
İçindekiler 7
Kısa Cevap
İflas, borcunu ödeyemeyen ve kanunen iflasa tabi olan bir borçlunun haczi kabil bütün malvarlığının tek bir tasfiyeye bağlandığı cebri icra yoludur. Hacizden ayrıldığı nokta budur: haciz belirli malları hedefler, iflas malvarlığının tamamını kapsar.
Herkes iflas etmez. İflas yolu yalnız tacirler ve kanunen iflasa tabi kılınan kişiler hakkında işletilebilir (İİK m.43). Tacir olmayan borçluya karşı haciz yoluyla takip yapılır.
İflasa iki ana yoldan gidilir. Takipli iflasta alacaklı önce iflas yoluyla takip başlatır, ödeme emri tebliğ edilir, sonra ticaret mahkemesinden iflas istenir. Doğrudan doğruya iflasta önceden takibe gerek yoktur; kanunda sayılan hâllerde alacaklı (m.177), aciz hâlindeki borçlunun kendisi (m.178) ya da borca batık sermaye şirketi bakımından ilgililer (m.179) doğrudan mahkemeye başvurur.
Kararın ardından doğan sonuçlar için iflas kararı ve hukuki sonuçları yazısına bakabilirsiniz.
Kimler İflasa Tabidir?
Bu, iflas hukukunun ilk kapısıdır ve yanlış cevaplandığında dava esasa girmeden düşer.
2004 sayılı İİK m.43 — İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip
İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte bulunabilir.
Madde üç kümeyi kapsar: tacir sayılanlar, tacirler hakkındaki hükümlere tabi olanlar ve özel kanunu gereği iflasa tabi kılınanlar. Tacirin tanımı Ticaret Kanunundadır:
6102 sayılı TTK m.12 — Tacir
(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
Tüzel kişiler bakımından ölçüt ayrıca düzenlenmiştir: ticaret şirketleri ile amacına varmak için ticari işletme işleten vakıf ve dernekler de tacir sayılır (TTK m.16). Anonim ve limited şirketler bu nedenle doğrudan iflasa tabidir.
Maddenin son cümlesi bir seçim hakkı da tanır: alacaklı, iflasa tabi bir borçlu hakkında dilerse haciz yoluyla da takip yapabilir. İflas yolu bir zorunluluk değil, alacaklının tercihidir.
Bu şartın denetimi taraflara bırakılmamıştır:
“İflas davasına bakan mahkeme, borçlunun iflasa tabi kişilerden olup, olmadığını re’sen araştırmak zorundadır.”
(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/5506, K. 2015/4254, T. 04.06.2015 — bozulmasına)
Yani borçlu tacir olmadığını ileri sürmese bile mahkeme bunu kendiliğinden inceler. Pratikte bu, ticaret sicili kaydının ve fiilî işletme durumunun dosyaya getirtilmesi anlamına gelir.
İflas Yolları Nelerdir?
Kanun iflasa götüren yolları iki grupta toplar. Ayrım, önceden bir takip yapılmasının gerekip gerekmediğine göre kurulur.
| Yol | Önce takip şart mı? | Kim başvurur? | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Takipli iflas (genel yol) | Evet | Alacaklı | İİK m.155, m.156 |
| Takipli iflas (kambiyo senedi) | Evet | Alacaklı | İİK m.167 |
| Doğrudan doğruya iflas | Hayır | Alacaklı | İİK m.177 |
| Doğrudan doğruya iflas | Hayır | Borçlunun kendisi | İİK m.178 |
| Borca batıklık | Hayır | İlgililer veya alacaklı | İİK m.179 |
Takipli İflas Nasıl İşler?
Süreç icra dairesinde başlar, ticaret mahkemesinde biter. Merci baştan bellidir: iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdedir ve İİK m.154 uyarınca iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz; dava mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.
İlk aşama, ödeme emri. Borçlu iflas yoluyla takibe tabi kişilerden ise, ödeme emrine borcun yedi gün içinde ödenmemesi hâlinde alacaklının mahkemeye başvurarak iflas talebinde bulunabileceği yazılır. Borçlunun gerek borcu olmadığına gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bunu aynı süre içinde dilekçeyle icra dairesine bildirmesi gerekir (İİK m.155).
İkinci aşama, iflas talebi. Ödeme emrindeki süre içinde itiraz edilmemişse alacaklı bir dilekçeyle ticaret mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. Borçlu itiraz etmişse takip durur; bu kez alacaklı, itirazın kaldırılmasıyla birlikte iflasa karar verilmesini ister (İİK m.156). Yani itiraz iflas yolunu kapatmaz, mahkemeye taşır.
Üçüncü aşama, ilan ve müdahale. İflas takibi kesinleştiğinde ilan edilir. İlandan itibaren on beş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hâl bulunmadığını ileri sürüp talebin reddini isteyebilir (İİK m.158). Bu, iflasın yalnız takip alacaklısını değil bütün alacaklıları ilgilendirmesinin sonucudur.
Dördüncü aşama, depo kararı. Mahkeme iflasa karar vermeden önce borcun yatırılması için süre verir:
“Depo kararı ile borçluya borcunu ödeyerek iflâs etmekten kurtulabilmesi için son bir imkân tanınmaktadır. Ticaret mahkemesi, depo kararını verirken, borçlunun borçlu olduğuna kesin kanaat getirmiş ve borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar vermiş, bununla borçlunun iflâsına karar vermek gerektiği sonucuna varmıştır. Ancak mahkeme, depo kararı ile, iflâs kararını yedi gün daha ertelemektedir.”
(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/5403, K. 2013/5949, T. 01.10.2013 — bozulmasına)
Kararın taşıdığı uyarı açıktır: depo kararı verildiği anda mahkeme borcun varlığı konusunda kanaate varmıştır. Borçlu bakımından bu, tartışmanın bittiği ve yalnız ödeme imkânının kaldığı aşamadır.
Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede dayanan alacaklı için ayrı ve daha hızlı bir usul vardır: alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senetlerine mahsus özel usullere göre iflas yoluyla takip yapılabilir; alacaklı takip talebinde haciz ve iflas yollarından hangisini seçtiğini bildirmek zorundadır (İİK m.167). Bu yolun haciz kolu için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yazısına bakabilirsiniz.
Doğrudan Doğruya İflas Hangi Hâllerde İstenir?
Bazı hâllerde beklemek alacaklıyı korumaz. Kanun bu durumlarda takip aşamasını atlatır.
Alacaklının talebiyle. İİK m.177 uyarınca alacaklı, önceden takibe gerek kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. Maddede sayılan hâller arasında borçlunun bilinen yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi, haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklaması ve ödemelerini tatil etmiş olması yer alır.
Ödemelerin tatili, uygulamada en çok dayanılan sebeptir ve tek bir borcun ödenmemesinden ibaret değildir; borçlunun borçlarını genel olarak ödeyemez duruma gelmiş olmasını anlatır.
Borçlunun kendi talebiyle. İflas yalnız alacaklının elindeki bir araç değildir:
2004 sayılı İİK m.178 — Borçlunun müracaatiyle
İflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir. Borçlu, bu halde bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını iflas talebine eklemek zorundadır. Bu belge mahkemeye ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez.
Son cümle mutlak bir şart koyar: mal beyanı ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez. Eksik veya gerçeğe aykırı beyan ayrıca cezai sonuç doğurabilir; bu eksen için hileli ve taksiratlı iflas yazısına bakınız.
Borca batıklık. Sermaye şirketleri ile kooperatifler bakımından ayrı bir yol vardır: aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler, tasfiye hâlindeyse tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe gerek kalmaksızın iflasa karar verilir (İİK m.179). Şirketler hukuku tarafı ve sermaye kaybı eşikleri için sermaye kaybı ve borca batıklık yazısına bakabilirsiniz.
Borca batıklık hâlinde tasfiyeden kaçınmanın yolu konkordatodur; bunun için konkordato nedir yazısına bakınız.
Hiç Malı Olmayan Borçlu İflas Eder mi?
Uygulamada sık karşılaşılan bir itiraz, borçlunun haczi kabil malı bulunmadığı ve bu nedenle tasfiye edilecek bir masa oluşmayacağıdır. Hukuk Genel Kurulu bu itirazı kabul etmemiştir:
“Masanın oluşmaması ancak tasfiye sırasında İcra ve İflas Kanunu’nun 217’nci maddesinin uygulanmasına yol açar, yoksa bu hâl borçlunun iflas edemeyeceğini göstermez.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/849, K. 2018/773, T. 11.04.2018 — bozulmasına; oy birliği)
Kurulun gönderme yaptığı İİK m.217, tasfiye sırasında masaya ait malın bulunmaması hâlinde tasfiyenin tatili ve iflasın kapatılması düzenini kurar. Yani malın yokluğu iflasın önünde değil, tasfiyenin içinde çözülen bir sorundur. Kurul aynı kararda, iflasın açılmasıyla doğacak statü değişikliğinin ve hukuki, cezai ve vergisel sonuçların bu yolla önüne geçilmesini de hatalı bulmuştur. Yani iflasın işlevi yalnız mal paylaştırmak değildir; borçlunun hukuki statüsünü değiştirmesi başlı başına bir sonuçtur.
Tasfiye sonunda alacağını tamamen alamayan alacaklıya verilen belge ve sonuçları için aciz vesikası yazısına bakabilirsiniz.
İflas Kararı Verilirse Ne Olur?
Karar verildiği anda borçlu müflis sıfatını alır ve tablo bütünüyle değişir: haczi kabil malları bir masa teşkil eder, bu mallar üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı hükümsüz hâle gelir, rehinli alacaklar dışındaki borçlar muaccel olur, aleyhteki haciz takipleri durur ve taraf olduğu hukuk davaları tatil olur.
İflas, kararın yazıldığı an değil hükümde gösterilen açılma anı itibarıyla doğar (İİK m.165). Bu anın önemi, sonradan yapılacak bütün hesapların ona bağlanmasıdır.
Bu sonuçların her biri, süreleri ve kanun yolu için iflas kararı ve hukuki sonuçları yazısına bakabilirsiniz. Alacağınızı masaya kaydettirme usulü ve süreleri için iflas masasına alacak kaydı, cebri icranın üç yolunun karşılaştırması için cebri icra nedir yazıları ilgilidir.
- Alacaklı iflas yoluyla takip başlatır, borçluya ödeme emri gönderilirBu yol yalnız iflasa tabi kişiler hakkında işletilebilir.İİK m.43
- Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etti mi?İİK m.155
- İtiraz etmedi → alacaklı doğrudan ticaret mahkemesinden iflas kararı isterİİK m.156
- İtiraz etti → takip durur; alacaklı itirazın kaldırılmasıyla birlikte iflas isterİİK m.156
- İflas talebi ilan edilir, diğer alacaklılar on beş gün içinde itiraz edebilirİİK m.158
- Mahkeme borçlunun iflasa tabi olup olmadığını resen araştırırİİK m.43
- Mahkeme depo kararı verir: borç yedi gün içinde yatırılsınBorçluya iflastan kurtulması için tanınan son imkândır.İİK m.158
- Borç yedi gün içinde depo edildi mi?İİK m.158
- Edildi → iflas talebi reddedilirİİK m.158
- Edilmedi → mahkeme iflasa karar verirİİK m.158
- İflas hükümle açılır ve hükümde açılma anı gösterilirİİK m.165
Sıkça Sorulan Sorular
İflas nedir?
İflas, borcunu ödeyemeyen ve kanunen iflasa tabi olan bir borçlunun haczi kabil bütün malvarlığının tek bir tasfiyeye bağlandığı cebri icra yoludur. Hacizden farkı külli olmasıdır: haciz belirli malları, iflas ise malvarlığının tamamını konu alır. İflas hükümle açılır ve hükümde açılma anı gösterilir (İİK m.165).
Kimler iflas eder?
İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları hâlde iflasa tabi bulundukları bildirilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında yapılır (İİK m.43). Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişidir (TTK m.12).
Tacir olmayan kişi iflas eder mi?
Kural olarak etmez. İİK m.43 iflas yolunu iflasa tabi kişilerle sınırlar; tacir olmayan borçluya karşı haciz yoluyla takip yapılır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, iflas davasına bakan mahkemenin borçlunun iflasa tabi kişilerden olup olmadığını resen araştırmak zorunda olduğunu belirtmiştir (E. 2014/5506, K. 2015/4254, T. 04.06.2015).
İflas yolları nelerdir?
İki ana yol vardır. Takipli iflasta alacaklı önce iflas yoluyla takip başlatır, ödeme emri tebliğ edilir ve ardından ticaret mahkemesinden iflas istenir (İİK m.155, m.156). Doğrudan doğruya iflasta ise önceden takibe gerek kalmaksızın mahkemeye başvurulur; bunu kanunda sayılan hâllerde alacaklı (m.177) veya aciz hâlindeki borçlunun kendisi (m.178) isteyebilir.
Borçlu kendi iflasını isteyebilir mi?
İsteyebilir. İflasa tabi bir borçlu, aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir (İİK m.178). Borçlu bu hâlde bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını iflas talebine eklemek zorundadır; bu belge mahkemeye ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez.
Alacaklı takip yapmadan doğrudan iflas isteyebilir mi?
Kanunda sayılan hâllerde isteyebilir. İİK m.177 uyarınca borçlunun bilinen yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması, haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklaması veya ödemelerini tatil etmiş olması bu hâller arasındadır.
Depo kararı nedir?
Mahkemenin, iflasa karar vermeden önce borcun yedi gün içinde yatırılmasını istediği karardır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesine göre depo kararı ile borçluya borcunu ödeyerek iflas etmekten kurtulabilmesi için son bir imkân tanınmaktadır (E. 2013/5403, K. 2013/5949, T. 01.10.2013). Borç bu süre içinde yatırılmazsa mahkeme iflasa karar verir.
Hiç malı olmayan borçlu iflas eder mi?
Eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, haczi kabil mal bulunmaması nedeniyle masanın oluşmayacağından bahisle iflas talebinin reddedilmesini doğru bulmamış; masanın oluşmamasının ancak tasfiye sırasında İİK m.217'nin uygulanmasına yol açacağını, bunun borçlunun iflas edemeyeceğini göstermediğini belirtmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/849, K. 2018/773, T. 11.04.2018).
Sermaye şirketi hangi hâlde iflas eder?
Borca batıklık hâlinde. Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu ilgililerce beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe gerek kalmaksızın iflaslarına karar verilir (İİK m.179).
Kambiyo senedine dayanan alacakta iflas istenebilir mi?
İstenebilir. Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede dayanan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, borçlu iflasa tabi kişilerden ise kambiyo senetlerine mahsus özel usullere göre iflas yoluyla takipte bulunabilir (İİK m.167). Alacaklı takip talebinde haciz ve iflas yollarından hangisini seçtiğini bildirmek zorundadır.
İflas ile konkordato arasındaki fark nedir?
İflas borçlunun malvarlığının tasfiyesiyle sonuçlanır; konkordato ise tasfiyeyi önlemeyi ve borçlunun faaliyetini sürdürmesini amaçlar. Borca batık bir sermaye şirketi bakımından iki yol da gündeme gelebilir: İİK m.179 önceden takibe gerek kalmaksızın iflas kararını, konkordato ise borçların yeniden yapılandırılmasını konu alır.
İflas talebi hangi mahkemeye yapılır?
Ticaret mahkemesine yapılır. İflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır (İİK m.154). İflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi de aynı yerdedir.