
İçindekiler 13
- Tereke temsilcisi neden atanır?
- Tek mirasçı başvurabilir mi, herkesin onayı gerekir mi?
- Mirasçılık belgesi tartışmalıysa atama nasıl etkilenir?
- Başvuru hangi mahkemeye ve hangi belgelerle yapılır?
- Tereke temsilcisi kim olabilir ve menfaat çatışması nasıl değerlendirilir?
- Atama kararı temsilciye hangi yetkileri verir?
- Temsilci atanınca mirasçı davayı kendisi sürdürebilir mi?
- Tebligat ve kanun yolu bakımından hangi belgeler kontrol edilir?
- Temsilci atanmasına itiraz ile temsilcinin şahsına itirazın farkı
- Görevini gereği gibi yapmayan temsilci değiştirilebilir mi?
- Devam eden dava için atama yapılırken işlem sırası
- Terekenin tespiti, paylaşma ve temsilcilik nasıl ayrılır?
- Özet
Tereke temsilcisi, paylaşmaya kadar miras ortaklığının temsilini sağlamak üzere sulh mahkemesince atanabilen kişidir. Türk Medeni Kanunu m.640 uyarınca mirasçılardan biri atanmasını isteyebilir. Temsilcinin görevi, belirli bir mirasçının kişisel çıkarını savunmak değil, atama kararında gösterilen kapsamda miras ortaklığı adına hareket etmektir.
Uygulamada ihtiyaç çoğu kez terekeye ait bir davanın bütün mirasçılar tarafından birlikte takip edilememesiyle ortaya çıkar. Fakat temsilci atanması, bütün miras uyuşmazlıklarının tek kararla çözülmesi anlamına gelmez. Hangi dava veya iş için görevlendirildiği, kimlerin mirasçı olduğu, adayın menfaat çatışması bulunup bulunmadığı ve kararların kime tebliğ edileceği ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Tereke temsilcisi neden atanır?
Tereke temsilcisi atanmasının hukuki zemini, mirasçıların paylaşmaya kadar tereke üzerinde elbirliğiyle hak sahibi olmasıdır. Ortaklığa ait hakların birlikte kullanılması gereken durumlarda temsil ihtiyacı ortaya çıkabilir. Tek bir mirasçının kendi adına hareket etmesi, her durumda bütün terekeyi temsil ettiği anlamına gelmez.
TMK m.640
Madde 640- Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
Madde, hem ortak haklar üzerinde birlikte tasarruf esasını hem de bir mirasçının başvurusuyla temsilci atanması imkânını düzenler. Ayrıca her mirasçının terekeye ait hakların korunmasını isteyebileceğini ve sağlanan korumadan hepsinin yararlanacağını belirtir. Bu son hüküm, mirasçının koruma istemiyle temsilcinin ortaklık adına yürüttüğü işlemlerin aynı şey olmadığını gösterir.
Mirasçılar arasındaki anlaşmazlığın neyi engellediği somutlaştırılmalıdır. Bir dava dosyasında tereke adına taraf oluşturulamaması, gerekli işlemlerin birlikte yapılamaması veya ortaklığın temsilinin belirsiz kalması açıklanabilir. Yalnız “Kardeşlerimle anlaşamıyorum” demek yerine hangi ortak hak için temsil gerektiğini belirtmek, başvurunun kapsamını görünür hâle getirir.
Miras ortaklığının nasıl oluştuğu ve paylaşmayla ilişkisi hakkında miras paylaşımı ve miras payları yazısındaki temel ayrımlar da önemlidir. Temsilci atanması, tek başına malın belirli bir mirasçıya tahsis edilmesi veya ortaklığın paylı mülkiyete çevrilmesi sonucu doğurmaz.
Tek mirasçı başvurabilir mi, herkesin onayı gerekir mi?
Tereke temsilcisi atanmasını mirasçılardan biri isteyebilir; TMK m.640 başvuru için bütün mirasçıların birlikte hareket etmesini şart koşmaz. Buna karşılık atama kararının bütün mirasçıların hukukunu etkilemesi nedeniyle yargılamada mirasçıların katılımı sağlanmalıdır. Başvuru hakkı, tarafların belirlenmesi ve oybirliği birbirinden farklı konulardır.
Yargıtay, bütün mirasçıların katılımının sağlanması gereğini şöyle açıklar:
Miras şirketine mümessil atanmasına ilişkin karar, tüm mirasçıların hukukunu etkileyeceğinden davaya mirasçıların tamamının katılımının sağlanması gerekir.
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/15084, K. 2014/20515, T. 07.11.2014)
Bu karar, bir mirasçının itirazının her durumda atamayı engelleyeceği anlamına gelmez. Mahkemenin kimin mirasçı olduğunu doğru belirlemesi ve karardan etkilenen kişileri yargılamaya dahil etmesi gerekir. Atanma ihtiyacına itiraz ile adayın şahsına itiraz da farklı gerekçeler üzerinden değerlendirilebilir.
Mirasçılardan biri sonradan ölmüşse, başvuruda yalnız eski mirasçılık belgesindeki isimlerle yetinilmesi tarafların eksik belirlenmesine yol açabilir. Mirasçılık zincirinin güncel belgelerle açıklanması gerekir. Adres, ölüm kaydı veya mirasçı sıfatı konusunda belirsizlik varsa bu belirsizliğin başvuruda görünür kılınması, sonraki tebligat ve temsil sorunlarını azaltır.
Mirasçılık belgesi tartışmalıysa atama nasıl etkilenir?
Temsilci atanması, doğru mirasçı çevresi belirlenmeden yürütülmemelidir. Mirasçılık belgesinin iptali veya mirasçı sıfatını değiştirebilecek başka bir uyuşmazlık varsa, atama dosyasındaki taraf yapısı bundan etkilenebilir. Mevcut belgenin varlığı ile belgenin kesin ve değişmez olması aynı şey değildir.
TMK m.598, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceğini düzenler. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E.2013/15084, K.2014/20515, 07.11.2014 tarihli kararında da mirasçılık belgesine ilişkin devam eden yargılamanın sonucu beklenmeden ve bütün mirasçılar yönünden taraf teşkili tamamlanmadan hüküm kurulması bozma sebebi sayılmıştır.
Bu nedenle başvuru ekindeki mirasçılık belgesi, varsa iptal davası bilgileriyle birlikte değerlendirilmelidir. Belgeye karşı dava açıldığının bilinmesine rağmen bu bilginin dosyada gösterilmemesi, temsilcinin kimin adına hareket edeceği konusunda eksik incelemeye yol açabilir.
Belgenin tartışmalı olması, başvuranın kendi değerlendirmesiyle bir kişiyi mirasçı listesinden çıkarmasına imkân vermez. İddia, dayanak belge ve ilgili mahkeme dosyası açıklanmalıdır. Mahkemenin mirasçılık ilişkisini ve beklenmesi gereken yargılamayı değerlendirmesi ile tarafın kişisel kabulü ayrı tutulmalıdır.
Başvuru hangi mahkemeye ve hangi belgelerle yapılır?
Tereke temsilcisi atanması başvurusu, TMK m.640 gereğince sulh hukuk mahkemesinde değerlendirilir. Talep, hangi miras ortaklığının hangi iş için temsil edilmesi gerektiğini göstermelidir. Görevli mahkemenin belirlenmesiyle, yer bakımından yetkinin ve somut atama kapsamının belirlenmesi farklı incelemelerdir.
Başvuruda mirasbırakanın kimliği, ölüm bilgisi, son yerleşim yeri, mirasçıları ve temsil ihtiyacını doğuran olay açıklanmalıdır. TMK m.576, mirasın mirasbırakanın yerleşim yerinde açılmasını düzenler. Dilekçede yerleşim yeri ve tereke ilişkisini somut belgelerle göstermek, başvurunun hangi ortaklığa ait olduğunun anlaşılmasını sağlar.
Bir dava nedeniyle atama isteniyorsa, davanın mahkemesi ve dosya numarası yanında temsil ihtiyacına ilişkin ara karar da sunulabilir. Başka bir dosyada zaten temsilci atanmışsa, o kararın hüküm fıkrası ve kapsamı ayrıca açıklanmalıdır. Sadece kişinin adını bildirerek “Tereke temsilcimiz var” demek, yeni dosyanın da temsil kapsamında bulunduğunu kanıtlamaz.
| Belge veya bilgi | Açıklığa kavuşturduğu konu |
|---|---|
| Ölüm ve nüfus bilgileri | Mirasın kime ait olduğu ve açılma zamanı |
| Mirasçılık belgesi | Başvuruda yer alacak mirasçı çevresi |
| Devam eden mirasçılık davası | Taraf sıfatını değiştirebilecek uyuşmazlık |
| Temsil gerektiren dava dosyası | Atamanın hangi somut iş için istendiği |
| Önceki atama kararı | Mevcut yetkinin kapsamı ve kesinleşme durumu |
| Adaya ilişkin bilgiler | Görevi üstlenebilme ve menfaat çatışması incelemesi |
Başvuru metninde talep edilen temsil kapsamı, gerekçesiyle uyumlu olmalıdır. Yalnız bir tapu davasının takibi için ihtiyaç anlatılıp bütün tereke hakkında sınırsız işlem yetkisi varmış gibi sonuç kurulması belirsizlik yaratır. Mahkemenin vereceği kararın hangi işlerde kullanılacağının baştan açıklanması gerekir.
Tereke temsilcisi kim olabilir ve menfaat çatışması nasıl değerlendirilir?
Temsilci adayının belirlenmesinde ortaklığın menfaati ile adayın mevcut görevleri arasındaki ilişki incelenmelidir. Bir mirasçının önerdiği kişinin, diğer mirasçılarla devam eden çekişmede karşı tarafta görev yapması somut menfaat çatışması yaratabilir. Adayın önerilmiş olması, mutlaka o kişinin atanacağı anlamına gelmez.
Yargıtay, tereke temsilcisinin bütün mirasçılar adına hareket etmesini şu şekilde tanımlar:
Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi gereğince atanan miras şirketi temsilcisi, özel kayyım yetkilerine sahip olup tüm mirasçılar (tereke) adına tasarruf ve hareket eder.
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/15084, K. 2014/20515, T. 07.11.2014)
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E.2016/16039, K.2020/5743, 01.10.2020 tarihli kararında, temsilci olarak atanan avukatın mirasçılar arasındaki başka bir devam eden davada bir tarafın vekili olduğu görülmüştür. Daire, bazı mirasçılarla menfaat çatışması bulunduğunu belirterek başka bir temsilci atanması için gerekli araştırmanın yapılmasını istemiştir.
Kararda atama ihtiyacına ilişkin itiraz reddedilirken, seçilen kişinin şahsına ilişkin itiraz kabul edilmiştir. Bu sonuç iki sorunun ayrılmasını sağlar: Terekenin temsilciye ihtiyacı bulunabilir; fakat önerilen kişi bu göreve uygun olmayabilir. Şahsa itiraz, her zaman temsilci atanması talebinin bütünüyle reddini gerektiren bir savunma değildir.
Menfaat çatışması iddiası somutlaştırılmalıdır. Adayın hangi dosyada kimi temsil ettiği, uyuşmazlığın hâlen sürüp sürmediği ve tereke göreviyle nasıl kesiştiği gösterilmelidir. Yalnız bir mirasçının adayı tanıması veya önermesiyle, karardaki gibi mevcut bir çekişmede karşı tarafta görev yapması aynı olgu değildir.
Atama kararı temsilciye hangi yetkileri verir?
Tereke temsilcisinin yetkisi değerlendirilirken atama kararının kapsamı okunmalıdır. Bir dava için görevlendirilmiş olması, başka bütün davalarda da temsil yetkisinin bulunduğunu kendiliğinden göstermez. Temsil edilen tereke, görev konusu ve varsa sınırlamalar karar üzerinden belirlenir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E.2026/2583, K.2026/3317, 22.04.2026 tarihli kararında, bir avukatın belirli bir dosya için tereke temsilcisi atandığı görülmüş; incelenen başka dosyayı da kapsayan atama kararının kesinleşme şerhli örneği istenmiştir. Bu eksiklik nedeniyle dosya, temyiz incelemesi öncesinde geri çevrilmiştir.
Karar, bir dosyadaki temsil sıfatının diğer dosyada yalnız beyanla kabul edilemeyeceğini gösterir. Uygulamada atama kararının sadece ilk sayfası veya duruşmada geçen kısa açıklama yerine hüküm fıkrasının tamamı incelenmelidir. Kişinin mesleği, daha önce mirasçılara vekillik yapması veya aynı mirasla ilgili başka bir dosyada bulunması, atama kapsamının yerini tutmaz.
Terekeye ait taşınmazın satılması, bir davadan vazgeçilmesi veya başka bir tasarruf konusunda “Temsilci her şeyi yapabilir” biçiminde genel bir varsayım kurulmamalıdır. İstenen işlem, atama kararındaki görev ve ilgili yetki düzeniyle birlikte değerlendirilmelidir. Sadece dava takibi için verilen görevin bütün tereke malları üzerinde sınırsız tasarruf imkânı gibi kullanılması doğru değildir.
Temsilci atanınca mirasçı davayı kendisi sürdürebilir mi?
Temsilci atanması, atamanın kapsadığı tereke davasında dava takip yetkisinin kullanılmasını değiştirir. Ortaklık adına yürütülen davayı temsilci takip eder. Bu sonucu, mirasçının bütün kişisel haklarını veya kendi adına açabileceği her davayı kaybetmesi şeklinde genişletmemek gerekir.
Yargıtay, tereke adına takip edilen davada yetkinin temsilciye geçişini şöyle açıklar:
Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/686, K. 2025/847, T. 20.02.2025)
Bu kararın somut olayında, temsilciye tebliğ edilen hükmü temsilci temyiz etmemiş; mirasçılardan birinin vekilinin temyiz dilekçesi kabul edilmemiştir. Sonuç, doğru kişiye yapılan tebligat kadar, kanun yolu işlemini kimin yapabileceğinin de dosya açısından belirleyici olduğunu gösterir.
Bir mirasçının kendi avukatına vekâlet vermesi, o avukatı kendiliğinden mahkemece atanmış tereke temsilcisi yapmaz. Aynı kişi hem vekil hem temsilci sıfatlarıyla farklı dosyalarda yer alıyorsa, hangi sıfatla hangi işlemi yaptığı açıklanmalıdır. Mirasçının kişisel talebi ile tereke adına ileri sürülen ortak talep aynı dosyada bulunuyorsa bu ayrım daha da önem kazanır.
Temsilciyle görüş ayrılığı yaşayan mirasçının çözümü, temsilci yokmuş gibi ortaklık adına işlem yapmak değildir. İtirazın atama ihtiyacına mı, kişinin şahsına mı, yoksa görevin yürütülmesine mi ilişkin olduğu belirlenerek uygun usul izlenmelidir. Kanun yolu süresinin geçmesi beklenirken temsil yetkisi tartışmasının kendi kendine çözüleceği varsayılmamalıdır.
Tebligat ve kanun yolu bakımından hangi belgeler kontrol edilir?
Tereke davasında kararın kime tebliğ edildiği, temsil ve kanun yolu işlemleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Temsilci atanmış olmasına rağmen kararın temsilciye tebliğine ilişkin belgenin bulunmaması, dosyanın incelenmesini geciktirebilir. Yalnız mirasçılara yapılan bildirimlere bakmak yeterli olmayabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2013/2368, K.2014/1064, 17.12.2014 tarihli kararında, bozma ilamı ve direnme kararının tereke temsilcisine tebliğ edildiğine ilişkin evrak bulunmadığı görülmüştür. Kararların temsilciye tebliği ve ilgili sürenin beklenmesi için dosya geri çevrilmiştir. Bu karar, uyuşmazlığın esasını çözen bir kabul veya ret kararı değil, dosyanın usul eksikliğinin tamamlanmasına ilişkin karardır.
2026 tarihli Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararında da temsilcinin temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliği ve tebligat belgelerinin dosyaya eklenmesi istenmiştir. Böylece hem temsilcinin yetki belgesi hem yaptığı kanun yolu başvurusunun usul işlemleri ayrı ayrı denetlenmiştir.
Dosyada atama kararı, kesinleşme bilgisi, temsilcinin kimliği, tebliğ edilen belge ve tebliğ tarihi yan yana kontrol edilmelidir. Eski bir kararda geçen temyiz veya karar düzeltme süresini günümüzdeki her başvuruya uygulamak yerine, somut kararın tabi olduğu güncel kanun yolu belirlenmelidir. Süre hesabından önce başvuruyu yapmaya yetkili kişinin doğru belirlenmesi gerekir.
Temsilci atanmasına itiraz ile temsilcinin şahsına itirazın farkı
Temsilci atanmasına gerek bulunmadığı iddiası ile seçilen kişinin uygun olmadığı iddiası farklı incelemeler gerektirir. İlkinde atama ihtiyacına karşı çıkılır; ikincisinde temsilci gerekse bile o kişinin görevi üstlenmesine itiraz edilir. İtirazın adı, dayandığı olay ve istenen sonuç birbirine uygun olmalıdır.
TMK m.431, vasi atanmasındaki usulün kayyım ve yasal danışman atanmasına da uygulanacağını düzenler. Yargıtay, tereke temsilcisinin özel kayyım niteliğinden hareketle şahsa yönelik itirazlarda bu çerçeveyi kullanmaktadır. TMK m.397 uyarınca vesayet makamı sulh hukuk, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir.
Şahsa yönelik itiraz bakımından temel hüküm şudur:
TMK m.422
Madde 422- Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar; yerinde görmediği takdirde, bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim makamına bildirir.
Yargıtay, yeni temsilcinin şahsına itirazda önce vesayet makamının, itiraz kabul edilmezse denetim makamının inceleme yapması gerektiğini belirtir:
Öyle ise yeni atanan tereke temsilcisinin şahsına yapılan itirazların öncelikle vesayet makamı tarafından incelenmesi, vesayet makamı tarafından kabul edilmemesi halinde bu hususun ve eski tereke temsilcisinin görevden alınmasına ilişkin itirazların denetim makamınca incelenmesi gerekir. Denetim makamı tarafından bu konuda kesin bir karar verilmesi gerekir.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/1470, K. 2021/393, T. 27.01.2021)
HMK m.387, çekişmesiz yargı kararlarında, özel hükümler saklı kalmak üzere öğrenmeden itibaren iki haftalık istinaf süresini düzenler. Bu genel hüküm ile TMK m.422’deki özel şahsa itiraz süresi birbirine karıştırılmamalıdır. Dolayısıyla her itiraz için tek bir süre ve tek bir merci yazılması, başvurunun hukuki niteliğini gözden kaçırır.
Görevini gereği gibi yapmayan temsilci değiştirilebilir mi?
Temsilcinin göreve uygunluğu, yalnız atanma anındaki koşullarla sınırlı bir tartışma değildir. Görevin yürütülmesi sırasında ihmal, yetkinin kötüye kullanılması veya güveni sarsan davranışlar ileri sürülebilir. Bu durumda somut olay, görevden almaya ilişkin düzenleme üzerinden değerlendirilir.
TMK m.483
Madde 483- Vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınır. Vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E.2017/1470, K.2021/393, 27.01.2021 tarihli kararı, TMK m.483’ün tereke temsilcisi hakkında da uygulanacağını açıklar. Aynı kararda, görevden almaya ilişkin vesayet makamı kararlarına karşı denetim makamının incelemesi belirtilmiştir. TMK m.488, ilgililerin vesayet makamı kararlarına karşı tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceğini ve denetim makamının kesin karar vereceğini düzenler.
İtiraz dilekçesinde “Görevini yapmıyor” ifadesi yerine hangi işin yapılmadığı gösterilmelidir. Örneğin temsil kapsamındaki dava dosyasındaki işlem tarihleri, verilen görev, sunulmayan belge veya ileri sürülen menfaat çatışması açıklanabilir. İşlemin gerçekten temsilcinin görev alanında bulunup bulunmadığı da incelenmelidir; atama dışında kalan bir işin yapılmaması aynı değerlendirmeyi doğurmaz.
Bir kararın mirasçının beklentisine uygun olmaması, tek başına temsilcinin yetkisini kötüye kullandığını göstermez. Buna karşılık ortaklığın menfaatine aykırı belirli davranışlar varsa bunlar belge ve tarihleriyle ortaya konulmalıdır. Görevden alma talebi ile yeni atanacak kişinin uygunluğuna ilişkin itiraz, dosyada ayrı başlıklarla açıklanabilir.
Devam eden dava için atama yapılırken işlem sırası
Devam eden bir tereke davasında temsilci atanması ihtiyacı ortaya çıktığında, atama dosyası ile esas dava dosyasının bilgileri birbirini karşılamalıdır. İlk dosyada belirlenen temsil kapsamının ikinci dosyaya eksiksiz aktarılması gerekir. Aksi hâlde temsilci bulunmasına rağmen yetkinin belgelenememesi veya tebligatın yanlış kişiye yapılması sorunu sürebilir.
İlk aşamada esas davada hangi tereke hakkının tartışıldığı belirlenir. Davacı mirasçının kişisel bir talebi mi bulunduğu, yoksa ortaklığa ait bir hakkın mı ileri sürüldüğü açıklanır. TMK m.640’ın birlikte hareket ve temsil düzeni bu ayrımın üzerine uygulanır. Temsilciye ihtiyaç gösteren ara karar varsa, sulh hukuk başvurusunda dosya numarasıyla birlikte sunulur.
İkinci aşamada mirasçı çevresi ve adayın uygunluğu incelenir. Mirasçılık belgesine karşı devam eden dava veya mirasçılardan birinin ölümü varsa, taraf yapısı güncellenmeden geçilmemelidir. Adayın diğer mirasçılarla çekişmeli başka bir dosyada görev yapması gibi olgular, atamadan önce açıklanabilir. Böylece atama ihtiyacı ile kişiye ilişkin sorun aynı belirsiz itiraz içinde kalmaz.
Üçüncü aşamada atama kararının hüküm fıkrası ve kesinleşme bilgisi esas dava dosyasına sunulur. Yargıtayın 2026 tarihli geri çevirme kararında görüldüğü gibi, başka bir dosya için verilmiş kararın varlığı yeterli kabul edilmeyebilir. Temsilci, bundan sonraki işlemlerde hangi sıfatla hareket ettiğini açık göstermeli; karar ve dilekçe tebligatları da bu temsille uyumlu yürütülmelidir.
Son aşamada itirazın konusu doğru seçilmelidir. Temsil ihtiyacının bulunmadığı savunuluyorsa atama kararının bu yönü; adayın menfaat çatışması ileri sürülüyorsa şahsına ilişkin hususlar; görevin sonradan ihmal edildiği söyleniyorsa görevden alma nedenleri açıklanır. Bu üç durumun delilleri ve inceleme yolları aynı değildir. Başvurunun yalnız adına bakmak yerine hangi kararın hangi sebeple değiştirilmesinin istendiği belirlenmelidir.
Terekenin tespiti, paylaşma ve temsilcilik nasıl ayrılır?
Tereke temsilcisi atanması, mirasın hangi mallardan oluştuğunu belirleme ve mirası paylaşma işlemlerinden farklıdır. Temsilci, atama kapsamındaki ortaklık işlemlerini yürütür. Tereke envanterinin belirlenmesi veya malların mirasçılara dağıtılması ise farklı taleplerin konusudur.
Terekenin tespiti davası, mevcut terekenin belirlenmesi bağlamında değerlendirilirken, temsilci atanmasında kimin ortaklık adına hareket edeceği sorusu öne çıkar. Bir dosyada malvarlığı kayıtlarının eksik olması, mutlaka temsilci atanmasıyla çözülecek bir temsil eksikliği değildir. Sorunun ne olduğu doğru adlandırılmalıdır.
Benzer biçimde miras taksim sözleşmesi paylaşma iradesine ilişkindir; temsilci atanması mirasçıların paylaşma konusunda anlaşmış olduğu anlamına gelmez. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi de mülkiyet yapısını ilgilendiren ayrı bir konudur.
Başvuru hazırlanırken dört soru birlikte cevaplanmalıdır: Hangi tereke temsil edilecek, kimler mirasçı, hangi iş temsil gerektiriyor ve önerilen kişinin görevi bu ihtiyaçla örtüşüyor mu? Bu soruların belgelerle karşılanması, atama sonrasında dava takibi, tebligat ve itiraz aşamalarında aynı belirsizliğin yeniden ortaya çıkmasını önler.
Mirasçılık ve davalar arasındaki genel çerçeve miras hukuku rehberinde; kazandırmaların iadesine ilişkin talep ve taraf yapısı ise mirasta denkleştirme davası yazısında ele alınmıştır.
Özet
Tereke temsilcisi atanmasında tek mirasçının başvurusu mümkündür; fakat bütün mirasçıların yargılamaya katılımı ve doğru mirasçı çevresinin belirlenmesi gerekir. Seçilen kişinin ortaklığın menfaatini temsil edebilmesi, atama kapsamının açık olması ve yetki belgesinin ilgili dosyada bulunması birlikte önem taşır.
Atamadan sonra ortaklık davasındaki takip yetkisi, tebligatlar ve kanun yolu işlemleri temsil sıfatına uygun yürütülmelidir. Atama ihtiyacı, temsilcinin şahsı ve görevin yürütülmesiyle ilgili itirazlar ayrı değerlendirilir. Özellikle süre ve merci belirlenirken itirazın konusu açıklanmalı; eski kararlardaki usul yolu, güncel başvurunun niteliği incelenmeden tekrarlanmamalıdır. Bu ayrımlar atama kararının uygulamada kullanılabilir olmasını sağlar.
- Miras ortaklığı doğar ve temsil ihtiyacı ortaya çıkarBirden çok mirasçı bulunması hâlinde paylaşmaya kadar bir ortaklık oluşur; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.TMK m.640
- Başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılırMirasçılardan birinin istemi yeterlidir; bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi şart değildir. Miras, mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır.TMK m.640 · TMK m.576
- Taraf teşkili tamamlanırAtama kararı bütün mirasçıların hukukunu etkilediğinden yargılamaya mirasçıların tamamının katılımı sağlanır. Mirasçılık zinciri güncel belgelerle açıklanmalıdır.TMK m.640
- Mirasçılık belgesi tartışmalı mı?TMK m.598
- Belgenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir → devam eden uyuşmazlık dosyada gösterilirTMK m.598
- Mirasçı çevresi belirlenmeden atama yürütülmez → taraf yapısı bundan etkilenirTMK m.598
- Adayın uygunluğu ve menfaat çatışması incelenirAtama ihtiyacına itiraz ile adayın şahsına itiraz ayrı gerekçelerdir; birinin reddi diğerinin de reddini gerektirmez.TMK m.640
- Atanan temsilci tüm mirasçılar adına hareket ederTemsilci özel kayyım yetkilerine sahiptir ve tereke adına tasarruf eder; atamanın kapsadığı davada dava takip yetkisi temsilciye geçer.TMK m.640
- Yetkinin sınırı atama kararının kapsamıyla belirlenirBir dosya için görevlendirilmiş olmak, başka dosyalarda da temsil yetkisi bulunduğunu kendiliğinden göstermez; hüküm fıkrasının tamamı ve kesinleşme durumu incelenir.TMK m.640
Sıkça Sorulan Sorular
Tereke temsilcisi kimdir?
TMK m.640 kapsamında, paylaşmaya kadar miras ortaklığının temsilini sağlamak üzere sulh mahkemesince atanan kişidir. Atama kararındaki kapsam içinde tereke adına hareket eder. Belirli bir mirasçının kişisel vekiliyle aynı sıfat değildir. Hangi dava veya iş için görevlendirildiği, yetkinin kullanılmasında ayrıca belirleyicidir.
Bir mirasçı tek başına temsilci atanmasını isteyebilir mi?
Evet. TMK m.640 mirasçılardan birinin başvurusuna imkân verir. Ancak atama bütün mirasçıların hukukunu etkilediğinden yargılamaya tüm mirasçıların katılımı sağlanmalıdır. Başvurunun tek kişi tarafından yapılabilmesiyle diğer mirasçıların dosyadan haberdar edilmesi ve taraf yapısının tamamlanması farklı konulardır; bunlar oybirliği şartı gibi okunmamalıdır.
Tereke temsilcisi için hangi mahkemeye başvurulur?
TMK m.640 uyarınca sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Mirasbırakan, mirasçılar, temsil ihtiyacını doğuran somut iş ve varsa ilgili dava dosyası açıklanmalıdır. Görevli mahkemeyle yer bakımından yetki ayrı değerlendirilir. Mirasçılık belgesi, ölüm bilgileri ve önceki atama kararları başvurunun kapsamının anlaşılmasına yardımcı olur.
Mirasçılık belgesi iptal davası atamayı etkiler mi?
Etkileyebilir. Temsilci atanmasında bütün mirasçıların doğru belirlenmesi gerekir. Yargıtay, mirasçılık belgesine ilişkin devam eden yargılamanın sonucu beklenmeden ve taraf teşkili tamamlanmadan karar verilmesini bozma sebebi saymıştır. İptal davası bilgisi atama dosyasına sunulmalı; mevcut belgedeki kişilerin tarafça kendiliğinden çıkarılması yoluna gidilmemelidir.
Bir mirasçının avukatı tereke temsilcisi olabilir mi?
Somut menfaat çatışması incelenmelidir. Yargıtay, mirasçılar arasındaki başka bir devam eden davada bir tarafın vekilliğini yapan kişinin temsilci atanmasını, diğer mirasçılarla menfaat çatışması nedeniyle uygun bulmamıştır. Temsilciye ihtiyaç bulunmasıyla önerilen kişinin uygun olması farklıdır; mevcut dosyalar ve görev ilişkileri ayrı değerlendirilir.
Temsilci bir dosyaya atanırsa bütün davaları takip edebilir mi?
Atama kararının kapsamına bakılır. Bir dava için temsilci atanmış olmak, diğer dosyalarda da yetki bulunduğunu kendiliğinden göstermez. Yargıtay, başka bir dosyayı kapsayan atama kararının kesinleşme şerhli örneğini istemiştir. Temsil yetkisi, kişinin daha önce aynı mirasla ilgili iş yapmış olmasıyla varsayılamaz.
Temsilci atanmışsa mirasçı tereke kararını temyiz edebilir mi?
Atamanın kapsadığı tereke davasında takip ve buna bağlı temyiz yetkisi temsilciye geçer. Yargıtay, temsilcinin temyiz etmediği bir karara karşı mirasçının vekilince verilen dilekçeyi reddetmiştir. Bu sonuç mirasçının bütün kişisel haklarına genişletilemez; ortaklık adına takip edilen taleple kişisel talep ayrı belirlenmelidir.
Tereke temsilcisine tebligat yapılması neden önemlidir?
Atamanın kapsadığı dava bakımından temsilcinin yetkisiyle tebligat işlemleri birlikte değerlendirilir. Temsilciye karar tebliğine ilişkin belge eksikliği, Yargıtay tarafından dosyanın geri çevrilmesine neden olmuştur. Atama kararı, kapsamı, kesinleşme bilgisi ve tebliğ evrakı birlikte kontrol edilmeden yalnız mirasçıya yapılan bildirim üzerinden işlem kurulması sorun yaratabilir.
Temsilcinin şahsına itiraz süresi nedir?
TMK m.422, ilgili kişinin atamayı öğrenmesinden itibaren on gün içinde kanuna aykırılık itirazını düzenler. Tereke temsilcisinin özel kayyım niteliği nedeniyle şahsa yönelik itirazda bu usul uygulanır. Önce sulh hukuk mahkemesi inceler; kabul etmezse denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine gönderilir. Atama ihtiyacına itiraz ayrı değerlendirilir.
Görevini ihmal eden tereke temsilcisi değiştirilebilir mi?
Yargıtay, TMK m.483’teki görevden alma düzenlemesinin tereke temsilcisi hakkında da uygulanacağını belirtir. Ağır ihmal, yetkiyi kötüye kullanma veya güveni sarsan davranış gibi nedenler somutlaştırılmalıdır. Hangi görevin hangi tarihte yerine getirilmediği açıklanmalı; temsil kapsamı dışındaki işler ile temsilcinin gerçekten üstlendiği işler birbirinden ayrılmalıdır.
Görevden alma kararına karşı nasıl itiraz edilir?
TMK m.488, ilgililerin vesayet makamı kararlarına karşı tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itirazını düzenler; denetim makamı kesin karar verir. Yargıtay bu çerçeveyi tereke temsilcisi bakımından da uygular. Yeni kişinin şahsına itiraz ile mevcut temsilcinin görevden alınmasına itirazın aşamaları birbirine karıştırılmamalıdır.
Tereke temsilcisi atanması mirası paylaştırır mı?
Hayır. TMK m.640 kapsamında temsil sağlanması, malların mirasçılara tahsis edildiği anlamına gelmez. Terekenin tespiti malvarlığının belirlenmesiyle, paylaşma ise mirasın bölüşülmesiyle ilgilidir. Temsilci atanmasında hangi ortak işin kimin tarafından takip edileceği belirlenir. Atama kararının bütün paylaşma uyuşmazlıklarını kendiliğinden çözeceği varsayılmamalıdır.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler