
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Müteveffa Ne Demek?
- Ölmüş Kişiye Karşı Açılan Dava: Düzeltilebilir mi?
- Müteveffa ile Muris Arasındaki Fark
- Miras Dosyasında Müteveffa
- Tazminat Dosyasında Müteveffa
- Destek Tazminatı Mirasla Geçmez
- 31 Temmuz 2026 Değişikliği: Faiz Başlangıcı İkiye Ayrıldı
- Müteveffanın Kusuru Ne Anlama Gelir?
- Sigorta ve Sosyal Güvenlik Dosyalarında Müteveffa
- Dosyada Taraf Rolü “Müteveffa” Görünüyorsa
- Sık Karıştırılan Terimler
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Müteveffa, vefat etmiş kişi demektir. Hukuk dilinde ölen kişiyi anlatmak için kullanılan, kanunun değil uygulamanın terimidir. Sık karıştırıldığı muris ile aynı kişiyi anlatabilir ama aynı şeyi söylemez: müteveffa kişinin öldüğünü, muris ise geride miras bıraktığını vurgular. Bu yüzden müteveffa terimi miras dosyalarının yanında tazminat, sigorta ve sosyal güvenlik dosyalarında da karşınıza çıkar.
Bu Durumda mısınız?
- Elinize ulaşan dilekçede veya bilirkişi raporunda “müteveffa” ifadesini gördünüz ve kimin kastedildiğini çözmeye çalışıyorsunuz.
- Ölümlü bir trafik kazası dosyasında taraf konumundasınız ve müteveffanın kusurundan söz ediliyor.
- Aynı belgede hem “muris” hem “müteveffa” geçiyor; iki farklı kişi mi diye tereddüt ediyorsunuz.
- Sigorta veya sosyal güvenlik yazışmasında bu terimle karşılaştınız.
- Ölen yakınınızın alacakları ve borçlarının ne olacağını merak ediyorsunuz.
Müteveffa Ne Demek?
Müteveffa sözcüğü Arapça kökenlidir ve “vefat etmiş” anlamına gelir. Hukukta bir sıfat gibi işler: kişinin dosyadaki rolünü değil, yalnızca hayatta olmadığını bildirir. Bu yüzden terimi tek başına gördüğünüzde kişinin miras bırakan mı, kazada ölen mi, sigortalı mı olduğunu anlayamazsınız; bunu belirleyen, dosyanın türüdür.
Hukukumuzda ölümün ilk ve en temel sonucu kişiliğin sona ermesidir:
Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.28)
Bunun pratik sonucu şudur: ölen kişi artık hak sahibi olamaz ve davada taraf olamaz. Ölen adına dava açılmaz; dava mirasçılara veya terekeye karşı, ya da mirasçılar tarafından açılır. Uygulamada en sık görülen usul hatalarından biri, ölen kişiyi taraf gösteren dilekçelerdir.
Ölmüş Kişiye Karşı Açılan Dava: Düzeltilebilir mi?
Burada çok yayılmış bir yanlış inanış vardır: “davalı ölmüşse mirasçılarını davaya dahil ederiz, dosya devam eder.” Bağlayıcı içtihat bunun tersini söyler. Yargıtay, dava açılmadan önce ölmüş bir kişi davalı gösterilmişse davanın reddedilmesi gerektiğine, mirasçıların o davaya sokulamayacağına içtihadı birleştirme yoluyla karar vermiştir:
“Davalının davanın açılmasından önce ölmesi halinde davanın reddi gerektiğine, mirasçıların bu davada yer alamayacağına”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E. 1978/4, K. 1978/5, T. 04.05.1978)
Aynı kararda bu sonucun gerekçesi de açıktır: mevzuatımız, ölmüş bir kimse hakkında açılan davaya bakılmasına ve mirasçıların ıslah yoluyla davalı sayılmasına yer vermemiştir; mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılması zorunludur. Karar, HUMK döneminde verilmiştir; bugünkü karşılığı ise taraf ehliyetini dava şartı sayan ve eksikliğinde usulden ret öngören düzenlemedir (HMK m.114/1-d ve m.115/2).
Bu eksikliği mahkeme kendiliğinden gözetir; tarafın ileri sürmesi beklenmez:
“Somut olayda olduğu gibi, dava tarihinden önce ölmüş bulunan bir kişiye karşı dava açılmış olması halinde, mahkemenin, davalının taraf ehliyetinin bulunmadığını öğrenmesi üzerine, davayı mesmu olmadığından dolayı kendiliğinden reddetmesi gerekir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/1-169, K. 2009/250, T. 10.06.2009)
Pratik sonuç: dava dilekçesini vermeden önce karşı tarafın hayatta olup olmadığını kontrol etmek, sonradan onarılamayacak bir usul hatasını önler. Dava açıldıktan sonra meydana gelen ölüm ise bambaşka bir rejime tabidir: HMK m.55 uyarınca mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu konudaki kanuni süreler geçinceye kadar dava ertelenir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Yani sonradan gerçekleşen ölüm davayı düşürmez, duraklatır.
Müteveffa ile Muris Arasındaki Fark
İki terim çoğu zaman aynı kişiyi işaret eder, ama farklı şeyi anlatır:
| Terim | Neyi vurgular? | Nerede kullanılır? |
|---|---|---|
| Müteveffa | Kişinin ölmüş olduğunu | Her tür dosya: tazminat, sigorta, sosyal güvenlik, ceza, miras |
| Muris | Kişinin geride miras bıraktığını | Miras hukuku uyuşmazlıkları |
| Mirasbırakan | Aynı kavramın kanundaki karşılığı | Türk Medeni Kanunu metni |
Kısaca: her muris müteveffadır, ama her müteveffa muris sıfatıyla anılmaz. Ölümlü bir iş kazası dosyasında hayatını kaybeden işçi baştan sona “müteveffa” olarak anılabilir; o dosyada miras paylaşımı hiç tartışılmıyorsa “muris” nitelemesi gündeme gelmez.
Muris ve mirasbırakan arasındaki eski kanun-yeni kanun ayrımı için muris ne demek yazımıza bakabilirsiniz.
Miras Dosyasında Müteveffa
Kişi miras hukuku bakımından anıldığında belirleyici olan ölüm anıdır:
Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.575)
Ölüm anıyla birlikte kişinin malvarlığı terekeye dönüşür. Tereke yalnızca alacakları değil borçları da kapsar; bu yüzden mirası kabul eden mirasçı borçlardan da sorumlu olur. Mirasçılık sıfatının belgelenmesi için veraset ilamı yazımıza, terekenin güvenceye alınması için terekenin tespiti davası yazımıza bakabilirsiniz.
Tazminat Dosyasında Müteveffa
Terimin en yoğun kullanıldığı alan aslında miras değil, ölümlü olaylara ilişkin tazminat dosyalarıdır. Kanun, ölüm hâlinde doğan zarar kalemlerini ayrıca sayar:
Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53)
Bu maddedeki üçüncü kalem, uygulamanın en tartışmalı alanı olan destekten yoksun kalma tazminatıdır. Buradaki ayrım kritiktir: bu talep, ölenin mirasçısı olmaktan değil, onun desteğinden fiilen yoksun kalmaktan doğar. Dolayısıyla mirasçı olmayan bir kişi de fiilen destek görüyorduysa talepte bulunabilir; buna karşılık mirasçı olmak tek başına bu tazminatı hak etmeye yetmez.
Aynı dosyada kişinin iki ayrı sıfatla anılması bu yüzdendir: ölüm anında doğmuş alacakları (örneğin ödenmemiş ücreti) bakımından muris, desteğinden yoksun kalınması bakımından ise müteveffa olarak. Tazminat kalemleri, hesaplama ve süreler için trafik kazası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Destek Tazminatı Mirasla Geçmez
Destekten yoksun kalanın hakkı, ölenden intikal eden bir hak değil, o kişinin kendisinde doğan bağımsız bir haktır. Dayanak TBK m.53/3’tür ve 4. Hukuk Dairesi ayrımı doğrudan kurmuştur:
“Önemle vurgulanmalıdır ki TBK’nın 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10720, K. 2025/15717, T. 25.11.2025 — bozma)
Ayrımın dayandığı nokta, destek talebinin terekeye dahil olmamasıdır. Kalem mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminden yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na taşınmıştır; sözcük değişmiş, ayrım korunmuştur.
İki metin yan yana konduğunda bu yazının konusu olan sözcüğün nereden geldiği de görünür.
818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu m.45 — Ölüm hâlinde zarar
Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararınıda tazmin etmek lazımgelir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53 — Ölüm
Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
Mülga Kanun “müteveffa” derken yürürlükteki Kanun “ölen” demektedir. Anlam aynıdır; değişen, kanun dilinin sadeleşmesidir.
Bunun iki somut sonucu vardır. Birincisi, ölenin mirasını reddeden bir yakını, destekten yoksun kalma tazminatı talebini yine de ileri sürebilir; çünkü bu talep terekeden gelmez. İkincisi, ölenin sağlığında yaptığı bir feragat veya ibra, desteğinden yoksun kalanın kendi hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Aynı karar, anne-babanın çocuğunu kaybettiği dosyalar için de iki noktayı bağlayıcı biçimde çözmüştür: desteklik ilişkisinin ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartı aranmaz (oy birliğiyle) ve çocukların anne-babaya destek olduğu karine olarak kabul edilir:
“Anne-babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiğine”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2016/5, K. 2018/6, T. 22.06.2018)
Bu iki hüküm de mülga 818 sayılı Kanun dönemine ait gerekçeyle kurulmuştur ve yürürlükteki 6098 sayılı Kanun m.53 karşısında geçerliliğini korur. Kararın gerekçesinde bu karinenin sınırı da çizilmiştir: anne-babanın varlıklı olması ya da çocuğun nakdî katkı sağlamıyor olması, tek başına desteğin yokluğu anlamına gelmez; hizmet ve yardım biçimindeki katkılar da destek sayılır.
31 Temmuz 2026 Değişikliği: Faiz Başlangıcı İkiye Ayrıldı
Destekten yoksun kalma tazminatının faizi bakımından 2026’da önemli bir değişiklik yapıldı. 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu m.55’e eklenen fıkra, tek bir faiz başlangıcı yerine dönemsel bir ayrım getirdi:
7589 sayılı Kanun m.18 — Borçlar Kanununa eklenen faiz fıkrası
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Yani kazancın bilindiği döneme düşen tazminat kısmına olay tarihinden, bilinemediği (varsayımsal/ileriye dönük) döneme düşen kısma ise karar tarihinden faiz yürür. Aynı maddeye eklenen ikinci fıkra da tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edileceğini düzenler.
Bu değişiklik geriye yürümez. Kanun, hangi dosyalara uygulanacağını ayrıca hükme bağlamıştır:
7589 sayılı Kanun geçici m.1 — İntikal hükümleri
Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Belirleyici olan davanın açıldığı tarih değil, olayın gerçekleştiği tarihtir: 31.07.2026’dan önce meydana gelmiş bir kaza bakımından dosya bugün açılsa bile eski faiz rejimi uygulanır.
Müteveffanın Kusuru Ne Anlama Gelir?
Bilirkişi raporlarında sık geçen bu ifade, ölen kişinin olayın meydana gelmesindeki payını anlatır. Kusur dağılımı iki ayrı eksende sonuç doğurur: ölenin kendisinde doğmuş taleplerde ve desteğinden yoksun kalanların taleplerinde. Bu iki eksen aynı yüzdeyle işlemek zorunda değildir ve talebin hukuki dayanağına göre değerlendirilir.
Bu nedenle “müteveffa kusurluydu” cümlesi tek başına bir sonuç vermez; hangi talep, kime karşı ve hangi dayanakla ileri sürülüyor, önce bunun belirlenmesi gerekir. Ölümlü kazalarda cezai boyut için taksirle öldürme yazımıza bakabilirsiniz.
Sigorta ve Sosyal Güvenlik Dosyalarında Müteveffa
Terim, zorunlu mali sorumluluk sigortası, hayat sigortası ve sosyal güvenlik yazışmalarında da yerleşiktir. Bu dosyalarda dikkat edilmesi gereken nokta, hak sahipliğinin dayanağıdır: bazı ödemeler terekeye dahil olup mirasçılara geçerken, bazıları doğrudan belirli hak sahiplerine tanınır ve mirasçılık sıfatından bağımsızdır. Hangi ödemenin hangi kategoriye girdiği, poliçe veya mevzuat hükmüne göre belirlenir.
Dosyada Taraf Rolü “Müteveffa” Görünüyorsa
UYAP ekranında veya dosya bilgilerinde taraf rolünün “müteveffa” olarak yazması, o kişinin dosyada vefat etmiş taraf olarak kayıtlı olduğunu gösterir. “Taraf rolü” bir sistem kaydıdır; kanunun kullandığı bir terim değildir. Hukuki sonuç, ölümün ne zaman gerçekleştiğine göre değişir.
Kişi dava açılmadan önce vefat etmişse dava mirasçılara karşı açılır veya mirasçılar tarafından açılır; müteveffa taraf sıfatını taşımaz, uyuşmazlığın kaynağıdır. Ölüm yargılama sırasında gerçekleşmişse kanun ayrı bir kural öngörür:
6100 sayılı HMK m.55 — Dava sırasında taraflardan birinin ölümü
Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.
Buradan iki sonuç çıkar. Dosyanın ertelenmesi kendiliğinden değil, mirasın kabul veya reddi için kanunla belirlenen sürelere bağlıdır. Erteleme süresi beklenirken gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim, talep üzerine davayı takip etmek için kayyım atayabilir; bu, ertelemenin dosyayı süresiz durdurmasını önleyen bir yoldur.
Sık Karıştırılan Terimler
| Terim | Kim? |
|---|---|
| Müteveffa | Ölen kişi — dosyadaki rolünü değil, ölmüş olduğunu belirtir |
| Muris / mirasbırakan | Ölen kişi, miras bırakan sıfatıyla |
| Mirasçı | Mirası kazanan kişi |
| Destekten yoksun kalan | Ölenin desteğini fiilen yitiren kişi — mirasçı olması şart değil |
| Tereke | Kişi değil; ölenin geride bıraktığı malvarlığının bütünü |
Sık Yapılan Hatalar
- Müteveffa ile murisi eş anlamlı sanmak. Aynı kişiyi anlatabilirler ama muris, miras bırakan sıfatını vurgular.
- Ölen kişiyi davada taraf göstermek. Kişilik ölümle sona erer; dava mirasçılara veya terekeye yöneltilir.
- Ölü davalıyı ıslahla düzeltebileceğini sanmak. Dava açılmadan önce ölmüş davalı bakımından mirasçılar davaya dahil edilemez; ayrı dava açmak gerekir.
- Destekten yoksun kalmayı mirasçılık sanmak. Bu talep mirasçılıktan değil, fiilen destek görmekten doğar.
- Mirası reddedince destek tazminatının da düştüğünü sanmak. Destek talebi terekeden gelmediği için mirasın reddinden etkilenmez.
- Terekeyi yalnızca mal saymak. Tereke borçları da kapsar; kabul eden mirasçı borçtan da sorumlu olur.
- Ölüm tarihini önemsememek. Miras, tazminat ve sigorta dosyalarında sürelerin başlangıcı bu tarihtir.
- Kusur oranını tek sonuç sanmak. Müteveffanın kusuru, hangi talebin kim tarafından ileri sürüldüğüne göre farklı sonuç doğurur.
Özet
- Müteveffa, vefat etmiş kişi demektir; kanunun değil uygulamanın terimidir.
- Muris ise aynı kişiyi miras bırakan sıfatıyla anlatır; her muris müteveffadır, tersi her zaman doğru değildir.
- Kişilik ölümle sona erer; ölen kişi taraf ehliyetini kaybeder, dava mirasçılara veya terekeye yöneltilir.
- Miras dosyasında belirleyici olan ölüm anıdır; tereke hem alacakları hem borçları kapsar.
- Tazminat dosyasında destekten yoksun kalma, mirasçılıktan değil fiilen destek görmekten doğar; içtihadı birleştirme kararı bu hakkın miras yoluyla kazanılmadığını açıkça belirtir.
- Dava açılmadan önce ölmüş bir kişiye karşı açılan dava reddedilir; mirasçılar o dosyaya sokulamaz, ayrı dava gerekir.
- 31.07.2026’dan sonra meydana gelen olaylarda destek tazminatının faizi ikiye ayrılır: kazancın bilindiği döneme olay tarihinden, bilinemediği döneme karar tarihinden.
- Müteveffanın kusuru tek başına sonuç vermez; talebin dayanağına göre değerlendirilir.
İlgili yazılar: Muris Ne Demek? · Trafik Kazası Tazminat Davası: Şartlar, Hesap ve Süre · Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır? · Reddi Miras Nasıl Yapılır? Mirasın Reddi ve Süresi
Sıkça Sorulan Sorular
Dosyada taraf rolü müteveffa yazıyor, ne demek?
O kişinin dosyada vefat etmiş taraf olarak kayıtlı olduğunu gösterir. Taraf rolü bir sistem kaydıdır, kanunun terimi değildir. Ölüm yargılama sırasında gerçekleşmişse HMK m.55 uygulanır: mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim talep üzerine kayyım atayabilir.
Müteveffa ne demek?
Müteveffa, vefat etmiş kişi demektir. Arapça kökenli bu sözcük hukuk dilinde ölen kişiyi anlatmak için kullanılır. Bir sıfat gibi işler; kişinin dosyadaki rolünü değil, yalnızca hayatta olmadığını bildirir. Bu yüzden miras, tazminat, sigorta ve ceza dosyalarının hepsinde karşınıza çıkabilir.
Müteveffa ile muris aynı şey mi?
Aynı kişiyi anlatabilirler ama aynı şeyi söylemezler. Müteveffa sadece ölmüş olmayı ifade eder; muris ise o kişinin geride miras bırakan sıfatını vurgular. Her muris müteveffadır, ancak her müteveffa bir miras uyuşmazlığının tarafı olmayabilir.
Müteveffa ile mirasbırakan arasında fark var mı?
Mirasbırakan, yürürlükteki Türk Medeni Kanununun terimidir ve kişiyi miras hukuku bakımından tanımlar. Müteveffa ise kanunun terimi değil, uygulama dilinin sözcüğüdür ve miras dışındaki dosyalarda da kullanılır. İkisi çakışabilir ama eş anlamlı değildir.
Kanunda müteveffa kelimesi geçer mi?
Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu bu sözcüğü kullanmaz. Kanun metinlerinde ölen kişi için mirasbırakan, ölen ya da destek gibi ifadeler yer alır. Müteveffa terimi dilekçelerde, bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararlarında yaşayan bir uygulama terimidir.
Tazminat dosyasında müteveffa kimdir?
Ölümlü kaza veya olay dosyalarında hayatını kaybeden kişidir. Bu kişinin mirasçısı olmak ile onun desteğinden yoksun kalmak farklı şeylerdir; tazminat talepleri bu ayrım üzerine kurulur. Aynı dosyada kişi hem müteveffa hem muris olarak anılabilir.
Müteveffanın kusuru ne anlama gelir?
Ölen kişinin olayın meydana gelmesindeki payını anlatır. Kusur dağılımı, hem ölenin mirasçılarına geçen taleplerde hem desteğinden yoksun kalanların taleplerinde tartışma konusu olur. Kusurun tazminata etkisi dosyanın türüne ve talebin dayanağına göre değişir.
Müteveffanın borçları mirasçılara geçer mi?
Tereke yalnızca malvarlığını değil borçları da kapsar. Bu nedenle mirası kabul eden mirasçı borçlardan da sorumlu olur. Mirasçıların bu sonuçtan kaçınmak için kullanabileceği yollar mirasın reddi ve tereke ile ilgili koruma önlemleridir.
Müteveffa mı merhum mu yazılmalı?
İkisi de ölen kişiyi anlatır; merhum daha çok günlük ve saygı ifade eden kullanımdır, müteveffa ise resmî ve hukuki metinlerin terimidir. Dilekçede hangisinin kullanıldığı hukuki sonucu değiştirmez; önemli olan kişinin künye bilgileriyle açıkça belirlenmesidir.
Ölen kişi adına dava açılabilir mi?
Hayır. Kişilik ölümle sona erdiğinden ölen kişi taraf ehliyetini kaybeder. Dava, terekeye veya mirasçılara karşı ya da mirasçılar tarafından açılır. Ölen kişi adına açılmış bir dava taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir.
Davalı dava açılmadan önce ölmüşse mirasçıları davaya dahil edilebilir mi?
Hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu 04.05.1978 tarihli kararında, davalının davanın açılmasından önce ölmesi hâlinde davanın reddi gerektiğine ve mirasçıların bu davada yer alamayacağına karar vermiştir. Islah yoluyla da düzeltilemez; mirasçılara karşı ayrı bir dava açılması gerekir. Mahkeme bu eksikliği kendiliğinden gözetir. Dava açıldıktan sonra gerçekleşen ölüm ise farklıdır, yargılama mirasçılarla sürdürülür.
Mirası reddeden kişi destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir mi?
Evet. Destekten yoksun kalma tazminatı ölenden intikal eden bir hak değil, desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan bağımsız bir haktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.06.2018 tarihli kararında bu talebin miras yoluyla kazanılan ve mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle mirasın reddi, destek tazminatı talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Destek tazminatında faiz ne zaman başlar?
31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun değişikliğiyle Türk Borçlar Kanunu m.55'e eklenen fıkra uyarınca faiz ikiye ayrılır. Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden kanuni faiz işletilir. Bu kural yalnızca değişikliğin yürürlüğünden sonra meydana gelen olaylara uygulanır; daha önceki olaylarda eski hükümler geçerlidir.
Müteveffanın alacakları ne olur?
Ölüm anında doğmuş bulunan alacaklar terekeye dahil olur ve mirasçılara geçer. Ölüme bağlı olarak doğan ve kişinin kendisinde hiç doğmamış olan talepler ise mirasçılık yoluyla değil, hak sahibi sıfatıyla ileri sürülür. Bu ayrım dosyanın kurgusunu belirler.
Destekten yoksun kalma tazminatı mirasçılık sıfatına mı bağlıdır?
Hayır. Bu talep, ölenin desteğinden fiilen yoksun kalan kişilere aittir. Mirasçı olmayan bir kişi de fiilen destek alıyorduysa talepte bulunabilir; buna karşılık mirasçı olmak tek başına bu tazminatı hak etmeye yetmez.
Nüfus kaydında müteveffa ibaresi ne anlama gelir?
Kişinin ölüm kaydının nüfus siciline işlendiğini gösterir. Ölüm tarihi miras, tazminat ve sigorta dosyalarında zamanaşımı ile hak sahipliğinin başlangıcını belirlediğinden, nüfus kaydındaki tarih dosyanın en kritik verilerinden biridir.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler