
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Tasarrufun İptali Davası Nedir?
- Aciz Vesikası Şart mı?
- Hangi İşlemler İptale Tabidir?
- İvazsız Tasarruflar (İİK m.278) — 2025’te Değişti
- Acizden Dolayı Butlan (İİK m.279)
- Zarar Verme Kastından Dolayı İptal (İİK m.280)
- Dava Kime Karşı Açılır?
- Dava Kazanılırsa Ne Olur? Mal Geri Gelir mi?
- Süre: Beş Yıl ve Resen İnceleme
- Tasarrufun İptali mi, Muvazaa mı?
- Hangi Daire Bakıyor?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Tasarrufun iptali davası, borcunu ödemeyen bir borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla yaptığı devirleri, o alacaklıya karşı hükümsüz kılmayı sağlayan davadır (İİK m.277). En kritik nokta çoğu kişinin beklediğinin tersidir: dava kazanılsa bile mal borçluya geri dönmez. Kanun, alacaklıya yalnızca o mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi verir; tapu üçüncü kişide kalır (İİK m.283). Dava, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (İİK m.284).
Bu dava, alacaklının takip hukukundan doğan bir yoludur. Boşanma sürecinde bir eşin diğerinin katılma alacağını azaltmak için mal devretmesi ise ayrı bir rejime tabidir ve Medeni Kanun’un mal rejimi hükümlerine göre çözülür; o yol için bkz. Boşanmada Mal Kaçırma.
Bu Durumda mısınız?
- Alacağınız için icra takibi başlattınız ama borçlunun üzerine kayıtlı malı kalmadığını gördünüz.
- Borçlu, takipten kısa süre önce taşınmazını eşine, çocuğuna veya kardeşine devretmiş.
- Devir “satış” gösterilmiş ama gerçek bir bedel ödendiğinden şüpheleniyorsunuz.
- Elinizde henüz aciz vesikası yok ve dava açıp açamayacağınızı bilmiyorsunuz.
- Davayı kazanırsanız malın size geçip geçmeyeceğini merak ediyorsunuz.
- Aleyhinize tasarrufun iptali davası açıldı ve iyi niyetli olduğunuzu savunmak istiyorsunuz.
Bu davada hukuki nitelendirme (İİK m.278 mi, 279 mu, 280 mi) sonucu doğrudan belirler. Dosyanızı bir avukatla değerlendirin.
Tasarrufun İptali Davası Nedir?
Kanun, davanın amacını ve davacısını tek maddede belirler:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.277
İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler:
1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,
2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.
Dikkat edilmesi gereken şudur: iptale tabi işlem geçerli bir işlemdir. Borçlu gerçekten devretmiştir, tapu gerçekten geçmiştir. Dava, bu geçerli işlemi ortadan kaldırmaz; yalnızca davayı açan alacaklıya karşı sonuçsuz kılar.
Aciz Vesikası Şart mı?
Aciz vesikası bu davanın özel dava şartıdır ve hâkim resen gözetir. Ancak elinde aciz belgesi olmadan dava açanlar için Yargıtay önemli bir esneklik tanır:
“Bu husus davanın görülebilme koşulu olmakla birlikte aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasında ve hatta hükmün Yargıtay’ca onanmasından (veya bozulmasından) sonra bile sunulma olanağı vardır. Aciz vesikası, dava şartı olup, hâkim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2813, K. 2024/11649, T. 27.11.2024 — bozma)
Yani aciz belgesinin baştan elde bulunmaması davayı tek başına bitirmez; yargılama sırasında tamamlanabilir. Bu, uygulamada dava açma kararını kolaylaştıran bir noktadır.
Hangi İşlemler İptale Tabidir?
Kanun üç ayrı iptal sebebi düzenler ve her birinin kendi süresi ve kendi ispat rejimi vardır.
İvazsız Tasarruflar (İİK m.278) — 2025’te Değişti
Bu madde 24.12.2025 tarihinde yeniden yazılmıştır. Eski metinde süre iki yıldı ve yakın hısımlar arasındaki devirler mutlak biçimde bağışlama sayılıyordu. Yürürlükteki metin farklıdır:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.278 (24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la değişik)
Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.
Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır:
a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.
b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler.
c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.
İki değişiklik birlikte okunmalıdır. Süre bir yıla inmiştir. Buna karşılık karineler artık çürütülebilir niteliktedir — “ispatlanmadıkça”, “aksi ispatlanmadıkça” ibareleri, yakın hısıma yapılan devrin gerçekten ivazlı olduğunu ispat etme imkânı tanır. Eski metinde bu imkân bulunmuyordu ve madde bu yönüyle Anayasa Mahkemesi tarafından defalarca kısmen iptal edilmişti.
Açık kalan nokta: 7571 sayılı Kanun’un, yürürlüğünden önce yapılmış tasarruflara veya hâlihazırda görülmekte olan davalara hangi metnin uygulanacağına dair ayrı bir geçiş hükmü içerip içermediği bu çalışmada tespit edilememiştir. Olay tarihi 24.12.2025’ten önce olan bir dosyanız varsa, hangi sürenin (bir yıl mı, iki yıl mı) uygulanacağını avukatınızla ayrıca değerlendirin — bu noktada tahmin yürütmüyoruz.
Acizden Dolayı Butlan (İİK m.279)
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.279
Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:
1 – Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;
2 – Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;
3 – Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.
- Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.
Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.
Son fıkra bir kurtuluş kanıtıdır: işlemden yararlanan kişi, borçlunun malî durumunu bilmediğini ispat ederse dava dinlenmez.
Zarar Verme Kastından Dolayı İptal (İİK m.280)
En geniş kapsamlı ve uygulamada en sık kullanılan sebeptir:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.280 (ilgili fıkralar)
Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.
Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebilir.
Buradaki yakınlık karinesi pratikte belirleyicidir: devir eşe, çocuğa, ana-babaya ya da üçüncü dereceye kadar hısıma yapılmışsa, üçüncü kişinin borçlunun durumunu bildiği varsayılır ve aksini ispat yükü ona geçer.
Maddenin son fıkrası ayrıca ticari işletme veya işyerindeki ticari emtianın tamamının ya da önemli kısmının devrinde ayrı bir karine kurar; bu karine ancak devirden en az üç ay önce durumun alacaklıya yazılı bildirildiğinin veya ilan edildiğinin ispatıyla çürütülebilir.
Dava Kime Karşı Açılır?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.282
İcra ve iflas Kanununun 11 inci babındaki iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.
Yani dava borçlu ile devralan üçüncü kişiye birlikte yöneltilir. Malı sonradan devralan dördüncü kişilere karşı ise ancak kötü niyetli olmaları hâlinde dava açılabilir.
Yargılama basit yargılama usulü ile yürür ve hâkim, alacaklının talebi üzerine iptale tabi mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir. Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddolunur (İİK m.281).
Dava Kazanılırsa Ne Olur? Mal Geri Gelir mi?
Hayır. Kanun sonucu açıkça düzenler:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.283/1
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir.
“Kaydın tashihine mahal olmadan” ifadesi belirleyicidir: tapu kaydı düzeltilmez, mülkiyet üçüncü kişide kalır. Alacaklının kazandığı şey, o mal sanki hâlâ borçlununmuş gibi haczettirip sattırabilme yetkisidir. Yargıtay bunu şöyle özetler:
“İİK.nun 283/1 madde gereğince iptal davası sabit olduğu takdirde davacı davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını (alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak) alma yetkisi elde eder.”
(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/2744, K. 2009/2574, T. 21.04.2009 — onama)
Parantez içindeki sınır önemlidir: yetki alacak ve ferileriyle sınırlıdır. Satış bedelinden alacak karşılandıktan sonra artan para borçluya değil, kendisine karşı dava açılmış üçüncü kişiye verilir.
İptal davası, üçüncü kişinin elinden çıkardığı mallar yerine geçen değerlere ilişkinse, üçüncü kişi bu değerler oranında ve davacının alacağını aşmamak üzere nakden tazmine mahkûm edilir (İİK m.283/2). Davayı kaybeden üçüncü kişi ise verdiği karşılığı borçludan veya iflas masasından geri isteyebilir.
Süre: Beş Yıl ve Resen İnceleme
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.284
İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.
İki nokta kritiktir. Birincisi, süre tasarrufun yapıldığı tarihten işler; alacaklının durumu öğrendiği tarihten değil. İkincisi, bu bir hak düşürücü süredir ve taraflar ileri sürmese bile mahkeme kendiliğinden dikkate alır:
“Davanın süresini düzenleyen İİK’nun 284.maddesine göre iptal davası batıl tasarrufun vukuu bulduğu tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süre hakdüşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1922, K. 2021/5630, T. 28.09.2021 — bozma)
Tasarrufun İptali mi, Muvazaa mı?
İki dava yüzeysel olarak benzer görünür ama hukuken tamamen farklıdır. Bu ayrım, davanın hangi temelde açılacağını belirlediği için stratejik önemdedir. Hukuk Genel Kurulu farkı ayrıntılı biçimde ortaya koyar:
“Yüzeysel olarak bakıldığında, iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de, bu benzerlik her iki tür davanın güttüğü amaçtan öteye gitmemektedir… Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından geçerli olarak yapılan tasarruf işlemlerinin davacı bakımından hükümsüz olduğunu tespit ettirmek için açıldığı hâlde, muvazaa davasında borçlunun yaptığı tasarruf işleminin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespiti istenir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/499, K. 2021/1234, T. 14.10.2021 — bozma)
Aynı kararda Genel Kurul, sonuçlar bakımından farkı da netleştirir:
“Tasarrufun iptali davası, aynî nitelikte olmayıp kişisel (şahsî) bir dava olduğu hâlde, muvazaa davası aynî nitelikte bir davadır. Muvazaanın kanıtlanması hâlinde dava konusu mal, borçlunun mal varlığından hiç çıkmamış hâle gelir. Muvazaa iddiası, zamanaşımına bağlı olmadan ileri sürülebildiği hâlde, iptal davasının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren en geç hak düşürücü süre olan beş yıl içinde açılması gerekir (İİK m.284).”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/499, K. 2021/1234, T. 14.10.2021 — bozma)
Pratik farkı en açık biçimde ortaya koyan cümle ise şudur:
“BK’nun 19. maddesine göre muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarında zamanaşımı söz konusu olmaz ve İİK’nın 277 vd.maddelerine göre açılan iptal davalarında aranılan aciz belgesi muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmaz.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14369, K. 2023/1822, T. 15.02.2023 — bozma)
Özetle:
| Tasarrufun iptali (İİK m.277 vd.) | Muvazaa (TBK m.19) | |
|---|---|---|
| Dava niteliği | Kişisel (şahsi) | Aynî |
| Sonuç | Mal üçüncü kişide kalır; alacaklı yalnız cebri icra yetkisi kazanır | Mal borçlunun malvarlığından hiç çıkmamış sayılır |
| Süre | 5 yıl hak düşürücü, resen (m.284) | Süre sınırı yok |
| Aciz belgesi | Zorunlu dava şartı | Aranmaz |
| Amaç | Geçerli tasarrufu alacaklıya karşı sonuçsuz kılmak | İşlemin hiç yapılmadığını tespit |
Muvazaanın miras hukukundaki karşılığı için: Mirastan Mal Kaçırma ve Muris Muvazaası.
Hangi Daire Bakıyor?
Tasarrufun iptali davalarında temyiz mercii tarihsel olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi idi. Bu daire kapatılmıştır. Korpustaki son kararı 2021 tarihlidir. Bugün bu davalar ağırlıklı olarak 4. Hukuk Dairesi tarafından incelenmektedir; 4. Hukuk Dairesi kararlarında devraldığı dosyalara “Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyularak” ifadesiyle atıf yapılmaktadır.
Bu, eski kaynakları okurken önemlidir: 17. Hukuk Dairesi künyeli kararlar hâlâ geçerli içtihattır, ancak güncel çizgi için 4. Hukuk Dairesi kararlarına bakılmalıdır. Yukarıda incelenen konularda (aciz vesikası, beş yıllık süre, muvazaa ayrımı) iki daire arasında bir görüş ayrılığı tespit edilmemiştir.
Sık Yapılan Hatalar
- “Davayı kazanırsam mal borçluya döner” sanmak. Dönmez. Alacaklı yalnız o mal üzerinde cebri icra yetkisi kazanır; tapu üçüncü kişide kalır (İİK m.283).
- Eski “iki yıllık” süreyi uygulamak. İİK m.278 24.12.2025’te yeniden yazıldı; süre bir yıl ve karineler artık çürütülebilir. Eski kaynaklar bayattır.
- Aciz vesikası yok diye davadan vazgeçmek. Aciz belgesi yargılamanın ileri aşamalarında, hatta temyizden sonra bile sunulabilir (Yargıtay 4. HD, 2024).
- Beş yıllık süreyi öğrenme tarihinden saymak. Süre tasarruf tarihinden işler ve hâkim resen dikkate alır (İİK m.284; Yargıtay 4. HD).
- Muvazaa ile tasarrufun iptalini aynı sanmak. Muvazaada süre ve aciz belgesi şartı yoktur, sonuç aynîdir; iptal davası kişiseldir (Yargıtay HGK).
- Yakınlık karinesini görmezden gelmek. Devir eşe veya üçüncü dereceye kadar hısıma yapılmışsa üçüncü kişinin bildiği farz olunur; ispat yükü ona geçer (İİK m.280).
- İyi niyetli üçüncü kişiyi hedef almak. İptal davası iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmez (İİK m.282).
Özet
- Tasarrufun iptali davası, borçlunun geçerli işlemlerini yalnız davacı alacaklıya karşı hükümsüz kılar (İİK m.277).
- Davayı aciz vesikası bulunan alacaklı açar; belge yargılamanın ileri aşamalarında da sunulabilir (Yargıtay 4. HD).
- Üç iptal sebebi vardır: ivazsız tasarruflar (m.278, bir yıl), acizden butlan (m.279, bir yıl) ve zarar verme kastı (m.280, beş yıllık takip şartı).
- İİK m.278, 24.12.2025’te değişti: süre iki yıldan bir yıla indi, karineler çürütülebilir hâle geldi.
- Dava kazanılsa bile mülkiyet geri dönmez; alacaklı alacağı ve ferileriyle sınırlı cebri icra yetkisi kazanır (İİK m.283).
- Hak düşürücü süre beş yıldır, tasarruf tarihinden işler ve resen dikkate alınır (İİK m.284).
- Muvazaa davası ayrıdır: aynî niteliktedir, süreye ve aciz belgesine tabi değildir (Yargıtay HGK ve 4. HD).
Sıkça Sorulan Sorular
Tasarrufun iptali davası nedir?
Borcunu ödemeyen borçlunun, alacaklısından mal kaçırmak için yaptığı devirlerin alacaklıya karşı hükümsüz sayılmasını sağlayan davadır. Amaç, İİK m.278, 279 ve 280'de yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir (İİK m.277).
Davayı kimler açabilir?
Elinde geçici ya da kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi veya kanunda yazılı hâllerde alacaklıların kendileri açabilir (İİK m.277).
Aciz vesikası olmadan dava açılabilir mi?
Aciz vesikası özel bir dava şartıdır ve hâkim bunu resen gözetir. Ancak Yargıtay'a göre aciz belgesi dava açılmadan, dava açıldıktan sonra, temyiz aşamasında ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulabilir. Yani baştan elde bulunmaması davayı tek başına bitirmez.
Dava kazanılırsa mal borçluya geri döner mi?
Hayır. Kanun, davacının dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde edeceğini ve taşınmazda üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan haciz ve satış isteyebileceğini söyler (İİK m.283). Mülkiyet üçüncü kişide kalır.
Hangi tasarruflar bağışlama sayılır?
Aciz belgesinin düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Ayrıca yakın hısımlar arasındaki devirler ile değerinin çok altında bedelle yapılan sözleşmeler, aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır (İİK m.278).
İİK m.278'deki süre iki yıl değil miydi?
Değişti. Madde 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la yeniden yazıldı; süre bir yıl olarak belirlendi ve karineler çürütülebilir hâle getirildi. Daha eski kaynaklarda geçen iki yıllık süre ve mutlak karine anlatımı güncel metni yansıtmaz.
Acizden dolayı butlan hangi işlemleri kapsar?
Borçlunun hacizden, acizden veya iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yaptığı bazı işlemler batıldır; önceden taahhüt edilmemiş rehinler, para veya mutat ödeme araçları dışındaki ödemeler, vadesi gelmemiş borç ödemeleri ve tapuya verilen kişisel hak şerhleri (İİK m.279). Borçlunun durumunu bilmediğini ispat eden kişiye karşı dava dinlenmez.
Zarar verme kastıyla yapılan işlemlerde süre ne kadar?
Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler, bu kastın karşı tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emareler bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. İşlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir (İİK m.280).
Yakın akrabaya yapılan devirlerde ispat yükü kimdedir?
Üçüncü kişi borçlunun eşi, usul veya füruu, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımı, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun malî durumunu bildiği farz olunur (İİK m.280). Bu karineyi çürütmek üçüncü kişiye düşer.
Tasarrufun iptali davasında hak düşürücü süre nedir?
İptal davası hakkı, batıl tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer (İİK m.284). Yargıtay'a göre bu bir hak düşürücü süredir ve mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Süre öğrenme tarihinden değil, tasarruf tarihinden işler.
Tasarrufun iptali ile muvazaa davası arasındaki fark nedir?
Tasarrufun iptali davası kişisel nitelikte olup geçerli bir tasarrufu alacaklıya karşı sonuçsuz kılar; muvazaa davası ise aynî niteliktedir ve işlemin hiç yapılmadığının tespitini amaçlar. Muvazaa davasında süre sınırı yoktur ve aciz belgesi aranmaz.
Dava kime karşı açılır?
Borçlu ile borçludan mal edinen veya kendisine ödeme yapılan kişiler ve bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca kötü niyetli üçüncü kişilere karşı da açılabilir; ancak dava iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmez (İİK m.282).