Temsili fotoğraf: Açılmış zarfın yanındaki yazıyı inceleyen kişi

Usul Hukuku

AYM Kabul Edilemezlik Kararı Ne Demek? Sebepleri ve İtiraz

10 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

1. Kabul Edilemezlik Ne Demek?

Başlıca sebepler: süre aşımı, tüketmeme, kişi/konu bakımından yetkisizlik, açıkça dayanaktan yoksunluk ve önemli zarar bulunmaması.

Kabul edilemezlik, Anayasa Mahkemesinin başvurunun esasına hiç girmeden dosyayı kapatmasıdır. Hakkın ihlal edilip edilmediği tartışılmaz; başvurunun ön şartları taşımadığı tespit edilir ve inceleme orada biter. Başlıca sebepler süre aşımı, başvuru yollarının tüketilmemesi, kişi veya konu bakımından yetkisizlik ve açıkça dayanaktan yoksunluktur.

Başvuru sorgulamasında karar türü olarak “kabul edilemezlik” görünüyorsa, dosya hakkında verilmiş bir esas kararı yoktur. Bu kararlar kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (6216 sayılı Kanun m.48/4). Karar tebliğ edildiğinde bakılması gereken ilk şey, kararı veren merci ve kararın adıdır: aşağıda anlatılan idari ret kararı kabul edilemezlik değildir ve ona karşı yedi günlük bir itiraz yolu işler.

2. Kabul Edilebilirlik İncelemesi Nasıl Yapılır?

İnceleme komisyonlarda yapılır; oy birliği varsa dosya orada kapanır, yoksa bölüme gider.

Kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için başvurunun önceki maddelerde öngörülen şartları taşıması gerekir. İnceleme komisyonlarca yapılır (6216 sayılı Kanun m.48/3):

“Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir.”

Bu, pratikte iki kademeli bir süzgeçtir: komisyonda oy birliği varsa dosya orada kapanır; tereddüt varsa bölüme gider. Başvuru sorgulamasında bu aşama komisyonlar önünde inceleme olarak görünür ve kanunda bu aşama için bağlayıcı bir azami süre öngörülmemiştir; dolayısıyla “ne kadar sürer” sorusunun kanuni bir cevabı yoktur. Süreç bir bütün olarak nasıl ilerler sorusu için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazımıza bakınız.

3. Sebep 1: Süre Aşımı

Otuz günlük başvuru süresi bir ön şarttır ve Mahkeme bunu taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden uygular:

“Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/37515, T. 15.04.2025 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Sürenin ne zaman başladığı bu kümedeki en tartışmalı konudur; ayrıntı için AYM bireysel başvuru süresi yazımıza bakınız.

4. Sebep 2: Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmiş olmalıdır (6216 sayılı Kanun m.45/2). Devam eden bir yargılama sırasında yapılan başvuru bu şartı karşılamaz:

“Dolayısıyla olağan başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/773, T. 13.04.2022 — başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik)

Şart yalnızca istinaf ve temyizi değil, kanunun öngördüğü idari başvuru yollarını da kapsar. Örneğin tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası, kişi tahliye edildikten sonra Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 kapsamındaki tazminat yolu tüketilmeden bireysel başvuruya konu edilemez.

Delil sunmadan iddia ileri sürmek. Mahkeme başvurucunun yerine delil toplamaz.

İdari başvuru yolunu atlamak. Tüketme şartı idari yolları da kapsar.

5. Sebep 3: Kişi ve Konu Bakımından Yetkisizlik

Bazı başvurular baştan kapsam dışıdır. Kişi bakımından sınırlar şunlardır (6216 sayılı Kanun m.46):

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

“Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.”

Konu bakımından ise üç yasak alan vardır (6216 sayılı Kanun m.45/3):

“Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.”

Uygulamada en sık görülen hata, bir kanunun veya yönetmeliğin doğrudan iptali için bireysel başvuru yapılmasıdır. Bireysel başvuruda ancak o normun somut olaya uygulanmasından doğan ihlal ileri sürülebilir.

Kanunun iptalini istemek. Yasama işlemine karşı doğrudan başvuru yapılamaz.

Kamu tüzel kişisi adına başvurmak. Kişi bakımından baştan kapalıdır.

6. Sebep 4: Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluğu dört gruba ayırır: karmaşık/zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti, temellendirilememiş şikâyetler ve ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler.

Bu, en geniş ve en çok başvuruyu eleyen sebeptir (6216 sayılı Kanun m.48/2):

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, “açıkça dayanaktan yoksun” kavramını dört gruba ayırmıştır:

“Bu kapsamda karmaşık veya zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği şikâyetler ile temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/12900, T. 21.01.2021 — Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Bu dört gruptan ikisi uygulamada baskındır.

6.1. 4.a — Kanun yolu şikâyeti

Kanun yolu şikâyeti sınırının istisnası bariz takdir hatası veya açık keyfîliktir; eşik yüksektir.

Dayanak Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasıdır: bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Anayasa Mahkemesinin bu sınırı çizen formülasyonu şöyledir:

“Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/56992, T. 09.04.2026 — açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Pratik sonuç: “mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi”, “tanığa itibar edilmemeliydi”, “hüküm hakkaniyete aykırı” biçimindeki şikâyetler tek başına bireysel başvuruya elverişli değildir. İhlal iddiasının anayasal bir güvenceye bağlanması ve derece mahkemesi değerlendirmesinin bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik düzeyine ulaştığının gösterilmesi gerekir.

Kararı “hatalı” bulmakla yetinmek. Delil değerlendirmesi ve kural yorumu kanun yolu şikâyetidir; bariz takdir hatası veya açık keyfîlik gösterilmelidir.

6.2. 4.b — Temellendirilememiş şikâyet

Temellendirme maddi (olay + delil) ve hukuki (hangi hak, hangi neden) olmak üzere iki yönlüdür ve yük tamamen başvurucudadır.

İkinci baskın grup, iddianın yeterince ortaya konulamamasıdır. Genel Kurul yükümlülüğü ikiye ayırır:

“Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi ancak temellendirilebilmiş bir bireysel başvuruyu inceler. Başvurucuların şikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temellendirme zorunluluğu bulunmaktadır. Maddi dayanaklar yönünden başvurucuların yükümlülüğü şikâyetlerine konu temel olay ve olguları açıklamak, bunlara ilişkin delilleri Anayasa Mahkemesine sunmak, hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamaktır”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/12900, T. 21.01.2021 — Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Aynı kararda Genel Kurul, bu yükümlülüklere uyulmaması hâlinde şikâyetin temellendirilemediği gerekçesiyle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun bulunabileceğini belirtmiştir. Yük başvurucudan alınmaz.

Bu nedenle temellendirme, başvuru formunun biçimsel bir bölümü değil kabul edilebilirliğin kendisidir. Hangi hakkın hangi nedenle ihlal edildiğinin formda nasıl yazılacağı için bireysel başvuru formu nasıl doldurulur yazımıza bakınız.

Tüm şikâyetleri tek başlıkta yığmak. Her hak ayrı ayrı temellendirilmelidir.

7. Sebep 5: Önemli Bir Zararın Bulunmaması

Yukarıdaki m.48/2 hükmü iki ölçütü birlikte arar: başvurunun Anayasanın uygulanması ve yorumlanması ya da temel hakların kapsamının belirlenmesi açısından önem taşımaması ve başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olması. Anayasal önemi olan bir mesele varsa, zarar küçük olsa dahi bu sebeple ret gündeme gelmez.

Bu iki ölçütün tespiti Komisyonun elindedir; ancak Komisyon, tespiti yaptığında dosyayı kendisi kapatmak yerine Bölüme göndermekle yükümlüdür (Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m.33/3):

“Komisyonlar, önlerindeki bir başvurunun Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsam ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıyıp taşımadığının, başvurucunun önemli bir zarara uğrayıp uğramadığının tespiti ve başvurunun çözümünün bir ilke kararını gerektirmesi veya alınacak kararın Mahkeme tarafından verilmiş başka bir karar ile çelişebilecek nitelikte olması hâllerinde kabul edilebilirlik hususunu karara bağlamadan başvuruyu ilgili Bölüme gönderirler.”

Dolayısıyla önemli zarar ölçütü, komisyon aşamasında tek başına kullanılan pratik bir eleme değil, Bölümün değerlendirmesine taşınan bir konudur.

8. Kabul Edilemezlik Kararı Kesindir

Kabul edilemezlik, esasa hiç girilmeden verilen karardır ve kesindir (6216 sayılı Kanun m.48/4).

Karar verildikten sonra yapılabilecek bir şey yoktur (6216 sayılı Kanun m.48/4):

“Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.”

Kabul edilemezlik kararı aynı zamanda bu iç hukuk yolunun kapanması anlamına gelir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kendi kabul edilebilirlik ölçütleri ve süreleri ayrıdır ve buradaki ölçütlerden çıkarılamaz; onlar için AİHM’e başvuru yazımıza bakınız.

Bu hüküm, kabul edilemezliği bireysel başvurudaki telafisi olmayan eşik hâline getirir. Ancak her ret kararı kabul edilemezlik değildir ve aradaki fark, elinizde yedi günlük bir yol olup olmadığını belirler.

9. İdari Ret mi, Kabul Edilemezlik mi?

İdari ret kabul edilemezlik değildir. Komisyonlar Başraportörünün verdiği idari ret kararına tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir (İçtüzük m.66/3); üç sebebi süre, şekil şartları ve tamamlanmayan eksikliktir.

Bireysel başvuru iki ayrı mercide ve iki ayrı hukuki rejimle reddedilebilir. Tebliğ edilen kararın hangisi olduğu, yapılabilecek tek şeyi değiştirir.

İdari ret kararını Komisyonlar Başraportörü verir ve bu karar kesin değildir (Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m.66/3):

“Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği kararlar kesindir.”

Hüküm üç sebep sayar ve bunların yalnızca biri evrak eksikliğidir:

  • başvurunun süresinde yapılmamış olması,
  • başvurunun İçtüzük m.59 ve m.60’taki şekil şartlarına uymaması (form, zorunlu ekler, on sayfa sınırı, dizi pusulası),
  • tespit edilen eksikliklerin verilen kesin sürede tamamlanmaması. Bu süre, Bireysel Başvuru Bürosunun ön incelemesi üzerine verilen ve on beş günü geçemeyen kesin süredir (İçtüzük m.66/1).

Eksiklik bildiriminin nasıl işlediği, hangi belgelerin zorunlu olduğu ve formun şekil şartları ayrı bir konudur; onun için bireysel başvuru formu nasıl doldurulur yazımıza bakınız. Buradaki mesele belgenin nasıl tamamlanacağı değil, tamamlanmadığında verilen kararın hangi rejime tabi olduğudur.

Kabul edilemezlik kararını ise Komisyon (oy birliği sağlanamazsa Bölüm) verir ve o karar kesindir; itiraz yolu yoktur (6216 sayılı Kanun m.48/4).

İdari ret ile kabul edilemezliği karıştırmak. Kararı veren merci ve kararın adı tespit edilmelidir; ikisinin itiraz rejimi farklıdır.

Kabul edilemezlik kararına itiraz aramak. Komisyonun verdiği kabul edilemezlik kararı kesindir; ona karşı itiraz yolu yoktur.

9.1. Süre aşımı hangi yoldan gelir?

Süre aşımı her iki yoldan da gelebilir: Başraportör aşamasında idari ret, Komisyon aşamasında kesin kabul edilemezlik. Tebligatta kararı veren merci ve kararın adı belirleyicidir.

Ayrım burada bulanıklaşır, çünkü süre aşımı her iki yoldan da çıkabilir. İçtüzük m.66/3 süreyi Başraportör aşamasında sayar ve Anayasa Mahkemesi bu yoldan verilen bir idari reti denetleyerek itirazı esastan karara bağlamıştır:

“Dolayısıyla Yargıtay onama kararının tebliğinden itibaren 30 günlük başvuru süresi içinde yapılmayan başvurunun idari yönden reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2013/1936, T. 18.09.2013 — idari ret kararına karşı yapılan itirazın reddi)

Buna karşılık Komisyonun süre aşımından verdiği karar bir kabul edilemezlik kararıdır ve m.48/4 uyarınca kesindir. Yukarıdaki süre aşımı başlığında anılan 2020/37515 sayılı başvuru bu ikinci yolun örneğidir.

Pratik sonuç şudur: tebligatı okurken kararı veren mercii ve kararın adını tespit edin. Komisyonlar Başraportörlüğünün idari ret kararı ise yedi günlük itiraz süresi işler; Komisyonun kabul edilemezlik kararı ise o süre hiç doğmaz.

İhlali anayasal bir hakka bağlamamak. Hangi maddedeki hangi güvencenin ihlal edildiği açıkça yazılmalıdır.

Yedi günlük itiraz süresini kaçırmak. Komisyonlar Başraportörünün idari ret kararına itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür (İçtüzük m.66/3).

9.2. İçtüzük’teki iş bölümü tek başına yeterli değildir

Başraportör ile Komisyon arasındaki iş bölümü, ret sebebini o aşamaya hapsetmez. Anayasa Mahkemesi 2025 tarihli bir kararında, İçtüzük eksiklik retini Başraportöre bırakmış olsa da meselenin her aşamada resen gözetildiğini belirtmiştir:

“İçtüzük’te eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde başvurunun Komisyonlar başraportörü tarafından reddedileceği belirtilse de eksikliklerin süresinde tamamlanıp tamamlanmadığı bireysel başvurunun her aşamasında resen gözetilmesi gereken bir husustur. Bu bağlamda eksikliklerin süresinde tamamlanması başvurunun esastan incelenebilmesi için ön şarttır”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/2903, T. 14.05.2025 — eksikliğin süresinde tamamlanmaması nedeniyle ret)

O başvuruda eksiklik bildirimi tebliğ edilmiş, on beş günlük kesin süre dolmuş ve belgeler sunulmamıştı; Mahkeme başvurunun reddine karar vermiştir. Yani eksikliği zamanında gidermemenin sonucu, dosyanın hangi aşamada olduğuna bakılmaksızın doğar.

Bu bölümde anlatılan ayrım bir itiraz dilekçesi şablonu değildir.

10. Başvuru Hakkının Kötüye Kullanılması

Bu, kendi başına bir ret sebebidir ve yukarıdaki kabul edilebilirlik ölçütlerinden ayrı işler (6216 sayılı Kanun m.51):

“Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir.”

İçtüzük hem bu davranışın türlerini adlandırır hem de tespitin hangi aşamada yapılabileceğini açıkça söyler (Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m.83):

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde incelemenin her aşamasında başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilir.”

Yani bu sebep kabul edilebilirlik aşamasıyla sınırlı değildir; esas incelemesi sürerken de gündeme gelebilir.

Hüküm kâğıt üzerinde kalmış değildir: Anayasa Mahkemesi bir başvuruyu başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddetmiş, başvuruyu yapan avukat hakkında 2.000 TL disiplin para cezasına hükmetmiş ve kararın bir örneğinin ilgili baroya gönderilmesine karar vermiştir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2014/4230, T. 11.01.2017 — başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle ret; disiplin para cezası). Yaptırımın muhatabı yalnızca başvurucu değil, başvuruyu yapan temsilci de olabilir.

İlgili yazılar: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru · AYM bireysel başvuru süresi · Bireysel başvuru formu nasıl doldurulur

Sıkça Sorulan Sorular

Kabul edilemezlik kararı ne demek?

Başvurunun esasının hiç incelenmediği anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi, hakkın ihlal edilip edilmediğini tartışmadan, başvurunun ön şartları taşımadığı gerekçesiyle dosyayı kapatır. Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (6216 sayılı Kanun m.48/4).

Bireysel başvuru kabul edilebilirlik incelemesini kim yapar?

Komisyonlar yapar; başvuru sorgulamasında bu aşama komisyonlar önünde inceleme olarak görünür. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliğiyle karar verilen başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verilir; oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir (6216 sayılı Kanun m.48/3). Kanunda bu aşama için bağlayıcı bir azami süre öngörülmemiştir.

Kanun yolu şikâyeti ne demektir?

Delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve sonucun adil olup olmaması gibi, derece mahkemelerinin işi olan konulara ilişkin şikâyetlerdir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bunlar bireysel başvuruda incelenemez.

Bariz takdir hatası ne anlama gelir?

Kanun yolu şikâyeti sınırının istisnasıdır. Derece mahkemesi kararı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeriyorsa Anayasa Mahkemesi inceleme yapabilir. Eşik yüksektir; hatalı bulmak yetmez.

Açıkça dayanaktan yoksunluk hangi hâlleri kapsar?

Genel Kurul dört grup sayar: karmaşık veya zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği şikâyetler ve temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler.

İhlal iddiasını temellendirmek ne demektir?

Hem maddi hem hukuki temellendirme gerekir. Maddi yönden olay ve olguları açıklamak ve delilleri sunmak, hukuki yönden hangi temel hakkın hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamak zorunludur. Anayasa Mahkemesi bu yükü başvurucunun yerine üstlenmez.

Önemli bir zarara uğramamak ret sebebi midir?

Olabilir. Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebilir (6216 sayılı Kanun m.48/2).

Süre aşımı hangi aşamada dikkate alınır?

Her aşamada ve kendiliğinden. Anayasa Mahkemesine göre başvuru süresine riayet edilmesi şartı, incelemenin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur. Karşı tarafın itiraz etmemesi sonucu değiştirmez.

Başvuru yolları tüketilmeden başvurursam ne olur?

Başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunur. Bireysel başvuru ikincil nitelikte bir yoldur; devam eden yargılama sırasında yapılan başvurunun incelenmesi bu nitelikle bağdaşmaz.

Kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?

Komisyonun verdiği kabul edilemezlik kararına itiraz edilemez; 6216 sayılı Kanun m.48/4 uyarınca bu kararlar kesindir ve ilgililere yalnızca tebliğ edilir. Buna karşılık Komisyonlar Başraportörünün verdiği idari ret kararı farklıdır: ona karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir (İçtüzük m.66/3).

İdari ret ile kabul edilemezlik arasındaki fark nedir?

Kararı veren merci ve itiraz rejimi farklıdır. İdari ret kararını Komisyonlar Başraportörü verir; başvurunun süresinde yapılmaması, İçtüzük m.59 ve m.60 şekil şartlarına uyulmaması veya eksikliğin kesin sürede tamamlanmaması hâllerinde gündeme gelir ve yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir (İçtüzük m.66/3). Kabul edilemezlik kararını ise Komisyon verir ve karar kesindir (6216 sayılı Kanun m.48/4).

Anayasa Mahkemesine itiraz süresi kaç gündür?

Komisyonlar Başraportörünün idari ret kararına karşı itiraz süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi gündür. Komisyonların bu konuda verdiği kararlar kesindir (İçtüzük m.66/3). Bu süre, başvurunun kendisi için öngörülen otuz günlük süreden ayrıdır.

Karar türü kabul edilemezlik ne demek?

Dosyanın esası hakkında verilmiş bir karar bulunmadığı, başvurunun ön şartlar nedeniyle kapandığı anlamına gelir. Hakkın ihlal edilip edilmediği tartışılmamıştır. Bu kararlar kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (6216 sayılı Kanun m.48/4).

Kabul edilemezlik kararından sonra AİHM'e gidilebilir mi?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru bir iç hukuk yoludur ve kabul edilemezlik kararı bu yolun kapanması anlamına gelir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kendi kabul edilebilirlik ölçütleri ve süreleri ayrıdır; bunlar için AİHM başvurusuna ilişkin yazımıza bakınız.

Kimler kişi bakımından başvuru yapamaz?

Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlali gerekçesiyle başvurabilir. Yabancılar ise sadece Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak başvuruda bulunamaz (6216 sayılı Kanun m.46).

Hangi işlemler konu bakımından başvuruya kapalıdır?

Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz. Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz (6216 sayılı Kanun m.45/3).

Başvuru hakkının kötüye kullanılmasının yaptırımı nedir?

Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderleri dışında ayrıca iki bin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir (6216 sayılı Kanun m.51).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp