Usul Hukuku

Delil Tespiti Nedir? Dava Öncesi Delil Nasıl Korunur?

Delil tespiti nedir, dava açmadan önce delil nasıl korunur? Hukuki yarar şartı, hangi mahkemeden istenir, acele hâlde karşı tarafa haber vermeden tespit ve masrafı; güncel HMK ile.

11 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
İnşaat alanında inceleme yapan kişi
İçindekiler 15

Kısa Cevap

Delil tespiti, bir davada kullanılacak bir delilin (keşif, bilirkişi incelemesi ya da tanık beyanının) mahkeme eliyle önceden saptanmasıdır. Amaç, zamanla kaybolabilecek veya sonradan ispatı zorlaşacak bir durumu, daha geç olmadan resmî biçimde belgelemektir. Delil tespiti dava açılmadan önce de istenebilir; hatta en sık bu amaçla kullanılır (örneğin su basan bir daire, kaza yapan bir araç ya da yarım bırakılmış bir inşaatın durumu, dava açılmadan tespit ettirilir). Tespit için hukuki yararın bulunması gerekir; delilin hemen saptanmaması hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin zorlaşacağı ihtimali varsa bu yarar var sayılır.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir kaza, su baskını, yangın ya da hasar oldu; durum bozulmadan tespit ettirmek istiyorsunuz.
  • Bir işi (inşaat, tadilat, tamir) ayıplı/eksik buldunuz ve dava açmadan önce mevcut hâli belgelemek istiyorsunuz.
  • Karşı tarafın delili yok edeceğinden veya değiştireceğinden endişe ediyorsunuz.
  • Yaşlı ya da hasta bir tanığın ifadesinin ileride alınamayacağından çekiniyorsunuz.
  • Dava açmaya hazırlanıyorsunuz ama önce kanıtı güvence altına almak istiyorsunuz.

Bu soruların cevabı somut olaya göre değişir; bir avukata danışın.

Delil Tespiti Nedir?

Delil tespiti, ileride bir davada dayanılacak delilin vaktinden önce ve mahkeme aracılığıyla saptanmasını sağlayan bir usul kurumudur. Kanun bunu şöyle düzenler:

6100 sayılı HMK m.400 — Delil tespitinin istenebileceği hâller

Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.

Görüldüğü gibi delil tespiti, yalnızca görülmekte olan bir davada değil, henüz açılmamış (ileride açılacak) bir dava için de istenebilir. Konusu keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık ifadesi gibi delil işlemleridir.

Hangi Şartla İstenir? Hukuki Yarar

Delil tespiti her istekte kabul edilmez; hukuki yarar aranır. Kanun bu yararın ne zaman var sayılacağını da gösterir:

6100 sayılı HMK m.400 — Hukuki yarar

Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır.

Yani kurumun özü aciliyettir: delilin şimdi saptanmazsa kaybolma veya sonradan gösterilmesinin zorlaşma tehlikesi varsa, hukuki yarar bulunduğu kabul edilir. Bu nedenle delil tespiti, gecikmeye tahammülü olmayan durumlar için düşünülmüş bir güvence yoludur.

Hangi Mahkemeden İstenir?

Delil tespitinin isteneceği merci, davanın açılıp açılmadığına göre belirlenir:

6100 sayılı HMK m.401 — Görev ve yetki

Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.

Buna göre dava henüz açılmamışsa, tespit ya esas davaya bakacak mahkemeden ya da işin/tanığın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenebilir. Ayrıca kanun, noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümleri de saklı tutar (HMK m.401/2).

Yanlış Mahkemeden İstersem Tespitim Geçersiz mi Olur?

Bu endişe sık dile getirilir; oysa kanun onu açıkça karşılamıştır:

6100 sayılı HMK m.401/3

Esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez.

Fıkra bir yasak koyar: esas davada karşı taraf, tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ya da görevsiz olduğunu ileri süremez. Yani merci tercihi, yapılmış bir tespiti esas davada tek başına çürüten bir kusur değildir. Fıkranın lafzı tespitin ne zaman yapıldığına göre bir ayrım yapmaz; aşağıdaki m.401/4 ise ayrı bir soruyu (hangi mahkemenin yetkili ve görevli olduğunu) düzenler. İkisi farklı sorulardır: biri tespitin akıbetine, öteki nereye başvurulacağına ilişkindir.

Başvuru mercii bakımından kanun, dava açıldıktan sonrası için tek bir mahkemeyi işaret eder:

6100 sayılı HMK m.401/4

Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.

Tespit ne zaman isteniyor?Hangi mahkemeye başvurulur?
Dava açılmadan önceEsas davaya bakacak mahkeme veya işin/tanığın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi (m.401/1)
Dava açıldıktan sonraYalnızca davanın görülmekte olduğu mahkeme (m.401/4)

Tablonun dışında duran kural m.401/3’tür: hangi aşamada yapılmış olursa olsun, esas davada tespit mahkemesinin yetkisizliği/görevsizliği ileri sürülemez.

İkinci satır teorik değildir. Yargıtay, hakkında zaten dava görülen bir konuda ayrı bir dosyadan tespit isteyen tarafın talebini hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddeden kararı yerinde bulmuş ve gerekçesini şöyle kurmuştur:

“…davacının bu isteminin ilgili davada değerlendirilmesi gerektiği ve bu talep hakkında verilecek kararın nihai bir hüküm olmadığından sadece itirazı kabil bulunduğu, görülmekte olan bir dava konusunun başka bir davada takip edilmesinde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.”

(Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/5472, K. 2014/9159, T. 26.05.2014 — temyiz isteminin reddi)

Nasıl Talep Edilir? Dilekçede Ne Bulunur?

Delil tespiti sözlü değil, dilekçeyle istenir ve dilekçenin içeriği kanunda belirlenmiştir:

6100 sayılı HMK m.402/1 — Delil tespiti talebi

Delil tespiti talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi yer alır. Tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.

Dilekçede özellikle delilin neden şimdi tespit edilmesi gerektiği (kaybolma/zorlaşma kuşkusu) somut biçimde açıklanmalıdır; bu, hukuki yararın gösterilmesi bakımından önemlidir.

Fıkranın son cümlesi çoğu anlatımda atlanır ama pratikte çok işe yarar: karşı tarafın kim olduğunu gösteremiyor olmanız, tek başına talebinizi geçersiz kılmaz. Örneğin bir yangında veya su baskınında zararın kimden kaynaklandığı henüz belli değilse, tespit talebiniz bu yüzden reddedilmez.

Gider Avansı Ödenmezse Dosya Durur

Delil tespitinin en çok gözden kaçan pratik şartı paradır ve kanun bunu bir durdurma kuralı olarak yazmıştır:

6100 sayılı HMK m.402/2 — Tespit giderleri

Mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.

Yani mahkeme keşif/bilirkişi için bir gider avansı belirler; bu avans yatırılmadıkça sonraki hiçbir işlem yapılmaz. Aciliyet üzerine kurulmuş bir kurumda bu, en kolay kaybedilen zamandır: dilekçe verilmiş, karar çıkmış, ama avans yatırılmadığı için keşif hiç yapılmamış olabilir.

Talep Kabul Edilirse: Karar Neyi İçerir, Karşı Tarafın Bir Haftası

Tespit talebi haklı bulunduğunda dosya tek taraflı kalmaz; kanun kararın içeriğini ve karşı tarafa tanınan pencereyi de belirler:

6100 sayılı HMK m.402/3 — Talebin kabulü ve kararın tebliği

Tespit talebi mahkemece haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.

Buradaki bir hafta, aşağıda anlatılan acele hâl (m.403) süresinden farklı bir penceredir ve olağan tespitte işler: karar size tebliğ edildiğinde, varsa itirazlarınızı ve ilave sorularınızı bir hafta içinde bildirmeniz gerektiği kararın kendisinde yazar. Yani elinize bir delil tespiti kararı ulaştıysa, dosya acele hâlde yapılmamış olsa da beklemeden hareket etmelisiniz — ilave soru hakkı, bilirkişiye sizin sorularınızın da sorulmasını sağlayan en erken ve çoğu zaman en etkili fırsattır.

Tespit yapıldıktan sonra ne olacağı ise 2020’de kanuna eklenmiştir:

6100 sayılı HMK m.402/4 (Ek: 22/7/2020-7251/44 md.)

Tespitin yapılmasından sonra, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa resen tebliğ olunur.

Maddenin kendi metnindeki (Ek: 22/7/2020-7251/44 md.) kaydının gösterdiği gibi bu fıkra sonradan, 7251 sayılı Kanun’la 22.07.2020’de eklenmiştir. Bu nedenle 2020 öncesine ait anlatımlarda ve karar gerekçelerinde bu adımı aramayın; tespitten sonra tutanağın ve raporun karşı tarafa resen tebliğ edileceği kuralı, olağan tespit bakımından metne o tarihte girmiştir.

Acele Hâllerde: Karşı Tarafa Haber Vermeden Tespit

Delil tespitinin en güçlü yönlerinden biri, gerçekten acil durumlarda karşı tarafa önceden haber verilmeden yapılabilmesidir:

6100 sayılı HMK m.403 — Acele hâllerde tespit

Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilir.

Bu, delili yok edebilecek ya da değiştirebilecek bir karşı taraf söz konusu olduğunda kritik bir imkândır. Ancak bu, tek yanlılığın kalıcı olduğu anlamına gelmez: tespitin yapılmasından sonra tespit dilekçesi, kararı, tutanağı ve varsa bilirkişi raporu kendiliğinden karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf, tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir (HMK m.403).

Bu tebliğ bir formalite değildir; yapılmazsa tutanak davada delil olarak kullanılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, karşı tarafın yokluğunda yapılan tespitte tebliğ yükümlülüğünü ve yerine getirilmemesinin sonucunu birlikte kurar:

“Delil tespitinin karşı tarafın yokluğunda yapılmış olması hâlinde, mahkeme, dilekçeyi ve delil tespiti tutanağı ile varsa bilirkişi raporunun bir suretini derhal karşı tarafa tebliğ etmek zorundadır (HMK m. 403). Aksi hâlde, karşı tarafa tebliğ edilmemiş olan delil tespiti tutanağı, davada delil olarak kullanılamaz.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/340, K. 2022/1195, T. 29.09.2022 — bozma)

⇒ Acele hâlde tespit yaptıran taraf iseniz, dosyanın tebligat kısmını takip etmek sizin yararınızadır: tebliğ edilmemiş bir tutanak, uğruna acele ettiğiniz delili davada kullanılamaz hâle getirebilir.

Talep Reddedilirse veya Karara İtiraz Edilecekse: Hangi Yol Açık?

Delil tespiti talebiniz reddedilirse ya da aleyhinize verilen bir tespit kararını hatalı buluyorsanız, akla ilk gelen istinaf/temyiz yolu bu kurumda işlemez. Sebebi, delil tespitinin dava olmamasıdır:

“Delillerin tespiti bir dava olmayıp, ileride açılacak davalarla ilgili delillerin kaybolmasını önlemek için önceden toplanıp güvence altına alınmasını sağlamak üzere başvurulan bir yoldur. Delil tespiti kararına, delil tespiti şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle itiraz mümkün ise de, nihai bir karar olmadığından temyiz edilemez.”

(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/241, K. 2017/2611, T. 08.05.2017 — temyiz isteminin reddi)

Aynı ölçütü Hukuk Genel Kurulu da tek cümleyle kurar:

“Delil tespiti kararı, nihai bir karar olmadığından temyiz edilemez.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/340, K. 2022/1195, T. 29.09.2022 — bozma)

Bu iki karar temyiz yolundan söz eder. Bugün ilk derece kararlarının önündeki yol çoğunlukla istinaftır; orada da ölçüt aynıdır, çünkü istinafa tabi kararlar kanunda sayılmıştır:

6100 sayılı HMK m.341/1 — İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar

İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.

Listede delil tespiti yoktur; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz için özel olarak açılan kapı, delil tespitine açılmamıştır. Bölge adliye mahkemeleri sonucu bu şekilde kurar:

“…delil tespiti tek başına bir dava olmadığı gibi delil tespiti kararı, nihai bir karar ve HMK 341 maddesinde sayılan kararlardan olmadığından istinaf başvurusuna konu edilmesi mümkün değildir.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/1600, K. 2025/1866, T. 25.12.2025 — istinaf başvurusunun reddi)

Son karar bir bölge adliye mahkemesi kararıdır: bağlayıcı emsal değildir, istinaf aşamasındaki uygulamayı gösterir.

⇒ Pratik sonuç: elinizdeki yol itirazdır, kanun yolu değil. Kararın hangi sebeple hedef alınacağı da yukarıdaki alıntıda yazılıdır: delil tespiti şartlarının oluşmadığı (uygulamada en sık, hukuki yararın bulunmadığı) ileri sürülür.

Süre bakımından ölçüt kararın kendi metnidir: olağan tespitte kararda itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği yazar (m.402/3); acele hâlde yapılan tespitte de tebliğden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edilebilir (m.403). Elinize ulaşan kararı aldığınız gün bu iki satırı okuyun.

Karar Verildikten Sonra: Tespit Nasıl Yapılır?

Mahkeme tespite karar verdiğinde ayrı, kendine özgü bir usul işlemez. Kanun bunu tek cümleyle bağlar:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.404 — Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler

MADDE 404- (1) Tespiti istenen vakıanın hangi delille tespit edileceğine karar verilmişse, bu kararın yerine getirilmesinde o delilin toplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.

⇒ Yani tespitin icrası, seçilen delil türünün kendi rejimine tabidir: bilirkişi incelemesine karar verilmişse bilirkişiye, keşfe karar verilmişse keşfe, tanık dinlenmesine karar verilmişse tanık deliline ilişkin hükümler uygulanır.

Bunun iki pratik sonucu vardır:

SonuçNeden
Talep dilekçesinde hangi delille tespit istendiğini yazmak yalnız bir biçim şartı değildirVerilecek karar, uygulanacak usul hükümlerini de belirler
O delil türüne ilişkin usuli haklar ve itiraz yolları tespit aşamasında da işlerTespit, delilin kendi rejiminden bağımsız bir ada değildir

(Hangi delil türü bakımından hangi hükümlerin uygulanacağı, seçilen delile göre değişir; bu yazıda tek tek ele alınmamıştır.)

Tespitten Sonra: Delil Davada Nasıl Kullanılır?

Delil tespiti başlı başına bir amaç değil, açılacak (ya da görülen) davaya hazırlık işlemidir:

6100 sayılı HMK m.405 — Tutanak ve diğer belgeler

Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Asıl davanın taraflarından her biri, iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir.

Yani tespit tutanağı ve raporları, sonradan açılan asıl davada delil olarak kullanılır ve yalnızca tespiti isteyen değil, karşı taraf da bunlara dayanabilir. Bu nedenle delil tespiti, davanın kaderini önceden belgelerle sağlamlaştıran güçlü bir araçtır. Kanun, gerekli hâllerde defter tutma veya mühürleme gibi başka geçici korumaları da düzenler (HMK m.406).

Bunun bir de ters yüzü vardır: tespit dosyası bir dava olmadığı için, dava dosyasında bulunan bazı imkânlar orada yoktur. Hukuk Genel Kurulu bunu iki somut sonuçla birlikte söyler:

“Delil tespiti tek başına bir dava olmadığından bu talebe karşı üçüncü kişiler müdahale edemez ve karşı dava da açılamaz.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/340, K. 2022/1195, T. 29.09.2022 — bozma)

⇒ Uyuşmazlıkta üçüncü bir kişinin (örneğin sigortacının, yüklenicinin, malikin) de payı olduğunu düşünüyorsanız, onu tespit dosyasına katılmaya çağıramazsınız; aynı şekilde aleyhinize tespit istenmişse aynı dosyada karşı dava açamazsınız. Bu talepler ancak esas davada ileri sürülebilir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Delil tespitini dava sanmak. Tespit, hakkı sonuçlandıran bir dava değildir; delili güvence altına alır. Esas dava ayrıca ve süresinde açılmalıdır.
  • Hukuki yararı somut göstermemek. Dilekçede delilin neden şimdi tespit edilmesi gerektiği (kaybolma/zorlaşma) açıklanmalıdır (HMK m.400/2).
  • Aciliyeti kaçırmak. Durum bozulduktan (tamir edildikten, silindikten) sonra yapılan tespit çoğu zaman değerini yitirir; gecikmeden başvurulmalıdır.
  • Merci tercihini felaket sanmak. Esas davada, tespiti yapan mahkemenin yetkisiz/görevsiz olduğu ileri sürülemez (HMK m.401/3). Buna karşılık başvuru mercii bakımından asıl hata, dava açıldıktan sonra başka bir mahkemeden tespit istemektir: o aşamada yalnızca davanın görüldüğü mahkeme yetkili ve görevlidir (HMK m.401/4).
  • Gider avansını yatırmamak. Avans ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz (HMK m.402/2); acele bir kurumda en kolay kaybedilen zaman budur.
  • İlave soru penceresini kaçırmak. Aleyhinize tespit kararı tebliğ edildiyse, itiraz ve ilave sorularınızı bildirmeniz için kararda bir haftalık süre yazar (HMK m.402/3). Bilirkişiye kendi sorularınızın sorulmasını sağlayacak en erken fırsat budur.
  • Tespitle yetinip davayı açmamak. Delil korunmuş olsa da hak, ancak süresinde açılan esas davayla elde edilir.

Özet

  • Delil tespiti, bir delilin (keşif/bilirkişi/tanık) mahkeme eliyle önceden saptanmasıdır (HMK m.400).
  • Ne zaman: dava açılmadan önce de istenebilir; hukuki yarar (kaybolma/zorlaşma tehlikesi) şarttır (HMK m.400/2).
  • Nereden: dava açılmadan önce esas mahkeme veya yerindeki sulh hukuk mahkemesi (HMK m.401/1); dava açıldıktan sonra yalnızca davanın görüldüğü mahkeme (HMK m.401/4). Ayrı bir kural olarak, esas davada tespit mahkemesinin yetkisizliği/görevsizliği ileri sürülemez (HMK m.401/3).
  • Para: mahkemenin belirlediği gider avansı yatırılmadıkça sonraki işlemler yapılmaz (HMK m.402/2).
  • Karşı tarafın penceresi: olağan tespitte kararda itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği yazar (HMK m.402/3); acele hâlde ise tebliğden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edilir (HMK m.403).
  • Kanun yolu: tespit kararı nihai karar olmadığından temyiz edilemez (HGK E. 2020/340, K. 2022/1195); istinafa tabi kararlar arasında da sayılmaz (İstanbul BAM 44. HD E. 2025/1600, K. 2025/1866). Açık olan yol itirazdır.
  • Sonra: tutanak asıl davanın eki olur, taraflar delil olarak dayanabilir (HMK m.405). Tespit tek başına dava değildir; bu talebe üçüncü kişiler müdahale edemez, karşı dava açılamaz.

İlgili yazılar: Keşif Ne Demek? Hukukta Keşif Nedir, Nasıl Yapılır? (HMK 288-290) · Bilirkişi Ne Demek? Bilirkişi İncelemesi ve Raporu · İhtiyati Tedbir Nedir? Şartları ve İtiraz (HMK 389) · Hukuk Değişik İş Dosyası (D. İş) Nedir?

Sıkça Sorulan Sorular

Delil tespiti nedir?

Görülmekte olan bir davada henüz sırası gelmemiş ya da ileride açılacak bir davada kullanılacak bir delilin (keşif, bilirkişi incelemesi, tanık beyanı) önceden, mahkeme eliyle saptanmasıdır (HMK m.400). Amaç, delilin kaybolmadan güvence altına alınmasıdır.

Dava açmadan önce delil tespiti istenebilir mi?

Evet. Henüz dava açılmamışken de delil tespiti istenebilir; hatta kurumun en sık kullanıldığı hâl budur. Örneğin su basan bir dairenin, kaza yapan aracın ya da ayıplı bir işin durumu, dava açılmadan mahkeme marifetiyle tespit ettirilebilir (HMK m.401).

Delil tespiti için hangi şart aranır?

Hukuki yararın bulunması gerekir. Kanun, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yararı var sayar (HMK m.400/2). Yani acele ve delili koruma ihtiyacı esastır.

Delil tespiti hangi mahkemeden istenir?

Dava açılmamışsa, esas davaya bakacak mahkemeden ya da keşif/bilirkişi yapılacak şeyin bulunduğu veya tanığın oturduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenir (HMK m.401). Dava zaten görülüyorsa, tespit o davanın mahkemesinden istenir.

Delil tespiti nasıl talep edilir?

Bir dilekçeyle. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanık/bilirkişiye sorulacak sorular, delilin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorluk yaşanacağı kuşkusunu doğuran sebepler ve aleyhine tespit istenen kişinin ad-soyad-adresi yer alır (HMK m.402).

Karşı tarafa haber verilmeden delil tespiti yapılabilir mi?

Evet, acele hâllerde. Talep sahibinin haklarının korunması zorunluysa, karşı tarafa tebligat yapılmadan tespit yapılabilir (HMK m.403). Tespitten sonra belgeler karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf bir hafta içinde karara itiraz edebilir.

Noterden yapılan tespitle mahkeme delil tespiti aynı mı?

Aynı değildir. Noter, 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca bir vakıa tespiti (örneğin bir durumun o andaki hâlinin belgelenmesi) yapabilir ve HMK bu yetkiyi saklı tutar (HMK m.401/2). Mahkeme delil tespiti ise yargısal bir işlemdir ve doğrudan davada delil olur.

Delil tespiti tek başına bir dava mıdır?

Hayır. Delil tespiti, bir hakkı tespit eden bağımsız bir dava değil; delili güvence altına alan bir işlemdir. Tespit dosyası, açılan asıl davanın eki sayılır ve tarafların her biri iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir (HMK m.405).

Delil tespiti yaptırmak dava açmak yerine geçer mi?

Hayır. Kanun delil tespitini bir dava olarak değil, bir talep olarak kurar (HMK m.400/1) ve tespit dosyasının asıl dava dosyasının eki sayılacağını söyler (HMK m.405). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de bunu açık biçimde ifade eder: delillerin tespiti bir dava olmayıp, ileride açılacak davalarla ilgili delillerin kaybolmasını önlemek için başvurulan bir yoldur (E. 2017/241, K. 2017/2611). Tespit yaptırmış olmanız esas davayı açmış saymaz. Delil tespitinin somut alacağınızın zamanaşımına etkisi ise ayrı bir sorudur ve alacağın tabi olduğu rejime göre değerlendirilir; bu nedenle tespitle yetinmeyip esas davanın süresini ayrıca hesaplatmak gerekir.

Delil tespiti talebini yanlış mahkemeye verirsem tespitim geçersiz mi olur?

Kanun bu endişeyi doğrudan karşılar. HMK m.401/3 uyarınca esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez; fıkra tespitin ne zaman yapıldığına göre bir ayrım yapmaz. Bu, nereye başvurulacağı sorusundan ayrıdır: HMK m.401/4 uyarınca dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.

Delil tespitinin masrafı nedir, ödenmezse ne olur?

Mahkeme tespit için bir gider avansı belirler. HMK m.402/2 açıktır: mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz. Yani karar çıkmış olsa bile avans yatırılmadıkça keşif veya bilirkişi incelemesi yapılmaz; aciliyet üzerine kurulu bir kurumda en kolay kaybedilen zaman budur.

Aleyhime delil tespiti kararı tebliğ edildi, ne kadar sürem var?

Kararın kendi metnine bakın. Olağan tespitte HMK m.402/3 uyarınca kararda, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir. Acele hâlde karşı tarafa haber verilmeden yapılan tespitte ise HMK m.403 uyarınca tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edilebilir. İlave soru hakkı, bilirkişiye sizin sorularınızın da sorulmasını sağlayan en erken ve çoğu zaman en etkili fırsattır.

Delil tespiti kararına karşı istinaf veya temyize gidilebilir mi?

Hayır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi şöyle der: delil tespiti kararına, delil tespiti şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle itiraz mümkün ise de, nihai bir karar olmadığından temyiz edilemez (E. 2017/241, K. 2017/2611). Hukuk Genel Kurulu da aynı ölçütü kurar: delil tespiti kararı, nihai bir karar olmadığından temyiz edilemez (E. 2020/340, K. 2022/1195). Bölge adliye mahkemeleri de istinaf bakımından aynı ölçütü uygular: delil tespiti kararı HMK m.341'de sayılan kararlardan olmadığından istinaf başvurusuna konu edilemez (İstanbul BAM 44. HD, E. 2025/1600, K. 2025/1866 — bağlayıcı emsal değil, uygulamayı gösterir). Açık olan yol kanun yolu değil, itirazdır; itiraz penceresini kanun olağan tespitte HMK m.402/3'te, acele hâlde yapılan tespitte HMK m.403'te birer hafta olarak gösterir.

Karşı tarafın kim olduğunu bilmiyorum, yine de delil tespiti isteyebilir miyim?

Evet. HMK m.402/1'in son cümlesi bunu ayrıca düzenler: tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır. Örneğin yangında veya su baskınında zararın kimden kaynaklandığı henüz belli değilse, talebiniz yalnız bu nedenle reddedilmez.

Tespit dosyasına üçüncü bir kişiyi dahil edebilir miyim?

Hayır. Kanun delil tespitini bir talep olarak düzenler (HMK m.400/1); Hukuk Genel Kurulu da bunun iki sonucunu birlikte belirtir: delil tespiti tek başına bir dava olmadığından bu talebe karşı üçüncü kişiler müdahale edemez ve karşı dava da açılamaz (E. 2020/340, K. 2022/1195). Üçüncü kişiye yönelik talepler ancak esas davada ileri sürülebilir; tespit dosyası zaten o davanın eki sayılır (HMK m.405).

Delil tespiti ile ihtiyati tedbir arasındaki fark nedir?

Delil tespiti, bir delili ileride kullanılmak üzere saptar; ihtiyati tedbir ise uyuşmazlık konusu şey üzerinde geçici bir koruma (örneğin devrin/işlemin durdurulması) sağlar. HMK, gerektiğinde defter tutma veya mühürleme gibi başka geçici korumaları da düzenler (HMK m.406).

Tespit kararı verildikten sonra hangi usul uygulanır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.404, tespiti istenen vakıanın hangi delille tespit edileceğine karar verilmişse, bu kararın yerine getirilmesinde o delilin toplanmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenler. Yani tespitin icrası, seçilen delil türünün kendi rejimine tabidir.

Dilekçede hangi delille tespit istendiğini yazmak şart mı?

Yazılması yalnız bir biçim şartı değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.404 uyarınca verilecek karar, tespitin yerine getirilmesinde uygulanacak usul hükümlerini de belirler; talebin içeriği bu nedenle sonucu doğrudan etkiler.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Görev ve yetki itirazları, süre hesabı, istinaf ve temyiz başvuruları gibi yargılamanın usul sorunlarını takip eder.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp