
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Tedbir Nafakası Nedir?
- Talep Şart mı? Hâkimin Re’sen Hükmetme Zorunluluğu
- Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Biter?
- Kusurun Etkisi: Yok
- Çalışıyor Olmak Engel mi?
- Miktar Neye Göre Belirlenir?
- Dava Açmadan Tedbir Nafakası: TMK m.197
- Hangi Hâllerde Reddedilir?
- Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sürerken dava sonuçlanana kadar eşin ve çocukların geçimi için ödenen geçici nafakadır. Dayanağı TMK m.169’dur ve hâkim bu önlemi talep olmasa bile re’sen almak zorundadır. Kural olarak dava tarihinden başlar, karar kesinleşene kadar sürer. Tarafların kusur durumu miktara etkili değildir; tam kusurlu eş dahi tedbir nafakası alabilir. Miktar için resmî tarife yoktur: hâkim tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile günün koşullarını değerlendirip hakkaniyete uygun bir miktar takdir eder (TMK m.4). Boşanma davası açmadan da, ayrı yaşamada haklı olduğunu ispat eden eş TMK m.197 uyarınca parasal katkı isteyebilir.
Bu Durumda mısınız?
- Boşanma davası açtınız ya da açılmış ve dava süresince geçiminizi nasıl sağlayacağınızı bilmiyorsunuz.
- Eşinizden ayrı yaşıyorsunuz ancak henüz boşanma davası açmadınız.
- Kendi geliriniz var ve bu yüzden nafaka isteyemeyeceğinizi düşünüyorsunuz.
- Boşanmada kusurlu bulunacağınızı düşündüğünüz için talepte bulunmaktan çekiniyorsunuz.
- Bağlanan tedbir nafakasının çok yüksek ya da çok düşük olduğunu düşünüyorsunuz.
- Müşterek çocuk sizinle kalıyor ve onun giderlerine katkı istiyorsunuz.
Bu başlıklar dosyaya özgü olgulara göre değişir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Tedbir Nafakası Nedir?
Tedbir nafakası bağımsız bir kurum değil, hâkimin dava süresince alacağı geçici önlemlerden biridir. Kanun bu önlemleri tek bir maddede toplar:
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169 — Geçici önlemler)
Maddenin iki sözcüğü bütün rejimi belirler. Birincisi “davanın devamı süresince”: önlem geçicidir, nihai hükümle değil dava süresiyle sınırlıdır. İkincisi “re’sen”: hâkim bu önlemi taraflardan biri istemese dahi kendiliğinden almak zorundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu iki niteliği birlikte ifade eder:
Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (re’sen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/2-1158, K. 2012/827, T. 21.11.2012 — bozma)
Tedbir nafakasının maddi temeli, evlilik birliğinin dava sürerken hukuken devam ediyor olmasıdır. Eşlerin birliğin giderlerine katılma yükümlülüğü de bu süre boyunca sürer:
Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.186 — Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma)
Talep Şart mı? Hâkimin Re’sen Hükmetme Zorunluluğu
Tedbir nafakasında hâkimin görevi kendiliğinden doğar: istemeseniz de hükmedilmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu bu zorunluluğu maddenin lafzına bağlar:
Böylece, öteden beri uygulanagelen bu hükme göre hakimin, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, re’sen alınması gerekir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/2-1158, K. 2012/827, T. 21.11.2012 — bozma)
Bunun pratik sonucu şudur: dava dilekçesinde tedbir nafakası istenmemiş olsa bile, mahkeme tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmasını yaptırıp uygun bir önlem almalıdır. Bu yapılmamışsa karar bu yönden bozmaya konu olur.
Ancak bir sınır vardır. Taraf, nafakanın belirli bir tarihten itibaren başlamasını açıkça talep etmişse hâkim taleple bağlıdır; re’sen hükmetme yetkisi, talebin gerisine düşmeyi değil, talep hiç yokken boşluğu doldurmayı sağlar.
Bu özellik tedbir nafakasına özgü değildir. Çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası da aynı rejime tabidir ve gerekçesi daha güçlüdür:
Yukarıda da açıklandığı üzere, ana babanın bakım yükümünün doğal sonucu olan iştirak nafakası, çocuğun korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenledir ki hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmelidir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2444, K. 2019/51, T. 31.01.2019 — bozma)
Asıl ayrım yoksulluk nafakasıyladır: TMK m.175 yoksulluğa düşecek tarafın nafaka “isteyebileceğini” söyler, yani orada talep aranır ve ayrıca isteyenin kusuru daha ağır olmamalıdır. Tedbir ve iştirak nafakasında ise hâkim kendiliğinden hareket eder.
Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Biter?
Başlangıç kural olarak dava tarihidir. Yukarıdaki Hukuk Genel Kurulu kararının ifadesiyle önlem “davanın başından itibaren” hüküm altına alınır. Aynı karar, kararın ne zaman verilmesi gerektiğine de değinir:
Dolayısıyla, tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/2-1158, K. 2012/827, T. 21.11.2012 — bozma)
Yani mahkeme, nihai hükmü beklemeden, ekonomik ve sosyal durum araştırması dosyaya geldiği anda karar vermelidir. Uygulamada gecikmenin sık kaynağı bu araştırmanın tamamlanmamasıdır.
Bitiş, boşanma kararının kesinleşmesidir. Kesinleşmeyle tedbir nafakası kendiliğinden sona erer. Koşulları varsa yerini iki ayrı nafaka alır: eş için yoksulluk nafakası (TMK m.175), çocuk için iştirak nafakası (TMK m.182). Bu geçişin ayrıntısı ve nafaka türlerinin karşılaştırması için nafaka nedir, çeşitleri ve nasıl belirlenir yazımıza bakabilirsiniz.
Dava sürerken koşullar değişirse önlem de değişebilir. Bunun dayanağı TMK m.176 değil, m.169’un kendisidir: hâkim, dava süresince gerekli olan geçici önlemleri almakla yükümlü olduğuna göre, koşullar değiştiğinde aldığı önlemi de uyarlayabilir. TMK m.176’daki artırım-azaltım rejimi ise irat biçiminde ödenen maddî tazminat ve yoksulluk nafakasına, yani boşanma sonrasına ilişkindir. Bu ayrımı karıştırmamak gerekir; boşanma sonrasına ilişkin artırım taleplerini nafaka artırım davası yazısı ayrıca ele alır.
Kusurun Etkisi: Yok
Kamuoyunda en yaygın yanlış inanış, kusurlu eşin tedbir nafakası alamayacağıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu açıkça reddeder:
Bu aşamada tarafların kusur durumu belirlenmediğine göre verilecek kararda kusur bir ölçüt olarak alınamayacağı gibi, sonuçta nihai karar verilirken kusur durumunun belirlenmiş olması da tedbir nafakasının kaldırılmasını ya da ödenenlerin geri istenmesini gerektirmez. Zira, tarafların “kusur durumu” hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/2-1158, K. 2012/827, T. 21.11.2012 — bozma)
Kararın gerekçesi mantıklıdır: tedbir nafakası davanın başında takdir edilir, kusur ise sonunda belirlenir. Başlangıçta henüz var olmayan bir olgu, o anki karara ölçüt yapılamaz. Aynı karar sonucu da açıkça kurar: ekonomik olarak yardıma ihtiyacı olan kişi sonuçta tam kusurlu kabul edilse bile, boşanma davası kesinleşene kadar tedbir nafakası devam eder ve ödenenler geri istenemez.
Bu, yoksulluk nafakasından keskin bir ayrımdır. Yoksulluk nafakasında kusur bir eşiktir: isteyen eşin kusuru “daha ağır” olmamalıdır (TMK m.175). Tedbir nafakasında ise kusur hiç tartışılmaz.
Çalışıyor Olmak Engel mi?
Hayır. İkinci yaygın yanlış inanış, geliri olan eşin nafaka isteyemeyeceğidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bunu da reddeder:
Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması veya davacının çalışması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere ( elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Davacı kadının gelirinin bulunması ona tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/18688, K. 2014/4092, T. 17.03.2014 — bozma)
Ayrım nettir: gelirin varlığı hakkı değil, miktarı etkiler. Hatta nafaka isteyen eşin geliri diğerinden fazla olsa dahi yükümlülük tamamen ortadan kalkmaz, çünkü dayanak yoksulluk değil, birliğin giderlerine güç oranında katılma yükümlülüğüdür (TMK m.186).
Aynı karar hâkime bir ölçüt daha verir: eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesinin ayrı yaşamaları hâlinde de korunması gözetilmelidir.
Miktar Neye Göre Belirlenir?
Tedbir nafakasının resmî bir tarifesi, cetveli ya da hesaplama formülü yoktur. İnternette dolaşan “nafaka hesaplama” araçlarının yasal dayanağı bulunmaz. Kanun hâkime takdir yetkisi verir ve bu yetkinin sınırını çizer:
Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.4 — Hâkimin takdir yetkisi)
Peki “hakkaniyet” pratikte neye bakmak demektir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu somutlaştırır:
Nafaka miktarının belirlenmesi sırasında, özellikle gelirin düşük olduğu durumlarda nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile nafaka borçlusunun ödeme gücü arasında bir dengenin kurulması oldukça zor olsa da; hakimin tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile günün ekonomik koşullarını, nafaka alacaklısının ihtiyaçları yanında nafaka borçlusunun ödeme gücünü titizlikle değerlendirmesi, bu arada taraflardan birinin hastalığı ya da maluliyeti nedeniyle sürekli özel bakım gerektiren durumu varsa bu özel durumlarını da gözeterek “hakkaniyet” ilkesine uygun bir nafaka takdir etmesi gerekmektedir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/686, K. 2016/18, T. 20.01.2016 — bozma)
Bu karardan ve yerleşik daire uygulamasından çıkan denetim ölçütleri şunlardır:
| Ölçüt | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Ekonomik ve sosyal durum | Her iki tarafın geliri, malvarlığı, çalışma durumu | TMK m.186, m.4 |
| Ödeme gücü | Borçlunun geliri ve zorunlu giderleri; kendi geçimine kalan kısım | TMK m.4 |
| Alacaklının ihtiyaçları | Barınma, geçim, çocuk varsa eğitim ve bakım giderleri | TMK m.169 |
| Müşterek yaşam seviyesi | Birlikte yaşarken sürdürülen hayat standardının korunması | 3. HD, E. 2013/18688, K. 2014/4092 |
| Günün ekonomik koşulları | Karar anındaki genel ekonomik durum | HGK, E. 2014/686, K. 2016/18 |
| Özel durumlar | Hastalık, maluliyet, sürekli özel bakım gereği | HGK, E. 2014/686, K. 2016/18 |
Yukarıdaki Hukuk Genel Kurulu kararında bu ölçütler somut olguya uygulanmıştır: nafaka yükümlüsünün maluliyeti, konut borcu için yaptığı aylık ödeme ve maaşından kendi geçimine kalan kısım birlikte değerlendirilmiş; hükmedilen miktarlar hakkaniyete aykırı bulunarak karar bozulmuştur. Burada dikkat çeken nokta, barınma ihtiyacı için yapılan konut ödemesinin ödeme gücü hesabında dikkate alınmasının kurul çoğunluğunca kabul edilmiş olmasıdır.
Bu ölçütler size bir rakam vermez, veremez de. Verdikleri şey, dosyanızda hangi olguları belgelemeniz gerektiğidir: gelir belgesi, kira ve kredi ödemeleri, sağlık giderleri, çocuğun okul masrafları. Miktar tartışması pratikte bu belgeler üzerinden yürür.
Dava Açmadan Tedbir Nafakası: TMK m.197
Boşanma davası açmadan da ayrı yaşayan eş parasal katkı isteyebilir. Dayanak bu kez m.169 değil, m.197’dir:
Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.197 — Birlikte yaşamaya ara verilmesi)
Hukuk Genel Kurulu bu yolun tedbir nafakasını kapsadığını teyit eder: ayrı yaşama hâlinde gerek eş gerekse müşterek çocuk için takdir edilecek tedbir nafakası, hâkimin alacağı önlemler arasındadır.
İki yol arasındaki fark kritiktir. m.169 yolunda hâkim re’sen hareket eder ve kusur tartışılmaz. m.197 yolunda ise maddenin lafzı “eşlerden birinin istemi üzerine” der: talep şarttır. Dahası, ayrı yaşamanın haklı bir sebebe dayandığının ispatı gerekir.
| Dava içinde (m.169) | Dava açmadan (m.197) | |
|---|---|---|
| Talep | Aranmaz, re’sen | Şart |
| Ayrı yaşamada haklılık | Aranmaz | İspatı şart |
| Kusur | Ölçüt değil | Haklılık incelemesine girer |
| Süre | Kesinleşmeye kadar | Koşullar sürdükçe |
Hangi Hâllerde Reddedilir?
Dava içinde hâkim önlem almakla yükümlü olduğundan, asıl ret riski m.197 yolundadır ve tek bir olguda toplanır: ayrı yaşamada haklılığın ispat edilememesi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ispat yükünü açıkça davacıya yükler:
Buna göre, davacının ayrı yaşamada haklı olup olmadığının araştırılması ve “ayrı yaşamada haklılık” olgusunun kanıtlanması gerekir.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/18688, K. 2014/4092, T. 17.03.2014 — bozma)
Anılan dosyada tanıklar davacının evden neden ayrıldığını bilmediklerini beyan etmiş, daha önce açılan boşanma davası kusur ispatlanamadığı için reddedilmiş; Daire bu tabloda ayrı yaşamada haklılığın kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddi gerekirken kabulünü bozma sebebi saymıştır.
Pratik sonuç: m.197 yoluna gidecekseniz ayrı yaşamayı gerektiren olguları tanık ve belgeyle somutlaştırmanız gerekir. “Anlaşamadık” düzeyinde soyut beyan bu eşiği geçmez.
Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
Aile ve şahsın hukukuna ilişkin kararlar kural olarak kesinleşmeden icra edilemez. Nafaka bu kuralın önemli bir istisnasıdır: nafakaya ilişkin bölüm kesinleşmeyi beklemeden takibe konabilir. Kuralın kapsamı, hangi kararların bu istisnaya girdiği ve uygulamadaki sınırları için kesinleşmeden icraya konulamayacak kararlar yazımıza bakabilirsiniz. Nafaka alacağının takip usulü ise nafaka alacağının icra takibi yazısında ele alınmaktadır.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Boşanma davası açacaksanız dilekçenizde tedbir nafakasını açıkça talep edin; hâkim re’sen hükmetmekle yükümlü olsa da talep, başlangıç tarihi tartışmasını baştan kapatır.
- Ekonomik ve sosyal durum araştırmasının bir an önce yaptırılmasını isteyin; karar bu araştırma dosyaya geldiğinde verilir.
- Gelir, gider ve ihtiyaç tablonuzu belgeleyin: maaş bordrosu, kira sözleşmesi, kredi ödemeleri, okul ve sağlık giderleri.
- Karşı tarafın ödeme gücüne ilişkin delilleri de dosyaya sunun; miktar tartışması iki taraflı yürür.
- Çalışıyorsanız talepten vazgeçmeyin; gelir hakkı değil miktarı etkiler.
- Kusurlu bulunacağınızı düşünüyorsanız da talepten vazgeçmeyin; kusur tedbir nafakasında ölçüt değildir.
- Henüz dava açmayacaksanız m.197 yolunu değerlendirin; bu yolda talep ve ayrı yaşamada haklılığın ispatı şarttır.
- Dava sürerken koşullarınız önemli ölçüde değişirse önlemin değiştirilmesini talep edin.
Sık Yapılan Hatalar
Kusurlu olduğu için talepten vazgeçmek. Kusur tedbir nafakasının takdirinde ölçüt değildir; tam kusurlu eş dahi kesinleşmeye kadar nafaka alır.
Çalıştığı için hak sahibi olmadığını sanmak. Gelirin varlığı yükümlülüğü kaldırmaz, yalnızca miktarın takdirinde dikkate alınır.
İnternetteki hesaplama araçlarına güvenmek. Nafakanın resmî tarifesi yoktur; miktar her dosyada ayrıca takdir edilir.
Başlangıç tarihini talep etmeyi ihmal etmek. Belirli bir tarihten başlatılması isteniyorsa bu açıkça talep edilmelidir; aksi hâlde taleple bağlılık aleyhe sonuç doğurabilir.
m.169 ile m.197 yollarını karıştırmak. Dava içinde talep aranmaz; dava açmadan istenen katkıda hem talep hem ayrı yaşamada haklılığın ispatı şarttır.
Ayrı yaşamada haklılığı soyut bırakmak. Tanık ve belgeyle somutlaştırılmayan iddia bu eşiği geçmez ve dava reddedilir.
Gelir ve gider belgelerini sunmamak. Hakkaniyet değerlendirmesi belgelenmiş olgular üzerinden yapılır; belgesiz beyan miktarı etkilemez.
Boşanma kesinleşince nafakanın kendiliğinden süreceğini sanmak. Tedbir nafakası kesinleşmeyle biter; devamı için yoksulluk ve iştirak nafakası koşullarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
Özet
- Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sürerken hâkimin aldığı geçici önlemlerden biridir (TMK m.169).
- Hâkim bu önlemi talep olmasa dahi re’sen almak zorundadır; aynı rejim çocuk lehine iştirak nafakasında da geçerlidir, talep aranan tür yoksulluk nafakasıdır.
- Kural olarak dava tarihinden başlar ve karar kesinleşene kadar sürer; karar, ekonomik sosyal durum araştırması dosyaya gelir gelmez verilmelidir.
- Kusur ölçüt değildir; tam kusurlu kabul edilen eş dahi nafaka alır ve ödenenler geri istenemez.
- Çalışmak veya gelir sahibi olmak yükümlülüğü kaldırmaz; yalnızca miktarın takdirinde etkilidir.
- Miktarın resmî tarifesi yoktur; hâkim ekonomik ve sosyal durum, ödeme gücü, ihtiyaçlar, müşterek yaşam seviyesi ve günün koşullarını gözeterek hakkaniyete göre takdir eder (TMK m.4).
- Boşanma davası açmadan da TMK m.197 uyarınca parasal katkı istenebilir; bu yolda talep ve ayrı yaşamada haklılığın ispatı şarttır.
- Ayrı yaşamada haklılık ispatlanamazsa m.197 talebi reddedilir; ispat yükü davacıdadır.
- Kesinleşmeyle tedbir nafakası sona erer; koşulları varsa yerini yoksulluk (m.175) ve iştirak (m.182) nafakası alır.
İlgili yazılar: Nafaka Nedir? Çeşitleri ve Nasıl Belirlenir · İştirak Nafakası · Süresiz Nafaka · Nafaka Artırım Davası · Boşanma Davası Nasıl Açılır?
- Ortada açılmış bir boşanma davası var mı?
- Dava içinde → hâkim, davanın devamı süresince gerekli geçici önlemleri talep aranmaksızın resen alırTMK m.169
- Dava açmadan ayrı yaşama → önlemler eşlerden birinin istemi üzerine alınır, talep şarttırTMK m.197
- Dava açmadan istenen yolda haklılık ispatlanırBirlikte yaşamaya ara verilmesinin haklı bir sebebe dayandığı kanıtlanmalıdır; soyut beyan bu eşiği geçmez ve ispat yükü isteyendedir.TMK m.197
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumu araştırılırKarar, araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmelidir; nihai hüküm beklenmez.TMK m.169
- Kusur, dava içindeki takdirde ölçüt değildirNihai kararda kusur belirlenmiş olması da tedbir nafakasının kaldırılmasını ya da ödenenlerin geri istenmesini gerektirmez.TMK m.169
- Koşullar değişirse önlem uyarlanırDayanak, boşanma sonrasına ilişkin artırım ve azaltım rejimi değil, hâkimin dava süresince önlem alma yükümlülüğünün kendisidir.TMK m.169
- Boşanma kararının kesinleşmesiyle tedbir nafakası sona ererKoşulları varsa yerini eş için yoksulluk nafakası, çocuk için iştirak nafakası alır. Nafakaya ilişkin bölüm kesinleşmeyi beklemeden takibe konabilir.TMK m.175 · TMK m.182
Sıkça Sorulan Sorular
Tedbir nafakası nedir?
Boşanma veya ayrılık davası sürerken, dava sonuçlanana kadar eşin ve çocukların geçimi için geçici olarak ödenen nafakadır. Hâkim, davanın devamı süresince gerekli geçici önlemleri re'sen alır (TMK m.169); tedbir nafakası bu önlemlerden biridir.
Tedbir nafakası ne zaman başlar?
Kural olarak dava tarihinden itibaren. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tedbir nafakasının geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşene kadar hüküm altına alınacağını belirtir. Aksi yönde bir talep varsa hâkim talebe bağlı kalır.
Tedbir nafakası ne zaman biter?
Boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Kesinleşmeyle sona erer; koşulları varsa yerini yoksulluk nafakası (eş için) ve iştirak nafakası (çocuk için) alır.
Tedbir nafakası için talepte bulunmak şart mı?
Hayır. TMK m.169 hâkimin geçici önlemleri re'sen almasını emreder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da tedbir nafakasının talebe bağlı olmaksızın takdir edileceğini belirtmiştir. Aynı rejim çocuk lehine iştirak nafakası için de geçerlidir; talep aranan tür yoksulluk nafakasıdır.
Kusurlu eş tedbir nafakası alabilir mi?
Alabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafların kusur durumunun tedbir nafakasının takdirine hiçbir şekilde etkili bir unsur olmadığını belirtir. Sonuçta tam kusurlu kabul edilse dahi, karar kesinleşene kadar tedbir nafakası devam eder.
Çalışan eş tedbir nafakası alabilir mi?
Alabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davacı eşin ekonomik durumunun daha iyi olmasının veya çalışmasının karşı tarafı tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmayacağını belirtir. Gelirin bulunması yalnızca nafaka miktarının takdirinde dikkate alınır.
Tedbir nafakası ne kadar olur?
Sabit bir tarife veya hesaplama formülü yoktur. Hâkim; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, günün ekonomik koşullarını, alacaklının ihtiyaçları yanında borçlunun ödeme gücünü değerlendirip hakkaniyete uygun bir miktar takdir eder (TMK m.4).
Tedbir nafakası hesaplama aracı var mı?
Resmî bir hesaplama aracı veya tarife yoktur. İnternetteki hesaplayıcılar yasal dayanaktan yoksundur. Miktar her dosyada tarafların gelir, gider ve ihtiyaç tablosuna göre hâkim tarafından ayrıca takdir edilir.
Dava açmadan tedbir nafakası alınabilir mi?
Alınabilir. Boşanma davası açılmadan da ayrı yaşayan eş, ayrı yaşamada haklı olduğunu ispat ederek TMK m.197 uyarınca parasal katkı isteyebilir. Bu yolda talep şarttır ve ayrı yaşamada haklılığın kanıtlanması gerekir.
Tedbir nafakası hangi hâllerde verilmez?
Boşanma davası içinde hâkim re'sen önlem almakla yükümlüdür. Dava açmadan TMK m.197 yoluna gidildiğinde ise ayrı yaşamada haklılık ispatlanamazsa talep reddedilir; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu olguyu ispat yükünün davacıda olduğunu belirtir.
Çocuk için de tedbir nafakası bağlanır mı?
Bağlanır. TMK m.169 çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri de kapsar. Ayrı yaşama hâlinde gerek eş gerekse müşterek çocuk için takdir edilecek tedbir nafakası hâkimin alacağı önlemler arasındadır.
Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası arasındaki fark nedir?
Tedbir nafakası dava sürerken ödenir, kusura bakılmaz ve re'sen hükmedilir. Yoksulluk nafakası boşanmadan sonra ödenir, talep gerektirir ve isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması koşuluna bağlıdır (TMK m.175).
Tedbir nafakası kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Konulabilir. Aile ve şahsın hukukuna ilişkin kararlar kural olarak kesinleşmeden icra edilemezse de, nafakaya ilişkin kısım bu kuralın dışındadır ve derhâl icra takibine konu edilebilir.
Tedbir nafakası miktarı sonradan değiştirilebilir mi?
Değiştirilebilir. Dava sürerken koşullar değişmişse hâkimden geçici önlemin uyarlanması istenebilir; dayanak TMK m.169'dur. TMK m.176'daki artırım-azaltım rejimi ise boşanma sonrasına, irat biçimindeki maddî tazminat ve yoksulluk nafakasına ilişkindir.
Ödenmeyen tedbir nafakası için ne yapılabilir?
Nafaka ilamı icra takibine konu edilebilir. Takip ve başvurulacak yollar dosyanın durumuna göre değiştiğinden, ödenmeyen nafaka için bir avukata danışmanız yararlı olur.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler