Tazminat Hukuku

Haksız Fiilde Zamanaşımı: İki Yıl, On Yıl ve Ceza Süresi

Tazminat davasında iki ve on yıllık sürelerin işleyişi, sürenin ne zaman başladığı, ceza zamanaşımının uzatıcı etkisi ve trafik kazalarına özgü düzenleme.

8 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Beton duvardaki çatlak ağı
İçindekiler 14

Kısa Cevap

Haksız fiilde tazminat istemi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa, o daha uzun süre uygulanır.

Bu Durumda mısınız?

  • Olayın üzerinden iki yıldan fazla geçti, dava açıp açamayacağınızı bilmiyorsunuz.
  • Zararınızın gerçek boyutunu olaydan uzun süre sonra öğrendiniz.
  • Olay bir suç oluşturuyor ancak fail hakkında hiç ceza davası açılmadı.
  • Karşı taraf dilekçesinde zamanaşımı def’i ileri sürdü.
  • Trafik kazasından doğan alacağınız için sigorta şirketine ne kadar süreyle başvurabileceğinizi araştırıyorsunuz.

Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Dayandığı Kanun Maddeleri

TBK m.72 — Kural

“MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72)

TBK m.74 — Ceza hukuku ile ilişkisinde

“MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74)

Zamanaşımı dolsa bile kalan bir hak: ifadan kaçınma

Maddenin son cümlesi uygulamada çoğu zaman atlanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, zarar gören tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. Yani süre geçmiş olsa dahi alacak tümüyle yok olmaz; karşı tarafın aynı olaydan doğan talebine karşı bir savunma olarak yaşamaya devam eder.

İki Yıllık Sürenin Başlangıcı

Sürenin işlemeye başlaması için iki unsurun birlikte öğrenilmiş olması aranır. Hukuk Genel Kurulu bunu şöyle ifade etmiştir:

“Bir yıllık sürenin başlaması için zarar görenin, zarar ile birlikte tazmin borçlusunu da öğrenmiş olması gerekir. Kusur sorumluluğunda fail, kusursuz sorumlulukta kanunen sorumlu görülen kişinin öğrenilmesi gerekir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/36, K. 2013/1457, T. 09.10.2013 — bozma)

Karardaki “bir yıllık süre” ifadesi, olaya uygulanan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemine aittir; yürürlükteki 6098 sayılı Kanun’da bu süre iki yıla çıkarılmıştır. Kararın taşıdığı ilke (sürenin hem zararın hem de sorumlunun öğrenilmesine bağlı olması) değişmemiştir.

Buradaki ayrım pratikte önemlidir: sorumlusu belirsiz bir olayda süre, zarar bilinse dahi sorumlu öğrenilene kadar işlemeye başlamaz.

Ceza Zamanaşımının Uzatıcı Etkisi

TBK m.72’nin ikinci cümlesi, tazminat hukukunun en çok gözden kaçan kuralıdır. Hukuk Genel Kurulu uygulama şartını şöyle belirlemiştir:

“Öte yandan, tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için fail hakkında ceza davasının açılmış veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması gerekli değildir; sadece cezalandırılması kabil bir eylemin işlenmiş olması, bir diğer söyleyişle, haksız fiilin suç niteliğini taşıması yeterlidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/36, K. 2013/1457, T. 09.10.2013 — bozma)

Bunun sonucu şudur: savcılık takipsizlik vermiş, şikâyetten vazgeçilmiş ya da hiç soruşturma yapılmamış olsa bile, fiil suç niteliği taşıdığı sürece uzun ceza süresi tazminat davasında uygulanabilir. Değerlendirmeyi hukuk hâkimi kendisi yapar. Ceza zamanaşımı sürelerinin kendisi için dava zamanaşımı ve TCK 66 yazımıza bakabilirsiniz.

Uzamış süre ne zaman başlar?

Burada iki süre iki farklı başlangıca bağlıdır. 4. Hukuk Dairesi ayrımı net biçimde kurmuştur:

“Ceza Kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, her halde olay tarihinden itibaren işlemeye başlar; sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu aranmaz. Ayrıca zamanaşımını durduran ve kesen nedenler yönünden ise, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102, 104”

(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/2190, K. 2020/2282, T. 24.06.2020 — bozma)

Kararın devamında, durma ve kesilme sebeplerinin Ceza Kanunu’na değil Borçlar Kanunu’na göre belirleneceği belirtilmiştir. Yani uzamış süre, uzunluğunu ceza kanunundan alır; ancak nasıl kesileceği ve duracağı borçlar hukuku kurallarına tabidir.

Süreyi Durduran Değil, Sıfırlayan Olaylar: Zamanaşımının Kesilmesi

Sürenin dolmasına az kalmış olması tek başına hak kaybı anlamına gelmez. Kanun belirli olaylara sürenin kesilmesi sonucunu bağlar:

TBK m.154 — I. Sebepleri

“MADDE 154- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154)

Listedeki iki bent farklı taraflardan gelir. Birinci bent borçlunun davranışıdır: borcu ikrar etmek, faiz ödemek, kısmen ödemek, rehin vermek veya kefil göstermek. Sigorta şirketinin dosyaya kısmi ödeme yapması bu kapsamda tartışılır. İkinci bent alacaklının girişimidir: dava açmak, def’i ileri sürmek, hakeme başvurmak, icra takibi yapmak.

Kesilmenin sonucu sürenin durması değil, baştan başlamasıdır:

TBK m.156 — 1. Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde

“MADDE 156- Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.156)

Ayrım pratikte belirleyicidir. Durma hâlinde işlemiş süre korunur ve engel kalkınca kaldığı yerden devam eder; kesilme hâlinde işlemiş süre silinir ve yeni bir süre baştan işler. Haksız fiilde kesilmeden sonra işleyecek yeni süre kural olarak yine iki yıldır; ancak borç bir senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa maddenin ikinci cümlesi uyarınca yeni süre on yıl olur.

Bunun okuyucu için anlamı şudur: iki yılın dolduğunu düşünmeden önce, arada borçlunun ikrarı sayılabilecek bir ödeme ya da yazışma olup olmadığına bakılmalıdır.

Zamanaşımını Hâkim Kendiliğinden Dikkate Alır mı?

Hayır — ve bu, sürelerin kendisi kadar önemlidir. Zamanaşımı bir def’idir; ileri sürülmedikçe hüküm doğurmaz.

TBK m.161 — Def’i olarak ileri sürülme

“MADDE 161- Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.161)

  1. Hukuk Dairesi kuralın iki yüzünü birlikte gösterir: def’i ileri sürülmüşse mahkeme esasa giremez, ileri sürülmemişse hâkim süreyi kendiliğinden gözetemez.

“zamanaşımı savunması, davalı tarafından ileri sürüldüğü takdirde hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Ancak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 161. maddesine göre; “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden gözönüne alamaz.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 25. maddesine göre de; “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.””

(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2483, K. 2016/6330, T. 06.06.2016 — bozma)

Pratik sonucu iki yönlüdür. Davalı iseniz, süre dolmuş olsa bile def’i ileri sürmezseniz mahkeme bunu sizin yerinize dikkate almaz. Davacı iseniz, süresi geçmiş görünen bir talebin karşı taraf sessiz kaldığı sürece esastan görülebileceğini bilmek gerekir.

Trafik Kazalarında: KTK m.109

Motorlu araç kazaları için paralel bir düzenleme vardır:

KTK m.109 — Zamanaşımı

“Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.”

(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.109)

“Maddi zarar” ibaresi manevi tazminatı dışarıda bırakır mı?

Maddenin lafzı dikkat çeker: birinci fıkra “maddi zararların”, ikinci cümle “maddi tazminat talepleri” der. Buradan manevi tazminatın KTK dışında kaldığı sonucu çıkarılabilir mi? Cevabı aynı Kanun’un 90. maddesi verir:

“Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…) 72 düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”

(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.90)

Yani manevi tazminat, KTK’da düzenlenmeyen hususlarda TBK’nın haksız fiil hükümlerine — dolayısıyla zamanaşımında TBK m.72’ye — tabi olur. Sonuçta süreler aynı yere varır: iki yıl / on yıl ve suç niteliğinde uzamış ceza zamanaşımı.

Madde kısmen iptallidir: m.90’a 2021’de eklenen bir cümle ile bir fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Yukarıda alıntılanan cümle iptal edilenlerden değildir; metinde iptal edilen kısımlar ayrıca işaretlidir.

Maddenin üçüncü fıkrası uygulamada önemlidir: sürücüye veya işletene karşı yapılan bir işlemle kesilen zamanaşımı, sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır. Trafik kazası tazminatının bütünü için trafik kazası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Manevi Tazminatta Zamanaşımı

Manevi tazminat da haksız fiile dayandığında aynı zamanaşımına tabidir. TBK m.72 “tazminat istemi” derken maddi ve manevi tazminat ayrımı yapmaz; bu nedenle manevi tazminat talebi de zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Fiil suç oluşturuyorsa, uzamış ceza zamanaşımı manevi tazminat talebi için de geçerlidir. Haksız fiilin kavramsal çerçevesi için haksız fiil nedir, manevi tazminatın miktarının belirlenmesi için manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir yazılarımıza bakabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar

  • Süreyi olay tarihinden saymak. İki yıllık süre olay tarihinden değil, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten işler.
  • Ceza davası açılmadığı için uzun süreyi hesaba katmamak. Hukuk Genel Kurulu’na göre ceza davası açılmış olması gerekmez; fiilin suç niteliği yeterlidir.
  • Uzamış süreyi de öğrenme tarihine bağlamak. 4. Hukuk Dairesi’ne göre uzamış süre her hâlde olay tarihinden başlar.
  • Kesilme sebeplerini Ceza Kanunu’ndan aramak. Durma ve kesilme borçlar hukuku hükümlerine tabidir.
  • Beraat kararını dava engeli saymak. TBK m.74’e göre hukuk hâkimi kusur değerlendirmesinde beraat kararıyla bağlı değildir.
  • Zamanaşımı def’ini ileri sürmeyi unutmak. TBK m.161 uyarınca hâkim süreyi kendiliğinden gözetemez; davalı için bu, savunmanın kendisidir.
  • KTK m.109’daki “maddi zarar” ibaresine bakıp manevi tazminatı kapsam dışı saymak. Köprüyü KTK m.90 kurar.

Özet

  • Haksız fiilde süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıldır.
  • İki yıllık sürenin başlaması için hem zararın hem tazmin borçlusunun öğrenilmiş olması gerekir.
  • Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa o süre uygulanır; ceza davası açılmış olması şart değildir.
  • Uzamış ceza zamanaşımı, iki yıllık sürenin aksine her hâlde olay tarihinden başlar.
  • Durma ve kesilme sebepleri Ceza Kanunu’na değil Borçlar Kanunu’na göre belirlenir.
  • Trafik kazalarında KTK m.109 paralel süreler getirir ve zamanaşımının kesilmesini sigortacıya da teşmil eder.
  • KTK m.109 “maddi zarar” dese de manevi tazminat kapsam dışı kalmaz; KTK m.90 bu hususlarda TBK’nın haksız fiil hükümlerine yollama yapar.
  • Zamanaşımı bir def’idir: TBK m.161 uyarınca ileri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate alamaz.

Tazminat kalemlerinin genel çerçevesi için maddi ve manevi tazminat davası, tıbbi uygulama hatalarına özgü süreler için malpraktis davasında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Zamanaşımı hangi hâllerde kesilir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesine göre borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi ile alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması hâlinde zamanaşımı kesilir.

Zamanaşımı kesilirse süre kaldığı yerden mi devam eder?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu'nun 156. maddesine göre kesilmeyle yeni bir süre işlemeye başlar; işlemiş olan süre silinir. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır.

Sigorta şirketinin kısmi ödemesi zamanaşımını etkiler mi?

Kısmen ifada bulunma Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesinde kesme sebepleri arasında sayılmıştır. Ödemenin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği somut dosyada ele alınır.

Haksız fiilde zamanaşımı süresi kaç yıldır?

Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır.

İki yıllık süre ne zaman başlar?

Sürenin başlaması için hem zararın hem de tazmin borçlusunun öğrenilmiş olması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'na göre kusur sorumluluğunda fail, kusursuz sorumlulukta kanunen sorumlu görülen kişi öğrenilmelidir.

On yıllık süre ne işe yarar?

İki yıllık sürenin dışında bir üst sınır koyar. Zarar hiç öğrenilmemiş olsa bile fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçtiğinde talep kural olarak zamanaşımına uğrar.

Fiil suç oluşturuyorsa süre uzar mı?

Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o daha uzun süre uygulanır.

Uzamış süre için ceza davası açılmış olması şart mı?

Hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre fail hakkında ceza davası açılmış veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması gerekmez; fiilin suç niteliği taşıması yeterlidir.

Ceza davası açılmadıysa suç olup olmadığını kim değerlendirir?

Tazminat davasına bakan hukuk hâkimi, ceza hukuku ilkelerine göre fiilin cezayı gerektirip gerektirmediğini kendisi değerlendirir. Bu değerlendirmeyi esasa girmeden önce yapması beklenir.

Uzamış ceza zamanaşımı ne zaman işlemeye başlar?

4. Hukuk Dairesi'ne göre bu süre her hâlde olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. İki yıllık sürenin aksine, zarar görenin zararı ve faili öğrenmiş olması koşulu aranmaz.

Zamanaşımını kesen sebepler hangi kanuna göre belirlenir?

4. Hukuk Dairesi'ne göre uzamış ceza zamanaşımı söz konusu olsa bile durma ve kesilme sebepleri Ceza Kanunu'na değil, Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerine göre belirlenir.

Ceza hâkiminin beraat kararı hukuk hâkimini bağlar mı?

Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hâkimi kusurun bulunup bulunmadığı konusunda ceza hükümleriyle ve beraat kararıyla bağlı değildir. Suçun işlenip işlenmediğini kesin olarak tespit eden hüküm ise farklı değerlendirilir.

Trafik kazalarında süre farklı mı?

Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi paralel bir düzenleme getirir. Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararlarda iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıllık süre öngörülmüştür.

Sigortacıya karşı zamanaşımı ayrı mı işler?

Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesine göre zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Bunun tersi de aynı maddede düzenlenmiştir.

Rücu davasında süre ne kadardır?

Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesine göre tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kişiyi öğrendikleri günden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu'nun 161. maddesine göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Süre dolmuş olsa bile karşı taraf def'i ileri sürmezse dava esastan görülmeye devam eder.

Zamanaşımı def'i ne zamana kadar ileri sürülebilir?

Bir savunma sebebi olduğundan cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi beklenir. 20. Hukuk Dairesi'ne göre def'i ileri sürüldüğünde mahkemenin işin esasına girip incelemesi mümkün olmaz.

Trafik kazasında manevi tazminata da iki yıllık süre mi uygulanır?

Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi maddi zarardan söz eder. Aynı Kanun'un 90. maddesi ise manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerinin uygulanacağını belirtir; manevi tazminat bu köprü üzerinden TBK m.72'ye tabi olur.

Manevi tazminat davasında zamanaşımı ne kadardır?

Manevi tazminat da haksız fiile dayandığında Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine tabidir: zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl. Fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı manevi tazminat için de uygulanır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Maddi ve manevi tazminat ile destekten yoksun kalma taleplerine ilişkin davaları yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp