
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Çekte Zayi ve İptal Hükümleri Nereden Gelir?
- Ödeme Yasağı Kararı: İlk ve En Acil Adım
- Çeki Eline Geçiren Biliniyorsa: İptal Değil İade Davası
- Çeki Eline Geçiren Bilinmiyorsa: İptal Yolu
- Süreler: En Az Üç Ay, En Çok Bir Yıl
- İptal Kararı ve Sonuçları
- Çekte Uygulanmayan İki Hüküm
- Keşideci Çek İptal Davası Açabilir mi?
- İptal Kararına Dayanarak Ödeme Yapmak Güvenli mi?
- Ödeme Yasağı Bulunan Çek İcra Takibine Konulursa
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Çek kaybolduğunda, çalındığında veya iradeniz dışında elinizden çıktığında iki ayrı yol vardır ve uygulamada ikisi birlikte yürür:
- Ödeme yasağı — muhatap bankanın çeki ödemekten menedilmesi. Bu bir önleyici önlemdir ve önce alınması gerekir (6102 sayılı Kanun m.757).
- İptal — çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa çekin hükümsüz kılınması (m.759 vd.).
İkisi arasındaki geçiş şartı sık atlanır: çeki eline geçiren kişi biliniyorsa iptal istenemez, mahkeme size iade davası açmanız için süre verir; açmazsanız ödeme yasağı da kaldırılır (m.758).
Yetkili mahkeme ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir. Çeki getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır ve ilan üç defa yapılır.
Çeke özgü iki sınır ise neredeyse hiç yazılmaz: teminata ilişkin m.765 çekte uygulanmaz ve iptale rağmen istem hakkını düzenleyen m.764/2 de çekte uygulanmaz — çünkü m.818 birinci fıkrasının (s) bendi çek için yalnızca m.757-763 ile m.764/1’i uygulanabilir kılar. Aynı hükümlerin tamamı bonoda uygulanır.
Bu Durumda mısınız?
- Elinizdeki çek kayboldu veya çalındı ve bankanın onu ödemesini engellemeniz gerekiyor.
- Çeki kimin aldığını biliyorsunuz ve doğrudan iptal davası açıp açamayacağınızı çözmeniz gerekiyor.
- Keşideci sıfatıyla düzenlediğiniz çek teslim edilmeden elinizden çıktı ve iptal yolunun size açık olup olmadığını soruyorsunuz.
- Hakkınızda, üzerinde ödeme yasağı bulunan bir çeke dayanılarak icra takibi başlatıldı.
- Çekin fotokopisi elinizde yok ve iptal isteminde neyi ispat edeceğinizi bilmiyorsunuz.
Çekte Zayi ve İptal Hükümleri Nereden Gelir?
Türk Ticaret Kanunu kambiyo senetlerini poliçe esası üzerine kurmuş, çek ve bono için ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Bu yüzden çekin zayi ve iptaline ilişkin kural doğrudan çek bölümünde değil, poliçe bölümünde yer alır ve çeke atıf yoluyla uygulanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu yapıyı ve m.757’nin çekteki karşılığını şöyle ifade etmiştir:
“17. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2738, K. 2021/1513, T. 30.11.2021)
Atfın kaynağı ise şu hükümdür.
6102 sayılı Kanun m.818/1-(s) — çeke uygulanacak iptal hükümleri:
“s) İptal hakkındaki 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü maddenin birinci fıkrası.”
Bu bendin hangi maddeleri saymadığı aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır; pratikte en çok atlanan nokta orasıdır.
Ödeme Yasağı Kararı: İlk ve En Acil Adım
6102 sayılı Kanun m.757 — önleyici önlemler:
“MADDE 757 - (1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir.”
Bu hükümden üç sonuç çıkar.
Hak sahibi sıfatla değil olguyla belirlenir. Kanun “iradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi” der; hamil, lehtar veya keşideci ayrımı yapmaz. Belirleyici olan çekin kimin elinden iradesi dışında çıktığıdır.
Yetki iki seçeneklidir. İstem, ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki mahkemeye yöneltilebilir.
Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Bu, kanunun kendi metninde yazılıdır; asliye hukuk mahkemesine yapılan başvuru görev yönünden sorun doğurur. Asliye ticaret mahkemesinin görev alanı hakkındaki yazımıza bakabilirsiniz.
Mahkeme ödeme yasağı verirken muhatap bankaya bir de izin verir:
“(2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.”
(6102 sayılı Kanun m.757/2)
Yani bedel havada kalmaz; tevdi mahalline yatırılır ve uyuşmazlık çözülünce hak sahibine ödenir.
Çeki Eline Geçiren Biliniyorsa: İptal Değil İade Davası
Bu, davanın en sık yanlış kurulduğu noktadır. İptal yolu, çeki eline geçirenin bilinmediği hâller için tasarlanmıştır.
6102 sayılı Kanun m.758 — çeki eline geçiren kişinin bilinmesi:
“MADDE 758 - (1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir. (2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.”
Aynı sonuç, çek yargılama sırasında mahkemeye sunulursa da doğar:
“MADDE 763 - (1) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.”
(6102 sayılı Kanun m.763)
Pratik sonuç: ödeme yasağı aldıktan sonra çeki elinde bulunduran kişi ortaya çıkarsa, elde edilen koruma kendiliğinden devam etmez. Mahkemenin verdiği süre içinde iade davası açılmazsa yasak kalkar ve banka ödeyebilir hâle gelir. Bu süre kaçırıldığında baştaki tüm emek boşa gider.
Çeki Eline Geçiren Bilinmiyorsa: İptal Yolu
6102 sayılı Kanun m.759 — dilekçe sahibinin yükümlülükleri:
“MADDE 759 - (1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir. (2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.”
İki alternatif ispat aracı vardır: senedin bir sureti (fotokopi) ya da senedin esas içeriği hakkında bilgi. Fotokopi elinizde yoksa dava düşmez; çekin numarası, keşide tarihi, bedeli, muhatap banka ve şubesi gibi esaslı unsurları ortaya koymanız beklenir. Çek defteri dip koçanı, banka kayıtları ve muhasebe kayıtları bu aşamada belirleyici olur.
Mahkeme açıklamaları inandırıcı bulursa ilana geçer.
“MADDE 760 - (1) Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa uğradığına dair verdiği açıklamaları inandırıcı bulursa, verilecek ilanla, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi belirli bir süre içinde getirmeye davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.”
(6102 sayılı Kanun m.760)
Süreler: En Az Üç Ay, En Çok Bir Yıl
6102 sayılı Kanun m.761 — getirme süresi ve başlangıcı:
“MADDE 761 - (1) Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır. (2) Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı, üç ayın geçmesinden önce gerçekleşirse, mahkeme üç aylık süre ile bağlı değildir. (3) Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.”
İlan ise tek seferlik değildir:
“MADDE 762 - (1) Poliçenin getirilmesine ilişkin ilan, 35 inci maddede yazılı gazete ile üç defa yapılır. (2) Özellik gösteren olaylarda, mahkeme, uygun göreceği daha başka ilan önlemlerine de başvurabilir.”
(6102 sayılı Kanun m.762)
Buradaki üçüncü fıkra pratikte önemlidir: sürenin başlangıcı vadesi gelmiş çekte birinci ilan günü, vadesi gelmemiş çekte vadenin gelmesidir. İleri tarihli çekte bu ayrım takvimi belirgin biçimde uzatır. Çekin ibraz süresi ve zamanaşımı takvimi için çek ibraz süresi yazısına bakabilirsiniz.
İptal Kararı ve Sonuçları
6102 sayılı Kanun m.764/1 — iptal kararı:
“MADDE 764 - (1) Elden çıkan poliçe, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verilir.”
Süre içinde çek getirilmezse mahkeme iptale karar verir. İptal kararı, hak sahibinin senet olmaksızın hakkını ileri sürebilmesini sağlar.
Çekte Uygulanmayan İki Hüküm
Bu başlık, çek ile bono arasındaki en somut farkı içerir ve uygulamada sıkça gözden kaçar. Ayrımın kaynağı, atıf bentlerinin kapsamıdır.
| Hüküm | Konusu | Çek (m.818/1-s) | Bono (m.778/1-ı) |
|---|---|---|---|
| m.757-763 | Ödeme yasağı, iade davası, ilan, süreler | Uygulanır | Uygulanır |
| m.764/1 | İptal kararı | Uygulanır | Uygulanır |
| m.764/2 | İptale rağmen kabul edene karşı istem hakkı | Uygulanmaz | Uygulanır |
| m.765 | Teminat karşılığı ödeme yükümü | Uygulanmaz | Uygulanır |
Bononun atıf bendi ise kapsamı farklı çizer:
“ı) İptale dair 757 ilâ 765,”
(6102 sayılı Kanun m.778/1)
Görüldüğü üzere bono için 757 ilâ 765 aralığının tamamına yollama yapılırken, çek için 757 ilâ 763 ile 764/1 ile yetinilmiştir. Bunun teknik nedeni çekte kabul kurumunun bulunmamasıdır; m.764/2 ve m.765 kabul edenin varlığını varsayar.
Pratik sonucu şudur: çek iptali davasında mahkemeden “teminat karşılığı ödeme” düzeni istemek dayanaksızdır; senet iptalinde (bonoda) ise m.765 gündeme gelebilir. Bono tarafındaki ayrıntı için senet iptal davası yazısına bakınız.
Keşideci Çek İptal Davası Açabilir mi?
Sık sorulan bu sorunun cevabı sıfatta değil olgudadır. m.757/1 hakkı “iradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi”ye tanır. Çek keşidecinin elinde iken, örneğin henüz lehtara teslim edilmeden, iradesi dışında çıkmışsa keşideci de bu yola başvurabilir. Buna karşılık çeki usulüne uygun biçimde tedavüle çıkarmış olan keşidecinin, sonradan senedin kendi elinden çıkmadığı bir hâlde bu yolu kullanması beklenmez.
Burada bir güncellik tuzağı vardır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 711. maddesinin üçüncü fıkrası, keşideciye çekin ödenmesinin yasaklanmasını isteme imkânı tanıyordu. Bu fıkra 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. İnternette dolaşan pek çok metin hâlâ bu kaldırılmış hükme dayanmaktadır; bugün keşidecinin dayanağı mülga m.711/3 değil, yürürlükteki m.757’dir ve şartı da senedin onun elinden iradesi dışında çıkmış olmasıdır.
İptal Kararına Dayanarak Ödeme Yapmak Güvenli mi?
Uygulamada keşideciler, iptal kararını ibraz eden kişiye ödeme yaparak borçtan kurtulduklarını düşünür. Bu sonuç her hâlde güvenli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen bir uyuşmazlıkta tam bu soru tartışılmıştır: iptal kararı alan lehtara ödeme yapan keşideci, çekleri sonradan elinde bulunduran hamile karşı sorumlu kalır mı? Kurul çoğunluğu uyuşmazlığı ciro zincirinin geçerliliği üzerinden çözmüştür:
“33. Bu durumda çeki elinde bulunduran davalı bankanın, çeklerdeki lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle çeklerdeki hakkın geçerli ve birbirine bağlı ciro zinciri ile hak sahibi olduğunu ispat edemediğinden ve keşideciye başvuru hakkı bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2738, K. 2021/1513, T. 30.11.2021)
Kararın okunmasında iki nokta önemlidir. Birincisi, “iyiniyetli ödeme borçtan kurtarır” yönündeki görüş Kurul içinde ileri sürülmüş ancak benimsenmemiştir:
“bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2738, K. 2021/1513, T. 30.11.2021)
İkincisi, karar oy çokluğuyla verilmiştir ve bu görüşü savunan bir karşı oy bulunmaktadır. Dolayısıyla iptal kararına dayanarak yapılan ödemenin keşideciyi her hâlde koruduğu söylenemez; sonuç, somut olayda ciro silsilesinin geçerliliğine ve tarafların iyiniyetine göre değişir. Genel Kurul kararları güçlü ve yerleşik içtihat oluşturur ancak içtihadı birleştirme kararları gibi bağlayıcı değildir.
Ödeme Yasağı Bulunan Çek İcra Takibine Konulursa
Ödeme yasağı, muhatap bankanın ödemesini engelleyen bir önlemdir. Tarafların kambiyo hukukundan doğan iddialarını kendiliğinden sonuçlandırmaz ve alacaklının takip başlatmasını fiilen imkânsız kılmaz.
Böyle bir çeke dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılırsa, borçlu tarafın izleyeceği yol iptal veya ödeme yasağı kararını icra mahkemesine sunmak ve o takip yolunun kendine özgü kısa itiraz sürelerini kaçırmamaktır. Bu takip yolundaki süreler ve merci farkı için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yazısına bakınız. Borcun bulunmadığı iddiası ise ayrı bir davanın konusudur; bkz. menfi tespit davası.
Sık Yapılan Hatalar
- Çeki kimin aldığı bilindiği hâlde iptal istemek. Bu durumda mahkeme iade davası için süre verir; süre kaçırılırsa ödeme yasağı da kalkar (m.758).
- İade davası süresini takip etmemek. Ödeme yasağının devamı bu davanın açılmasına bağlıdır.
- Asliye hukuk mahkemesine başvurmak. Kanun görevli mahkemeyi asliye ticaret mahkemesi olarak gösterir (m.757/1).
- Yetkiyi tek seçenek sanmak. İstem ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki mahkemeye yöneltilebilir.
- Fotokopi yok diye başvurmaktan vazgeçmek. Senedin esas içeriği hakkında bilgi vermek de yeterlidir (m.759/2).
- Çekte teminat veya iptale rağmen istem hükümlerine dayanmak. m.765 ve m.764/2 çekte uygulanmaz (m.818/1-s).
- Süreyi ilan gününden saymayı unutmak. Vadesi gelmemiş çekte süre vadenin gelmesinden işler (m.761/3).
- Mülga 6762 sayılı Kanun m.711/3’e dayanmak. Bu fıkra 2009’da yürürlükten kaldırılmıştır.
- İptal kararını mutlak kalkan saymak. İptal kararına dayanarak yapılan ödemenin keşideciyi koruyup korumayacağı somut olaya göre değişir.
Özet
- Çek zayi olduğunda iki yol vardır: muhatap bankaya ödeme yasağı (m.757) ve çekin iptali (m.759 vd.). Bu hükümler m.818/1-(s) atfıyla çekte uygulanır.
- Yetkili ve görevli mahkeme ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.
- Çeki eline geçiren biliniyorsa iptal istenemez; mahkeme iade davası için süre verir, açılmazsa ödeme yasağı kalkar (m.758, m.763).
- İptal isteminde ya senedin bir sureti ibraz edilir ya da esas içeriği hakkında bilgi verilir (m.759/2).
- Çeki getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır; ilan üç defa yapılır (m.761, m.762). Süre vadesi gelmiş çekte birinci ilan gününden, gelmemiş çekte vadeden işler.
- Süre içinde çek sunulmazsa iptaline karar verilir (m.764/1).
- Çekte m.764/2 ve m.765 uygulanmaz; bonoda m.757-765’in tamamı uygulanır (m.818/1-s ↔ m.778/1-ı).
- Keşidecinin dayanağı mülga 6762 m.711/3 değil m.757’dir; o fıkra 2009’da kaldırılmıştır.
- İptal kararına dayanarak yapılan ödemenin keşideciyi koruyup korumadığı tartışmalıdır; Genel Kurul ilgili olayı ciro zinciri üzerinden çözmüş, iyiniyetli ödeme görüşünü benimsememiştir (oy çokluğu).
Sıkça Sorulan Sorular
Çek kaybolursa ne yapılır?
İki ayrı yol vardır ve genellikle birlikte kullanılır. Birincisi önleyici önlem olarak muhatap bankanın çeki ödemekten menedilmesi, yani ödeme yasağı kararı alınmasıdır. İkincisi çekin iptalinin istenmesidir. 6102 sayılı Kanun m.757 ile devamı hükümleri, m.818 birinci fıkrasının (s) bendindeki atıf çerçevesinde çek hakkında da uygulanır.
Çek ödeme yasağı kararını hangi mahkeme verir?
6102 sayılı Kanun m.757/1 uyarınca istem, ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Yani iki seçenekli bir yetki söz konusudur; asliye hukuk mahkemesi değil asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Çeki eline geçiren kişi biliniyorsa ne olur?
Bu hâlde doğrudan iptal istenemez. 6102 sayılı Kanun m.758 uyarınca mahkeme dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir; dilekçe sahibi bu süre içinde davayı açmazsa mahkeme muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır. İptal yolu, çeki eline geçirenin bilinmediği hâller içindir.
Çekin iptali için neyi ispat etmem gerekir?
6102 sayılı Kanun m.759/2 uyarınca iptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. Çekin fotokopisi yoksa esas içeriğe ilişkin bilgi vermek gerekir.
Çek iptali davası ne kadar sürer, ilan süresi nedir?
Süre mahkemenin vereceği getirme süresine bağlıdır. 6102 sayılı Kanun m.761/1 uyarınca çeki getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır. m.762/1 uyarınca ilan, Kanun'un 35 inci maddesinde yazılı gazete ile üç defa yapılır. Bu nedenle dava, ilan ve bekleme süreleri sebebiyle aylarca sürebilir.
İlan süresi ne zaman işlemeye başlar?
6102 sayılı Kanun m.761/3 uyarınca süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler. Bu hüküm m.818 atfıyla çekte de uygulanır.
Keşideci çek iptal davası açabilir mi?
Belirleyici olan sıfat değil, çekin kimin elinden iradesi dışında çıktığıdır. 6102 sayılı Kanun m.757/1 hakkı "iradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi"ye tanır. Çek keşidecinin elinde iken iradesi dışında çıkmışsa keşideci de bu yola başvurabilir. Buna karşılık mülga 6762 sayılı Kanun m.711'in keşideciye tanıdığı üçüncü fıkra, 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır; bugün o hükme dayanılamaz.
Çekte teminat karşılığı ödeme yükümü getirilebilir mi?
Çekte bu hüküm uygulanmaz. 6102 sayılı Kanun m.818 birinci fıkrasının (s) bendi çek bakımından yalnızca 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü maddenin birinci fıkrasını uygulanabilir kılar; teminata ilişkin 765 inci madde bu listede yer almaz. Bonoda ise m.778 birinci fıkrasının (ı) bendi 757 ilâ 765 inci maddelerin tamamına yollama yapar.
İptal kararı verilmesine rağmen çek bedeli istenebilir mi?
Bu imkân çekte yoktur. 6102 sayılı Kanun m.764/2, iptale rağmen dilekçe sahibinin kabul edene karşı istem hakkını ileri sürebileceğini düzenler; ancak m.818 birinci fıkrasının (s) bendi çek bakımından m.764'ün yalnızca birinci fıkrasını uygulanabilir kılar. Çekte kabul kurumunun bulunmaması bu ayrımın arkasındaki nedendir.
Ödeme yasağı kararı olan çek icra takibine konulursa ne olur?
Ödeme yasağı muhatap bankanın ödemesini engelleyen bir önlemdir; çekten doğan uyuşmazlığı ve tarafların kambiyo hukukundan doğan iddialarını kendiliğinden sonuçlandırmaz. Böyle bir çeke dayanılarak takip başlatılırsa borçlunun iptal veya ödeme yasağı kararını icra mahkemesine sunması ve süresinde itiraz yollarını kullanması gerekir. Somut durumun değerlendirilmesi için avukata danışın.
İptal kararı alan kişiye ödeme yapan keşideci borçtan kurtulur mu?
Bu her hâlde güvenli bir sonuç değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iptal kararı alan lehtara ödeme yapan keşidecinin sonradan çeki elinde bulunduran hamile karşı sorumluluğunun tartışıldığı bir olayda uyuşmazlığı ciro zincirinin geçerliliği üzerinden çözmüş; iyiniyetli ödemenin borçtan kurtaracağı yönündeki görüşü Kurul çoğunluğu benimsememiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Çek iptali ile menfi tespit davası aynı şey mi?
Hayır. Çekin iptali, senedin zayi olduğu ve kimin elinde olduğunun bilinmediği varsayımına dayanır; amaç senedi hükümsüz kılmaktır. Menfi tespit ise senedin varlığını değil borcun bulunmadığını konu alır. İki dava farklı vakıalara ve farklı hukuki sonuçlara dayanır.
İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku
← Tüm makaleler