Ticaret Hukuku

Yabancı Hakem Kararının Tenfizi: Şartlar ve Ret Sebepleri

Yabancı hakem kararı Türkiye'de nasıl icra edilir? MÖHUK m.60-63 tenfiz şartları, New York Sözleşmesi'nin önceliği, ret sebepleri ve kesinleşme şartı.

9 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Uzun toplantı masası ve her koltukta duran mikrofonlar
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Yabancı hakem kararının tenfizi, yurt dışında verilmiş bir tahkim kararının Türkiye’de icra edilebilmesi için mahkemeden alınan karardır. MÖHUK m.60/1 kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı kararlardan söz eder; Yargıtay kesinleşmeyi dava şartı sayarak re’sen aramaktadır. Ret sebepleri m.62’de sınırlı sayıda sayılmıştır.

Bu Durumda mısınız?

  • Yurt dışındaki bir tahkim kurumunda lehinize karar aldınız, ancak borçlunun malvarlığı Türkiye’de.
  • Sözleşmenizde ICC, ICDR veya benzeri bir kurumun tahkim şartı var ve karşı taraf kararı uygulamıyor.
  • Aleyhinize yabancı bir hakem kararı verildi ve Türkiye’de tenfiz davası açıldı; ret sebeplerini değerlendirmek istiyorsunuz.
  • Tahkim kararı elinizde ama kararın “kesinleştiğini” nasıl belgeleyeceğinizi bilmiyorsunuz.

Bu süreçler dosyaya özgü belge ve süre değerlendirmesi gerektirir; adım atmadan önce bir avukata danışın.

Yabancı Hakem Kararı Nedir, Hangi Karar Tenfiz Edilebilir?

Yabancı hakem kararı, yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta Türkiye dışında verilmiş tahkim kararıdır. Böyle bir karar Türkiye’de kendiliğinden icra edilemez; önce tenfiz kararı alınması gerekir.

Tenfize elverişlilik ölçütü kanunda açıkça gösterilmiştir:

“Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir.”

(5718 sayılı MÖHUK m.60/1)

Cümlenin bağlaç yapısı ilk bakışta birden çok okumaya açıktır ve burada bir dilbilgisi ayrıştırması önerilmemektedir. Uygulama bakımından belirleyici olan iki nokta şudur:

  1. Kesinleşme aranır ve atlanamaz. Yargıtay, tenfiz için ilamın kesinleşmiş olmasını aramakta ve bunu dava şartı sayarak mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğini belirtmektedir (aşağıdaki bölüme bakınız).
  2. Kanunun kendi ret sebebi de aynı yönü gösterir. m.62/1-h, kararın kesinleşmemiş olmasını, icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış olmasından ayrı bir ret sebebi olarak sayar: “…kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış…”

Bu nedenle dosya hazırlanırken kararın kesinleştiği ayrıca gösterilmeli; icra kabiliyeti veya bağlayıcılık, kesinleşmenin yerine geçen bir seçenek gibi ele alınmamalıdır.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Tenfizin çerçevesi 5718 sayılı Kanun’un 60 ilâ 63’üncü maddelerinde çizilmiştir.

MÖHUK m.60/2 — yetkili mahkeme:

“Yabancı hakem kararlarının tenfizi, tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden dilekçeyle istenir. Taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı takdirde, aleyhine karar verilen tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.”

(5718 sayılı MÖHUK m.60/2)

MÖHUK m.63 — tanıma:

“Yabancı hakem kararlarının tanınması da tenfizine ilişkin hükümlere tâbidir.”

(5718 sayılı MÖHUK m.63)

Bu hüküm nedeniyle tanıma talebi de aynı şartlara ve aynı ret sebeplerine bağlıdır. Fark sonuçtadır: tenfiz kararın icra edilmesini, tanıma ise kesin hüküm ve kesin delil etkisinden yararlanılmasını sağlar.

New York Sözleşmesi mi, MÖHUK mu Uygulanır?

Türkiye, 10 Haziran 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi’ne taraftır (onay: 3731 sayılı Kanun, RG 21.05.1991 – 20877). Bu nedenle uygulamada iki metin yan yana durur.

Sözleşme, kendisinin uygulanmasının ilgiliyi iç hukuktan yararlanma imkânından yoksun bırakmayacağını açıkça düzenler. Hüküm, iki taraflı ve çok taraflı anlaşmaların geçerliliğine dokunmadığını belirttikten sonra şunu ekler:

“İşbu sözleşme hükümleri âkit devletler arasında mün’akit hakem kararlarının tanınması veya icrasına dair, iki yahut çok taraflı anlaşmaların muteberliğine halel getirmez ve alâkadar taraflardan hiçbirini bir hakem hükmünden, bunun dermeyan edildiği memleketin mevzuat ve muahedeleri ahkâmı dairesinde faydalanabilmek imkanını haiz olma hakkından mahrum etmez.”

(Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi m.7/1)

Bu düzenleme sebebiyle soru çoğu zaman “hangisi geçerli” değil, “hangisinden yararlanılabilir” biçiminde kurulur: Sözleşme, ilgilinin kararın ileri sürüldüğü ülkenin mevzuatından yararlanma imkânını saklı tutar.

Sözleşme ayrıca tenfiz şartlarının iç hukuktaki millî hakem kararlarına göre ağırlaştırılmasını da yasaklar:

“…işbu Sözleşmenin şumulü içine giren hakem kararlarının tanınması ve icrası için milli hakem kararlarına nispetle oldukça daha ağır şartlar tahmil edilmiyecek ve oldukça daha yüksek adli harç alınmayacaktır.”

(Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi m.3)

Türkiye iki çekince koymuştur. 3731 sayılı Kanun m.2 uyarınca Türkiye, Sözleşme’yi (1) yalnız karşılıklılık esasına göre Sözleşme’ye taraf bir devlet ülkesinde verilmiş kararlar hakkında ve (2) yalnız akdî veya akit dışı hukuki ilişkilerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan etmiştir. Bu iki çekince, Sözleşme’nin uygulama alanını daraltan bir ön eşiktir: kararın verildiği devlet Sözleşme’ye taraf değilse veya uyuşmazlık Türk hukukuna göre ticari sayılmıyorsa, çerçeve doğrudan MÖHUK m.60-63 olur.

Nereye, Hangi Belgelerle Başvurulur?

Dilekçeye eklenecek belgeler kanunda tek tek sayılmıştır:

“Yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen taraf, dilekçesine aşağıda yazılı belgeleri, karşı tarafın sayısı kadar örnekleriyle birlikte ekler: a) Tahkim sözleşmesi veya şartının, aslı yahut usulüne göre onanmış örneği. b) Hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneği. c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örnekleri.”

(5718 sayılı MÖHUK m.61/1)

Görev ile yetkiyi karıştırmayın. MÖHUK m.60/2 yetkiyi düzenler ve mahkemeyi yalnızca “asliye mahkemesi” olarak anar; mahkemenin türünü belirlemez. Görev ise genel kurallara göre saptanır. Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse:

“Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.”

(6102 sayılı TTK m.5/1)

Ticari davanın tanımı TTK m.4’tedir ve bu madde ticari davaları sayarak belirler. Görev sorusu bu iki maddeye (TTK m.4-5) göre çözülür.

Buradaki “ticari” nitelemesi ile Türkiye’nin New York Sözleşmesi’ne koyduğu ticari mahiyet çekincesindeki niteleme aynı rejime ait değildir: çekince, Sözleşme’nin uygulanıp uygulanmayacağını belirler; TTK m.4 ise görevli mahkemeyi. İki niteleme pratikte çoğu kez örtüşür, ancak biri diğerinin yerine geçmez. Görev, çekinceden çıkarılmaz, TTK m.4-5’e göre ayrıca değerlendirilir.

Yargılama Nasıl İşler? Duruşma, İtiraz ve Kanun Yolu

Tenfiz davası dosya üzerinden sessizce sonuçlanan bir işlem değildir: karşı tarafa tebligat yapılır, duruşma açılır ve basit yargılama usulü uygulanır. Bu usul, hakem kararları bölümünde ayrıca yazılmamış, atıf yoluyla devreye sokulmuştur:

“Mahkemece hakem kararlarının tenfizinde 55 inci, 56 ncı ve 57 nci madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.”

(5718 sayılı MÖHUK m.61/2)

Buradaki “kıyas yoluyla” kaydı önemlidir: m.55-57 lafzen yabancı mahkeme ilâmı için kaleme alınmıştır; hakem kararlarına doğrudan değil, niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır.

Yargılamanın çerçevesi şöyledir:

“Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi de aynı hükme tâbidir. Hasımsız ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır.”

(5718 sayılı MÖHUK m.55/1)

Karşı tarafın ileri sürebilecekleri sınırlıdır. Tenfiz davası, hakem kararının esastan yeniden görüldüğü bir dava değildir:

“Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.”

(5718 sayılı MÖHUK m.55/2)

Mahkeme, talebi kısmen de karşılayabilir; m.56 uyarınca ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine ya da istemin reddine karar verilebilir. Bu, özellikle hakem kararının tahkim şartının sınırlarını kısmen aştığı hâllerde (m.62/1-g) önem taşır.

Kanun yolu bakımından iki nokta pratikte belirleyicidir:

“Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur.”

(5718 sayılı MÖHUK m.57)

Yani tenfiz kararı kesinleşmeden icra güvenli değildir: temyiz, yerine getirmeyi durdurur. Kanun yolunun bugünkü işleyişi genel hükümlere bağlı olduğundan, uygulamada dosya önce bölge adliye mahkemesine, ardından Yargıtay’a gidebilmektedir. Aşağıda ele alınan karar da bu iki aşamadan geçmiştir.

Tenfiz Talebi Hangi Sebeplerle Reddedilir?

MÖHUK m.62/1 ret sebeplerini dokuz bent hâlinde sayar — (a)‘dan (h)‘ye, Türk alfabesindeki (ç) bendi dâhil; m.62/2 ise bunların bir kısmı için ispat yükünü aleyhine tenfiz istenen tarafa yükler.

BentRet sebebiİspat yükü m.62/2’ye göre karşı tarafta mı?
aTahkim sözleşmesi yapılmamış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmamış olmasıHayır
bHakem kararının genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı olmasıHayır
cUyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmamasıHayır
çTaraflardan birinin hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş olmasıEvet
dHakem seçiminden usulen haberdar edilmeme yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılmaEvet
eTahkim sözleşmesinin veya şartının tâbi olduğu hukuka göre hükümsüz olmasıEvet
fHakem seçiminin veya uygulanan usulün tarafların anlaşmasına ya da ilgili ülke hukukuna aykırı olmasıEvet
gKararın tahkim sözleşmesinde yer almayan bir hususa ilişkin olması veya sınırlarını aşmasıEvet
hKararın kesinleşmemiş, icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış ya da iptal edilmiş olmasıEvet

Kanunun ispat yükü hükmü şöyledir:

“Birinci fıkranın (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yazılı hususların ispat yükü, hakkında tenfiz istenen tarafa aittir.”

(5718 sayılı MÖHUK m.62/2)

New York Sözleşmesi de benzer bir ayrım kurar: m.5/1’deki sebepler aleyhine karar ileri sürülen tarafın ispatına bağlanmışken, m.5/2’de sayılan iki hâl (uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması ve âmme intizamına aykırılık) tenfiz istenen ülkenin salahiyetli makamı tarafından “müşahede” edilebilecek hâller olarak düzenlenmiştir. (Sözleşmenin maddeleri kaynaklarda çoğu zaman Roma rakamıyla anılır; burada okuma kolaylığı için Arap rakamı kullanılmıştır.)

Hakem Kararı “Nihai” ise “Kesin” Sayılır mı?

Uygulamadaki en kritik nokta budur. Tahkim kurumlarının kuralları çoğu zaman kararın nihai ve bağlayıcı olduğunu söyler. Yargıtay, bu kaydın tek başına kesinleşme denetimini karşıladığını kabul etmemiştir.

Münhasır distribütörlük sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlıkta taraflar tahkim yeri Atlanta olan bir tahkim şartı kararlaştırmış, hakem heyeti alacak ve giderler için toplam 424.634,48 USD ödenmesine karar vermiş, ilk derece mahkemesi tenfize hükmetmiş ve bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Yargıtay kararı bozdu:

“Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı hakem kararının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, Mahkemece re’sen gözönünde bulundurulması gerekmektedir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5986, K. 2024/2257, T. 20.03.2024 — bozma, oy birliği)

Daire, somut dosyada kesinliğin yeterince aydınlatılmadığını belirterek şu yolu göstermiştir:

“Şu halde Mahkemece gerekirse tenfizi istenen kararın verildiği tahkim merkezi kuralları hususunda yetkinliğe sahip bir bilirkişiden rapor da alınarak, tenfizi istenen hakem kararının kesin ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış olduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan tenfize karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5986, K. 2024/2257, T. 20.03.2024 — bozma, oy birliği)

Kararın kapsamını doğru okumak gerekir: Daire, “nihai” ibaresinin hiçbir zaman kesinlik anlamına gelmeyeceğini soyut biçimde söylememiş; o dosyadaki verilerle kesinlik sonucuna varılamayacağını, bu nedenle tahkim merkezi kurallarında yetkin bir bilirkişi incelemesi de dâhil olmak üzere konunun aydınlatılması gerektiğini belirtmiştir. Pratik sonuç şudur: tenfiz dilekçesine yalnız kurum kurallarındaki nihailik kaydına dayanmak riskli olup, kararın verildiği hukuka göre kesinleştiğini gösteren belgelendirme ayrıca yapılmalıdır.

Yabancı Mahkeme İlamı ile Farkı

İki rejim aynı kanunda ama ayrı bölümlerde düzenlenmiştir:

Yabancı mahkeme ilamıYabancı hakem kararı
DayanakMÖHUK m.50 vd.MÖHUK m.60-63
Ek metinİkili/çok taraflı anlaşmalarNew York Sözleşmesi (çekinceli)
Eklenecek belgeİlam ve kesinleşme şerhiTahkim sözleşmesi + karar + tercümeler (m.61)
Ret sebeplerim.54m.62 (dokuz bent)

Ayrıntı için yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi yazımıza, tahkimin genel çerçevesi ve iç tahkim–milletlerarası tahkim ayrımı için tahkim nedir yazımıza bakabilirsiniz. Görevli mahkeme konusunda asliye ticaret mahkemesi yazımız, tahkim şartının sıkça yer aldığı sözleşme tipi için bayilik, tek satıcılık ve distribütörlük sözleşmesi yazımız yol gösterir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Kurum kurallarındaki “nihai” kaydıyla yetinmek. Kesinleşme ayrıca belgelendirilmelidir; aksi hâlde dosya bu noktadan geri dönebilir.
  • Tercümeleri usulen onanmadan sunmak. m.61/1-c açıkça “tercüme edilmiş ve usulen onanmış” örnekleri arar.
  • Tahkim sözleşmesini dosyaya koymamak. m.61/1-a bunu bağımsız bir belge olarak sayar; kararın içinde tahkim şartına atıf yapılması yeterli değildir.
  • Karşılıklılık ve ticari mahiyet çekincelerini atlamak. Kararın verildiği devletin Sözleşme’ye taraf olup olmadığı baştan kontrol edilmelidir.
  • Ret sebeplerini genel bir “haksızlık” iddiasına dönüştürmek. m.62 sınırlı sayıdadır; kararın esastan yeniden incelenmesi tenfiz davasının konusu değildir.

Özet

  • Yabancı hakem kararı Türkiye’de ancak tenfiz kararıyla icra edilebilir (MÖHUK m.60).
  • m.60/1 kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı kararlardan söz eder; kesinleşme atlanamaz — Yargıtay bunu dava şartı sayar, m.62/1-h ayrı ret sebebi olarak düzenler.
  • Dilekçeye tahkim sözleşmesi, karar ve onanmış tercümeleri eklenir (m.61/1).
  • Ret sebepleri m.62’de dokuz bent hâlinde sınırlı sayıda sayılmıştır; altısının ispat yükü karşı taraftadır (m.62/2).
  • Türkiye New York Sözleşmesi’ne karşılıklılık ve ticari mahiyet çekinceleriyle taraftır (3731 sK m.2).
  • Yargıtay, kurum kurallarındaki nihailik kaydıyla yetinilerek kesinlik sonucuna varılmasını yeterli görmemiştir (11. HD, E. 2022/5986, K. 2024/2257).

Sıkça Sorulan Sorular

Yabancı hakem kararı Türkiye'de doğrudan icraya konulabilir mi?

Hayır. Yabancı hakem kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için önce yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Tenfiz kararı olmadan ilamlı icra takibi başlatılamaz.

Hangi yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir?

MÖHUK m.60/1 kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan kararlardan söz eder. Uygulamada kesinleşme atlanamaz: Yargıtay bunu dava şartı sayar, m.62/1-h ise kesinleşmemiş olmayı ayrı bir ret sebebi olarak düzenler.

Tenfiz davası nerede açılır?

MÖHUK m.60/2 uyarınca tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden istenir. Böyle bir anlaşma yoksa aleyhine karar verilen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu, o da yoksa icraya konu malların bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Tenfiz davasında görevli mahkeme asliye hukuk mu, asliye ticaret mi?

MÖHUK m.60/2 yetkiyi düzenler ve yalnızca asliye mahkemesi der. Görev ise uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir: ticari dava sayılan bir uyuşmazlıkta TTK m.5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

Tenfiz dilekçesine hangi belgeler eklenir?

MÖHUK m.61/1'e göre tahkim sözleşmesi veya şartının aslı yahut onanmış örneği, hakem kararının kesinleştiğini gösteren aslı veya onanmış örneği ve bu belgelerin usulen onanmış tercümeleri eklenir.

New York Sözleşmesi mi MÖHUK mu uygulanır?

Türkiye 1958 tarihli New York Sözleşmesi'ne taraftır. Sözleşme m.7/1, tarafları kararın ileri sürüldüğü ülkenin mevzuatından yararlanma hakkından yoksun bırakmaz; bu nedenle daha lehe olan düzenlemeden yararlanılabilir.

Türkiye New York Sözleşmesi'ne çekince koydu mu?

Evet, iki çekince konulmuştur. 3731 sayılı Kanun m.2 uyarınca Sözleşme yalnız karşılıklılık esasına göre taraf devlet ülkesinde verilmiş kararlara ve yalnız Türk iç hukukuna göre ticari sayılan uyuşmazlıklara uygulanır.

Tenfiz talebi hangi sebeplerle reddedilir?

MÖHUK m.62/1 dokuz bent hâlinde ret sebebi sayar: tahkim sözleşmesinin yokluğu, kamu düzenine aykırılık, tahkime elverişsizlik, usulüne uygun temsil edilmeme, savunma hakkının kısıtlanması, tahkim sözleşmesinin hükümsüzlüğü, usule aykırılık, kararın tahkim sözleşmesinin sınırlarını aşması ve kararın kesinleşmemiş olması.

Ret sebeplerini mahkeme kendiliğinden inceler mi?

Kısmen. MÖHUK m.62/2 ispat yükünü (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentleri bakımından aleyhine tenfiz istenen tarafa yükler. Geri kalan sebepler bu ispat yükü kuralının dışında kalır.

Hakem kararında nihai yazması kesinleşme için yeterli mi?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kararında, tahkim merkezi kurallarında kararın nihai olduğunun belirtilmesiyle yetinilerek kesinlik sonucuna varılmasını yeterli görmemiş, gerekirse bilirkişi incelemesiyle bu hususun aydınlatılması gerektiğine hükmetmiştir.

Kesinleşme şartı dava şartı mıdır?

Yargıtay'ın anılan kararına göre yabancı hakem kararının tenfizi için ilamın kesinleşmiş olması gerekir ve bu husus dava şartı olduğundan mahkemece re'sen gözönünde bulundurulur.

Yabancı hakem kararının tanınması ayrı bir dava mıdır?

MÖHUK m.63 uyarınca yabancı hakem kararlarının tanınması da tenfizine ilişkin hükümlere tâbidir. Tanıma, kararın icra edilmesini değil kesin hüküm ve kesin delil etkisinden yararlanılmasını sağlar.

Yabancı mahkeme kararının tenfizinden farkı nedir?

Yabancı mahkeme ilamlarının tanınması ve tenfizi MÖHUK m.50 ve devamında, yabancı hakem kararlarınınki ise m.60-63'te düzenlenir. Ret sebepleri ve eklenecek belgeler iki rejimde farklıdır.

Tenfiz davası duruşmalı mı görülür, hangi usul uygulanır?

MÖHUK m.61/2, hakem kararlarının tenfizinde m.55-57'nin kıyas yoluyla uygulanacağını söyler. m.55/1 uyarınca dilekçe duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve istem basit yargılama usulüne göre incelenir.

Tenfiz kararına karşı kanun yoluna başvurmak icrayı durdurur mu?

MÖHUK m.57/2 uyarınca tenfiz isteminin kabul veya reddine ilişkin kararların temyizi genel hükümlere tâbidir ve temyiz, yerine getirmeyi durdurur. Bu nedenle tenfiz kararı kesinleşmeden icra güvenli değildir.

Tenfiz kararı verilirse ne olur?

Tenfiz kararı verilen yabancı hakem kararı Türk mahkemelerinden verilmiş ilam gibi icra edilebilir hâle gelir; alacaklı bu karara dayanarak ilamlı icra takibi başlatabilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Şirket kuruluşu, genel kurul ve yönetim kararlarının iptali ile ticari alacak ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklar ve Tahkim

← Tüm makaleler
AraWhatsApp