
İçindekiler 12
Kısa Cevap
Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verilmesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre böyle bir fiille zarar veren, zararı gidermekle yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre sorumluluğun doğması için hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve bunlar arasında illiyet bağı unsurlarının bir arada bulunması gerekir; bu bağ mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru ile kesilebilir. Talep, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir.
Bu Durumda mısınız?
- Bir kişinin davranışı yüzünden zarara uğradınız ve aranızda bir sözleşme yok.
- Karşı tarafın kusurlu olup olmadığını ve bunu nasıl ispatlayacağınızı merak ediyorsunuz.
- Zararınız ile karşı tarafın davranışı arasındaki bağın yeterli olup olmadığını değerlendiriyorsunuz.
- Olayda başka bir sebep de (üçüncü kişi, mücbir sebep) rol oynadı ve karşı taraf bu yüzden sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor.
- Olay aynı zamanda bir suç oluşturuyor ve tazminat isteyip isteyemeyeceğinizi araştırıyorsunuz.
- Kusuru olmayan bir kişinin (işveren, bina maliki) sorumlu tutulup tutulamayacağını soruyorsunuz.
Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Haksız Fiil Nedir?
Haksız fiil, kişilerin birbirlerine karşı en genel sorumluluk kaynağıdır. Bir sözleşme ilişkisi olmasa bile, hukuka aykırı ve kusurlu davranışla verilen zarar, kanun gereği giderilir. Genel kural Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesindedir:
6098 sayılı TBK m.49 — Genel olarak
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Bu tek cümlede sorumluluğun bütün taşıyıcı kavramları yer alır: fiil, hukuka aykırılık, kusur ve zarar. Uygulama buna, zarar ile fiil arasındaki neden-sonuç ilişkisini ifade eden illiyet bağını ekler.
Haksız Fiilin Unsurları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan bir tazminat uyuşmazlığında haksız fiilin unsurlarını şöyle ortaya koymuştur:
“Öncelikle hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalı ve sonuçta doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1417, K. 2018/1894, T. 12.12.2018 — bozma)
Buna göre unsurlar şunlardır:
Hukuka aykırı fiil. Bir davranışın, hukuk düzeninin koruduğu bir menfaati ihlal etmesidir. Fiil çoğu zaman bir eylemdir; ancak hukuken yapılması gereken bir davranıştan kaçınma (ihmal) da haksız fiile yol açabilir.
Kusur. Failin kınanabilir irade durumudur; kast (bilerek ve isteyerek) ya da ihmal (gerekli özeni göstermeme) biçiminde ortaya çıkar. Hukuka aykırılıktan farklıdır: bir fiil hukuka aykırı olsa da, fail ayırt etme gücünden yoksunsa kusurdan söz edilemez.
Zarar. Kişinin malvarlığında (maddi zarar) veya kişilik değerlerinde (manevi zarar) meydana gelen eksilmedir. Zarar yoksa, kusurlu ve hukuka aykırı bir davranış tek başına tazminat gerektirmez.
İlliyet bağı. Zararın, failin fiilinin bir sonucu olarak ortaya çıkmasıdır. Aynı Kurul kararında bu unsur şöyle tanımlanır:
“Haksız fiil nedeniyle tazminat sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için gereken koşullardan birisi olan nedensellik (illiyet) bağı, fiil ile meydana gelen zarar arasında uygun bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Zararın işlenen fiilin sonucu olmadığı durumlarda zararın tazmininin failden istenebilmesi mümkün değildir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1417, K. 2018/1894, T. 12.12.2018 — bozma)
İlliyet Bağının Kesilmesi
İlliyet bağı, tek başına sorumluluğun kurucu şartlarından biridir; bu bağ kesilirse kusur bulunsa bile tazminat sorumluluğu doğmaz. Bir başka Hukuk Genel Kurulu kararı, önce “uygun illiyet bağı” kavramını açıklar:
“Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/115, K. 2018/1756, T. 22.11.2018 — bozma)
Aynı Kurul, bu bağın hangi hâllerde ortadan kalkacağını da belirler:
“İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/115, K. 2018/1756, T. 22.11.2018 — bozma)
Ancak bu iddianın kabulü kolay değildir:
“Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/115, K. 2018/1756, T. 22.11.2018 — bozma)
Nitekim anılan kararda, işyerinin musluğunu açık bırakan davalı şirket, hasarın asıl nedeninin binanın ortak atık su giderindeki tıkanıklık olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalışmış; Kurul, bina malikinin ayrı bir sorumluluğunun bulunmasının, musluğu açık bırakan davalının illiyet bağını kesecek ağırlıkta bir neden oluşturmadığına karar vermiştir. Yani başka bir sebebin de zarara katkıda bulunması, tek başına failin sorumluluğunu kaldırmaz.
Zararın ve Kusurun İspatı
Kusur sorumluluğunda ispat yükü kural olarak zarar görendedir:
6098 sayılı TBK m.50 — Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Maddenin ikinci fıkrası pratikte önemlidir: zararın varlığı ispatlandığı hâlde miktarı tam gösterilemiyorsa, dava bu yüzden reddedilmez; hâkim miktarı hakkaniyete göre takdir eder.
Kusura Dayanan ve Kusursuz Sorumluluk
Haksız fiilde kural, kusurdur. Ancak kanun bazı hâllerde kusur aranmaksızın sorumluluk öngörür; buna kusursuz sorumluluk denir. Başkasını çalıştıranın verdiği zarardan adam çalıştıranın sorumluluğu, bina ve yapı eserlerinin kusurundan yapı malikinin sorumluluğu, trafikte ise işletenin sorumluluğu bu türdendir. Bu hâllerde zarar görenin karşı tarafın kusurunu ispatlaması gerekmez.
Tazminatın Belirlenmesi ve İndirim
Unsurlar gerçekleştiğinde tazminatın kapsamını hâkim belirler:
6098 sayılı TBK m.51 — Belirlenmesi
MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Zarar görenin de kusuru varsa tazminat indirilebilir:
6098 sayılı TBK m.52 — İndirilmesi
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Zarar görenin kusurunun etkisi için müterafik kusur ve tazminattan indirim, talep edilebilecek kalemlerin tümü için maddi ve manevi tazminat davası yazılarımıza bakabilirsiniz.
Zamanaşımı
Haksız fiilden doğan tazminat isteminin tabi olduğu süreler kanunda ayrıca düzenlenmiştir:
6098 sayılı TBK m.72 — Kural
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Yani iki yıllık süre, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten işler; buna karşılık on yıllık azami süre her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlar. Fiil aynı zamanda ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa, o (daha uzun) süre uygulanır. Sürelerin işleyişi için haksız fiil tazminatında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Haksız Fiil ile Sözleşmeye Aykırılık (Sözleşmesel Sorumluluk) Farkı
Zarar, taraflar arasında bir sözleşme bulunduğu hâlde de doğabilir; bu durumda haksız fiil değil, sözleşmeye aykırılık (borca aykırılık) hükümleri uygulanır. İki sorumluluk türü arasındaki en belirgin fark, ispat yükünün yönüdür:
6098 sayılı TBK m.112 — Genel olarak
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi sözleşmesel sorumlulukta kusur karinesi borçlu aleyhinedir: borçlu, kusursuz olduğunu ispatlayamazsa sorumlu tutulur. Buna karşılık haksız fiilde ispat yükü tam tersine işler; yukarıda görüldüğü üzere TBK m.50 uyarınca zarar gören, zararını ve karşı tarafın kusurunu ispatla yükümlüdür. Taraflar arasında geçerli bir sözleşme varsa, kural olarak önce sözleşmesel sorumluluk hükümleri uygulanır.
Sık Yapılan Hatalar
- İlliyet bağını atlamak. Kusur ispatlansa bile fiil ile zarar arasındaki neden-sonuç bağı kurulamazsa sorumluluk doğmaz.
- Hukuka aykırılığı kusurla karıştırmak. Bunlar ayrı unsurlardır; biri davranışa, diğeri failin iradesine ilişkindir.
- Başka bir sebep de rol oynadı diye sorumluluktan tamamen kurtulunacağını sanmak. İlliyet bağının kesilmesi için o sebebin açıkça ispatlanması ve yeterli ağırlıkta olması gerekir.
- Zararın miktarı ispatlanamadı diye talepten vazgeçmek. TBK m.50/2 hâkime takdir yetkisi verir.
- Kusursuz sorumluluk hâlinde karşı tarafın kusurunu ispata çalışmak. Bu hâllerde kusur aranmaz.
- Süreyi olay tarihinden saymak. İki yıllık süre öğrenme tarihinden, on yıllık süre her hâlde fiil tarihinden işler.
- Sözleşmeli bir ilişkideki zararı haksız fiil hükümlerine göre değerlendirmek. Sözleşme varsa ispat yükü tersine döner (TBK m.112).
Özet
- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verilmesidir (TBK m.49).
- Unsurları: hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı; biri eksikse sorumluluk doğmaz (Yargıtay HGK, E. 2017/1417, K. 2018/1894).
- İlliyet bağı yalnızca mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru ile kesilebilir; bu iddia açıkça ispatlanmalıdır (Yargıtay HGK, E. 2017/115, K. 2018/1756).
- Zararı ve kusuru kural olarak zarar gören ispatlar; miktar tam ispatlanamazsa hâkim takdir eder (TBK m.50).
- Kusursuz sorumluluk hâllerinde kusur aranmaz (adam çalıştıran, yapı maliki, işleten).
- Tazminatın kapsamını hâkim belirler; zarar görenin kusuru indirim sebebidir (TBK m.51/52).
- Talep, öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m.72).
- Sözleşmeli ilişkilerde ispat yükü tersine döner; borçlu kusursuzluğunu ispat etmelidir (TBK m.112).
İlgili yazılar: Müterafik Kusur ve Tazminattan İndirim Nedir? · Maddi ve Manevi Tazminat Davası Nedir? · Haksız Fiil Tazminatında Zamanaşımı · Adam Çalıştıranın Sorumluluğu · Yapı Malikinin Sorumluluğu
Sıkça Sorulan Sorular
Haksız fiil nedir?
Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verilmesidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre böyle bir fiille zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Sorumluluğun doğması sözleşmeye gerek olmaksızın kanundan kaynaklanır.
Haksız fiilin unsurları nelerdir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre haksız fiilden söz edilebilmesi için hukuka aykırı bir fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet (nedensellik) bağı unsurlarının bir arada bulunması zorunludur. Bu unsurlardan biri eksikse haksız fiil sorumluluğu doğmaz.
İlliyet bağı ne demektir?
İlliyet bağı, meydana gelen zararın failin fiilinin bir sonucu olmasıdır; yani o fiil olmasaydı zararın doğmayacağı ilişkidir. Zarar ile fiil arasında bu neden-sonuç bağı kurulamıyorsa, kusur bulunsa bile tazminat sorumluluğu doğmaz.
İlliyet bağı nasıl kesilir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre illiyet bağı mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Ancak bu iddia, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmez; sorumluluktan kurtulmak kolay değildir.
Zarara birden fazla sebep katkıda bulunduysa fail sorumluluktan kurtulur mu?
Kural olarak kurtulmaz. Yargıtay'a göre illiyet bağının kesilmesi için başka bir sebebin (örneğin üçüncü kişinin kusurunun) objektif olarak yeterli ağırlığa ulaşması gerekir; aksi hâlde fail zarardan sorumlu tutulmaya devam eder.
Zararı ve kusuru kim ispatlar?
Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Zararın miktarı tam olarak ispatlanamıyorsa hâkim, olayların olağan akışını gözeterek miktarı hakkaniyete uygun biçimde belirler.
Kusursuz sorumluluk haksız fiilden farklı mıdır?
Evet. Haksız fiilde kural kusurdur; kusursuz sorumlulukta ise kanun, kusur aranmaksızın belirli kişileri sorumlu tutar. Adam çalıştıranın ve yapı malikinin sorumluluğu ile trafikte işletenin sorumluluğu bu türdendir.
Hukuka aykırılık ile kusur aynı şey mi?
Hayır. Hukuka aykırılık, davranışın hukuk düzenine aykırı olmasıdır; kusur ise failin kınanabilir irade durumudur (kast veya ihmal). Bir fiil hukuka aykırı olabilir ama fail ayırt etme gücünden yoksunsa kusurdan söz edilemez.
Haksız fiilde tazminatın kapsamını kim belirler?
Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar görenin kusuru varsa tazminat indirilebilir veya kaldırılabilir.
Haksız fiil ile sözleşmeye aykırılık (borca aykırılık) arasındaki fark nedir?
Temel fark ispat yükünün yönüdür. Sözleşmesel sorumlulukta borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur (TBK m.112); haksız fiilde ise tam tersine zarar gören, karşı tarafın kusurunu ispatlamak zorundadır (TBK m.50).
Haksız fiilde zamanaşımı süresi ne kadardır?
Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıldır. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa o süre uygulanır.
Suç ile haksız fiil aynı olay olabilir mi?
Evet. Bir davranış hem suç hem haksız fiil olabilir; bu durumda ceza davası ile tazminat davası ayrı yürür. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hâkimi, ceza hâkiminin beraat kararıyla kusur değerlendirmesinde bağlı değildir.