
İçindekiler 23
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- ”Evlatlıktan Red” Hukuken Ne Anlama Gelir?
- Karşılaştırma Tablosu
- Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)
- Sebepler
- ”Ağır suç” ne demek?
- “Aile hukuku yükümlülüğü” ne kadar ağır olmalı?
- İspat yükü çıkarılanda değildir
- Üçüncü fıkranın üç ayrı sonucu
- Çıkarılanın çocukları mirastan çıkmaz
- İkinci tür: koruyucu ıskat
- Mirastan Feragat
- Sözleşmedir, tasarruf değil
- Neyden vazgeçilir?
- Şekil: resmî vasiyetname
- İvazlı feragatte altsoy da bağlanır
- Feragat her zaman ayakta kalmaz
- Alacaklılara karşı sınırlı sorumluluk
- Feragat, Ret ve Iskat: Üç Kurumu Ayırmak
- Zamanın Önemi: 2007 Öncesi Ölümler
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Bu iki kurum halk dilinde sürekli karıştırılır, oysa hukukî yapıları taban tabana zıttır.
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat), mirasbırakanın tek başına yaptığı bir işlemdir; saklı paylı bir mirasçısını ölüme bağlı tasarrufla mirastan uzaklaştırır (TMK m.510). Mirasçının rızası aranmaz; kanunda sayılı iki sebepten biri gerekir ve sebep tasarrufta yazılmak zorundadır.
Mirastan feragat ise bir sözleşmedir — mirasbırakan ile mirasçı karşılıklı irade beyanıyla anlaşır (TMK m.528). Sebep aranmaz, ama resmî vasiyetname şekli zorunludur.
Kısacası: çıkarma cezalandırır, feragat anlaşır.
Bu Durumda mısınız?
- Babanızın vasiyetnamesinde sizi mirastan çıkardığını öğrendiniz
- Kardeşinize mirastan pay vermemek için ne yapılabileceğini araştırıyorsunuz
- Yıllar önce noterde bir feragat belgesi imzaladınız ve şimdi bağlayıcı olup olmadığını merak ediyorsunuz
- Anneniz size ev verip “mirastan hak iddia etmeyeceksin” dedi, bunun geçerli olup olmadığını bilmiyorsunuz
- Mirastan çıkarılan kardeşinizin çocuklarının pay alıp almayacağını çözmeye çalışıyorsunuz
- Çocuğunuzu “evlatlıktan reddetmek” istediğinizi düşünüyor, bunun hukuken mümkün olup olmadığını araştırıyorsunuz
”Evlatlıktan Red” Hukuken Ne Anlama Gelir?
Halk arasında “evlatlıktan reddetme” denen işlemin Türk Medeni Kanunu’nda bu adla bir karşılığı yoktur. İfade, somut olayda başka bir hukukî talebe karşılık gelir; hangisine karşılık geldiği, çocuğun öz çocuk mu yoksa evlat edinilen çocuk mu olduğuna göre değişir.
Öz çocukta başvurulabilecek yol mirasçılıktan çıkarmadır. Mirasbırakanın elindeki araç, TMK m.510’da sayılan iki sebepten biri varsa saklı paylı mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla mirastan uzaklaştırmaktır. Yani günlük dilde “reddetme” denen şey, hukuken bu yazının konusu olan ıskattır ve aşağıdaki bütün şartlara tabidir: sebep kanunda sayılı olmalı, tasarrufta yazılmalı ve itiraz hâlinde çıkarmadan yararlanan tarafından ispat edilmelidir.
Evlat edinilen çocukta ise ortada iki ayrı talep vardır: evlatlık ilişkisinin kaldırılması ve mirasçılıktan çıkarma. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bu iki talebin aynı mahkemede birlikte görülemeyeceğine karar vermiştir. Biri aile mahkemesinin, diğeri asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır:
“evlatlık ilişkisinin kaldırılmasında aile mahkemesi görevli olduğundan iş bu talep yönünden tefrik kararı ile ayrı bir esasa kaydedilmesi ve bu esas üzerinden Aile Mahkemesi sıfatı ile görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi, mirasçılıktan çıkarma talebinin ise bu dosya üzerinden görülmesi, Aile Mahkemesi sıfatı ile görülecek evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının sonucunun kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken her iki talebin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/993, K. 2019/8027, T. 25.09.2019 — bozma, oybirliği)
Kararın pratik sonucu: iki talep tefrik edilir, evlatlık ilişkisinin kaldırılması ayrı esasa kaydedilerek aile mahkemesi sıfatıyla görülür ve mirasçılıktan çıkarma dosyasında bu davanın sonucunun kesinleşmesi beklenir.
Bu karar bir görev kararıdır; hangi sebeplerin evlatlık ilişkisini kaldırmaya yeteceğini belirlemez. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması ayrı şartlara tabi olduğundan, bu yazı yalnız mirasçılıktan çıkarma kolunu ele alır.
Karşılaştırma Tablosu
| Eksen | Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) | Mirastan feragat |
|---|---|---|
| İşlem tipi | Tek taraflı ölüme bağlı tasarruf | İki taraflı sözleşme |
| Karşı tarafın rızası | Gerekmez | Şart — mirasçı taraftır |
| Sebep | Kanunda sayılı iki sebep zorunlu | Sebep aranmaz |
| Sebebin yazılması | Geçerlilik şartı (m.512/1) | Konusuz |
| Şekil | Ölüme bağlı tasarruf şekli | Resmî vasiyetname şekli (m.545) |
| Kimi hedef alır | Yalnız saklı paylı mirasçı | Herhangi bir mirasçı |
| Sonuç | Pay alamaz, tenkis davası açamaz | Mirasçılık sıfatını kaybeder |
| Altsoya etkisi | Altsoy yerine geçer, saklı payını ister | İvazlıda altsoyu da bağlar (aksi kararlaştırılabilir) |
| Zamanlama | Ölümle hüküm doğurur | Sağlararası kurulur, ölümle hüküm doğurur |
Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)
Sebepler
TMK m.510 iki sebep sayar ve bu liste kapalıdır:
Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.
Maddenin lafzındaki iki sınır önemlidir: işlem “ölüme bağlı bir tasarrufla” yapılır (yani vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle, sağlararası bir beyanla değil) ve hedefi yalnız “saklı paylı mirasçı”dır. Saklı payı olmayan bir mirasçıyı miras dışı bırakmak için ıskat kurumuna zaten gerek yoktur; mirasbırakan m.505 uyarınca saklı paylar dışında kalan kısımda serbestçe tasarruf edebilir.
”Ağır suç” ne demek?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kavramı ayrıntılı biçimde somutlaştırmıştır. Öncelikle ceza mahkûmiyeti şart değildir:
“Miras bırakanın bu sebebe dayanabilmesi için, mirasçının mutlaka suçtan mahkûm olması gerekmez. Başka bir deyişle kesinleşmiş mahkûmiyet kararının varlığı bir koşul değildir; aile bağlarını koparacak seviyede kusurlu ve suç teşkil edebilecek hukuka aykırı bir eylemin varlığı, bu konuda verilmiş bir mahkûmiyet kararı olması aranmaksızın, ispat yükü üzerinde olan tarafça, ispata elverişli delillerle ortaya konulabilecektir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/53, K. 2024/464, T. 25.09.2024 — bozma, oy çokluğu)
Değerlendirmenin ölçütü de ceza hukuku değildir:
“Hâkimin suçun ağırlığı konusunda takdir yetkisini kullanırken ceza hukuku kuralları bağlamında değil, işlenen fiilin aile bağlarına yaptığı etki bakımından medeni hukuk esaslarına göre değerlendirmede bulunması gerekir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/53, K. 2024/464, T. 25.09.2024 — bozma, oy çokluğu)
“Aile hukuku yükümlülüğü” ne kadar ağır olmalı?
Bu sebep, sanıldığından çok daha dar uygulanır. Aynı kararda Genel Kurul orantılılık ölçütü koymuştur:
“Bu nedenle; aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde yerine getirilmemiş olması, ağır bir suç işlenmiş gibi miras bırakanın mirasçısını saklı payından mahrum bırakarak cezalandırmasını haklı kılacak ağırlık ve yoğunlukta olmalı, bazı yükümlülüklerin ihlâl edilmiş olması tek başına yeterli kabul edilmemeli ve ağır bir ihlâlin varlığı aranmalıdır.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/53, K. 2024/464, T. 25.09.2024 — bozma, oy çokluğu)
Ayrıca çift unsurlu bir test uygulanır — eylemin hem objektif hem sübjektif olarak aile bağını koparmış olması aranır:
“Öncelikle mirasçının eylemi objektif olarak aile bağlarını koparacak nitelikte olmalıdır (Mustafa Dural/Turgut Öz, Türk Özel Hukuku-Miras Hukuku, İstanbul 2016, C.IV, s. 208). Aksi takdirde mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın mirasçılarına karşı kullanabileceği bir baskı aracına dönüşebileceği gibi kötüye kullanmaya da açık hâle gelebilecektir. Ayrıca mirasçının eyleminin objektif olarak aile bağını koparacak nitelikte olması yeterli değildir; eylemin fiilen yani sübjektif olarak da aile bağlarını koparıp koparmadığı irdelenmelidir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/53, K. 2024/464, T. 25.09.2024 — bozma, oy çokluğu)
Somut bir sınır örneği: aynı kararda vekâletin kötüye kullanılmasının tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir — “Vekâletin kötüye kullanılması tek başına mirasçılıktan çıkarılmayı gerektirir bir durumun varlığını kabul etmeye elverişli değildir.”
Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir; ayrıca Genel Kurul kararları bağlayıcı emsal değil, güçlü ve yerleşik içtihattır.
İspat yükü çıkarılanda değildir
Bu, uygulamada en çok şaşırtan kuraldır. TMK m.512:
Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
Yani mirastan çıkarılan kişi “ben bunu yapmadım” demek zorunda değildir; sebebin gerçekten var olduğunu, çıkarmadan yarar sağlayan taraf ispat eder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bunu somut olarak uygulamıştır — “Mirasbırakan …‘ın, 10.06.2010 tarihli vasiyetnamede açıkladığı davacıyı mirastan ıskat sebebinin ispatı, çıkarmadan yararlanan davalı mirasçılarına düşmektedir.” (E. 2017/14203, K. 2017/14640, T. 25.10.2017)
Üçüncü fıkranın üç ayrı sonucu
m.512/3 tek cümlede birbirinden farklı üç sonuç taşır ve bunlar sık karıştırılır:
- Sebep hiç yazılmamışsa → tasarruf saklı pay dışında yerine getirilir (tenkise iner).
- Sebep yazılmış ama ispatlanamamışsa → yine saklı pay dışında yerine getirilir.
- Mirasbırakan sebep konusunda açık bir yanılmaya düşmüşse → çıkarma tümden geçersiz olur; mirasçı saklı payını değil, miras payının tamamını alır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilk iki hâl ile üçüncüsü arasındaki farkı açıkça ayırmıştır:
“Her bir olgunun hukuksal sonucu farklıdır. Çıkarma sebeplerinin ispatlanamaması durumunda murisin tasarrufu geçerli olur, ancak ıskat edilen mirasçı saklı payını alabilir. Buna karşılık, mirastan çıkarma nedenleri konusunda murisin açık bir yanılgıya düşürülmesi durumunda ise yapılan ıskat tasarrufu tümü ile geçersiz olacağından, ıskat edilen mirasçı miras payına düşen payının tamamını alır.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/582, K. 2010/633, T. 08.12.2010 — usulî gönderme)
Sebep ispatlanamadığında dava kendiliğinden sona ermez; tenkis davası olarak devam eder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu usulî sonucu şöyle kurmuştur:
“Başka bir ifadeyle tasarruf nisabı sınırları içerisinde geçerli olmak üzere vasiyetnamenin ıskatına ilişkin bölümün hükümsüzlüğüne karar verilerek davacının saklı payını talep edebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/12298, K. 2019/146, T. 16.01.2019 — bozma)
Saklı pay oranları ve tenkisin işleyişi için Tenkis Davası ve Saklı Pay yazımıza bakabilirsiniz.
Çıkarılanın çocukları mirastan çıkmaz
Iskat kişiseldir. TMK m.511’e göre mirasçılıktan çıkarılan kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz; ancak mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça onun miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi varsa altsoyuna kalır. Üstelik altsoy, çıkarılanın aksine, kendi saklı payını isteyebilir.
Yani bir kişiyi mirastan çıkarmak, onun çocuklarını da dışlamaz. Pay bir kuşak aşağı iner.
İkinci tür: koruyucu ıskat
Kanun ikinci bir çıkarma türü daha tanır. TMK m.513’e göre mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir; ancak bu yarıyı çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi amacı şöyle tanımlar:
“Koruyucu ıskat ise, murisin, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan alt soyun çocuklarını koruma amacıyla, alt soyun saklı payının yarısının mirasçının çocuklarına özgülenmesine yöneliktir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/14203, K. 2017/14640, T. 25.10.2017 — bozma)
Buradaki amaç cezalandırmak değil, borçlu mirasçının alacaklılarının payı yutmasını önleyip serveti torunlara aktarmaktır. Kurum uygulamada nadirdir; korpusta tanımlayan kararlar bulunsa da somut olarak uygulayan bir karara ulaşılamamıştır.
Kanun ayrıca çıkarmanın iptalini de düzenler: miras açıldığı zaman aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.
Mirastan Feragat
Sözleşmedir, tasarruf değil
TMK m.528:
Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
“Bir mirasçısı ile … sözleşme yapabilir” ifadesi kurumun tüm mantığını taşır. Feragat, doktrinde olumsuz miras sözleşmesi olarak adlandırılır; kazandırma yükümlülüğü doğuran olumlu türle birlikte bağlı olduğu ortak rejim (şekil, ehliyet, ortadan kaldırma) miras sözleşmesi yazısında ele alınmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ıskatla karşıtlığı doğrudan kurmuştur:
“Mirastan ıskat, murisin tek taraflı ölüme bağlı bir tasarrufu ile gerçekleşir. Iskat, cezai (olağan) ve koruyucu olmak üzere 2 türlüdür. Mirasçı, miras bırakana ve yakınlarından birine karşı TMK.nun 510.maddesinde gösterilen ağır bir suç işler veya murisine veya ailesine karşı kanunen yerine getirmekle yükümlü olduğu aile görevlerini ifada büyük bir kusur işlerse cezai (olağan) ıskat nedenleri doğmuş olur. Koruyucu ıskat ise, tamamen iyi niyete dayalı adından anlaşılacağı üzere murisin ıskat ettiği mirasçıdan çocuklarını koruma amacına yöneliktir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/975, K. 2018/10793, T. 31.10.2018 — bozma)
Neyden vazgeçilir?
Feragat edilen şey henüz doğmamış bir haktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun güncel bir kararında:
“Mirastan feragat sözleşmesi ile muhtemel ve müstakbel bir mirasçı kendisi lehine mirasbırakanın terekesi üzerinde ileride doğacak haklardan bir ivaz karşılığı ya da ivazsız olarak vazgeçmektedir. Mirastan feragat edenin vazgeçtiği beklenen bir haktır, yoksa miras hakkı değil. Çünkü miras hakkı , mirasbırakanın ölümü ile doğacaktır; ölüm anına kadar feragat edenin, bir miras hakkı değil beklenen bir hakkı vardır”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/819, K. 2025/800, T. 10.12.2025 — bozma, oy çokluğu)
Aynı kararda sözleşmenin ne zaman sonuç doğuracağı da belirlenmiştir: “Mirastan feragat sözleşmesi geçerli olarak yapılmakla hüküm ve sonuçlarını mirasbırakanın ölümüyle doğurur.”
Şekil: resmî vasiyetname
Feragat, miras sözleşmesinin bir türüdür ve bu nedenle ağır bir şekil şartına tabidir. TMK m.545:
Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir.
Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu bağlantıyı açıkça kurmuştur:
“Mirastan feragat sözleşmesi ve kapsamı Türk Medeni Kanunu’nun 528 ve devamındaki maddelerinde düzenlemiş olup, miras sözleşmesinin bir çeşididir. TMK’nın 545. maddesi uyarınca miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmi vasiyetname şeklinde yapılması zorunludur. (Yargıtay İ. B. K. 11.02.1959 tarih 16/14 sayılı Kararı)”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/6442, K. 2019/3674, T. 24.04.2019 — bozma)
Bunun pratik sonucu ağırdır: aile içinde yazılıp imzalanan bir “feragatname” ya da resmî memur ve iki tanık huzurunda düzenlenmemiş bir belge bu şekli karşılamaz. Kanun şekli geçerlilik şartı olarak koymuştur; elinizdeki belgenin bu usule uygun düzenlenip düzenlenmediği ayrıca incelenmelidir.
Aynı karar şeklin sınırını da çizer — resmî vasiyetname şekli yalnız geçerliliğe ilişkindir; feragat sözleşmesinin vasiyetnameler gibi sulh hâkimince açılıp okunması gerekmez:
“Miras sözleşmesinin ve bu kapsamda yer alan mirastan feragat sözleşmesinin “resmi vasiyetname şeklinde yapılması hususu yalnızca” geçerlilik şekline ilişkin olup, mirastan feragat sözleşmelerinin vasiyetnamelerdeki usul doğrultusunda açılıp okunacağına ilişkin kanunda bir hüküm bulunmadığı gibi noterde düzenlenmiş olan mirastan feragat sözleşmesinin mirasbırakanın ölümü halinde sulh hakimine gönderilmesine dair de bir düzenleme söz konusu değildir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/6442, K. 2019/3674, T. 24.04.2019 — bozma)
İvazlı feragatte altsoy da bağlanır
m.528/3 yalnız karşılık sağlanan feragat için bir kural koyar: bu hâlde feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
İki nüansa dikkat etmek gerekir. Birincisi, kural dispozitiftir — sözleşmeye “altsoyumu bağlamaz” hükmü konabilir. İkincisi, madde karşılıksız feragatte altsoyun bağlanmayacağını açıkça söylemez; bu, hükmün yalnız ivazlı hâli düzenlemesinden çıkarılan bir karşıt kavram sonucudur.
Feragat her zaman ayakta kalmaz
TMK m.529’a göre feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmışsa ve o kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamazsa feragat hükümden düşer. Sözleşme belli bir kişi lehine yapılmamışsa en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve onların da mirasçı olamaması hâlinde feragat yine düşer.
Alacaklılara karşı sınırlı sorumluluk
Karşılık alarak feragat eden kişi, bu karşılığı tamamen güvende sayamaz. TMK m.530:
Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar.
Sorumluluk iki yönden sınırlıdır: yalnız ölümden önceki beş yıl içinde alınan karşılık ve yalnız mirasın açılması anındaki zenginleşme tutarı kadar. Yaygın yanılgı, feragat edenin aldığı ivazın tamamından sorumlu olduğunun sanılmasıdır.
Feragat, Ret ve Iskat: Üç Kurumu Ayırmak
Halk dilinde en çok karışan üçlü budur:
- Mirastan feragat — mirasbırakan hayattayken, onunla sözleşme yaparak.
- Mirasın reddi — mirasbırakanın ölümünden sonra, mirasçının tek taraflı beyanıyla ve süreye tabi olarak. Ayrıntı için Reddi Miras Nasıl Yapılır?
- Mirasçılıktan çıkarma — mirasçının değil, mirasbırakanın iradesiyle.
Zamanın Önemi: 2007 Öncesi Ölümler
Iskat ve feragat hükümlerinde 4721 sayılı Kanun’un yürürlüğünden bu yana değişiklik bulunmamaktadır. Ancak ıskatın sonucu saklı pay üzerinden hesaplandığı için komşu çerçeve hareket etmiştir: TMK m.505’in birinci fıkrası 2007’de değiştirilmiş, m.506’nın üçüncü bendi ise aynı tarihte 5650 sayılı Kanun’la mülga edilmiştir.
Bu nedenle 2007 öncesinde gerçekleşmiş ölümlerde saklı pay hesabının tabanı farklıdır; ıskat hükümleri aynı kalsa bile sonuç değişebilir.
Sık Yapılan Hatalar
“Vasiyetnamede ‘mirastan mahrumdur’ yazması yeter.” Yetmez. Çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf saklı pay dışında yerine getirilir.
“Beni çıkardılar, ispat yükü bende.” Değil. Sebebin varlığını çıkarmadan yararlanan taraf ispat eder.
“Babam beni aramadı diye çocuklarını mirastan çıkarabilir.” Zor. Aile hukuku yükümlülüğünün ihlali, ağır bir suç işlenmiş gibi cezalandırmayı haklı kılacak ağırlıkta olmalıdır.
“Kardeşimi çıkarttım, çocukları da alamaz.” Alır. Pay, çıkarılan önce ölmüş gibi altsoyuna geçer.
“Aile içinde imzaladığımız feragat kâğıdı geçerli.” Büyük olasılıkla değil. Feragat resmî vasiyetname şeklini gerektirir.
“Feragat ettim, aldığım para tamamen benim.” Tereke borçları karşılamıyorsa, son beş yılda alınan karşılıktan zenginleşme tutarında sorumluluk doğabilir.
Özet
İki kurumu ayıran çizgi iradenin kaç taraflı olduğudur. Iskat mirasbırakanın tek başına kullandığı, kanunda sayılı sebeplere bağlı ve sebebi yazılmak zorunda olan bir cezalandırma aracıdır. Üstelik ispat yükü çıkarmadan yarar sağlayanın üzerindedir, bu da onu uygulamada kırılgan kılar. Feragat ise karşılıklı anlaşmadır; sebep gerektirmez ama şekil bakımından katıdır.
Pratik sonuç şudur: mirastan birini uzaklaştırmak isteyen mirasbırakan için feragat sözleşmesi yapısal olarak daha sağlam bir yoldur — çünkü ıskatın ayakta kalması, mirasbırakan öldükten sonra sebebin çıkarmadan yarar sağlayan taraflarca ispatlanmasına bağlıdır; feragatte ise böyle bir ispat yükü doğmaz. Buna karşılık feragat mirasçının rızasını gerektirir; rıza yoksa geriye yalnız ıskat kalır.
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerle mirasçıları dışlaması hâli ise ayrı bir kurumun konusudur. Bunun için Mirastan Mal Kaçırma ve Muris Muvazaası yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Evlatlıktan red hukuken mümkün mü?
Türk Medeni Kanunu'nda bu adla bir kurum yoktur. Halk arasında evlatlıktan reddetme denen şey, öz çocuk bakımından mirasçılıktan çıkarmaya (ıskat) karşılık gelir ve TMK m.510'daki iki sebepten biri varsa ölüme bağlı bir tasarrufla yapılabilir.
Evlat edinilen çocukta evlatlıktan red nasıl işler?
İki ayrı talep vardır. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması aile mahkemesinin, mirasçılıktan çıkarma ise asliye hukuk mahkemesinin görevindedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu iki talebin aynı mahkemede birlikte görülemeyeceğine, talepler tefrik edilerek evlatlık davasının sonucunun kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) nedir?
Mirasbırakanın, saklı paylı bir mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla mirastan uzaklaştırmasıdır (TMK m.510). Tek taraflı bir işlemdir; mirasçının rızası aranmaz, hatta mirasçı bundan haberdar olmayabilir.
Mirastan feragat nedir?
Mirasbırakan ile mirasçısı arasında yapılan, mirasçının ileride doğacak miras hakkından vazgeçtiği bir sözleşmedir (TMK m.528). Karşılıksız ya da bir karşılık sağlanarak yapılabilir ve feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder.
Iskat ile feragat arasındaki temel fark nedir?
İşlem tipidir. Çıkarma mirasbırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufudur; mirasçının katılımı gerekmez. Feragat ise iki taraflı bir sözleşmedir ve mirasçı sözleşmenin tarafıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ifadesiyle mirastan ıskat, murisin tek taraflı ölüme bağlı bir tasarrufu ile gerçekleşir.
Hangi sebeplerle mirasçılıktan çıkarılabilir?
Kanun iki sebep sayar. Mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi (TMK m.510).
Ağır suç için mahkûmiyet kararı şart mı?
Değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre mirasçının mutlaka suçtan mahkûm olması gerekmez; aile bağlarını koparacak seviyede kusurlu ve suç teşkil edebilecek hukuka aykırı bir eylemin varlığı, mahkûmiyet kararı aranmaksızın ispata elverişli delillerle ortaya konulabilir.
Çıkarma sebebi vasiyetnamede yazılmak zorunda mı?
Evet. Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir (TMK m.512/1). Sebep yazılmamışsa tasarruf tümden geçersiz olmaz; mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir.
Çıkarma sebebini kim ispat eder?
Mirasçılıktan çıkarılan kişi itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (TMK m.512/2). Yani ispat yükü çıkarılanda değil, çıkarmadan yarar sağlayandadır.
Sebep ispatlanamazsa ne olur?
Tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; yani dava tenkise döner ve çıkarılan mirasçı saklı payını alır. Yargıtay bu durumda vasiyetnamenin ıskata ilişkin bölümünün tasarruf nisabı sınırları içinde geçerli sayılacağını ve davaya tenkis davası olarak devam edileceğini belirtmiştir.
Mirasbırakan sebep konusunda yanılmışsa ne olur?
Sonuç farklıdır. Mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa çıkarma geçersiz olur (TMK m.512/3). Bu durumda mirasçı yalnız saklı payını değil, miras payının tamamını alır.
Mirasçılıktan çıkarılanın çocukları da mirastan çıkar mı?
Çıkmaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, çıkarılanın miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi varsa altsoyuna kalır ve altsoy kendi saklı payını isteyebilir (TMK m.511). Çıkarılanın tenkis davası açamaması altsoyuna sirayet etmez.
Mirastan feragat sözleşmesi noterde mi yapılır?
Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir (TMK m.545). Sözleşmenin tarafları arzularını resmî memura aynı zamanda bildirir ve sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalar. Yargıtay, mirastan feragat sözleşmesinin miras sözleşmesinin bir çeşidi olduğunu ve bu şekle tabi bulunduğunu belirtmiştir.
Feragat eden kişinin çocukları da bağlanır mı?
İvazlı feragatte kural olarak evet. Bir karşılık sağlanarak yapılan mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur (TMK m.528/3). Maddenin bu hükmü yalnız karşılık sağlanan hâli düzenlemektedir ve sözleşmeyle aksi kararlaştırılabilir.
Feragat eden alacaklılara karşı sorumlu olur mu?
Sınırlı olarak. Mirasın açılması anında tereke borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde aldıkları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumlu olurlar (TMK m.530).
Feragat ne zaman hüküm doğurur?
Sözleşme sağlararası kurulur ama sonuçlarını ölümle doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ifadesiyle mirastan feragat sözleşmesi geçerli olarak yapılmakla hüküm ve sonuçlarını mirasbırakanın ölümüyle doğurur.
Mirastan feragat ile mirasın reddi aynı şey mi?
Değildir. Feragat mirasbırakan hayattayken onunla yapılan bir sözleşmedir; mirasın reddi ise ölümden sonra mirasçının tek taraflı beyanıyla gerçekleşir ve üç aylık süreye tabidir.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler