İcra ve İflas Hukuku

Hileli ve Taksiratlı İflas: Hâlleri ve Cezaları

Hileli iflas nedir, taksiratlı iflastan farkı ne? İİK m.310 ve m.311'deki hâller, TCK m.161'de üç yıldan sekiz yıla kadar hapis, taksirli iflasta iki ay–bir yıl ve iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı olması.

7 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Boşalmış market rafları
İçindekiler 11

Kısa Cevap

İflasın cezai boyutu iki kanunda birlikte kurulur: İİK m.310 ve m.311 hangi hâllerde müflisin taksiratlı ya da hileli sayılacağını sayar, cezayı ise Türk Ceza Kanunu verir. Hileli iflas TCK m.161 uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis, taksirli iflas TCK m.162 uyarınca iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına tabidir. Ayrımın özü kusur derecesindedir: hileli iflasta alacaklıları zarara sokma kastı ve hileli tasarruflar, taksirli iflasta ise tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi aranır. Ceza Genel Kurulu’na göre iflas kararı suçun unsuru değil, objektif cezalandırılabilme şartıdır.

Bu Durumda mısınız?

  • Alacaklısınız; borçlu şirket iflas etti ve malvarlığının bilinçli olarak eksiltildiğini düşünüyorsunuz.
  • Şirketin defterlerinin hiç tutulmadığını ya da usulüne uygun tutulmadığını fark ettiniz.
  • İflastan kısa süre önce muvazaalı görünen devirler yapıldığını tespit ettiniz.
  • Şirket yöneticisiyseniz ve iflas sürecinde cezai sorumluluğunuzun sınırını öğrenmek istiyorsunuz.
  • Bilançoda aktifin olduğundan az gösterildiğini düşünüyorsunuz.
  • Hileli iflas şikâyetinde bulundunuz ancak henüz iflas kararı verilmedi.

İki Kanun, İki İşlev

Yapı şöyledir: İcra ve İflas Kanunu hâlleri tanımlar, Türk Ceza Kanunu cezayı belirler. Nitekim İİK m.310 ve m.311 her ikisi de müflisin “Türk Ceza Kanununa göre cezalandırılır” ifadesiyle sonuçlanır. Bu nedenle bir dosyada yalnız İİK’ya ya da yalnız TCK’ya bakmak eksik kalır; iki metin birlikte okunmalıdır.

Taksiratlı İflas Hâlleri (İİK m.310)

Taksiratlı iflas, kast değil kusur temelli bir sınıflandırmadır ve hâller sayma yoluyla belirlenmiştir:

“Aşağıdaki hallerden biri kendisinde bulunan müflis taksiratlı sayılır ve Türk Ceza Kanununa göre cezalandırılır: 1 – Ziyanları için makul sebepler gösteremezse; 2 – Evinin masrafları hadden fazla ise; 3 – Kumar yahut mücerret baht oyunlarında ve borsa muamelelerinde külliyetli para sarfetmişse”

(İcra ve İflas Kanunu m.310)

Madde bu üç bentle sınırlı değildir. Devam eden bentler arasında iki tanesi uygulamada özellikle sık karşılaşılanlardır: borcunun mevcudu ile alacağından çok olduğunu bildiği hâlde bu durumundan haberi olmayan kimselerden ehemmiyetli miktarda veresiye mal satın alma ya da borç para alma; ve Ticaret Kanunu’nun ilgili maddesinde sayılan defterleri hiç veya kanunun emrettiği şekilde tutmama. Ayrıca mevcudu ile alacağından çok fazla meblağ için senetler imzalamak da taksiratlı iflas hâlleri arasındadır.

İlk bent en geniş kapsamlıdır: “ziyanları için makul sebepler gösteremezse”. Bu, müflise fiilen bir açıklama yükü getirir; zararın nedenini makul biçimde ortaya koyamamak tek başına taksiratlı sayılma sonucunu doğurabilir.

Bu grubun bir başka kaynağı da mal beyanı ihlalidir: icra suçları ve mal kaçırma yazısında ele alınan İİK m.337/a, mal beyanına ilişkin ihlallerin borçlunun iflası hâlinde ayrıca taksiratlı iflas hâli sayılacağını belirtir.

Hileli İflas Hâlleri (İİK m.311)

Hileli iflasta ölçüt kasttır ve madde bunu açıkça yazar:

“İflasından evvel veya sonra alacaklılarını zarara sokmak kasdiyle ve hususiyle aşağıdaki suretlerle hileli muamelelerde bulunan kimse hileli müflis sayılır ve Türk Ceza Kanununa göre cezalandırılır: 1. Alacaklıların müşterek rehini makamında olan mallarını tamamen veya kısmen kaçırır, gizler veya tahrip ederse; 2. Alacaklıların zararına olarak hakikata aykırı makbuzlar verir veya yazı ile borç ikrar ederse; 3. Muvazaalı satışlar, muameleler yahut bağışlamalar yaparsa”

(İcra ve İflas Kanunu m.311)

İki nokta dikkat çeker. Birincisi, fiiller iflasından evvel veya sonra işlenebilir; iflas öncesi tasarruflar kapsam dışında değildir. İkincisi, “hususiyle” ifadesi listenin örnekleyici olduğunu gösterir; sayılanlar dışındaki hileli muameleler de kapsama girebilir.

Madde devam eden bentlerinde evlenme mukavelesinde gerçekte getirilmemiş bir çeyizin getirilmiş gibi tanınmasını ve karının bu mukaveleyi kocasının alacaklılarına karşı kullanmaya kalkışmasını, hakikate aykırı borç ikrarı ya da muvazaalı muamele ve mukavelelerle alacaklıları zarara sokmayı da sayar.

Muvazaalı devirlerin hukuk davası boyutu için tasarrufun iptali davası yazısına bakabilirsiniz; ceza yolu ile iptal davası birbirinin alternatifi değildir.

Cezalar: TCK m.161 ve m.162

Hileli iflasın cezası ve unsur listesi Türk Ceza Kanunu’ndadır:

“Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

(Türk Ceza Kanunu m.161)

Aynı madde hileli iflasın varlığı için dört hâl arar: alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması; malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesi; gerçekte bir alacak-borç ilişkisi olmadığı hâlde varmış gibi borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi; ve gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi.

Taksirli iflasın cezası ise belirgin biçimde hafiftir:

“Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

(Türk Ceza Kanunu m.162)

İki maddenin ortak noktası da vardır: her ikisi de cezayı “iflasa karar verilmiş olması hâlinde” öngörür. Bu ifadenin hukuki niteliği aşağıda ele alınmaktadır.

Şirket Yöneticisinin Ayrı Sorumluluğu (İİK m.333/a)

İflas suçlarından bağımsız olarak, ticaret şirketlerinde yönetim yetkisine sahip olanlar için ayrı bir suç düzenlenmiştir:

“Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

(İcra ve İflas Kanunu m.333/a)

Üç unsur önemlidir. Birincisi, madde “hukuken veya fiilen” yönetim yetkisine sahip olanları kapsar; resmî unvan taşımayan fiilî yöneticiler de sorumludur. İkincisi, suç tali niteliktedir: eylemler başka bir suç oluşturmuyorsa uygulanır. Üçüncüsü, alacaklının şikâyeti şarttır. Aynı maddenin ikinci fıkrası taksirli hâli de düzenler: suç taksirle işlendiğinde, alacaklının şikâyeti üzerine zararın ağırlığına göre iki bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

İflas Kararı: Suçun Unsuru Değil, Cezalandırılabilme Şartı

TCK m.161 ve m.162’deki “iflasa karar verilmiş olması hâlinde” ifadesinin niteliği, dosyanın kaderini belirler. Ceza Genel Kurulu bunu açıkça ortaya koyar:

“Bahse konu maddenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere iflas kararı suçun unsuru olarak değil objektif cezalandırılabilme şartı olarak düzenlenmiştir. Bu anlamda suçun unsurları oluşmasına karşın iflas olgusu gerçekleşmediği sürece faile ceza verilemeyecektir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/51, K. 2022/645, T. 18.10.2022 — bozma)

Bunun iki pratik sonucu vardır. Alacaklı bakımından: hileli tasarrufları belgelemek yeterli değildir, ayrıca iflas kararının varlığı gerekir; iflas kararı yoksa ceza verilemez. Bu nedenle mal kaçırma iddiası iflas dosyasıyla birlikte yürütülmelidir. Şüpheli bakımından ise: unsurların oluştuğu kabul edilse dahi iflas kararı bulunmadıkça cezalandırma mümkün değildir.

Ceza yolu, alacağın tahsilinin yerine geçmez. İflas kararı verilmişse alacağınızı ayrıca ve süresinde masaya kaydettirmeniz gerekir; bu takvim için iflas masasına alacak kaydı yazımıza bakabilirsiniz.

Bu karar bir Ceza Genel Kurulu kararıdır; güçlü ve yerleşik içtihat oluşturur, ancak içtihadı birleştirme kararları gibi formel olarak bağlayıcı değildir. Kararın gerekçesinde bugün mülga olan eski Türk Ticaret Kanunu’nun bir hükmüne de atıf yapılmaktadır; defter tutma yükümlülüğü bakımından güncel Ticaret Kanunu hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Somut dosyada iflas kararının tarihi, tasarrufların tarihi ve şikâyet süresi birlikte incelenmelidir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Hangi kurumun tartışıldığını belirleyin: kast ve hileli tasarruf varsa hileli iflas, özen eksikliği varsa taksirli iflas.
  2. İİK m.310 veya m.311’deki hangi hâle girdiğini somutlaştırın; m.311’in listesi örnekleyicidir, sayılanlarla sınırlı değildir.
  3. Cezanın kaynağını TCK m.161 veya m.162’de gösterin; İİK yalnız hâlleri tanımlar.
  4. İflas kararının varlığını dosyaya koyun; bu, objektif cezalandırılabilme şartıdır ve yokluğunda ceza verilemez.
  5. Defter, kayıt ve bilanço delillerini toplayın; TCK m.161’in dört hâlinin ikisi doğrudan bunlara dayanır.
  6. Yönetici sorumluluğunu ayrıca değerlendirin; İİK m.333/a fiilî yöneticileri de kapsar ve şikâyete tabidir.
  7. Mal kaçırma iddiasını hukuk boyutuyla birlikte kurun; tasarrufun iptali davası ile ceza yolu farklı sonuçlar doğurur.

Sık Yapılan Hatalar

Cezayı İİK’da aramak. İİK m.310 ve m.311 hâlleri sayar; cezayı Türk Ceza Kanunu belirler.

İflas kararı olmadan cezalandırma beklemek. İflas kararı objektif cezalandırılabilme şartıdır; yokluğunda unsurlar oluşsa dahi ceza verilemez.

İİK m.311’in listesini sınırlı sanmak. “Hususiyle” ifadesi listenin örnekleyici olduğunu gösterir.

İflas öncesi tasarrufları kapsam dışı görmek. m.311 açıkça “iflasından evvel veya sonra” der.

Hileli ve taksirli iflası aynı kefeye koymak. Cezalar üç yıl–sekiz yıl ile iki ay–bir yıl arasında büyük fark taşır.

Defter düzensizliğini önemsememek. Defterleri hiç veya usulüne uygun tutmamak taksiratlı iflas hâlidir; belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesi ise hileli iflas hâli sayılabilir.

Fiilî yöneticiyi kapsam dışı bırakmak. İİK m.333/a hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanları kapsar.

Yönetici suçunda şikâyeti atlamak. m.333/a alacaklının şikâyetine bağlıdır.

Özet

  • İİK m.310 taksiratlı, m.311 hileli iflas hâllerini sayar; her ikisi de cezayı Türk Ceza Kanunu’na bırakır.
  • Taksiratlı iflas hâlleri arasında ziyanlar için makul sebep gösterememek, kumar ve borsada külliyetli para sarf etmek, defterleri hiç veya usulüne uygun tutmamak ve mevcudunu aşan meblağlar için senet imzalamak yer alır.
  • Hileli iflasta alacaklıları zarara sokma kastı aranır; fiiller iflastan önce veya sonra işlenebilir ve maddedeki liste örnekleyicidir.
  • Hileli iflasın cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir (TCK m.161); madde dört hâl sayar.
  • Taksirli iflasın cezası iki aydan bir yıla kadar hapistir ve tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesine dayanır (TCK m.162).
  • Ceza Genel Kurulu’na göre iflas kararı suçun unsuru değil objektif cezalandırılabilme şartıdır; iflas gerçekleşmedikçe ceza verilemez.
  • İİK m.333/a, ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla borçları ödememesini altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına bağlar.
  • Aynı maddenin taksirli hâlinde zararın ağırlığına göre iki bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
  • Mal beyanına ilişkin ihlaller, borçlunun iflası hâlinde ayrıca taksiratlı iflas hâli sayılır (İİK m.337/a).

Sıkça Sorulan Sorular

Hileli iflas nedir?

Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunmaktır. TCK m.161 uyarınca bu tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası öngörülür.

Taksiratlı iflas ile hileli iflas arasındaki fark nedir?

Hileli iflasta alacaklıları zarara sokma kastı ve hileli tasarruflar vardır; taksiratlı (taksirli) iflasta ise kast değil, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi söz konusudur. Cezaları da buna göre farklıdır.

Hileli iflasın cezası nedir?

TCK m.161 uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır.

Taksirli iflasın cezası nedir?

TCK m.162 uyarınca iki aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır; tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet verilmesi hâlinde uygulanır.

İflas kararı olmadan hileli iflas suçu oluşur mu?

Ceza Genel Kurulu'na göre iflas kararı suçun unsuru değil objektif cezalandırılabilme şartıdır; suçun unsurları oluşsa bile iflas olgusu gerçekleşmediği sürece faile ceza verilemez.

TCK m.161'de hileli iflasın varlığı için hangi hâller aranır?

Dört hâl sayılmıştır: teminat mahiyetindeki malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azaltılması; ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesi; gerçekte olmayan alacak-borç ilişkisi varmış gibi belge düzenlenmesi; gerçeğe aykırı muhasebe kaydı veya sahte bilanço ile aktifin az gösterilmesi.

İİK m.311'de hileli müflis sayılan hâller nelerdir?

Alacaklıların müşterek rehni makamındaki malların kaçırılması, gizlenmesi veya tahribi; hakikate aykırı makbuz verilmesi ya da yazıyla borç ikrarı; muvazaalı satış, muamele veya bağışlamalar; evlenme mukavelesinde getirilmemiş çeyizin getirilmiş gibi tanınması gibi hâller sayılmıştır.

Defter tutmamak taksiratlı iflas sayılır mı?

Sayılabilir. İİK m.310'a göre Ticaret Kanunu'nun ilgili maddesinde sayılan defterleri hiç veya kanunun emrettiği şekilde tutmamış müflis taksiratlı sayılır.

Kumar veya borsa işlemleri taksiratlı iflas doğurur mu?

İİK m.310'a göre kumar yahut mücerret baht oyunlarında ve borsa muamelelerinde külliyetli para sarf etmiş müflis taksiratlı sayılır.

Zararının sebebini açıklayamamak yeterli mi?

İİK m.310'un ilk bendine göre ziyanları için makul sebepler gösteremeyen müflis taksiratlı sayılır; bu, en geniş kapsamlı bentlerden biridir.

Şirket müdürü ayrıca sorumlu olur mu?

Olabilir. İİK m.333/a uyarınca ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanlar, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla işletmenin borçlarını ödemeyerek zarara sokarlarsa alacaklının şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

Yönetici sorumluluğu taksirle de doğar mı?

Doğar. İİK m.333/a'nın ikinci fıkrasına göre suç taksirle işlendiğinde, alacaklının şikâyeti üzerine zararın ağırlığına göre iki bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Ticareti terk ile taksiratlı iflas arasında bağ var mı?

Vardır. İİK m.337/a uyarınca mal beyanına ilişkin ihlaller, borçlunun iflası hâlinde ayrıca taksiratlı iflas hâli sayılır.

Bu suçlar şikâyete tabi mi?

İİK m.333/a'daki yönetici sorumluluğu açıkça alacaklının şikâyetine bağlıdır. Hileli ve taksirli iflas bakımından ise iflas kararı ve cezai süreç birlikte değerlendirilir; somut dosyada şikâyet ve süre durumunun ayrıca incelenmesi gerekir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İcra takibi, haciz, itirazın iptali ve istihkak süreçlerini alacaklı ve borçlu tarafında yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp