
İçindekiler 10
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Alacaklısını Zarara Sokmak Kastıyla Mevcudu Eksiltmek (İİK m.331)
- Ticareti Terk: Mal Beyanı Yükümlülüğü (İİK m.44)
- Ticareti Usulsüz Terk Suçu (İİK m.337/a)
- Hakikate Aykırı Beyan ve Aciz Vesikası Sonrası Gelir Yükümlülüğü (İİK m.338)
- Şikâyet Süresi ve Yargılama: Ceza Yargılaması İlkeleri Geçerlidir
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Borçlunun alacaklıdan mal kaçırması, İcra ve İflas Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. İİK m.331, haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksilten borçluyu altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırır; ancak bunun için alacaklının aciz belgesi aldığını ya da alacağını alamadığını ispat etmesi gerekir. Ticaretini terk eden tacirin mal beyanı yükümlülüğünü ihlali ise İİK m.337/a uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına tabidir. Şikâyet süresi öğrenmeden itibaren üç ay, her hâlde fiilden itibaren bir yıldır.
Bu Durumda mısınız?
- Takibe başladınız, borçlunun taşınmazını takipten kısa süre önce yakınına devrettiğini fark ettiniz.
- Borçlu şirket kapandı, ortaklar ortadan kayboldu ve mal beyanı verilmedi.
- Borçlu, olmayan bir borcu kabul ederek malvarlığını kâğıt üzerinde eksiltmiş görünüyor.
- Ticareti terk eden bir tacirden alacağınız var ve hangi yolları kullanabileceğinizi araştırıyorsunuz.
- Borçlu mal beyanında araç veya taşınmaz göstermemiş, sonra o malı satmış.
- Hakkında aciz vesikası bulunan borçlunun yüksek bir gelirle yaşadığını düşünüyorsunuz.
Alacaklısını Zarara Sokmak Kastıyla Mevcudu Eksiltmek (İİK m.331)
Bu suç, mal kaçırmanın cezai karşılığıdır ve unsurları maddede ayrıntılı biçimde sayılmıştır:
“Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
(İcra ve İflas Kanunu m.331)
Bu tek fıkrada üç ayrı katman vardır.
Zaman katmanı: iki yıllık geriye dönük pencere. Suç yalnızca takipten sonraki fiilleri kapsamaz; takip talebinden önceki iki yıl içindeki fiiller de kapsamdadır. Bu, “takip başlamadan önce devrettim, dolayısıyla suç oluşmaz” savunmasını büyük ölçüde geçersiz kılar. Aynı madde, iflas takibinden veya doğrudan doğruya iflas hâllerinde iflas talebinden önce aynı fiilleri işleyen borçlu hakkında bu hükümlerin, fiiller başka bir suç oluştursa dahi uygulanacağını belirtir. Konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebinden önceki iki yıllık dönem de düzenlemeye dahil edilmiştir.
Fiil katmanı: gerçek ve suni eksiltme. Kanun iki grup fiil sayar. Gerçek eksiltme malı mülkünden çıkarmak, telef etmek veya kıymetten düşürmektir. Suni eksiltme ise gizlemek, muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirmek veya asıl olmayan borçlar ikrar etmek yoluyla olur. Son fiil özellikle önemlidir: gerçekte var olmayan bir borcu kabul ederek malvarlığını kâğıt üzerinde azaltmak da bu suçu oluşturur.
Ön şart katmanı: aciz belgesi veya tahsil edilememe. Suçun oluşması, alacaklının aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat etmesine bağlıdır. Bu nedenle şikâyetten önce icra dosyasının bu noktaya getirilmesi gerekir; aciz belgesinin nasıl alındığı için aciz vesikası yazısına bakabilirsiniz.
Bu suç yolu, mal kaçırmanın hukuk davası boyutu olan tasarrufun iptali davası ile birlikte düşünülmelidir. İki yol birbirinin alternatifi değildir: iptal davası devri alacaklı bakımından etkisiz kılarken, ceza yolu borçlunun cezai sorumluluğunu doğurur.
Ticareti Terk: Mal Beyanı Yükümlülüğü (İİK m.44)
İkinci suç grubunun temelinde bir bildirim yükümlülüğü vardır:
“Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur.”
(İcra ve İflas Kanunu m.44)
Madde iki pratik ayrıntı daha içerir. Birincisi, keyfiyet ticaret sicili gazetesinde ve alacaklıların bulunduğu yerlerde ilan olunur; ilan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır. Yani beyan verilse bile masraf ödenmezse yükümlülük yerine getirilmemiş kabul edilir. İkincisi, ticareti terk eden tacir mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez. Ayrıca ilan tarihinden itibaren bir sene içinde ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.
Ticareti Usulsüz Terk Suçu (İİK m.337/a)
Yükümlülüğün ihlali dört ayrı davranış biçiminde suç oluşturur:
“44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
(İcra ve İflas Kanunu m.337/a)
Maddenin ikinci fıkrası borçluya bir savunma tanır ve bu, uygulamada sonucu belirleyen noktadır:
“Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.”
(İcra ve İflas Kanunu m.337/a)
Dolayısıyla suç, salt bir şekil ihlaliyle tamamlanmaz; alacaklının zarar görmüş olması aranır ve zarar görmediğinin ispatı cezayı engeller. İspat yükünün borçluda olduğu da metinden anlaşılmaktadır.
Maddenin son fıkrası iflas hukukuyla bağ kurar: borçlunun iflası hâlinde birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hâli sayılır. Bu, aynı fiilin hem cezai hem iflasa özgü sonuç doğurabileceğini gösterir.
Hakikate Aykırı Beyan ve Aciz Vesikası Sonrası Gelir Yükümlülüğü (İİK m.338)
Üçüncü suç, beyanın içeriğine ilişkindir:
“Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
(İcra ve İflas Kanunu m.338)
Aynı maddenin ikinci fıkrası, aciz vesikası bulunan borçlu bakımından süregelen bir yükümlülük kurar: borçlunun asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, borçlu asgari ücretin üstünde kalan gelirlerinden icra mahkemesinin dörtte birden az olmamak üzere tespit edeceği kısmı, kararın kesinleşmesinden itibaren en geç bir ay içinde ve aciz vesikasındaki borç ödenene kadar her ay icra dairesine yatırmaya mecburdur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir.
Bu hüküm, aciz vesikasını yalnızca bir tespit belgesi olmaktan çıkarıp borçlunun gelecekteki gelirine bağlı bir takip aracına dönüştürür. Beş yıllık başvuru penceresi ise alacaklı için süreli bir takvim kalemidir.
Şikâyet Süresi ve Yargılama: Ceza Yargılaması İlkeleri Geçerlidir
Bu bölümdeki suçlarda şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK m.347). Süre iki katmanlı olduğundan, eski bir devrin çok sonra öğrenilmesi hâlinde bir yıllık dış sınır belirleyici olur.
Yargılamanın niteliği bakımından Ceza Genel Kurulu, İcra ve İflas Kanunu’ndaki özel usulün ceza yargılaması ilkelerini dışlamadığını vurgular:
“Diğer taraftan İcra ve İflas Kanunu’nda kendine özgü bir yargılama sistemi öngörülmesinin bu Kanun’da düzenlenen suçlara ilişkin yapılan yargılama işlemlerinin ceza yargılaması faaliyeti olmadığı anlamına gelmemesi, aksine sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde ve özel kanunun amaç ve prensiplerine uygun düştüğü ölçüde “somut gerçeğin her türlü kuşkudan uzak bir biçimde kesin olarak saptanması” amacının ve “adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, öne sürülen ve olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm yasal kanıtların araştırılıp tartışılması” zorunluluğunun anılan suçlara ilişkin yapılan yargılamalarda da aynen geçerli olduğu unutulmamalıdır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/463, K. 2021/407, T. 16.09.2021 — bozma)
Kurul, önündeki olayda suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının eksik araştırmayla belirlendiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Bunun şikâyetçi bakımından pratik sonucu şudur: mal kaçırma iddiası soyut bırakılmamalı, devrin tarihi, bedeli, tarafların ilişkisi ve borçlunun devir sonrası malvarlığı gibi olguların araştırılmasını sağlayacak somut deliller dosyaya sunulmalıdır.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- İcra dosyasını aciz belgesi alınabilecek ya da alacağın tahsil edilemediğini belgeleyebilecek aşamaya getirin; İİK m.331’in ön şartı budur.
- Devir veya eksiltme fiilinin tarihini tespit edin; takip talebinden önceki iki yıllık pencereye düşüp düşmediğini hesaplayın.
- Fiili sınıflandırın: gerçek eksiltme mi (satış, telef, kıymet düşürme), suni eksiltme mi (gizleme, muvazaa, olmayan borç ikrarı)?
- Şikâyet takvimini kurun: öğrenmeden itibaren üç ay, fiilden itibaren bir yıl.
- Borçlu tacir ve ticareti terk etmişse İİK m.44 yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğini ticaret sicilinden kontrol edin; ilan masrafının ödenmemesi de beyanı yok hükmünde kılar.
- m.337/a şikâyetinde zararınızı somutlaştırın; borçlu zarar görmediğinizi ispat ederse ceza verilmez.
- Aciz vesikanız varsa borçlunun gelir durumunu izleyin ve beş yıllık müracaat penceresini kaçırmayın.
Sık Yapılan Hatalar
Aciz belgesi olmadan m.331 şikâyeti yapmak. Suçun oluşması alacaklının aciz belgesi aldığını ya da alacağını alamadığını ispat etmesine bağlıdır.
Takipten önceki devirleri kapsam dışı sanmak. İki yıllık geriye dönük pencere bu devirleri kapsar.
Olmayan borç ikrarını suç saymamak. Asıl olmayan borçlar ikrar etmek de mevcudu suni surette eksiltme fiilidir.
Ticareti terk beyanında ilan masrafını ödememek. Masraf ödenmezse beyan verilmemiş sayılır.
m.337/a’da zararı belgelemeden şikâyet etmek. Borçlu zarar görülmediğini ispat ederse ceza verilmez.
Şikâyet sürelerini tek bir süre sanmak. Öğrenmeden üç ay ve fiilden bir yıl olmak üzere iki ayrı sınır işler.
Aciz vesikası sonrası beş yıllık müracaat penceresini kaçırmak. Bu süre geçtikten sonra m.338’in gelir yükümlülüğü işletilemez.
Ceza yolunu iptal davasının yerine koymak. İki yol farklı sonuçlar doğurur ve birlikte değerlendirilmelidir.
Özet
- İİK m.331, haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksilten borçluyu altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırır.
- Fiiller iki gruptur: gerçek eksiltme (mülkünden çıkarma, telef, kıymet düşürme) ve suni eksiltme (gizleme, muvazaa, asıl olmayan borç ikrarı).
- Suçun ön şartı, alacaklının aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat etmesidir.
- İflas takibi, doğrudan iflas ve konkordato/iflasın ertelenmesi talepleri bakımından da iki yıllık geriye dönük dönem kapsamdadır.
- Ticareti terk eden tacir on beş gün içinde ticaret siciline bildirimde ve mal beyanında bulunmak zorundadır; ilan masrafını ödemeyen beyanda bulunmamış sayılır (İİK m.44).
- Mal beyanı yükümlülüğünün ihlali, zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası doğurur (İİK m.337/a).
- Alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez; borçlunun iflası hâlinde durum ayrıca taksiratlı iflas sayılır.
- Kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı yapmak üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına tabidir (İİK m.338).
- Aciz vesikası bulunan borçlunun asgari ücret üstü geliri, alacaklının beş yıl içindeki müracaatıyla dörtte birden az olmamak üzere icra dairesine yatırılmak zorundadır; aksi hâlde bir yıla kadar tazyik hapsi uygulanır.
- Şikâyet hakkı öğrenmeden itibaren üç ay, her hâlde fiilden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK m.347).
- Ceza Genel Kurulu’na göre bu suçlarda da ceza yargılamasının delil araştırma ilkeleri aynen geçerlidir; iddia somut delillerle desteklenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlu mal kaçırırsa hangi suç oluşur?
İİK m.331'deki alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçu oluşabilir. Ceza altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasıdır.
İİK m.331 hangi fiilleri kapsar?
Malları mülkünden çıkarmak, telef etmek, kıymetten düşürmek (gerçek eksiltme) ile gizlemek, muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirmek veya asıl olmayan borçlar ikrar etmek (suni eksiltme) fiillerini kapsar.
Takipten önceki fiiller de suç oluşturur mu?
Evet. İİK m.331 haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde işlenen fiilleri kapsar; yani iki yıllık geriye dönük bir pencere vardır.
İİK m.331 için aciz belgesi şart mı?
Şarttır. Suçun oluşması için alacaklının, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat etmesi gerekir. Bu ön şart gerçekleşmeden ceza verilemez.
Konkordato veya iflasın ertelenmesi talebi de bu kapsamda mı?
Evet. İİK m.331, konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebinden önceki iki yıl içindeki fiilleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir; iflas takibinden veya doğrudan iflas hâllerinde iflas talebinden önceki fiiller de aynı hükümlere tabidir.
Ticareti terk eden tacirin yükümlülüğü nedir?
Ticareti terk eden tacir on beş gün içinde durumu kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmek ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmak zorundadır (İİK m.44).
İlan masrafı ödenmezse ne olur?
İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır (İİK m.44). Yani beyan verilmiş olsa bile masraf ödenmediği için yok hükmünde kabul edilir.
Ticareti terk eden tacir mallarında tasarruf edebilir mi?
Mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez (İİK m.44).
Ticareti usulsüz terk suçunun cezası nedir?
Zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır (İİK m.337/a). Mal beyanında bulunmamak, mevcudu eksik göstermek, malı haciz veya iflas sırasında göstermemek ya da beyandan sonra o mallar üzerinde tasarruf etmek bu suçu oluşturur.
Alacaklı zarar görmediyse ceza verilir mi?
Verilmez. İİK m.337/a'nın ikinci fıkrasına göre fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.
Ticareti terk iflasla ilgili bir sonuç doğurur mu?
Doğurur. Borçlunun iflası hâlinde mal beyanına ilişkin bu durum ayrıca taksiratlı iflas hâli sayılır (İİK m.337/a).
Hakikate aykırı beyanın cezası nedir?
Bu Kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (İİK m.338).
Aciz vesikası alındıktan sonra borçlunun geliri takip edilir mi?
Edilebilir. Hakkında aciz vesikası alınmış borçlunun asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, alacaklının en geç beş sene içindeki müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde kalan gelirinden icra mahkemesinin dörtte birden az olmamak üzere belirleyeceği kısmı her ay icra dairesine yatırmak zorundadır (İİK m.338).
Bu yükümlülük yerine getirilmezse ne olur?
Bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir (İİK m.338). Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borçlu yatırması gereken tutarı ödeyerek tahliye olabilir.
İcra suçlarında şikâyet süresi nedir?
Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK m.347). Süre kaçırıldığında şikâyet hakkı ortadan kalkar.