kalanı için sonradan yeni bir dava açabilir. Manevi tazminatta bu yol kapalıdır ve sonucu ağırdır: eksik istenen miktar sonradan tamamlanamaz. 3. Hukuk Dairesi kuralı 2025 tarihli bir kararında şöyle koymuştur:

“Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Öğretide ve kararlılık gösteren yargısal içtahatlarda da, manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, ıslah yolu ile de istemin arttırılamayacağı benimsenmektedir. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4207, K. 2025/666, T. 06.02.2025 — bozma)

Kararın somut olayında davacılar dilekçeyle kişi başına 500 TL manevi tazminat istemiş, sonra ıslahla bunu 30.000 TL’ye çıkarmıştı; Daire ıslahla yapılan artırımı kabul eden ilk derece kararını bozmuştur.

Pratik karşılığı şudur: manevi tazminat miktarı dava dilekçesinde belirlenmelidir. Miktarı hâkim takdir edeceği için istenen tutarın tamamına hükmedilmeyebilir, ancak istenmeyen bir tutara hiç hükmedilemez. Dilekçeye konulan “fazlaya ilişkin haklar saklıdır” kaydının bu tabloyu değiştirip değiştirmediği ayrı bir sorudur ve manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir yazımızda 4. Hukuk Dairesi kararıyla ele alınmıştır.

Zarar Görenin Kusuru: Tazminat İndirilebilir

“MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.52)

Birinci fıkra yalnız zarara sebep olmayı değil, zararın artmasında etkili olmayı da indirim sebebi saymaktadır. Uygulamada tedaviye uyulmaması veya zararı azaltacak tedbirlerin alınmaması bu kapsamda tartışılır.

İndirimin gerekçesi, tazminat hukukunun temel amacından çıkar. Hukuk Genel Kurulu zinciri şöyle kurar:

“Zira tazminatın amacı, zarar vereni cezalandırmak veya zarar göreni zenginleştirmek değildir. Ancak zararlı sonucun doğmasına zarar veren yanında zarar görenin kusuru veya bazı durum ve davranışları ya da umulmayan olaylar da katkıda bulunmuşsa tazminattan belirli bir indirim yapılması hakkaniyete daha uygun düşmektedir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/127, K. 2022/615, T. 26.04.2022)

Bu gerekçenin pratik sonucu şudur: indirim bir cezalandırma değil, zararın gerçekte kime yüklenebileceğinin ölçülmesidir. Kararda ayrıca indirim sebeplerinin en önemlilerinin TBK m.51 ve m.52 olduğu belirtilmiş, bu sebeplerin özel hüküm bulunmadıkça sözleşmeye dayalı sorumlulukta da uygulanacağı ifade edilmiştir.

Bu indirimin trafik kazalarındaki uygulaması için müterafik kusur ve tazminattan indirim yazımıza bakabilirsiniz.

Zamanaşımı

“MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72)

Uzamış ceza zamanaşımı: mahkûmiyet şart değil, ceza davası bile şart değil

Maddenin son cümlesi (“ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü… bu zamanaşımı uygulanır”) uygulamada tazminat hakkını yıllarca uzatabilen kuraldır. Ve şartı sanıldığından çok daha hafiftir. Hukuk Genel Kurulu bunu açıkça ortaya koyar:

“Vurgulamakta yarar vardır ki, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109 maddesinin ikinci fıkrasına göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, sadece eylemin “cezayı gerektiren fiilden” doğmuş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer bir ifade ile tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için fail hakkında bir ceza davası açılması; mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı veya zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması aranmamaktadır. Sadece cezalandırılması kabil bir eylemin işlenmiş olması, bir diğer söyleyişle, haksız fiilin suç niteliğini taşıması yeterlidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1508, K. 2019/422, T. 09.04.2019 — BOZULMASINA)

Bunun üç somut sonucu vardır:

  • Ceza davası hiç açılmamış olabilir. Eylemin suç niteliği taşıması yeterlidir.
  • Beraat veya takipsizlik kararı, tek başına uzamış zamanaşımının uygulanmasını engellemez; aranan, cezalandırılması mümkün bir eylemin işlenmiş olmasıdır.
  • Kurul, uzamış ceza zamanaşımının sürücü ile diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında ayrım yapılmaksızın hepsi için geçerli olduğunu belirtmiştir.

İki yıllık sürenin dolduğunu düşünerek davadan vazgeçmeden önce, eylemin ceza kanunlarına göre suç oluşturup oluşturmadığı mutlaka değerlendirilmelidir; taksirle yaralama gibi hâllerde süre çok daha uzundur.

Sürenin başlangıcı uygulamada en çok tartışılan noktadır; ayrıntı için haksız fiil tazminatında zamanaşımı ve malpraktis davasında zamanaşımı ve tazminat kalemleri yazılarımıza bakabilirsiniz.

Dava Kime Karşı Açılır?

Davalının doğru belirlenmesi, talebin kendisi kadar belirleyicidir. Zarardan sorumlu olan tek kişi olmayabilir; kanun birden çok sorumluyu birlikte sorumlu tutar:

TBK m.61 — a. Dış ilişkide

“MADDE 61- Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.61)

Müteselsil sorumluluk, zarar görenin tazminatın tamamını sorumlulardan herhangi birinden isteyebilmesi anlamına gelir; sorumlular arasındaki paylaşım kendi aralarındaki iç ilişkiye aittir. Bunun sonucu, davacının hepsine birden dava açmak zorunda olmamasıdır.

Sorumlu sıfatı olayın tipine göre değişir: fiili işleyenin yanında, çalışanının verdiği zarardan adam çalıştıran, bina ve yapı eserinden doğan zararda yapı maliki, trafik kazasında ise işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumlu olabilir. Müteselsil sorumluluğun çerçevesi için müteselsil sorumluluk nedir yazımıza bakabilirsiniz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tazminat davasında görevli mahkeme, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir:

“Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.”

(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2)

Uyuşmazlığın kaynağına göre özel görevli mahkemeler devreye girer: trafik kazasında zorunlu sigortacıya karşı açılan araç değer kaybı davası asliye ticaret mahkemesinde; iş kazası tazminatı iş mahkemesinde; idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararlar ise idari yargıda tam yargı davası olarak görülür. Tüketici işleminden doğan tazminat talepleri tüketici mahkemesinin görev alanındadır.

Yetki bakımından haksız fiile dayanan davalarda davacıya seçim hakkı tanınır:

“Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”

(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.16)

Dava Nasıl Açılır, Harç Ne Kadar?

Maddi ve manevi tazminat davası, zararı ve sorumluyu gösteren bir dava dilekçesiyle açılır. Talep bir miktar para olduğundan nispi harca tabidir; davacı, harç ve gider avansını dava açarken yatırmak zorundadır:

“Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.”

(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.120)

Maddi tazminatta zarar miktarı baştan belirlenemiyorsa kısmi dava yolu gündeme gelebilir; manevi tazminatta ise talep belirli bir miktar olarak gösterilir. Uzun süre bu amaçla kullanılan belirsiz alacak davası artık açılamaz: HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda eski hüküm uygulanmaya devam eder; ayrıntı ve geçiş hükmü için 12. Yargı Paketi yazımıza bakabilirsiniz. Trafik/sigorta ile ticari, işçi-işveren ve tüketici uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuk veya sigortacıya yazılı başvuru dava şartı olabilirken, genel haksız fiil davalarında böyle bir zorunluluk kural olarak yoktur. Tazminata kural olarak faiz de işletilir; gecikme faizinin enflasyon karşısında zararı karşılamadığı hâllerde munzam zarar ayrıca talep edilebilir. Karşı tarafa hükmedilecek vekalet ücretinin manevi tazminatta talep edilene değil hüküm altına alınan miktara bağlı olduğu için bkz. manevi tazminat davasında vekalet ücreti.

Dava Ne Kadar Sürer?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; süre delil durumuna, bilirkişi incelemesine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bedensel zarar ve destek hesaplarında bilirkişi raporu alınması yargılamayı uzatan başlıca aşamadır. İlk derece kararının ardından istinaf ve gerektiğinde temyiz aşamaları da süreye eklenir. Bu nedenle “şu kadar ayda biter” biçiminde bir taahhüt gerçekçi olmaz.

Hangi Tazminat Davası? Olaya Göre Yol Haritası

Tazminat talebinin dayanağı ve izlenecek yol, zararın nasıl doğduğuna göre değişir. Aşağıdaki tablo hangi durumda hangi rejimin işlediğini gösterir:

OlaySorumluluğun kaynağıAyrıntı
Trafik kazasıHaksız fiil + zorunlu mali sorumluluk sigortasıtrafik kazası tazminat davası
Ölüm hâlinde yakınların kaybıDestekten yoksun kalmadestekten yoksun kalma tazminatı
Aracın değer kaybıHaksız fiil (malvarlığı zararı)araç değer kaybı davası
İş kazası / meslek hastalığıİşverenin özen borcuiş kazası tazminat davası
Hatalı tıbbi uygulamaVekâlet veya eser sözleşmesi ihlalimalpraktis tazminat davası
Çalışanın verdiği zararAdam çalıştıranın sorumluluğuadam çalıştıranın sorumluluğu
Bina veya yapıdan doğan zararYapı malikinin kusursuz sorumluluğuyapı malikinin sorumluluğu
İdarenin işlem veya eylemiİdari sorumluluk (idari yargı)tam yargı davası
Gecikmiş para borcunun faizi aşan zararıMunzam zararmunzam zarar

Talebin hukuki dayanağı ve miktarı kadar iki teknik konu da sonucu doğrudan etkiler: zarar görenin kendi kusuru indirim sebebidir (müterafik kusur) ve süreler dava hakkını düşürür (haksız fiilde zamanaşımı). Sorumluluğun genel çerçevesi için haksız fiil nedir, manevi tazminatın miktarı için manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir yazımıza bakabilirsiniz.

Bedensel Zarar ve Destek Tazminatında Faiz: 31.07.2026 Kırılması

Bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma zararlarının hesabı TBK m.55’e tabidir ve bu madde 31 Temmuz 2026’da iki yeni fıkra kazanmıştır (7589 sayılı Kanun m.18; Resmî Gazete 31.07.2026, sayı 33326 — aynı Kanun m.26/c uyarınca yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir).

Faiz artık tek bir başlangıç tarihine bağlı değildir:

7589 sayılı Kanun m.18 — TBK m.55’e eklenen birinci fıkra

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.

(7589 sayılı Kanun m.18)

İkinci fıkra, ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edileceğini düzenler.

Hangi dosyada uygulanacağının ölçütü olay tarihidir:

7589 sayılı Kanun geçici m.1 — dokuzuncu fıkra

Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(7589 sayılı Kanun geçici m.1/9)

Bu, yalnızca bedensel zarar ve destek tazminatını ilgilendirir; malvarlığı zararlarına (örneğin araç değer kaybı) ilişkin faiz rejimi bu fıkraların kapsamı dışındadır. Değişiklik bu yazının hazırlandığı tarihte yenidir; uygulamasına ilişkin yüksek mahkeme kararı henüz bulunmamaktadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Talebi tek kalem olarak kurmak. TBK m.53/54’teki kalemler ayrı ayrı ispatlanır.
  • Manevi tazminatı tarifeye bağlamak. Yargıtay kesin hesabın olanaksız olduğunu belirtmektedir.
  • Sosyal güvenlik ödemelerini otomatik düşmek. TBK m.55 rücu edilemeyen ödemeler için bunu yasaklar.
  • Kendi kusurunu göz ardı etmek. TBK m.52 zararın artmasında etkili olmayı da indirim sebebi sayar.
  • Zamanaşımını tek süre üzerinden hesaplamak. Ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır.
  • Manevi tazminatı düşük tutup ıslahla artırmayı planlamak. 3. Hukuk Dairesi bu yolu kapatmıştır; manevi tazminat bölünemez ve bir defada istenir.
  • Davayı yalnız bir sorumluya yöneltmek. TBK m.61 müteselsil sorumluluk öngördüğünde tazminatın tamamı sorumlulardan herhangi birinden istenebilir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Zararınızı kalem kalem listeleyin ve her kalem için belge toplayın.
  2. Ölüm hâlinde destek ilişkisini gösteren delilleri ayrıca hazırlayın.
  3. Aldığınız sosyal güvenlik ödemelerinin rücu edilebilir olup olmadığını değerlendirin.
  4. Olayın ceza boyutu varsa zamanaşımı bakımından hesaba katın.
  5. Manevi tazminat talebinizi somut olayın özelliklerine dayandırın.

Özet

  • Maddi tazminat kanunda sayılan kalemler üzerinden hesaplanır (TBK m.53/54); sayım sınırlayıcı değildir.
  • Geliriniz azalmasa bile çalışma gücü kaybı (efor kaybı) tazminatı istenebilir (HGK, E. 2017/1179, K. 2021/1563).
  • Manevi tazminatta kesin hesap olanaksızdır; hâkim TMK m.4 uyarınca takdir eder; ancak takdir ölçütsüz değildir: HGK yedi unsur sayar (E. 2018/21, K. 2020/456).
  • Manevi tazminat için karşı tarafın kusuru şart değildir; kusur yalnız takdirde etkilidir (İBK 22.06.1966, E. 1966/7, K. 1966/7).
  • Destekten yoksun kalma tazminatı mirasçılıkla sınırlı değildir.
  • Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri indirilemez (TBK m.55).
  • Zarar görenin kusuru tazminatı indirebilir veya kaldırabilir (TBK m.52); indirim cezalandırma değil, zararın kime yüklenebileceğinin ölçülmesidir (HGK, E. 2019/127, K. 2022/615).
  • İki yıl dolmuş olabilir ama dava bitmemiş olabilir: eylem suç niteliği taşıyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır; mahkûmiyet ya da ceza davası aranmaz (HGK, E. 2017/1508, K. 2019/422).

Sağlık hizmetinden doğan zararlar için malpraktis nedir ve doktor hatası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Tazminat davası nedir?

Tazminat davası, hukuka aykırı bir davranış nedeniyle zarara uğrayan kişinin bu zararın giderilmesini istediği davadır. Zarar malvarlığında ölçülebilir bir kayıpsa maddi tazminat, kişilik değerlerinde meydana gelen ihlalse manevi tazminat söz konusu olur. Sorumluluk sözleşmeden veya haksız fiilden doğabilir.

Tazminat davası istinafta ne kadar sürer?

Kanunda belirlenmiş sabit bir süre yoktur; süre bölge adliye mahkemesinin iş yüküne, dosyanın kapsamına ve yeniden bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine göre değişir. Bu nedenle somut bir dosya için süre taahhüdü verilemez; dosyanızın durumu bakımından avukatınızdan bilgi almanız yerinde olur.

Maddi ve manevi tazminat arasındaki fark nedir?

Maddi tazminat malvarlığında meydana gelen ölçülebilir kaybı karşılar; manevi tazminat ise kişinin duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçlar. Yargıtay'a göre manevi tazminatta kesin bir hesap yapılması olanaksızdır.

Manevi tazminat nasıl hesaplanır?

Kesin bir formül yoktur. Yargıtay, miktarın somut olayın özelliği ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca hâkim tarafından takdir edildiğini belirtmektedir.

Gelirim azalmadıysa maddi tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1179, K. 2021/1563 sayılı kararına göre sürekli kısmi iş göremezlik hâline giren kişi çalışmasını sürdürebilse de, yaşıtlarına ve aynı durumda olanlara göre sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından, kazançlarında bir azalma olmasa bile sakatlığı oranında tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Buna efor (güç) kaybı denir.

Manevi tazminatta hâkim neleri gözetmek zorundadır?

Hukuk Genel Kurulu E. 2018/21, K. 2020/456 sayılı kararına göre hâkim; somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, olayın meydana geliş şekli ve ağırlığını, varsa maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Takdir yetkisi geniştir ama ölçütsüz değildir.

Manevi tazminat için karşı tarafın kusurlu olması şart mı?

Hayır. Hukuk Genel Kurulu E. 2018/21, K. 2020/456 sayılı kararında, 22.06.1966 tarihli ve E. 1966/7, K. 1966/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanarak manevi tazminatta kusurun gerekmediğini, kusurun ancak tazminatın takdirinde etkili olabileceğini belirtmiştir. İçtihadı birleştirme kararları tüm mahkemeler bakımından bağlayıcıdır.

İki yıllık zamanaşımı doldu, davam bitti mi?

Zorunlu değil. Eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanunlarındaki daha uzun zamanaşımı uygulanır. Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1508, K. 2019/422 sayılı kararına göre bunun için fail hakkında ceza davası açılmış olması, mahkûmiyet kararı bulunması veya zarar görenin o davada talepte bulunmuş olması aranmaz; cezalandırılması mümkün bir eylemin işlenmiş olması yeterlidir.

Tazminattan indirim neden yapılır?

Hukuk Genel Kurulu E. 2019/127, K. 2022/615 sayılı kararına göre tazminatın amacı zarar vereni cezalandırmak veya zarar göreni zenginleştirmek değildir; zararlı sonucun doğmasına zarar görenin kusuru ya da bazı durum ve davranışları da katkıda bulunmuşsa tazminattan belirli bir indirim yapılması hakkaniyete daha uygun düşer. İndirim sebeplerinin en önemlileri TBK m.51 ve m.52'dir.

Bedensel zarar hâlinde hangi kalemler istenebilir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar sayılmıştır.

Ölüm hâlinde hangi kalemler istenebilir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar sayılmıştır.

Destekten yoksun kalma tazminatı kimlere ödenir?

Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilere ödenir. Kanun bu kişileri mirasçılıkla sınırlamamıştır; belirleyici olan ölenin fiilen destek sağlıyor olmasıdır. Kapsam somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülür mü?

Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler bu zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez.

Zarar görenin kusuru tazminatı etkiler mi?

Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesine göre zarar gören zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Ölenin yakınları da manevi tazminat isteyebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına göre ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

Tazminat davasında zamanaşımı süresi nedir?

Haksız fiilde zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır. Ceza kanunları daha uzun bir süre öngörüyorsa o süre uygulanır.

Manevi tazminat talebini sonradan artırabilir miyim?

3. Hukuk Dairesi'nin 2025 tarihli kararına göre manevi tazminat davası kısmi dava olarak açılamaz ve istem ıslah yoluyla da artırılamaz; manevi tazminat niteliği itibarıyla bölünemez ve bir defada istenmesi gerekir. Bu nedenle miktar dava dilekçesinde belirlenmelidir.

Manevi tazminat neden dilekçede tam olarak istenmelidir?

Tazminat bölünemediği ve ıslahla artırılamadığı için, dilekçede yazılan miktarın üzerine sonradan çıkılamaz. Hâkim istenen tutarın altında bir miktara hükmedebilir, ancak istenmeyen bir tutara hükmedemez.

Tazminat davası birden çok kişiye karşı açılabilir mi?

Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesine göre birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdiğinde veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olduğunda müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır. Zarar gören tazminatın tamamını sorumlulardan herhangi birinden isteyebilir.

Tazminat miktarını önceden öğrenebilir miyim?

Hayır. Maddi tazminat ispatlanan kalemler üzerinden hesaplanır, manevi tazminat ise hâkimin takdirindedir. Önceden bir tutar veya aralık söylenmesi doğru olmaz.

Maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır?

Zararı ve sorumluyu gösteren bir dava dilekçesiyle açılır. Talep bir miktar para olduğu için nispi harca tabidir; harç ve gider avansı dava açılırken yatırılır. Maddi zarar belgelerle, manevi tazminat ise olayın özellikleriyle temellendirilir.

Tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır. Ancak sigortacıya karşı trafik davalarında asliye ticaret, iş kazalarında iş mahkemesi, idarenin işlemlerinde idari yargıda tam yargı davası, tüketici işlemlerinde ise tüketici mahkemesi görevlidir.

Tazminat davasında hangi mahkeme yetkilidir?

Haksız fiilden doğan davalarda; haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu sayede zarar gören, davayı kendi yerleşim yeri mahkemesinde de açabilir.

Tazminat davası ne kadar sürer?

Kesin bir süre söylenemez. Bilirkişi incelemesi, delil durumu ve mahkemenin iş yükü süreyi belirler; bedensel zarar hesapları yargılamayı uzatır. İlk derece kararından sonra istinaf ve gerekirse temyiz aşamaları da eklenir.

Bedensel zarar tazminatına faiz hangi tarihten işler?

Olayın tarihine bakılır. 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylarda, kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olayın meydana geldiği tarihten, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutara ise karar tarihinden kanuni faiz işler. Bu ayrımı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine 7589 sayılı Kanun'la eklenen fıkra getirmiştir.

Bu yeni faiz kuralı eski tarihli olaylara da uygulanır mı?

Hayır. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre değişiklik yalnız yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; öncesinde meydana gelen olaylarda maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam eder.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Maddi ve manevi tazminat ile destekten yoksun kalma taleplerine ilişkin davaları yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp