
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Dayandığı Kanun ve Yönetmelik Maddeleri
- Hastane Enfeksiyonu Sorumluluğu Kendiliğinden Doğurur mu?
- Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşu Ayrımı
- Kamu Hastanesinde Dava Açmadan Önce İdareye Başvuru
- Dava Nerede Açılır?
- Zamanaşımı
- Enfeksiyon Kontrolüne İlişkin Kayıtlar Neden İncelenir?
- Dosyada Hangi Kayıtlar İncelenebilir?
- Bilirkişi Raporu Nasıl Değerlendirilir?
- Kayıt Eksikliği ve Nedensellik Bağı
- Davanın Süresini Ne Belirler?
- Yargılama Gideri ve Harç
- Dosya Hazırlığında İzlenebilecek Sıra
- Özet
Kısa Cevap
Hastanede enfeksiyon gelişmiş olması, tek başına tazminat sorumluluğunu göstermez. Özellikle kamu sağlık hizmetinden doğan taleplerde, enfeksiyon ile zarar arasındaki bağın ve hizmetin kuruluşunda veya işleyişinde kusur bulunup bulunmadığının somut kayıtlar üzerinden incelenmesi gerekir. Bu incelemede tıbbi kayıtların bütünlüğü, enfeksiyon kontrolüne ilişkin veriler ve uzman bilirkişi raporu belirleyicidir.
Kamu hastanesine karşı dava açılacaksa, dava açmadan önce idareye başvurulması zorunludur. Bu başvurunun kapsamı sonraki davayı da sınırladığı için, hangi hastane ve hangi tedavi dönemi bakımından kusur iddia edildiği başvuru dilekçesinde açıkça yazılmalıdır.
Hastane enfeksiyonu, malpraktis başlığı altında incelenebilecek bir olgudur; ancak enfeksiyonun varlığı ile sağlık hizmetindeki kusur aynı şey değildir. Komplikasyon ile kusurlu uygulama arasındaki genel ayrım için komplikasyon ve malpraktis farkı yazısına da bakılabilir.
Dayandığı Kanun ve Yönetmelik Maddeleri
| Konu | Kaynak |
|---|---|
| Kamu hastanesinde dava öncesi idareye başvuru zorunluluğu | 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 |
| Tam yargı davasında yetkili idare mahkemesi | 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36 |
| İdari yargıda bilirkişi ve yargılama giderlerinde HMK’ya yollama | 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.31 |
| Özel hastaneye karşı davada genel yetki | 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6 |
| Haksız fiilden doğan davalarda yetki | 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.16 |
| Harç ve gider avansının yatırılması | 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.120 |
| Yargılama giderlerinin kapsamı ve sorumluluğu | 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323, m.326 |
| Haksız fiilde zamanaşımı | 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72 |
| Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklarda zamanaşımı | 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.147 |
| Enfeksiyon kontrol komitesinin görev ve yetkileri | Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği m.6 |
| Enfeksiyon kontrol ekibinin görevleri | Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği m.9 |
Hastane Enfeksiyonu Sorumluluğu Kendiliğinden Doğurur mu?
Kamu hastanesindeki bir tazminat talebinde, enfeksiyonun varlığı yanında zararın hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılır. Danıştay, sağlık hizmetinin riskli niteliğine işaret ederek tazmin yükümlülüğünü bu bağa bağlamıştır:
“Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.”
(Danıştay 10. Daire, E. 2020/5203, K. 2024/1642, T. 29.04.2024 — BOZULMASINA)
Bu nedenle yalnızca enfeksiyonun tanımlanmış olması, zararın hangi nedenle meydana geldiği ve sağlık hizmetinde hangi eksikliğin bulunduğu sorularını ortadan kaldırmaz. Her dosyada enfeksiyonun klinik seyri, uygulanan tedavi ve hastane kayıtları birlikte değerlendirilir.
Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşu Ayrımı
Sağlık kuruluşunun kamu veya özel nitelikte olması, hem sorumluluğun hukuki temelini hem de izlenecek yolu değiştirir. Bu ayrım yapılmadan yalnız enfeksiyonun adı üzerinden görevli merci veya sorumlular hakkında sonuca varılamaz.
| Kamu sağlık kuruluşu | Özel sağlık kuruluşu | |
|---|---|---|
| Yargı kolu | İdari yargı | Adli yargı |
| Dava türü | Tam yargı davası | Tazminat davası |
| Dava öncesi başvuru | İdareye başvuru zorunlu (İYUK m.13) | Ön başvuru şartı yok |
| Yetki | İYUK m.36 | HMK m.6 ve m.16 |
Kamu hastanesindeki sağlık hizmetinden kaynaklandığı ileri sürülen zararlar için tam yargı davası açıklamalarına; özel hastane bakımından ise özel hastaneye karşı malpraktis tazminat davası yazısına başvurulabilir.
Kamu Hastanesinde Dava Açmadan Önce İdareye Başvuru
Kamu hastanesindeki bir enfeksiyon iddiası idari eylemden doğan zarar olarak değerlendirildiğinde, doğrudan dava açılamaz. Kanun önce idareye başvurulmasını arar:
“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13/1)
Aynı maddenin ikinci fıkrası bir istisna getirir: görevli olmayan adli yargı merciine açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz.
Bu başvurunun pratikteki asıl sonucu süre değil, kapsamdır. Danıştay, ön başvuru ve dava dilekçesinde yer almayan bir hastane ve tedavi dönemine ilişkin kusur iddiasının sonradan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesiyle ileri sürülmesini kabul etmemiştir:
“bu iddia ile davanın açılmasına ve idareye ön başvuruda bulunulmasına rağmen Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz dilekçesinde ise ilk başvurulan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 18.11.2015 tarihinden itibaren yapılan tedavide de hizmet kusurunun bulunduğu iddiasına yer verilmesi davanın genişletilmesi yasağı kapsamına girdiğinden bu talebin kabulü mümkün değildir.”
(Danıştay 10. Daire, E. 2021/4279, K. 2025/1891, T. 08.04.2025 — ONANMASINA)
Enfeksiyonun hangi kurumda kapıldığı çoğu zaman dosyanın tartışmalı noktasıdır. Hasta birden fazla sağlık kuruluşunda tedavi görmüşse, kusur iddiasının hangi kurumu ve hangi dönemi kapsadığı başvuru dilekçesinde daraltılmadan yazılmalıdır; bu aşamada dışarıda bırakılan bir dönem, sonraki yargılamada geri getirilemeyebilir.
Dava Nerede Açılır?
Görevli yargı kolu belirlendikten sonra yetkili mahkemenin ayrıca saptanması gerekir. Kamu kolunda kural özeldir:
“İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36)
Sıralama bağlayıcıdır: hastane enfeksiyonu iddiası bir sağlık hizmetinin görülmesinden doğduğu için, uygulamada ikinci bent öne çıkar ve tedavinin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkili olur. Davacının ikametgâhı ancak diğer bentler sonuç vermediğinde devreye girer.
Özel sağlık kuruluşuna karşı açılacak davada ise iki ayrı yetki kuralı birlikte uygulanabilir. Genel kural davalının yerleşim yeridir:
“Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6/1)
Talep haksız fiil hükümlerine dayandırıldığında buna bir seçimlik yetki eklenir:
“Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.16/1)
Maddedeki “de yetkilidir” ifadesi bu yetkinin genel yetkinin yerine değil, yanına geldiğini gösterir. Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi bu nedenle ayrı bir seçenektir.
Zamanaşımı
Süre, dayanılan hukuki temele göre değişir ve tek bir rakam verilemez.
- Kamu kolu — İYUK m.13’teki başvuru süreleri işler: eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl.
- Özel kolda haksız fiil — TBK m.72 uygulanır: “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
- Ceza zamanaşımının uzatıcı etkisi — aynı madde devam eder: “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”
- Özel kolda vekâlet ilişkisi — TBK m.147/5 uyarınca vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır.
Enfeksiyonun ortaya çıkışı ile zararın öğrenilmesi çoğu dosyada aynı tarihe düşmez. Sürenin hangi olguyla başladığı bu nedenle ayrıca değerlendirilir. Malpraktis davalarında zamanaşımının başlangıcı ve rejim ayrımı için malpraktis davasında zamanaşımı yazısına bakılabilir.
Enfeksiyon Kontrolüne İlişkin Kayıtlar Neden İncelenir?
Hastane enfeksiyonu iddiasında yalnız hastanın klinik kayıtları değil, somut olaya göre kurumun aynı dönem ve birimdeki verileri de önem kazanabilir. Bunun sebebi, enfeksiyon kontrolünün yataklı tedavi kurumlarında yazılı bir yükümlülük olarak düzenlenmiş olmasıdır. Yönetmelik bu sorumluluğu bir kurul üzerinde toplar:
“Enfeksiyon kontrol komitesi, kurumlarındaki enfeksiyon önleme ve kontrol faaliyetleri ile ilgili tüm çalışmalardan sorumludur.”
(Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği m.6/2)
Aynı madde, komitenin verileri toplayıp düzenli aralıklarla raporlamasını da görev olarak sayar:
“Ulusal sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonlar sürveyans standartlarına uygun olarak toplanan verilerin USHİESA’ya zamanında girilmesini sağlamak ve enfeksiyon kontrol ekibince hazırlanan sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonlar, etkenleri, direnç paternleri ve geri bildirimleri içeren sürveyans raporunu üç ayda bir ilgili bölümlere iletilmek üzere yönetime bildirmek.”
(Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği m.6/1-ı)
Bu düzenleme, dosyada aranacak belgelerin neden hastanın kendi dosyasıyla sınırlı olmadığını açıklar: kurumun sürveyans verisi ve komite raporu, mevzuat gereği zaten üretilmesi gereken kayıtlardır. Tek bir kayıt veya enfeksiyon tanısı ise tek başına tazminat sonucu kurmaz.
Dosyada Hangi Kayıtlar İncelenebilir?
İnceleme, hastanın tıbbi kayıtlarıyla sınırlı kalmayabilir. Danıştay 10. Daire, hastane enfeksiyonu iddiasına ilişkin bir dosyada aynı dönemde tedavi gören hasta sayısının ve kabul edilebilir enfeksiyon oranına ilişkin açıklamanın araştırılmadığını tespit etmiştir:
“Bu nedenle, müteveffa ile aynı dönemde tedavi gören hasta sayısının anılan cevabi yazıda belirtilmediği ve hükme esas alınan raporda dava konusu olay açısından hastane enfeksiyonu gelişmesi hususunda kabul edilebilir oranın net olarak açıklanmadığı dikkate alındığında, öncelikle bu hususta gerekli araştırmanın yapılması ve müteveffaya bu tanının konulmamış olması göz önünde bulundurularak tedavi sürecinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”
(Danıştay 10. Daire, E. 2020/5203, K. 2024/1642, T. 29.04.2024 — BOZULMASINA)
Başka bir dosyada aynı Daire, hangi belgelerin temin edilmesi gerektiğini ad ad saymıştır:
“hastanede yattığı döneme ilişkin yatan, ameliyat edilen, hastane enfeksiyonu kapan hasta sayısını ve enfeksiyon etkeni mikropları da gösterir şekilde enfeksiyon kontrol komitesi raporları, hastaya ait tüm kan ve idrar tahlilleri ile kültür ve antibiyogram sonuçları, hastaya ait günlük doktor ve hemşire gözlem formlarının”
(Danıştay 10. Daire, E. 2019/6558, K. 2020/5274, T. 24.11.2020 — BOZULMASINA)
Aynı kararda Daire, izolasyon uygulamasının kayda geçip geçmediğini de ayrı bir eksiklik olarak ele almıştır:
“söz konusu hastanenin yoğun bakım servisinde 4 adet izolasyon odası bulunmasına, acinetobacter ve pseudomonas aeruginosa bakterilerinin davacılar murisi ile aynı dönemde aynı yoğun bakım servisinde bulunan iki hastada daha üremesine rağmen davacılar murisinin bu odalardan birine alındığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, izolasyon odasına alınmış ise tecrit uygulamasında bir gecikme olup olmadığı”
(Danıştay 10. Daire, E. 2019/6558, K. 2020/5274, T. 24.11.2020 — BOZULMASINA)
Somut olayın niteliğine göre aşağıdaki belgeler önem taşıyabilir:
- Tahlil, kültür ve antibiyogram sonuçları,
- Yoğun bakım, servis veya ameliyat sürecine ilişkin doktor ve hemşire gözlem kayıtları,
- Enfeksiyonun ortaya çıkış ve takip sürecini gösteren belgeler,
- Enfeksiyon kontrol komitesi raporları ve sürveyans verileri,
- İzolasyon veya tecrit uygulandıysa buna ilişkin kayıtlar,
- Aynı dönem ve birimdeki verilerin incelemeye konu edildiği belgeler.
Kayıtların hangi tarihe ve hangi birime ait olduğu da önemlidir. Dosyayı hazırlarken epikriz, tetkik sonucu ve gözlem formu gibi belgelerin tarih sırasını korumak, teknik incelemenin sorularını somutlaştırır. Sağlık kuruluşundan kayıt isteme ve hasta dosyasına erişim bakımından hasta hakları yazısındaki çerçeve yol gösterici olabilir.
Bilirkişi Raporu Nasıl Değerlendirilir?
Hastane enfeksiyonu iddiası, tıbbi ve teknik değerlendirme gerektirdiğinden bilirkişi incelemesinin kapsamı önem taşır. Danıştay, bu tür tam yargı davalarında bilirkişinin somut tıbbi verilerden hareket ederek nesnel ve gerekçeli bir değerlendirme yapması gerektiğini belirtmiştir:
“Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur.”
(Danıştay 10. Daire, E. 2020/5203, K. 2024/1642, T. 29.04.2024 — BOZULMASINA)
Daire, varsayıma dayanan raporun hükme esas alınmasının anayasal güvence bakımından doğuracağı sonucu da açıkça ifade etmiştir:
“Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.”
(Danıştay 10. Daire, E. 2019/6558, K. 2020/5274, T. 24.11.2020 — BOZULMASINA)
Heyetin bileşimi de incelemenin bir parçasıdır. Aynı kararda Daire, Adli Tıp Kurumu raporunun enfeksiyon hastalıkları uzmanı katılımı olmadan düzenlenmiş olmasını raporun yetersizliğine ilişkin gerekçeler arasında saymış ve yeniden alınacak raporun enfeksiyon hastalıkları uzmanı gibi ilgili uzmanların oluşturduğu bir kuruldan istenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu nedenle raporun yalnız sonucu değil, hangi kayıtları incelediği, heyetin hangi branşlardan oluştuğu ve enfeksiyon ile zarar arasındaki ilişkiyi nasıl açıkladığı da değerlendirilmelidir. Yetersiz görülen inceleme üzerine yeni veya ek rapor alınması istenebilir. Tıbbi raporun usulî değerlendirmesi için adli tıp raporuna itiraz yazısı tamamlayıcı niteliktedir.
Kayıt Eksikliği ve Nedensellik Bağı
Kayıt eksikliği, tek başına her olayda sorumluluk sonucuna götürmez. Buna karşılık, eksik kayıt nedeniyle tıbbi işlemin veya enfeksiyonla bağlantının denetlenemediği durumlarda bu eksiklik kusur incelemesinin parçası olabilir.
Danıştay 15. Dairesinin incelediği dosyada, girişim sayısına ilişkin kaydın bulunmaması ile işlemler arasındaki zamanlama birlikte değerlendirilmiş; Daire, somut olayın bütününde idarenin sunduğu hizmetin kötü işletildiği sonucuna varmıştır:
“Tüm bu hususlar idarece sunulan sağlık hizmetinin kötü işletildiğini göstermekte olup, idarenin eylemi ile gerçekleşen ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunduğu da dikkate alındığında, davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararın tazmini gerekmektedir.”
(Danıştay 15. Daire, E. 2013/11488, K. 2018/3852, T. 17.04.2018 — BOZULMASINA)
Karar, belirli bir olayda verilen hüküm olduğundan her hastane enfeksiyonu vakasına aynı sonucu taşımaz. Buna rağmen kayıtların, uygulamanın ve zarar arasındaki bağın birlikte incelendiğini açıkça gösterir.
Davanın Süresini Ne Belirler?
Yargılamanın ne kadar süreceği önceden söylenemez; süreyi belirleyen, dosyanın geçmek zorunda olduğu aşamalardır. Kamu kolunda idareye başvuru ve idarenin cevabı için öngörülen otuz günlük süre daha dava açılmadan işler. Bu süre dolmadan açılan dava usulden sonuçlanabilir.
Dava açıldıktan sonra süreyi belirleyen başlıca aşamalar şunlardır:
- Hasta dosyasının ve kurum kayıtlarının ilgili sağlık kuruluşundan celbi,
- Enfeksiyon kontrol komitesi raporları gibi kurumsal belgelerin temini,
- Bilirkişi veya Adli Tıp Kurumu incelemesi,
- Rapora itiraz üzerine ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınması,
- Yukarıda anılan kararlarda görüldüğü gibi, raporun yetersiz bulunması hâlinde inceleme aşamasının yeniden kurulması.
Bu aşamaların her biri dosyanın kendi eksikliklerine göre uzayabilir. Kayıtların baştan tam ve tarih sırasına uygun sunulması, tekrar rapor alınmasını gerektiren eksiklikleri azaltabileceği için sürecin uzunluğunu etkileyen unsurlardan biridir.
Yargılama Gideri ve Harç
Dava açarken harç ve gider avansının yatırılması zorunludur:
“Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.120/1)
Avans yargılama sırasında yetersiz kalırsa aynı madde iki haftalık kesin süre verilmesini öngörür. Tutarlar her yıl yayımlanan tarifeye göre değiştiği için, güncel rakam dava açılacağı tarihteki tarifeden kontrol edilmelidir.
Yargılama giderlerinin neleri kapsadığını HMK m.323 sayar: başvurma, karar ve ilam harçları, tebliğ ve posta giderleri, keşif giderleri, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç ve ücretler ile vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti. Hastane enfeksiyonu dosyalarında bilirkişi ve kurum belgesi kalemleri bu listenin ağırlıklı kısmını oluşturabilir.
Giderlerin kimin üzerinde kalacağı sonuca bağlanmıştır:
“Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.326/1)
Aynı maddenin ikinci fıkrası, iki tarafın da kısmen haklı çıkması hâlinde giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılmasını öngörür. Kısmi kabulle sonuçlanan tazminat davalarında uygulanan kural budur.
Bu hükümler idari yargıda da geçerlidir. İYUK m.31/1, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde bilirkişi ve yargılama giderleri bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Dosya Hazırlığında İzlenebilecek Sıra
- Enfeksiyonun ilk kez ne zaman saptandığını tıbbi kayıtlarla belirleyin.
- Sağlık kuruluşunun kamu veya özel niteliğini saptayıp izlenecek yolu buna göre ayırın.
- Kamu kolundaysanız, idareye başvuru dilekçesinde hangi kurumu ve hangi tedavi dönemini kapsadığınızı açıkça yazın; bu kapsam sonraki davayı da sınırlar.
- Tedavi, gözlem ve laboratuvar belgelerini tarih sırasıyla bir araya getirin.
- Enfeksiyon kontrol komitesi raporları ve aynı birimdeki dönemsel veriler bakımından hangi kayıtların gerektiğini somut olaya göre ayırın.
- İzolasyon veya tecrit uygulanıp uygulanmadığına ilişkin kaydın dosyada bulunup bulunmadığını kontrol edin.
- Bilirkişi raporu varsa, raporun hangi verileri incelediğini, heyetin hangi branşlardan oluştuğunu ve nedensellik açıklamasını kontrol edin.
- Yetkili mahkemeyi kamu kolunda İYUK m.36’daki sıralamaya, özel kolda HMK m.6 ve m.16’ya göre belirleyin.
Özet
- Hastane enfeksiyonu, tek başına tazminat sorumluluğunun kanıtı değildir.
- Kamu sağlık hizmeti bakımından hizmet kusuru, zarar ve nedensellik bağı somut veriler üzerinden incelenir.
- Kamu hastanesine karşı dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur ve bu başvurunun kapsamı sonraki davayı sınırlar.
- Yetkili mahkeme kamu kolunda İYUK m.36’daki sıraya, özel kolda HMK m.6 ve m.16’ya göre belirlenir.
- Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği m.6, enfeksiyon kontrol komitesini kurumdaki tüm önleme ve kontrol faaliyetlerinden sorumlu tutar; sürveyans verisi ve komite raporu bu nedenle dosyada aranabilecek kayıtlardır.
- Bilirkişi raporunun somut tıbbi verilere dayanması, açık ve gerekçeli olması ve heyetin uyuşmazlığın gerektirdiği branşları içermesi gerekir.
- Kayıt eksikliği, olayın diğer bulgularıyla birlikte kusur ve nedensellik değerlendirmesinde önem kazanabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hastane enfeksiyonu tazminat sorumluluğunu kendiliğinden doğurur mu?
Hayır. Kamu sağlık hizmetinden doğan tazminat talebinde zararın hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, somut olayın kayıtları ve teknik incelemeyle belirlenir.
Kamu hastanesine karşı doğrudan dava açılabilir mi?
Hayır. İdari eylemden doğan zararlarda dava açmadan önce ilgili idareye başvurmak gerekir. İYUK m.13 uyarınca bu başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılır. Başvuru reddedilirse veya otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi işlemeye başlar.
İdareye başvuru dilekçesinde yazılmayan bir hastane sonradan davaya eklenebilir mi?
Danıştay, ön başvuru ve dava dilekçesinde yer almayan bir tedavi dönemine ilişkin iddianın sonradan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesiyle ileri sürülmesini davanın genişletilmesi yasağı kapsamında görmüştür. Bu nedenle ön başvurunun kapsamı sonraki davayı da sınırlar.
Hastane enfeksiyonu davası nerede açılır?
Kamu hastanesine karşı açılan tam yargı davasında yetkili mahkeme, İYUK m.36 uyarınca sırasıyla zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, diğer hâllerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer idare mahkemesidir. Özel hastane bakımından HMK m.6 ve m.16 uygulanır.
Hastane enfeksiyonu dosyasında hangi kayıtlar önem taşır?
Enfeksiyonun tanısı ve tedavisine ilişkin kayıtlar, aynı dönemdeki enfeksiyon verileri ile enfeksiyon kontrolüne ilişkin belgeler somut olayın incelenmesinde önem taşıyabilir. Danıştay bir dosyada enfeksiyon kontrol komitesi raporlarının, kültür ve antibiyogram sonuçlarının ve günlük gözlem formlarının temin edilmesini aramıştır.
Bilirkişi raporu neden önemlidir?
Tıbbi ve teknik değerlendirme gerektiren uyuşmazlıklarda raporun somut tıbbi verilere dayanması, açık ve gerekçeli olması gerekir. Mahkeme, raporun yeterli olmadığı durumda ek veya yeni inceleme yaptırabilir.
Bilirkişi heyetinde enfeksiyon hastalıkları uzmanı bulunmalı mıdır?
Danıştay incelediği bir dosyada, Adli Tıp Kurumu raporunun enfeksiyon hastalıkları uzmanı katılımı olmadan düzenlenmiş olmasını raporun yetersizliği değerlendirmesinde dikkate almıştır. Bilirkişinin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip kişiler arasından seçilmesi gerekir.
Hastane enfeksiyonu davasında zamanaşımı süresi nedir?
Süre, başvurulan yola göre değişir. Kamu sağlık hizmetinde İYUK m.13'teki bir yıllık ve beş yıllık başvuru süreleri işler. Özel sağlık kuruluşuna karşı haksız fiil hükümlerine dayanılıyorsa TBK m.72 uyarınca iki ve on yıllık süreler, vekâlet ilişkisine dayanılıyorsa TBK m.147 uyarınca beş yıllık süre gündeme gelir.
Kamu ve özel hastanedeki başvuru yolu aynı mıdır?
Hayır. Kamu sağlık kuruluşunda idari yargıda tam yargı davası açılır ve öncesinde idareye başvuru zorunludur. Özel sağlık kuruluşunda uyuşmazlık adli yargıda görülür ve böyle bir ön başvuru şartı bulunmaz.
Dava ne kadar sürer?
Süre dosyanın kendi aşamalarına bağlıdır ve önceden bir rakam verilemez. Kamu kolunda idarenin cevabı için otuz günlük süre, her iki kolda hasta dosyasının celbi, bilirkişi veya Adli Tıp Kurumu incelemesi ve rapora itiraz üzerine ek ya da yeni rapor alınması aşamaları süreyi belirler.
İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku
← Tüm makaleler