Ceza Hukuku

Sanık Ne Demek? Şüpheli ile Sanık Farkı ve Sanığın Hakları

Sanık, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altındaki kişidir. Şüpheli farkını, sanığın haklarını ve Yargıtay ölçütlerini öğrenin.

9 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Boş salon ve sıralanmış koltuklar
İçindekiler 21

Kısa Cevap

Sanık, hakkında kamu davası açılmış, yani kovuşturma aşamasına geçilmiş kişidir. Kanun bunu açıkça tanımlar: sanık sıfatı kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar sürer. Sanık olmak suçlu olmak değildir; suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Bu Durumda mısınız?

  • Size bir iddianame veya duruşma davetiyesi geldi ve evrakta adınızın karşısında “SANIK” yazıyor.
  • Karakolda ifade verdiniz; o zaman “şüpheli” deniyordu, şimdi “sanık” deniyor. Ne değişti bilmiyorsunuz.
  • Duruşmaya gidemeyeceksiniz ve gitmezseniz ne olacağını merak ediyorsunuz.
  • İfadeniz alınırken susmak istediniz, susmanın aleyhinize sonuç doğurup doğurmayacağını bilmiyorsunuz.
  • Karşılıklı bir olayda hem şikâyetçisiniz hem sanıksınız; evrakta “müşteki sanık” yazıyor.

Bu yazı genel bir çerçeve sunar. Her dosyanın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukata danışınız.

Sanık Ne Demek?

“Sanık” günlük dilde “suçlu” ile karıştırılır. Hukukta bu iki kelime taban tabana zıttır.

Ceza Muhakemesi Kanunu, sanığı doğrudan tanımlar:

CMK m.2 — Tanımlar

b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

Tanımın iki ucu vardır. Sanıklık kovuşturmanın başlamasıyla başlar; yani savcılığın hazırladığı iddianame mahkemece kabul edildiğinde. Ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer.

Arada geçen sürede kişi, kanunun sözüyle yalnızca “suç şüphesi altında bulunan kişi”dir. Suçlu değildir; suçlu olup olmadığına mahkeme karar verecektir.

Şüpheli ile Sanık Arasındaki Fark

Bu ikisi aynı kişinin, sürecin iki farklı aşamasındaki adıdır. Kanun her ikisini de tanımlar:

a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

Ayrımın kilidi, iki evrenin tanımındadır. Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar süren evredir.

Bu yüzden dönüm noktası tek bir andır: iddianamenin kabulü.

  • Savcılık soruşturma yürütürken siz şüphelisiniz. İfadenizi kolluk veya savcı alır.
  • Mahkeme iddianameyi kabul edip dava açıldığında sanık olursunuz. Artık sizi hâkim/mahkeme dinler; buna sorgu denir.

Uygulamadaki karşılığı da budur: savcılık aşamasında “ifade”, mahkeme aşamasında “sorgu” dersiniz.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Sanığın konumu birkaç maddenin kesişimindedir. Temeli Anayasa’dır:

Anayasa m.38 — Suç ve cezalara ilişkin esaslar

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Sanığın ifade/sorgu sırasındaki hakları CMK m.147’de sayılmıştır. Susma hakkı bunlardan biridir:

CMK m.147 — İfade ve sorgunun tarzı

e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.

Sanığın duruşmada bulunması kuraldır:

CMK m.193 — Sanığın duruşmada hazır bulunmaması

Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.

Ve savunmanın son sözü sanığındır:

CMK m.216 — Delillerin tartışılması

Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.

Sanıklık Ne Zaman Biter?

Sanık sıfatı hükmün kesinleşmesiyle sona erer (CMK m.2/1-b). Bundan sonra iki yol vardır:

  • Beraat, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse, kişi artık sanık değildir ve mahkûm da olmamıştır.
  • Mahkûmiyet kesinleşirse sanıklık yine sona erer; bu kez kişi, cezası infaz edilecek konuma geçer ve infaz hukukunda hükümlü olarak anılır.

Yani “sanık” geçici bir sıfattır — dosya sürerken taşınır, dosya bitince düşer. Beraat sebepleri CMK m.223/2’de sayılmıştır; bunlar arasında fiilin suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması ve suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması da vardır. Son ikisi arasındaki fark önemlidir: biri “işlemediği kanıtlandı”, diğeri “işlediği kanıtlanamadı” demektir. İkisi de beraatle sonuçlanır.

Masumiyet Karinesi: Sanık Suçlu Değildir

Anayasa’nın kuralı nettir: suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bunun pratik sonuçları vardır:

  • Sanık, suçsuzluğunu ispatlamak zorunda değildir. İspat yükü iddia makamındadır.
  • Sanık, kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz (Anayasa m.38).
  • Şüphe, sanık aleyhine değil lehine yorumlanır (aşağıya bakınız).

Sanığın Hakları

CMK m.147, ifade alma ve sorgu sırasında uyulacak kuralları sayar. Sanığın başlıca hakları şunlardır:

  • Yüklenen suçun anlatılması. Neyle suçlandığınızı öğrenme hakkınız vardır.
  • Müdafi (avukat) seçme hakkı. Avukatınız ifade ve sorguda hazır bulunabilir. Avukat tutacak durumda değilseniz ve isterseniz, baro tarafından size ücretsiz müdafi görevlendirilir.
  • Susma hakkı. Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamak kanunî hakkınızdır.
  • Lehinize delil toplanmasını isteme. Şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteyebilirsiniz.
  • Yakınlarına haber verilmesi. Yakalandıysanız, yakınlarınızdan istediğinize durumun derhâl bildirilmesi gerekir.

Bir tek yükümlülüğünüz vardır: kimliğinize ilişkin soruları doğru cevaplamak. Kimlik dışındaki hiçbir soruya cevap vermek zorunda değilsiniz.

Susma Hakkı: Konuşmak Zorunda mısınız?

Hayır. Kanun bunu açıkça hak olarak düzenlemiş ve üstelik size hatırlatılmasını zorunlu kılmıştır: ifade veya sorgu sırasında, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanızın kanunî hakkınız olduğu size söylenir (CMK m.147/1-e).

Bu, Anayasa m.38’deki “kendini suçlayıcı beyana zorlanamama” kuralının usul hukukundaki karşılığıdır. Susmanız, hakkınızda bir karine oluşturmaz; savunma yapmamak suç değildir.

Susma hakkının size hatırlatılmaması ise usule aykırılıktır ve o beyanın değerini tartışmalı hâle getirir.

Şüpheden Sanık Yararlanır

Ceza yargılamasının en temel ilkesidir (Latince adıyla in dubio pro reo). Ceza Genel Kurulu ilkeyi şöyle kurar:

“Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/589, K. 2016/115, T. 08.03.2016 — bozma)

Kurul, “kuvvetli ihtimal” ile mahkûmiyet arasındaki çizgiyi de çeker:

“Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/589, K. 2016/115, T. 08.03.2016 — bozma)

Bu ilke yalnız “suç işlendi mi” sorusunda değil; suçun kim tarafından ve nasıl işlendiği konusunda şüphe belirdiğinde de uygulanır.

Son Söz Sanığındır

Duruşmada deliller tartışıldıktan sonra söz sırayla katılana, savcıya, sanığa ve müdafiine verilir. Ancak kanun bir kuralı ayrıca vurgular: hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir (CMK m.216/3).

Bu, kâğıt üzerinde küçük görünen ama Yargıtay’ın son derece ciddiye aldığı bir kuraldır. Ceza Genel Kurulu:

“Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/230, K. 2020/356, T. 09.07.2020 — bozma)

Müdafiinizin konuşmuş olması yetmez. Söz konusu kararda mahkeme, sanık müdafilerine son sözlerini sormuş ama duruşmada hazır bulunan sanıklara sormadan hüküm kurmuştu; Genel Kurul bunu bozma sebebi saydı. Kural bozmadan sonraki yargılamada da geçerlidir.

Sanık Duruşmaya Gitmezse Ne Olur?

Kural açıktır: hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz; gelmemesinin geçerli bir nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir (CMK m.193/1). Amaç, yargılamanın yüz yüze yapılması ve savunma hakkının korunmasıdır.

Bu kuralın iki istisnası vardır ve ikisini birbirinden ayırmak şarttır.

İstisna 1 — Yokluğunda dava bitirilebilir, ama yalnız lehe kararlarda

CMK m.193 — Sanığın duruşmada hazır bulunmaması

Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.

Yani sanığın sorgusu yapılmamış olsa bile dava yokluğunda bitirilebilir — ama mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararları bunun DIŞINDADIR. Pratikte bu, yokluğunda bitirmenin kural olarak sanığın lehine sonuçlar (beraat, düşme) için mümkün olduğu anlamına gelir.

Bu fıkranın hikâyesi önemlidir. Fıkranın önceki hâli, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (E. 2021/118, K. 2022/98, 08.09.2022, oybirliğiyle; iptalin yürürlüğü altı ay ertelenmiştir). Kanun koyucu ardından, 28.03.2023 tarihli değişiklikle fıkrayı yeniden ve daha dar yazmıştır. Eski metin yalnızca “mahkûmiyet dışında” diyordu; bugünkü metin “mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında” diyerek istisnayı daraltmıştır. İnternette dolaşan pek çok metin hâlâ eski hâli aktarmaktadır.

İstisna 2 — Adlî para cezası ve müsadere suçları: burada mahkûmiyet mümkündür

CMK m.195 — Sanığın yokluğunda duruşma

Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.

Bu, kuralın gerçek istisnasıdır: bu suçlarda sanık gelmese de yargılama yapılabilir ve mahkûmiyet kurulabilir. Ancak Yargıtay iki koşulu birlikte arar:

“suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi halinde, sanık gelmese de duruşma yapılabilecektir, ancak maddenin uygulanabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan ilki, suçun yaptırımın adli para cezası veya müsadereden ibaret bulunması, ikinci koşul ise, sanığa gönderilecek davetiyeye gelmese de duruşmanın yapılacağı ihtarının yazılmış olmasıdır.”

(Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/11986, K. 2022/25667, T. 20.12.2022 — kanun yararına bozma)

Dikkat: davetiyede o ihtar yoksa, bu istisna işlemez. İhtarsız davetiyeyle, sanığın yokluğunda mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.

Bu istisnaların dışında: savunma alınmadan mahkûmiyet olmaz

İki istisnanın dışında kalan hâllerde kural mutlaktır. Yargıtay, sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kuran hükümleri bozmaktadır:

“sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurularak savunma hakkının kısıtlanması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür”

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/197, K. 2023/10331, T. 20.12.2023 — kanun yararına bozma)

Zorunlu Müdafi: Avukatsız Savunma Alınabilir mi?

Bazı hâllerde avukat isteğe bağlı değildir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın müdafi huzurunda savunmasının alınması gerekir. Mahkemenin müdafi ataması da tek başına yeterli değildir: sanığın atanan müdafiden haberdar edilmesi gerekir.

“sanığın müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hükmün, esasa ilişkin yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.”

(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/7878, K. 2023/314, T. 07.02.2023 — bozma)

Bu kararda mahkeme sanığa müdafi atamış, ancak sanık bundan haberdar olmadan, müdafi olmaksızın savunması alınmıştı. Yargıtay hükmü esasa hiç girmeden bozdu.

Zorunlu müdafinin kimler için gerektiği, ücretini kimin ödediği ve müdafi ile vekil arasındaki fark için ayrıntılı yazımıza bakabilirsiniz: Müdafi ne demek?

Müşteki Sanık Ne Demek?

Aynı kişi, aynı olayda hem şikâyetçi hem sanık olabilir; evrakta bu “müşteki sanık” olarak görünür. Karşılıklı kavga veya karşılıklı hakaret dosyalarında sık rastlanır. İki sıfat birbirini ortadan kaldırmaz: sanık olmanız, şikâyetçi olarak sahip olduğunuz hakları (davaya katılma talebinde bulunmak, kararı temyiz etmek) yok etmez.

Bu konunun ayrıntısı (müşteki, katılan ve müdahil sıfatları) ayrı bir yazının konusudur.

Sanık Sıfatı ve Süreler Tablosu

Aşama / KonuKuralDayanak
Soruşturma evresiKişi şüphelidir; kolluk/savcı ifade alırCMK m.2/1-a, e, g
Kovuşturma evresiİddianamenin kabulüyle kişi sanık olur; hâkim/mahkeme sorgu yaparCMK m.2/1-b, f, h
Sanıklığın sona ermesiHükmün kesinleşmesi (mahkûmiyet kesinleşirse kişi infaz hukukunda hükümlü olarak anılır)CMK m.2/1-b
Duruşmaya gelmemeKural: duruşma yapılmaz, zorla getirme kararı verilirCMK m.193/1
Yokluğunda bitirmeMahkûmiyet, CVYOK ve güvenlik tedbiri dışında karar gerekiyorsa mümkünCMK m.193/2
Yokluğunda mahkûmiyetYalnız adlî para cezası/müsadere suçlarında + davetiyede ihtar varsaCMK m.195
Son sözHükümden önce hazır bulunan sanığa verilirCMK m.216/3

Sık Yapılan Hatalar

  • “Sanık oldum, suçlu sayıldım” sanmak. Sanıklık bir sıfattır, hüküm değildir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
  • Duruşmaya gitmemenin sonucunu hafife almak. Kural, gelmeyen sanığın zorla getirilmesidir.
  • “Nasıl olsa yokluğumda mahkûm edemezler” diye düşünmek. Suç yalnızca adlî para cezası veya müsadere gerektiriyorsa ve davetiyenizde ihtar varsa, gelmeseniz de yargılanır ve mahkûm olabilirsiniz.
  • İnternetteki eski CMK 193/2 metnine güvenmek. Fıkra 2023’te yeniden yazıldı; eski metin (“mahkûmiyet dışında”) artık yürürlükte değildir.
  • Son sözün müdafie verilmesini yeterli sanmak. Son söz sanığın kendisine verilmelidir; verilmemesi mutlak bir aykırılıktır.
  • Susmayı “suçu kabul” saymak. Susma kanunî bir haktır ve size hatırlatılması zorunludur.
  • Zorunlu müdafi hâlinde avukatsız ifade vermek. Alt sınırı beş yıldan fazla suçlarda savunma müdafi huzurunda alınmalıdır.

Sanık Yargıtay Kararları

Son sözün sanığa verilmemesi mutlak aykırılıktır. Ceza Genel Kurulu, bu usul kuralının emredici olduğunu ve ihlalinin kanuna mutlak aykırılık oluşturduğunu belirtmiştir:

“savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/230, K. 2020/356, T. 09.07.2020 — bozma)

Özet

  • Sanık = kovuşturma aşamasındaki kişi. Kanun tanımlar: kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi (CMK m.2/1-b).
  • Şüpheli ↔ sanık ayrımının kilidi iddianamenin kabulüdür. Öncesinde şüpheli (ifade), sonrasında sanık (sorgu).
  • Sanık suçlu değildir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz (Anayasa m.38).
  • Susma hakkı vardır ve hatırlatılması zorunludur (CMK m.147/1-e). Yalnızca kimlik soruları cevaplanmak zorundadır.
  • Şüpheden sanık yararlanır: mahkûmiyet ihtimale değil, kesin ispata dayanmalıdır.
  • Son söz sanığındır (CMK m.216/3) — müdafiin konuşması yetmez; ihlali mutlak aykırılıktır.
  • Duruşmaya gitmemek: kural zorla getirmedir. Ama suç yalnız adlî para cezası/müsadere gerektiriyorsa ve davetiyede ihtar varsa yokluğunuzda mahkûm olabilirsiniz (CMK m.195).
  • CMK 193/2, AYM iptalinden sonra 2023’te yeniden ve daha dar yazıldı — internetteki eski metne güvenmeyin.

İlgili yazılar: Beraat Ne Demek? Beraat Sebepleri, Derhal Beraat ve Sonuçları (CMK 223) · Müşteki Ne Demek? Müşteki, Katılan ve Şikâyetçi Farkı · Müdafi Ne Demek? Müdafi, Vekil ve Avukat Farkı · Müdahil Ne Demek? Müdahil (Katılan) Kimdir, Hakları Nelerdir? · Katalog Suçlar Nelerdir? Tutuklama ve CMK 100/3 · Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir? Şartları ve Denetim Süresi · İkrar Ne Demek? Ceza Davasında İtiraf, Hukuk Davasında Kabul ve Sonuçları

Sıkça Sorulan Sorular

Sanık ne demek?

Sanık, hakkında kamu davası açılmış, yani kovuşturma aşamasına geçilmiş kişidir. Kanun bunu tanımlar: sanık, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-b). Sanık olmak suçlu olmak değildir.

Şüpheli ile sanık arasındaki fark nedir?

Aynı kişinin iki farklı aşamadaki adıdır. Soruşturma evresinde, yani iddianame kabul edilene kadar kişi şüphelidir. Mahkeme iddianameyi kabul edip kovuşturma başladığında kişi sanık olur. Dönüm noktası iddianamenin kabulüdür.

Sanık suçlu mudur?

Hayır. Anayasa'ya göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Sanık, yalnızca hakkında suç şüphesi bulunan ve yargılanan kişidir. Suçluluk, ancak kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle sabit olur.

Sanıklık ne zaman biter?

Hükmün kesinleşmesiyle. Beraat, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse kişi sanık olmaktan çıkar. Mahkûmiyet kesinleşirse sıfatı değişir ve hükümlü olur.

Sanık duruşmaya gitmezse ne olur?

Kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz; geçerli bir nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir (CMK m.193/1). Ancak bunun istisnaları vardır: bazı hâllerde dava yokluğunda bitirilebilir, bazı suçlarda ise sanık gelmese de duruşma yapılır.

Sanık yokluğunda mahkûm edilebilir mi?

Kural olarak hayır; sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kurulamaz. Ancak önemli bir istisna vardır: suç yalnız veya birlikte adlî para cezasını ya da müsadereyi gerektiriyorsa ve davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılmışsa, sanık gelmese bile yargılama yapılır ve mahkûmiyet kurulabilir (CMK m.195).

Sanığın susma hakkı var mı?

Evet. Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamak kanunî bir haktır ve bu hakkın size hatırlatılması zorunludur (CMK m.147/1-e). Yalnızca kimliğinize ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüsünüz. Susmanız aleyhinize bir karine oluşturmaz.

Şüpheden sanık yararlanır ne demek?

Mahkûmiyet için suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispatlanması gerekir. Olayın gerçekleşme biçimi şüpheli veya tam aydınlatılamamışsa, bu durum sanığın aleyhine yorumlanamaz. Yargıtay'a göre yüksek de olsa bir ihtimale dayanarak mahkûmiyet kurulamaz.

Son söz sanığındır ne demek?

Hükümden önce son sözün, duruşmada hazır bulunan sanığa verilmesi gerekir (CMK m.216/3). Müdafiinizin konuşmuş olması yeterli değildir. Yargıtay bu kuralı emredici sayar; uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturur ve bozma sebebidir.

Sanığın avukatı yoksa ne olur?

Müdafi seçecek durumda değilseniz ve isterseniz baro tarafından size ücretsiz müdafi görevlendirilir. Bazı hâllerde ise avukat zorunludur: alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda savunmanın müdafi huzurunda alınması gerekir; aksi hâlde hüküm bozulur.

Müşteki sanık ne demek?

Aynı kişinin aynı olayda hem şikâyetçi hem sanık olmasıdır. Karşılıklı kavga ve karşılıklı hakaret dosyalarında sık görülür. İki sıfat birbirini ortadan kaldırmaz; sanık olmanız, şikâyetçi olarak katılma ve temyiz haklarınızı yok etmez.

Beraat eden kişi "suçsuz" mudur?

Hukuken beraat, kişinin cezalandırılamayacağı anlamına gelir. Beraat sebepleri arasında hem "suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması" hem de "işlendiğinin sabit olmaması" vardır (CMK m.223/2). İkisi de beraatle sonuçlanır; masumiyet karinesi gereği kişi suçlu sayılamaz.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp