
İçindekiler 20
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Kişisel Veri Nedir?
- Dayandığı Kanun Maddesi: TCK 136
- Suçun Üç Hâli: Verme, Yayma, Ele Geçirme
- Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirilmesi Ne Demek?
- Yetkiniz Olan Sistemde Sorgulama Yapmak Suç mu?
- Telefon Numarasını İzinsiz Paylaşmak Suç mu?
- Başkasının Fotoğrafını İzinsiz Paylaşmak Suç mu?
- Kişisel Veri mi, Özel Hayat İhlali mi? (136 ↔ 134)
- Kaydetme ile Verme/Yayma Farkı (135 ↔ 136)
- “Herkese Açık” Bilgi ve Rıza
- Tek Paylaşımda Hem Hakaret Hem Veri: Fikri İçtima
- Nitelikli Hâller (137 ve 136/2)
- Kişisel Veri Suçunun Cezası
- Ceza Ertelenir mi, Paraya Çevrilir mi, HAGB Verilir mi?
- Görevli Mahkeme, Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- Yargıtay Hangi Ölçütlere Bakıyor?
- Sık Yapılan Hatalar
Kısa Cevap
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçu (TCK 136), belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait herhangi bir bilgiyi (ad, telefon, TC kimlik numarası, fotoğraf, sağlık bilgisi vb.) o kişinin rızası ve hukuka uygun bir neden olmaksızın bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmekle oluşur. Cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Verinin gizli olması gerekmez; herkese açık paylaşılmış bir bilgi bile korunur. Suç re’sen soruşturulur, uzlaştırma kapsamında değildir ve etkin pişmanlık hükmü yoktur. Buna karşılık madde sınırsız da değildir: veri zaten kendi hâkimiyet alanınızdaysa, ona bakmak tek başına ele geçirme sayılmaz.
Bu Durumda mısınız?
- Birinin fotoğrafını, telefon numarasını veya bilgilerini sosyal medyada onun rızası dışında paylaştığınız iddia ediliyor.
- Bir kişinin belgesini, kaydını veya verilerini izinsiz ele geçirdiğiniz ileri sürülüyor.
- Sahte hesap açıp başkasının ad, fotoğraf veya kişisel bilgilerini kullandığınız söyleniyor.
- Görev gereği erişebildiğiniz bir sistemde sorgulama yaptığınız için hakkınızda işlem başlatıldı.
- Fiiliniz kişisel veri suçu mu (136), özel hayatın gizliliğini ihlal mi (134) sayılacağı tartışmalı.
- Verinin zaten herkese açık/paylaşılmış olduğunu, dolayısıyla suç oluşmadığını düşünüyorsunuz.
Kişisel Veri Nedir?
Kişisel verinin kapsamı geniştir: belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ait her türlü bilgi kişisel veridir. Ad-soyad, TC kimlik numarası, adres, telefon numarası, e-posta, banka hesap bilgileri, plaka, fotoğraf, ses ve görüntü kayıtları, parmak izi ile sağlık ve genetik bilgiler bunun tipik örnekleridir. Sağlık, cinsel hayat, din ve sendika üyeliği gibi veriler ayrıca özel nitelikli kişisel veri sayılır ve kaydedilmeleri hâlinde TCK 135/2 daha ağır bir ceza öngörür.
Verinin gizli olması da şart değildir. Bu, savunmadaki en yaygın yanılgıyı bertaraf eden kritik noktadır:
“kişisel verilerin mutlaka gizli olması zorunlu değildir. Gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunmalıdır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/258, K. 2024/109, T. 06.03.2024)
Daire bu ölçütü güncel kararlarında da sürdürmektedir:
“her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK’nın 135. maddesindeki kişisel verilerin kaydedilmesi ve aynı Kanun’un 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını oluşturur.”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/1729, K. 2025/8856, T. 15.12.2025 — bozma)
Dayandığı Kanun Maddesi: TCK 136
TCK m.136 — Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
“(1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
(TCK m.136/1)
“(2) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.”
(TCK m.136/2)
Suçun Üç Hâli: Verme, Yayma, Ele Geçirme
TCK 136 seçimlik hareketli bir suçtur; üç hareketten herhangi biri suçu oluşturmaya yeter:
“Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin başkasına verilmesi, kişisel verilerin yayılması ve kişisel verilerin ele geçirilmesi şeklindeki seçimlik hareketlerin birinin gerçekleştirilmesiyle suç işlenmiş olacaktır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/258, K. 2024/109, T. 06.03.2024)
Verme, veriyi belirli bir kişiye aktarmaktır. Burada verinin faile nasıl ulaştığı belirleyici değildir:
“Bu seçimlik harekette verilerin hukuka uygun ya da aykırı yöntemle elde edilmiş olmasının önemi bulunmamakta olup önemli olan husus verme eyleminin hukuka aykırı olmasıdır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/384, K. 2023/367, T. 21.06.2023 — itirazın kabulü)
Yayma, veriyi belirsiz sayıda kişiye ulaştırmaktır. Ceza Genel Kurulu bu hareketin tipik görünümlerini tek tek saymıştır:
“Kişisel verileri yayma seçimlik hareketi de internet üzerindeki bir web sitesinde kişisel verileri yayınlamak, birçok kişiye elektronik posta ile ya da telefondan kısa mesajla göndermek, yazılı ya da görsel medyada yayınlamak gibi çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilecektir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/384, K. 2023/367, T. 21.06.2023 — itirazın kabulü)
Ele geçirme ise veriyi hukuka aykırı bir yöntemle elde etmektir; aşağıdaki bölümün konusudur.
Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirilmesi Ne Demek?
Üç seçimlik hareket arasında en çok soru doğuranı ele geçirmedir, çünkü verinin başkasına aktarılmasını ya da yayılmasını gerektirmez. Ceza Genel Kurulu ölçütü şöyle kurar:
“Ele geçirme fiili, başkasının hâkimiyeti altında bulunan bir kişisel verinin, failin hâkimiyeti altına girmesi ile gerçekleşmiş olacaktır. Görüldüğü üzere ele geçirmek seçimlik hareketinde, önceki iki seçimlik hareketten farklı olarak fail tarafından bir başkasına kişisel veri aktarımı söz konusu değildir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/384, K. 2023/367, T. 21.06.2023 — itirazın kabulü)
Ölçütün iki yüzü vardır. Veriyi kimseye göstermemiş olmak suçun oluşmadığı anlamına gelmez: başkasının telefonundan ekran görüntüsü almak ya da yetkisiz erişilen bir sistemden müşteri listesi indirmek bu kapsamdadır. Buna karşılık hâkimiyet devri yoksa ele geçirme de yoktur; veri zaten failin erişim alanındaysa ona bakmak tek başına bu hareketi oluşturmaz.
Ele geçirme fiili sırasında sisteme yetkisiz girilmişse, ortada ayrıca bir bilişim sistemine girme suçu bulunabilir; iki suç birbirini dışlamaz.
Uygulamada bu fiil sıklıkla kişisel verilerin ihlali suçu diye anılır; kanunda böyle bir suç adı yoktur. Kanunun 135 ila 140. maddeleri arasında kaydetme, verme veya yayma ya da ele geçirme, yok etmeme ve bunların nitelikli hâlleri olmak üzere dört ayrı tip düzenlenmiştir.
Aynı olay iki farklı yaptırım rejimini birlikte harekete geçirebilir. Buradaki hapis cezası adli yola aittir; aynı olayda şirket hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun vereceği idari para cezası ayrıca gündeme gelebilir. İki rejimin nasıl ayrıldığını KVKK ihlalinde ceza yazımızda ele aldık.
Yetkiniz Olan Sistemde Sorgulama Yapmak Suç mu?
Uygulamanın en çok yanlış bilinen noktası budur ve içtihat yaygın kanaatin tersi yöndedir. Kurumunun verdiği kullanıcı adı ve şifreyle sistemde bir kişiyi merak saikiyle sorgulayan kamu görevlisinin eylemi Ceza Genel Kurulu tarafından suç sayılmamıştır. Kurul birden çok ölçütü birlikte değerlendirmiştir:
“sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/384, K. 2023/367, T. 21.06.2023 — itirazın kabulü)
- Ceza Dairesi bu çizgiyi, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidermek üzere verdiği kesin nitelikli kararla genelleştirmiştir:
“Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/7038, K. 2024/1950, T. 25.04.2024 — uyuşmazlığın giderilmesi)
Daire aynı ölçütü güncel kararlarında uygulamaya devam etmekte ve bu gerekçeyle verilen beraat hükümlerini onamaktadır:
“sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi’nde sorgulama yapmaktan ibaret yargılama konusu eyleminde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına dair Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/6197, K. 2026/2632, T. 12.03.2026 — onama)
Bu çizginin sınırını doğru çizmek gerekir. Kararlar, sorgulamanın salt bakmaktan ibaret kaldığı hâlleri kapsar. Sorgulanan veri bir başkasına aktarılmış, yayılmış ya da kurum dışına çıkarılmışsa verme veya yayma hareketi gündeme gelir ve fail kamu görevlisiyse ceza TCK 137 uyarınca ayrıca artırılır. Eylemin suç oluşturmaması, disiplin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz.
Telefon Numarasını İzinsiz Paylaşmak Suç mu?
Uygulamada en sık sorulan somut hâllerden biri budur: bir kişinin telefon numarasını onun rızası olmadan başkasına vermek ya da bir gruba yaymak TCK 136 kapsamına girer mi? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, maddenin konusunu oluşturan kişisel veriyi tanımlarken telefon numarasını ismen saymıştır:
“adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/607, K. 2014/16665, T. 07.07.2014 — bozma)
Numaranın rehberlerde bulunabilir ya da çevrece biliniyor olması sonucu değiştirmez. Buradaki hareket, yukarıdaki üçlü ayrımda genellikle verme (numarayı belirli bir kişiye aktarmak) ya da yayma (bir gruba ulaştırmak) olarak nitelendirilir.
Ancak madde sınırsız değildir ve aynı karar bu sınırı da çizer. Daire, uygulamanın genişletilmesine karşı açık bir uyarı koymuştur:
“anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/607, K. 2014/16665, T. 07.07.2014 — bozma)
Karar ayrıca iki koşulun saptanmasını arar: olayda herhangi bir hukuk dalınca kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni bulunup bulunmadığı ve failin hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu. Numarayı bir iş ilişkisi gereği aktarmak ile husumet saikiyle bir gruba dağıtmak aynı değerlendirmeye tabi değildir.
İçtihat bu noktada tek sesli de değildir: karara katılmayan üyeler karşı oy yazmış, telefon numarasının verilmesini TCK 136 kapsamında suç saymanın maddeyi fazla genişlettiğini savunmuştur. Çoğunluk yerel mahkemenin beraat kararını bozmuştur; somut dosyada sonuç olayın özelliklerine göre değişebilir.
Başkasının Fotoğrafını İzinsiz Paylaşmak Suç mu?
Fotoğraf, TCK 136’nın konusunu oluşturan tipik kişisel verilerden biridir. Bir kişinin fotoğrafını onun rızası ve hukuka uygun bir neden olmaksızın paylaşmak, yeniden yayınlamak ya da bir hesapta kullanmak bu suçu oluşturabilir. En keskin uygulama, başkasının fotoğrafıyla sahte hesap açılmasıdır. 12. Ceza Dairesi, bu eylemi TCK 134’ten ayırarak açıkça 136 kapsamına sokmuştur:
“sanığın hukuka aykırı olarak katılanın rızası dışında sahte hesaplar açarak profil resmi yapması eyleminin Dairemiz yerleşik içtihatları gereği 5237 sayılı Kanunun 136. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/5777, K. 2026/1737, T. 24.02.2026 — bozma)
Aynı kararda pratikte belirleyici olan bir ayrım yapılmıştır: sahte hesaptan paylaşılan özel hayata ilişkin görüntüler TCK 134 kapsamındadır, fotoğrafın alınıp profil resmi yapılması ise TCK 136 kapsamındadır. Tek olayda iki suç birlikte bulunabilir.
Fotoğrafın kişinin kendi hesabından alınmış olması da savunma oluşturmaz. Yargıtay, mağdurun kendi Facebook hesabında yayımladığı profil ve kapak fotoğrafının şantaj amacıyla ele geçirilmesini TCK 136/1 kapsamında değerlendirmiş, fotoğrafın herkese açık olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararını bozmuştur. Aynı olayda şantaj suçu da gündeme gelir.
İçeriğin yayından kaldırılması ayrı bir yoldur ve ceza yargılamasını beklemez; erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması yolunu internetten içerik kaldırma yazımızda ayrıntılı ele aldık.
Kişisel Veri mi, Özel Hayat İhlali mi? (136 ↔ 134)
En sık karışan ayrım budur ve sınır bellidir: bir kişinin özel hayatına ilişkin görüntü ya da ses, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu (TCK 134) oluşturur; TCK 136 kapsamındaki “kişisel veri” değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bunu açıkça söyler:
“kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi, yasal anlamda, TCK’nın 136/1. maddesi kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez.”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/9893, K. 2016/12504, T. 09.11.2016)
Yani mahrem bir görüntünün/sesin izinsiz kaydı veya ifşası TCK 134’tedir; ad, numara, kimlik gibi kayıtlı verilerin hukuka aykırı aktarımı ise TCK 136’dadır. Doğru niteleme, hem uygulanacak maddeyi hem cezayı hem de şikâyet rejimini değiştirir. Nitekim yukarıdaki 2026 tarihli kararda bozma nedeni tam da budur: mahkeme sahte hesap eylemini 134 kapsamında değerlendirip düşme kararı vermiş, Daire suç vasfında yanılgıya düşüldüğünü belirtmiştir.
Kaydetme ile Verme/Yayma Farkı (135 ↔ 136)
Kişisel verinin kaydedilmesi ayrı bir suçtur (TCK 135); TCK 136 ise kayıtlı verinin verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesini cezalandırır.
TCK m.135 — Kişisel verilerin kaydedilmesi
“(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”
(TCK m.135/1)
TCK 136’nın uygulanabilmesi için verinin kayıtlı halde bulunması gerekir; salt hafızadan öğrenilen veya duyularla vakıf olunan bilgi bu madde kapsamında değildir:
“kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK’nın 134/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/9893, K. 2016/12504, T. 09.11.2016)
“Herkese Açık” Bilgi ve Rıza
Uygulamadaki en güçlü yanılgı, “bu bilgi zaten herkese açıktı” savunmasıdır. Yargıtay bunu kabul etmez: bir kişinin verisini kendisinin daha önce paylaşmış olması, o veriyi kişisel veri olmaktan çıkarmaz ve üçüncü kişilere onu rıza dışında yeniden yayınlama hakkı vermez. 12. Ceza Dairesi, kişinin kendi Instagram hesabında paylaştığı fotoğrafların bir başkasınca izinsiz yeniden paylaşılmasını 136 kapsamında değerlendirmiştir:
“kamuya açık alanda çekilmiş ve kişisel veri niteliğindeki resimlerini daha önce kendi instagram hesabında yayımlamasının bu resimlerin kişisel veri olma özelliğini değiştirmeyeceği gibi üçüncü kişilere katılanların rızası dışında yayınlama hakkı da tanımayacağı”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/4834, K. 2024/8047, T. 24.12.2024)
Burada belirleyici olan rıza ve hukuka uygunluk nedeninin bulunup bulunmadığıdır. Verinin ilgilinin açık rızasıyla, hukuka uygun bir amaçla paylaşılması suç oluşturmaz; rıza dışı ve hukuka aykırı aktarım ise cezalandırılır. Failin, eylemin hukuka aykırılığını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu da ayrıca değerlendirilir.
Tek Paylaşımda Hem Hakaret Hem Veri: Fikri İçtima
Sosyal medya paylaşımlarında sık görülen bir durum, aynı gönderide hem kişisel verinin yayılması hem de hakaret edilmesidir. Burada iki ayrı cezaya mı hükmedileceği yoksa tek bir cezaya mı gidileceği, fiilin hukuki anlamda tek olup olmadığına bağlıdır.
TCK m.44 — Fikri içtima
“(1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.”
(TCK m.44/1)
Ceza Genel Kurulu hükmün uygulanma koşullarını şöyle belirler:
“TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen farklı neviden fikri içtima hükmünün uygulanması için hukuki anlamda tek olan bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması ve işlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça fikri içtima hükmünün uygulanmasının engellenmemiş olması gerekmekte olup”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/611, K. 2022/784, T. 08.12.2022 — bozma)
Kurul, önüne gelen olayda tek bir paylaşımla hem kişisel veriyi yayan hem de hakaret eden sanık hakkında iki ayrı hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuş, TCK 44 uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren TCK 136 kapsamında hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç, sanık lehine tek cezadır; ancak bu, iki eylemin gerçekten tek fiil oluşturduğu hâllerle sınırlıdır.
Nitelikli Hâller (137 ve 136/2)
Suçun kamu görevlisi tarafından yetkisini kötüye kullanarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenmesi cezayı artırır:
TCK m.137 — Nitelikli haller
“(1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların; a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
(TCK m.137/1)
Ayrıca TCK 136/2 uyarınca, suçun konusu CMK 236. maddesindeki koruma amaçlı kayda alınmış beyan ve görüntüler (örneğin mağdur veya çocuğun özel yöntemle alınan ifade/görüntü kaydı) ise ceza bir kat artırılır.
Kişisel Veri Suçunun Cezası
| Durum | Dayanak | Ceza |
|---|---|---|
| Veriyi hukuka aykırı verme/yayma/ele geçirme | 136/1 | 2 – 4 yıl hapis |
| Konu, CMK 236 kapsamında kayda alınan beyan/görüntü ise | 136/2 | Ceza bir kat artırılır (4 – 8 yıl) |
| Kamu görevlisi / meslek-sanat kolaylığıyla | 137 | Ceza yarı oranında artırılır |
Mahkûmiyet hâlinde ayrıca TCK 53 uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirine hükmedilir.
Ceza Ertelenir mi, Paraya Çevrilir mi, HAGB Verilir mi?
Bu üç kurum sık sık birbirine karıştırılır; TCK 136 bakımından cevapları da farklıdır.
Adli para cezasına çevirme kural olarak mümkün değildir. TCK 50 yalnızca kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine izin verir ve kısa sürelinin tanımı kanunda yapılmıştır:
“(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.”
(TCK m.49/2)
TCK 136/1’in alt sınırı iki yıl olduğundan, alt sınırdan verilen cezaya takdiri indirim uygulansa bile sonuç bir yılın üzerinde kalır: TCK 62 cezanın altıda birine kadarını indirmeye izin verir, bu da iki yılı bir yıl sekiz aya düşürür. Ceza kısa süreli hapis niteliği kazanmadığı için adli para cezasına çevrilemez. Teşebbüs ya da yaş küçüklüğü gibi başka bir indirim nedeni cezayı bir yılın altına indirirse durum değişir.
Haksız tahrik indirimi de bu suçta kolayca kabul edilmez. Yargıtay, taraflar arasındaki karşılıklı hakaret içeren yazışmaların fail lehine haksız tahrik sayılamayacağına hükmetmiştir:
“katılan ile sanık arasında hakaret içeren yazışmaların, sanığın sabit görülen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu yönünden sanığın lehine haksız tahrik nedeni olarak kabul edilemeyeceği”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/1456, K. 2026/3399, T. 06.04.2026 — bozma)
Erteleme ve HAGB ise koşulları varsa mümkündür. İkisi de hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasını arar; alt sınırdan ceza verilen dosyalarda bu eşik sağlanabilir.
“(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir.”
(TCK m.51/1)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise CMK 231’de düzenlenmiştir ve madde 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılmıştır:
“Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.”
(CMK m.231/5)
Yeni düzenlemenin uygulamada en çok gözden kaçan yanı, iki kurumun birlikte uygulanamamasıdır:
“Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.”
(CMK m.231/7)
Görevli Mahkeme, Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
| Konu | Kişisel veri suçu (TCK 136) |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Asliye ceza |
| Şikâyet | Şikâyete bağlı değil (re’sen soruşturulur) |
| Uzlaştırma | YOK |
| Etkin pişmanlık | YOK |
| Dava zamanaşımı | 8 yıl (136/2’de 15 yıl) |
Aynı bölümdeki bazı suçlar şikâyete bağlı olsa da, kanun kişisel veri suçlarını bunun dışında tutar:
TCK m.139 — Şikayet
“(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.”
(TCK m.139/1)
Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi, şikâyet süresi beklemek gereksizdir; savcılık suçu öğrendiği anda re’sen soruşturur. İkincisi, şikâyetten vazgeçmek davayı düşürmez; taraflar anlaşsa dahi kovuşturma devam eder ve vazgeçme beyanı ancak delil değerlendirmesinde ve cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Etkin pişmanlık hükmü de bu suçta yoktur. TCK 168 etkin pişmanlığı sayılı suçlar için öngörmüştür ve kişisel verilere ilişkin suçlar bu listede yer almaz:
“(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”
(TCK m.168/1)
Görevli mahkeme, cezanın on yılı aşmaması ve suçun ağır ceza mahkemesini görevlendiren suçlar arasında sayılmaması nedeniyle asliye ceza mahkemesidir. Zamanaşımı ise cezanın üst sınırına göre belirlenir: 136/1 (üst sınır 4 yıl) için sekiz yıl, cezanın bir kat artırıldığı 136/2 (üst sınır 8 yıl) için on beş yıldır.
TCK m.66 — Dava zamanaşımı
“d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,”
(TCK m.66/1-d)
“e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,”
(TCK m.66/1-e)
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
Ceza hukukunda fiilin işlendiği tarihteki kanun uygulanır; sonradan çıkan kanun failin lehine ise geriye yürür (TCK m.7). TCK 136’da bu kural özellikle önemlidir; çünkü madde iki kez ağırlaştırılmıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun 2024 tarihli kararında da belirtildiği üzere, maddenin ilk hâlinde ceza bir yıldan dört yıla kadar iken, 6526 sayılı Kanun (06.03.2014) ile alt sınır iki yıla çıkarılmış; 7188 sayılı Kanun (17.10.2019) ile de ikinci fıkra eklenmiştir. Bu nedenle:
- 06.03.2014 öncesi fiillerde daha lehe olan eski ceza (1–4 yıl) uygulanır.
- 17.10.2019 öncesi fiillerde 136/2’deki bir kat artırım söz konusu olmaz.
Suç tarihinin doğru tespiti, uygulanacak ceza aralığını doğrudan değiştirir. Buna karşılık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK 231 usul hükmüdür ve 7589 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik derdest dosyalarda da gözetilir.
Yargıtay Hangi Ölçütlere Bakıyor?
Kararlar okunduğunda sonucu belirleyen ölçütler tekrar eder. Bir dosyada TCK 136’nın oluşup oluşmadığı esas olarak dört soruyla test edilir.
Veri kayıtlı mı? Salt hafızada tutulan ya da duyularla öğrenilen bilgi bu madde kapsamında değildir; koşulları varsa TCK 134 gündeme gelir.
Hâkimiyet devri var mı? Ele geçirme, verinin başkasının hâkimiyetinden failin hâkimiyetine geçmesini gerektirir. Zaten erişim yetkisi bulunan veriye bakmak bu hareketi oluşturmaz.
Hukuka uygunluk nedeni var mı? Rıza, kanun hükmünü icra, hakkın kullanılması gibi herhangi bir hukuk dalınca kabul edilebilecek bir neden varsa fiil hukuka aykırı olmaz.
Fail hukuka aykırılığı biliyor muydu? Suç genel kastla işlenir ve ayrı bir amaç aranmaz, ancak failin hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu ayrıca saptanır:
“Kanun’da suçun işlenmesi esnasında herhangi bir saik, amaç veya maksatla hareket edilmiş olması aranmadığı için, bu suç genel kast ile işlenebilen bir suçtur, ayrıca bir özel kastın varlığı aranmaz.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/384, K. 2023/367, T. 21.06.2023 — itirazın kabulü)
Dört ölçüt birlikte değerlendirilir; birinin eksikliği tek başına sonucu belirleyebilir.
Sık Yapılan Hatalar
- “Veri zaten herkese açıktı” savunmasına güvenmek. Kişinin kendisinin paylaşmış olması, veriyi korumasız bırakmaz; üçüncü kişiye rıza dışı yayınlama hakkı vermez.
- 136 ile 134’ü karıştırmak. Mahrem görüntü/ses TCK 134’tedir; kayıtlı kişisel verinin aktarımı TCK 136’dadır. Sahte hesapta kullanılan profil fotoğrafı ise 136 kapsamındadır.
- Yetkili erişimi ele geçirme sanmak. Kurumun verdiği şifreyle görülebilen veriye bakmak, salt bakmakla sınırlı kaldığı sürece suç değil disiplin konusudur.
- Rıza ve hukuka uygunluk nedenini incelememek. Açık rıza veya meşru bir amaç varsa suç oluşmayabilir; bu husus titizlikle araştırılmalıdır.
- Suç tarihini/lehe kanunu atlamak. 2014 ve 2019 değişiklikleri ceza aralığını değiştirdiğinden suç tarihi belirleyicidir.
- Şikâyet süresi beklemek ya da vazgeçmeye güvenmek. Suç re’sen soruşturulur; vazgeçme davayı düşürmez.
- Cezanın paraya çevrileceğini varsaymak. Alt sınırdan verilen ceza kısa süreli hapis sayılmadığı için kural olarak çevrilmez.
İlgili yazılar: Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası (TCK 134) · TCK 107 Şantaj Suçu ve Cezası · Hakaret Suçu ve Cezası (TCK 125)
Sıkça Sorulan Sorular
Kişisel verileri ele geçirme suçunun cezası nedir?
Temel hâlde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Konu, CMK 236 kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler ise (136/2) ceza bir kat artırılır.
Kişisel veri nedir?
Gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgidir: ad-soyad, TC kimlik numarası, adres, telefon, e-posta, banka bilgileri, plaka, fotoğraf, ses, sağlık ve genetik veriler. Verinin gizli olması gerekmez.
Bir kişinin fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak suç mudur?
Kişinin rızası ve hukuka uygun bir neden olmadan fotoğrafının paylaşılması bu suçu oluşturabilir. Kişinin fotoğrafı daha önce kendisinin paylaşmış olması, üçüncü kişilere onu rıza dışında yeniden yayınlama hakkı vermez.
Başkasının fotoğrafıyla sahte hesap açmak hangi suçu oluşturur?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mağdurun fotoğraflarını kullanarak sahte hesap açıp bu fotoğrafı profil resmi yapma eylemini TCK 136/1 kapsamında değerlendirmiştir. O hesaptan ayrıca özel hayata ilişkin görüntü paylaşılmışsa, bu kısım TCK 134 kapsamında ayrıca ele alınır.
Bilgi zaten herkese açıksa yine suç olur mu?
Evet. Yargıtay'a göre gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de korunur. Herkese açıktı savunması tek başına sonucu değiştirmez.
Kişisel veri suçu ile özel hayatın gizliliğini ihlal farkı nedir?
Özel hayata ilişkin görüntü veya ses TCK 134 kapsamındadır; kayıtlı kişisel verilerin (ad, numara, kimlik gibi) hukuka aykırı aktarımı ise TCK 136 kapsamındadır.
Kişisel veriyi sadece öğrenmek veya duymak suç mudur?
Hayır. TCK 136 için verinin kayıtlı halde verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi gerekir. Salt hafızada tutulan ya da duyularla öğrenilen bilgi, koşulları varsa TCK 134 kapsamında değerlendirilebilir.
İşyerimde bana verilen şifreyle sistemde sorgulama yapmak suç mu?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 12. Ceza Dairesi, kurumunun kendisine verdiği şifreyle erişebildiği veriye merak saikiyle bakmaktan ibaret kalan, veriyi kimseyle paylaşmayan ve hukuka aykırı bir amaç gütmeyen kamu görevlisinin eylemini suç saymamış, bunu disiplin soruşturmasının konusu olarak görmüştür. Veri kendi hâkimiyet alanınızın dışındaysa ya da sorgulanan veri başkasına aktarılmışsa değerlendirme değişir.
Kişisel veri suçunda rıza cezayı kaldırır mı?
İlgilinin açık rızasıyla ve hukuka uygun bir amaçla yapılan paylaşım suç oluşturmaz. Rıza dışı ve hukuka aykırı aktarım cezalandırılır; failin hukuka aykırılığı bilip bilemeyeceği de değerlendirilir.
Kişisel veri suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Asliye ceza mahkemesidir. Bu suç, ağır ceza mahkemesini görevli kılan suçlar arasında sayılmaz.
Kişisel veri suçu şikâyete bağlı mı?
Hayır. TCK 139 gereğince kişisel verileri verme veya ele geçirme suçu şikâyete bağlı değildir; re'sen soruşturulur.
Şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür mü?
Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığı için vazgeçme kovuşturmayı kendiliğinden sona erdirmez. Vazgeçme beyanı olsa dahi yargılama sürer; beyan yalnızca delil değerlendirmesinde ve cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Kişisel veri suçunda etkin pişmanlık uygulanır mı?
Hayır. TCK 168'deki etkin pişmanlık hükmü hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs ve taksirli iflâs suçları için öngörülmüştür; kişisel verilere ilişkin suçlar bu listede yer almaz.
TCK 136 cezası adli para cezasına çevrilir mi?
Kural olarak hayır. TCK 50 yalnızca kısa süreli hapis cezasının çevrilmesine izin verir ve TCK 49/2'ye göre kısa süreli hapis bir yıl veya daha az süreli cezadır. Alt sınırdan verilen iki yıllık cezaya takdiri indirim (TCK 62) uygulansa bile ceza bir yılın üzerinde kalır. Teşebbüs, yaş küçüklüğü gibi başka bir indirim nedeni cezayı bir yılın altına çekerse çevirme gündeme gelebilir.
Kişisel veri suçunda HAGB veya erteleme mümkün mü?
Koşulları varsa mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise CMK 231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, TCK 51 uyarınca ertelemeye karar verilebilir. CMK 231, 7589 sayılı Kanun'la yeniden yazılmıştır ve HAGB kararı verilen hükümdeki hapis cezasının ayrıca ertelenemeyeceğini açıkça belirtir.
Kişisel veri suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Temel hâlde (136/1) sekiz yıldır. Cezanın bir kat artırıldığı 136/2 hâlinde ise on beş yıldır.
Memur veya çalışan görevi nedeniyle kişisel veriyi paylaşırsa ne olur?
Suçun kamu görevlisi tarafından yetkisi kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde (TCK 137) ceza yarı oranında artırılır.
Birinin telefon numarasını izinsiz paylaşmak suç mudur?
Olabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, TCK 136'nın konusunu oluşturan kişisel verileri sayarken telefon numarasını ismen anmıştır; numarayı rıza dışında bir kişiye vermek verme, bir gruba ulaştırmak ise yayma hâlini oluşturabilir. Numaranın çevrece biliniyor olması tek başına sonucu değiştirmez. Buna karşılık aynı karar, maddenin amaçlanandan fazla genişletilmemesini ve olayda hukuka uygunluk nedeni bulunup bulunmadığının ayrıca saptanmasını arar.
Numarayı yayan ile alan aynı suçtan mı sorumlu olur?
TCK 136 seçimlik hareketli bir suçtur; verme, yayma ve ele geçirme ayrı ayrı suçu oluşturmaya yeter. Numarayı rıza dışında aktaran kişinin fiili verme veya yayma, onu hukuka aykırı bir yöntemle elde edenin fiili ise ele geçirme kapsamında değerlendirilebilir. Her fail kendi hareketinden sorumludur ve her ikisinde de hukuka aykırılık ile failin bunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ayrıca aranır.
İlgili çalışma alanı: Bilişim Hukuku ve KVKK
← Tüm makaleler