
İçindekiler 18
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Müşteki Ne Demek?
- ”Müşteki” Kelimesi Kanunda Neden Geçmez?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Mağdur, Şikâyetçi, Suçtan Zarar Gören: Hangisi Sizsiniz?
- Müşteki ile Katılan Arasındaki Fark
- Müşteki Sanık Ne Demek?
- Müştekinin Soruşturma Evresindeki Hakları
- Müştekinin Kovuşturma Evresindeki Hakları
- Katılma Talebiniz Karara Bağlanmazsa Ne Olur?
- Müşteki Süreleri Tablosu
- Uzlaştırma: Dava Açılmadan Önce Size Teklif Gelir
- Şikâyetten Vazgeçme ve Sonuçları
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Müşteki Yargıtay Kararları
- Özet
Kısa Cevap
Müşteki, bir suç nedeniyle şikâyetçi olan kişidir. Mahkeme evrakında ve UYAP ekranlarında adınızın yanında “müşteki” yazması, şikâyetinizin kayda geçtiği anlamına gelir. Ancak müşteki olmak, davanın tarafı olmak değildir: dosyada söz sahibi olmak ve kararı temyiz edebilmek için ayrıca katılan sıfatını almanız gerekir.
Bu Durumda mısınız?
- Karakolda şikâyette bulundunuz; size gelen tebligatta “müşteki” yazıyor ve bunun ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz.
- Duruşmaya çağrıldınız, ifadeniz alındı; ama davaya katılmak isteyip istemediğiniz size hiç sorulmadı.
- Sanık beraat etti; kararı temyiz etmek istiyorsunuz, fakat “katılan olmadığınız için hakkınız yok” dendi.
- Karşılıklı bir kavga sonrası hem sizden şikâyetçi olundu hem siz şikâyetçi oldunuz; evrakta “müşteki sanık” ibaresini gördünüz.
- Şikâyetinizden vazgeçtiniz, sonra fikrinizi değiştirdiniz.
Bu yazı genel bir çerçeve sunar. Kendi dosyanızdaki usulî durum, tutanaklara ne geçtiğine göre değişir; somut durumunuz için bir avukata danışınız.
Müşteki Ne Demek?
Müşteki, sözlük anlamıyla “şikâyet eden” demektir. Ceza muhakemesi uygulamasında ise, bir suçtan dolayı Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa şikâyette bulunan ve bu sıfatla dosyada yer alan kişiyi anlatır.
Şikâyetin nasıl yapılacağı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmiştir; şikâyet için dilekçe şart değildir, sözlü başvuru da yeterlidir:
CMK m.158 — İhbar ve şikâyet
İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
Uygulamada bu sıfat çok yaygındır: iddianamenin başında, duruşma tutanağında, gerekçeli kararın künyesinde adınızın karşısında “MÜŞTEKİ” ibaresini görürsünüz. Yargıtay da kararlarında bu terimi doğrudan kullanır.
Ancak burada, çoğu kişinin fark etmediği bir ayrıntı vardır.
”Müşteki” Kelimesi Kanunda Neden Geçmez?
Şaşırtıcı olabilir: “müşteki” kelimesi ne Türk Ceza Kanunu’nda ne de Ceza Muhakemesi Kanunu’nun metninde geçer. Her iki kanun da bu kavramı hiç kullanmaz.
Kanunun kullandığı terimler bunlardır:
- mağdur
- şikâyetçi
- suçtan zarar gören
- katılan
Peki o hâlde “müşteki” nedir? Bir uygulama terimidir. Osmanlıca kökenli bu kelime, mahkeme evrakında ve UYAP sisteminde “şikâyetçi”nin karşılığı olarak yerleşmiştir. Yanlış ya da geçersiz bir terim değildir — Yargıtay’ın kendisi de kararlarında kullanır. Sadece kanunun sözlüğünde yer almaz.
Bu ayrımın pratik bir sonucu vardır: kanun metninde haklarınızı ararken “müşteki” kelimesini aramayın, bulamazsınız. Haklarınız “mağdur ile şikâyetçinin hakları” başlıklı maddede düzenlenmiştir. Yani evrakta gördüğünüz sıfat ile kanunda aramanız gereken sıfat farklıdır.
Dayandığı Kanun Maddeleri
Müştekinin konumu üç maddenin kesişiminde durur: hakları CMK m.234’te, davaya katılma CMK m.237’de, kanun yoluna başvurma ise CMK m.260’ta düzenlenmiştir.
CMK m.237 — Kamu davasına katılma
Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
CMK m.260 — Kanun yollarına başvurma hakkı
Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
Bu ikinci madde, yazının en önemli cümlesini içerir. Kanun, kanun yolunu yalnız “katılan” sıfatını almış olanlara değil, “katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar” ile katılma isteği karara bağlanmamış olanlara da açık tutmuştur. Aşağıda göreceğiniz gibi, Yargıtay bu hükmü müştekiler lehine istikrarlı biçimde uygular.
Şikâyet süresi ve şikâyetten vazgeçme ise Türk Ceza Kanunu’ndadır:
TCK m.73 — Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Aynı maddenin dördüncü fıkrası, vazgeçmenin sonucunu düzenler:
Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
Not: 2024 yılında yapılan bir değişiklikle, hakaret suçu bakımından şikâyet süresine ayrıca üst sınır getirilmiştir; bu suçta şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
Mağdur, Şikâyetçi, Suçtan Zarar Gören: Hangisi Sizsiniz?
Bu üç kavram günlük dilde aynı şeymiş gibi kullanılır; hukukta değildir. Ceza Genel Kurulu, kavramları birbirinden şöyle ayırır:
“Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/157, K. 2017/325, T. 13.06.2017 — bozma kararının kaldırılması)
Kısaca:
- Mağdur, suçun doğrudan üzerinde işlendiği kişidir; ceza hukukunda yalnızca gerçek kişi mağdur olabilir.
- Suçtan zarar gören, suç nedeniyle zarara uğrayan kişidir; bu, gerçek kişi de tüzel kişi de olabilir. Her mağdur aynı zamanda suçtan zarar görendir, ama her suçtan zarar gören mağdur değildir.
- Malen sorumlu, hükmün mali sonuçlarına katlanacak kişidir. Genel Kurul bunu şöyle tanımlar:
“Malen sorumlu; yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişidir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/157, K. 2017/325, T. 13.06.2017 — bozma kararının kaldırılması)
Kritik sınır: zarar doğrudan olmalıdır. Davaya katılabilmek için suçtan dolaylı biçimde etkilenmiş olmak yetmez.
Müşteki ile Katılan Arasındaki Fark
İşte yazının kalbi: müşteki olmak, davanın tarafı olmak değildir.
Şikâyetçi olduğunuzda dosyada “müşteki” olarak görünürsünüz. Ancak davada söz sahibi olmak, delil sunmak, tanık dinletmek ve en önemlisi kararı temyiz edebilmek için davaya katılmanız ve mahkemenin katılma talebinizi kabul etmesi gerekir. Talebiniz kabul edildiğinde dosyadaki sıfatınız değişir: artık katılan (uygulamadaki eski adıyla müdahil) olursunuz. Katılan/müdahil sıfatının ayrıntısı ve hakları için: Müdahil ne demek? Kanun da kanun yolu hakkını “katılan sıfatını almış olanlar” bakımından ayrıca düzenler (CMK m.260/1).
Katılma, kamu davası açıldıktan sonra mahkemeye dilekçe vermek ya da duruşmada sözlü olarak talepte bulunmak (ve bunun tutanağa geçirilmesi) yoluyla olur (CMK m.238/1). Zaman sınırı vardır: ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar katılma talebinde bulunulabilir (CMK m.237/1).
Peki katılma hakkınız var da bunu bilmiyorsanız? Mahkeme bunu size sormak zorundadır. Sormazsa, bu tek başına bozma sebebidir. Aşağıdaki 2. Ceza Dairesi kararı tam olarak bu yüzden hükmü bozmuştur.
Müşteki Sanık Ne Demek?
Evrakınızda “müşteki sanık” ibaresini gördüyseniz, bu bir çelişki değildir. Aynı kişi, aynı olayda hem şikâyetçi hem sanık olabilir. Tipik örnek karşılıklı kavgadır: iki taraf da birbirinden şikâyetçi olur, savcılık her ikisi hakkında da dava açar. Bu durumda her iki kişi de dosyada hem müşteki hem sanık sıfatını taşır.
Yargıtay bu ibareyi kararlarında doğrudan kullanır. Pratik sonucu şudur: iki sıfatınız birbirini yutmaz. Sanık olmanız, müşteki olarak sahip olduğunuz hakları (katılma talebinde bulunmak, kararı temyiz etmek) ortadan kaldırmaz. Aşağıda göreceğiniz 2. Ceza Dairesi kararında, mahkeme müşteki sanığa davaya katılmak isteyip istemediğini sormamış ve hüküm bu nedenle bozulmuştur.
Müştekinin Soruşturma Evresindeki Hakları
Soruşturma, savcılık aşamasıdır (henüz dava açılmamıştır). Kanun bu evrede mağdur ile şikâyetçiye şu hakları tanır (CMK m.234/1-a):
- Delillerin toplanmasını isteme.
- Soruşturmanın gizliliğini ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme.
- Belirli suçlarda (cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlar) vekili yoksa barodan avukat görevlendirilmesini isteme.
- CMK m.153’e uygun olmak koşuluyla, vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini ve elkonulan eşyayı inceletme.
- Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme (süresi ve usulü için: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK)).
Ayrıca kanun, bu hakların size anlatılmasını emreder: “Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır” (CMK m.234/3).
Müştekinin Kovuşturma Evresindeki Hakları
Kovuşturma, dava açıldıktan sonraki mahkeme aşamasıdır. Haklar burada genişler (CMK m.234/1-b):
- Duruşmadan haberdar edilme.
- Kamu davasına katılma.
- Tutanak ve belgelerden örnek isteme.
- Tanıkların davetini isteme.
- Belirli suçlarda barodan avukat görevlendirilmesini isteme.
- Davaya katılmış olma koşuluyla, davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.
“Tutanak ve belgelerden örnek isteme” hakkı, kanunun ilk hâlinde “vekili aracılığı ile” tutanak ve belgelerden örnek isteme biçimindeydi. Yani avukatınız yoksa belge örneği alamıyordunuz.
Anayasa Mahkemesi bu ibareyi iptal etti. 17.05.2012 tarihli ve E. 2011/37, K. 2012/69 sayılı kararıyla, CMK m.234/1-(b)-(3) bendindeki “vekili aracılığı ile” ibaresi oybirliğiyle Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Sonuç: kovuşturma evresinde tutanak ve belgelerden örnek istemek için avukatınızın olması gerekmez; bizzat isteyebilirsiniz.
Bu iptal yalnızca kovuşturma evresine ilişkindir. Soruşturma evresinde belgeleri inceletme hakkı (m.234/1-a-4) hâlâ “vekili aracılığı ile” ibaresini taşır. Yani iki evre farklı rejime tabidir.
Katılma Talebiniz Karara Bağlanmazsa Ne Olur?
Sorun budur: müşteki duruşmada şikâyetçi olduğunu söyler, hatta açıkça davaya katılmak istediğini beyan eder, ama mahkeme bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir karar vermez. Sonra hüküm kurulur. Müşteki temyiz etmek ister ve “siz katılan değilsiniz” cevabıyla karşılaşır.
Kanun bu boşluğu kapatmıştır. CMK m.260/1, kanun yolunu “katılma isteği karara bağlanmamış” olanlara da açık tutar. Ceza Genel Kurulu bunun nasıl işleyeceğini şöyle açıklar:
“Yasayolu yargılamasında, katılma isteminde bulunulması olanaklı değil ise de, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri yasayolu başvurusunda açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla, inceleme merciince 5271 sayılı CYY nın 237/2. maddesi uyarınca incelenip karara bağlanabilmektedir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2010/9-149, K. 2010/205, T. 19.10.2010 — Başsavcılık itirazının kabulü)
Yani Yargıtay, ilk derece mahkemesinin vermediği katılma kararını kendisi verebilir ve sonra esasa girer. Bu yerleşik uygulama bugün de sürmektedir: daireler kararlarında “Dairemizce de benimsenen” ifadesiyle bu Genel Kurul kararına atıf yapmaya devam etmektedir.
Bunun sizin için anlamı: katılma talebiniz karara bağlanmadıysa hakkınız yanmaz — ancak temyiz/istinaf dilekçenizde katılma isteğinizi açıkça belirtmeniz gerekir.
Müşteki Süreleri Tablosu
| Konu | Süre / Sınır | Dayanak |
|---|---|---|
| Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi | 6 ay (fiili ve faili öğrenmeden itibaren) | TCK m.73/1-2 |
| Hakaret suçunda şikâyetin dış sınırı | Fiil tarihinden itibaren en çok 2 yıl | TCK m.73/2 |
| Davaya katılma talebi | İlk derecede hüküm verilinceye kadar | CMK m.237/1 |
| Kanun yolunda katılma talebi | Yeni talep yapılamaz; ancak reddedilen/karara bağlanmayan istek, başvuruda açıkça belirtilirse incelenir | CMK m.237/2 |
| Şikâyetten vazgeçme | Vazgeçme davayı düşürür; hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme infazı engellemez | TCK m.73/4 |
| Uzlaşma teklifine cevap | 7 gün; sessiz kalmak ret sayılır | CMK m.253/4 |
Uzlaştırma: Dava Açılmadan Önce Size Teklif Gelir
Şikâyete bağlı suçlarda ve CMK m.253’te tek tek sayılan bazı suçlarda dosya, kamu davası açılmadan önce uzlaştırma bürosuna gider. Teklif size uzlaştırmacı tarafından yapılır:
“Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı , şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur.”
(CMK m.253/4)
Yedi gün içinde cevap vermezseniz teklifi reddetmiş sayılırsınız. Bu, müştekiyi en çok etkileyen süredir ve sessiz kalmak burada olumsuz sonuç doğurur:
“Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”
(CMK m.253/4)
Reddetmek hakkınızdır ve dava yolunu kapatmaz. Ancak kararın tek yönlü bir sonucu vardır: uzlaştırma bir kez sonuçsuz kalırsa süreç tekrarlanmaz.
“Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.”
(CMK m.253/18)
İki koruma daha vardır. Müzakerelerde söyledikleriniz dosyaya delil olarak girmez:
“Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.”
(CMK m.253/20)
Süreç boyunca da süreler durur. Teklifin yapıldığı tarihten uzlaştırmacının raporunu büroya verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ve şikâyet süresi işlemez (CMK m.253/21). Uzlaştırmaya girmek şikâyet sürenizi tüketmez.
Bazı suçlarda uzlaştırma yoktur. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip (TCK m.123/A) ve hakaret (TCK m.125) şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma kapsamı dışındadır (CMK m.253/3). Hakaret suçu bu listeye dahil olduğu için, hakaret müştekisine uzlaşma teklifi gelmez.
Şikâyetten Vazgeçme ve Sonuçları
Şikâyete bağlı bir suçta şikâyetinizden vazgeçerseniz, kural olarak dava düşer (TCK m.73/4). Vazgeçmenin sanık tarafından kabul edilmesi gerekir; kabul etmeyen sanığı vazgeçme etkilemez (TCK m.73/6).
En kritik nokta: vazgeçme geri alınamaz. Uygulamada müşteki, duruşmada vazgeçtikten sonra fikrini değiştirip yeniden şikâyetçi olduğunu bildirebiliyor. Yargıtay bunu kabul etmez:
“şikayetten vazgeçmeden geri dönülemeyeceği anlaşılmakla”
(Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2019/1851, K. 2019/8920, T. 14.05.2019 — kanun yararına bozma)
Bu karar, vazgeçme beyanını dikkate almayıp mahkûmiyet kuran hükmü hukuka aykırı bulmuş ve davanın düşmesine karar vermiştir. Yani vazgeçtiğiniz an, dosya bakımından geri dönüşü olmayan bir sonuç doğar.
Ayrıca dikkat: şikâyetten vazgeçerken şahsi haklarınızdan da vazgeçtiğinizi açıkça beyan ederseniz, artık hukuk mahkemesinde de tazminat davası açamazsınız (TCK m.73/7). Bu, çok sık yapılan ve telafisi olmayan bir hatadır.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Şikâyetinizi süresinde yapın. Şikâyete bağlı suçlarda süre, fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı aydır. Şikâyet yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de olabilir.
- Duruşmada “şikâyetçiyim” demekle yetinmeyin. Açıkça “davaya katılmak istiyorum” deyin ve bunun tutanağa geçtiğinden emin olun.
- Tutanağı kontrol edin. Mahkemenin katılma talebiniz hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verip vermediğine bakın.
- Karar verilmemişse paniklemeyin. Kanun yolu hakkınız durur; ancak temyiz/istinaf dilekçenizde katılma isteğinizi açıkça yazın.
- Belge örneği isteyin. Kovuşturma evresinde tutanak ve belgelerden örnek almak için avukat zorunluluğunuz yoktur.
- Vazgeçmeden önce iki kez düşünün. Vazgeçmekten geri dönemezsiniz; şahsi haklardan da vazgeçtiğinizi söylerseniz tazminat yolunu da kapatırsınız.
Sık Yapılan Hatalar
- “Müştekiyim, o hâlde davanın tarafıyım” sanmak. Değilsiniz. Katılan sıfatını almadıkça dosyada usulî konumunuz sınırlıdır.
- Katılma talebini hiç dile getirmemek. Mahkeme sormak zorunda olsa da, sormadığı hâller uygulamada sıktır; siz talebi açıkça beyan edin.
- Katılma kararı verilmedi diye temyizden vazgeçmek. Kanun yolunuz açıktır (CMK m.260/1); dilekçede katılma isteğinizi belirtin.
- Belge örneği için avukat aramak. Kovuşturma evresinde bu şart Anayasa Mahkemesi’nce kaldırılmıştır.
- Vazgeçtikten sonra geri dönmeye çalışmak. Mümkün değildir.
- Vazgeçerken “şahsi haklarımdan da vazgeçiyorum” demek. Tazminat davası hakkınızı kaybedersiniz.
- Dolaylı zararla katılmaya çalışmak. Suçtan doğrudan zarar görmüş olmanız gerekir.
Müşteki Yargıtay Kararları
Katılma isteği karara bağlanmamışsa, katılan sıfatını Yargıtay verir. Ceza Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinin karara bağlamadığı katılma isteminin kanun yolu aşamasında incelenebileceğini ve bu düzenlemenin özel bir istisna oluşturduğunu belirtmiştir:
“237/2. maddesi hükmünün katılma istemleri hakkında özel bir düzenleme getirdiği, usul tasarrufu amacı güttüğü ve 238. maddede öngörülen genel statüye üst derece mahkemelerinde özel bir istisna oluşturduğu nazara alındığında, Yargıtayca katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı bulunduğu ahvalde öncelikle dairesince karar verilmeli, makul sürede yargılanma ilkesi hayata geçirilmeli, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu husus bozma nedeni yapılarak sorun çözümlenmelidir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2010/9-149, K. 2010/205, T. 19.10.2010 — Başsavcılık itirazının kabulü)
Katılma hakkı için “doğrudan” zarar şarttır; dolaylı zarar yetmez. Genel Kurul, yerleşik içtihadı şöyle özetler:
“Kamu davasına katılma için aranan “suçtan zarar görme” kavramı kanunda açıkça tanımlanmamış, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulanmış, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/157, K. 2017/325, T. 13.06.2017 — bozma kararının kaldırılması)
Müştekinin kanun yolu, katılan sıfatı almasa bile açıktır. 6. Ceza Dairesi, doğrudan CMK m.260/1’e dayanarak müştekiyi katılan olarak kabul edip esasa girmiştir:
“5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu”
(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2020/8712, K. 2021/10322, T. 01.06.2021 — onama)
Katılma talebi hiç karara bağlanmamış olsa dahi sonuç değişmez. 11. Ceza Dairesi, katılma talebi hakkında hiçbir karar verilmemiş müştekiyi temyiz aşamasında katılan olarak kabul etmiştir:
“5271 sayılı CMK’nin 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu kabul edilip, aynı kanunun 237/2. maddesi uyarınca müştekinin katılan olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede”
(Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2017/14539, K. 2020/80, T. 13.01.2020 — onama)
Katılma talebi hakkında karar verilmemesi, tek başına bozma sebebidir. 2. Ceza Dairesi, şikâyetçinin katılma istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesini usule aykırı bularak hükmü bozmuştur:
“katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, suretiyle 5271 sayılı CMK.nın 238/3.maddesine aykırı davranılması”
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2010/11934, K. 2012/5889, T. 12.03.2012 — bozma)
Mahkeme, katılma hakkını hatırlatmak zorundadır. Aynı daire, şikâyetçi olduğunu belirten müşteki sanığa davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulmamasını bozma sebebi saymıştır:
“suçtan zarar gören sıfatı ile davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulmaması suretiyle 5271 Sayılı CMK.nun 238/2. maddesine aykırı davranılması”
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2010/26830, K. 2011/23235, T. 11.07.2011 — bozma)
Şikâyetten vazgeçmeden geri dönülemez. 18. Ceza Dairesi, vazgeçtikten sonra yeniden şikâyetçi olunmasının sonuç doğurmayacağını belirterek davanın düşmesine karar vermiştir:
“şikayetten vazgeçmeden geri dönülemeyeceği anlaşılmakla, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır.”
(Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2019/1851, K. 2019/8920, T. 14.05.2019 — kanun yararına bozma)
Özet
- Müşteki = şikâyetçi. Kelime kanun metninde geçmez; kanunun terimleri mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören ve katılan’dır. Yanlış bir terim değil, bir uygulama terimidir.
- Müşteki olmak taraf olmak değildir. Davada söz sahibi olmak ve kararı temyiz edebilmek için katılan sıfatını almanız gerekir (CMK m.237).
- Katılma talebiniz karara bağlanmasa bile kanun yolunuz açıktır (CMK m.260/1), ama temyiz dilekçenizde katılma isteğinizi açıkça yazın.
- Mahkeme katılma hakkını hatırlatmak zorundadır; sormaması bozma sebebidir (CMK m.238/2-3).
- Kovuşturmada belge örneği için avukat şartı yoktur — AYM, “vekili aracılığı ile” ibaresini iptal etti (E. 2011/37, K. 2012/69). Soruşturmada bu şart sürüyor.
- Şikâyette süre 6 aydır; hakarette dış sınır 2 yıldır (TCK m.73).
- Vazgeçmekten geri dönülemez; şahsi haklardan da vazgeçilirse tazminat yolu kapanır.
İlgili yazılar: Sanık Ne Demek? Şüpheli ile Sanık Farkı ve Sanığın Hakları · Müdafi Ne Demek? Müdafi, Vekil ve Avukat Farkı · Müdahil Ne Demek? Müdahil (Katılan) Kimdir, Hakları Nelerdir? · İftira Suçu Nedir? Cezası — TCK 267. Madde · Hakaret Suçu ve Cezası (TCK 125) · Katalog Suçlar Nelerdir? Tutuklama ve CMK 100/3 · Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir? İtiraz ve Sonuçları
Sıkça Sorulan Sorular
Müşteki ne demek?
Müşteki, bir suç nedeniyle şikâyette bulunan kişidir. Mahkeme evrakında ve UYAP'ta şikâyetçinin sıfatı olarak kullanılır. Kanun metninde "müşteki" kelimesi geçmez; kanun bu kişiyi "şikâyetçi", "mağdur" veya "suçtan zarar gören" olarak adlandırır.
Müşteki ile katılan aynı şey mi?
Hayır. Müşteki şikâyetçi olan kişidir; katılan ise davaya katılma talebi mahkemece kabul edilmiş kişidir. Katılan sıfatını almadan davada taraf olarak hak kullanamazsınız. Kanun yolu bakımından ise kanun, katılma isteği karara bağlanmamış olanları da korur (CMK m.260/1). Katılma talebiniz kabul edilirse "katılan" ya da "müdahil" sıfatını alırsınız.
Müşteki sanık ne demek?
Aynı kişinin aynı olayda hem şikâyetçi hem sanık olmasıdır. Karşılıklı kavga veya karşılıklı hakaret dosyalarında sık görülür. İki sıfat birbirini ortadan kaldırmaz; sanık olmanız, müşteki olarak katılma ve temyiz haklarınızı yok etmez.
Müşteki davaya nasıl katılır?
Kamu davası açıldıktan sonra mahkemeye dilekçe vererek ya da duruşmada sözlü olarak talepte bulunup bunu tutanağa geçirterek katılabilirsiniz. Talep, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar her aşamada yapılabilir (CMK m.237/1).
Katılma talebim hakkında karar verilmezse ne olur?
Hakkınız yanmaz. CMK m.260/1 uyarınca katılma isteği karara bağlanmamış olanlar için de kanun yolu açıktır. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin vermediği katılma kararını temyiz aşamasında kendisi verebilir. Ancak temyiz dilekçenizde katılma isteğinizi açıkça belirtmeniz gerekir.
Müşteki kararı temyiz edebilir mi?
Katılan sıfatını almışsanız evet. Katılan sıfatı almamış olsanız bile, katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüşseniz veya katılma isteğiniz karara bağlanmamışsa kanun yolu size de açıktır (CMK m.260/1).
Şikâyet süresi ne kadar?
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır. Bu süre, fiili ve failin kim olduğunu bildiğiniz veya öğrendiğiniz günden başlar. Hakaret suçunda ise şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
Müşteki olarak uzlaşma teklifine ne kadar sürede cevap vermeliyim?
Yedi gün. CMK m.253/4 uyarınca uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararınızı bildirmezseniz teklifi reddetmiş sayılırsınız. Reddetmek dava yolunu kapatmaz, ancak uzlaştırma bir kez sonuçsuz kalırsa tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m.253/18).
Uzlaşma görüşmesinde söylediklerim aleyhime delil olur mu?
Hayır. CMK m.253/20 uyarınca uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da davada delil olarak kullanılamaz.
Şikâyetimden vazgeçersem geri dönebilir miyim?
Hayır. Yargıtay, şikâyetten vazgeçmeden geri dönülemeyeceğini kabul etmektedir. Vazgeçtikten sonra yeniden şikâyetçi olduğunuzu bildirmeniz sonuç doğurmaz; şikâyete bağlı suçta dava düşer.
Vazgeçince tazminat hakkım da gider mi?
Kural olarak hayır — ancak vazgeçerken şahsi haklarınızdan da vazgeçtiğinizi ayrıca açıkladıysanız, artık hukuk mahkemesinde de dava açamazsınız (TCK m.73/7). Bu nedenle vazgeçme beyanının nasıl tutanağa geçtiği çok önemlidir.
Dosyadaki belgelerin örneğini almak için avukat şart mı?
Kovuşturma evresinde şart değildir. Anayasa Mahkemesi, CMK m.234/1-(b)-(3) bendindeki "vekili aracılığı ile" ibaresini 2012 yılında oybirliğiyle iptal etmiştir. Soruşturma evresinde belgeleri inceletme hakkı ise hâlâ vekil aracılığıyla kullanılır.
Şirket veya kurum müşteki olabilir mi?
Tüzel kişiler mağdur olamaz, ancak suçtan zarar gören olabilir ve bu sıfatla kamu davasına katılabilir. Şartı, suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olmaktır; dolaylı veya muhtemel zarar katılma hakkı vermez.
Şikâyetçi olduğumu söyledim, mahkeme katılmak isteyip istemediğimi sormadı. Ne olur?
Bu bir usul aykırılığıdır. Yargıtay, şikâyetçi olduğunu belirten kişiye davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulmamasını CMK m.238/2'ye aykırı bularak hükmü bozmaktadır.
İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku
← Tüm makaleler