
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Velayet Nedir?
- Boşanmada Velayet Kime Verilir?
- Çocuğun Görüşü Alınır mı?
- Ortak Velayet Mümkün mü?
- Velayet Değiştirilebilir mi?
- Velayet ve İştirak Nafakası
- Velayet Davası Nasıl Açılır?
- Karar Var Ama Çocuk Teslim Edilmiyorsa: Artık İcra Dairesi Değil
- Bu Davada Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Velayet, çocuğun boşanmadan sonra anne mi baba mı yanında kalacağının belirlendiği düzenlemedir ve belirleyici tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır — cinsiyet, kusur veya gelir değil. Otomatik bir “anne alır” veya “baba alır” kuralı yoktur. Hâkim; çocuğun sağlık, eğitim ve gelişim koşullarını, uzman (psikolog-pedagog-sosyal çalışmacı) raporunu ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü birlikte değerlendirerek, hangi ebeveyn yanında kalmasının çocuğun yararına olacağını belirler (TMK m.182, m.336).
Bu Durumda mısınız?
- Boşanma aşamasındasınız ve çocuğunuzun velayetinin size verilip verilmeyeceğini merak ediyorsunuz.
- Mahkemenin çocuğunuzun görüşünü alıp almayacağını, kaç yaşında görüşünün sorulacağını soruyorsunuz.
- Eski eşinizle iyi iletişim kuruyorsunuz ve ortak velayet talep edip edemeyeceğinizi öğrenmek istiyorsunuz.
- Boşanmadan sonra koşullar değişti ve daha önce verilen velayetin değiştirilmesini istiyorsunuz.
- Velayet sizde değil ve çocuğunuzu görme (kişisel ilişki) ile iştirak nafakası yükümlülüğünüzü merak ediyorsunuz.
Velayet kamu düzenine ilişkin, olayın özelliklerine çok bağlı bir konu olduğundan dosyanızı mutlaka bir avukatla değerlendirin.
Velayet Nedir?
Velayet, ergin (18 yaşını doldurmamış) olmayan çocuğun bakım, eğitim, korunması ve temsili ile çocuğun kişiliğine ve mallarına ilişkin hak, ödev ve yetkileri kapsayan bir kurumdur. Kural olarak velayet ana ve babaya aittir ve yasal bir sebep olmadıkça onlardan alınamaz:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.335
Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.
Maddedeki “ana baba” sıfatı yalnız doğumla kazanılmaz. Ana ve babaya ait hak ve yükümlülükler evlat edinme hâlinde evlat edinene geçer (TMK m.314); bu durumda velayet de evlat edinene ait olur.
Velayetin özü, ana babanın çocuğa ilişkin kararları çocuğun menfaatini gözeterek almasıdır. Kanun bunu açıkça vurgular:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.339/1-3
Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.
Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.
Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar.
Yargıtay, velayetin içeriğini şöyle özetler:
“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar.Velayet, aynı zamanda ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2834, K. 2019/5028, T. 29.04.2019 — bozma)
Görüldüğü gibi velayet, ebeveynin çocuk üzerindeki bir “mülkiyeti” değil; çocuğun yararına kullanılması gereken bir görev ve sorumluluktur. Bu görev, çocuğun günlük bakımını ve eğitimini olduğu kadar, onu hukuki işlemlerde temsil etmeyi ve varsa mallarını yönetmeyi de içerir. Evlilik dışı doğan çocuklarda ise velayet kural olarak anaya aittir; babanın velayeti alması ancak mahkeme kararıyla ve çocuğun menfaati gerektiriyorsa mümkündür (TMK m.337).
Boşanmada Velayet Kime Verilir?
Boşanmada velayet, anne veya babadan hangisinin yanında kalmasının çocuğun üstün yararına olacağına göre belirlenir. Evlilik sürdüğü sürece velayeti birlikte kullanan eşlerden, boşanma hâlinde velayet çocuğun bırakıldığı tarafa geçer:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.336
Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar.
Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.
Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.
Mahkeme boşanmaya karar verirken çocukla kişisel ilişkiyi ve ana babanın haklarını da düzenler:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182/1
Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Peki hâkim kararını neye göre verir? Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre velayet düzenlemesinde tek belirleyici ilke, çocuğun üstün yararıdır:
“Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2097, K. 2020/3084, T. 17.06.2020 — bozma)
Peki “çocuğun yararı” nasıl somutlaştırılır? Aynı kararda daire, üstün yararı belirlerken çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki gelişimini sağlıklı biçimde sürdürecek koşulları arar ve dikkat çekici bir ölçüt kullanır; çocuğun farazi düşüncesi:
“Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde karar vermesi gerekir. Yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2097, K. 2020/3084, T. 17.06.2020 — bozma)
Bu ölçüt, çocuğun cinsiyeti, ebeveynin boşanmadaki kusuru veya sosyal-ekonomik konumu üzerinde kurulmaz. Bunlar ancak çocuğun yararını etkilediği ölçüde dikkate alınır. Örneğin boşanmada daha kusurlu bulunan eş, bu nedenle otomatik olarak velayetten yoksun kalmaz; belirleyici olan, kusurun çocuğun bakımını ve gelişimini olumsuz etkileyip etkilemediğidir. Yakın tarihli bir kararda daire, üstün yarar ölçütünü ve dayanaklarını şöyle ortaya koyar:
“Velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “üstün yararıdır” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi md.1; TMK md.339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md.4/b). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3242, K. 2025/10396, T. 27.11.2025 — bozma)
Uygulamada mahkeme, kararını aile mahkemesi bünyesindeki uzmanların (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) hazırladığı sosyal inceleme raporuna, tarafların barınma ve yaşam koşullarına ve varsa çocuğun görüşüne dayandırır. Bu inceleme, her iki ebeveyn ve çocukla görüşülerek; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığını araştırır. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme tarafların talebiyle bağlı değildir; yargılama sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeleri de resen dikkate alır.
Çok küçük yaştaki çocuklarda ana bakım ve şefkatine duyulan ihtiyaç, mahkemenin değerlendirdiği etkenlerden biridir; ancak bu, “küçük çocuğun velayeti mutlaka anneye verilir” biçiminde bir kural değildir. Her olayda ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır. Aynı şekilde velayetin babaya verilmesinin önünde de ilkesel bir engel yoktur; koşullar çocuğun yararına baba yanında kalmasını gerektiriyorsa velayet babaya verilir.
Çocukla ilgili düzenlemelerin anlaşmalı boşanma protokolünde nasıl ele alındığı ile çekişmeli boşanma yargılamasının işleyişi, ilgili rehberlerde açıklanmıştır.
Çocuğun Görüşü Alınır mı?
Evet — idrak çağındaki (yeterli olgunluğa erişmiş) çocuğun görüşü velayet konusunda alınır ve görüşüne önem verilir; ancak bu, çocuğun seçtiği tarafa velayetin otomatik verileceği anlamına gelmez. Çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde, mahkeme çocuğun tercihinin aksine de karar verebilir. Yargıtay bu dengeyi açıkça kurar:
“Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2097, K. 2020/3084, T. 17.06.2020 — bozma)
Burada üç ayrı hukuki kaynağın karıştırılmaması önemlidir: Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (m.12), Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (m.3, m.6) ve (ortak velayet başlığında değineceğimiz) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 No’lu Protokol birbirinden farklı belgelerdir.
Kanun sabit bir yaş belirlemez; belirleyici olan çocuğun görüş oluşturabilecek olgunluğa erişmiş olmasıdır. Ayrıca çocuğun görüşü, geçen zamanla veya değişen koşullarla güncelliğini yitirebilir; bu durumda görüşün yeniden alınması gerekir. Yargıtay, çocuğun beyanının güncel ve sağlıklı bir ortamda alınmasını; aradan uzun süre geçmişse tercihinin yeniden sorulmasını gerekli görür:
“Mahkemece yaşı nedeniyle idrak çağında bulunan ortak çocuk velayeti konusunda görüşüne başvurulmuş ise de, aradan geçen zaman ve çocuğun baba ile kişisel ilişki sırasında beyanın alınması nedeniyle ortak çocuğun bizzat ya da istinabe yoluyla; eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin tekrardan hakim tarafından kendisine sorulması …”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/144, K. 2017/2656, T. 13.03.2017 — kısmen bozma, kısmen onama)
Ortak Velayet Mümkün mü?
Ortak velayet mutlak biçimde yasak değildir; Yargıtay 2017 tarihli bir kararından bu yana ortak velayeti Türk kamu düzenine aykırı görmemektedir. Bununla birlikte bu, her talepte ortak velayetin otomatik verileceği anlamına gelmez. Ortak velayet, çocuğun üstün yararına uygun düştüğü ve ebeveynlerin işbirliği yapabildiği hâllerde, olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Konunun dönüm noktası olan karar, yabancı uyruklu (İngiliz) eşler hakkında ve yabancı hukukun uygulanması (MÖHUK) bağlamında verilmiştir. Bu kararda mahkeme, ilk derece mahkemesinin ortak velayet Türk kamu düzenine aykırıdır yönündeki gerekçesini kabul etmemiş ve şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“Yukarıda değinilen iç hukukumuz ve kamu düzeni kavramı ile ilgili açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde “ortak velayet” düzenlenmesinin, Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15771, K. 2017/1737, T. 20.02.2017 — bozma)
Karar, dayanağını Anayasa m.90/son ile iç hukuka dâhil olan uluslararası bir antlaşmaya bağlar. İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol, 25.03.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak iç hukukumuzun parçası olmuştur. Yargıtay, Protokol’ün eşitliğe ilişkin 5. maddesini kararında şöyle aktarır:
“Ek 7 Nolu Protokol’ün 5. maddesine göre, “Eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Bu madde, devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir’.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15771, K. 2017/1737, T. 20.02.2017 — bozma)
Bu kararın önemi, ortak velayeti ilkesel olarak Türk hukukuna aykırı görmeyen bir kapı açmış olmasıdır. Ne var ki karar, Türk anne-babaya her hâlde ortak velayet verilir biçiminde bir kural koymaz. Ortak velayetin uygun olup olmadığı, yine çocuğun üstün yararı, ebeveynler arasındaki iletişimin ve işbirliğinin niteliği ve çocuğun yaşı gibi somut ölçütlerle her davada ayrı değerlendirilir. Ebeveynler arasında yüksek çatışma varsa, ortak velayet çoğu zaman çocuğun yararına görülmez.
Uygulamada ortak velayet, çocuğa ilişkin önemli kararların (eğitim, sağlık, yerleşim yeri gibi) anne ve baba tarafından birlikte alınması anlamına gelir; çocuğun kiminle ve nasıl bir düzende yaşayacağı ise ayrıca belirlenir. Bu düzenin işleyebilmesi için ebeveynlerin ortak karar alma yeteneğini sürdürmesi beklenir. Bu nedenle ortak velayet, tarafların çocuk üzerinde işbirliği yapabildiği, iletişimini koruyabildiği boşanmalarda daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir. Ortak velayet talebiniz varsa, somut durumunuzun bu ölçütleri karşılayıp karşılamadığını bir avukatla değerlendirmeniz yararlı olur.
Velayet Değiştirilebilir mi?
Evet — velayet, sonradan ortaya çıkan yeni olguların zorunlu kılması ve çocuğun menfaatinin gerektirmesi hâlinde değiştirilebilir. Bunun kanuni dayanağı, durum değişikliğinde hâkimin gerekli önlemleri almasını öngören maddedir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.183
Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
Velayetin değiştirilmesinde eşik yüksektir: geçici, önemsiz veya kanıtlanamayan olaylar velayeti değiştirmeye tek başına yetmez. Belirleyici olan, çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimini gerçekten tehlikeye atan ve süreklilik gösteren bir durumun varlığıdır. Yargıtay bu çıtayı somut bir olayda şöyle uygulamıştır:
“Davalının, çocukların sorumluluklarını almanın kolay olmadığını davacıya göstermek amacıyla dava sırasında … babaya bırakmış olması, velayet görevini gereği gibi yerine getirmediğini ve yükümlülüklerini savsakladığını kabule yeterli değildir. … Çocuklar yaşları itibarıyla ana bakım ve şefkatine muhtaçtır. Ana yanında kalmalarının bedeni, fikri ve ahlaki gelişimlerine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve delil bulunmamaktadır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/4835, K. 2014/11530, T. 26.05.2014 — bozma)
Bu karar iki noktayı birlikte gösterir: velayeti değiştirmek için ciddi sebep ve delil gerektiğini, ve çok küçük yaştaki çocuklarda ana bakımının bir etken olarak değerlendirildiğini. Yargıtay’ın velayetin değiştirilmesindeki genel ölçütü ise şudur:
“velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak olduğundan, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek sonuca varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2834, K. 2019/5028, T. 29.04.2019 — bozma)
Ayrıca 2021’de eklenen bir hükümle, kişisel ilişki (görüşme) düzenlemesine uyulmaması da velayetin değiştirilmesi için bir ihtar sebebi hâline gelmiştir: mahkeme, kişisel ilişki gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder (TMK m.182/2, 7343 sayılı Kanun’la eklenen fıkra).
Velayet ve İştirak Nafakası
Velayet kendisine verilmeyen eş, çocukla arasındaki bağı korumak üzere kişisel ilişki (görüşme) hakkına sahiptir; buna karşılık çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. İki yükümlülük de aynı maddede düzenlenir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182/3
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun giderlerine katılması, uygulamada iştirak nafakası olarak adlandırılır. İştirak nafakası çocuk için ödenir; miktarı, ödeyecek tarafın gücü ile çocuğun ihtiyaçları arasındaki dengeye göre belirlenir. Hâkim, istem hâlinde bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.182/4).
İştirak nafakası, eşin kendisi için istenen yoksulluk nafakasından ve dava süresince ödenen tedbir nafakasından farklıdır. Nafaka türleri, hesaplanma ölçütleri ve artırım/azaltım davaları ayrı bir konudur: Nafaka Nedir? Türleri ve Şartları. Çocuğunuz için ödenecek veya alınacak iştirak nafakasında yaklaşık bir tutar görmek için Nafaka Hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz; kesin tutarı somut koşullara göre mahkeme belirler.
Velayet Davası Nasıl Açılır?
Velayet çoğu zaman boşanma davasının içinde istenir; hâkim boşanmaya karar verirken velayeti, çocukla kişisel ilişkiyi ve iştirak nafakasını birlikte düzenler (TMK m.182). Bununla birlikte velayet, boşanmadan bağımsız olarak da dava konusu olabilir: evlilik dışı doğan çocukta velayetin babaya verilmesi (TMK m.337) ya da daha önce kurulmuş bir velayet düzeninin sonradan değiştirilmesi (TMK m.183) gibi hâllerde ayrı bir velayet davası açılır.
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Velayet boşanmayla birlikte isteniyorsa, boşanma davasının açıldığı mahkemede karara bağlanır.
Dava, mahkemeye hitaben yazılan bir dava dilekçesiyle açılır; dilekçede talebin dayandığı vakıalar ve deliller gösterilir. Yargılama sırasında mahkeme:
- sosyal inceleme raporu aldırır — psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar, her iki ebeveyn ve çocukla görüşerek barınma, gelir, psikolojik ve sosyal koşulları değerlendirir;
- idrak çağındaki çocuğun görüşünü alır (bu görüş bağlayıcı değildir, ancak önemsenir);
- velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların talebiyle bağlı kalmadan resen araştırma yapar ve yargılama sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeleri de dikkate alır.
Bütün bu aşamalarda hâkimin belirleyici ölçütü, tarafların istekleri veya kusuru değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle velayet davası, hazır bir dilekçeyle geçiştirilecek bir işlem olmayıp, çocuğun yararına ilişkin somut olguların ortaya konmasını gerektiren bir yargılamadır.
Boşanma başvurusunun genel hazırlığı için boşanma davası açma süreci yazısına bakabilirsiniz.
Karar Var Ama Çocuk Teslim Edilmiyorsa: Artık İcra Dairesi Değil
Velayet ya da kişisel ilişki kararı elinizdeyken karşı taraf çocuğu teslim etmiyorsa izlenecek yol 2021’de tümüyle değişti. İnternetteki içeriklerin büyük kısmı hâlâ eski usulü (icra dairesine takip açılmasını) anlatır; bu bilgi geçerliliğini yitirmiştir.
24/11/2021 tarihli 7343 sayılı Kanun’la Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen hükümler, işi icra dairesinden alıp Adalet Bakanlığı bünyesindeki müdürlüklere verdi.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A — Görevli ve yetkili birim
“Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine göre yerine getirilir.”
Müdürlük bulunmayan yerlerde bu görev, Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünce yerine getirilir. Müdürlüklerde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görevlendirilmesi de kanunda öngörülmüştür. Düzenlemenin amacı, teslimi bir icra işlemi olmaktan çıkarıp çocuğun üstün yararına göre yürütülen bir sürece dönüştürmektir.
İşleyiş. Yükümlü kararı rızasıyla yerine getirmezse hak sahibi müdürlüğe başvurur. Müdürlük yükümlüyle iletişime geçer, belirlenen gün ve saatte çocuğun getirilmesini bildirir ve bunu tutanağa bağlar. İrtibat kurulamaz veya yükümlü çocuğu getirmezse müdürlük teslim emri gönderir (ÇKK m.41/B).
Yaptırım — ve yaygın bir yanlış. Çocuğu teslim etmemek çoğu kaynakta “suç” olarak anlatılır; kanunun öngördüğü yaptırım ise disiplin hapsidir ve iki hâl için farklı sürelerdir:
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/F — Yerine getirilmesine muhalefet
“Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.”
“Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.”
Buradaki bir aylık şikâyet süresi kritiktir: süre geçirilirse yaptırım yolu kapanır. Ayrıca sürelerin farklı olduğuna dikkat edin. Çocuğun hiç teslim edilmemesi (üç aya kadar) ile kişisel ilişkiye muhalefet (üç ila on gün) aynı ağırlıkta değildir. Kanun, kişisel ilişki için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibinin çocuğu süre bitiminde iade etmemesi hâlini de ayrıca düzenler; yükümlülük tek taraflı değildir.
Bu Davada Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti
Velayet davası konusu para ile ölçülemeyen bir dava olduğundan maktu harca tabidir; nispî harç hesaplanmaz. Aile mahkemesinde görülür ve başvurma harcı 2026 yılında 732,00 TL’dir. Buna maktu karar ve ilam harcı ile gider avansı eklenir.
Velayet, çocuğun üstün yararını ilgilendirdiği için hâkimin resen araştırma yaptığı konulardandır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde masraf bakımından somut sonuç şudur: hâkimin resen başvurduğu deliller (uzman/pedagog incelemesi, sosyal inceleme raporu) için gerekli gider taraflarca yatırılmazsa delil düşmez; ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir (HMK m.325). Kalemlerin tamamı için mahkeme masrafları, bilirkişi/keşif giderlerinin hangi avanstan karşılandığı için gider avansı ve delil avansı, sayısal hesap için dava harcı hesaplama.
Avukatlık ücreti. incelenebilen 13 baro çizelgesinden 8’inde velayet davası için ayrı satır vardır; tavsiye edilen asgari tutarlar 80.000,00 TL ile 124.000,00 TL arasında değişmekte ve bu kalem çizelgelerde kural olarak maktudur. (Bir baro velayeti soybağı ve babalık davalarıyla tek kalemde birleştirdiği için bu aralığa dâhil edilmemiştir.) Baro çizelgeleri bağlayıcı değildir ve “piyasa rayici” anlamına gelmez; yönlendirici referanstır. Bağlayıcı olan yalnız Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir (Avukatlık K. m.164).
Sık Yapılan Hatalar
- “Velayet mutlaka anneye/babaya verilir” sanmak. Otomatik cinsiyet kuralı yoktur; tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır (TMK m.336; Yargıtay 2. HD). Küçük yaşta ana bakımı bir etkendir, garanti değil.
- Çocuğun görüşünü “çocuk kimi seçerse o” sanmak. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır ve önemsenir; ancak üstün yararı gerektirirse mahkeme görüşün aksine karar verebilir.
- Ortak velayeti hazır bir hak sanmak. Ortak velayet ilkesel olarak mümkündür (Yargıtay 2. HD, 2017), fakat otomatik verilmez; ebeveyn işbirliği ve çocuğun yararı aranır. Yüksek çatışmalı ilişkide çoğunlukla uygun görülmez.
- Küçük gerekçelerle velayet değişikliği beklemek. Geçici veya önemsiz bir olay velayeti değiştirmeye yetmez; çocuğun gelişimini tehlikeye atan, süreklilik gösteren ciddi bir sebep ve delil gerekir (TMK m.183; Yargıtay 2. HD).
- İştirak nafakasını “eşe ödenen para” sanmak. İştirak nafakası çocuk için ödenir ve velayeti almayan eşin gücü oranında belirlenir (TMK m.182). Yoksulluk ve tedbir nafakasıyla karıştırılmamalıdır.
- Görüşme hakkını önemsememek. Velayet kendisine verilmeyen eşin kişisel ilişki (görüşme) hakkı kanunla korunur; 2021 sonrası bu düzene uymamak velayetin değiştirilmesi için ihtar sebebi olabilir (TMK m.182/2).
Özet
- Tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; velayet otomatik olarak anneye veya babaya verilmez (TMK m.336; Yargıtay 2. HD).
- İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır ve önemsenir; ama üstün yarar gerektirirse görüşün aksine karar verilebilir.
- Ortak velayet ilkesel olarak mümkündür (Yargıtay 2. HD, 2017 — Türk kamu düzenine aykırı değil); otomatik verilmez, çocuğun yararı ve ebeveyn işbirliği aranır.
- Velayet değiştirilebilir, ancak yeni ve zorunlu kılan bir olgu + çocuğun menfaati gerekir; eşik yüksektir (TMK m.183).
- Velayeti almayan eş çocukla kişisel ilişki kurar ve iştirak nafakasıyla çocuğun giderlerine gücü oranında katılır (TMK m.182).
İlgili yazılar: Boşanma Davası Nasıl Açılır? · Anlaşmalı Boşanma · Nafaka Nedir? · Boşanmada Mal Paylaşımı
Sıkça Sorulan Sorular
Velayet kararı var ama çocuk teslim edilmiyorsa ne yapılır?
2021'den bu yana icra dairesine başvurulmaz. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A uyarınca çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilir. Müdürlük bulunmayan yerlerde görev, belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğündedir.
Çocuğu teslim etmemenin cezası nedir?
Fiil çoğu kaynakta "suç" diye anlatılsa da kanundaki yaptırım disiplin hapsidir. Teslim emrine aykırı hareket edende çocuk tesliminde üç aya kadar, çocukla kişisel ilişki kurulmasına muhalefette üç günden on güne kadar disiplin hapsi uygulanır (ÇKK m.41/F).
Çocuk teslim edilmezse şikâyet süresi ne kadardır?
Bir aydır. ÇKK m.41/F yaptırımı "bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine" uygulanacağını düzenler; bu süre geçirilirse yaptırım yolu kapanır. Süre, teslim emrine aykırılığın öğrenilmesiyle işlemeye başlar.
Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir?
Velayet, anne ya da babadan hangisinin yanında kalması çocuğun üstün yararına uygunsa ona verilir. Otomatik bir anne veya baba kuralı yoktur; hâkim çocuğun sağlık, eğitim ve gelişim koşullarını, uzman raporunu ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir (TMK m.182, m.336).
Velayet otomatik olarak anneye mi verilir?
Hayır. Belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır, cinsiyet değil. Çok küçük yaştaki çocuklarda ana bakım ve şefkatine duyulan ihtiyaç mahkemenin dikkate aldığı etkenlerden biridir; ancak bu mutlak bir kural değildir ve her olayda çocuğun yararına göre karar verilir.
İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır mı?
Evet. Yeterli olgunluğa erişmiş çocuğa, kendini ilgilendiren velayet konusunda görüşünü ifade etme olanağı tanınır ve görüşüne önem verilir. Ancak çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde, mahkeme çocuğun tercihinin aksine de karar verebilir. Görüş alınması çocuğun seçtiği tarafa velayet verileceği anlamına gelmez.
Çocuk kaç yaşında görüşü sorulacak olgunluğa erişir?
Kanun sabit bir yaş belirlemez. Belirleyici olan, çocuğun kendini ilgilendiren konuda görüş oluşturabilecek olgunluğa (idrak gücüne) erişmiş olmasıdır. Bu, çocuğun yaşına ve gelişimine göre her olayda ayrı değerlendirilir; genellikle uzman incelemesiyle birlikte ele alınır.
Ortak velayet Türk hukukunda mümkün mü?
Yargıtay 2017 tarihli kararından bu yana ortak velayeti Türk kamu düzenine aykırı görmemektedir. Bu, her talepte ortak velayetin otomatik verileceği anlamına gelmez; ortak velayet, çocuğun üstün yararına uygun düştüğü ve ebeveynlerin işbirliği yapabildiği hâllerde olay bazında değerlendirilir.
Ortak velayet ne demektir?
Ortak velayet, boşanmadan sonra velayete ilişkin hak ve sorumlulukların anne ve baba tarafından birlikte kullanılmasıdır. Klasik düzenlemede velayet tek eşe verilirken, ortak velayette çocuğa ilişkin kararlar kural olarak birlikte alınır. Uygunluğu çocuğun yararına göre belirlenir.
Velayet daha sonra değiştirilebilir mi?
Evet. Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular zorunlu kıldığında ve çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet değiştirilebilir (TMK m.183). Eşik yüksektir; geçici veya önemsiz olaylar tek başına velayeti değiştirmeye yetmez.
Velayeti kendisine verilmeyen eş çocuğu görebilir mi?
Evet. Velayet kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında kişisel ilişki (görüşme) düzenlenir. Bu düzenlemede çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır (TMK m.182). Kişisel ilişki, çocuğun diğer ebeveynle bağını korumaya yöneliktir.
Velayeti almayan taraf nafaka öder mi?
Evet. Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Buna iştirak nafakası denir; çocuğun ihtiyaçları için, kural olarak velayeti elinde bulunduran eşe ödenir (TMK m.182).
Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti kimdedir?
Ana ve baba evli değilse velayet kural olarak anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı, ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir (TMK m.337). Babanın velayeti alması için mahkeme kararı gerekir.
Anne yeniden evlenirse velayet babaya geçer mi?
Otomatik geçmez. Yeniden evlenme, velayetin değiştirilmesinde değerlendirilebilecek bir olgudur (TMK m.183); ancak tek başına velayet değişikliği için yeterli sayılmaz. Belirleyici olan, yeni durumun çocuğun üstün yararını nasıl etkilediğidir.
Velayet davası hangi mahkemede açılır?
Velayete ilişkin talepler aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalar aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açılır. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme, tarafların talebiyle bağlı kalmadan resen araştırma yapar.
Velayet davası nasıl açılır?
Velayet, boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi (evlilik dışı çocuk veya sonradan değişen koşullar gibi hâllerde) bağımsız bir dava olarak da açılabilir. Dava, aile mahkemesine hitaben yazılan bir dilekçeyle açılır ve delil olarak tanık ile sosyal-ekonomik duruma ilişkin belgeler sunulur. Mahkeme, uzmanlardan sosyal inceleme raporu aldırır, idrak çağındaki çocuğu dinler ve velayet kamu düzenine ilişkin olduğu için resen araştırma yapar. Belirleyici ölçüt her aşamada çocuğun üstün yararıdır.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler