Yabancılar Hukuku

Sınır Dışı (Deport) Kararına İtiraz: Süre ve İptal Davası

Sınır dışı (deport) kararına itiraz süresi yedi gündür. İdare mahkemesinde iptal davası, kararın kesinliği ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu.

19 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Bir ofis masasında üst üste yığılmış dosya ve evrak desteleri
İçindekiler 22

Kısa Cevap

Sınır dışı etme (halk arasında “deport”) kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır (6458 sayılı Kanun m.53/3). Dava açılması hâlinde, yabancının rızası olmadıkça yargılama sonuçlanana kadar kişi sınır dışı edilmez. Mahkeme başvuruyu on beş gün içinde karara bağlar ve verdiği karar kesindir — Danıştay’a temyiz yolu kapalıdır. Bu yedi günlük süre 2019’da kanun değişikliğiyle on beş günden indirilmiştir; bu yol, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine yapılan itirazdan farklıdır.

Bu Durumda mısınız?

  • Kendisine sınır dışı etme (deport) kararı tebliğ edilen yabancılar,
  • “Deport kararını nasıl kaldırırım” diye araştıran yabancılar,
  • Yakını hakkında sınır dışı kararı verilen aile bireyleri,
  • İptal davası dilekçesinde nelere dayanılacağını merak edenler,
  • Sınır dışı kararı ile giriş yasağını (tahdit) karıştıran ilgililer,
  • “Gönüllü geri dönüş formu” imzalaması istenen ve bunun sonuçlarını bilmeyenler.

Aşağıdaki bilgiler geneldir; her dosyanın koşulları farklı olabileceğinden ve süre çok kısa olduğundan, somut durumda vakit kaybetmeden bir avukata danışılması önerilir.

Sınır Dışı Etme Kararı Nasıl Tebliğ Edilir?

Kararın nasıl tebliğ edileceği ve kişinin bilgilendirilmesi m.53/2’de düzenlenir:

“Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.53)

Karar gerekçesiyle birlikte tebliğ edilir; kişi bir avukatla temsil edilmiyorsa itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir. Kararın gerekçesinin öğrenilmesi, iptal davasının ilk ve en önemli adımıdır.

Evrakın Elden Verilmesi Tek Başına Tebligat Sayılır mı?

Bu ayrım pratikte yedi günlük sürenin ne zaman işlemeye başladığını belirler. Anayasa Mahkemesi, okuma yazma bilmeyen bir başvurucuya sınır dışı kararının Türkçe ve Farsça bir tebliğ formuyla bildirildiği, formda başvurucunun imzası bulunmadığı ve tercüman hazır olduğuna dair hiçbir kayıt taşımadığı bir olayda şu tespiti yapmıştır:

“Bu bakımdan tebliğ formuna yazılan husus, başvurucunun sınır dışı kararının hukuki sonuçlarından ve yargı yolları ile süreleri hakkında bilgilendirildiğini ortaya koymamaktadır. Dolayısıyla başvurucu, sınır dışı etme kararına karşı etkili şekilde başvuru yapabilmesini sağlayacak ölçüde bilgilendirilmemiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/33712, T. 17.07.2025 — kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali, oybirliğiyle)

İdare mahkemesi o dosyada davayı yedi günlük sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetmişti; Anayasa Mahkemesi ihlal kararı vererek dosyayı yeniden yargılama için aynı idare mahkemesine gönderdi. Buradan çıkan pratik sonuç şudur: m.53/2’deki bilgilendirme yükümlülüğü karşılanmadıysa, sürenin işlemeye başladığı tarih tartışılabilir bir olgudur. Tebliğ anında tercüman bulunup bulunmadığı, formda imza olup olmadığı ve hangi dilde hangi açıklamanın yapıldığı bu yüzden not edilmelidir.

Sınır Dışı Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür, Nereye Başvurulur?

Sürenin ve görevli merciin dayanağı m.53/3’tür:

“Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır. Başvurular dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.53)

Bu fıkradan üç sonuç çıkar. Birincisi, süre yedi gündür ve tebliğle başlar. İkincisi, görevli yargı yeri idare mahkemesidir (adli yargı değil). Üçüncüsü, mahkeme başvuruyu on beş gün içinde sonuçlandırır ve verdiği karar kesindir. Kararın kaldırılmaması hâlinde etkisi yalnız çıkarılmayla sınırlı kalmaz: geçerli bir sınır dışı kararının bulunması ikamet izni verilmesine de engel oluşturur; izin türleri ve şartları için ikamet izni türleri, şartları ve süreleri yazısına bakılabilir.

Yedi Günlük Süre Nereden Geliyor, Hangi Davaya Hangi Metin Uygulanır?

6458 sayılı Kanun ilk kabul edildiğinde m.53/3’teki dava açma süresi on beş gündü. 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunla madde 53’ün tamamı değiştirilerek bu süre yedi güne indirildi — bugün de uygulanan süre budur. Fıkra, 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirildi; süre tekrar değişmedi, ama dosyanın ne zaman “tekemmül etmiş” sayılacağı, tebligat yapılamayan hâllerde uygulanacak iki aylık süre ve duruşmanın mahkemenin takdirinde olduğu fıkraya bu değişiklikle eklendi. Sonuç: yedi günlük süre hâlâ yürürlüktedir; eski (15 günlük) süreye dayanan bir bilgiyle hareket etmek ciddi bir hak kaybı riski taşır.

2024 değişikliğinin hangi dosyalara uygulanacağı ise ayrı bir sorudur ve cevabı aynı kanunun geçiş hükmündedir:

“GEÇİCİ MADDE 3- (Ek:21/11/2024-7533/38 md.)

(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 31 inci ve 53 üncü maddelerde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar hakkında uygulanır.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu geçici m.3)

Ölçüt kararın tarihi değil, davanın açıldığı tarihtir. Yürürlükten önce açılmış ve hâlâ görülen bir davada dosyanın ne zaman tekemmül etmiş sayılacağı, tebligat yapılamayan hâlde uygulanacak iki aylık süre ve duruşmanın takdire bağlı olduğu kuralı uygulanmaz; o dosya fıkranın eski hâline tabidir. Yedi günlük başvuru süresi bakımından fark doğmaz, çünkü o süreyi 2019 değişikliği getirmişti ve 2024’te değişmedi.

Dava Açınca Kişi Sınır Dışı Edilir mi?

Bu, davanın en kritik pratik sonucudur. m.53/3’ün son cümlesine göre, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Yani süresinde açılan dava, sınır dışı işlemini fiilen durdurur. İşte bu yüzden yedi günlük süreye uymak önemlidir; süre kaçırılırsa hem dava hem de bu koruyucu etki kaybedilebilir.

Ancak bu korumanın tek bir istisnası vardır: yabancının rızası. Uygulamada bu istisna, korumayı fiilen boşaltacak biçimde kullanılabilir. Anayasa Mahkemesi, sınır dışı kararına karşı iptal davası açan bir başvurucunun, davası derdestken bir “gönüllü geri dönüş istek formu” imzalatılarak aynı gün menşe ülkesine çıkarıldığı bir olayda şu tespiti yapmıştır:

“Başvurucunun gönüllü geri dönüş istek formunu imzaladığı aynı gün ülkeden çıkışının sağlanması nedeniyle 6458 sayılı Kanun’da sınır dışı işlemine karşı öngörülen -ve dava açma süresinde dahi koruma sağlayan- iptal davasının etkinliğine halel getirilmiştir. Başvurucu, Suriye’ye geri gönderilmesinden önce geri göndermeye itiraz etmesini sağlayacak, durdurucu etkisi olan yollardan yararlanamamış ve başvurucunun itiraz yolundan açık bir şekilde, bir başka ifadeyle bilinçli ve aydınlatılmış olarak feragat ettiği de ikna edici bir şekilde ortaya konulmamıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/24388, T. 02.05.2023 — etkili başvuru hakkının ihlali)

Anayasa Mahkemesi bu gerekçeyle, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Buradan çıkan pratik ders açıktır: dava açmış olmak tek başına yeterli değildir; süreç boyunca “gönüllü rıza” beyanı istenen her belge dikkatle değerlendirilmeli, imza öncesi avukata danışılmalıdır. Zira m.53/3’teki rıza istisnası, gerçek bir irade beyanı olmadığı hâllerde bile fiilen sınır dışı edilme sonucunu doğurabilmektedir.

İdare Mahkemesi Kararı Kesin midir? Danıştay’a Gidilebilir mi?

m.53/3’ün açıkça söylediği gibi, idare mahkemesinin sınır dışı davasında verdiği karar kesindir; olağan idari davalardaki gibi istinaf veya temyiz yolu buraya kapalıdır. Danıştay 10. Dairesi, bu kuralı somut bir olayda şöyle uygulamıştır; davacı vekili, idare mahkemesinin ret kararına karşı Danıştay’a “karar düzeltme” talepli bir dilekçe verince:

“Bu durumda, 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen karar kesin olup bu kararın temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.”

(Danıştay 10. Daire, E. 2022/416, K. 2022/342, T. 24.01.2022 — temyiz isteminin reddine, oy birliğiyle kesin)

Danıştay, dilekçeyi temyiz dilekçesi olarak nitelendirmiş ve temyiz incelemesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Pratik sonuç: idare mahkemesinden çıkan karar idari yargı içinde son sözdür ve dosyanın bütün dayanakları o aşamada eksiksiz ortaya konmalıdır. İdari yargının bitmesi, her yolun bittiği anlamına gelmez; kalan yol aşağıda anlatılan anayasal ve uluslararası denetimdir.

İdare Mahkemesi Kararı Kesinse Sırada Ne Var? Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

İdare mahkemesinin kararı kesin olduğu için bireysel başvurunun ön şartı o kararla birlikte gerçekleşmiş olur. Şartın kaynağı 6216 sayılı Kanun m.45/2’dir:

“(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

(6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.45)

İdare mahkemesi kararına karşı istinaf ve temyiz kapalı olduğundan, tüketilecek başka bir yol kalmaz. Süre ise aynı kanunun m.47/5’inde düzenlenmiştir:

“(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.”

(6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.47)

İki süreyi karıştırmamak gerekir: idare mahkemesine başvuru süresi yedi gün, oradan çıkan kesin karara karşı Anayasa Mahkemesine başvuru süresi otuz gündür. Bireysel başvuru dilekçesinin nasıl kurulacağı ayrı bir konudur; bölüm bölüm ne yazılacağı için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dilekçesi örneği yazısına bakılabilir.

Bireysel başvuru, dava gibi kendiliğinden durdurucu etki taşımaz. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, kendi İçtüzüğüne dayanarak sınır dışı işlemini geçici olarak durdurabilmektedir. Kazakistan vatandaşı bir başvurucunun dosyasında Mahkeme bunu şöyle uygulamıştır:

“3. Bölüm tarafından 8/5/2018 tarihli ara kararla başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikeyle karşılaşabileceği gerekçesiyle sınır dışı edilmesine dair işlemin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2018/10055, T. 16.03.2022 — aile hayatına saygı hakkının ihlali)

Tedbir otomatik değildir ve verildikten sonra kaldırılabilir de. Başka bir dosyada Mahkeme 30/3/2020’de sınır dışı işlemini geçici süreyle durdurmuş, 13/5/2020’de ise süreli tedbiri sonlandırıp tedbir talebini reddetmiştir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/10550, T. 14.10.2025). Bu nedenle tedbir talebi, sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşılacak somut riskin belgeyle ortaya konduğu bir talep olarak hazırlanmalıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru ve İç Tüzük m.39 Tedbiri

Bireysel başvurunun da sonuçsuz kalması hâlinde sıradaki mercii Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir. Sınır dışı dosyalarında bu aşamanın pratik ağırlığı, esas kararından çok Mahkemenin İç Tüzüğünün 39. maddesi uyarınca verebildiği geçici tedbirdedir: tedbir verilirse gönderme işlemi askıya alınır. Büyük Daire, bu tedbirlere uyulmamasının Sözleşme bakımından ne anlama geldiğini Türkiye aleyhine görülen bir davada şöyle ortaya koymuştur:

“AİHM, AİHS’nin 34. maddesi uyarınca Sözleşmeci Devletler’in, bireyin kişisel başvuru hakkından fiili olarak yararlanmasını engelleyebilecek her türlü davranıştan veya ihmalden kaçınmakla yükümlü olduğunu yineler. Bir Sözleşmeci Devlet’in geçici tedbirlere uygun hareket etmemesi; AİHM’nin, başvuranın şikâyetini etkili bir biçimde incelemesini engellemek, başvuranın kendi haklarından fiili olarak yararlanmasını engellemek ve böylelikle, AİHS’nin 34. maddesini ihlal etmek olarak görülecektir.”

(AİHM Büyük Daire, Mamatkulov ve Askarov/Türkiye, Başvuru No: 46827/99, T. 04.02.2005 — AİHS m.34 ihlali)

Mahkeme aynı kararda, başvuranların İç Tüzük m.39 tedbirine rağmen iade edilmesi nedeniyle Türkiye’nin m.34’ten doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varmıştır. Uygulamadaki karşılığı şudur: kişi fiilen ülkeden çıkarıldıktan sonra delil toplamak ve avukatıyla görüşmek çoğu zaman imkânsızlaşır, dolayısıyla tedbir talebi başvurunun kendisi kadar erken hazırlanmalıdır.

Deport Kararı Nasıl Kaldırılır?

Uygulamada “deport kaldırma” ifadesi iki farklı şeyi anlatır ve ikisini karıştırmak doğrudan hak kaybına yol açar. Ayrımı yapan soru tektir: kişi hâlâ Türkiye’de midir, yoksa çıkarılmış mıdır? Cevap hem kaldırılacak işlemi hem başvurulacak mercii hem de süreyi değiştirir.

Kişi Hâlâ Türkiye’deyse: Kaldırılacak Olan Sınır Dışı Kararıdır

Bu durumda hedef, henüz uygulanmamış sınır dışı etme kararının iptalidir. Yol idare mahkemesidir ve süre, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür (m.53/3). Süresinde açılan dava fiilen koruma da sağlar: yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla yargılama sonuçlanıncaya kadar kişi sınır dışı edilmez. Bu yazının ana konusu budur; sürenin nereden geldiği, görevli mahkeme, kararın kesinliği ve sonrasındaki yollar yukarıdaki bölümlerde ele alınmıştır.

İptal davası tek seçenek değildir ve her dosyada doğru seçenek de değildir. Kişi Türkiye’de kalmayı hedeflemiyorsa, sınır dışı kararında tanınan terke davet süresi (on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar, m.56/1) içinde ülkeyi kendi iradesiyle terk etmek, hakkında giriş yasağı kararı alınmaması sonucunu doğurabilir (m.9/5). İki yol aynı anda yürütülemez: biri kalma hakkını, diğeri kaydı temiz tutarak çıkmayı hedefler. Seçim, kişinin Türkiye’de kalma iradesine ve kararın gerekçesine göre yapılır.

Kişi Çıkarıldıysa: Kaldırılacak Olan Giriş Yasağıdır

Sınır dışı edilmiş kişide karar artık uygulanmıştır; geriye kalan engel Türkiye’ye giriş yasağıdır (m.9/2). Bu ayrı bir idari işlemdir, ayrı dava konusu edilir ve sınır dışı kararına özgü yedi günlük süreye tabi değildir. Yasağın ne zaman başladığı, süresi, tavanı ve süresi dolmadan kaldırılıp kaldırılamayacağı aşağıdaki bölümde ele alınmıştır.

Bu aşamada uygulamada en sık sorulan ikinci yol meşruhatlı vizedir. Terimin kanunda karşılığı yoktur; dayanağı, vize verilmeyecek yabancılar arasında olmasına rağmen vize verilmesinde yarar görülenlere Bakanın onayıyla vize verilebileceğini söyleyen hükümdür (m.15/2). Bu yolun iki sınırı baştan bilinmelidir. Birincisi, bir hak değil takdir yetkisidir; şartları taşımak sonucu garanti etmez. İkincisi, giriş yasağını kaldırmaz: kayıt yerinde kalır ve yalnız somut bir seyahat için giriş imkânı doğar. Kaydın kendisini hedefleyen yol iptal davasıdır. Maddenin metni, meşruhatlı vizenin şartları ve Danıştay’ın giriş yasağı işlemlerini nasıl denetlediği için tahdit kodu nedir, nasıl kaldırılır yazısına bakılabilir.

Deport Edilen Yabancı Türkiye’ye Nasıl Geri Gelebilir?

Sınır dışı edilen kişi hakkında giriş yasağı, idarenin takdirine bırakılmış bir seçenek değildir.

6458 sayılı YUKK m.9 — Türkiye’ye giriş yasağı

“(2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.”

“(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.”

Kanun burada durur. Uygulamayı belirleyen üç ayrıntı ise Uygulama Yönetmeliği’ndedir.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.8 — Türkiye’ye giriş yasağı ve ön izin şartı

“a) Sınır dışı edilecek yabancılar için ülkeye giriş yasağının başlangıcı yabancının ülkeden çıkış tarihidir.”

“d) Giriş yasağı en fazla beş yıl süreyle alınır. Beş yılın sonunda kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit söz konusu ise önceden alınmış beş yıl süreli giriş yasağı tek seferde veya ayrı ayrı olmak üzere on yıl daha uzatılabilir. Ancak, giriş yasağı süresi aynı gerekçeye dayalı olarak on beş yıldan fazla olamaz.”

“e) Genel Müdürlük, gerekli gördüğünde sürenin dolmasını beklemeden giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağını saklı tutarak yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.”

Üçü de pratik sonuç doğurur. Yasağın başlangıcı karar günü değil kişinin ülkeden çıktığı gündür; beş yılı karar tarihinden saymak yanlış hesap verir. Toplam tavan ise kanun metninden okunamaz: “beş yıl, ciddi tehdit hâlinde on yıl daha” formülü sınırsız uzatmaya açık görünür, oysa yönetmelik aynı gerekçeye dayalı yasağı on beş yılla sınırlar. Süre dolmadan giriş de ikiye ayrılır ve ikisi aynı sonuç değildir: yasağın kaldırılması kaydı sona erdirir, yasak saklı tutularak verilen izin ise yalnız o giriş için geçerlidir ve yasak kayıtta durmaya devam eder.

Giriş Yasağının Hiç Doğmadığı Hâller

Kişi henüz ülkeden çıkarılmamışsa tablo değişir. Kanun iki hâlde giriş yasağı kararı alınmayabileceğini söyler:

  • Kendiliğinden başvuru. Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumu yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliğe başvuran yabancılara, idari para cezalarını ödemiş olmaları ve Bakanlıkça belirlenen ihlal sürelerini aşmamaları kaydıyla giriş yasağı kararı alınmayabilir (m.9/4).
  • Terke davete uymak. Sınır dışı etme kararı alınanlara, kararda belirtilmek kaydıyla ülkeyi terk edebilmeleri için on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar süre tanınır (m.56/1). Bu süre içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir (m.9/5).

Yönetmelik bu iki hâli ayrıca derecelendirir. Süresini on günden fazla aşıp, hakkında sınır dışı etme kararı alınmadan veya bu karar tebliğ edilmeden önce valiliğe başvuranlarda, ihlalden kaynaklanan harç ve cezalar ödenmişse giriş yasağı süresi bir yılı geçemez (m.8/2-b). Sınır kapısına kendiliğinden gelenlerde ise aynı ödeme koşuluyla, vize veya ikamet ihlali gerekçesiyle yasak kararı hiç alınmayabilir (m.8/2-c).

Bu kapılar iptal davasından bağımsız değildir. Terke davet süresi tanınmış bir kişide itiraz süresi yedi gün, terk süresi ise en az on beş gündür; hangisinin kullanılacağı kararın gerekçesine ve kişinin Türkiye’de kalma iradesine göre değişir. Giriş yasağı zaten konulmuşsa kayıttaki kodun ne anlama geldiği ve kaldırma usulü için tahdit kodu nedir, nasıl kaldırılır yazısına bakılabilir.

İptal Davasında Neler Öne Sürülebilir?

İptal davasında işlemin hukuka aykırılığı çeşitli yönlerden ileri sürülebilir: kararın somut ve yeterli gerekçe taşımaması (ki m.53/2 zaten kararın “gerekçeleriyle birlikte” tebliğ edilmesini şart koşar), kişinin kamu düzeni veya güvenliği bakımından gerçekte tehdit oluşturmaması, ya da kişinin sınır dışı edilemeyecek kişilerden olması. Kimlerin bu kapsamda kaldığı ve geri gönderme yasağının nasıl işlediği ayrı bir yazının konusudur; bkz. sınır dışı kararının sebepleri ve istisnaları.

Aşağıdaki üç eksen, Türkiye’de fiilen yaşayan yabancıların dosyalarında en sık karşılaşılan iddia türleridir ve üçünün de yüksek mahkeme karşılığı vardır.

Aile Hayatına Saygı: Türkiye’de Eşi veya Çocuğu Olan Yabancı

Türkiye’de kurulmuş bir aile hayatı bulunması, sınır dışı kararını kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Buna karşılık idare mahkemesinden, kamu düzeninin korunmasındaki kamusal yarar ile kişinin aile hayatı arasında bir tartım yapmasını ister. Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilerek hakkında sınır dışı kararı verilen bir başvurucunun dosyasında Anayasa Mahkemesi şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Öte yandan İdare Mahkemesi kararında başvurucunun sınır dışı edilme kararına yönelik olarak aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki iddiaları tartışılmamış, başvurucunun çalışma izni olmadan çalıştığı hususunun sabit olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durum gözetildiğinde idari işlemin başvurucunun aile hayatı üzerinde doğuracağı etkiler bakımından bir inceleme ve dengelemenin İdare Mahkemesi tarafından yapılmadığı, aile hayatına saygı hakkı bakımından ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmadığı anlaşılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2018/10055, T. 16.03.2022 — aile hayatına saygı hakkının ihlali)

Anayasa Mahkemesi bu gerekçeyle ihlal kararı vermiş ve dosyayı yeniden yargılama için idare mahkemesine göndermiştir. Çıkarılacak ders, iddianın varlığından çok nerede ileri sürüldüğüyle ilgilidir. Nitekim eşi ve altı çocuğu Türkiye’de bulunan başka bir başvurucunun aynı yöndeki şikâyeti, Anayasa Mahkemesi tarafından esastan incelenmemiştir:

“Somut olayda başvurucu, sınır dışı edilmesi hâlinde eşi ve altı çocuğundan ayrı kalacağını belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edileceğini iddia etmiştir. Ne var ki İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında yalnızca sınır dışı edilmesi durumunda kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin bir iddia ileri sürmüş, aile hayatına saygı hakkına yönelik bir şikâyette bulunmamıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/33712, T. 17.07.2025 — bu kısım yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik)

İki karar birlikte okunduğunda kural nettir: aile hayatına ilişkin iddia iptal dilekçesinde açıkça yazılmalıdır. İdare mahkemesi önünde hiç dile getirilmemiş bir şikâyet, sonradan Anayasa Mahkemesinde ilk kez ileri sürülemez. Evlilik cüzdanı, çocukların nüfus kayıtları, okul kayıtları ve birlikte yaşamayı gösteren adres belgeleri bu nedenle dilekçeye eklenir.

Uluslararası Koruma Başvurusu Sahibi Hakkında Sınır Dışı Kararı

Uluslararası koruma başvurusu veya statüsü bulunan kişi bakımından kanun, sınır dışı kararı alınabilecek hâlleri daraltır:

“Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.54)

Fıkra iki yönlü okunur. Bir yandan, koruma işlemleri sürerken de sınır dışı kararı alınabileceğini söyler; yani “başvurum devam ediyor” demek tek başına koruma sağlamaz. Öte yandan bunu üç bentle sınırlar: terör veya çıkar amaçlı suç örgütüyle ilgili olanlar (b), kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar (d) ve uluslararası kurum ve kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili değerlendirilenler (k). Koruma başvurusu sahibi bir kişi hakkında bu üç bent dışında bir bentle, örneğin vize süresinin aşılması sebebiyle sınır dışı kararı alınmışsa, işlemin dayanağı iptal davasında doğrudan tartışılabilir. Koruma türleri, başvuru usulü ve ret kararına karşı yollar için uluslararası koruma (iltica): türleri ve başvuru yazısına bakılabilir.

Gerekçe ve Maddi Olay Denetimi

Üçüncü eksen, kararın dayandığı olgunun gerçekten var olup olmadığıdır. m.53/2 kararın gerekçeleriyle birlikte tebliğini şart koştuğuna göre, gerekçede gösterilen olgu dava dosyasında denetlenebilir olmalıdır. Yukarıdaki 2018/10055 sayılı başvuruda Anayasa Mahkemesi, kişinin eğlence amacıyla bulunduğu yönündeki beyanının dikkate alınmadığını ve Türkiye’de kamu düzenini bozacak bir eylemine dair bilgi veya belge bulunmadığını ayrıca kaydetmiştir. İptal dilekçesinde bu yüzden yalnız hukuki nitelendirme değil, olgunun kendisi de çekişmeli hâle getirilir: tutanağın kim tarafından, hangi beyana dayanılarak düzenlendiği ve karşı delilin ne olduğu tek tek yazılır.

Dilekçenin bölüm bölüm nasıl kurulacağı, hangi başlığa hangi dayanağın yazılacağı ve sık yapılan biçim hataları için sınır dışı (deport) kararına itiraz dilekçesi yazısına bakılabilir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Tebliğ tarihini kayıt altına alın. Yedi günlük süre bu tarihten işlemeye başlar; tebligat evrakını ve tarihini saklayın.
  2. Kararın gerekçesini isteyin ve okuyun. m.53/2 gereği karar gerekçeli tebliğ edilir; gerekçe, dava dilekçesinin çatısını oluşturur.
  3. Vakit kaybetmeden bir avukatla görüşün. Süre kısa ve usul tekniktir; dilekçe hazırlığı zaman alır.
  4. İdare mahkemesine dava dilekçesini süresinde verin ve mahkemeye başvurduğunuzu, kararı veren makama da bildirin (m.53/3).
  5. Dayanacağınız bütün iddiaları bu dilekçeye yazın. Aile hayatı, kötü muamele riski ve maddi hata iddialarının her biri ayrı ayrı ileri sürülmelidir; idare mahkemesinde hiç yazılmayan bir şikâyet sonradan Anayasa Mahkemesinde ilk kez ileri sürülemez. Bölüm bölüm ne yazılacağı için sınır dışı (deport) kararına itiraz dilekçesi yazısına bakın.
  6. “Gönüllü rıza” istenen hiçbir belgeyi avukatınıza danışmadan imzalamayın. Dava derdestken imzalanan bir form, koruyucu etkiyi ortadan kaldırabilir.
  7. Adresinizi güncel ve doğru bildirin.
  8. Dava reddedilirse otuz günlük bireysel başvuru süresini takip edin. İdare mahkemesi kararı kesin olduğundan başvuru yolları o kararla tükenmiş sayılır (6216 sayılı Kanun m.45/2, m.47/5).

Sık Yapılan Hatalar

  • Yedi günlük süreyi kaçırmak. Süre kısadır ve tebliğle başlar; geç kalınırsa dava süre yönünden reddedilebilir.
  • Eski 15 günlük süreye güvenmek. Bu süre 2019’da 7196 sayılı Kanunla yedi güne indirildi; bayat bilgiyle hareket etmek hak kaybına yol açar.
  • Yanlış yargı koluna başvurmak. Görevli yargı yeri idare mahkemesidir; adli yargı (asliye hukuk/ceza) değil.
  • Dava açmadan sınır dışı edilmeyi beklemek. Süresinde açılan dava, yargılama bitene kadar sınır dışı işlemini durdurur (m.53/3).
  • “Gönüllü geri dönüş” formunu düşünmeden imzalamak. Bu form, dava derdestken imzalanırsa m.53/3’teki korumayı fiilen etkisiz bırakabilir; Anayasa Mahkemesi bunu etkili başvuru hakkı ihlali saymıştır.
  • İdare mahkemesi kararına karşı temyiz yolu aramak. Karar kesindir; Danıştay’a temyiz hukuken mümkün değildir.
  • Kesin karardan sonra otuz günlük bireysel başvuru süresini kaçırmak. İdari yargının bitmesi her yolun bittiği anlamına gelmez; Anayasa Mahkemesine başvuru süresi kesin kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gündür (6216 sayılı Kanun m.47/5).
  • Aile hayatı iddiasını dilekçeye yazmamak. İdare mahkemesinde ileri sürülmeyen bir şikâyet, başvuru yolları tüketilmediği için Anayasa Mahkemesinde incelenmez (B. No: 2022/33712, T. 17.07.2025).
  • Tebligatın usulüne uygunluğunu hiç tartışmamak. Bilgilendirme yükümlülüğü karşılanmadıysa sürenin başlangıcı çekişmeli hâle getirilebilir; Anayasa Mahkemesi böyle bir olayda süre aşımından ret kararını etkili başvuru hakkı ihlali saymıştır.
  • “Deport kaldırma” ile “giriş yasağı kaldırma”yı karıştırmak. İlki m.53 (karara itiraz), ikincisi m.9 (giriş yasağı) kapsamındadır.
  • İdari gözetim itirazıyla karıştırmak. Sınır dışı kararına idare mahkemesinde (yedi gün), idari gözetime ise sulh ceza hâkimine (süre sınırı yok) itiraz edilir.

Özet

  • Sınır dışı etme (deport) kararına karşı, tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır (m.53/3); bu süre 2019’da 15 günden indirilmiştir.
  • Süresinde açılan dava, yargılama sonuçlanana kadar sınır dışı işlemini durdurur — tek istisna yabancının rızasıdır, ve bu istisna uygulamada kötüye kullanılabilir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/24388).
  • Mahkeme on beş günde karar verir ve bu karar kesindir; Danıştay’a temyiz yolu kapalıdır (Danıştay 10. Daire, E. 2022/416, K. 2022/342). Kesinlik idari yargı içindir: kalan yol, otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur (6216 sayılı Kanun m.45/2, m.47/5) ve Mahkeme İçtüzüğüne dayanarak sınır dışı işlemini geçici olarak durdurabilir (B. No: 2018/10055, T. 16.03.2022).
  • İptal dilekçesinde aile hayatına saygı, kötü muamele riski ve maddi hata iddiaları ayrı ayrı yazılır; dengelemeyi yapmayan idare mahkemesi kararı ihlal sayılmış (B. No: 2018/10055), dilekçede hiç yazılmamış aile hayatı şikâyeti ise incelenmemiştir (B. No: 2022/33712).
  • Uluslararası koruma başvuru veya statü sahibi hakkında sınır dışı kararı yalnız m.54/1’in (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında alınabilir (m.54/2).
  • 2024 değişikliğinin hangi dosyaya uygulanacağını davanın açıldığı tarih belirler (geçici m.3).
  • Karar gerekçesiyle tebliğ edilir (m.53/2) ve gerekçenin denetimi davanın temelidir.
  • “Deport kaldırma”, sınır dışı kararına itiraz (m.53) ile giriş yasağını kaldırma (m.9) arasında ayrılır; idari gözetime itiraz da (m.57/6) ayrı bir yoldur.
  • Sınır dışı edilen kişi hakkında giriş yasağı zorunlu olarak konulur (m.9/2); süre en fazla beş yıl, ciddi tehdit hâlinde on yıl daha uzatılabilir (m.9/3) ve aynı gerekçeye dayalı toplam on beş yılı aşamaz (Uygulama Yönetmeliği m.8/2-d). Yasak, kişinin ülkeden çıkış tarihinde başlar (m.8/2-a).

İlgili yazılar: Sınır Dışı (Deport) Kararına İtiraz Dilekçesi · Sınır Dışı (Deport) Kararı: Sebepler ve İstisnalar · İdari Gözetim Kararı Nedir, Nasıl İtiraz Edilir? · Geri Gönderme Merkezi Nedir? Haklar, Süreler ve İtiraz · Tahdit Kodu Nedir, Nasıl Kaldırılır?

Sınır dışı kararına karşı iptal davasının işleyişiKararın tebliğinden mahkemenin kesin kararına; her aşama yazı gövdesinde dayanağıyla açıklanmıştır.
  1. Talep hangi karara yöneliyor?Uygulamada deport kaldırma ifadesi iki ayrı yolu anlatır ve karıştırılmamalıdır.
    • Sınır dışı etme kararının kendisi → yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davasım.53/3
    • Türkiye'ye giriş yasağı (tahdit) → ayrı rejim; yasak en fazla beş yıl, kamu düzeni veya güvenliği açısından ciddi tehdit hâlinde en fazla on yıl daha artırılabilirm.9
  2. Karar gerekçeleriyle birlikte tebliğ edilirTebligat yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatına yapılır. Avukatla temsil edilmiyorsa kişi, kararın sonucu ile itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.m.53/2
  3. Tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulurBaşvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Süre 2019'da on beş günden yedi güne indirilmiştir.m.53/3
  4. Dava, sınır dışı işlemini fiilen durdururYabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Rıza istisnası bu korumayı boşaltabildiğinden imzalanması istenen her belge dikkatle değerlendirilmelidir.m.53/3
  5. Dosya tekemmül eder ve başvuru on beş gün içinde sonuçlandırılırSavunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır; duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır.m.53/3
  6. Mahkemenin bu konuda verdiği karar kesindirİdari yargı içinde istinaf ve temyiz yolu kapalıdır; dosyanın bütün dayanakları idare mahkemesi aşamasında eksiksiz ortaya konmalıdır.m.53/3
  7. Kesin karardan itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruKarar kesin olduğundan başvuru yolları o kararla tükenmiş sayılır. Başvuru kendiliğinden durdurucu değildir; Mahkeme İçtüzüğüne dayanarak sınır dışı işlemini geçici olarak durdurabilir.6216 sayılı Kanun m.45/2
  8. Bireysel başvuru da sonuçsuz kalırsa Avrupa İnsan Hakları MahkemesiBu aşamanın pratik ağırlığı, Mahkemenin İç Tüzüğünün 39. maddesi uyarınca verebildiği geçici tedbirdedir; tedbir verilirse gönderme işlemi askıya alınır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sınır dışı (deport) kararına kaç gün içinde itiraz edilir?

6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Bu yedi günlük süre kısadır ve tebliğle başlar; kaçırılması hâlinde dava süre yönünden reddedilebilir.

Sınır dışı kararına nereye itiraz edilir?

Görevli yargı yeri idare mahkemesidir; adli yargı (asliye hukuk veya ceza mahkemesi) değil. Uyuşmazlık bir idari işlemin iptaline ilişkin olduğundan idari yargı görevlidir. 6458 sayılı Kanun m.53/3 özel olarak idare mahkemesini ve yedi günlük süreyi öngörür.

Sınır dışı davası açınca kişi sınır dışı edilir mi?

Kural olarak edilmez. 6458 sayılı Kanun m.53/3'ün son cümlesine göre, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Bu, davanın en önemli pratik sonucudur.

Deport kararı nasıl kaldırılır?

Cevap kişinin nerede olduğuna bağlıdır. Kişi hâlâ Türkiye'deyse kaldırılacak olan sınır dışı etme kararıdır; iptali için tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde dava açılır (m.53/3). Kişi çıkarılmışsa geriye kalan engel Türkiye'ye giriş yasağıdır (m.9/2); bu ayrı bir işlemdir, ayrı dava konusu edilir ve yedi günlük süreye tabi değildir. Uygulamada sorulan meşruhatlı vize yolu ise yasağı kaldırmaz, yalnız somut bir seyahat için giriş imkânı doğurur (m.15/2).

Sınır dışı kararı ile giriş yasağı aynı şey mi?

Değildir. Sınır dışı etme, kişinin Türkiye'den çıkarılmasına ilişkin bir işlemdir (m.53-54). Giriş yasağı ise kişinin Türkiye'ye girişinin yasaklanmasıdır (m.9) ve çoğu zaman bir tahdit koduyla birlikte anılır. Sınır dışı kararına yedi günde idare mahkemesinde itiraz edilirken, giriş yasağı ayrı bir işlem olarak dava konusu edilir.

Sınır dışı iptal davası ne kadar sürer?

6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre mahkeme, başvuruyu dosyanın tekemmülünden itibaren on beş gün içinde sonuçlandırır ve verdiği karar kesindir. Yani sınır dışı davaları, olağan idari davalara göre hızlı bir usule tabidir; bu süre içinde kişi kural olarak sınır dışı edilmez.

Sınır dışı kararına itiraz için avukat şart mı?

Zorunlu değildir; m.53/3'e göre yabancının kendisi, yasal temsilcisi veya avukatı başvurabilir. Ancak süre kısa ve usul teknik olduğundan, dilekçenin doğru dayanaklarla hazırlanması için bir avukatla çalışmak güçlü biçimde önerilir.

Sınır dışı itirazı ile idari gözetim itirazı aynı yere mi yapılır?

Hayır. Sınır dışı etme kararına idare mahkemesine yedi gün içinde itiraz edilir (m.53/3). Kişi bu süreçte idari gözetim altına alınmışsa, gözetim kararına ayrıca sulh ceza hâkimine başvurulabilir (m.57/6). Çoğu dosyada iki karar birlikte bulunur ve iki ayrı başvuru gerekir.

Sınır dışı etme kararına itiraz süresi hep yedi gün müydü?

Hayır. 6458 sayılı Kanun'un ilk hâlinde bu süre on beş gündü; 7196 sayılı Kanunla 24/12/2019 tarihinde madde 53 değiştirilerek süre yedi güne indirildi. Fıkra, 21/11/2024 tarihli 7533 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirildi (tebligat yapılamaması hâlinde uygulanacak iki aylık süre ve dosyanın ne zaman tekemmül etmiş sayılacağı bu değişiklikle eklendi) ancak yedi günlük başvuru süresi korundu. Bugün yürürlükte olan ve uygulanması gereken süre yedi gündür; eski 15 günlük süreye güvenmek hak kaybına yol açar.

İdare mahkemesinin sınır dışı davasında verdiği karara karşı Danıştay'a gidilebilir mi?

Hayır. m.53/3'e göre idare mahkemesinin bu konuda verdiği karar kesindir. Danıştay 10. Dairesi, idare mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararın kesin olduğunu ve temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmadığını vurgulayarak, temyiz dilekçesi niteliğindeki bir başvuruyu bu gerekçeyle reddetmiştir (Danıştay 10. Daire, E. 2022/416, K. 2022/342, T. 24.01.2022).

Süresinde dava açtım; yine de "gönüllü rıza" ile sınır dışı edilebilir miyim?

Evet, kanunda bu bir istisna olarak düzenlenmiştir ve uygulamada kötüye kullanılabilir. m.53/3'ün son cümlesi, yabancının rızası varsa yargılama sonuçlanmadan sınır dışı edilebileceğini öngörür. Anayasa Mahkemesi, iptal davası derdestken bir başvurucuya "gönüllü geri dönüş istek formu" imzalatılıp aynı gün ülke dışına çıkarıldığı bir olayda, rızanın bilinçli ve aydınlatılmış olduğunun ikna edici biçimde ortaya konulmadığı gerekçesiyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/24388, T. 02.05.2023). Böyle bir formu imzalamadan önce mutlaka avukatınıza danışın.

Dava dilekçemde adresim doğru olduğu hâlde tebligat yapılamazsa ne olur?

6458 sayılı Kanun m.53/3'e göre, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması hâlinde 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Bu kural 2024 yılında 7533 sayılı Kanunla eklenmiştir; adresi güncel ve doğru bildirmek, davanın gecikmeden sonuçlanması açısından önemlidir.

Deport edilen yabancı Türkiye'ye nasıl geri gelebilir?

Sınır dışı edilen yabancıların Türkiye'ye girişi 6458 sayılı Kanun m.9/2 gereği yasaklanır; yasağın süresi kural olarak en fazla beş yıl, kamu düzeni veya güvenliği açısından ciddi tehdit hâlinde en fazla on yıl daha uzatılabilir (m.9/3). Süreyi beklemek tek yol değildir: m.9/6 ve Uygulama Yönetmeliği m.8/2-e uyarınca Göç İdaresi Genel Müdürlüğü yasağı süresi dolmadan kaldırabilir ya da yasağı saklı tutarak yabancının belirli bir süre için girişine izin verebilir. Bu ikisi aynı sonuç değildir; ikincisinde yasak kayıtta durmaya devam eder.

Giriş yasağı ne zaman başlar ve en fazla kaç yıl sürer?

Yasağın başlangıcı karar tarihi değil, yabancının ülkeden çıkış tarihidir (Uygulama Yönetmeliği m.8/2-a). Üst sınır kanunda 'beş yıl, ciddi tehdit hâlinde on yıl daha' biçiminde yazılıdır (m.9/3); aynı yönetmelik m.8/2-d bu formülün toplamını da sınırlar ve giriş yasağı süresinin aynı gerekçeye dayalı olarak on beş yıldan fazla olamayacağını belirtir.

İdare mahkemesi davamı reddetti ve karar kesin. Anayasa Mahkemesine başvurabilir miyim?

Evet. 6216 sayılı Kanun m.45/2 bireysel başvuru için idari ve yargısal başvuru yollarının tümünün tüketilmiş olmasını arar; sınır dışı davasında idare mahkemesi kararı kesin olduğundan bu şart o kararla gerçekleşir. Süre, aynı kanunun m.47/5'ine göre otuz gündür ve başvuru yollarının tüketildiği tarihten işler. İdare mahkemesine başvuru süresi yedi gün, Anayasa Mahkemesine başvuru süresi otuz gündür; ikisi karıştırılmamalıdır.

Bireysel başvuru sınır dışı işlemini durdurur mu?

Kendiliğinden durdurmaz. Anayasa Mahkemesi, İçtüzüğüne dayanarak sınır dışı işlemini geçici olarak durdurabilmektedir; bir dosyada ara kararla, kişinin sınır dışı edilmesi hâlinde maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikeyle karşılaşabileceği gerekçesiyle işlem geçici olarak durdurulmuştur (B. No: 2018/10055, T. 16.03.2022). Tedbir otomatik değildir ve sonradan kaldırılabilir; nitekim başka bir dosyada verilen süreli tedbir daha sonra sonlandırılmıştır (B. No: 2020/10550, T. 14.10.2025).

2024 yılındaki kanun değişikliği benim davama uygulanır mı?

6458 sayılı Kanun'a 7533 sayılı Kanunla eklenen geçici m.3'e göre, madde 31 ve madde 53'te yapılan değişiklikler geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar hakkında uygulanır. Ölçüt kararın tarihi değil davanın açıldığı tarihtir. Yedi günlük başvuru süresi bakımından sonuç değişmez, çünkü o süreyi 2019 tarihli 7196 sayılı Kanun getirmişti.

Türk vatandaşı eşim ve çocuğum var; sınır dışı edilebilir miyim?

Türkiye'de kurulmuş aile hayatı sınır dışı kararını kendiliğinden hükümsüz kılmaz, ancak idare mahkemesinden kamu düzeni ile aile hayatı arasında bir tartım yapmasını gerektirir. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin bu dengelemeyi yapmadığı ve aile hayatına saygı hakkı bakımından ilgili ve yeterli gerekçe sunmadığı bir olayda ihlal kararı vermiştir (B. No: 2018/10055, T. 16.03.2022). Bu iddianın iptal dilekçesinde açıkça yazılması şarttır; idare mahkemesinde hiç ileri sürülmeyen aile hayatı şikâyeti, başvuru yolları tüketilmediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde incelenmemiştir (B. No: 2022/33712, T. 17.07.2025).

Uluslararası koruma başvurum varken hakkımda sınır dışı kararı alınabilir mi?

Sınırlı hâllerde alınabilir. 6458 sayılı Kanun m.54/2, uluslararası koruma başvuru sahibi veya statü sahibi kişiler hakkında, aynı maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında değerlendirildikleri takdirde uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabileceğini öngörür. Bu üç bent dışında bir gerekçeye dayanan karar, iptal davasında dayanağı yönünden tartışılabilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İkamet ve çalışma izni, sınır dışı etme ve tahdit kaydı ile Türk vatandaşlığına geçiş başvurularını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Yabancılar Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp