Sözleşmeler Hukuku

Kiralık Araçta Hasarı Kim Öder?

Kiralık araçta oluşan hasardan kim sorumlu, ispat yükü kimde, sözleşmedeki hasar bedeli kaydı her hâlde geçerli mi? Kanun maddeleri ve Yargıtay ölçütleriyle öğrenin.

10 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Kiralık otomobildeki kapı hasarını birlikte inceleyen kişiler
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Kiralık araçta oluşan hasardan kural olarak kiracı sorumludur; araç onun elindeyken zarar görmüştür. Ancak sorumluluk mutlak değildir: kiracı kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat ederse kurtulur, olağan eskimeden ise hiç sorumlu değildir. Sözleşmedeki geniş hasar kayıtları da ayrıca geçerlilik denetimine tabidir.

Bu Durumda mısınız?

  • Aracı teslim ettiniz, kiralama şirketi tamponu veya jantı göstererek hasar bedeli talep ediyor.
  • Tek taraflı bir kaza yaptınız ve şirket sözleşmedeki maktu hasar bedelini istiyor.
  • Küçük bir çizik için aldığınız fatura, tamir maliyetinin çok üzerinde görünüyor.
  • Kiralık araçla kaza yaptınız, karşı taraf size ve şirkete birlikte dava açtı.
  • Hasar sigortadan karşılandığı hâlde şirket ayrıca sizden de tahsilat yapıyor.

Bu başlıkların her biri farklı bir hukuki temele oturur. Somut sözleşmeniz ve teslim belgeleriniz görülmeden yapılacak değerlendirme eksik kalır; dosyanızı bir avukata inceletmeniz yerinde olur.

Önce Ayrım: Hangi Zarardan Söz Ediyoruz?

Bu başlıkta birbirine karışan üç ayrı soru vardır ve her birinin cevabı farklı kanunlardan gelir:

SoruHukuki temelKime karşı
Kiralanan araçta oluşan hasarKira sözleşmesi, TBK m.316, m.334, m.112Kiraya verene karşı
Üçüncü kişiye verilen zararİşleten sorumluluğu, KTK m.3, m.85Zarar görene karşı
Trafik idari para cezasıKTK m.116İdareye karşı

Bu yazının konusu ağırlıkla birincisidir. İkincisi ayrı bir bölümde ele alınmıştır. Üçüncüsü ise hasardan tümüyle bağımsız bir başlıktır ve drift cezası yazısındaki kiralık araç bölümünde düzenlemenin metniyle birlikte açıklanmıştır.

Kiracının Sorumluluğunun Dayanağı Nedir?

Kiracının sorumluluğu iki temel yükümlülükten doğar: aracı özenle kullanmak ve kira sonunda aldığı durumda geri vermek. Türk Borçlar Kanunu m.316’nın birinci fıkrası özen borcunu düzenler:

“Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.316/1)

Geri verme borcu ise m.334’te düzenlenmiştir ve bu maddenin birinci fıkrası kiracı lehine önemli bir sınır içerir:

“Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.334/1)

Buradaki ayrım pratikte belirleyicidir. Kanun “sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla” ortaya çıkan eskime ve bozulmaları kiracının sorumluluğu dışında bırakır; lastik aşınması veya döşemenin yıpranması gibi kalemler tipik olarak bu başlıkta tartışılır. Bir kalemin olağan kullanımın sonucu mu yoksa ötesinde bir zarar mı olduğu ise somut olayda, kiralama süresi ve kullanım yoğunluğu birlikte değerlendirilerek belirlenir.

İspat Yükü Kimde?

Hasarın varlığı belliyse, kiracı sorumlu olmadığını ispat eder; kiraya veren ise zararın miktarını ispat eder. Bu ikili dağılım, uygulamada en sık yanlış kurulan noktadır.

Dağılımın kaynağı, borca aykırılığın genel kuralıdır:

“Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112)

Yani kiracının kurtuluş yolu kapalı değildir; ancak kapıyı açacak olan kiracının kendi ispatıdır. Mekanik arıza, üretim hatası, üçüncü kişinin eylemi veya mücbir sebep bu kapsamda ileri sürülebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu kuralı araç kiralamaya uygularken, kiraya verene hem zararın nedenini hem de miktarını ispat yükümlülüğü yükleyen yerel mahkeme yaklaşımını hatalı bulmuştur:

“Kural olarak; kiralanan aracın davalı/kiracı yedindeyken oluşan zararından, davalı sorumludur. Ne var ki, davalı bu zarardan kendisinin sorumlu olmadığını savunmuş olduğuna göre, bu savunmasını ispat etmek durumundadır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/19-56, K. 2012/260, T. 30.03.2012 — BOZULMASINA)

Aynı kararda teslim anına ilişkin bir kabul de yer alır: araç kiracıya teslim edilmiş ve teslim sırasında kiracı tarafından aracın hasarlı olduğu konusunda bir kayıt ileri sürülmemişse, aracın teslim anında hasarsız olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle teslim alma tutanağı, kiracının elindeki en güçlü delildir.

Sözleşmedeki “Her Hâlde Hasarı Kiracı Öder” Kaydı Geçerli mi?

Bu tür kayıtlar otomatik olarak geçerli değildir; üç ayrı süzgeçten geçer.

Birinci süzgeç — TBK m.334/2. Kanun, kira sonunda kiracının önceden tazminat taahhüdünde bulunmasını sınırlar:

“Kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar geçersizdir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.334/2)

Hükmün çizdiği sınır dardır: geçerli olan taahhüt, yalnızca sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararlara ilişkin olandır. Kusur aranmaksızın her türlü hasarı kiracıya yükleyen bir kayıt, bu sınırın dışına taştığı ölçüde geçersizdir.

İkinci süzgeç — genel işlem koşulu denetimi. Kiralama şirketlerinin matbu sözleşmeleri, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere önceden tek taraflı hazırlandığından genel işlem koşulu niteliğindedir. TBK m.21/1 bunların sözleşme kapsamına girmesini şarta bağlar:

“Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.21/1)

İçerik yönünden ise m.25 kesin bir sınır koyar:

“Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.25)

Üçüncü süzgeç — tüketici sıfatı varsa haksız şart denetimi. Tüketici, 6502 sayılı Kanun m.3’te “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Aracı tatil ya da kişisel ulaşım gibi ticari olmayan bir amaçla kiralayan kişi bu tanıma girer; şirket adına ve ticari amaçla yapılan kiralamalar ise kapsam dışındadır. Tanıma girildiğinde m.5 devreye girer:

“Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır.”

(6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.5/1)

Yaptırım ağırdır ve ispat yükü şirkete aittir:

“Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur.”

(6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.5/2)

Aynı maddenin üçüncü fıkrası, standart sözleşmedeki bir şartın müzakere edilmediğinin kabul edileceğini, aksini iddia edenin bunu ispatla yükümlü olduğunu belirtir. Kiralama tezgâhında imzalatılan matbu formlar bakımından bu, şirket için kolay aşılabilir bir yük değildir.

Hasar Bedeli Fahişse: Ceza Koşulunun İndirilmesi

Sözleşmede maktu bir hasar bedeli veya cezai şart kararlaştırılmışsa, tutar denetimsiz değildir. Türk Borçlar Kanunu m.182 serbestiyi tanır ama son fıkrasında hâkime resen müdahale yetkisi verir:

“Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.182/1)

“Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.182/3)

“Kendiliğinden” ifadesi önemlidir: indirim için ayrıca talepte bulunulması gerekmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, araç kiralama sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlıkta hem müterafik kusuru hem de tutarın fahişliğini birlikte değerlendirmiştir:

“Hal böyle olunca, mahkemece; kira sözleşmesine konu araçta meydan gelen hasarın, sadece davalı şirket şoförünün kusurlu eyleminden kaynaklanmadığı, dava dışı şirketin ve davacı kiraya verenin müterafik kusurunun da bulunduğu, dolayısıyla sözleşmenin feshine davalı kiracının tek başına sebebiyet vermediği gözetilerek sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının da fahiş olduğu dikkate alınarak, cezai şart bedelinden hakkaniyete uygun, makul oranda indirim yapılması gerekirken; 13.200,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline yönelik hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/3165, K. 2019/6031, T. 01.07.2019 — BOZULMASINA)

Karardan çıkan iki pratik sonuç şudur: zararın oluşumunda kiraya verenin veya üçüncü kişilerin katkısı varsa bu dikkate alınır; ve kararlaştırılan tutar gerçek zararla orantısızsa indirim gündeme gelir.

Üçüncü Kişiye Verilen Zarar: İşleten Kimdir?

Buraya kadarki bölümler kiraya veren ile kiracı arasındaki iç ilişkiye ilişkindi. Kiralık araçla üçüncü bir kişiye zarar verildiğinde ise soru değişir: zarar görene karşı kim sorumludur? Karayolları Trafik Kanunu m.85 sorumluluğu işletene bağlar:

“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”

(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85/1)

İşletenin kim olduğu ise m.3’teki tanıma göre belirlenir. Bu madde kısmen mülga şerhi taşımaktadır; aşağıdaki tanım fıkrası yürürlüktedir:

“İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.”

(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.3)

Tanımdaki kilit sözcük uzun süreli kiralamadır. Kanun bir gün sayısı vermez. Hukuk Genel Kurulu ölçütü şöyle kurmuştur:

“İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/155, K. 2025/496, T. 10.09.2025 — BOZULMASINA, oy çokluğu)

Ölçüt iki unsurun birlikte bulunmasını arar: araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ondan ekonomik yararlanma. Aynı kararda bunların içeriği de açıklanır. Fiili hâkimiyet, aracın trafikten çekilmesine, bakımına, kim tarafından ve hangi amaçla kullanılacağına karar verme yetkisidir; masraf ve tehlikeleri üstlenme ise donatım, bakım ve işletme giderleri ile vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade eder.

Bu iki unsur kiracıda toplandığında sonuç, aracın maliki bir kiralama şirketi olsa bile değişir: Hukuk Genel Kurulu, önüne gelen olayda işletenlik sıfatının kiracıya geçtiği ve kiraya verenin işleten sıfatının kalktığı sonucuna varmış, aksi yöndeki bölge adliye mahkemesi direnme kararını bu gerekçeyle bozmuştur. Yani “araç şirketin üzerine kayıtlı, o hâlde sorumluluk da şirkettedir” denklemi kurulamaz.

Kararda mahkemelere gösterilen inceleme kalemleri şunlardır: aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi, sözleşmenin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği.

Aynı ölçütün diğer ucu da kararda belirtilmiştir: fiili hâkimiyetin devri kısa süreli olmamak kaydıyla işletenliği devralana geçirir. Dolayısıyla günlük ya da birkaç günlük kiralamalarda kiralama şirketinin işleten sıfatını koruması beklenir. Ancak süre tek başına belirleyici değildir ve delillerin üçüncü kişileri bağlayacak güçte olması aranır; sonuç her olayda yukarıdaki kalemlerin incelenmesiyle belirlenir.

Üçüncü kişinin zararının karşılanmasında zorunlu mali sorumluluk sigortası ilk basamaktır; bu konuda zorunlu trafik sigortası yazısına ve trafik kazası tazminat davası yazısına bakabilirsiniz.

Sigorta Ödemesi Yapıldıysa Şirket Ayrıca Sizden Tahsil Edebilir mi?

Bu soru arama verilerinde sık karşımıza çıkıyor. Aşağıdaki değerlendirme, bu konuyu doğrudan çözen bir Yargıtay kararına değil, yukarıda aktarılan ispat yükü kuralının ikinci ayağına dayanan bir çıkarımdır; somut poliçe ve sözleşme görülmeden kesin bir sonuca varılamaz.

Hukuk Genel Kurulu kararına göre zararın miktarını ispat yükü kiraya verendedir. Aynı hasar kasko veya karşı tarafın sigortasından karşılanmışsa, kiraya verenin karşılanan kısım bakımından ispat edebileceği bir zarar kalıp kalmadığı tartışmalı hâle gelir. Talebin dayanağı bu noktada sorgulanabilir.

Bu nedenle böyle bir talep karşısında poliçenin kapsamının, hasar dosyasının ve yapılan ödemeye ilişkin belgelerin dosyaya getirtilmesini istemek yerinde olur. Sözleşmede kararlaştırılan muafiyet tutarının gerçekten uygulanıp uygulanmadığı da aynı şekilde belgeye bağlanmalıdır. Sigorta ödemesinden kaynaklanan ayrı uyuşmazlıklar için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru ve sigorta şirketinin rücu davası yazıları yol gösterebilir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Teslim belgelerini toplayın. Teslim alma ve teslim etme tutanakları, varsa fotoğraf ve videolar. Teslim anında hasar kaydı bulunmaması lehinize bir karinedir.
  2. Sözleşmenin tamamını isteyin. Arka yüzdeki matbu koşullar dâhil. Genel işlem koşulu ve haksız şart denetimi bu metin üzerinden yapılır.
  3. Hasarın nedenini belirleyin. Mekanik arıza, üretim hatası veya üçüncü kişi eylemi söz konusuysa kusursuzluk savunmanızın temeli budur.
  4. Tutarı sorgulayın. Tamir faturası, eksper raporu ve varsa sigorta ödemesi istenmelidir. Maktu bedel gerçek zararla karşılaştırılır.
  5. Sıfatınızı belirleyin. Kişisel kullanım için kiraladıysanız tüketici sıfatınız haksız şart denetimini açar.
  6. Doğru mercii seçin. Tüketici sıfatı varsa parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi; ticari kiralamada genel hükümler uygulanır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Teslimde tutanak tutturmamak. Aracı alırken mevcut çizikleri kayda geçirmemek, sonradan ispatı en zor hâle getiren tercihtir.
  • Sözleşmeyi okumadan imzalayıp sonra “okumadım” demek. Genel işlem koşulu denetimi okumamış olmaya değil, şirketin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine bakar. Savunmayı doğru zemine oturtmak gerekir.
  • Faturayı sorgulamadan ödemek. Ödeme sonrası talebin fahiş olduğunu ileri sürmek mümkün olsa da konum zayıflar.
  • Hasarı bildirmeden kendi imkânlarıyla tamir ettirmek. Kiralama sözleşmeleri tipik olarak bildirim ve yetkili serviste onarım yükümlülüğü öngörür; sözleşmenizde böyle bir kayıt varsa bu ayrı bir aykırılık oluşturur ve kasko teminatını da etkileyebilir.
  • Trafik cezası ile hasar sorumluluğunu karıştırmak. İkisi ayrı rejimlere tabidir.
  • Aracı sözleşmede yazılı olmayan bir kişiye kullandırmak. Hem sözleşmeye aykırılık hem teminat dışı kalma riski doğar.

Özet

  • Araç kiracının elindeyken oluşan hasardan kural olarak kiracı sorumludur; ancak kusursuzluğunu ispat ederse kurtulur.
  • Sözleşmeye uygun kullanmadan doğan olağan eskime ve bozulmalardan kiracı sorumlu değildir (TBK m.334/1).
  • Hasar belliyse kusursuzluğu kiracı, zararın miktarını kiraya veren ispat eder (HGK, E. 2012/19-56).
  • Her türlü hasarı kiracıya yükleyen matbu kayıtlar TBK m.334/2, genel işlem koşulu denetimi ve tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimiyle sınırlanır.
  • Fahiş ceza koşulunu hâkim kendiliğinden indirir (TBK m.182/3).
  • Üçüncü kişiye verilen zararda sorumluluk işletene aittir; işleten, fiili hâkimiyet ile ekonomik yararlanmayı birlikte taşıyan kişidir ve “uzun süre” için kanunda gün sayısı yoktur. Bu unsurlar kiracıda toplanırsa işletenlik kiracıya geçer (HGK, E. 2025/155).

Sıkça Sorulan Sorular

Kiralık araçta oluşan hasarı kural olarak kim öder?

Araç kiracının elindeyken oluşan hasardan kural olarak kiracı sorumludur. Ancak bu mutlak değildir. Kiracı, zarardan kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sözleşmeye uygun kullanma sonucu ortaya çıkan olağan eskime ve bozulmalardan ise kiracı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Hasarın kiracının kusurundan kaynaklandığını kim ispat etmek zorunda?

Hasarın varlığı belliyse, kiracı sorumlu olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Kiraya veren ise zararın miktarını ispat eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kiraya verene hem zararın nedenini hem miktarını ispat yükümlülüğü yüklenmesini hatalı bulmuştur.

Sözleşmedeki her hâlde hasarı kiracı öder kaydı geçerli mi?

Bu tür kayıtlar üç ayrı denetime tabidir. Türk Borçlar Kanunu m.334/2, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararlar dışında önceden tazminat taahhüdünü geçersiz sayar. Genel işlem koşulu denetimi ve tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimi de ayrıca uygulanır.

Kiralama sözleşmesindeki hasar bedeli çok yüksekse ne olur?

Kararlaştırılan bedel ceza koşulu niteliğindeyse hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Bunun için ayrıca talep gerekmez. Zararın oluşmasında kiraya verenin veya üçüncü kişilerin müterafik kusuru varsa bu da indirimde dikkate alınır.

Kiralık araçla üçüncü kişiye zarar verirsem kim sorumlu olur?

Bu, aracın işleteninin kim olduğuna bağlıdır. İşleten, araç üzerinde fiili hâkimiyet ile ekonomik yararlanmayı birlikte taşıyan kişidir. Bu unsurlar kısa süreli kiralamada kural olarak kiralama şirketinde kalır; uzun süreli kiralamada ise kiracıya geçebilir.

Kiralamanın uzun süreli sayılması için kaç gün gerekir?

Kanun bir gün sayısı vermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, uzun süre kavramının belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmadığını, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirileceğini belirtmiştir. Ölçüt, araç üzerindeki fiili hâkimiyet ile ekonomik yararlanmanın birlikte bulunmasıdır.

Araç kiralama şirketinin üzerine kayıtlıysa sorumluluk hep şirkette midir?

Hayır. Hukuk Genel Kurulu, fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanmanın kiracıda toplandığı bir olayda işletenlik sıfatının kiracıya geçtiği ve kiraya verenin işleten sıfatının kalktığı sonucuna varmıştır. Ruhsattaki kayıt tek başına belirleyici değildir.

Aracı benden başkası kullanırken hasar olursa ne olur?

Kiralama sözleşmeleri tipik olarak yetkili sürücüleri ayrıca belirler; sözleşmenizde böyle bir kayıt varsa, gösterilmeyen bir kişinin aracı kullanması ayrı bir sözleşmeye aykırılık oluşturur ve kasko teminatının kapsamını da etkileyebilir. Bu durumda kiracının kendi sorumluluğu sözleşmeye aykırı kullanma üzerinden değerlendirilir.

Kiralama şirketi hem sigortadan hem benden tahsil edebilir mi?

Kiraya veren zararın miktarını ispat etmekle yükümlüdür. Aynı zarar sigortadan karşılanmışsa, karşılanan kısım bakımından ispat edilebilecek bir zararın kalıp kalmadığı tartışılabilir hâle gelir. Bu konuyu doğrudan çözen bir karara dayanmadığımız için, ödeme belgelerinin ve poliçe kapsamının dosyaya getirtilmesini istemek önem taşır.

Kiralık araçla kesilen trafik cezasını kim öder?

Bu, hasardan ayrı bir konudur ve Karayolları Trafik Kanunu m.116'ya 2026 yılında eklenen fıkra ile düzenlenmiştir. Kiralamanın öngörülen veriler üzerinden tespit edilmesi ve kiracının tebligata uygun adresinin bulunması hâlinde tutanak kiracı adına düzenlenir.

Araç teslim alınırken hasar kaydı tutulmamışsa ne olur?

Teslim sırasında aracın hasarlı olduğuna dair bir kayıt ileri sürülmemişse, aracın teslim anında hasarsız olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle teslim alma tutanağının fotoğraflı ve ayrıntılı düzenlenmesi kiracı bakımından en güçlü delildir.

Uyuşmazlıkta hangi mercie başvurulur?

Kiralayan tüketici sıfatındaysa parasal sınırlara göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi gündeme gelir. Ticari amaçla kiralamada genel hükümler ve ticari yargı uygulanır. Sigorta ödemesine ilişkin uyuşmazlıklarda Sigorta Tahkim Komisyonu da bir yol olabilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Sözleşmelerin hazırlanması ve sona ermesi ile sözleşmeye aykırılıktan doğan davaları yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp