Bilişim Hukuku ve KVKK

TCK 243: Bilişim Sistemine Girme Suçu — Unsurları, Cezası ve Yetkili Mahkeme

TCK 243 bilişim sistemine girme suçu: cezası, unsurları, TCK 244 farkı, sorgu paneli, yetkili mahkeme, HAGB ve zamanaşımı — Yargıtay kararlarıyla.

28 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Yetkisiz erişim şüphesi bulunan sunucu dolabında giriş kaydını ve erişim kartını inceleyen eller
İçindekiler 21

Kısa Cevap

TCK 243, bir bilişim sistemine (e-posta, sosyal medya hesabı, kurumsal yazılım, sunucu) hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kişiyi cezalandırır: temel ceza bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Veri çalınması şart değildir; izinsiz giriş tek başına suçtur. Girilen hesapta mesaj yazma, şifre değiştirme, veri silme gibi müdahaleler ise daha ağır cezalı TCK 244 kapsamına geçer. Suç şikâyete bağlı değildir ve yetişkin sanıkta uzlaştırma kapsamına girmez; görevli mahkeme asliye ceza, olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Yer bakımından yetkide kural suçun işlendiği yerdir, bilişim sistemi araç yapılarak işlenen suçlarda ise mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. “Panel” denilen sorgulama yazılımlarında Yargıtay’ın çizgisi farklıdır: orada eylem çoğu kez 243’ten çıkıp TCK 244 ile 136’ya, programın edinilmesi bakımından ise TCK 245/A’ya gider.

Bu Durumda mısınız?

  • E-posta, Instagram, Facebook veya banka hesabınıza sizden habersiz girildiğini fark ettiniz; “giriş yapıldı” uyarısı ya da tanımadığınız oturum kaydı gördünüz.
  • Eşinizin veya eski eşinizin hesabına şifresini bildiğiniz için girdiniz; şimdi hakkınızda soruşturma var.
  • Hesabınızın şifresi değiştirildi, kendi hesabınıza erişemiyorsunuz; üstelik hesabınızdan arkadaşlarınıza para isteyen mesajlar atılmış.
  • İş yerinizde kurumsal sisteme yetkiniz dışındaki bir bölümden veri görüntülediğiniz iddiasıyla savunmanız istendi.
  • Hakkınızda TCK 243 veya 244’ten iddianame düzenlendi ve suç vasfının doğru olup olmadığını merak ediyorsunuz.
  • “Panel” denilen bir sorgulama sitesinden ya da Telegram botundan kimlik veya adres sorgusu yaptınız ve bunun suç olup olmadığını öğrenmek istiyorsunuz.
  • Başkasının e-Devlet şifresiyle oturum açtınız ya da kendi e-Devlet hesabınıza izinsiz girildiğini fark ettiniz.

Bu senaryoların her biri farklı fıkra ve maddelere gidebilir; somut dosyanızı mutlaka bir avukatla değerlendirin.

Bilişim Sistemine Girme Suçu Nedir? (TCK 243)

Bilişim sistemine girme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Bilişim Alanında Suçlar” bölümünün ilk maddesidir ve bilişim sistemlerinin dokunulmazlığını korur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, maddenin amacını “bilişim sistemi ve sistemin işleyişine yönelik saldırıların önlenmesi” olarak açıklar (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/239, K. 2021/325, T. 01.07.2021).

Suçun üç önemli özelliği vardır:

  • Somut zarar aranmaz. Sisteme izinsiz girilmesi yeterlidir; verilerin kopyalanması, silinmesi veya bir çıkar elde edilmesi şart değildir. Bu tür ek eylemler devreye girdiğinde suç, aşağıda anlatılacağı gibi başka maddelere (244, 136, 158) kayar.
  • “Bilişim sistemi” geniş yorumlanır. E-posta hesabı, sosyal medya profili, operatörün çevrimiçi işlem merkezi, kurumsal uygulama — Yargıtay uygulamasında bunların tamamı bilişim sistemi sayılır; aşağıdaki kararların konuları da (Facebook, MSN, çevrimiçi tarife sistemi) bunu gösterir.
  • Fail herkes olabilir. Suçun mağduru sistem üzerinde hak sahibi olan kişidir; failin bilişim uzmanı olması gerekmez, şifreyi zaten biliyor olması da suçu ortadan kaldırmaz.

Dayandığı Kanun Maddesi

5237 sayılı TCK m.243 — Bilişim sistemine girme

(1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. (2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. (3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (4) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Dördüncü fıkra maddeye 2016 yılında eklenmiştir; birinci fıkradaki “giren veya orada kalmaya devam eden” ifadesi de aynı değişikliğin ürünüdür. Bu tarihçe, suçun hangi olaylara hangi hâliyle uygulanacağını doğrudan etkiler (aşağıda ayrıntısıyla anlatılmıştır).

Madde Gerekçesi Ne Diyor?

Maddenin resmî gerekçesi, kanunlaşma sürecinde Tasarı’nın 346. maddesi olarak kaleme alınmıştır; bugünkü 243’ün karşılığıdır. Gerekçe suçun iki tartışmalı noktasını doğrudan cevaplar. Birincisi kasıt eşiğidir: gerekçeye göre sisteme haksız ve kasten girilmiş olması suçun oluşması için yeterlidir, failin belirli verileri elde etmek amacıyla hareket etmiş olması ya da bunları elde etmiş olması aranmaz. İkincisi veri kaybıdır: gerekçe, sisteme giren kişinin saiki ne olursa olsun müdahalesi nedeniyle veriler imha edilir veya değişirse cezanın ağırlaştığını, bunun imha ya da değişmeye yönelik bir kast bulunmasa da sırf netice nedeniyle uygulandığını söyler. Her iki fıkra bakımından genel kastın yeterli olduğu, sistemdeki bütün soyut unsurların “veri” teriminin kapsamında sayıldığı da aynı metinde belirtilir.

Fıkra numaraları kaymıştır ve bu, gerekçeyi okurken atlanırsa yanlış sonuç verir. Gerekçenin “ikinci fıkra” dediği hüküm, kanunlaşan metinde üçüncü fıkradır: Tasarı’daki iki fıkralı madde, yasama sürecinde “bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler” indirimini ikinci fıkra olarak kazanmış, veri kaybı hâli de bir sıra aşağı inmiştir. Yani gerekçedeki “kast bulunmasa da sırf neticeden dolayı daha ağır ceza” açıklaması bugünkü 243/3’ü anlatır; bu, yukarıda 8. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararında ulaştığı sonucun aynısıdır.

Suçun Unsurları: Hukuka Aykırı Girme veya Kalma

Bugünkü metne göre suçun oluşması için iki seçimlik hareket vardır: sisteme hukuka aykırı girmek ya da hukuka uygun girilmiş olsa bile hakkı olmadığı hâlde orada kalmaya devam etmek. İkisinden birinin gerçekleşmesi yeterlidir.

  1. Ceza Dairesi 2024 tarihli kararında girmenin kapsamını şöyle tarif eder:

“Bilişim sistemine girmek”, bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesidir.

Suç, başkasına ait bilgisayarın açılarak içindeki verilerin görülmesi biçiminde olabileceği gibi bir ağ aracılığıyla bilişim sisteminde oturum açılması yoluyla da işlenebilir.

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/16492, K. 2024/8900, T. 20.11.2024 — bozma)

“Girme”nin kapsamı geniştir. Şifre kırmak şart değildir: başkasının şifresini öğrenip kullanmak, açık kalmış oturumdan hesaba bakmak, yetki alanı dışındaki bölüme erişmek de girmedir. Yargıtay, boşanmış eşin (şifreyi zaten bilmesine rağmen) eski eşinin hesabına izinsiz girmesini bu kapsamda değerlendirmiştir (aşağıda).

Verilerin ele geçirilmesi şart değildir. Ceza Genel Kurulu 2021 tarihli kararında, suçun sırf sisteme girilmesiyle tamamlandığını, failin herhangi bir veri elde etmesinin aranmadığını kabul etmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/239, K. 2021/325, T. 01.07.2021). Aynı kararda Kurul, sistemde ne kadar kalındığının somut olaya göre hâkim tarafından değerlendirileceğini belirtir ve mahkemeden bağlantı süresinin operatörden sorulmasını ister; yani “girildi mi, ne kadar kalındı” sorusu teknik kayıtlarla ispatlanır.

Hukuka aykırılık, rızanın yokluğudur. Sistem üzerinde hak sahibi kişinin açık veya örtülü rızasıyla yapılan erişim suç olmaz. Buna karşılık rızanın sınırı aşılırsa (örneğin belirli bir iş için verilen erişim yetkisi bittikten sonra sistemde kalınırsa) bugünkü metinde “kalmaya devam etme” seçimlik hareketi devreye girer.

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır? 2016 Değişikliği ve Lehe Kanun

TCK 243’ün bugünkü hâli ile 2016 öncesi hâli arasında, davaların sonucunu değiştiren bir fark vardır. Maddenin ilk hâlinde suç, sisteme “giren ve orada kalmaya devam eden” kişi için öngörülmüştü; yani girme ile kalmaya devam etme birlikte aranıyordu. Ceza Genel Kurulu bu tarihçeyi ve değişikliği ayrıntısıyla anlatır:

“Suç tarihinden sonra ise 07.04.2016 tarihli ve 29677 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kanun’un 30. maddesinin dördüncü fıkrası ile TCK’nın 243. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve” ibaresi “veya” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye “Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” ibaresi dördüncü fıkra olarak eklenmek suretiyle anılan madde son hâlini almıştır.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/239, K. 2021/325, T. 01.07.2021 — bozma)

Kurul, ilk metindeki “ve” bağlacının bilinçli bir yasama tercihi olduğunu da vurgular — 2004’te TBMM Genel Kurulu, tasarıdaki “veya”yı önergeyle “ve” yapmıştı; kazara sisteme girip çıkan kişinin cezalandırılmaması amaçlanıyordu:

“TCK’nın 243. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin TBMM Genel Kurulu görüşmeleri incelendiğinde kanun koyucunun madde metnine “veya” ibaresi yerine “ve” ibaresini koyması bilinçsiz bir tercihten ibaret değildir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/239, K. 2021/325, T. 01.07.2021 — bozma)

Bunun pratik sonucu: 7 Nisan 2016’dan önce işlenen fiillerde yalnızca sisteme girilmiş olması yetmez; failin sistemde bilerek belli bir süre kaldığının da kanıtlanması gerekir:

“O hâlde suç tarihi itibarıyla bu suçun oluşabilmesi için failin bilişim sisteminin bir kısmına veya bütününe hukuka aykırı olarak girmesi ve aynı zamanda girdiğini fark etmesine karşın belli bir süre orada kalması gerekmektedir. Fail sisteme girer girmez hemen çıkarsa anılan suç oluşmayacaktır.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/239, K. 2021/325, T. 01.07.2021 — bozma)

Bu ayrımın dayanağı, ceza hukukunun zaman bakımından uygulama kuralıdır:

5237 sayılı TCK m.7 — Zaman bakımından uygulama

Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

2016 değişikliği suçun kapsamını genişlettiği (aleyhe olduğu) için geçmişe yürümez: eski tarihli olaylarda sanık lehine olan “ve”li metin uygulanır. Dördüncü fıkra (veri nakillerini izleme) de 2016 öncesi fiillere uygulanamaz. O tarihte böyle bir suç tanımı yoktu.

Bu bölümün pratik penceresi daralmaktadır ve dürüst olmak gerekir: TCK 243’te olağan dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde uzayabileceği azami süre on iki yıldır (TCK m.66/1-e ve m.67/4). 7 Nisan 2016’dan önce işlenmiş bir fiil bugün ancak kesilme nedeniyle uzamış süre içindeyse hâlâ yargılanabilir. Buna karşılık kural, derdest eski dosyalarda ve temyiz aşamasındaki hükümlerde sonucu doğrudan değiştirmeye devam eder.

Bilişim Sistemine Girme Suçunun Cezası

FıkraEylemCeza
243/1Sisteme hukuka aykırı girme veya kalmaya devam etme1 yıla kadar hapis veya adli para cezası (seçimlik)
243/2Fiilin, bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemlerde işlenmesiCeza yarı oranına kadar indirilir
243/3Girme nedeniyle sistemdeki verilerin yok olması veya değişmesi6 aydan 2 yıla kadar hapis
243/4Sisteme girmeksizin veri nakillerini teknik araçlarla izleme1 yıldan 3 yıla kadar hapis

Üç nokta özellikle karıştırılır:

  • Birinci fıkradaki ceza seçimliktir: hâkim ya hapse ya adli para cezasına hükmeder; ikisi birlikte verilmez.
  • Üçüncü fıkra, kasıtsız veri kaybı içindir. Fıkra, girme fiili nedeniyle verilerin yok olması veya değişmesi hâlini düzenler; fail verileri silmek ya da değiştirmek kastıyla hareket etmişse artık TCK 244/2 uygulanır.
  • İkinci fıkra bir indirim hâlidir: ücret karşılığı kullanılan sistemlere (abonelikli servisler gibi) izinsiz girişte ceza yarıya kadar iner.

Üçüncü fıkradaki kasıt ölçütünü 8. Ceza Dairesi doğrudan tarif etmiştir:

5237 sayılı TCK.nın 243/3. maddesinde yazılı suç, hukuka aykırı olarak bilişim sistemine girilmesi ancak sistemde kalınan süre içerisinde kasti bir eylem olmaksızın sistemin içerdiği verilerin yok olmasına veya değişmesine sebebiyet vermekten ibaret olduğu cihetle; … adresinin şifresinin değiştirilmesi nedeniyle eylemin TCK.nın 244/2. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı ve birden fazla hesapta bu değişikliğin yapılması halinde de zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceği…

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/11248, K. 2022/19534, T. 21.12.2022 — bozma)

Cezanın bireyselleştirilmesi (seçenek yaptırımlar, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması) genel hükümlere tabidir ve aşağıda ayrı bir bölümde ele alınmıştır.

Eşin veya Eski Eşin Hesabına Girmek Suç mu?

Uygulamada TCK 243’ün en sık göründüğü senaryo budur: eşler ya da eski eşler, birbirinin sosyal medya veya e-posta hesabına (çoğu zaman evlilik döneminden bildikleri şifreyle) girip yazışmaları okur. Yargıtay’ın çizgisi nettir: şifreyi biliyor olmak, hesaba girme hakkı vermez.

Boşanmadan sonra eski eşinin Facebook hesabına bildiği şifreyle girip mesajları kendi e-postasına gönderen sanık hakkında 12. Ceza Dairesi, eylemin daha ağır cezalı suçlardan (244/2 ve 136/1) değil, 243/1 ile 132/1’den cezalandırılması gerektiğine hükmetmiştir:

“Sanığın, eski eşi olan mağdura ait facebook şifresini bildiğini ve şifre kırma gibi bir eyleminin olmadığını beyan etmesi, mağdurun, şifresinin kırılarak facebook hesabına giriş yapıldığına dair iddialarını doğrulayan herhangi bir delil bulunmaması karşısında, sanığın sübut bulan bilişim sistemindeki mağdura özel kısma girip, hakkı olmadığı halde sistemde kalmaya devam etme eyleminin TCK’nın 243/1. madde ve fıkrasındaki bilişim sistemine girme ve mağdura ait içeriği özel mesajları okuyup, tarafı olmadığı haberleşme içeriklerini kaydetmesi eyleminin TCK’nın 132/1. madde ve fıkrasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarını oluşturacağı…

(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/577, K. 2019/12248, T. 25.12.2019 — bozma)

Karardan çıkan iki pratik sonuç:

  • Şifre kırma aranmaz. Hesap sahibinin rızası yoksa, bilinen şifreyle giriş de hukuka aykırıdır.
  • Okunan içerik ayrı suç doğurur. Hesaba girmek 243’ü, oradaki özel yazışmaları okuyup kaydetmek haberleşmenin gizliliğini ihlali (TCK 132) oluşturur; içerikler üçüncü kişilerle paylaşılırsa özel hayatın gizliliği (TCK 134) ve kişisel veriler (TCK 136) devreye girebilir.

Evlilik devam ederken de kural değişmez: eşin ayrı bir hesabı, eşler arasında da “mağdura özel kısım”dır. Boşanma davasına delil toplama amacı, girişi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez; bu konudaki savunmalar her dosyanın kendi olguları içinde değerlendirilir.

Mesajları Okumak, E-Devlet ve Kurumsal Sistemler

Aynı ölçütler günlük hayatta en çok üç senaryoda sorulur.

Başkasının mesajlarını okumak. Hesaba girmek TCK 243’tür; oradaki yazışmaların okunması ve kaydedilmesi haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) suçunu ayrıca doğurur. Telefon fiziken ele geçirilip açık kalmış oturumdan okuma yapıldığında sonuç değişmez, çünkü girme için şifre kırmak gerekmez. Okunan içerik üçüncü kişilere aktarılırsa özel hayatın gizliliği (TCK 134) da devreye girebilir.

E-Devlet ve kamu sistemleri. Başkasının e-Devlet şifresiyle oturum açmak, yukarıda aktarılan tanım gereği bilişim sistemine girmedir; bir ağ üzerinden oturum açmak da maddenin kapsamındadır. Giriş yetkisiz kalmakla sınırlıysa 243, sistemdeki veri bozulur, silinir ya da sisteme yeni veri yerleştirilirse 244 uygulanır. Sistem bir kamu kurumuna aitse 244/3 uyarınca ceza yarı oranında artar.

Kurumsal sistemde yetki aşımı. Çalışanın kendi kullanıcı hesabıyla girdiği sistemde yetkisi dışındaki bölüme erişmesi, bugünkü metindeki “hakkı olmadığı hâlde kalmaya devam etme” seçimlik hareketi kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık yetkiyle girilen sisteme gerçeğe aykırı kayıt yerleştirme, aşağıda anlatıldığı gibi 243’ün değil 244/2’nin alanıdır.

TCK 243 ile TCK 244 Farkı: Girme mi, Müdahale mi?

243 ile 244 arasındaki sınır, uygulamada en çok bozma üreten konudur. Kaba kural: girip bakmak 243, dokunup değiştirmek 244tür.

5237 sayılı TCK m.244 — Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme

(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Yargıtay’a göre ele geçirilen hesaptan mesaj yazmak bile “sisteme veri yerleştirme”dir ve eylemi 243’ten çıkarıp 244/2’ye taşır. Mağdurun hesabını ele geçirip arkadaşından onun ağzından para isteyen sanık hakkında 243/1’den kurulan hükmü 8. Ceza Dairesi tam bu gerekçeyle bozmuştur:

“mağdurenin arkadaşı ile para temini için mesajlaşması suretiyle bilişim sistemine veri yerleştirmekten ibaret eyleminin de 5237 sayılı TCK.nın 244/2. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK.nın 243/1. maddesinden hüküm kurulması…

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/11589, K. 2022/19535, T. 21.12.2022 — bozma)

Bu bozmaya uyan mahkemenin 244/2’den kurduğu mahkûmiyet, aynı Dairece onanmıştır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/181, K. 2024/3234, T. 17.04.2024 — onama); yani çizgi tek bir karardan ibaret değil, bozma→uyma→onama olarak tamamlanmış bir çizgidir.

Yargıtay’ın en yeni kararlarından biri de aynı hattadır — sosyal medya hesabına izinsiz girip yazışma yapmak ve hesap sahibinin erişimini engellemek, 11. Ceza Dairesince 244/2 sayılmıştır:

“katılan …‘e ait sosyal paylaşım hesabına izinsiz girip katılanın arkadaşlarıyla yazışmalar yapmak ve katılanın hesabına erişimini engellemek şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki suçu oluşturduğu anlaşılmakla…

(Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/25001, K. 2025/14273, T. 05.11.2025 — bozma)

Pratik ayrım tablosu:

EylemSuç
Hesaba izinsiz girip yazışmaları okumak243/1 (+132, içerik kaydedilirse)
Girme sonucu verilerin kastsız yok olması/değişmesi243/3
Şifreyi değiştirip sahibinin erişimini engellemek244/2 (verileri erişilmez kılma)
Hesaptan başkasına mesaj yazmak244/2 (sisteme veri yerleştirme)
Verileri kasten silmek, değiştirmek, başka yere göndermek244/2

Sınırın diğer yönü de aynı derecede önemlidir ve uygulamada gözden kaçar: 244/2 için sisteme hukuka aykırı girmiş olmak şart değildir. 8. Ceza Dairesi 2024 tarihli kararında, kurumun verdiği kullanıcı adı ve şifreyle hukuka uygun biçimde girilen bir sisteme gerçeğe aykırı kayıt yerleştirilmesini 244/2 saymış ve iki maddenin farkını açıkça yazmıştır:

Dolayısıyla, Türk Ceza Kanunu’nun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçun oluşumu için, aynı kanunun 243 üncü maddesinde yer alan suçun aksine, failin sisteme hukuka aykırı girmiş olma şartı aranmayacaktır.

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/16492, K. 2024/8900, T. 20.11.2024 — bozma)

Bunun pratik karşılığı, yetkiyle kullanılan kurumsal sistemlerde ortaya çıkar: yetkili kullanıcı sisteme girdiği için değil, sisteme yerleştirdiği veri nedeniyle sorumlu olur.

Sorgu Panelinde TCK 243’ün Sınırı

“Panel” denilen sorgulama yazılımları (kimlik, adres, GSM, araç veya sicil sorgusu yaptıran siteler ve mesajlaşma botları) TCK 243 çevresinde en çok sorulan konudur. Konunun bütünü, kullanıcı ile işleten arasındaki fark ve 18 yaş altı sorumluluğu dâhil, panel kullanmak suç mu yazımızda ayrıca ele alınmıştır. Burada yalnız bu maddeyi ilgilendiren soruya bakılır: eylem TCK 243’te mi kalır?

Yargıtay’ın cevabı çoğu zaman hayırdır. Nüfus ve trafik verilerini sorgulatan iki yazılımın üretilip satıldığı dosyada 15. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin 243/1’den kurduğu mahkûmiyeti suç vasfında yanılgı sayarak bozmuş ve eylemi daha ağır maddelere taşımıştır:

“sanıkların katılan kurumun bilişim sistemine girdikten sonra var olan verileri depoladıkları ve bu verileri satarak haksız menfaat elde ettiklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin TCK’nın 244/3-4 ve 136/1 madde ve fıkrasında düzenlenen bilişim sistemlerinin işleyişini bozma ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, TCK’nın 243/1 maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması…

(Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/15688, K. 2019/15288, T. 19.12.2019 — bozma)

Yani sisteme girip veriyi depolamak ve satmak, 243’ün öngördüğü “sırf izinsiz erişim” tablosunu aşar: sistem bir kamu kurumuna ya da bankaya aitse TCK 244/3 ile ceza yarı oranında artar, eylemden çıkar sağlanmışsa 244/4 devreye girer ve veri bakımından ayrıca TCK 136 uygulanır. 243, bu zincirin yalnız ilk halkasıdır.

Yazılımın kendisi ise bu bölümün ayrı bir maddesinin konusudur:

5237 sayılı TCK m.245/A — Yasak cihaz veya programlar

(1) Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Maddenin saydığı fiiller arasında satın alma ve bulundurma da vardır. Madde, TCK 243’teki “ve” ibaresini “veya” yapan aynı 2016 değişikliğiyle getirildiğinden, 7 Nisan 2016’dan önceki fiillere uygulanmaz.

Kamu görevlisinin kendi kullanıcı adı ve şifresiyle yaptığı sorgulama ayrı bir çizgidir: giriş yetkiye dayandığı için TCK 243 oluşmaz ve tartışma kişisel veri maddeleri ile disiplin hukuku üzerinden yürür. Bu çizgi TCK 136 yazımızda ayrıntısıyla anlatılmıştır.

Benzer Suçlarla İlişkisi: 245, 245/A, 246, 136, 134, 158, 142

Bilişim ortamındaki bir olay çoğu zaman tek maddeyle bitmez; Yargıtay eylemi parçalara ayırıp her parçayı kendi maddesine oturtur:

  • Banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245): ele geçirilen kart veya kart bilgisiyle yarar sağlama kendi özel maddesine gider; kartla ilgili eylemler 243/244’te değil orada değerlendirilir.
  • Kişisel verileri ele geçirme (TCK 136): sisteme girmek 243, oradaki kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek/yaymak 136’dır; 12. Ceza Dairesinin yukarıdaki kararı iki maddenin sınırını gösterir.
  • Özel hayatın gizliliği (TCK 134) ve haberleşmenin gizliliği (TCK 132): girilen hesaptaki yazışmaların okunması, kaydedilmesi, ifşası bu maddelerin alanıdır.
  • Nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f): bilişim sistemi araç yapılarak bir kişi aldatılıp yarar sağlanırsa dolandırıcılığın nitelikli hâli gündeme gelir; 8. Ceza Dairesi yukarıdaki 2024 kararında bu yönün ayrıca değerlendirilebileceğini not etmiştir.
  • Bilişim yoluyla hırsızlık (TCK 142/2-e): sisteme girilerek hesaptan para aktarılması tipik olarak nitelikli hırsızlık tartışması açar.
  • Yasak cihaz veya programlar (TCK 245/A): münhasıran bu bölümdeki suçlar için üretilmiş bir program, şifre ya da güvenlik kodunu imal etmek, satmak, satın almak veya bulundurmak kendi başına suçtur; ayrıntısı panel kullanmak suç mu yazımızdadır.
  • Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri (TCK 246): eylem bir şirketin yararına haksız menfaat sağlamışsa, şirket hakkında tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelir. Kurumsal veri sızdırma ve rakip firma sistemine erişim iddialarında bu maddenin atlanması sık görülür.

5237 sayılı TCK m.246 — Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

(1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bu maddelerin tamamının bir arada haritası için bilişim suçları nelerdir yazımıza bakabilirsiniz.

Özetle 243, bilişim suçlarının giriş kapısıdır: eylem yalnızca izinsiz erişimde kalmışsa 243 uygulanır; erişimin üzerine müdahale, veri ele geçirme veya çıkar sağlama eklendikçe 244, 136, 158 veya 142 devreye girer.

Özel Görünüş Hâlleri: Teşebbüs, Mağdur Sayısı ve Zincirleme Suç

Kaç suç var? Cevap mağdur sayısına ve girilen sistem sayısına göre değişir. İki mağdurun MSN ve Facebook hesaplarının şifrelerini değiştiren sanık hakkında 12. Ceza Dairesi hem mağdur başına ayrı hüküm kurulmasını hem de zincirleme suç uygulanmasını aramış, üstelik 244/2 uygulanan olayda 243/1’den ayrıca mahkûmiyet kurulmasını kanuna aykırı saymıştır:

“…mağdur sayısınca iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması ve MSN ile facebook hesaplarının iki farklı bilişim sistemi olmasından dolayı bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda her bir mağdura karşı aynı eylemi birden fazla işleyen sanık hakkında TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan tek bir mahkumiyet hükmü kurulup, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ve olayda uygulama alanı bulunmayan TCK’nın 243/1. madde ve fıkrasındaki bilişim sistemine girme suçundan da ayrıca mahkumiyet hükmü kurulması, kanuna aykırı…

(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/10818, K. 2017/7390, T. 11.10.2017 — bozma)

5237 sayılı TCK m.43 — Zincirleme suç

(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. … (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.

Karardan çıkan üç ölçüt uygulamada doğrudan işe yarar:

  • Her mağdur ayrı suçtur. İki kişinin hesabına girilmişse tek hüküm kurulmaz, mağdur sayısınca hüküm kurulur.
  • Her hesap ayrı bilişim sistemidir. Aynı kişinin e-posta hesabı ile sosyal medya hesabı iki farklı sistem sayılır; bu da farklı zamanlarda tekrarlanan eylemleri zincirleme suça taşır.
  • 243 ile 244 birlikte uygulanmaz. Eylem 244/2’ye varıyorsa giriş fiili ayrıca cezalandırılmaz.

Aynı ölçüt şifre değiştirme eylemleri bakımından da tekrarlanmış, birden fazla hesapta değişiklik yapılması hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/11248, K. 2022/19534, T. 21.12.2022 — bozma).

Teşebbüs. TCK 243 sisteme girildiği anda tamamlanır. Giriş denemesi elverişli hareketlerle icraya başlanıp failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamışsa genel hüküm devreye girer.

5237 sayılı TCK m.35 — Suça teşebbüs

(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. (2) … Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

İcra hareketlerinin bölünüp bölünemediği her dosyanın kendi teknik verisiyle değerlendirilir; başarısız giriş denemelerinin kayıt altında olup olmadığı bu değerlendirmenin merkezindedir.

Görevli Mahkeme, Yetki, Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı

Görevli mahkeme: asliye ceza. TCK 243’ün hiçbir fıkrasında cezanın üst sınırı üç yılı aşmaz; madde, ağır ceza mahkemesinin 5235 sayılı Kanun m.12’deki listesinde de yer almadığından dava asliye ceza mahkemesinde görülür:

5235 sayılı Kanun m.11 — Asliye ceza mahkemesinin görevi

Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.

5235 sayılı Kanun m.14 — Mahkemenin görevinin belirlenmesi

Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.

Yer bakımından yetki: hangi şehirde yargılanır? Görev sorusu “hangi tür mahkeme” ise, yetki sorusu “hangi yerdeki mahkeme”dir. Bilişim dosyalarında fail, mağdur ve sunucu çoğu zaman farklı illerde olduğundan bu soru pratikte görevden daha çok tartışma çıkarır.

5271 sayılı CMK m.12 — Yetkili mahkeme

(1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. (2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. … (6) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.

Altıncı fıkra maddeye 2021’de eklenmiştir ve 11. Ceza Dairesi bunu yetkisizlik uyuşmazlıklarında fiilen uygulamaktadır:

“14.07.2021 tarih ve 31541 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesine eklenen 6. fıkrasında; bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olacağının düzenleme altına alınması karşısında; incelenen dosya kapsamına göre, haksız menfaatin temin edildiği yerin Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının, mağdurun yerleşim yerinin de Digor Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde kaldığı anlaşılmakla; belirtilen yetkili yerler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından…

(Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/2732, K. 2022/15005, T. 26.09.2022 — bozma)

Burada pratikte sık karıştırılan bir sınır vardır. Altıncı fıkra, bilişim sisteminin araç olarak kullanıldığı suçlar için yazılmıştır; tipik uygulama alanı bilişim yoluyla dolandırıcılık ve kart suçlarıdır. TCK 243’te ise bilişim sistemi araç değil hedefin kendisidir. Bu nedenle eylem yalnızca izinsiz girişte kalmışsa yetki birinci fıkraya, yani suçun işlendiği yere göre belirlenir; girişin üzerine bilişim aracılığıyla çıkar sağlama eklendiğinde altıncı fıkra devreye girer ve mağdurun yerleşim yeri savcılığı da yetkili hâle gelir. Mahkemeler arasında çıkan olumsuz yetki uyuşmazlıklarını Yargıtay 5. Ceza Dairesi karara bağlar (örnek: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/4508, K. 2025/9343, T. 22.09.2025 — yetkisizlik kararının kaldırılması).

Şikâyete bağlı değildir. Kanun koyucu bir suçun soruşturulmasını şikâyete bağlamak istediğinde bunu maddede açıkça yazar (TCK m.73/1); m.243’te böyle bir kayıt yoktur. Suç re’sen soruşturulur: mağdurun şikâyeti süreci başlatan güçlü bir yoldur ama altı aylık şikâyet süresi burada işlemez ve şikâyetten vazgeçilmesi tek başına davayı düşürmez.

5237 sayılı TCK m.73 — Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Uzlaştırma: yetişkinde yok, çocukta olabilir. Uzlaştırma üç kapıdan girer: suçun şikâyete bağlı olması, katalogda sayılması ya da failin adli süreçteki bir çocuk olması. TCK 243 ilk iki kapıya girmez; şikâyete bağlı değildir ve CMK m.253/1-b kataloğunda sayılmamıştır. Üçüncü kapı ise açıktır ve uygulamada sıkça atlanır:

5271 sayılı CMK m.253 — Uzlaştırma

(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan; … c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

Üçüncü bendin iki koşulu vardır ve TCK 243’te ikisi de gerçekleşebilir. Birincisi ceza eşiğidir: maddenin dört fıkrasının hiçbirinde üst sınır üç yılı geçmez, dolayısıyla suç bu eşiğin içindedir. İkincisi mağdurun kimliğidir: mağdur gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olmalıdır; bir kamu kurumunun sistemine girilmişse bent uygulanmaz. ⇒ Suça sürüklenen çocuk hakkında açılan TCK 243 dosyasında uzlaştırma gündeme gelir; yetişkin sanıkta gelmez. Bu ayrımın pratik önemi vardır, çünkü bilişim dosyalarında suça sürüklenen çocuk sayısı azımsanmayacak düzeydedir.

Dava zamanaşımı sekiz yıldır. Maddenin bütün fıkralarında üst sınır beş yılın altında kaldığından olağan zamanaşımı süresi sekiz yıldır; birinci fıkradaki seçimlik cezada süre hapis cezasına göre hesaplanır:

5237 sayılı TCK m.66 — Dava zamanaşımı

(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; … e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. … seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

Yargıtay bu kuralı bilişim suçlarında fiilen uygulamaktadır — 11. Ceza Dairesi, 2025 tarihli kararında sekiz yıllık sürenin dolduğunu tespit ederek davanın düşmesine karar vermiştir:

“5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 15.04.2013 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği…

(Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/25001, K. 2025/14273, T. 05.11.2025 — düşme)

Zamanaşımının işleyişi, kesilmesi ve uzamış süreler için dava zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası

TCK 243’ün cezaları üst sınır bakımından düşük olduğundan, uygulamada asıl tartışma çoğu kez cezanın infaz edilip edilmeyeceği üzerinde yürür.

Adli para cezası. Birinci fıkrada ceza seçimliktir; hâkim hapis yerine doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Gün sayısının nasıl paraya çevrildiğini adli para cezası hesaplama sayfamızdan görebilirsiniz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması. HAGB’nin şartları 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılmıştır. Yürürlükteki metin şudur:

5271 sayılı CMK m.231 — Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.

İki yıllık tavan, TCK 243’ün ilk üç fıkrası bakımından kural olarak aşılmaz. Dördüncü fıkrada üst sınır üç yıl olduğundan tavanın aşılması mümkündür; orada karar, hükmolunan somut cezanın iki yılı geçip geçmediğine bağlıdır. Altıncı fıkranın (c) bendindeki zarar giderimi şartı, veri kaybı ya da erişim engeli nedeniyle somut zarar doğmuş dosyalarda belirleyici olur.

Denetim süresi ve sonuçları da aynı maddede düzenlenmiştir:

(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. … Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

Erteleme ayrı bir kurumdur ve HAGB ile birlikte uygulanmaz. Maddenin yedinci fıkrasına göre açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. Ertelemenin kendi şartları TCK 51 yazımızda, HAGB’nin ayrıntıları ise kendi yazısında anlatılmıştır. Hapis cezasının ne kadarının infaz kurumunda geçirileceği ayrı bir hesaptır; infaz ve yatar hesaplama sayfamıza bakabilirsiniz.

Beraat ve Savunma: Delil Standardı

Bilişim davalarının belkemiği teknik kayıtlardır: IP tespitleri, oturum ve bağlantı süreleri, operatör ve platform yazıları, cihaz incelemeleri. Bu kayıtlar eksikse mahkûmiyet kurulamaz; Yargıtay, kuşkulu teknik tabloda beraati onar. Bir şirketin kurumsal uygulamasının kopyalandığı iddiasında, sisteme nasıl girildiği ve hangi bilgilerin alındığı tespit edilemeyince 8. Ceza Dairesi beraat hükmünü onamıştır:

“sanığın üzerine atılı bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçu işlediğinin kesin ve her türlü şüpheden uzak delille sabit olmadığı anlaşıldığından, verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/1438, K. 2023/5929, T. 11.09.2023 — onama)

Aynı ihtiyaç mahkûmiyet yönünde de geçerlidir: Ceza Genel Kurulu 2021 tarihli kararında, IP eşleşmesi bulunmasına rağmen bağlantı süresi operatörden sorulmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saymıştır. Savunma tarafı için bu, dosyadaki teknik zincirin her halkasını (IP kime ait, hangi saatte, ne kadar süreyle, hangi işlem) denetlemenin; mağdur tarafı içinse delilleri en baştan eksiksiz toplatmanın önemini gösterir.

Teknik zincirin halkaları

Bilişim dosyalarında “delil” tek bir belge değil, birbirine bağlanması gereken bir zincirdir. Zincir şu halkalardan oluşur ve her halka ayrı bir kurumdan istenir:

HalkaNereden istenirNe gösterir
Platform oturum kaydıSosyal medya veya e-posta sağlayıcısıGirişin tarihi, saati, kullanılan IP ve cihaz
IP’nin abonesiErişim sağlayıcı (operatör)O saatte o IP’yi hangi abonenin kullandığı
Bağlantı süresiErişim sağlayıcıSistemde ne kadar kalındığı
Cihaz incelemesiAdli bilişim birimiCihazda giriş izi, kayıtlı şifre, çerez
Yer sağlayıcı kayıtlarıBarındırma hizmeti verenSunucu tarafındaki erişim izleri

Kayıtların bir ömrü vardır ve bu ömür kanunla sınırlıdır. Bu, dosyada en sık kaçırılan noktadır: şikâyet geciktiğinde kayıt “bulunamadı” cevabı gelir ve dosya delilsiz kalır.

5651 sayılı Kanun m.5 — Yer sağlayıcının yükümlülükleri

(3) (Ek: 6/2/2014-6518/88 md.) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür.

5651 sayılı Kanun m.6 — Erişim sağlayıcının yükümlülükleri

b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,

Erişim sağlayıcı bakımından alt sınırın altı ay olması pratikte şu anlama gelir: aylar sonra yapılan bir şikâyette IP-abone eşleştirmesi artık mümkün olmayabilir. Mağdur tarafında doğru refleks, suç duyurusunu geciktirmemek ve dilekçede kayıtların hangi kurumdan, hangi tarih aralığı için isteneceğini açıkça yazmaktır.

IP eşleşmesi tek başına yetmez. Aynı IP’yi paylaşan ev, iş yeri ya da halka açık ağlarda abone ile fail aynı kişi olmayabilir; bu nedenle savunma tarafında sorulacak sorular sırayla şunlardır: IP kayıtta hangi saat dilimiyle yazılmış, abone kim, o abonelikte kaç cihaz var, bağlantı süresi ne kadar, cihaz incelemesi yapılmış mı, giriş yapılan hesapta şifre daha önce üçüncü kişilerle paylaşılmış mı. Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararı, bağlantı süresi operatörden sorulmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saymıştır; bu, zincirin bir halkasının eksikliğinin tek başına bozma sebebi olabildiğini gösterir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

Hesabınıza girildiyse (mağdursanız):

  1. Kayıt alın: “farklı cihazdan giriş” uyarılarının, tanımadığınız oturumların, değiştirilen bilgilerin ekran görüntüsünü tarih görünür şekilde saklayın.
  2. Erişimi güvenceye alın: şifreyi değiştirin, iki aşamalı doğrulamayı açın, platformun “hesap ele geçirildi” sürecini başlatın.
  3. Delil talebini geciktirmeyin: platform ve operatör kayıtları sınırlı süre tutulur; suç duyurusunda IP ve oturum kayıtlarının istenmesini özellikle talep edin.
  4. Suç duyurusunda bulunun: Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa başvurun. Dilekçede olayı tarih sırasıyla anlatın, ekran görüntülerini ek yapın ve hangi hesabın hangi tarihte nasıl etkilendiğini tek tek yazın. Hangi yer savcılığının yetkili olduğu yukarıdaki yetki başlığında anlatılmıştır; yanlış yere verilen dilekçe reddedilmez, yetkisizlik kararıyla yetkili savcılığa gönderilir.
  5. Eylemi tam anlatın: yalnızca girilmekle kalınmadıysa (mesaj atılmış, şifre değiştirilmiş, para istenmişse) bunları ayrıca belirtin. Suç vasfı ve ceza bunlara göre değişir; birden fazla hesabınıza girildiyse her hesabı ayrı ayrı yazın, çünkü her hesap ayrı bilişim sistemi sayılır.

Hakkınızda soruşturma varsa (şüpheliyseniz):

  1. İfadeden önce avukatla görüşün; dosyadaki teknik raporları görmeden ayrıntılı beyan vermeyin.
  2. Suç vasfını denetletin: eylem 243 mü, 244 mü, yoksa daha ağır bir madde mi? Savunmanın ilk sorusu budur.
  3. Suç tarihine bakın: fiil 7 Nisan 2016’dan önceyse lehe olan eski metin (“girme ve kalma”) uygulanır; bu fark tek başına beraat nedeni olabilir.
  4. Teknik zinciri sorgulayın: IP tespiti, hat sahipliği, bağlantı süresi ve cihaz eşleştirmesindeki her boşluk şüpheden sanık yararlanır ilkesini harekete geçirir.

Sık Yapılan Hatalar

  • “Şifresini biliyordum, suç olmaz” sanmak. Rıza yoksa bilinen şifreyle giriş de suçtur; Yargıtay bunu eski eş kararında açıkça söylemiştir.
  • “Hiçbir şey çalmadım” savunmasına güvenmek. 243 için veri ele geçirilmesi gerekmez; izinsiz giriş yeterlidir.
  • Mağdurken yalnızca “hesabıma girildi” demek. Mesaj atılması, şifre değiştirilmesi, para istenmesi anlatılmazsa dosya 243’te kalır; oysa bu eylemler daha ağır cezalı 244/2’yi (ve duruma göre 158’i) gündeme getirir.
  • Delilleri geç toplamak. Platform ve operatör kayıtlarının saklama süreleri sınırlıdır; aylar sonra istenen IP kaydı çoğu zaman artık yoktur. Dosyada teknik kayıt yoksa sonuç beraattir.
  • Suç tarihini önemsememek. 2016 öncesi fiillerde “girer girmez çıkan” kişi cezalandırılmaz; savunmada bu tarih kontrolü atlanmamalıdır.
  • Uzlaştırma bekleyerek süre kaybetmek. Yetişkin sanıkta TCK 243 uzlaştırma kapsamında değildir; dosyanın uzlaştırmaya gideceği beklentisiyle strateji kurulmaz. Bunun aynası da hatadır: suça sürüklenen çocuk dosyasında uzlaştırma kapısı açıkken bu yolun hiç denenmemesi.
  • “Panelden sadece sorgu yaptım” sanmak. Sorgulama yazılımlarında ağırlık merkezi çoğu kez sisteme girmek değil kişisel veriyi ele geçirmektir; ayrıca böyle bir programı satın almak ya da bulundurmak TCK 245/A kapsamına girebilir.
  • Yetkiyi görevle karıştırmak. “Asliye ceza” cevabı hangi tür mahkemenin bakacağını söyler, hangi şehirde yargılanacağınızı söylemez; bilişim dosyalarında yer bakımından yetki ayrı bir denetim başlığıdır.

Özet

  • TCK 243, izinsiz erişim suçudur: bilişim sistemine hukuka aykırı girmek veya orada kalmaya devam etmek, veri çalınmasa bile suçtur; ceza bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
  • Şifreyi bilmek rıza değildir: eşin/eski eşin hesabına bilinen şifreyle girmek Yargıtay’a göre 243/1’dir; yazışmaları okuyup kaydetmek TCK 132’yi ekler.
  • Müdahale sınırı aşar: şifre değiştirme, veri silme, hesaptan mesaj yazma eylemi 244/2’ye taşır (6 ay–3 yıl hapis); kartlar 245’e, veri ele geçirme 136’ya, aldatarak çıkar sağlama 158/1-f’ye gider.
  • 2016 değişikliği dönüm noktasıdır: eski olaylarda “girme ve kalma” birlikte aranır (lehe kanun); veri nakli izleme (f.4) yalnızca 07.04.2016 sonrası fiillere uygulanır.
  • Usul çerçevesi: şikâyete bağlı değil; görevli mahkeme asliye ceza, olağan zamanaşımı sekiz yıl. Uzlaştırma yetişkin sanıkta uygulanmaz, ancak suça sürüklenen çocuk bakımından CMK m.253/1-c ile kapsama girer.
  • Yetki ayrı bir sorudur: kural suçun işlendiği yerdir (CMK m.12/1); 2021’de eklenen altıncı fıkra, bilişim sistemi araç yapılarak işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemelerini de yetkili kılar.
  • Sorgu panelinde çizgi ayrışır: paneli kurup işletenin eylemi Yargıtay’a göre 243/1 değil 244/3-4 ile 136/1’dir; programın satın alınması veya bulundurulması ise TCK 245/A’nın alanıdır.
  • Kaç suç, kaç hüküm: her mağdur ayrı suç, her hesap ayrı bilişim sistemi; 244/2 uygulanan olayda 243/1’den ayrıca hüküm kurulmaz.

İlgili yazılar: Haberleşmenin Gizliliğini İhlal — TCK 132 · Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması — TCK 245 · TCK 136 Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Ele Geçirme ve Yayma Suçu ve Cezası · Özel Hayatın Gizliliğini İhlal — TCK 134. Madde · Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası — TCK 158. Madde · Nitelikli Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 142) · Asliye Ceza Mahkemesi Nedir? Görevleri, Baktığı Davalar ve Yargılama Usulü · TCK 66: Dava Zamanaşımı — Süreler Tablosu, Kesilme-Durma ve Uzamış Zamanaşımı

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimin telefonundan sosyal medya hesabına şifresini bilerek girdim; suç mu?

Hesap sahibinin rızası yoksa evet — şifreyi evlilik içinde öğrenmiş olmak girme hakkı vermez. Yargıtay, eski eşin bildiği şifreyle yaptığı girişi TCK 243/1 saymıştır; yazışmaların okunup kaydedilmesi ayrıca haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) oluşturur.

Hesabıma girilmiş ama hiçbir şey silinmemiş, çalınmamış; yine de suç var mı?

Vardır. TCK 243 sırf izinsiz girmeyi cezalandırır; Ceza Genel Kuruluna göre suçun oluşması için verilerin ele geçirilmesi şart değildir. Zarar doğmamış olması cezayı ortadan kaldırmaz, ancak somut cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Bilişim sistemine girme suçunun cezası ne kadar?

Temel hâlde bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır (seçimlik). Bedeli karşılığı kullanılan sistemlerde ceza yarıya kadar indirilir; giriş nedeniyle veriler yok olur ya da değişirse altı aydan iki yıla, veri nakillerini izlemede bir yıldan üç yıla kadar hapis uygulanır.

Şifrem değiştirildi, hesabıma giremiyorum; bu hangi suç?

Bu artık yalnızca girme değildir: verileri erişilmez kılma ve sisteme veri yerleştirme, TCK 244/2 kapsamındadır ve altı aydan üç yıla kadar hapis gerektirir. Hesabınızdan başkalarına mesaj atılması da Yargıtay'a göre veri yerleştirmedir.

TCK 243 ile 244 arasındaki fark nedir?

243 izinsiz erişimi, 244 sisteme ve verilere müdahaleyi cezalandırır. Girip bakmak 243'tür; şifre değiştirmek, veri silmek-değiştirmek, hesaptan mesaj yazmak 244/2'dir. Sınır suç vasfını ve cezayı değiştirdiğinden Yargıtay bu ayrım üzerinde titizlikle durur.

Suç şikâyete bağlı mı; şikâyetimi geri alırsam dava düşer mi?

Şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiğinde kendiliğinden soruşturur. Bu yüzden altı aylık şikâyet süresi işlemez ve şikâyetten vazgeçilmesi davayı tek başına düşürmez; dosya delil durumuna göre yürür.

Uzlaştırma mümkün mü?

Yetişkin sanıkta hayır, suça sürüklenen çocukta evet. Uzlaştırma şikâyete bağlı suçlarla CMK m.253/1-b kataloğunda uygulanır ve TCK 243 ikisine de girmez. Buna karşılık aynı maddenin (c) bendi, mağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları kapsama alır; TCK 243'ün dört fıkrasında da üst sınır üç yılı geçmez. Yetişkinde taraflar kendi aralarında anlaşsa bile bu, kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Hangi mahkeme görevli?

Asliye ceza mahkemesi. Maddenin bütün fıkralarında cezanın üst sınırı üç yılı geçmez; suç, ağır ceza mahkemesinin görev listesinde de yer almaz. Görev, ağırlaştırıcı-hafifletici nedenler gözetilmeden üst sınıra göre belirlenir.

Zamanaşımı süresi ne kadar?

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m.66/1-e); seçimlik cezalı birinci fıkrada süre hapis cezası esas alınarak hesaplanır. Yargıtay 2025 tarihli bir kararında bu sürenin dolması nedeniyle davanın düşmesine hükmetmiştir.

Sorgu paneli kullanmak suç mu?

Konunun tamamı ayrı bir yazıda ele alınmıştır; TCK 243 bakımından kısa cevap şudur: paneli işleten ile panelden sorgu yaptıran aynı maddeden sorumlu olmaz. Yargıtay, nüfus ve trafik verilerini sorgulatan yazılımları kurup satanların eylemini TCK 243/1 değil TCK 244/3-4 ile 136/1 saymış, yerel mahkemenin 243/1'den kurduğu hükmü suç vasfında yanılgı sayarak bozmuştur. Ayrıca 2016'da eklenen TCK 245/A, münhasıran bu suçların işlenmesi için yapılmış bir programı satın alan veya bulunduran kişiyi de bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırır.

Şikâyeti hangi ildeki savcılığa yapmalıyım?

Kural, suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m.12/1). 2021'de eklenen altıncı fıkra, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemelerini de yetkili kılar; bu fıkranın tipik uygulaması bilişim yoluyla dolandırıcılık ve kart suçlarıdır. Bilişim sisteminin hedef olduğu saf TCK 243 dosyalarında yetki yine suçun işlendiği yere göre belirlenir.

Bilişim sistemine girme suçunda HAGB verilir mi?

Verilebilir. CMK m.231'in 16 Temmuz 2026'da yeniden yazılan beşinci fıkrasına göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. TCK 243'ün ilk üç fıkrasında üst sınır bu tavanı aşmaz; dördüncü fıkrada karar hükmolunan somut cezaya bağlıdır. Açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ayrıca ertelenemez.

2016'dan önceki bir olayda yalnızca sisteme girilmesi cezalandırılır mı?

Hayır. 7 Nisan 2016 öncesi metin 'giren ve orada kalmaya devam eden' dediğinden, girme ile bilerek kalma birlikte aranır; Ceza Genel Kuruluna göre sisteme girer girmez çıkan kişi bu suçu işlemiş olmaz. Değişiklik aleyhe olduğundan eski olaylara yeni metin uygulanmaz.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İnternet üzerinden işlenen suçlar, içeriğin kaldırılması ve erişimin engellenmesi başvuruları ile kişisel veri uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Bilişim Hukuku ve KVKK

← Tüm makaleler
AraWhatsApp