Sözleşmeler Hukuku

Borcun Üstlenilmesi (Borç Nakli) Nedir? İç ve Dış Üstlenme

Borcun üstlenilmesi nedir, borçlu nasıl değişir? İç ve dış üstlenme, alacaklının kabulü, kefil ve rehnin akıbeti ile borca katılma farkı. Güncel TBK ile öğrenin.

5 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Borç üstlenme dosyasını değerlendiren üç kişi
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Borcun üstlenilmesi (borç nakli), bir borcun mevcut borçlu yerine üçüncü bir kişi tarafından üstlenilmesidir. Sonuçta borçlu değişir: yeni borçlu alacaklıya karşı sorumlu olur, önceki borçlu borçtan kurtulur. İşlem iki aşamalıdır: iç üstlenme (borçlu ile üçüncü kişi arasında) ve dış üstlenme (borcu üstlenen ile alacaklı arasında). Borçlunun gerçekten değişmesi için alacaklının kabulü şarttır. Önemli bir sonuç da teminatlara ilişkindir: borçlu değişince, kefil ve rehin veren üçüncü kişi, ancak yazılı rıza gösterirlerse sorumlu kalır.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir borcunuzu başka birinin devralmasını (üstlenmesini) sağlamak istiyorsunuz.
  • Alacaklısınız ve borçlunun yerine yeni bir borçlunun geçmesi teklif edildi.
  • Kefil olduğunuz bir borçta borçlu değişti ve sorumluluğunuzun devam edip etmediğini soruyorsunuz.
  • Bir borca katılma ile borcun üstlenilmesi arasındaki farkı merak ediyorsunuz.
  • Bir işletme/borç devrinde borçların kime ait olacağını netleştirmek istiyorsunuz.

Bu soruların cevabı işlemin yapısına göre değişir; bir avukata danışın.

Borcun Üstlenilmesi Nedir? İç ve Dış Üstlenme

Borç nakli iki sözleşmeden oluşan bir yapıdır. İlk aşama, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki iç üstlenmedir:

6098 sayılı TBK m.195 — İç üstlenme sözleşmesi

Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur.

İç üstlenmede üçüncü kişi, borçluya karşı onu borçtan kurtarma taahhüdünde bulunur. Ancak asıl sonucu (borçlunun değişmesini) doğuran işlem, dış üstlenmedir:

6098 sayılı TBK m.196 — Öneri ve kabul (dış üstlenme)

Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur.

Borçlu Ne Zaman Değişir? Alacaklının Kabulü

Yukarıdaki hükmün en kritik sonucu şudur: borçlunun değişmesi ve eski borçlunun kurtulması, ancak alacaklının kabulüyle gerçekleşir. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir (TBK m.196). Bunun mantığı açıktır: alacaklı için borçlunun kim olduğu (ödeme gücü) önemlidir; bu nedenle rızası olmadan borçlu ona dayatılamaz. Alacaklı kabul etmezse borçlu değişmez ve alacaklı eski borçludan istemeye devam eder; üçüncü kişinin taahhüdü ise yalnızca iç ilişkide (borçluya karşı) hüküm doğurur.

Teminatlar Ne Olur? Kefil ve Rehin

Borç nakli, teminat veren üçüncü kişileri korur. Borçlunun değişmesi, kefil ve rehin verenin durumunu ağırlaştıramaz:

6098 sayılı TBK m.198 — Bağlı hak ve borçlar

Bununla birlikte borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam eder.

Buna göre borçlu değiştiğinde, kefil ve borcun teminatı olarak rehin veren üçüncü kişi, ancak borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza gösterirlerse sorumlu kalır. Rıza yoksa bu teminatlar sona erer. Bu, kefil bakımından önemli bir korumadır: borçlu değişmesine yazılı onay vermeyen kefil, kefaletten kurtulur.

Yeni Borçlunun Savunmaları

Borç nakliyle birlikte, borca ilişkin savunmalar da yeni borçluya geçer:

6098 sayılı TBK m.199 — Savunmalar

Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı, yeni borçluya geçer.

Yani yeni borçlu, üstlendiği borca ilişkin (örneğin borcun kısmen ödendiği, muaccel olmadığı gibi) savunmaları alacaklıya karşı ileri sürebilir. Buna karşılık yeni borçlu, kural olarak önceki borçlunun kişisel savunmalarını ve iç üstlenme ilişkisinden doğan savunmaları alacaklıya karşı ileri süremez (TBK m.199).

Alacağın Devri ile Karıştırmayın: Değişen Taraf Farklıdır (TBK m.183)

Uygulamada “borç devri” ve “alacak devri” birbirinin yerine kullanılır; oysa bunlar ayrı kurumlardır ve en temel farkları hangi tarafın değiştiğidir. Alacağın devrinde alacaklı, borcun üstlenilmesinde borçlu değişir. Bu fark, borçlunun rızasının gerekip gerekmediğini de belirler:

6098 sayılı TBK m.183 — Alacağın devri: Genel olarak

Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.

Alacağın devrinde kural serbestliktir: alacaklı, borçlunun rızasını almadan alacağını devredebilir. Gerekçesi basittir. Borçlu açısından kime ödeyeceği değişir, ne kadar ödeyeceği değişmez; borcun kapsamı aynı kalır.

Borcun üstlenilmesinde ise durum tersine döner: burada alacaklının rızası şarttır, çünkü değişen şey borçlunun kimliğidir ve alacaklı için borçlunun ödeme gücü doğrudan önem taşır. Yukarıda görüldüğü gibi dış üstlenme sözleşmesi, alacaklının kabulüyle hüküm doğurur.

Özetle ayrım şudur: alacağın devri borçluya sorulmadan yapılabilir, borcun üstlenilmesi alacaklıya sorulmadan yapılamaz.

Borcun Üstlenilmesi ile Borca Katılma Farkı

Uygulamada karıştırılan iki kurumu ayırmak gerekir. Borcun üstlenilmesinde borçlu değişir; borca katılmada ise mevcut borçlunun yanına yeni bir sorumlu eklenir:

6098 sayılı TBK m.201 — Borca katılma

Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.

Borca katılmada eski borçlu borçtan kurtulmaz; katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen (birlikte ve zincirleme) sorumlu olur (TBK m.201). Dolayısıyla alacaklı açısından borca katılma, borcun üstlenilmesinden daha güçlü bir güvencedir; çünkü borçlu sayısı artar, azalmaz.

Yargıtay Ne Diyor? Kefil ve Rehnin Akıbeti

Yargıtay, borç üstlenildiğinde teminat veren üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin bu kuralı açıkça uygular. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, borcun üstlenilmesi ile teminatlar arasındaki ilişkiyi şöyle ifade eder:

“Ancak borcun üstlenilmesi kurumunu düzenleyen TBK 195 ve devamı hükümlerinden 198/2 hükmüne göre, borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam edecektir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/5537, K. 2022/139, T. 11.01.2022)

Kararda Daire bunun gerekçesini de açıklar: teminat veren kişi, güvendiği asıl borçlu için ayni veya şahsi güvence verir; tanımadığı yeni bir borçlu için aynı güveni sürdürmesi beklenemez. Bu nedenle borcun üstlenilmesine yazılı rızası alınmayan kefil veya rehin veren, borcun devrinden sonra bu yükümlülükten kurtulur. Aynı kararda Yargıtay, bir üçüncü kişinin bankaya ödeme yapıp “alacağın temliki” adı altında ipoteği devralmış görünmesine rağmen gerçekte alacağı değil borcu kapatmış olması hâlinde alacaklının haklarına halef olamayacağını da vurgulamıştır: işlemin adı değil, gerçek niteliği esastır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Alacaklının onayını atlamak. Borçlu ancak alacaklının kabulüyle (dış üstlenme) değişir; iç üstlenme tek başına borçluyu kurtarmaz (TBK m.196).
  • Kefil/rehnin otomatik devam ettiğini sanmak. Borçlu değişince kefil/rehin veren, yazılı rıza vermezse sorumluluktan kurtulur (TBK m.198).
  • Borç naklini borca katılma ile karıştırmak. Naklinde borçlu değişir; katılmada eski borçlu kalır ve müteselsil sorumluluk doğar (TBK m.201).
  • Alacağın devri ile borcun üstlenilmesini karıştırmak. İlkinde alacaklı, ikincisinde borçlu değişir.
  • İşlemi yazıya dökmemek. İspat ve teminatların yazılı rızası bakımından işlem yazılı yapılmalıdır.

Özet

  • Borcun üstlenilmesi, borçlunun üçüncü kişiyle değişmesidir; iki aşamalıdır (iç + dış üstlenme) (TBK m.195-196).
  • Borçlunun değişmesi ancak alacaklının kabulüyle olur (TBK m.196).
  • Teminatlar: kefil ve rehin veren üçüncü kişi, yazılı rıza vermedikçe sorumluluktan kurtulur (TBK m.198).
  • Savunmalar: borca ilişkin savunmalar yeni borçluya geçer; kişisel/iç ilişki savunmaları geçmez (TBK m.199).
  • Borca katılma: borçlu değişmez, katılan eklenir; müteselsil sorumluluk doğar (TBK m.201).

İlgili yazılar: Sözleşme Nedir? Türleri, Geçerliliği ve Sona Ermesi · Alacağın Temliki (Devri) Nedir? · Kefalet (Kefillik) Nedir? · Cezai Şart Nedir? Şartları ve İndirilmesi

Sıkça Sorulan Sorular

Borcun üstlenilmesi (borç nakli) nedir?

Bir borcun, mevcut borçlu yerine üçüncü bir kişi tarafından üstlenilmesidir. Sonuçta borçlu değişir: yeni borçlu (üstlenen) alacaklıya karşı sorumlu olur ve önceki borçlu borçtan kurtulur. İşlem iki aşamalıdır: iç üstlenme ve dış üstlenme (TBK m.195-196).

İç üstlenme ile dış üstlenme farkı nedir?

İç üstlenme, borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılır; üçüncü kişi borçluyu borçtan kurtarmayı üstlenir (TBK m.195). Dış üstlenme ise borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılır ve asıl sonucu (borçlunun değişmesi) doğuran işlemdir (TBK m.196).

Borçlunun değişmesi için alacaklının onayı gerekir mi?

Evet. Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, ancak borcu üstlenen ile alacaklı arasındaki sözleşmeyle (dış üstlenme) olur (TBK m.196). Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir; onay olmadan asıl borçlu borçtan kurtulmaz.

Borçlu değişince kefil ve rehin devam eder mi?

Kural olarak hayır. Borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumluluğu, ancak bu kişiler borcun üstlenilmesine YAZILI olarak rıza gösterirse devam eder (TBK m.198). Yani kefil rıza vermezse, borçlu değişince kefaletten kurtulur.

Yeni borçlu hangi savunmaları ileri sürebilir?

Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı yeni borçluya geçer (TBK m.199). Ancak yeni borçlu, kural olarak önceki borçlunun kişisel savunmalarını ve iç üstlenme ilişkisinden doğan savunmaları alacaklıya karşı ileri süremez.

Borcun üstlenilmesi ile borca katılma aynı şey mi?

Değildir. Borcun üstlenilmesinde borçlu DEĞİŞİR (eski borçlu kurtulur). Borca katılmada ise katılan, mevcut borçlunun YANINA eklenir ve ikisi alacaklıya karşı müteselsilen (birlikte) sorumlu olur; eski borçlu borçtan kurtulmaz (TBK m.201).

İç üstlenme sözleşmesi borçluya ne sağlar?

Üstlenen, borcu bizzat ödeyerek ya da alacaklının rızasıyla üstlenerek borçluyu borçtan kurtarmayı taahhüt eder. Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa üstlenenden güvence isteyebilir (TBK m.195); ayrıca üstlenen yükümlülüğünü yerine getirmedikçe borçludan bir talepte bulunamaz.

Alacaklı dış üstlenmeyi kabul etmezse ne olur?

Alacaklı kabul etmezse borçlu değişmez; asıl borçlu alacaklıya karşı sorumlu olmaya devam eder. Bu durumda üçüncü kişinin taahhüdü, iç ilişkide (borçluya karşı) hüküm doğurur; alacaklı yine eski borçludan isteyebilir.

Borcun üstlenilmesi yazılı mı olmalı?

Dış üstlenme, borcu üstlenen ile alacaklı arasındaki bir sözleşmedir ve alacaklının kabulü açık ya da örtülü olabilir (TBK m.196). Uygulamada ispat ve teminatların (kefil/rehin) yazılı rızası bakımından işlemin yazılı yapılması güçlü biçimde önerilir.

Kredi/borç 'devri' derken alacağın devri mi kastediliyor?

Dikkat edilmeli: alacağın temliki (devri) alacaklının değişmesidir; borcun üstlenilmesi ise borçlunun değişmesidir. İkisi farklı kurumlardır ve sonuçları farklıdır (TBK m.183 ve m.195-196).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Sözleşmelerin hazırlanması ve sona ermesi ile sözleşmeye aykırılıktan doğan davaları yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp