Aile Hukuku

Aldatılan Eş Üçüncü Kişiye Tazminat Davası Açabilir mi?

Eşinizi aldatan kişiye manevi tazminat davası açılabilir mi? Bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı, tek istisnası ve AYM'nin bu çizgiyi nasıl denetlediği.

7 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Siyah zeminde ikiye ayrılmış kâğıt
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Aldatılan eş, eşiyle birlikte olan üçüncü kişiye karşı salt aldatma nedeniyle manevi tazminat davası açamaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu bunu 2018’de bağlayıcı biçimde karara bağladı. Tek istisna, üçüncü kişinin aldatmadan ayrı, bağımsız bir kişilik hakkı ihlali gerçekleştirmiş olmasıdır.

Bu Durumda mısınız?

  • Eşinizin başka biriyle ilişkisini öğrendiniz ve o kişiye dava açmayı düşünüyorsunuz.
  • Size “üçüncü kişiye tazminat davası açılır” denildi, ama güncel içtihadı bilmiyorsunuz.
  • Üçüncü kişi size mesaj attı, evinize geldi ya da özel bilgilerinizi paylaştı — bunun ayrı bir hak doğurup doğurmadığını merak ediyorsunuz.
  • Aldatma nedeniyle boşanma davası açtınız; tazminat kalemlerini kime karşı isteyeceğinizi netleştirmek istiyorsunuz.
  • 2018 öncesi bir karara ya da haberde gördüğünüz bir tazminat tutarına dayanarak beklenti kurdunuz.

Somut olayınız için hukuki danışma alın.

Kural: Üçüncü Kişiye Salt Aldatma Nedeniyle Dava Açılamaz

Konu, uzun süre Yargıtay daireleri ile Hukuk Genel Kurulu arasında farklı yönde karara bağlandığı için içtihadı birleştirme yoluna gidildi. Kurulun vardığı sonuç açıktır:

“Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, yargısal ve bilimsel içtihatlarla bu çerçevede yapılan değerlendirmeler sonucunda “evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağı” yönünde 06.07.2018 günü üçüncü görüşmede oy çokluğu ile karar verilmiştir.”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/5, K. 2018/7, T. 06.07.2018 — içtihadın birleştirilmesi, oy çokluğu)

İçtihadı birleştirme kararları benzer olaylarda mahkemeleri bağlar. Yani bu, bir dairenin görüşü değil, yargı düzeni içinde uyulması zorunlu bir kuraldır.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Kurulun tartıştığı hükümler şunlardır:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 — Haksız fiil sorumluluğu

MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.61 — Müteselsil sorumluluk

MADDE 61- Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.185 — Sadakat yükümlülüğü

Madde 185- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.

Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.

Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.

Sadakat yükümlülüğünü kuran m.185, yükümlülüğü eşlere yükler. Kurulun çıkış noktası budur: bu yükümlülük üçüncü kişiye yöneltilebilecek bir borç doğurmaz.

Kurul Bu Sonuca Nasıl Vardı?

Gerekçe üç ayak üzerinde durur.

Birincisi, sadakat nispi bir haktır. Yükümlülük yalnız eşler arasında doğduğu için, ihlalinden ötürü üçüncü kişiye yöneltilecek bir talep hakkı kendiliğinden doğmaz.

İkincisi, ahlaka aykırılık tek başına yetmez. TBK m.49/2 sorumluluk için “kasten” zarar vermeyi arar. Kurul, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.41/2’deki “bilerek” sözcüğünün yerine “kasten” getirilmesine dayanarak, kanun koyucunun sonucu bilmeyi yeterli görmediği, aynı zamanda istemeyi de aradığı yorumunu yapar. Evli olduğunu bilmek, zarar verme kastı demek değildir.

Üçüncüsü, müteselsil sorumluluk kurulamaz. Bunun ön şartı, her iki kişinin de kendi davranışı gereği sorumlu tutulabilmesidir:

“Konumuz açısından üçüncü kişinin fiilinin haksız fiil olarak nitelendirilebilmesine olanak bulunmadığından sadece aldatma fiiline iştirak etmesi nedeniyle, aldatan eşle birlikte TBK’nun 61. maddesi çerçevesinde müteselsilen sorumlu tutulabilmesi mümkün değildir.”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/5, K. 2018/7, T. 06.07.2018 — içtihadın birleştirilmesi, oy çokluğu)

İstisna: Bağımsız Bir Kişilik Hakkı İhlali

Karar, üçüncü kişiyi bütünüyle dokunulmaz kılmaz. Kurul istisnayı kendi cümleleriyle çizer:

“Hemen belirtilmelidir ki, üçüncü kişinin katıldığı aldatma eylemi ile bağlantılı olmakla birlikte sadakatsizlik olgusundan farklı olarak, bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlali durumunda, eş söyleyişle üçüncü kişinin doğrudan aldatılan eşin kişilik değerlerine yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunması durumunda manevi tazminat sorumluluğunun doğacağında tereddüt bulunmamaktadır.”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/5, K. 2018/7, T. 06.07.2018 — içtihadın birleştirilmesi, oy çokluğu)

Kararda örnek olarak sayılan davranışlar şunlardır: konut dokunulmazlığının ihlali, özel yaşama müdahale, sır alanına girilmesi, ele geçirilen özel bilgilerin ifşa edilmesi, söz ve ifadelerle onur ve saygınlığın zedelenmesi.

Ayrımı kurmanın pratik yolu şu sorudur: dava edilen davranış, ilişkinin kendisinden ayrı düşünüldüğünde de hukuka aykırı mıdır? Cevap evetse istisna gündeme gelir; hayırsa kural işler. Kurulun kapanış cümlesi bu sınırı bir kez daha çizer:

“Hâl böyle olunca, üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen başkaca bir kişilik hakkı ihlali bulunmadıkça, salt evli bir kişiyle birlikte olmak şeklindeki eyleminden dolayı aldatılan eşin üçüncü kişiden manevi tazminat isteyebilmesinin mümkün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/5, K. 2018/7, T. 06.07.2018 — içtihadın birleştirilmesi, oy çokluğu)

Kişilik hakkı ihlali hâlinde dayanılacak hüküm TBK m.58’dir:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.58 — Kişilik hakkının zedelenmesi

MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

Anayasa Mahkemesi Bu Çizgiyi Denetledi

Bu içtihada dayanılarak reddedilen bir tazminat davası, bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’nin önüne geldi. Mahkeme, aile hayatına saygı hakkı bakımından devletin pozitif yükümlülüklerini değerlendirdi ve kararın istisna ayağına özellikle dikkat çekti:

“Öte yandan içtihadı birleştirme kararında aldatma durumunda üçüncü kişinin tümüyle müeyyidesiz kalacağının söylenemeyeceği hususu da ayrıca belirtilmiştir. Salt sadakatsizlik olgusu dışında kalan, aldatılan eşin konut dokunulmazlığının ihlal edilmesi, özel hayatına saldırıda bulunulması, giz alanına girilmesi, özel bilgilerin ifşa edilmesi, söz ve davranışlarla onur ve saygınlığının zedelenmesi gibi bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkının ihlal edilmesi hâlinde üçüncü kişinin manevi tazminat sorumluluğunun ortaya çıkabileceği açıklanmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/3519, T. 25.10.2023 — aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine, oy çokluğuyla)

Mahkeme ayrıca içtihadın uygulamada yerleştiğini tespit etti:

“Evlilik birliği içinde gerçekleşen aldatma durumunda -başka bir kişilik hakkı ihlali bulunmadıkça- salt bu eylem nedeniyle aldatılan eşin üçüncü kişiden manevi tazminat talep edemeyeceği şeklinde verilen söz konusu içtihadı birleştirme kararının Yargıtay ve derece mahkemelerince uygulandığı ve bu konuda son dönemde istikrarlı bir yargısal yaklaşımın bulunduğu görülmektedir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/3519, T. 25.10.2023 — aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine, oy çokluğuyla)

Başvuru, aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karara bağlandı; üç üye karşıoy kullandı. Karşıoy bulunması sonucu değiştirmez, ancak tartışmanın kapanmadığını gösterir.

Aldatan Eşe Karşı Hangi Yollar Açık?

İçtihadı birleştirme kararı yalnız üçüncü kişiye karşı açılan davayı kapatır. Aldatan eşe karşı yollar açıktır:

TalepKime karşıDayanak
Boşanma (zina veya evlilik birliğinin sarsılması)Aldatan eşTMK m.161, m.166
Manevi tazminatAldatan eşTMK m.174/2
Maddi tazminatAldatan eşTMK m.174/1
Manevi tazminatÜçüncü kişiYalnız bağımsız kişilik hakkı ihlali varsa (TBK m.58)

Boşanmadaki tazminatın dayanağı şudur:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.174 — Maddî ve manevî tazminat

Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Aldatmanın boşanma davasındaki karşılığı için Zina Nedeniyle Boşanma Davası ve tazminat kalemleri için Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat yazılarımıza bakabilirsiniz.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Talebi doğru muhataba yöneltin. Salt ilişki iddiasına dayalı dava üçüncü kişiye karşı reddedilir; aynı talep aldatan eşe karşı boşanma davası içinde ileri sürülebilir.
  2. İstisna var mı diye ayrı ayrı bakın. Üçüncü kişinin size yönelik ayrı bir fiili (ifşa, hakaret, konuta girme, özel hayata müdahale) varsa bunu ilişkiden bağımsız olarak değerlendirin.
  3. Delilleri hukuka uygun toplayın. Hukuka aykırı elde edilen delil, boşanma davasında da sorun yaratır; bkz. Boşanma Davasında HTS Kayıtları.
  4. Boşanma stratejisini kurun. Kusur belirlemesi tazminatı ve nafakayı doğrudan etkiler; bkz. Çekişmeli Boşanma.
  5. Süreleri kaçırmayın. Zina özel boşanma sebebinde hak düşürücü süreler işler.

Sık Yapılan Hatalar

  • 2018 öncesi karara dayanmak. İçtihadı birleştirme kararından önce verilmiş, üçüncü kişiyi sorumlu tutan kararlar bugün emsal değildir.
  • “Ahlaka aykırı, öyleyse tazminat” kurmak. TBK m.49/2 ahlaka aykırılığın yanında kasten zarar verme arar; Kurul bu ayrımı açıkça yapmıştır.
  • İstisnayı ilişkinin kendisiyle karıştırmak. İlişkinin süresi, alenîliği ya da “herkesin bilmesi” tek başına bağımsız kişilik hakkı ihlali değildir.
  • Aldatan eşe karşı talepleri de kapanmış sanmak. Karar yalnız üçüncü kişiyi ilgilendirir; TMK m.174/2 yolu açıktır.
  • Delili hukuka aykırı yolla toplamak. Üçüncü kişinin özel alanına girerek delil toplamak, kendi aleyhinize ayrı sorumluluk doğurabilir.

Özet

  • Aldatılan eş, salt aldatma nedeniyle üçüncü kişiye manevi tazminat davası açamaz (İBBGK, E. 2017/5, K. 2018/7).
  • Karar bağlayıcıdır; 2018 öncesi aksi yöndeki kararlar emsal değildir.
  • Tek istisna: üçüncü kişinin bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlali (konuta girme, ifşa, hakaret, özel hayata müdahale).
  • Gerekçe üç ayaklı: sadakat nispi haktır · TBK m.49/2 kast arar · TBK m.61 müteselsil sorumluluğun ön şartı yoktur.
  • Aldatan eşe karşı boşanma ve TMK m.174/2 manevi tazminat yolları açıktır.
  • Anayasa Mahkemesi bu çizgide aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar vermiştir (B. No. 2020/3519).

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimin birlikte olduğu kişiye tazminat davası açabilir miyim?

Kural olarak hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 2018'de, evli olduğunu bilerek eşle birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağına karar verdi. Bu karar tüm mahkemeler için bağlayıcıdır.

Bu kararın istisnası var mı?

Var. Üçüncü kişi salt aldatmanın ötesinde, doğrudan aldatılan eşin kişilik değerlerine yönelik ayrı bir hukuka aykırı fiilde bulunmuşsa manevi tazminat sorumluluğu doğar. Kurul bunu 'bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlali' olarak adlandırıyor.

Hangi davranışlar bu istisnaya girer?

Kararda örnek olarak konut dokunulmazlığının ihlali, özel yaşama müdahale, sır alanına girilmesi, ele geçirilen özel bilgilerin ifşa edilmesi ve söz ya da davranışlarla onur ve saygınlığın zedelenmesi sayılıyor. Bunlar aldatmadan ayrı, kendi başına haksız fiillerdir.

Neden üçüncü kişi sorumlu tutulmuyor?

Kurulun gerekçesi üç ayaklı: sadakat yükümlülüğü yalnız eşler arasında ileri sürülebilen nispi bir haktır; üçüncü kişinin fiili haksız fiil sayılamadığı için müteselsil sorumluluk doğmaz; ahlaka aykırı fiilde sorumluluk ise salt bilmeyi değil zarar verme kastını gerektirir.

Kasten zarar verme ne demek?

Türk Borçlar Kanunu m.49/2 'kasten' der. Kurul buna göre, üçüncü kişinin karşı tarafın evli olduğunu bilmesi yetmez; ahlaka aykırı fiili salt diğer eşe zarar verme kastıyla işlemiş olması gerekir. Yalnızca bilmek sorumluluk için yeterli değildir.

Aldatan eşe karşı tazminat isteyebilir miyim?

Evet, bu ayrı bir yoldur. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilir (TMK m.174/2). İçtihadı birleştirme kararı yalnız üçüncü kişiye karşı açılan davayı kapatır.

Anayasa Mahkemesi bu içtihadı denetledi mi?

Evet. 25.10.2023 tarihli bireysel başvuru kararında Mahkeme, bu çizgiye dayanılarak reddedilen tazminat davası bakımından aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar verdi. Üç üye karşıoy kullandı.

Üçüncü kişi tümüyle yaptırımsız mı kalıyor?

Hayır. İçtihadı birleştirme kararında, aldatma durumunda üçüncü kişinin tümüyle müeyyidesiz kalacağının söylenemeyeceği ayrıca belirtilmiştir. Salt sadakatsizlik dışında kalan bağımsız bir kişilik hakkı ihlali varsa manevi tazminat sorumluluğu doğabilir.

Daha önce açılmış davalar ne oldu?

İçtihadı birleştirme kararı öncesinde daireler ve Hukuk Genel Kurulu farklı yönde kararlar veriyordu; bu dağınıklık kararın alınma sebebidir. Karardan sonra Yargıtay ve derece mahkemeleri istikrarlı biçimde bu çizgiyi uygulamaktadır.

Aldatma boşanma davasında işime yarar mı?

Evet. Aldatma, boşanma davasında kusur belirlemesinde ve buna bağlı tazminat ile nafaka taleplerinde doğrudan etkilidir. Üçüncü kişiye dava açılamaması, aldatmanın boşanma hukuku içindeki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davalarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp