
İçindekiler 11
Kısa Cevap
Müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında kendi kusurunun bulunmasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine göre hâkim bu durumda tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Kusur illiyet bağını kesecek yoğunluktaysa sorumluluk büsbütün ortadan kalkar.
Bu Durumda mısınız?
- Trafik kazasında tazminat istiyorsunuz, karşı taraf sizin de kusurlu olduğunuzu ileri sürüyor.
- Sigorta şirketi, emniyet kemeri veya kask takmadığınız gerekçesiyle ödemeden indirim yaptı.
- Bilirkişi raporunda size bir kusur oranı atfedildi ve bu orana itiraz etmek istiyorsunuz.
- Dava öncesinde kısmi ödeme aldınız, hesabın hangi sırayla yapılacağını çözemiyorsunuz.
- Zararın büyümesinde sizin davranışınızın etkili olduğu iddia ediliyor.
Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Dayandığı Kanun Maddesi
TBK m.52 — İndirilmesi
“MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.52)
Maddede iki ayrı indirim sebebi vardır. Birinci fıkra zarar görenin kusurunu, ikinci fıkra ise tazminat yükümlüsünün yoksulluğa düşmesi hâlindeki hakkaniyet indirimini düzenler. Uygulamada “müterafik kusur” denilen kurum birinci fıkradır.
Müterafik Kusur Nedir?
Hukuk Genel Kurulu kavramı şöyle tanımlamıştır:
“Müterafik (ortak) kusur, makul bir kimsenin kendi yararına sakınmak zorunda olduğu düşüncesiz, dikkatsiz bir hareket tarzıdır. Müterafik (ortak) kusur kasdi olabileceği gibi ihmal şeklinde de ortaya çıkabilir. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru tespit edilirken, aynen zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektif kusur kriterlerine başvurulmalı, yani objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınmalıdır. Zarar görenin müterafik kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/131, K. 2019/1395, T. 19.12.2019 — gönderilmesine)
Bu tanımdan üç sonuç çıkar. Birincisi, kusur kasıt gerektirmez; ihmal yeterlidir. İkincisi, ölçüt kişinin kendi özel durumu değil, objektifleştirilmiş bir davranış standardıdır. Üçüncüsü ve en önemlisi, kusurun yoğunluğu sonucu belirler: illiyet bağını kesecek ağırlıktaysa tazminat büsbütün düşer, bu düzeye ulaşmıyorsa yalnızca indirim sebebi olur.
Uygulamada Tipik Hâller
Kask takmama
- Hukuk Dairesi, motosiklet kazasına ilişkin bir kararında ölçütü şöyle koymuştur:
“Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/15751, K. 2021/10311, T. 14.12.2021 — bozma)
Aynı kararda, davacının kafasından darbe aldığı anlaşılan olayda müterafik kusurun kabul edilerek yüzde yirmi oranında indirim yapılması gerektiğine hükmedilmiştir.
Emniyet kemeri takmama
Kapatılan 17. Hukuk Dairesi’nin destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bir kararında, Adli Tıp Kurumu raporunda yüzde on kusur belirtilmesine karşın mahkemece yüzde yirmi oranında indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu, oranın rapordaki tespitle bağlı olmadığını gösteren bir örnektir.
Kusur raporlarına itiraz usulü için bilirkişi raporuna itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
İndirimler Hangi Sırayla Uygulanır? Çözülmemiş Bir Ayrılık
Bu, dosyanın sonucunu doğrudan değiştiren ama çoğu kaynakta hiç ele alınmayan bir noktadır. Zarar gören dava öncesinde sigortadan kısmi ödeme almışsa, yüzdesel müterafik kusur indirimi ile sabit tutarlı ödemenin mahsubu hangi sırayla yapılacaktır?
- Hukuk Dairesi 2022 tarihli kararında sıralamayı şöyle kurmuştur:
“Yani, TBK 51 ve 52. maddelere göre nihai tazminatı belirlemedeki indirimler; 1-Trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa (birlikte kusur) bu oranda indirim yapılması, 2-Hatır taşıması varsa TBK 51 ve KTK 87. maddeleri uyarınca indirim yapılması, 3-Zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında kusuru varsa(müterafik kusur) kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılması biçiminde olmalıdır.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/13194, K. 2022/6944, T. 06.04.2022 — bozma)
Bu karara göre önce müterafik kusur indirimi yapılır, ödeme en son mahsup edilir. Kapatılan 17. Hukuk Dairesi ise 2020 tarihli kararında bunun tersini benimsemiş ve karşı sıralamayı açıkça eleştirmiştir:
“Oysa mahkeme tarafından müterafik kusur indiriminin davalı ödemesinin tenzilinden sonra yapılması gerekirken önce yapılarak davacı aleyhine durum yaratıldığı anlaşılmaktadır.”
(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/4295, K. 2020/4509, T. 08.07.2020 — bozma)
Fark teoriktik değildir. Yüzdesel indirim, sabit tutarlı ödeme düşülmeden önce uygulanırsa, alacaklının eline geçen tutar diğer sıraya göre daha düşük olur; aradaki fark, ödeme tutarı ile indirim oranının çarpımı kadardır.
Dürüst bir çerçeve şudur: 17. Hukuk Dairesi’nin bu alandaki kararları 2021 yılında sona ermekte, trafik kazası tazminatına ilişkin güncel kararlar 4. Hukuk Dairesi’nden çıkmaktadır. Dolayısıyla güncel daire uygulaması bakımından 2022 tarihli karar daha ağırlıklıdır. Ancak konu bir içtihadı birleştirme kararıyla çözülmüş değildir ve hesabın hangi sırayla yapıldığı dilekçede ayrıca denetlenmesi gereken bir kalemdir.
31 Temmuz 2026 Sonrası Olaylarda Kanun Koyucu Bir Yöntem Getirdi
Yukarıdaki daire ayrılığı, 31.07.2026’dan önce meydana gelen olaylar bakımından geçerliliğini korur. Bu tarihten sonra meydana gelen olaylarda ise dava öncesi yapılan ödemenin nasıl düşüleceği artık kanunla düzenlenmiştir: 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen fıkra, mahsubun yöntemini oransal olarak belirlemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — 7589 sayılı Kanun ile eklenen fıkra
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — Ek fıkra: 7589 sayılı Kanun m.18)
Hükmün iki ölçütü vardır: mahsup oransal yapılır ve tazminat miktarı ödeme tarihine göre belirlenir. Kapsamı ise bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarıyla sınırlıdır; ayrıca yalnızca tahkikat başlayıncaya kadar ve ifa amacıyla yapılan ödemeleri kapsar.
Bunun yukarıdaki daire ayrılığını tümüyle sona erdirdiği söylenemez. Hüküm mahsubun yöntemini düzenler, müterafik kusur indirimiyle sıra ilişkisini açıkça kurmaz ve bu noktada henüz yerleşmiş bir uygulama yoktur. Ancak yeni rejimde tartışma artık kanun metni üzerinden yürütülecektir.
Uygulanacak rejimin ölçütü dava tarihi değil, olayın tarihidir:
7589 sayılı Kanun geçici m.1 — dokuzuncu fıkra
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”
(7589 sayılı Kanun geçici m.1/9)
| Olayın tarihi | Ödemenin mahsubu |
|---|---|
| 31.07.2026 ve öncesi | Kanunda yöntem yok; daire ayrılığı canlı (yukarıya bakınız) |
| 31.07.2026 sonrası | Oransal mahsup, ödeme tarihine göre belirlenen tazminat üzerinden |
Sık Yapılan Hatalar
- Kaza kusuru ile müterafik kusuru karıştırmak. Kazanın oluşumundaki kusur ile zararın artmasındaki kusur ayrı indirim başlıklarıdır; 4. Hukuk Dairesi bunları ayrı ayrı sıralamıştır.
- Bilirkişi oranını kesin saymak. Kapatılan 17. Hukuk Dairesi örneğinde rapordaki yüzde on, mahkemece yüzde yirmiye çıkarılmıştır; takdir hâkimindedir.
- Hesap sırasını denetlememek. Ödeme mahsubu ile yüzdesel indirimin sırası tutarı değiştirir; bilirkişi raporunda bu sıranın nasıl kurulduğu kontrol edilmelidir. İki kusur kalemini ayrı ayrı girip sonucun nasıl değiştiğini yaralanmalı trafik kazası tazminat hesaplama aracımızla deneyebilirsiniz.
- İkinci fıkrayı müterafik kusur sanmak. TBK m.52/2 zarar görenin değil, tazminat yükümlüsünün yoksulluğa düşmesiyle ilgili ayrı bir hakkaniyet indirimidir.
- İlliyet bağını kesen kusuru indirim sanmak. Kusur yeterince yoğunsa sonuç indirim değil, sorumluluğun tümüyle kalkmasıdır.
Özet
- Müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında kendi kusurunun bulunmasıdır; TBK m.52/1’de düzenlenmiştir.
- Kusur illiyet bağını kesecek yoğunluktaysa tazminat tamamen kalkar; değilse indirim sebebi olur.
- Kasıt aranmaz, ihmal yeterlidir ve ölçüt objektifleştirilmiş kusur kavramıdır.
- Kask ve emniyet kemeri örneklerinde yüzde yirmi oranında indirim uygulanan kararlar vardır; oran hâkimin takdirindedir ve bilirkişi raporuyla bağlı değildir.
- İndirimlerin ödeme mahsubuyla hangi sırada uygulanacağı konusunda daire kararları ayrışmaktadır; sıra, alacaklının eline geçen tutarı değiştirir.
Tazminat kalemlerinin genel çerçevesi için maddi ve manevi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Müterafik kusur ne demek?
Zarar görenin, zararın doğmasında ya da artmasında kendi kusurunun bulunmasıdır. Ortak kusur veya birlikte kusur da denir. Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir ve tazminattan indirim sebebidir.
Müterafik kusur tazminatı tamamen ortadan kaldırır mı?
Kaldırabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre zarar görenin kusuru illiyet bağını kesecek yoğunluktaysa zarar veren sorumluluktan kurtulur. Bu yoğunlukta değilse yalnızca indirim sebebi olur.
Emniyet kemeri takmamak müterafik kusur sayılır mı?
Yargıtay kararlarında bu yönde uygulama vardır. Kapatılan 17. Hukuk Dairesi bir kararında, emniyet kemeri takmayan yolcunun mirasçıları yönünden tazminattan yüzde yirmi oranında indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Motosiklette kask takmamak indirim sebebi midir?
4. Hukuk Dairesi bir kararında, davacının kafasından darbe aldığı anlaşılan olayda müterafik kusurun varlığı kabul edilerek hesaplanan tazminattan yüzde yirmi oranında indirim yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
İndirim oranını kim belirler?
Hâkim belirler. 4. Hukuk Dairesi'ne göre her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda indirim yapılır.
Kusur oranını bilirkişi mi tespit eder?
Uygulamada kusur durumu bilirkişi raporlarıyla ortaya konur, ancak takdir hâkime aittir. Adli Tıp Kurumu raporlarına dayanılan kararlar bulunmakla birlikte mahkeme rapordaki oranla bağlı değildir.
İndirimler hangi sırayla uygulanır?
Bu nokta tartışmalıdır. 4. Hukuk Dairesi'nin 2022 tarihli kararı önce müterafik kusur indirimini, kapatılan 17. Hukuk Dairesi'nin 2020 tarihli kararı ise önce yapılan ödemenin mahsubunu öngörmektedir.
Sıranın pratikte ne önemi var?
Sonucu değiştirir. Yüzdesel indirim, sabit tutarlı bir ödeme mahsup edilmeden önce uygulanırsa alacaklının eline geçen tutar daha düşük olur. Kapatılan 17. Hukuk Dairesi bu durumu davacı aleyhine olarak nitelendirmiştir.
Müterafik kusur ile kaza kusuru aynı şey mi?
Değildir. Kazanın oluşumundaki kusur ile zararın artmasındaki kusur ayrı kalemlerdir. 4. Hukuk Dairesi kararında bunlar ayrı indirim başlıkları olarak sıralanmıştır.
Müterafik kusur kasıt gerektirir mi?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre müterafik kusur kasıtlı olabileceği gibi ihmal şeklinde de ortaya çıkabilir. Değerlendirmede objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınır.
Tazminat yükümlüsü yoksulluğa düşecekse indirim yapılır mı?
Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinin ikinci fıkrası bunu ayrı bir indirim sebebi olarak düzenler. Zarara hafif kusuruyla sebep olan kişi tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim indirim yapabilir.
Bu indirim manevi tazminatta da uygulanır mı?
Zarar görenin kusuru, manevi tazminatın takdirinde de gözetilen unsurlar arasındadır. Ancak manevi tazminatta hesap yerine takdir söz konusu olduğundan uygulama biçimi maddi tazminattan farklıdır.