
İçindekiler 11
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?
- Geçerlilik Şartı: Resmî Şekil (Noterde Düzenleme)
- Bakım Borçlusunun Yükümlülükleri
- Bakım Görevi Yapılmazsa: Sözleşmenin Feshi
- Bakılan Kişinin Güvencesi: Yasal İpotek
- Mirasçılar Sözleşmeye İtiraz Edebilir mi? Muris Muvazaası ve Tenkis
- Görevli Mahkeme, Yetki ve Süreler
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin (bakım borçlusunun) karşı tarafa ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakılan kişinin (bakım alacaklısının) da bir malvarlığını veya bazı mallarını ona devretmeyi üstlendiği bir sözleşmedir (TBK m.611). Uygulamada en çok, yaşlı bir kimsenin kendisine bakılması karşılığında evini ya da tarlasını bir yakınına devretmesi biçiminde karşımıza çıkar. Sözleşmenin geçerli olması için resmî şekilde (uygulamada noterde) yapılması şarttır. Bakılan kişinin ölümünden sonra diğer mirasçılar, çoğu zaman bu devrin gerçekte mirastan mal kaçırma amacı taşıdığını ileri sürerek sözleşmeye itiraz eder.
Bu Durumda mısınız?
- Yaşlı bir yakınınıza bakmanız karşılığında size taşınmaz devredilmesi konuşuluyor ve sözleşmenin nasıl yapılması gerektiğini bilmek istiyorsunuz.
- Anne/babanız, kardeşlerinizden birine “bakması karşılığında” evini devretti; siz de bu devrin gerçekte mal kaçırma olduğunu düşünüyorsunuz.
- Bir kişiye yıllarca baktınız, taşınmaz size devredildi ama şimdi diğer mirasçılar tapu iptali davası açtı.
- Bakım borçlusu bakım görevini yerine getirmiyor ve sözleşmeyi sona erdirmek istiyorsunuz.
- Devri yaptınız ama karşı taraf yükümlülüğünü yapmazsa hangi güvenceye sahip olduğunuzu merak ediyorsunuz.
Bu soruların cevabı sözleşmenin içeriğine ve somut olaya göre değişir; bir avukata danışın.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, karşılıklı iki edim üzerine kuruludur: bir taraf ölünceye kadar bakıp gözetme, diğer taraf ise malvarlığını (ya da belirli mallarını) devretme borcu altına girer. Kanun bunu şöyle tanımlar:
6098 sayılı TBK m.611 — A. Tanımı
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Sözleşmenin en belirgin özelliği, talih ve tesadüfe bağlı (aleatorik) bir sözleşme olmasıdır: bakım borçlusu, bakılan kişinin ne kadar yaşayacağını bilmez. Kişi devirden kısa süre sonra vefat edebileceği gibi uzun yıllar da yaşayabilir; bu belirsizlik sözleşmenin doğasında vardır. Devir çoğunlukla kişi hayattayken (sağlararası) yapılır ve bu yönüyle sözleşme, ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyetnameden ayrılır.
Geçerlilik Şartı: Resmî Şekil (Noterde Düzenleme)
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde en çok gözden kaçan ve en çok dava kaybettiren nokta şekildir. Kanun, sözleşmeyi sıkı bir geçerlilik şekline bağlamıştır:
6098 sayılı TBK m.612 — B. Şekli
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.
Miras sözleşmesi ise resmî şekilde, yani resmî memur huzurunda ve iki tanığın önünde düzenlenir (TMK m.545). Resmî memur uygulamada çoğunlukla noterdir, ancak sulh hâkimi de olabilir (TMK m.532); atıf yapılan bu şeklin ayrıntısı miras sözleşmesi yazısındadır. Buradaki şekil bir ispat kolaylığı değil, doğrudan geçerlilik şartıdır; şekle uyulmadan yapılan sözleşme baştan geçersizdir. Yargıtay bu sonucu açıkça vurgular:
“Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir.”
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10052, K. 2019/4252, T. 13.05.2019)
Bunun tek istisnası, sözleşmenin Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından, yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmasıdır; bu hâlde yazılı şekil yeterli sayılır (TBK m.612/2). Bunun dışında elle yazılıp imzalanan ya da adi yazılı düzenlenen “bakım karşılığı devir” anlaşmaları hukuken korumasızdır.
Bakım Borçlusunun Yükümlülükleri
Sözleşmenin kurulmasıyla bakılan kişi, bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur. Bakım borcunun kapsamı kanunda somut biçimde çizilmiştir:
6098 sayılı TBK m.614 — D. Konusu
Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır.
Yargıtay da bu yükümlülüğün içeriğini ayrıntılandırır ve bunun yalnızca maddi değil manevi bir destek de içerdiğini belirtir:
“Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar.”
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10052, K. 2019/4252, T. 13.05.2019)
Karşılığında bakılan kişi malını devreder; bu bir para bedeli değil, malvarlığı değerinin devri biçiminde bir edimdir.
Bakım Görevi Yapılmazsa: Sözleşmenin Feshi
Bakım borçlusu üstlendiği görevi yapmıyorsa, sözleşme sona erdirilebilir. Kanun iki fesih yolu tanır.
Birincisi, önel verilmeksizin fesih: borçların ihlali yüzünden birlikte yaşam çekilmez hâle gelmişse taraflar derhâl fesih isteyebilir.
6098 sayılı TBK m.617 — II. Önel verilmeksizin fesih
Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir.
İkincisi, önel vererek fesih: taraflar arasında edim dengesi önemli ölçüde bozulmuşsa uygulanır.
6098 sayılı TBK m.616 — I. Önel verilerek fesih
Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir.
Burada kritik bir nokta vardır: bakımın yapılmadığı gerekçesiyle fesih isteme hakkı, bakılan kişinin sağlığında kullanabileceği kişiye bağlı bir haktır. Bakılan kişi öldükten sonra mirasçıları, “bakım yapılmadı” diyerek bu davayı açamaz. Yargıtay bunu şöyle ifade eder:
“Bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşmenin feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan, bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması bu davada dinlenemez.”
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10052, K. 2019/4252, T. 13.05.2019)
Bu ayrım pratikte belirleyicidir: mirasçıların elindeki asıl silah “bakım yapılmadı” değil, aşağıda görüleceği üzere muvazaadır.
Bakılan Kişinin Güvencesi: Yasal İpotek
Bakılan kişi bir taşınmazını devrettiğinde çıplak bir güvene mahkûm bırakılmaz; kanun ona doğrudan bir teminat tanır:
6098 sayılı TBK m.613 — C. Güvencesi
Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.
Böylece bakım yapılmaz da alacak doğarsa, bakılan kişi (ya da halefleri) devredilen taşınmaz üzerinden alacağını güvenceye alabilir. Bu hak, devir anında talep edilerek tapuya tescil ettirilmelidir.
Mirasçılar Sözleşmeye İtiraz Edebilir mi? Muris Muvazaası ve Tenkis
Uygulamadaki uyuşmazlıkların büyük çoğunluğu, bakılan kişinin ölümünden sonra diğer mirasçıların açtığı davalardan doğar. Kanun mirasçıların haklarını açıkça saklı tutar:
6098 sayılı TBK m.615 — E. İptali ve tenkisi
Mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır.
Mirasçıların en güçlü dayanağı muris muvazaasıdır: sözleşme görünürde “bakım karşılığı devir” gibi düzenlenmiş olsa da, gerçek amacın mirasçılardan mal kaçırmak (gizli bir bağış) olduğu ileri sürülür ve muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılır. Mahkeme bu davada, mirasbırakanın gerçek iradesini araştırır: kişinin gerçekten bakıma ihtiyacı var mıydı, mallarının ne kadarını devretti, aldığı bakımla devrettiği malın değeri arasında makul bir denge var mı? Yargıtay, tek malvarlığının tamamının bu yolla devredilmesini muvazaa yönünde güçlü bir belirti sayar:
“gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi olsa idi, bunun pay devri yoluyla da sağlanabilecekken, mirasbırakanın taşınmazın tamamını sözleşmeyle davalıya verdiği, işlemin makul sınırı aştığı, mirasbırakanın bakımını temin etmek amacıyla değil, davalı oğlu yararına mal kaçırmak iradesiyle hareket ettiği, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre de sözleşmenin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.”
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3047, K. 2021/2046, T. 06.04.2021)
Buna karşılık her devir otomatik olarak muvazaalı değildir. Kişinin gerçekten bakıma ihtiyacı varsa, uzun süre fiilen bakılmışsa ve edimler arasında makul bir denge kurulmuşsa sözleşme geçerli sayılır. Nitekim güncel bir kararda Yargıtay, bakım süresinin uzunluğu ve bakım ihtiyacının derecesiyle devredilen malların değeri arasında bir orantı kurarak, taşınmazların bir kısmı yönünden iptal, bir kısmı yönünden ret veren bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2988, K. 2026/927, T. 11.02.2026). Yani sonuç, sözleşmenin “adına” değil somut olayın gerçekliğine bağlıdır.
Muvazaanın ispatlanamadığı ama devirin saklı payı zedelediği hâllerde mirasçıların ikinci yolu tenkis davasıdır: devrin saklı pay oranında geri alınması istenir.
Görevli Mahkeme, Yetki ve Süreler
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, buna bağlı tapu iptali ve tescil ile tenkis istemleri malvarlığı haklarına ilişkindir. Görevli mahkeme:
6100 sayılı HMK m.2 — Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil istemleri taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin olduğundan, yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). Sürelere gelince:
- Muvazaa iddiası için bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre yoktur; her zaman ileri sürülebilir.
- Tenkis davası ise süreye bağlıdır:
4721 sayılı TMK m.571 — IV. Hak düşürücü süreler
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Sık Yapılan Hatalar
- Sözleşmeyi adi yazılı yapmak. Resmî şekil geçerlilik şartıdır; noterde düzenlenmeyen sözleşme geçersizdir ve tapu iptaline dayanak olmaz.
- “Bakım yapılmadı” davasını mirasçı olarak açmak. Bu fesih hakkı bakılan kişinin sağlığına özgüdür; mirasçıların gerçek dayanağı muvazaadır.
- Muvazaa ile tenkisi karıştırmak. Muvazaada süre yoktur ve devir tümüyle iptal edilebilir; tenkiste ise süre işler ve yalnızca saklı pay oranında geri alma söz konusudur.
- Devir sonrası yasal ipoteği istememek. Taşınmazını devreden bakılan kişi, güvence olarak yasal ipotek hakkını devir sırasında kullanmalıdır (TBK m.613).
- Gerçekten bakılan hâlde de “muvazaa kesin kazanılır” sanmak. Yargıtay, gerçek bakım ihtiyacı ve orantılı devir hâllerinde sözleşmeyi geçerli sayabilir; sonuç somut delile bağlıdır.
Özet
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakıp gözetme karşılığında malvarlığı devrini konu alan, talih unsuru taşıyan iki taraflı bir sözleşmedir (TBK m.611).
- Şekil: miras sözleşmesi şeklinde (resmî/noter) yapılmadıkça geçersizdir (TBK m.612); resmî şekilsiz sözleşme tapu iptaline dayanak olmaz.
- Bakım borçlusu uygun gıda-konut, tedavi ve manevi destek sağlamakla yükümlüdür (TBK m.614); yapmazsa sözleşme feshedilebilir (TBK m.616-617).
- Mirasçıların asıl silahı muris muvazaasıdır (süresiz); ispatlanamazsa saklı pay için tenkis (TMK m.571 süreli) gündeme gelir.
- Sonuç, sözleşmenin adına değil, gerçek bakım ihtiyacı ve edim dengesi gibi somut olguların ispatına bağlıdır.
İlgili yazılar: Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir? · Tenkis Davası ve Saklı Pay · Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?
Sıkça Sorulan Sorular
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedir?
Bir kişinin (bakım borçlusunun) karşı tarafa ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakılan kişinin (bakım alacaklısının) da bir malvarlığını ya da bazı mallarını ona devretmeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m.611). Genellikle yaşlı bir kişinin, kendisine bakılması karşılığında evini/tarlasını devretmesi biçiminde kurulur.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi noterde mi yapılır?
Evet. Sözleşme, mirasçı atanmasını içermese bile miras sözleşmesi şeklinde, yani resmî biçimde yapılmadıkça geçerli olmaz (TBK m.612). Uygulamada noterde düzenleme biçiminde yapılır. Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yapılıyorsa yazılı şekil yeterlidir.
Adi (elle yazılı) ölünceye kadar bakma sözleşmesi geçerli mi?
Hayır. Resmî şekil bir geçerlilik şartıdır; adi yazılı yapılan sözleşme geçersizdir. Yargıtay, resmî şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak tapu iptali ve tescil hükmü kurulamayacağını belirtmiştir (14. HD, E. 2016/10052).
Bakım borçlusunun (bakanın) yükümlülükleri nelerdir?
Bakım borçlusu, bakım alacaklısını ailesine kabul edip ona özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve tedavi ettirmekle yükümlüdür (TBK m.614). Bakılan kişi, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış sayılır.
Bakım yapılmazsa sözleşme feshedilebilir mi?
Evet. Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması yüzünden birlikte yaşam çekilmez hâle gelirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir (TBK m.617). Ayrıca edimler arasında önemli oransızlık varsa, altı ay önceden bildirimle önel vererek fesih de mümkündür (TBK m.616).
Ölünceye kadar bakma sözleşmesini mirasçılar feshedebilir mi?
Bakımın yapılmadığı gerekçesiyle fesih hakkı, bakılan kişinin sağlığında kullanması gereken kişiye bağlı bir haktır. Yargıtay, bakım alacaklısının mirasçılarının 'bakım yapılmadı' savunmasıyla bu davayı açamayacağını belirtir. Ancak mirasçılar sözleşmenin muvazaalı olduğunu her zaman ileri sürebilir (14. HD, E. 2016/10052).
Mirasçılar ölünceye kadar bakma sözleşmesine nasıl itiraz eder?
En sık yol muris muvazaasıdır: sözleşmenin görünürde bakım karşılığı devir, gerçekte ise mirastan mal kaçırma amaçlı bir bağış olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açarlar. Bunun mümkün olmadığı hâllerde saklı payları için tenkis davası gündeme gelir (TBK m.615).
Muris muvazaası nasıl ispatlanır?
Mahkeme, mirasbırakanın gerçek iradesinin bakım mı yoksa mal kaçırma mı olduğunu araştırır. Kişinin bakıma gerçekten ihtiyacı olup olmadığı, mallarının tamamını mı devrettiği, edimler arasında aşırı oransızlık bulunup bulunmadığı ve tanık beyanları değerlendirilir. Tek malvarlığının tamamının devri, mal kaçırma iradesine işaret edebilir (1. HD, E. 2019/3047).
Muris muvazaası davasında zamanaşımı var mı?
Muvazaa iddiası bakımından bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı yoktur; muvazaa her zaman ileri sürülebilir. Buna karşılık tenkis davasının kendine özgü hak düşürücü süreleri vardır: saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde on yıl (TMK m.571).
Bakılan kişi taşınmazı devrettikten sonra bir güvencesi var mı?
Evet. Bir taşınmazını bakım borçlusuna devreden bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak için o taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir (TBK m.613). Böylece bakım yapılmazsa alacağını taşınmaz üzerinden güvenceye almış olur.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi davalarında hangi mahkeme görevlidir?
Sözleşmenin iptali, tapu iptali ve tescil, tenkis gibi uyuşmazlıklar malvarlığı haklarına ilişkin olduğundan, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m.2). Yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de gündeme gelir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile vasiyetname aynı şey mi?
Değildir. Vasiyetname, tek taraflı ve ölüme bağlı bir tasarruftur; kişi her zaman dönebilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ise iki taraflı bir sözleşmedir ve devir çoğu zaman sağlararası (kişi hayattayken) gerçekleşir. Yalnızca şekli, miras sözleşmesiyle aynıdır (TBK m.612).
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler