İdare Hukuku

İdari Para Cezasına İtiraz Nasıl Yapılır? (Sulh Ceza Hâkimliği)

İdari para cezasına itiraz nereye ve kaç günde yapılır; hangi yerin sulh ceza hâkimliği yetkilidir, 15 günlük süre, dilekçe, mücbir sebep, kesinlik sınırı ve hangi cezada idari yargının görevli olduğu — Kabahatler Kanunu ve yargı kararları ışığında.

19 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Cadde üzerinde yol çalışması ve konikler
İçindekiler 18

Kısa Cevap

İdari para cezasına itiraz, kural olarak idare mahkemesine değil, sulh ceza hâkimliğine yapılır. Süre, kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren en geç 15 gündür (Kabahatler K. m.27/1). Başvuru, iki nüsha dilekçe ile yapılır. Mahkeme önce ön inceleme yapar; usulden kabul ederse esası inceler (m.28). İki önemli istisna vardır: ceza, idari yargının görevine giren başka bir işlemle birlikte verilmişse (m.27/8); ve cezanın dayandığı özel kanun görevli mahkemeyi kendisi gösteriyorsa (m.3/1-a). Bu hâllerde itiraz idari yargıda görülür. Sulh ceza hâkimliğinin kararına karşı da iki hafta içinde itiraz yolu vardır (m.29), ancak düşük tutarlı cezalarda bu karar kesindir (m.28/10).

Bu Durumda mısınız?

  • Bir idari para cezası aldınız ve haksız olduğunu düşünüyorsunuz.
  • İtirazı nereye (idare mahkemesi mi, sulh ceza mı) yapacağınızı bilmiyorsunuz.
  • Cezayı geç fark ettiniz ve süreyi kaçırmış olabilirsiniz.
  • Cezayla birlikte başka bir idari işlem (ruhsat iptali, mühürleme/kapatma vb.) de tebliğ edildi.
  • Sulh ceza hâkimliği itirazınızı reddetti ve bu karara karşı ne yapabileceğinizi merak ediyorsunuz.

İtiraz süresi yalnızca 15 gündür ve hak düşürücüdür; vakit kaybetmeden bir avukata danışın.

İtiraz Nereye Yapılır? Sulh Ceza Hâkimliği

İdari para cezasına itirazın en kritik ve en çok hataya yol açan yönü, görevli mercidir. Cezayı idare verdiği için itirazın da idare mahkemesine yapılacağı sanılır; oysa Kabahatler Kanunu bu itirazı adli yargıya (sulh ceza hâkimliğine) bırakmıştır:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1

İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.

Kanun metnindeki “sulh ceza mahkemesi” ibaresi, 2014’teki yargı teşkilatı değişikliğinden bu yana sulh ceza hâkimliklerini ifade eder; başvuru bugün sulh ceza hâkimliğine yapılır. Süre 15 gündür ve kaçırılırsa karar kesinleşir.

Sulh Ceza mı İdare Mahkemesi mi? Görev Ayrımı ve Yargı Uygulaması

Kuralın önemli bir istisnası vardır. İdari para cezası tek başına değil de, aynı kişiyle ilgili idari yargının görevine giren bir işlemle birlikte verilmişse, itiraz sulh ceza hâkimliğine değil idari yargıya yapılır:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/8

İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür.

Örneğin bir işyerine hem para cezası hem de idari yargıda iptal davasına konu olabilecek bir işyeri kapatma/ruhsat iptali kararı birlikte verilmişse; para cezasına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları, bu işlemin iptaliyle birlikte idari yargıda ileri sürülür. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, tam da böyle bir olayda (idari para cezasının yanında işyerinin kapatılmasına da karar verildiği ve kapatma işlemine karşı idari yargıda dava açıldığı bir dosyada) bu kuralı somut olaya şöyle uygulamıştır:

“dosyanın tetkikinde ise kabahatliye uygulanan idari para cezası yanında, idari yargının görev alanına giren kapatma kararı da verildiği, kabahatli tarafından bu işlemin iptali için idari yargıda iptal davası açıldığı ve davanın İstanbul 14. İdare Mahkemesinin 2022/1587 E. sayılı dosyası ile derdest olduğunun bildirildiği cihetle, yukarıda işaret edilen 5326 sayılı Kanun’un 27/8. maddesindeki düzenleme uyarınca idari para cezasına yapılan itirazı inceleme görevinin de idari yargıda olduğu anlaşılmakla, başvuruyu inceleyen İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından görevsizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekirken başvurunun esastan incelenerek reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu”

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/14980, K. 2024/11707, T. 16.12.2024 — kanun yararına bozma tevdii)

Danıştay da aynı ayrımı, genel bir ilke olarak teyit eder:

“Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; Kabahatler Kanununun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı, diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı, ancak, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği, Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin gerekçesinde de, bu hükümle, Kabahatler Kanunu’ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığının açıkça belirtildiği görülmektedir.”

(Danıştay 2. Daire, E. 2021/18977, K. 2022/1060, T. 07.03.2022 — bozma)

Danıştay 2. Dairesi bu kararında, aynı ilkenin üst mercilerce de benimsendiğine kendi gerekçesinde ayrıca işaret etmiştir. Görevli mercii yanlış seçmek (özellikle yanlış yargı koluna başvurarak süre kaybetmek) telafisi güç sonuçlar doğurabileceğinden, cezayla birlikte başka bir idari işlem tebliğ edildiyse bu ayrımın bir avukatla birlikte değerlendirilmesi önerilir.

Cezanın Dayandığı Özel Kanun Görevli Mahkemeyi Gösteriyorsa

Sulh ceza hâkimliğine başvurmak genel kuraldır; cezanın dayandığı özel kanun görevli mahkemeyi kendisi göstermişse Kabahatler Kanunu’nun kanun yoluna ilişkin hükümleri o ceza bakımından hiç uygulanmaz. Bu, yukarıdaki bağlantılı-işlem istisnasından (m.27/8) ayrı ve pratikte daha sık karşılaşılan bir ayrımdır: nereye başvuracağınızı, cezayı veren idare değil cezanın dayanağı olan kanun belirler.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3/1

Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.

Adli yargı ile idari yargı arasındaki bu görev uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili merci, Anayasa’nın kurduğu ayrı bir mahkemedir:

Anayasa m.158/1

Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.

Uyuşmazlık Mahkemesi ölçütü şöyle formüle eder:

“Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.”

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/88, T. 28.02.2022 — idari yargının görevli olduğuna, oy birliği, kesin)

Ölçüt tek başına soyuttur; asıl iş, somut cezanın dayandığı kanuna bakmaktır. Uyuşmazlık Mahkemesinin son yıllarda aynı ölçütü uyguladığı dört karar, ayrımın iki yöne de işlediğini gösterir:

Cezanın dayandığı kanunGörevli yargı koluGerekçeKünye
5580 s. Özel Öğretim Kurumları K.Adli yargı — sulh ceza hâkimliği (m.27/1)Kanunda görevli mahkeme gösterilmemiş → genel kural işlerUyuşmazlık Mahkemesi, E. 2024/48, K. 2024/175, T. 06.05.2024
4733 s. Tütün ve Alkol Piyasası K. m.8İdari yargıKanun, kanun yolu için İYUK’a yollama yapıyorUyuşmazlık Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/88, T. 28.02.2022
2559 s. Polis Vazife ve Salahiyet K. m.6İdari yargıKanun görevli mercii idari yargı olarak gösteriyorUyuşmazlık Mahkemesi, E. 2024/546, K. 2025/34, T. 07.01.2025
6331 s. İş Sağlığı ve Güvenliği K. (SGK cezası)İdari yargıKanun susuyor ama 5510 s. K. m.102’ye yolluyorUyuşmazlık Mahkemesi, E. 2025/60, K. 2025/184, T. 03.03.2025

Dört karar da oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir. Tablonun okunma biçimi şudur: önce cezayı veren idareye değil, cezanın dayandığı kanuna bakılır; o kanun kanun yolunu düzenlemişse Kabahatler Kanunu devreye girmez.

Tablo yargı kolunu gösterir, hangi ilk derece mahkemesine başvurulacağını değil. Uyuşmazlık Mahkemesi kararları “adli yargı” veya “idari yargı” görevlidir diye hükmeder; idari yargı kolunda hangi mahkemenin (idare veya vergi mahkemesi) ve hangi yer mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu, başvuru süresi de dâhil olmak üzere o kanunun ve İdari Yargılama Usulü Kanununun kendi kurallarına göre ayrıca belirlenir. Ayrıca bazı cezalarda dava yolundan önce kuruma itiraz aşaması bulunur (SGK cezalarında olduğu gibi). Bu nedenle tabloyu yön tayini için kullanın; somut başvuruyu tebliğ edilen kararın üzerindeki kanun yolu açıklamasıyla birlikte ve bir avukatla değerlendirin.

Genel kuralın işlediği yön, kanunun sustuğu hâldir:

“5580 sayılı Kanun’da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır.”

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2024/48, K. 2024/175, T. 06.05.2024 — adli yargının görevli olduğuna, oy birliği, kesin)

Kanun, Başka Bir Kanuna Yolluyorsa da “Aksine Hüküm” Vardır

En kolay gözden kaçan hâl budur: cezanın dayandığı kanunda kanun yolu hiç düzenlenmemiş olabilir, ama o kanun itiraz usulünü başka bir kanuna yollamış olabilir. Bu durumda “aksine hüküm” yollama yapılan kanunda aranır. Uyuşmazlık Mahkemesi, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına dayanan ve Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen bir para cezasında zinciri şöyle kurmuştur:

“6331 sayılı Kanun’da bu Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezalarının tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi hükümlerinin uygulanacağı, 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde ise, idari para cezalarına karşı idari yargı yerine itiraz edileceği açıkça düzenlenmiş olup, itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterildiği anlaşılmıştır.”

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2025/60, K. 2025/184, T. 03.03.2025 — idari yargının görevli olduğuna, oy birliği, kesin)

Yani cezanın dayandığı kanunda kanun yolu görünmüyor diye doğrudan sulh ceza hâkimliğine yönelmek hatalı olabilir; o kanunun başka bir kanuna yollama yapıp yapmadığı da kontrol edilmelidir. Bu ayrımın belirli ceza türlerinde nasıl sonuçlandığına dair örnekler için çevre idari para cezasına itiraz ve alkollü araç kullanma cezasına itiraz yazılarına bakabilirsiniz.

Görev Kuralı Sonradan Değişirse Hangi Kural Uygulanır?

Görev kurallarında, cezanın işlendiği veya verildiği tarihteki kural değil, yürürlükteki kural esas alınır. Ceza hukukunda alışılan “lehe kanun” mantığının aksine görev kuralları geçmişe etkilidir; çünkü bunlar kamu düzenine ilişkindir ve taraflara kazanılmış hak sağlamaz:

“Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir kanunla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.”

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/88, T. 28.02.2022 — idari yargının görevli olduğuna, oy birliği, kesin)

Bu ilkenin iki pratik sonucu vardır. Başvuru yapıldığında görevli olan merci sonradan görevsiz hâle gelmişse, kural olarak görevsizlik kararı verilir; ancak kanun koyucu geçiş hükmü koymuşsa bu sonuç değişir:

“Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir kanun ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı anda görevli olan ve fakat yeni kanuna göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni kanundaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.”

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/88, T. 28.02.2022 — idari yargının görevli olduğuna, oy birliği, kesin)

Tersi de doğrudur: baştan yanlış mercie yapılmış bir başvuru, sonradan yapılan bir değişiklikle o merci görevli hâle gelmişse artık reddedilmez:

“Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkemenin davaya bakmaya devam etmesi gerekir.”

(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/88, T. 28.02.2022 — idari yargının görevli olduğuna, oy birliği, kesin)

Bu, itiraz sürecinde mevzuat değişikliği yaşayanlar için önemlidir: dosyanız görülürken görev kuralı değişmişse, süre kaçırma riski doğmadan durumun yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Hangi Yerin Sulh Ceza Hâkimliği? (Yer Bakımından Yetki)

Yukarıdaki bölümler görev sorusunu yanıtlar: itiraz hangi tür mahkemeye yapılır. Ayrı ve en az onun kadar sık hataya yol açan ikinci bir soru daha vardır: hangi yerdeki sulh ceza hâkimliğine? Kabahatler Kanunu m.27 yalnız “sulh ceza mahkemesine başvurulabilir” der, yeri söylemez. Cevap, aynı Kanunun yollama hükmündedir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.22/4

(4) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yer bakımından yetki kuralları kabahatler açısından da geçerlidir.

(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.22/4)

Bu yollama sizi Ceza Muhakemesi Kanununun genel yetki kuralına götürür:

5271 sayılı CMK m.12/1 — Yetkili mahkeme

Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

(5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.12/1)

Kural budur: itiraz, kabahatin işlendiği yerin sulh ceza hâkimliğine yapılır. Uygulamada en sık yapılan hata, kendi yerleşim yerindeki hâkimliğe başvurmaktır; oturduğunuz yer kural olarak ölçüt değildir.

Kabahatin işlendiği yer ile cezayı veren birimin bulunduğu yer çoğu olayda çakışır, çünkü idare yalnız kendi görev alanındaki kabahatler için karar verebilir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.22/3

(3) İdarî kurul, makam veya kamu görevlileri, ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir.

(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.22/3)

Kabahatin nerede işlendiği belli değilse devreye ikinci basamak girer:

5271 sayılı CMK m.13 — Özel yetki

Madde 13 – (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. (2) Şüpheli veya sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. (3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

(5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.13)

Yanlış Yerdeki Hâkimliğe Başvurursanız Ne Olur?

Bu, süre kaybettiren ama hak kaybettirmeyen bir hatadır. Hâkimlik ön incelemede kendi yetkisini denetler ve yetkisizse dosyayı kendisi gönderir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/1

Madde 28- (1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda; a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine, b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru konusu idarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine, c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne, Karar verilir.

(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/1)

Dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: (a) bendi yetkisizlik hâlinde dosyanın gönderilmesini öngörür; (b) bendi ise üç ayrı hâlde başvurunun reddini öngörür; başvuru süresinde yapılmamışsa, karar sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan değilse ya da başvuranın buna hakkı yoksa. Yani yanlış yerdeki hâkimliğe süresi içinde yapılmış bir başvuru reddedilmez, yetkili hâkimliğe gönderilir; (b) bendindeki üç hâlden birine giren bir başvuru ise doğru yerde yapılsa bile reddedilir. Yetki hatası telafi edilebilir; (b) bendindeki üç hâl ise başvuruyu düşürür. Bu üç hâlden en az bilineni olan başvuru hakkı, aşağıda ayrı bir bölümde ele alınmıştır.

Yetki, Kurumun Adına Değil Dosyadaki Olguya Göre Belirlenir

Bir trafik cezası dosyasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yetkinin idari yaptırım kararını veren birimin bulunduğu yer mahkemesinde olduğunu ileri sürerek yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini savunmuştu. Daire dosyayı inceleyip kabahatin nerede işlendiğine ve kararı gerçekte hangi birimin verdiğine baktı ve bozma istemini reddetti:

Her ne kadar kanun yararına bozma ihbarnamesinde, kabahatle ilgili başvuruyu inceleme görevinin, idari yaptırım kararı veren Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü, Fahri Trafik Müfettişliği Büro Amirliği’nin bulunduğu yer mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de dosyanın tetkikinde, kabahatin Ankara ili Etimesgut ilçesinde işlendiği ve başvuruya konu idari yaptırım kararının da Ankara Fahri Trafik Müfettişliği Büro Amirliğince verildiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, CMK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına kararın bozulmasına dair talebinin REDDİNE

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/20702, K. 2021/15848, T. 24.11.2021 — kanun yararına bozma isteminin bu yönden reddi, oy birliği)

Kararın pratik dersi şudur: yetki tartışmasında belirleyici olan, tebligatın üzerindeki kurumun unvanı değil, kabahatin fiilen nerede işlendiği ve kararı hangi birimin verdiğidir. İtiraz dilekçenizde yetkiyi bu iki olguya dayandırın.

15 Günlük Süre ve Mücbir Sebep

Süreyi elde olmayan bir engel yüzünden kaçırmışsanız kanun sınırlı bir imkân tanır:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/2

Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

Yani mücbir sebep hâlinde, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde başvurulabilir; bu başvuru kararı kesinleşmiş saysa da mahkeme uygulamayı (tahsili) durdurabilir.

İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Başvurunun şekli de kanunda gösterilmiştir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/3

Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.

Dilekçenin içeriği de ayrıca düzenlenmiştir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/4

Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.

Yani dilekçede yalnızca “haksızım” demek yetmez; itiraz edilen idari yaptırım kararı, karara ilişkin bilgiler (tarih, sayı, tebliğ tarihi) ve itiraz sebepleri (cezanın neden hukuka aykırı olduğu, zamanaşımı, maddi hata vb.) somut delillerle birlikte gösterilmelidir.

Başvuruyu Kim Yapabilir? Tutanakta Adı Geçmeyen Kişi İtiraz Edebilir mi?

Dilekçeyi kimin verebileceği ile itiraz hakkının kime ait olduğu ayrı sorulardır. Birincisini yukarıdaki m.27/3 yanıtlar: başvuru bizzat, kanuni temsilci veya avukat eliyle yapılır. İkincisi ise idari yaptırım kararının kime karşı verildiğine bağlıdır; çünkü tutanakta, hakkında karar verilen kişinin kimliği kanunen zorunlu bir unsurdur:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.25/1

Madde 25- (1) İdarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta; a) Hakkında idarî yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresi, b) İdarî yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili, c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller, d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliği, Açık bir şekilde yazılır. Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.

Bu zorunlu unsur, itiraz hakkının sınırını da çizer: itiraz hakkı, tutanakta adı geçen kişiye aittir. Tutanak bir başkası adına düzenlenmişse, üçüncü kişinin kendi adına yaptığı başvuru bir hak eksikliğiyle karşılaşır; ve bu, ön incelemede ret sonucu doğuran üç hâlden biridir (m.28/1-b). Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu üç maddeyi tek bir zincirde birleştirmiştir:

“5326 sayılı Kanun’un 25/1-a maddesinde idarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta hakkında idarî yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresinin gösterilmesinin zorunlu olduğu ve 27/4. maddesinde de idari yaptırım kararlarına karşı başvurunun, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından Sulh Ceza Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılacağının belirtildiği, 28/1-b maddesinde ise başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine karar verileceğinin düzenlendiği, dosyanın tetkikinde idari para cezası karar tutanağının … hakkında düzenlendiği, bu tutanağa karşı başvurunun ise … tarafından yapıldığı, ancak muterizin, … adına düzenlenen idari yaptırım karar tutanağına itiraz hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği tarafından, başvurunun, başvuranın bu idari yaptırım kararına itiraz hakkı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, başvurunun süre yönünden reddine karar verilmesinin, neticesi itibarıyla doğru olduğu anlaşılmıştır.”

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/14976, K. 2025/5907, T. 28.04.2025 — kanun yararına bozma isteminin reddi, oy birliği)

Kararın iki ayrı dersi vardır; ikincisi kolayca gözden kaçar.

Birincisi — başvuru hakkı, ön incelemenin konusudur. Sıralamayı kuran kararın kendisi değil, kanunun yapısıdır: m.28/1 ön incelemeyi düzenler ve başvuru hakkı bulunmayan başvuru bu aşamada reddedilir (m.28/1-b); esas incelemesine yalnız (c) bendi uyarınca usulden kabul edilen başvurularda geçilir (m.28/2 ve devamı). Dairenin bu dosyada söylediği ise şudur: hâkimliğin dayanması gereken ret sebebi başvuru hakkının bulunmamasıydı. Pratik karşılığı şudur: dilekçeyi vermeden önce cezanın kimin adına kesildiğine bakın. Tutanaktaki kişi siz değilseniz (ceza örneğin bir şirket ya da bir başkası adına düzenlenmişse) itirazı kendi adınıza değil, o kişi adına ve kanuni temsilci veya avukat sıfatıyla yapmanız gerekir (m.27/3). Bu, itiraz hakkının hiç doğmadığı anlamına gelmez; hakkın kimin adına kullanılacağını belirler.

İkincisi — yanlış gerekçe, sonuç aynıysa tek başına bozma sebebi olmamıştır. Yukarıdaki olayda hâkimlik başvuruyu sıfat yokluğundan değil süre yönünden reddetmişti. Daire bu isabetsizliği bozma sebebi saymamış, sonucu “neticesi itibarıyla doğru” bularak kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. Yani ret gerekçesindeki hata, varılan sonuç değişmediği sürece kararın bozulmasını gerektirmemiştir.

Bu bölüm, “kim başvurabilir” sorusunu yanıtlar; “ceza kime kesilmeliydi” sorusunu değil. Cezanın muhatabının doğru belirlenip belirlenmediği (şirket mi ortağı mı, malik mi sürücü mü gibi) ayrı bir tartışmadır ve yukarıdaki karar onu çözmez. Cezanın muhatabı ile itiraz eden kişi ayrışıyorsa, dilekçeyi kimin adına vereceğinizi bir avukatla birlikte belirlemenizde yarar vardır.

Mahkemenin İncelemesi: Ön İnceleme ve Esas

Sulh ceza hâkimliği başvuruyu iki aşamada değerlendirir. Önce ön inceleme yapar:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/1

Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda; a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine, b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru konusu idarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine, c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne, Karar verilir.

Başvuru usulden kabul edilirse, mahkeme dilekçenin bir örneğini ilgili kuruma tebliğ eder ve kurum on beş gün içinde delillerini/görüşünü sunar (m.28/2-3). Ardından mahkeme esası inceler ve son kararını şu iki şekilden birinde verir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/8

Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının; a) Hukuka uygun olması nedeniyle, “başvurunun reddine”, b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, “idarî yaptırım kararının kaldırılmasına”, Karar verir.

Alt ve üst sınırı kanunda gösterilen cezalarda mahkeme ayrıca, itirazı kabul ederken cezanın miktarını değiştirerek de karar verebilir (m.28/9).

Kararın Kesinliği ve İtiraz Yolu

Sulh ceza hâkimliğinin verdiği son karar her zaman son söz değildir; ancak bu, cezanın tutarına bağlıdır. Kanun bir kanun yolu tanır:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.29/1

Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç iki hafta içinde yapılır.

Ancak bu itiraz yolu her karar için açık değildir; kanun düşük tutarlı cezalarda kararı kesin kılar:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/10

Onbeşbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.

Buna göre idari para cezası 15.000 TL ve altındaysa, sulh ceza hâkimliğinin verdiği karar kesindir; itiraz yolu kapalıdır. Bu tutarın üzerindeki cezalarda ise karar, tebliğinden itibaren iki hafta içinde CMK’ya göre itiraz edilerek incelettirilebilir.

Kesinlik Sınırı Sabit Değildir: Elinizdeki Karar Hangi Rakama Tabi?

Bu rakam kanunla belirlenir ve zaman içinde değiştirilmiştir. Maddedeki ibare, 6217 sayılı Kanunla “İkibin”den “Üçbin”e, ardından 7499 sayılı Kanunla “Üçbin”den “Onbeşbin”e çıkarılmıştır (7499 s. Kanun, RG 12.03.2024, S. 32487). Yani bugün 15.000 TL olan sınır, 2024 öncesinde verilmiş kararlar bakımından 3.000 TL idi.

Pratikte bunun anlamı şudur: eski tarihli bir sulh ceza hâkimliği kararını değerlendirirken bugünkü rakamı uygulamak yanıltıcı olabilir. Kararınızın kesin olup olmadığını, karara ilişkin tarihle birlikte ve o tarihte yürürlükte olan metin üzerinden kontrol edin; tereddüt hâlinde tebliğ edilen kararın üzerinde yazan kanun yolu açıklamasını esas alın ve bir avukata danışın.

Sık Yapılan Hatalar

  • İtirazı idare mahkemesine yapmak. Kural olarak sulh ceza hâkimliği görevlidir (m.27/1).
  • 15 günlük süreyi kaçırmak. Süre hak düşürücüdür; geçince karar kesinleşir (m.27/1).
  • Yerleşim yerinizdeki hâkimliğe başvurmak. Yetkili hâkimlik, kabahatin işlendiği yerin hâkimliğidir (m.22/4 yollamasıyla CMK m.12/1); oturduğunuz yer kural olarak ölçüt değildir. Yanlış yer başvuruyu düşürmez (dosya yetkili hâkimliğe gönderilir (m.28/1-a)) ama zaman kaybettirir.
  • Bağlı işlem istisnasını gözden kaçırmak. İdari yargı işlemiyle birlikte verilen cezada itiraz idari yargıdadır; Yargıtay ve Danıştay bu ayrımı istikrarlı biçimde uygular (m.27/8).
  • Cezanın dayandığı kanunu hiç okumamak. Özel kanun görevli mahkemeyi kendisi göstermişse Kabahatler Kanunu’nun kanun yolu hükümleri uygulanmaz (m.3/1-a); Uyuşmazlık Mahkemesi bu ölçütü her iki yönde de uygular.
  • Kanun susuyor diye doğrudan sulh cezaya yönelmek. Dayanak kanun kanun yolunu düzenlememiş olsa bile başka bir kanuna yollama yapıyor olabilir; “aksine hüküm” o kanunda bulunabilir.
  • Cezanın kimin adına kesildiğine bakmamak. İtiraz hakkı, tutanakta adı geçen kişiye aittir. Ceza örneğin bir şirket ya da bir başkası adına düzenlenmişse, başvuru da o kişi adına (kanuni temsilci veya avukat sıfatıyla) yapılmalıdır; üçüncü kişinin kendi adına verdiği dilekçe ön incelemede reddedilir (m.25/1-a, m.27/3-4, m.28/1-b); esas incelemesine yalnız usulden kabul edilen başvurularda geçilir (m.28/1-c).
  • Dilekçeyi gerekçesiz vermek. İtiraz sebepleri, karara ilişkin bilgiler ve deliller açıkça ortaya konmalıdır (m.27/4).
  • İndirimli (peşin) ödemenin itiraz hakkını düşürdüğünü sanmak. Kabahatler Kanunu m.17/6’ya göre indirimli ödeme, karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez; ceza indirimli ödenmiş olsa bile süresi içinde itiraz edilebilir.
  • Ret kararında kesinlik sınırını gözden kaçırmak. 15.000 TL ve altındaki cezalarda sulh ceza hâkimliğinin kararı kesindir; üzerindeki cezalarda ise iki haftalık itiraz süresi kaçırılmamalıdır (m.28/10, m.29/1).

Özet

  • İdari para cezasına itiraz kural olarak sulh ceza hâkimliğine, 15 gün içinde yapılır (m.27/1); idare mahkemesine değil.
  • Birinci istisna: idari yargı işlemiyle birlikte verilen cezada itiraz idari yargıda görülür; Yargıtay ve Danıştay bu ayrımı somut olaylarda tutarlı uygular (m.27/8).
  • İkinci istisna: cezanın dayandığı özel kanun görevli mahkemeyi gösteriyorsa Kabahatler Kanunu’nun kanun yolu hükümleri uygulanmaz (m.3/1-a); dayanak kanun sussa bile yollama yaptığı kanuna bakılır. Bu görev uyuşmazlıklarını kesin olarak Uyuşmazlık Mahkemesi çözer (Anayasa m.158/1).
  • Görev kuralları geçmişe etkilidir; kamu düzenine ilişkin oldukları için taraflara kazanılmış hak sağlamaz (Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/88).
  • Yer bakımından yetki: başvuru, kabahatin işlendiği yerin sulh ceza hâkimliğine yapılır (m.22/4 → CMK m.12/1); yer belli değilse CMK m.13 basamakları uygulanır. Yanlış yerdeki hâkimlik yetkisizlik kararı verip dosyayı gönderir (m.28/1-a). Yetki hatası telafi edilebilir; buna karşılık m.28/1-b’deki üç ret hâli (süre · inceleme kapsamı dışı olma · başvuru hakkının bulunmaması) başvuruyu düşürür. Yetki tartışmasında belirleyici olan kurumun unvanı değil, dosyadaki olgudur (Yargıtay 7. CD, E. 2021/20702, K. 2021/15848).
  • Başvuru hakkı, tutanakta adı geçen kişiye aittir. Tutanak bir başkası adına düzenlenmişse üçüncü kişinin kendi adına yaptığı başvuru ön incelemede reddedilir (m.25/1-a → m.27/4 → m.28/1-b; Yargıtay 7. CD, E. 2023/14976, K. 2025/5907); esas incelemesine yalnız usulden kabul edilen başvurularda geçilir (m.28/1-c).
  • Mücbir sebep hâlinde engelin kalkmasından itibaren 7 gün içinde başvurulabilir (m.27/2).
  • Başvuru iki nüsha dilekçe ile yapılır; sebepler ve deliller somut olmalıdır (m.27/3-4).
  • Mahkeme önce ön inceleme, sonra esas incelemesi yapar; kararını ret veya kaldırma şeklinde verir (m.28).
  • Sulh ceza hâkimliğinin kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir; ancak 15.000 TL ve altındaki cezalarda karar kesindir (m.29/1, m.28/10).

İlgili yazılar: İdari Para Cezası Nedir? Türleri, Zamanaşımı ve İtiraz · İdari Yargı Nedir? İdare Mahkemesi, Danıştay ve Dava Türleri · İptal Davası Nedir? İdari İşlemin İptali ve Şartları

İdari para cezasına itiraz yolunun işleyişi5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun kurduğu sıra: görevli yargı kolunun belirlenmesinden kesinlik sınırına kadar her aşama yazı gövdesinde dayanağıyla açıklanmıştır.
  1. Görevli yargı kolu hangisi?m.3/1-a
    • Genel kural → sulh ceza hâkimliğim.27/1
    • Ceza, idari yargının görevine giren bir işlemle birlikte verilmişse → idari yargım.27/8
    • Cezanın dayandığı özel kanun görevli mahkemeyi gösteriyorsa → o kanunun gösterdiği mahkemem.3/1-a
  2. Tebliğ veya tefhimden itibaren on beş gün içinde başvurulurSüre içinde başvurulmazsa karar kesinleşir. Mücbir sebep hâlinde engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde başvurulabilir.m.27/1 · m.27/2
  3. Başvuru, iki nüsha dilekçe ile yapılırDilekçede idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler ve ileri sürülen deliller açıkça gösterilir.m.27/3 · m.27/4
  4. Hâkimlik ön inceleme yaparm.28/1
    • Yetkisizlik → dosya yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilirm.28/1-a
    • Süre geçmiş, karar bu yolda incelenemez ya da başvuru hakkı yok → başvurunun reddim.28/1-b
    • Bu sebepler yoksa → başvurunun usulden kabulüm.28/1-c
  5. Dilekçe ilgili kuruma tebliğ edilir, kurum on beş gün içinde görüş ve delillerini sunarm.28/2-3
  6. Mahkeme esası inceler ve son kararını verirm.28/8
    • Karar hukuka uygunsa → başvurunun reddim.28/8
    • Karar hukuka aykırıysa → idari yaptırım kararının kaldırılmasım.28/8
    • Alt ve üst sınırı kanunda gösterilen cezalarda miktar değiştirilerek de karar verilebilirm.28/9
  7. Kesinlik sınırının üstündeki kararlara iki hafta içinde itiraz edilebilirOn beş bin Türk lirası dahil idari para cezalarında hâkimliğin kararı kesindir. Sınır kanunla değiştirilmiştir, kararın tarihindeki metne bakılır.m.28/10 · m.29/1

Sıkça Sorulan Sorular

İdari para cezasına nereye itiraz edilir?

İdari para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı kural olarak sulh ceza hâkimliğine başvurulur (Kabahatler K. m.27/1). İtiraz idare mahkemesine değil, sulh ceza hâkimliğine yapılır; bu, en çok karıştırılan noktadır.

Hangi yerdeki sulh ceza hâkimliğine başvurmalıyım?

Kabahatin işlendiği yerin sulh ceza hâkimliğine. Kabahatler Kanunu m.22/4, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yer bakımından yetki kurallarını kabahatler açısından da geçerli sayar; CMK m.12/1 uyarınca yetki, fiilin işlendiği yer mahkemesine aittir. Kendi yerleşim yeriniz kural olarak ölçüt değildir. Kabahatin işlendiği yer ile cezayı veren birimin bulunduğu yer çoğu olayda çakışır, çünkü idare yalnız kendi görev alanındaki kabahatler için karar verebilir (m.22/3).

Kabahatin işlendiği yer belli değilse ne olur?

CMK m.13 basamak basamak yol gösterir. Sırasıyla yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri, Türkiye'de yerleşim yeri yoksa en son adresin bulunduğu yer, bunlar da yoksa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

Yanlış yerdeki sulh ceza hâkimliğine başvurursam itirazım reddedilir mi?

Hayır. Hâkimlik ön incelemede yetkili olmadığını anlarsa başvuruyu reddetmez, dosyayı yetkili sulh ceza mahkemesine gönderir (Kabahatler K. m.28/1-a). Ret sonucu doğuran hâller ise m.28/1-b'de üç tanedir; başvurunun süresinde yapılmamış olması, kararın sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmaması ve başvuranın buna hakkı bulunmaması. Yani yetki hatası telafi edilebilir; bu üç hâl ise başvuruyu düşürür. Yanlış yer yine de zaman kaybettirir.

İdari para cezasına itiraz süresi kaç gündür?

İtiraz, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş (15) gün içinde yapılmalıdır (Kabahatler K. m.27/1). Bu süre içinde başvurulmazsa idari yaptırım kararı kesinleşir ve artık esastan incelenemez.

İtiraz süresini kaçırırsam ne olur?

Süre kaçırılırsa karar kesinleşir. Ancak süreyi mücbir sebep (elde olmayan, öngörülemeyen engel) nedeniyle kaçırdıysanız, bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde başvurabilirsiniz; bu başvuru kararın kesinleşmesini engellemese de mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir (Kabahatler K. m.27/2).

İtiraz dilekçesi nasıl hazırlanır?

Başvuru, bizzat, kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh ceza hâkimliğine verilecek iki nüsha dilekçe ile yapılır (Kabahatler K. m.27/3). Dilekçede idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler ve karara karşı ileri sürülen deliller açıkça gösterilmeli; mücbir sebebe dayanılıyorsa bu da dayanaklarıyla belirtilmelidir (m.27/4).

İtirazdan sonra mahkeme ne yapar?

Mahkeme önce bir ön inceleme yapar; yetkili değilse dosyayı yetkili sulh ceza hâkimliğine gönderir; başvuru süresinde değilse, karar sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan değilse ya da başvuranın buna hakkı yoksa reddeder; aksi halde başvuruyu usulden kabul eder (Kabahatler K. m.28/1). Usulden kabulde dilekçe ilgili kuruma tebliğ edilir ve esas incelemesi yapılır.

Ceza kimin adına kesildiyse ondan başkası itiraz edebilir mi?

Kural olarak hayır; itiraz kendi adınıza değil, tutanakta adı geçen kişi adına yapılmalıdır. İdari yaptırım karar tutanağında hakkında karar verilen kişinin kimliği zorunlu unsurdur (Kabahatler K. m.25/1-a) ve başvuru bizzat, kanuni temsilci veya avukat tarafından yapılır (m.27/3-4). Tutanakta adı geçmeyen bir kişinin kendi adına yaptığı başvuru, başvuru hakkı bulunmadığından ön incelemede reddedilir (m.28/1-b); esas incelemesine yalnız usulden kabul edilen başvurularda geçilir (m.28/1-c). Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu zinciri kurarak, muterizin bir başkası adına düzenlenen tutanağa itiraz hak ve yetkisinin bulunmadığına hükmetmiştir (E. 2023/14976, K. 2025/5907, T. 28.04.2025). Bu, itiraz hakkının hiç doğmadığı anlamına gelmez; hakkın kimin adına kullanılacağını belirler.

Sulh ceza hâkimliği başvuruyu yanlış gerekçeyle reddederse karar bozulur mu?

Her zaman değil. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada hâkimlik, başvuruyu gerçekte başvuru hakkı bulunmadığı için reddetmesi gerekirken süre yönünden reddetmişti. Daire bu isabetsizliği bozma sebebi saymamış, sonucu neticesi itibarıyla doğru bularak kanun yararına bozma istemini reddetmiştir (E. 2023/14976, K. 2025/5907, T. 28.04.2025). Yani ret gerekçesindeki hata, varılan sonuç değişmediği sürece tek başına kararın bozulmasını gerektirmemiştir.

Her idari para cezası sulh ceza hâkimliğinde mi görülür?

Kural olarak evet, ancak önemli bir istisna vardır. İdari yaptırım kararı, aynı kişiyle ilgili idari yargının görevine giren başka bir kararla birlikte verilmişse; para cezasına yönelik hukuka aykırılık iddiaları o işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargıda görülür (Kabahatler K. m.27/8). Görevli mercii doğru belirlemek önemlidir.

İstisna somut bir olayda nasıl uygulanıyor, örnek verir misiniz?

Evet. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, işyerinin idari para cezasıyla birlikte kapatılmasına da karar verildiği ve kapatma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açıldığı bir olayda, para cezasına itirazı incelemenin de idari yargının görevinde olduğuna, sulh ceza hâkimliğinin görevsizlik kararı vermesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 7. CD, E. 2023/14980, K. 2024/11707).

İtiraz edince cezayı ödemek zorunda mıyım?

Süresinde yapılan itiraz, kararın kesinleşmesini engeller; dolayısıyla itiraz sürecinde ceza kural olarak kesinleşmiş bir alacak gibi tahsil edilmez. Yalnızca mücbir sebeple süreden sonra yapılan başvuruda karar kesinleşmiş sayılır; ancak mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir (Kabahatler K. m.27).

Sulh ceza hâkimliğinin ret kararına karşı ne yapılabilir?

Mahkemenin verdiği son karara karşı Ceza Muhakemesi Kanununa göre, kararın tebliğinden itibaren en geç iki hafta içinde itiraz edilebilir (Kabahatler K. m.29/1). Bu itiraz dosya üzerinden incelenir.

Sulh ceza hâkimliğinin her kararına itiraz edilebilir mi?

Hayır. On beş bin Türk lirası dahil idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir; bu tutarın altındaki cezalarda sulh ceza hâkimliğinin kararına karşı itiraz yolu kapalıdır (Kabahatler K. m.28/10).

Cezanın dayandığı özel kanun görevli mahkemeyi gösteriyorsa ne olur?

Bu durumda Kabahatler Kanunu'nun kanun yoluna ilişkin hükümleri o ceza bakımından uygulanmaz (m.3/1-a) ve başvuru o kanunun gösterdiği mercie yapılır. Uyuşmazlık Mahkemesi 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.6 uyarınca verilen cezada idari yargıyı görevli saymış (E. 2024/546, K. 2025/34, T. 07.01.2025); buna karşılık 5580 sayılı Kanunda görevli mahkeme gösterilmediği için orada sulh ceza hâkimliğini görevli görmüştür (E. 2024/48, K. 2024/175, T. 06.05.2024).

SGK'nın verdiği iş sağlığı ve güvenliği para cezasına nereye itiraz edilir?

Uyuşmazlık Mahkemesi, 6331 sayılı Kanunda kanun yolu düzenlenmemiş olsa da bu Kanunun Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen cezaların itirazını 5510 sayılı Kanun m.102'ye yolladığını, o maddenin de idari yargıyı gösterdiğini belirterek idari yargıyı görevli saymıştır (E. 2025/60, K. 2025/184, T. 03.03.2025). Cezanın dayandığı kanun sustuğunda, o kanunun yollama yaptığı kanuna da bakmak gerekir.

İtiraz sürerken görev kuralı değişirse ne olur?

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve taraflara kazanılmış hak sağlamaz; Uyuşmazlık Mahkemesine göre yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları geçmişe de etkilidir (E. 2022/26, K. 2022/88, T. 28.02.2022). Yeni kanunda geçiş hükmü bulunması hâlinde bu sonuç değişebilir. Ayrıca görevsiz mercide açılmış bir başvuru, sonraki değişiklikle o merci görevli hâle gelmişse görülmeye devam eder.

Kesinlik sınırı olan 15.000 TL her karar için mi geçerlidir?

Hayır. Bu rakam kanunla belirlenir ve zaman içinde değişmiştir; sınır 7499 sayılı Kanunla 3.000 TL'den 15.000 TL'ye çıkarılmıştır (RG 12.03.2024, S. 32487). Eski tarihli bir sulh ceza hâkimliği kararının kesin olup olmadığı, bugünkü rakama göre değil o tarihte yürürlükte olan metne göre değerlendirilmelidir.

Trafik cezasına itiraz da aynı mı?

Trafik idari para cezaları da Kabahatler Kanunu sistemine tabidir; kural olarak 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulur. Karayolları Trafik Kanunu bazı hususlarda özel hüküm içerebileceğinden, tebliğ edilen belgede yazan süre ve mercii esas alın.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İdari işlem ve cezalara karşı iptal ve tam yargı davalarını, başvuru mercileri ve süreleriyle birlikte yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İdare Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp