
İçindekiler 12
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
- Ceza Zamanaşımının Uzatıcı Etkisi
- Hangi Rejim, Hangi Süre?
- Kamu Hastanesinde Bedensel Zarar Ne Zaman Öğrenilmiş Sayılır?
- Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
- Faiz: 31 Temmuz 2026’da Değişen Kural
- Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?
- Sık Yapılan Hatalar
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Özet
Kısa Cevap
Malpraktis davasında zamanaşımı, kural olarak failin ve zararın öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Tazminatın miktarı ise önceden söylenemez; kanunda sayılan zarar kalemlerinin somut olayda ispatlanan tutarı üzerinden hesaplanır.
Bu Durumda mısınız?
- Müdahalenin üzerinden zaman geçti, dava açıp açamayacağınızı bilmiyorsunuz.
- Zararın gerçek boyutunu ancak sonradan öğrendiniz.
- Aynı olayla ilgili bir ceza soruşturması da var.
- Karşı taraf zamanaşımı itirazında bulundu.
- Hangi kalemleri talep edebileceğinizi netleştirmek istiyorsunuz.
Süreler hak düşürücü sonuçlar doğurabildiği için gecikmeden bir avukata danışmanız yerinde olur.
Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
Sürenin uzunluğu kadar başlangıcı da belirleyicidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi başlangıç anını şöyle ortaya koymuştur:
“Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır.”
(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5550, K. 2024/10858, T. 12.11.2024 — ONANMASINA)
Kararın somut olayındaki bazı dayanak hükümler bugün mülga durumdadır. Buradaki alıntı güncel süre miktarını değil, öğrenme anına ilişkin genel başlangıç yaklaşımını göstermektedir; sağlık hukukuna özgü kamu hastanesi uygulaması aşağıda Danıştay kararıyla ayrıca ele alınmıştır.
Aynı kararda, öğrenmenin neyi kapsaması gerektiği ayrıntılandırılmıştır:
“bazı hallerde gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.”
(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5550, K. 2024/10858, T. 12.11.2024 — ONANMASINA)
Tıbbi uyuşmazlıklarda bu nokta özellikle önemlidir: zarar çoğu kez müdahale anında değil, sonraki takip sürecinde anlaşılır hâle gelir. Bu nedenle “ameliyat tarihinin üzerinden çok geçti” değerlendirmesi tek başına yapılmamalıdır.
Ceza Zamanaşımının Uzatıcı Etkisi
Olay aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, hukuk davasının süresi ceza zamanaşımına bağlanabilir:
“MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72)
Maddenin son cümlesi uygulamada sıkça gözden kaçar. Ölüm veya yaralanma sonucu doğan olaylarda taksir esaslı suçların zamanaşımı, haksız fiil için öngörülen iki yıllık süreden belirgin biçimde uzun olabilir. Ceza boyutunun kavramsal çerçevesi için taksir, taksirle yaralama ve taksirle öldürme yazılarımıza bakabilirsiniz.
Hangi Rejim, Hangi Süre?
Uygulanacak süre, talebin dayandığı hukuki temele göre değişir; ayrıntılı tablo malpraktis nedir ve doktor hatası tazminat davası yazımızdadır. Burada iki noktayı ayrıca vurgulamak gerekir.
Estetik müdahaleler eser sözleşmesi sayıldığından ayıba dayalı taleplerde özel ve kısa bir süre işler:
“MADDE 478- Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.478)
Kamu hastanesi söz konusuysa dava öncesi idari başvuru süresi işler:
“Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13/1)
Kamu Hastanesinde Bedensel Zarar Ne Zaman Öğrenilmiş Sayılır?
Kamu hastanesindeki tıbbi müdahaleden doğan bedensel zararda süre her olayda ameliyat veya ilk rapor tarihinden başlatılmaz. Danıştay; tedavi sürecinin tamamlanması, zararın kesinleşmesi ve kesin sağlık raporunun alınması unsurlarını somut dosya üzerinden birlikte değerlendirir.
Danıştay 10. Dairesi bu yaklaşımı şöyle açıklamıştır:
“İdari eylemlerin neden olduğu bedensel zararların, tedavi sürecinin tamamlanıp kesin sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılması, Kanun’da öngörülen sürenin kesin raporun ilgiliye verildiği tarihte işlemeye başlatılması gerektiği Danıştay’ın yerleşik içtihatlarındandır. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.”
(Danıştay 10. Dairesi, E. 2022/1466, K. 2023/1603, T. 29.03.2023 — BOZULMASINA)
Karara konu olayda önce yüzde 18, daha sonra yüzde 11 oranlı raporlar alınmış; tedavi devam ederken sunulan 2022 tarihli süresiz raporda toplam engel oranı yüzde 48 olarak belirlenmişti. Daire, önceki raporların zararı kesin ve net biçimde ortaya koymadığı sonucuna ulaştı:
“Bu haliyle, dava açılmadan önceki süreçte alınan sağlık kurulu raporları ile davacının zararının kesin ve net olarak ortaya konulmadığı ve tedavi sürecinin devam ettiği, temyiz aşamasında dosyaya sunulan ve davacının engel oranını %48 olarak belirleyen sağlık kurulu raporunun ise süresiz olarak verildiği görüldüğünden; davacının, zararını kesin ve net olarak 09/05/2022 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporuyla öğrendiğinin, zararının arttığının ve tedavi sürecinin kesintisiz olarak devam ettiğinin kabulü gerektiği kuşkusuzdur.”
(Danıştay 10. Dairesi, E. 2022/1466, K. 2023/1603, T. 29.03.2023 — BOZULMASINA)
Bu karar, her yeni raporun süreyi yeniden başlatacağı anlamına gelmez. Sonucun dosyadaki kesintisiz tedavi, değişen engel oranları ve zararı kesinleştiren süresiz rapora bağlı olduğu gözetilmelidir. Başlangıç tarihi belirlenirken raporun yalnız düzenlenme tarihi değil, önceki raporlardan hangi yönden ayrıldığı ve zararı gerçekten kesinleştirip kesinleştirmediği incelenmelidir.
Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Bu sorunun dürüst cevabı şudur: önceden bir tutar ya da aralık söylenemez. Tazminat, kanunda sayılan zarar kalemlerinin somut olayda ispatlanan miktarı üzerinden hesaplanır. Aşağıdaki maddeler hangi kalemlerin gündeme geleceğini gösterir.
Bedensel zarar hâlinde:
“MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
Tedavi giderleri.
Kazanç kaybı.
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54)
Ölüm hâlinde:
“MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
Cenaze giderleri.
Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53)
Hesaplama ilkesi ve sosyal güvenlik ödemeleri:
“MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55, birinci fıkra)
Maddenin ikinci fıkrası, bu ilkelerin kamu hastanesi uyuşmazlıklarında da geçerli olduğunu belirtir; yani idari yargıda görülen tam yargı davalarında da aynı hesap mantığı uygulanır.
Faiz: 31 Temmuz 2026’da Değişen Kural
Aynı maddeye 31 Temmuz 2026’da iki fıkra eklenmiştir (7589 sayılı Kanun m.18). Bunlar malpraktis davalarını doğrudan ilgilendirir, çünkü hükmün kapsamı “çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar”; yani bedensel zarardan doğan maddi tazminatın kendisidir. Eklenen birinci fıkra faizi tek bir başlangıç tarihine bağlamaktan vazgeçer:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — 7589 sayılı Kanun ile eklenen birinci fıkra
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — Ek fıkra: 7589 sayılı Kanun m.18)
Eklenen ikinci fıkra, yargılama başlamadan önce yapılan ödemelerin nasıl düşüleceğini kurala bağlar:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — 7589 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — Ek fıkra: 7589 sayılı Kanun m.18)
Bu ikinci fıkra, maddenin birinci fıkrasındaki rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin indirilemeyeceği kuralıyla karıştırılmamalıdır: orada indirilemeyen bir kalem, burada ise indirilecek bir kalem düzenlenmektedir. Ayrım, ödemenin ifa amacı taşıyıp taşımamasıdır.
Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?
Ölçüt dava tarihi ya da karar tarihi değil, zarar doğuran olayın tarihidir:
7589 sayılı Kanun geçici m.1 — dokuzuncu fıkra
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”
(7589 sayılı Kanun geçici m.1/9)
| Tıbbi müdahalenin tarihi | Faiz rejimi |
|---|---|
| 31.07.2026 ve öncesi | Değişiklikten önceki hükümler |
| 31.07.2026 sonrası | Bilinen döneme olay tarihinden, bilinemeyen döneme karar tarihinden; ifa amaçlı ödemenin oransal mahsubu |
Malpraktiste bu ayrım pratikte uzun süre canlı kalacaktır: zamanaşımının öğrenme anından işlemeye başladığı (yukarıya bakınız) ve ceza zamanaşımının süreyi uzatabildiği düşünüldüğünde, bugün açılan davaların müdahale tarihi çoğunlukla birinci sütundadır.
Manevi tazminat ayrı bir mantığa tabidir; hâkimin takdiri ve olayın özellikleri belirleyicidir. Ölçütler için maddi ve manevi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
- Süreyi müdahale tarihinden saymak. Yargıtay başlangıcı öğrenme anına bağlamaktadır.
- Ceza zamanaşımını hesaba katmamak. TBK m.72’nin son cümlesi süreyi belirgin biçimde uzatabilir.
- Estetik müdahalede genel süreye güvenmek. Orada TBK m.478’deki kısa süre işleyebilir.
- Kamu hastanesinde idari başvuruyu atlamak. İYUK m.13 başvurusu tam yargı davasının ön koşuludur.
- Her yeni sağlık raporunun süreyi yeniden başlatacağını varsaymak. Danıştay kararında belirleyici olan, tedavinin sürmesi ve zararın önceki raporlarla kesinleşmemiş olmasıdır.
- Talebi tek kalem olarak kurmak. TBK m.53/54’teki kalemler ayrı ayrı ispatlanır ve hesaplanır.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Zararı ne zaman ve nasıl öğrendiğinizi belgeleyecek kayıtları (rapor, epikriz, yazışma) toplayın.
- Olayın ceza boyutu olup olmadığını değerlendirin; varsa uzayan süreyi hesaba katın.
- Müdahalenin kamu mu özel sağlık kuruluşunda mı yapıldığını netleştirin.
- Talebinizi TBK m.53/54’teki kalemler üzerinden ayrı ayrı kurgulayın.
- Sosyal güvenlik ödemelerinin hangi kısmının indirilemeyeceğini ayrıca değerlendirin.
- Zamanaşımı tartışmalıysa dava açmayı geciktirmeyin.
Dava dilekçesinin hangi başlıkları taşıması gerektiği ve talep sonucunun nasıl kurulacağı için malpraktis dava dilekçesi sayfasına bakabilirsiniz.
Özet
- Zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlar; müdahale tarihinden değil.
- Ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır (TBK m.72).
- Estetik müdahalede ayıba dayalı talepler için TBK m.478’deki kısa süre işler.
- Kamu hastanesinde İYUK m.13 uyarınca önce idareye başvurulur.
- Kamu hastanesindeki bedensel zararda Danıştay, tedavinin tamamlanması ve zararı kesin ve net ortaya koyan sağlık raporunu süre başlangıcı yönünden değerlendirmektedir.
- Tazminat miktarı önceden söylenemez; TBK m.53/54’teki kalemlerin ispatlanan tutarı üzerinden hesaplanır.
- Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan indirilemez (TBK m.55).
- 31.07.2026 sonrası müdahalelerde faiz ikiye ayrılır: kazancın bilindiği döneme olay tarihinden, bilinemediği döneme karar tarihinden (TBK m.55’e 7589 sayılı Kanun ile eklenen fıkra).
Sıkça Sorulan Sorular
Malpraktis davasında zamanaşımı ne zaman başlar?
Yargıtay'a göre zamanaşımı, failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zararın varlığı, zarar verenin kim olduğu ve zararın kapsamı öğrenildiği anda tazmin isteme hakkı doğar ve süre o tarihte işlemeye başlar.
Zararın kapsamı sonradan anlaşılırsa süre yine müdahale tarihinden mi işler?
Yargıtay, zararın kapsam ve miktarının aynı anda tam bir açıklıkla belirlenebildiği hâllerde sürenin öğrenme anında başlayacağını belirtmektedir. Kapsamın sonradan belirginleştiği durumlar somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.
Ceza davası zamanaşımını uzatır mı?
Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o daha uzun süre uygulanır. Bu, uygulamada süreyi önemli ölçüde genişletebilir.
Estetik müdahalede zamanaşımı farklı mı işler?
Evet. Estetik müdahaleler eser sözleşmesi sayıldığından ayıba dayalı taleplerde Türk Borçlar Kanunu'nun 478. maddesindeki süreler gündeme gelir: taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde teslimden itibaren iki yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa yirmi yıl.
Kamu hastanesinde süre nasıl işler?
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvuruyu düzenler. Danıştay, tedavinin sürdüğü bedensel zararlarda zararın kesin ve net biçimde ortaya çıktığı sağlık raporunun tarihini somut olay bakımından ayrıca değerlendirmektedir.
Malpraktis davasında ne kadar tazminat alınır?
Önceden bir tutar veya aralık söylenemez. Tazminat, kanunda sayılan zarar kalemlerinin somut olayda ispatlanan miktarı üzerinden hesaplanır ve manevi tazminatta hâkimin takdiri belirleyicidir.
Bedensel zarar hâlinde hangi kalemler istenebilir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesine göre tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar sayılmıştır.
Ölüm hâlinde hangi kalemler istenebilir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesine göre cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar sayılmıştır.
Sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülür mü?
Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez.
Malpraktis tazminatına faiz hangi tarihten işler?
31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylarda faiz ikiye ayrılır. Kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tutara karar tarihinden kanuni faiz işler. Bu ayrımı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine 7589 sayılı Kanun ile eklenen fıkra getirmiştir. Daha önceki olaylarda maddenin eski hükümleri uygulanır.
Zamanaşımı geçmişse dava tamamen bitmiş sayılır mı?
Türk Borçlar Kanunu'nun 161. maddesine göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Ayrıca hangi hukuki temele dayanıldığına göre farklı süreler işleyebilir; bu nedenle süre geçmiş görünse dahi dosya ayrıca değerlendirilmelidir.
İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku
← Tüm makaleler