İcra ve İflas Hukuku

Ödeme Taahhüdünü İhlal Suçu ve Tazyik Hapsi (İİK 340)

Ödeme taahhüdünü ihlal suçu nedir, cezası kalktı mı, tazyik hapsi ne demek, taahhüt hangi hâlde geçersiz olur ve şikâyet süresi — İİK m.340 ışığında.

9 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Ferforje pencereli ahşap çift kanatlı kapı zincir ve pirinç asma kilitle kapatılmış
İçindekiler 15

Kısa Cevap

Ödeme taahhüdünü ihlal, icra dairesinde kararlaştırılan taksitle ödeme sözünün makbul bir sebep olmaksızın yerine getirilmemesidir. İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi bu fiili, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine bağlar. Bu bir para cezası değildir ve borç ödendiğinde son bulur; amacı cezalandırmak değil ödemeyi sağlamaktır.

Bu Durumda mısınız?

Aşağıdaki tablolar ödeme taahhüdünü ihlal konusunun tipik zeminidir:

  • İcra dairesinde borcu taksitle ödemeyi taahhüt ettiniz, bir taksiti kaçırdınız ve hakkınızda şikâyette bulunuldu.
  • Size “taahhüdü ihlalden hapis” bildirimi geldi ve borç yüzünden hapse girip girmeyeceğinizi merak ediyorsunuz.
  • Taahhüt tutanağında faiz, vekâlet ücreti ve masrafların açıkça yazılmadığını fark ettiniz.
  • Alacaklısınız ve borçlunun verdiği ödeme sözünü tutmaması üzerine hangi yola başvurabileceğinizi araştırıyorsunuz.
  • Tazyik hapsi kararı verildi ve borcu ödediğinizde serbest kalıp kalmayacağınızı bilmek istiyorsunuz.

Bu tabloların ortak noktası, borcun kendisiyle değil, icra dairesinde verilen taahhütle ilgili olmasıdır. Ayrım, hem sorumluluğu hem de savunmayı belirler.

Ödeme Taahhüdü Nedir?

Ödeme taahhüdü, borçlunun icra takibi sırasında borcunu belirli taksitlerle ödemeyi icra dairesinde taahhüt etmesidir. Bunun sonucu icra işlemlerinin durmasıdır. İcra ve İflas Kanunu bu imkânı ve şartlarını düzenler:

“Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.”

(İcra ve İflas Kanunu m.111/1)

Aynı madde, taksitle ödeme taahhüdünün alacaklının muvafakati ile de yapılabileceğini öngörür. İşte bu şekilde (111. madde uyarınca ya da alacaklının kabulü ile) icra dairesinde kararlaştırılan ödeme şartının ihlali, ayrı bir yaptırıma bağlanmıştır. Taahhüt, çoğu zaman icra takibi ve ödeme emrine itiraz sürecinin devamında, borçlunun borcunu taksitlendirmesiyle gündeme gelir.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Yaptırımın çerçevesi İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesindedir:

“111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.”

(İcra ve İflas Kanunu m.340)

Şikâyet süresi ise ayrı bir maddede düzenlenmiştir:

“Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.”

(İcra ve İflas Kanunu m.347)

Taahhüdü İhlal Cezası Kalktı mı?

En yaygın yanılgı, “borç için hapsin kaldırıldığı” düşüncesinden doğar. Bu düşünce iki ayrı şeyi birbirine karıştırır. Anayasa gerçekten de borç yüzünden özgürlükten yoksun bırakmayı yasaklar:

“Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.”

(Anayasa m.38)

Ancak bu kural, borcu ödeyememeyi hapis sebebi olmaktan çıkarır; icra dairesinde serbestçe verilen bir ödeme taahhüdünü ihlal etmeyi değil. İİK m.340’ın konusu borcun kendisi değil, taahhüdün ihlalidir. Bu nedenle ödeme taahhüdünü ihlal yaptırımı yürürlüktedir ve uygulanmaktadır. Fark şudur: kişi borçlu olduğu için değil, icra dairesinde verdiği ödeme sözünü makbul bir sebep olmaksızın tutmadığı için tazyik altına alınır.

Tazyik Hapsi Cezadan Nasıl Ayrılır?

İİK m.340’taki yaptırım bir “hapis cezası” değil, “tazyik hapsi”dir. Aradaki fark uygulamada belirleyicidir. Tazyik hapsinin amacı cezalandırmak değil, borçluyu ödemeye zorlamaktır; bu yüzden borç ödendiğinde son bulur. Maddenin kendisi bunu açıkça söyler: hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar yatırması gereken meblağı öderse tahliye edilir. Ayrıca bir borç için tazyik hapsinin süresi her hâlde üç ayı geçemez.

Bu, tazyik hapsini klasik ceza yaptırımlarından ayırır. Ceza kesinleştikten sonra ödeme onu kaldırmazken, tazyik hapsi ödeme ile amacına ulaşır ve sona erer. Dolayısıyla borçlunun elindeki en güçlü “çıkış”, her aşamada borcu ödeme imkânıdır. Borçla bağlantılı olarak sıkça karıştırılan bir diğer başlık olan karşılıksız çekte ise yaptırım farklı bir kanuna dayanır; ayrıntı için karşılıksız çek cezası yazısına bakabilirsiniz.

Geçerli Bir Taahhüdün Şartları

Uygulamada davaların çoğu, yaptırımın ağırlığından değil, taahhüdün geçerli olup olmadığından düğümlenir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, geçerli bir taahhüdün rakamsal olarak belirli olması gerektiğini vurgular:

“2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. Taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin ayrı ayrı gösterilmemesi halinde taahhütte belirsizlik oluşacağından taahhüt geçerli olmayacaktır.”

(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/2413, K. 2023/2293, T. 04.04.2023 — kanun yararına bozma)

Bu belirlilik sağlanmadığında ortada geçerli bir taahhüt bulunmadığı için cezai sorumluluk da doğmaz:

“Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.”

(Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2012/3742, K. 2012/5200, T. 11.06.2012 — bozma)

Taahhüdün geçerliliği yalnız miktarla da sınırlı değildir; tutanağın şeklî unsurları da aranır:

“Borçlu ve alacaklı tarafından kararlaştırılan taksitle ödeme taahhüdünü ihtiva eden tutanağın hukuken geçerli olabilmesi için borçlunun, alacaklının ve icra müdürü veya yardımcısı ya da katibin imzası ile düzenlenme tarihini taşıması, ödenmesi taahhüt edilen borcun toplam miktarını açıkça göstermesi şarttır.”

(Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/9666, K. 2016/20446, T. 14.07.2016 — kanun yararına bozma isteminin reddi)

Bu kararlar birlikte okunduğunda savunmanın kalbi ortaya çıkar: taahhüt tutanağında toplam borç ile faiz, vekâlet ücreti ve masrafların açıkça ve birlikte gösterilip gösterilmediği, tutanağın imza ve tarih taşıyıp taşımadığı ilk bakılacak noktadır.

Aynı Borç ve Farklı Takip Ayrımı

Üç aylık üst sınır, aynı taahhüde bağlı taksitler bakımından bir bütün olarak değerlendirilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ilk taksitin ihlaliyle infaz tamamlanmışsa aynı taahhütteki sonraki taksitlerin ayrıca suç oluşturmayacağını belirtir:

“Ancak, ilk taksitin ödenmemesi üzerine 3 aya kadar hapsen tazyik kararının tamamının infazı halinde takip eden taksitlerin ödenmemesi durumunda artık borçlunun cezalandırılması olanağı kalmayacaktır. Bir başka anlatımla, ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle maddede öngörülen cezanın tamamının infazı hâlinde, yaptırım uygulama olanağı kalmadığından, diğer taksitlerin ödenmemesi ayrıca bir taahhüdü ihlâl kabahatini oluşturmayacaktır.”

(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/1882, K. 2023/1414, T. 07.03.2023 — kanun yararına bozma)

Buna karşılık, ayrımın diğer yüzü de vardır: farklı icra takiplerinde verilen farklı taahhütler ayrı ayrı değerlendirilir.

“…farklı icra takiplerinde verilen farklı taahhütlerden dolayı 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince borçlunun ödeme şartını ihlâl suçunun ayrı ayrı oluşabileceği, sanığın ayrı ayrı cezalandırılması mümkün olup, bu durumda mükerrer cezalandırma söz konusu olmayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE”

(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/6500, K. 2022/6846, T. 07.06.2022 — kanun yararına bozma isteminin reddi)

Yani üç aylık tavan tek bir taahhüde ilişkindir; farklı takiplerdeki ayrı taahhütlerin ihlali için ayrı sorumluluk doğabilir.

Şikâyet Süresi ve Görevli Mahkeme

Şikâyet, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra ceza mahkemesine yapılır ve İİK m.347’deki süreye tabidir. Görevin dayanağı İİK m.346’dır; bu maddeye göre “Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir”. Sürenin işleyişinde belirleyici olan, suçun ne zaman oluştuğudur: ödeme taahhüdünü ihlal, taahhüt edilen taksitin ödenmediği tarihte gerçekleşir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, üç aylık şikâyet süresinin şikâyete konu edilen taksitin ödenmeme tarihi esas alınarak hesaplanacağını kabul eder (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/10934, K. 2022/98, T. 11.01.2022). Bu tarihten itibaren üç ay içinde şikâyet edilmemişse yaptırım uygulanamaz.

Makbul Sebep Ne Anlama Gelir?

İİK m.340, taahhüdün “makbul bir sebep olmaksızın” ihlalini arar. Yani her ödememe otomatik olarak yaptırımı gerektirmez; borçlunun taahhüdünü yerine getirememesinin makbul bir sebebe dayanıp dayanmadığı değerlendirilir. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılır ve borçlunun ödeme imkânsızlığının niteliği önem taşır. Bu nedenle savunmada, taksitin neden ödenemediği ve bunun makbul bir sebebe dayanıp dayanmadığı ayrıca ele alınmalıdır.

Kredi Kartı veya Banka Kredisi Borcundan Hapis Cezası Var mı?

Uygulamada en sık sorulan hâl budur: kredi kartı borcu, ihtiyaç kredisi, senet veya sıradan bir alacak nedeniyle icra takibi başlatılmıştır ve borçlu “hapse girer miyim” diye endişelenir. Yalnızca borcu ödeyememek nedeniyle hapis cezası verilemez. Yukarıda aktarılan Anayasa hükmü tam olarak bu durumu güvence altına alır; kredi kartı ve tüketici kredisi borçları da sözleşmeden doğan yükümlülüklerdir.

Bu borçlarda alacaklının yolu cebri icradır: haciz, satış ve paraya çevirme. Ödeme yapılmaması tek başına ne suç ne kabahat oluşturur; icra dosyasının kendisi bir ceza dosyası değildir.

Tablo yalnızca borçlunun ayrı bir fiil eklemesiyle değişir. Kredi kartı borcu için icra dairesinde ödeme taahhüdünde bulunulmuş ve bu taahhüt makbul bir sebep olmaksızın ihlal edilmişse, artık yaptırımın konusu borç değil taahhüdün ihlalidir — ve devreye bu sayfanın konusu olan İİK m.340 girer. Aradaki fark özetle şudur: borçlu olmak yaptırım doğurmaz, icra dairesinde verilen sözü tutmamak doğurur.

Hapsin Gündeme Geldiği Diğer Hâller

Borç ilişkisinin etrafında, borcun kendisinden değil ayrı bir fiilden doğan başka yollar da vardır. Bunları birbirine karıştırmamak gerekir:

  • Nafaka hükmüne uymamak. Nafaka, sözleşmeden değil mahkeme kararından doğan bir yükümlülüktür ve kendi tazyik rejimi vardır:

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

(2004 sayılı İİK m.344)

  • Karşılıksız çek. Burada yaptırım adli para cezasıdır ve dayanağı 5941 sayılı Çek Kanunu m.5’tir; ödenmemesi hâlinde infaz rejimi devreye girer. Ayrıntısı için Karşılıksız Çek Cezası — Çek Kanunu m.5 sayfamıza bakınız.
  • Vergi borcu ile vergi kaçakçılığı aynı şey değildir. Vergi borcunu ödeyememek hapis sebebi değildir; hapis, sahte belge düzenlemek veya kullanmak gibi VUK m.359’da tanımlı ayrı fiillere bağlanır. Bkz. Vergi Kaçakçılığı Suçu — VUK 359.

Üçünde de ortak nokta aynıdır: yaptırımı doğuran şey ödeyememek değil, hukukun ayrıca tanımladığı bir davranıştır.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Öncelikle ortada geçerli bir ödeme taahhüdü olup olmadığını inceleyin. Taahhüt tutanağında toplam borç ile faiz, vekâlet ücreti ve masraflar açıkça ve birlikte gösterilmiş mi, tutanak imza ve tarih taşıyor mu?
  2. Şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını kontrol edin. İİK m.347 uyarınca süre, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç aydır ve suç taksitin ödenmediği tarihte oluşur.
  3. Taksitin neden ödenemediğini ve bunun makbul bir sebebe dayanıp dayanmadığını değerlendirin.
  4. Borcu ödeme imkânınız varsa, tazyik hapsinin her aşamada ödeme ile sona ereceğini hesaba katın.
  5. Alacaklıysanız, taahhüt tutanağını geçerlilik şartlarını taşıyacak biçimde düzenletmeye özen gösterin; eksik tutanak yaptırımı uygulanamaz kılar.

Sık Yapılan Hatalar

“Borç için hapis kalktı” sanmak. Kalkan, borcu ödeyememe nedeniyle hapistir; icra dairesinde verilen taahhüdün ihlaline bağlı tazyik hapsi yürürlüktedir.

Taahhüt tutanağının içeriğine bakmamak. Faiz, vekâlet ücreti ve masrafların açıkça gösterilmediği bir tutanak geçersizdir ve yaptırım doğurmaz.

Şikâyet süresini yanlış hesaplamak. Süre, taahhüdün verildiği tarihten değil, ödenmeyen taksitin tarihinden işler.

Tazyik hapsini kesin ceza sanmak. Borç ödendiğinde tazyik hapsi son bulur; amacı cezalandırmak değildir.

Her taksit için ayrı hapis beklemek. Aynı taahhütte üç aylık tavan bir bütün olarak uygulanır; farklı takiplerdeki ayrı taahhütler ise ayrı değerlendirilir.

Özet

  • Ödeme taahhüdünü ihlal, icra dairesinde kararlaştırılan ödeme şartının makbul bir sebep olmaksızın yerine getirilmemesidir; dayanağı İİK m.340’tır.
  • Yaptırım, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsidir; bir para cezası değildir ve borç ödendiğinde son bulur.
  • “Borç için hapis kalktı” düşüncesi yanılgıdır: Anayasa m.38 salt borcu ödeyememeyi hapis sebebi olmaktan çıkarır, taahhüt ihlalini değil.
  • Geçerli bir taahhüt için toplam borç ile faiz, vekâlet ücreti ve masrafların açıkça ve birlikte gösterilmesi; tutanağın imza ve tarih taşıması gerekir. Aksi hâlde cezai sorumluluk doğmaz.
  • Şikâyet süresi, taksitin ödenmediği tarihten itibaren üç aydır (İİK m.347) ve şikâyet icra ceza mahkemesine yapılır.
  • Aynı taahhütte üç aylık üst sınır bir bütün olarak uygulanır; farklı takiplerdeki farklı taahhütler ayrı ayrı değerlendirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Taahhüdü ihlal cezası kalktı mı?

Kalkmadı. Borç için hapis genel olarak kaldırılmıştır; ancak icra dairesinde verilen ödeme taahhüdünü makbul bir sebep olmaksızın ihlal etmek İİK m.340 uyarınca hâlâ üç aya kadar tazyik hapsini gerektirir. İki durum farklıdır: yaptırım borcun kendisi için değil, verilen taahhüdün ihlali içindir.

Borçtan dolayı hapis cezası var mı?

Anayasa m.38 uyarınca hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. Yani salt borcu ödeyememek hapis sebebi değildir. Tazyik hapsi ise borcu ödememeye değil, icra dairesinde serbestçe verilen ödeme taahhüdünü ihlale bağlı ayrı bir yaptırımdır.

Ödeme taahhüdünü ihlal suçunun cezası nedir?

İİK m.340 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu bir para cezası değildir. Tazyik hapsi borçluyu ödemeye zorlayan geçici bir yaptırımdır; bir borç için süresi her hâlde üç ayı geçemez.

Tazyik hapsi ne demek, ödeyince ne olur?

Tazyik hapsi, borçluyu taahhüdünü yerine getirmeye zorlayan cebri icra hukukuna özgü bir yaptırımdır. İİK m.340 uyarınca hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar yatırması gereken tutarı öderse tahliye edilir. Ödemeyi tekrar keserse yeniden tazyik hapsine karar verilebilir.

Ödeme taahhüdü hangi durumda geçersiz olur?

Taahhüt tutanağında toplam borç miktarı; işleyen ve işleyecek faiz, vekâlet ücreti ile icra harç ve giderleri birlikte ve açıkça gösterilmemişse taahhütte belirsizlik doğar ve taahhüt geçersiz olur. Yargıtay'a göre bu unsurlar belirlenmediğinde ödeme şartının ihlalinde cezai sorumluluk doğmaz.

Taahhüdü ihlalde şikâyet süresi ne kadardır?

İİK m.347 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Suç, taahhüt edilen taksitin ödenmediği tarihte oluşur; üç aylık süre bu tarih esas alınarak hesaplanır.

Tazyik hapsindeyken borcu ödersem serbest kalır mıyım?

Evet. İİK m.340, hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borçlunun borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırması gereken meblağı ödemesi hâlinde tahliye edileceğini açıkça düzenler. Tazyik hapsinin amacı cezalandırmak değil, ödemeyi sağlamaktır.

Aynı borç için birden fazla kez hapis verilir mi?

Bir borç için tazyik hapsinin süresi her hâlde üç ayı geçemez. Yargıtay, ilk taksitin ödenmemesi üzerine üç aylık tazyik hapsinin tamamı infaz edilmişse, aynı taahhütteki diğer taksitlerin ödenmemesinin ayrıca bir taahhüdü ihlal oluşturmayacağını kabul eder.

Farklı icra takiplerindeki taahhütler ayrı ayrı suç oluşturur mu?

Evet. Yargıtay, farklı icra takiplerinde verilen farklı taahhütlerin ihlalinin ayrı ayrı suç oluşturabileceğini ve bu durumda mükerrer cezalandırmadan söz edilemeyeceğini belirtir. Üç aylık üst sınır her bir taahhüt için ayrı değerlendirilir.

Ödeme taahhüdünü ihlal davası hangi mahkemede görülür?

Şikâyet, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra ceza mahkemesine yapılır. Yaptırıma bu mahkeme karar verir. Şikâyetin İİK m.347'deki üç aylık süre içinde yapılmış olması ve taahhüdün geçerlilik şartlarını taşıması incelenir.

Kredi kartı borcundan hapis cezası var mı?

Hayır. Kredi kartı borcu sözleşmeden doğan bir yükümlülüktür ve Anayasa m.38 uyarınca yalnızca bu yükümlülüğü yerine getirememek özgürlükten yoksun bırakma sebebi değildir. Alacaklının yolu haciz ve satış gibi cebri icra işlemleridir. Tablo ancak icra dairesinde verilen bir ödeme taahhüdü ihlal edilirse değişir.

Borçtan dolayı hapis cezası var mı; icra borcu ödenmezse hapse girilir mi?

Salt borcu ödeyememek hapis sebebi değildir. İcra dosyasının varlığı da tek başına hapis riski doğurmaz. Hapis yalnızca borcun etrafındaki ayrı fiillere bağlanır: icra dairesinde verilen ödeme taahhüdünün ihlali, nafaka kararına uymama, karşılıksız çek ve vergi kaçakçılığı gibi.

Çekte hapis cezası var mı?

Karşılıksız çekte yaptırım 5941 sayılı Çek Kanunu m.5 uyarınca adli para cezasıdır; doğrudan hapis cezası öngörülmez. Ancak adli para cezasının ödenmemesi hâlinde infaz rejimi devreye girer. Ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmedilir.

Nafaka ödenmezse hapis cezası var mı?

Nafaka sözleşmeden değil mahkeme kararından doğar. İİK m.344 uyarınca nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir; kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

Vergi borcu hapis cezası var mı?

Vergi borcunu ödeyememek hapis sebebi değildir; tahsilat kendi usulüne göre yürür. Hapis, sahte belge düzenlemek veya kullanmak gibi Vergi Usul Kanunu m.359'da tanımlanan ayrı kaçakçılık fiillerine bağlanır. Borç ile kaçakçılık birbirine karıştırılmamalıdır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İcra takibi, haciz, itirazın iptali ve istihkak süreçlerini alacaklı ve borçlu tarafında yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp