Yabancılar Hukuku

İdari Gözetim Kararına İtiraz: Nedir, Nereye Yapılır?

İdari gözetim (geri gönderme merkezi) kararı nedir, en fazla ne kadar sürer, nasıl itiraz edilir? Sulh ceza hâkimliğine başvuru, alternatif yükümlülükler ve 6458 sayılı Kanun m.57, m.57/A, m.58 ışığında.

17 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Alacakaranlıkta tel örgü
İçindekiler 22

Kısa Cevap

İdari gözetim, hakkında sınır dışı etme kararı bulunan ve kaçma riski gibi hâller taşıyan yabancının, sınır dışı işlemleri tamamlanana kadar geri gönderme merkezinde tutulmasıdır (6458 sayılı Kanun m.57). Süre kural olarak altı ayı geçemez, istisnaen altı ay daha uzatılabilir. Karara karşı sulh ceza hâkimine başvurulabilir; başvuru için süre sınırı yoktur ve hâkim beş gün içinde karar verir (m.57/6). Bu yol, sınır dışı kararına karşı idare mahkemesindeki yedi günlük itirazdan farklıdır.

Gözetim sona erdikten sonra tazminat istemek ayrı bir sorundur. Anayasa Mahkemesi 20.11.2025 tarihinde verdiği pilot kararla, hukuka aykırı idari gözetimden doğan zararlar için etkili bir başvuru yolu bulunmadığını tespit etmiş ve aynı konudaki başvuruların incelenmesini dört ay süreyle ertelemiştir.

Bu Durumda mısınız?

  • Hakkında sınır dışı kararı alınıp geri gönderme merkezine yerleştirilen yabancılar,
  • Yakını idari gözetim altına alınan aile bireyleri,
  • Gözetim süresi uzayan ve serbest bırakılma imkânını araştıranlar,
  • Gözetim yerine adreste ikamet, imza ya da elektronik izleme gibi bir tedbir isteyenler,
  • Elektronik kelepçe takılan ve bu karara karşı ne yapabileceğini soranlar,
  • Uluslararası koruma başvurusu sürerken gözetim altına alınanlar,
  • Gözetimi sona ermiş, tazminat yolunu araştıranlar,
  • İdari gözetim ile sınır dışı itiraz yollarını karıştıran ilgililer.

Aşağıdaki bilgiler geneldir; her dosyanın koşulları farklı olabileceğinden somut durumda bir avukata danışılması yerinde olur.

İdari Gözetim Nedir?

İdari gözetim, sınır dışı edilecek yabancının bu işlem tamamlanana kadar bir merkezde tutulmasını sağlayan idari bir tedbirdir. Süreç, kolluğun yakalamasıyla başlar ve valiliğin kırk sekiz saatlik değerlendirme süresiyle çerçevelenir:

“54 üncü madde kapsamındaki yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiği değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır. Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

Kimler hakkında gözetim kararı verilebileceği ise m.57/2’de sayılır:

“Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır ya da 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir. Hakkında idari gözetim kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

Fıkranın kuruluşuna dikkat etmek gerekir. Aynı koşullar hem gözetim kararının hem de alternatif yükümlülüklerin şartıdır; yani kanun, bu hâllerde gözetimi tek seçenek olarak göstermez. İdari gözetime alınan yabancılar geri gönderme merkezlerinde tutulur (m.58). Geri gönderme merkezinde sağlanan haklar ve merkezin işleyişi ayrı bir konudur.

Karara bağlanan her aşama, gerekçesiyle birlikte ilgiliye bildirilmek zorundadır:

“İdari gözetim kararı, idari gözetim süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

Bu, pratikte önemli bir dayanaktır: m.57/5 uyarınca gerekçe içermeyen ya da tebliğ edilmeyen bir karar, itirazda ileri sürülebilecek bir usul eksikliğidir.

Ne Kadar Sürebilir?

Sürenin üst sınırı ve uzatma koşulu m.57/3’te düzenlenmiştir:

“Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

Yani süre kural olarak altı ay, iş birliği yapılmaması hâlinde en fazla altı ay daha, toplam on iki aydır. Uzatmanın şartı da dardır: kanun, gecikmenin yabancıdan kaynaklanmasını arar. İşlemler idarenin veya üçüncü bir ülkenin yavaşlığı yüzünden tamamlanamıyorsa, uzatmanın dayanağı tartışmalı hâle gelir.

Üstelik gözetim, bu süre boyunca otomatik sürmez; devamında zaruret olup olmadığı her ay değerlendirilir:

“İdari gözetimin devamında zaruret olup olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek görüldüğünde, otuz günlük süre beklenmez. İdari gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

Bu düzenleme, serbest bırakılma talebinin en önemli dayanağıdır: gözetimin devamında zaruret kalmadığında gözetim derhâl sonlandırılmalıdır. Fıkranın son cümlesi ayrıca, gözetimi sonlandırılan yabancılara m.57/A uyarınca alternatif yükümlülükler getirileceğini söyler. Serbest bırakılma, yükümlülüklerin tümüyle sona ermesi anlamına gelmez.

İdari Gözetime İtiraz: Sulh Ceza Hâkimliği

İdari gözetim kararına itirazın mercii ve usulü m.57/6’da düzenlenmiştir:

“İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

Buradaki dört nokta önemlidir. Birincisi, itiraz mercii sulh ceza hâkimidir, idare mahkemesi değil. İkincisi, başvuru için kanunda bir süre sınırı yoktur; gözetim sürdükçe her zaman ve şartlar değişirse yeniden başvurulabilir. Üçüncüsü, başvuru gözetimi kendiliğinden durdurmaz. Dördüncüsü, hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir.

Dilekçenin doğrudan idareye verilebilmesi, geri gönderme merkezinde tutulan ve adliyeye erişimi fiilen kısıtlı olan kişiler bakımından önemlidir. Bu durumda dilekçeyi yetkili hâkimliğe ulaştırmak idarenin yükümlülüğüdür.

İtiraz Esastan İncelenmezse Ne Olur?

Kanunun öngördüğü itiraz yolunun kâğıt üzerinde bulunması yetmez; yolun fiilen işlemesi gerekir. Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hâkimliğinin itirazı esastan incelemeden sonuçlandırdığı bir olayda bu ayrımı açıkça kurmuştur. Somut olayda hâkimlik, Göç İdaresine yazı yazmış, idare kişinin adını harf hatasıyla sorgulayıp kayıt bulunamadığını bildirmiş, hâkimlik de itiraz dilekçesi ekinde gözetim kararının örneği sunulmuş olmasına rağmen inceleme yapmadan dosyayı kapatmıştır:

“Somut olayda Hâkimlik, başvurucunun derhâl serbest bırakılma talebine ilişkin itirazının esasını incelememiştir. Göç İdaresinin cevabi yazısında idari gözetim kararına ilişkin bilgilerin gönderilmesi hâlinde daha detaylı bir sorgulama yapılacağına ilişkin açıklama ve başvurucunun itiraz dilekçesi ekinde sunduğu idari gözetim kararı örneği gözönüne alındığında Hâkimliğin somut başvuruya konu incelemeyi gerekli özeni göstermeden yaptığı anlaşılmaktadır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/71895, T. 21.01.2025 — ihlal)

Mahkeme, buradan hareketle kanundaki yolun somut olayda etkili işlemediği sonucuna varmıştır:

“Yukarıda açıklandığı üzere 6458 sayılı Kanun’da öngörülen ve başvurucunun hukuki durumunda yaşanan değişikliklere göre bir değerlendirme yapılarak kendisinin salıverilmesi sonucunu doğurabilecek başvuru yollarının somut olayda etkili bir şekilde işlemediği sonucuna ulaşılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/71895, T. 21.01.2025 — ihlal)

İhlal, Anayasa m.19’un sekizinci fıkrası yönünden tespit edilmiş ve başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Uygulama açısından çıkarılacak sonuç şudur: itiraz dilekçesine gözetim kararının örneğini ve elde edilebilen tüm belgeleri eklemek yalnızca bir usul nezaketi değil, esasa girilmemesi hâlinde bireysel başvuruda dayanılacak kanıttır.

İdari Gözetime Alternatifler

İdari gözetim her zaman zorunlu değildir; kanun, gözetim yerine uygulanabilecek daha hafif yükümlülükler öngörür (m.57/A):

“57 nci maddenin ikinci fıkrasında sayılan yabancılara ya da idari gözetimi sonlandırılan yabancılara aşağıdaki idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilebilir: a) Belirli adreste ikamet etme b) Bildirimde bulunma c) Aile temelli geri dönüş ç) Geri dönüş danışmanlığı d) Kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma e) Teminat f) Elektronik izleme”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57/A)

Maddenin üçüncü fıkrası sıkça gözden kaçar. Gözetim altına alınmayan yabancılar bakımından bu yükümlülükler bir seçenek değil, bir zorunluluktur:

“57 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında olup da idari gözetim altına alınmayan yabancılara bu maddenin birinci fıkrasında sayılan yükümlülüklerden birinin ya da birkaçının getirilmesi zorunludur.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57/A)

Bu yükümlülüklerin nasıl uygulanacağı, 14.09.2022 tarihli ve 31953 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik ile ayrıntılandırılmıştır. Yönetmelik, kanunda yalnızca başlık hâlinde sayılan yedi yükümlülüğü ayrı maddelerde düzenler.

YükümlülükYönetmelikÖne çıkan koşul
Belirli adreste ikamet etmem.8Adres sistemsel olarak teyit edilir; kira kontratı ya da yanında kalınacak kişilerin yazılı muvafakati aranır
Bildirimde bulunmam.9Parmak izi, ses tanıma veya ıslak imza; aralık bir aydan fazla olamaz
Ses tanımam.10İl müdürlüğünün belirlediği sürelerde yazılım üzerinden bildirim
Teminatm.14Süresi içinde çıkış yapılmazsa teminat Hazineye irat kaydedilir (m.57/A)
Elektronik izlemem.15Mobil uygulama ya da elektronik kelepçe
Elektronik kelepçem.17Yalnız m.54/1-(b), (d) ve (k) kapsamındaki yabancılara, sayılan dört sebepten biri varsa
Yargı yolum.18Elektronik izlemeye karşı sulh ceza hâkimine başvuru

Bildirim Yükümlülüğü Nasıl Yerine Getirilir?

Uygulamada “imza yükümlülüğü” denen tedbir, yönetmelikte üç ayrı usul olarak düzenlenmiştir:

İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik m.9 — Bildirimde bulunma

“Bildirimde bulunma yükümlülüğüne tabi tutulan yabancı, bu yükümlülüğünü aşağıdakilerden biri ya da birkaçı yoluyla yerine getirebilir: a) Parmak izi verilerinin doğrulanması. b) Ses tanıma uygulaması. c) İl Müdürlüğünde ıslak imza atma.”

Bildirimin sıklığı idarenin takdirindedir, ancak bir üst sınırı vardır:

İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik m.9 — Bildirimde bulunma

“Yabancının hangi aralıklarda ve birinci fıkrada sayılanlardan hangi usulle bildirimde bulunacağına, yabancıya ilişkin gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra İl Müdürlüğü tarafından karar verilir. Yabancının bildirimde bulunma yükümlülüğündeki bildirim aralıkları bir aydan fazla olamaz.”

Elektronik İzleme ve Elektronik Kelepçe

Elektronik izleme tek bir tedbir değildir; yönetmelik iki farklı uygulama biçimi tanımlar:

İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik m.15 — Elektronik izleme

“Elektronik izleme yükümlülüğü aşağıdaki şekillerde uygulanabilir: a) Yabancıların iletişim cihazlarına yüklenecek mobil uygulama yoluyla bildirimde bulunmaları ve konumlarının belirlenmesi. b) Elektronik kelepçe yoluyla izleme.”

İkisi arasındaki fark ağırlık farkıdır ve yönetmelik elektronik kelepçeyi dar tutar. Kelepçe, yalnızca Kanun m.54/1’in (b), (d) ve (k) bentlerinden sınır dışı etme kararı alınan yabancılara ve yalnızca idari gözetim süresinin dolması, sulh ceza hâkimliği kararıyla gözetimin sonlandırılması, güvenlik ve istihbarat birimlerinin görüşü doğrultusunda zaruri görülmesi ya da Başkanlık kararı hâllerinde uygulanabilir (m.17). Özel ihtiyaç sahibi veya hassas durumdaki yabancıya ise kelepçe değil, mobil uygulama yükümlülüğü getirilir (m.15).

Elektronik İzlemeye Karşı Hangi Yol Açık?

Alternatif yükümlülüklerin yargısal denetime kapalı olduğu sanılır. Bu, elektronik izleme bakımından doğru değildir:

“Elektronik izleme yükümlülüğüne tabi tutulan yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı bu karara karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru yabancının tabi tutulduğu idari yükümlülüğü durdurmaz. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57/A)

Yönetmelik aynı yolu tekrarlar ve şartların değişmesi hâlinde yeniden başvuru yapılabileceğini ekler (m.18). Buna karşılık kanun, adreste ikamet, bildirim veya teminat gibi diğer yükümlülükler için özel bir itiraz yolu öngörmemiştir. Bu yükümlülükler idari işlem niteliğinde olduğundan genel hükümlere göre değerlendirilir; yönetmelik m.20 da yükümlülüklerin “sulh ceza hâkimi veya idare mahkemesi kararıyla” sona erebileceğini söyler.

Yükümlülükler Ne Zaman Sona Erer?

Yükümlülüklerin bir üst süre sınırı vardır:

İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik m.20 — İdari gözetime alternatif yükümlülüklerin sonlandırılması

“Yabancıların idari gözetime alternatif yükümlülük/yükümlülüklere tabi tutuldukları süre, her halükarda yirmi dört ayı geçemez. Teminat yükümlülüğüne ilişkin süreler saklıdır.”

Aynı madde, yükümlülüğün sona ereceği dokuz hâli sayar. Bunların arasında sulh ceza hâkimi veya idare mahkemesi kararı, sınır dışı etme kararının iptal edilmesi, kaldırılması veya geri alınması, yirmi dört aylık sürenin dolması ve il müdürlüğünce devamında zaruret görülmemesi bulunur. Sınır dışı kararının ortadan kalkması yükümlülüğü de sona erdirdiğinden, sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde açılan iptal davası alternatif yükümlülükler bakımından da sonuç doğurur.

Yönetmelik Yargı Denetiminden Geçti mi?

Bu sorunun dürüst cevabı “henüz esastan geçmedi” biçimindedir. Türkiye Barolar Birliği, yönetmeliğin kişi özgürlüğü ve güvenliğine, hak arama hürriyetine, mülkiyet hakkına ve hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası açmış; Danıştay 10. Dairesi davayı ehliyet yönünden reddetmiştir. Daire, yönetmeliğin avukatlık mesleğiyle ilgili bir düzenleme getirmediği ve Avukatlık Kanunu’ndaki “hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak” görevinin tek başına dava açma imkânı vermediği sonucuna varmıştır:

“1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE”

(Danıştay 10. Daire, E. 2022/7329, K. 2025/4059, T. 24.09.2025 — davanın reddi)

Karar oy çokluğuyla verilmiştir ve karşı oyda, yönetmeliğin genel kamu yararı ve hukukun üstünlüğüyle ilgili olduğu, bu nedenle işin esasının incelenmesi gerektiği savunulmuştur. Karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna otuz gün içinde temyiz yolu açıktır. Dolayısıyla yönetmelik hükümlerinin kanuna ve Anayasa’ya uygunluğu hakkında verilmiş bir esas kararı bulunmamaktadır. Bu, yönetmeliğin hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmediği gibi aykırı bulunduğu anlamına da gelmez.

Uluslararası Koruma Başvurusu Varsa Rejim Değişir mi?

Evet, ve fark büyüktür. Uluslararası koruma başvurusu sahipleri bakımından gözetim, m.57 değil m.68 hükmüne tabidir. Maddenin ilk iki fıkrası, gözetimi istisna hâline getirir:

“Başvuru sahipleri, sadece uluslararası koruma başvurusunda bulunmalarından dolayı idari gözetim altına alınamaz.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.68)

Gözetim ancak kanunda sayılan dört hâlde mümkündür: kimlik veya vatandaşlık bilgilerinin doğruluğuyla ilgili ciddi şüphe bulunması, sınır kapılarında usulüne aykırı girişin alıkonulması, gözetim uygulanmazsa başvuruya temel oluşturan unsurların belirlenememesi ve kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehlike oluşturulması. Üstelik gözetimden önce, m.71’deki ikamet zorunluluğu ve bildirim yükümlülüğünün yeterli olup olmayacağı öncelikle değerlendirilir.

Süre bakımından fark çarpıcıdır:

“Başvuru sahibinin idari gözetim süresi otuz günü geçemez. İdari gözetim altına alınan kişilerin işlemleri en kısa sürede tamamlanır. İdari gözetim, şartları ortadan kalktığı takdirde derhâl sonlandırılır.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.68)

Sınır dışı rejimindeki altı aylık süreye karşılık burada üst sınır otuz gündür. İtiraz yolu ise aynıdır: sulh ceza hâkimine başvurulur, başvuru gözetimi durdurmaz, hâkim beş gün içinde kesin karar verir (m.68/7). Bu nedenle dosyada bir uluslararası koruma başvurusu bulunup bulunmadığı, uygulanacak süreyi doğrudan değiştiren bir ayrımdır.

Anayasal Çerçeve ve Avukat Hakkı

İdari gözetim, kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakan bir tedbirdir; bu nedenle Anayasa’nın kişi hürriyeti güvencesiyle yakından ilgilidir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.”

(Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.19)

Kanun da bir avukat güvencesi getirir: idari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuran ve avukatlık ücretini karşılayamayan yabancılara, talepleri hâlinde Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanır (m.57/7). Ayrıca kişi, süreç boyunca bir avukat tarafından temsil edilebilir.

Kanuna 2019 yılında eklenen bir fıkra, gözetim altındaki kişinin cihazlarının incelenmesine izin verirken bu incelemeyi amaçla sınırlar:

“(Ek:6/12/2019-7196/77 md.) İdari gözetim altına alınan yabancıların uyruklarının tespit edilmesi amacıyla elektronik ve iletişim cihazları incelenebilir. İnceleme sonucunda elde edilen veriler bu amaç dışında kullanılmaz.”

(6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57)

İncelemenin tek meşru amacı uyruğun tespitidir. Bu amacın dışına çıkan bir kullanım, fıkranın son cümlesine aykırılık oluşturur.

Gözetim Sona Erdikten Sonra Tazminat: 2025 Pilot Kararı

Sulh ceza hâkimliği gözetimi hukuka aykırı bulup kaldırırsa ya da idare gözetimi kendiliğinden sonlandırırsa, tazminat sorusu gündeme gelir. Anayasa, hürriyeti kanuna aykırı biçimde kısıtlanan kişiye tazminat güvencesi tanır:

“Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.”

(Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.19)

Güvence açıktır; sorun, bu talebin hangi yargı kolunda ileri sürüleceğidir.

Belirsizlik Nereden Geliyor?

Anayasa Mahkemesi önceki içtihadında, hukuka aykırı gözetimden doğan zararlar için idari yargıda tam yargı davasını etkili bir yol saymıştı. Bu içtihat 2025 tarihli bir kararda hâlâ uygulanmış ve hukuka aykırılığı sulh ceza hâkimliğince tespit edilmiş bir gözetimde tazminat talebinin reddedilmesi ihlal sayılmıştır. Kararda, gözetimin hukukiliğini denetlemekte asli yetkili merciin sulh ceza hâkimliği olduğu da açıkça belirtilmiştir:

“Somut olayda, idari gözetim kararının hukukiliğini denetleme noktasında asli yetkiye sahip olan Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucu hakkında verilen idari gözetim kararının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla idari gözetimin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliğinin hukuka aykırılık tespitine rağmen idare mahkemesi başvurucunun manevi tazminat talebini reddetmiştir. Dolayısıyla başvurucu, hukuka aykırı tutma nedeniyle tazminat elde edememiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/38395, T. 21.01.2025 — ihlal)

Sorun, uygulamanın bu çizgiyi izlememesidir. Uyuşmazlık Mahkemesi benzer görev uyuşmazlıklarında adli yargıyı görevli saymış; idari yargı mercileri bu içtihada uyarak görevsizlik kararı vermiş; bazı adli yargı mercileri ise gözetim kararının idari işlem niteliğinden hareketle aynı davaları yine görev yönünden reddetmiştir. Sonuç, kişinin hangi mercie başvuracağını bilememesidir.

Pilot Karar Ne Getirdi?

Anayasa Mahkemesi 20.11.2025 tarihinde bu tabloyu yapısal bir sorun olarak niteledi:

“Anayasa Mahkemesinin 30/11/2017 tarihinde verdiği B.T. kararından bu yana aradan geçen uzunca süreye rağmen gelinen aşamada hukuka aykırı olarak idari gözetim altına alınan bireylerin bu işlemden kaynaklanan zararlarının tazmini için hangi yargısal merciye başvuracakları konusunda -kendilerinden kaynaklanmayan- ciddi bir belirsizlik içinde oldukları anlaşılmaktadır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/8989, T. 20.11.2025 — ihlal, pilot karar)

Vardığı sonuç ise şudur:

“Mevcut koşullar altında Anayasa Mahkemesi -K.A. kararında olduğu gibi- sınır dışı edilmek amacıyla idari gözetim altında tutulan başvurucu açısından tutmadan kaynaklanan zararların tazminine imkân sağlayabilecek etkili idari ve yargısal bir başvuru yolunun bulunmadığı kanaatine ulaşmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/8989, T. 20.11.2025 — ihlal, pilot karar)

Mahkeme, Anayasa m.19’un ikinci fıkrasıyla bağlantılı olarak dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş, ihlalin yapısal sorundan kaynaklandığını tespit ederek pilot karar usulünü uygulamış, durumun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirimde bulunulmasına hükmetmiş ve başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Uygulama açısından en önemli kalem erteleme hükmüdür. Aynı konuda yapılmış ve yapılacak bireysel başvuruların incelenmesi, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dört ay süreyle ertelenmiştir. Yani tazminat talebi bakımından bireysel başvuru yolu kapanmamış, ancak sonucu beklemeye alınmıştır.

Bundan çıkarılacak pratik sonuçlar şunlardır. Sulh ceza hâkimliğinden alınan hukuka aykırılık kararı yalnızca serbest bırakılmayı sağlayan bir belge değil, sonraki tazminat talebinin de dayanağıdır; karar örneğinin dosyada saklanması bu nedenle önemlidir. Talebin hangi yargı kolunda açılacağı ise, pilot kararın sonuçları ve varsa kanuni düzenleme dikkate alınarak dosya bazında değerlendirilmelidir. Tazminatın kapsamı ve miktarı her dosyanın kendi koşullarına göre belirlenir.

Tutulma Koşulları Ayrı Bir Yoldur

Gözetim kararının hukuka uygunluğu ile merkezdeki tutulma koşulları farklı şikâyetlerdir ve farklı anayasal hükümlere dayanır. Anayasa Mahkemesi 08.07.2025 tarihli kararında, geri gönderme merkezlerindeki tutulma koşulları bakımından Anayasa m.17/3’teki kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak m.40’taki etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiş, burada da pilot karar usulünü uygulamış ve başvurucuya net 115.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Aynı kararda, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının Anayasa m.19’un ikinci ve dördüncü fıkraları yönünden ihlal edilmediğine karar verilmiştir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2025/10406, T. 08.07.2025 — kısmen ihlal). İki sonucun birlikte okunması gerekir: koşullara ilişkin şikâyet kabul edilirken, gözetimin kendisine ilişkin şikâyet aynı dosyada reddedilmiştir. Koşullara ilişkin ayrıntılar geri gönderme merkezinin işleyişini anlatan yazıda ele alınmıştır.

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?

İdari gözetim rejimi 2019 yılında önemli ölçüde değişti. 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanun ile m.57’nin ikinci ve dördüncü fıkraları değiştirildi, sekizinci fıkra maddeye eklendi ve m.57/A tümüyle yeni bir madde olarak kanuna girdi. Bu, gözetim kararının alınabileceği hâllerin alternatif yükümlülüklerle birlikte yeniden kurulduğu, aylık değerlendirmenin sonucunda serbest bırakılanlara yükümlülük getirilmesinin zorunlu hâle geldiği bir değişikliktir.

Uygulamaya ilişkin yönetmelik ise daha yenidir: İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik 14.09.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ses tanıma, mobil uygulama ve elektronik kelepçe gibi araçların usulü bu tarihten itibaren yazılıdır.

Bunun pratik anlamı şudur: 2019 öncesine ait bir karara veya 2022 öncesine ait bir uygulamaya dayanan kaynaklar, bugünkü rejimi eksik anlatır. Aynı şekilde, eski tarihli mahkeme kararlarına dayanılırken kararın dayandığı fıkranın sonradan değişip değişmediği denetlenmelidir; örneğin Anayasa Mahkemesinin 2015 tarihli K.A. kararının dayanağı olan m.57/6, karardan sonra 2019 değişikliğinden etkilenmiştir.

Sınır Dışı Kararıyla İlişkisi: İki Ayrı İtiraz Yolu

İdari gözetim çoğunlukla bir sınır dışı etme kararının uygulanması sürecinde gündeme gelir. Ancak iki karara karşı itiraz yolları farklıdır ve karıştırılmamalıdır:

  • Sınır dışı etme kararı → idare mahkemesi, tebliğden itibaren yedi gün içinde (m.53/3).
  • İdari gözetim kararısulh ceza hâkimi, başvuru için süre sınırı olmaksızın; hâkim beş günde karar verir (m.57/6).

Bir dosyada çoğu zaman her iki karar da bulunur. Bu nedenle uygulamada, sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılırken, idari gözetime karşı da ayrıca sulh ceza hâkimine başvurulması gerekebilir. Gözetim kararına karşı verilecek dilekçenin bölümleri ve doldurulabilir şablonu ayrı bir yazıda ele alınmıştır. İki başvurunun dilekçeleri de ayrıdır; sınır dışı kararına karşı verilecek dilekçenin yapısı idari gözetim itirazını kapsamaz. Kararın hangi sebeple alındığı ise ayrı bir konudur; bkz. sınır dışı kararının sebepleri ve istisnaları.

Sınır dışı kararıyla birlikte çoğu zaman bir giriş yasağı da uygulanır. Gözetim sona erip kişi ülkeden çıktıktan sonra karşılaşılan engel genellikle budur; bkz. tahdit kodu ve kaldırılması.

Sık Yapılan Hatalar

  • İdari gözetim itirazını idare mahkemesine yapmak. İtiraz mercii sulh ceza hâkimidir (m.57/6); yanlış mercie başvuru zaman kaybettirir.
  • İtiraz için sürenin geçtiğini sanmak. İdari gözetime itirazda başvuru süresi yoktur; gözetim sürdükçe ve şartlar değiştikçe başvurulabilir.
  • Altı ayı kesin üst sınır sanmak. İş birliği yapılmaması hâlinde altı ay daha uzatılabilir (m.57/3); toplam on iki aya çıkabilir.
  • Uluslararası koruma dosyasında altı aylık süreyi uygulamak. Başvuru sahipleri bakımından üst sınır otuz gündür (m.68).
  • Aylık değerlendirmeyi görmezden gelmek. Zaruret ortadan kalkarsa gözetim derhâl sonlandırılmalıdır (m.57/4); bu, serbest bırakılma talebinin dayanağıdır.
  • Gözetim yerine alternatif istememek. m.57/A adreste ikamet, bildirim, teminat ve elektronik izleme gibi daha hafif tedbirler öngörür.
  • Elektronik kelepçeye itiraz edilemeyeceğini sanmak. Elektronik izleme yükümlülüğüne karşı sulh ceza hâkimine başvurulabilir (m.57/A).
  • İtiraz dilekçesine gözetim kararını eklememek. Esasa girilmeden verilen kararlarda, belgelerin sunulmuş olması sonraki başvurunun dayanağı olur (B. No: 2022/71895).
  • Tutulma koşullarına ilişkin şikâyeti gözetim itirazıyla birlikte ileri sürmek. İkisi farklı anayasal hükümlere dayanır ve ayrı değerlendirilir.

Özet

İdari gözetim, sınır dışı edilecek yabancının geri gönderme merkezinde tutulmasıdır (m.57-58); süre kural olarak altı ay, istisnaen toplam on iki aydır (m.57/3) ve zaruret her ay değerlendirilir (m.57/4). Uluslararası koruma başvurusu sahiplerinde üst sınır otuz gündür (m.68). Karara karşı, başvuru süresi sınırı olmaksızın sulh ceza hâkimine başvurulur; hâkim beş günde kesin karar verir (m.57/6). İtirazın esastan incelenmemesi başlı başına bir ihlal sebebidir (B. No: 2022/71895).

Gözetim yerine adreste ikamet, bildirim, teminat ve elektronik izleme gibi alternatifler uygulanabilir (m.57/A); bunların usulü 2022 tarihli yönetmelikte ayrıntılıdır ve elektronik izlemeye karşı sulh ceza hâkimine başvurulabilir. Gözetim sona erdikten sonraki tazminat talebi bakımından ise Anayasa Mahkemesi 20.11.2025 tarihli pilot kararıyla etkili bir yolun bulunmadığını tespit etmiş, benzer başvuruları dört ay süreyle ertelemiştir (B. No: 2022/8989). İdari gözetime itiraz, sınır dışı kararına karşı idare mahkemesindeki yedi günlük itirazdan ayrı bir yoldur.

İlgili yazılar: Geri Gönderme Merkezi Nedir? Haklar, Süreler ve İtiraz · Sınır Dışı (Deport) Kararına İtiraz: Süre ve İptal Davası · Sınır Dışı (Deport) Kararı: Sebepler ve İstisnalar · Tahdit Kodu Nedir, Tahdit Kodları Nasıl Kaldırılır? · Uluslararası Koruma (İltica): Türleri ve Başvuru

İdari gözetim kararı ve itiraz yoluYakalamadan sulh ceza hâkiminin kararına kadar işlem sırası; her aşama yazı gövdesinde dayanağıyla açıklanmıştır.
  1. Yabancı kolluk tarafından yakalanır ve valiliğe bildirilirBildirim derhâl yapılır; haklarında karar verilmek üzere valiliğe iletilir.m.57/1
  2. Valilik kırk sekiz saat içinde sınır dışı etme kararını değerlendirirm.57/1
  3. Valilik idari gözetim ile alternatif yükümlülük arasında seçim yaparKaçma ve kaybolma riski gibi hâllerin bulunup bulunmadığı değerlendirilir.m.57/2
    • İdari gözetim → kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezine götürülürm.57/2
    • Alternatif yükümlülük → adreste ikamet, bildirim, teminat, elektronik izlemem.57/A
  4. Karar gerekçesiyle birlikte tebliğ edilir, itiraz usulü bildirilirm.57/5
  5. Sulh ceza hâkimine başvurulurBaşvuru için kanunda süre öngörülmemiştir ve başvuru gözetimi durdurmaz.m.57/6
  6. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırırm.57/6
    • İtiraz kabul → idari gözetim sona ererm.57/6
    • İtiraz ret → karar kesindir, şartlar değişirse yeniden başvurulabilirm.57/6
  7. Gözetim sürdükçe devamında zaruret olup olmadığı her ay değerlendirilirm.57/4
  8. Zaruret görülmezse gözetim derhâl sonlandırılırBu yabancılara alternatif yükümlülükler getirilir.m.57/4
İdari gözetim ve alternatif yükümlülükte kanunun yazdığı üst sınırlarÜç sınır da kanun metninden birebirdir. Gözetimin kendisi için öngörülen üst sınır ile gözetime alternatif yükümlülükler için öngörülen üst sınır aynı kanunda farklı ölçülerde düzenlenmiştir.
  1. İdari gözetim (kural)6 ay
  2. Uzatma (azami)6 ay
  3. Alternatif yükümlülük (azami)24 ay
Kaynak: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57/3 ve m.57/A

Sıkça Sorulan Sorular

İdari gözetim nedir?

İdari gözetim, hakkında sınır dışı etme kararı bulunan ve kaçma riski gibi hâller taşıyan yabancının, sınır dışı işlemleri tamamlanana kadar geri gönderme merkezinde tutulmasıdır. 6458 sayılı Kanun m.57'de düzenlenmiştir ve bir ceza değil, idari bir tedbirdir.

İdari gözetim kararı kimler hakkında verilir?

6458 sayılı Kanun m.57/2'ye göre; hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan kaçma ve kaybolma riski bulunan, giriş çıkış kurallarını ihlal eden, sahte belge kullanan, tanınan sürede çıkmayan ya da kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı bakımından tehdit oluşturanlar hakkında idari gözetim kararı alınabilir.

İdari gözetim en fazla ne kadar sürer?

6458 sayılı Kanun m.57/3'e göre geri gönderme merkezindeki idari gözetim süresi kural olarak altı ayı geçemez. Ancak yabancının iş birliği yapmaması veya doğru belge vermemesi nedeniyle işlemler tamamlanamazsa, süre en fazla altı ay daha uzatılabilir; yani toplam üst sınır on iki aydır.

İdari gözetim kararına nasıl itiraz edilir?

6458 sayılı Kanun m.57/6'ya göre kişi, yasal temsilcisi veya avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru gözetimi kendiliğinden durdurmaz. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir.

İdari gözetime itiraz için süre var mı?

Kanun, idari gözetime itiraz için bir başvuru süresi öngörmez. Gözetim sürdükçe her zaman sulh ceza hâkimine başvurulabilir; ayrıca gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvuru yapılabilir (m.57/6). Bu yönüyle sınır dışı kararındaki yedi günlük süreden farklıdır.

Sulh ceza hâkimi itirazın esasını incelemezse ne olur?

Anayasa Mahkemesi, itiraz dilekçesi ekinde gözetim kararının örneği sunulmuş olmasına rağmen hâkimliğin idarenin eksik sorgulamasına dayanarak incelemeyi sonlandırdığı bir olayda, Anayasa m.19'un sekizinci fıkrasındaki etkili bir yargı merciine başvurma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (B. No: 2022/71895, T. 21.01.2025). Karar, itirazın yalnızca biçimsel olarak karşılanmasının yeterli olmadığını göstermektedir.

İdari gözetim yerine başka bir tedbir uygulanabilir mi?

Evet. 6458 sayılı Kanun m.57/A, idari gözetime alternatif yükümlülükler öngörür. Bunlar belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına hizmetlerde gönüllülük, teminat ve elektronik izlemedir. Yükümlülükler her hâlükârda yirmi dört ayı geçemez.

Bildirimde bulunma yükümlülüğü nasıl yerine getirilir?

İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik m.9'a göre bildirim, parmak izi verilerinin doğrulanması, ses tanıma uygulaması veya il müdürlüğünde ıslak imza atma yollarından biri ya da birkaçıyla yerine getirilir. Bildirim aralıkları bir aydan fazla olamaz.

Elektronik kelepçe kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Elektronik izleme yükümlülüğüne tabi tutulan yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı sulh ceza hâkimine başvurabilir (m.57/A). Başvuru yükümlülüğü durdurmaz; hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir. Aynı yol, ilgili yönetmeliğin m.18 hükmünde de tekrarlanmıştır.

Uluslararası koruma başvurusu yapan kişi idari gözetime alınabilir mi?

Sadece uluslararası koruma başvurusunda bulunmuş olmak idari gözetim sebebi değildir (6458 sayılı Kanun m.68/1). Başvuru sahibinin gözetimi istisnai bir işlemdir ve yalnızca kanunda sayılan dört hâlde mümkündür. Bu kişiler bakımından gözetim süresi otuz günü geçemez (m.68/5); yani sınır dışı rejimindeki altı aylık süreden çok daha kısadır.

İdari gözetim hukuka aykırı bulunursa tazminat istenebilir mi?

Anayasa m.19'un dokuzuncu fıkrası, bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradığı zararın Devletçe ödeneceğini söyler. Ancak bu talebin hangi yargı kolunda ileri sürüleceği tartışmalıdır. Anayasa Mahkemesi 20.11.2025 tarihli pilot kararında, hukuka aykırı idari gözetimden doğan zararların tazmini için etkili bir başvuru yolu bulunmadığını tespit etmiş ve benzer başvuruların incelenmesini dört ay süreyle ertelemiştir (B. No: 2022/8989). Somut dosyada hangi yolun izleneceği bu nedenle ayrıca değerlendirilmelidir.

Geri gönderme merkezindeki koşullar için nereye başvurulur?

Bu, gözetim kararına itirazdan ayrı bir konudur. Anayasa Mahkemesi 08.07.2025 tarihli kararında, geri gönderme merkezlerindeki tutulma koşulları bakımından kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve burada da pilot karar usulünü uygulamıştır (B. No: 2025/10406). Aynı kararda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının m.19/2 ve m.19/4 yönünden ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

İdari gözetimdeki kişi avukat tutabilir mi?

Evet. 6458 sayılı Kanun m.57/7'ye göre, idari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuranlardan avukatlık ücretini karşılayamayanlara, talepleri hâlinde Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanır. Ayrıca kişi her aşamada bir avukat tarafından temsil edilebilir.

İdari gözetimde telefon ve bilgisayar incelenebilir mi?

6458 sayılı Kanun m.57/8, idari gözetim altına alınan yabancıların uyruklarının tespit edilmesi amacıyla elektronik ve iletişim cihazlarının incelenebileceğini düzenler. Aynı fıkra, inceleme sonucunda elde edilen verilerin bu amaç dışında kullanılamayacağını söyler. Bu hüküm kanuna 2019 yılında eklenmiştir.

İdari gözetim itirazı ile sınır dışı itirazı aynı yere mi yapılır?

Hayır. Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine yedi gün içinde başvurulur (m.53/3). İdari gözetim kararına karşı ise sulh ceza hâkimine başvurulur (m.57/6). İki karar çoğu zaman aynı dosyada bulunur; bu nedenle iki ayrı başvuru gerekebilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İkamet ve çalışma izni, sınır dışı etme ve tahdit kaydı ile Türk vatandaşlığına geçiş başvurularını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Yabancılar Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp