Kamulaştırma kararının iptali davası, taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin idari işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle ortadan kaldırılmasını istemek için açılır. Davada, kamulaştırmayı yapan idarenin yetkisi, işlemin usulü ve kamu yararı amacı gibi konular incelenir. Taşınmaz için belirlenen bedelin düşük bulunması ise farklı bir uyuşmazlıktır; iptal davası ile bedel tespiti davasının amacı ve görevli mahkemesi aynı değildir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 14. maddesindeki dava süresi otuz gündür. Bu süre, kanunun öngördüğü mahkeme tebligatı veya onun yerine geçen ilanla ilişkilidir. Dava açılması işlemi kendiliğinden durdurmaz. İşlemin uygulanmasının durdurulması için ayrıca yürütmenin durdurulması istenir (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, İYUK m.27). İptal davasının bedel tespiti ve tescil davasında beklenmesi ise ayrı bir konudur; Anayasa Mahkemesinin iptal kararları bu ayrımı etkilemiştir.
1. Kamulaştırmanın İptali Davası Nedir?
Kamulaştırmanın iptali davasında mahkeme, kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğunu denetler. Taşınmaz sahibinin kamulaştırmaya karşı çıkması tek başına yeterli değildir. İYUK m.2 uyarınca işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönünden neden hukuka aykırı olduğu açıklanmalıdır.
İYUK m.2 — İptal davasının konusu
İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
Örneğin yetki itirazında kararı hangi organın aldığı ve neden yetkisiz olduğu belirtilmelidir. Kamu yararına ilişkin itirazda ise taşınmazın belirtilen kamu hizmeti için kamulaştırılmasının neden hukuka aykırı olduğu açıklanmalıdır. Mahkemenin denetimi hukuka uygunlukla sınırlıdır. İYUK m.2, mahkemenin idarenin yerine geçip takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar vermesini yasaklar; yerindelik denetimi yasağı bu sınırı ifade eder.
1.1. İptal Davası ile Kamulaştırma Bedeline İtiraz Arasındaki Fark
İptal davası ile bedel tespiti davası, konusu ve görüldüğü yargı kolu bakımından ayrılır:
- İptal davası: Kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğunu konu alır. 2942 sayılı Kanun m.14, işleme karşı iptal davasını idari yargıya bırakır.
- Bedel tespiti ve tescil davası: Taşınmazın bedelinin belirlenmesini ve tapuda idare adına kaydedilmesini (tescilini) konu alır. 2942 sayılı Kanun m.10, satın alma yoluyla sonuç alınamaması halinde idarenin taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurmasını düzenler.
Kamulaştırma bedeline itiraz, taşınmazın değerinin eksik hesaplandığı iddiasını bedel tespiti dosyasında ileri sürmeyi gerektirir. İptal davasında ise kamulaştırmanın hukuki dayanağına itiraz edilir. Bu nedenle bedel uyuşmazlığı sürerken iptal davası için öngörülen süre ayrıca takip edilmelidir.
Bedelin belirlenmesi ve tescil aşamalarının genel çerçevesi kamulaştırma süreci yazısında açıklanmaktadır. Tapudaki devir yasağı kaydının silinmesi talebi de işlemin iptalinden ayrıdır; bu konu 31/b şerhinin kaldırılması yazısında incelenmiştir.
1.2. Maddi Hata Düzeltim Davası ile İptal Davası Aynı mıdır?
Kamulaştırmada maddi hatanın düzeltilmesi ile kamulaştırma işleminin iptali ayrı taleplerdir. 2942 sayılı Kanun m.14, işleme karşı iptal davasının idari yargıda, maddi hatalara karşı düzeltim davasının ise adli yargıda açılacağını düzenler. Bu nedenle dilekçe hazırlanırken itirazın işlemin hukuka uygunluğuna mı, maddi hataya mı, yoksa belirlenen bedele mi ilişkin olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taşınmaz sahibi (malik) için m.14’te düzenlenen otuz günlük süre ve mahkeme tebligatı veya onun yerine geçen ilan başlangıcı, aynı fıkrada maddi hatalara karşı düzeltim davası için de yer alır. İdarenin maddi hata nedeniyle dava açması ise ayrı bir başlangıca bağlanmıştır.
2942 sayılı Kanun m.14 — İdarenin maddi hatalara karşı dava hakkı
İdare, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği günden itibaren otuz gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabilir.
İdare için belirtilen belgelerin mahkemeye verilmesi tarihi, malikin dava süresinin başlangıcı olarak kullanılmamalıdır. Ayrıca taşınmazın bedelinin düşük bulunduğuna ilişkin talep, yalnız bu nedenle maddi hata düzeltim davası olarak adlandırılmaz; bedel uyuşmazlığı 2942 sayılı Kanun m.10 kapsamındaki bedel tespiti ve tescil yargılamasında değerlendirilir.
2. Kamulaştırma Kararı Hangi Sebeplerle İptal Edilebilir?
İptal sebepleri, kararı kimin aldığı, hangi usulün uygulandığı ve taşınmazın hangi kamu hizmeti için kamulaştırıldığı incelenerek belirlenir. Her eksikliğin aynı hukuki sonucu doğurduğu varsayılamaz. Kararın kendisi, dayandığı plan veya proje, yetki ve onay belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.
2.1. Kamu Yararı ve Taşınmaza Duyulan İhtiyaç
Kamulaştırılacak taşınmazın, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti veya teşebbüs için gerekli olması gerekir. Bu ilişki 2942 sayılı Kanun m.3’te düzenlenir. Kamu yararı itirazında, taşınmazın hangi hizmet için alındığı ve işlemin açıklanan amaçla bağlantısı üzerinde durulur.
Bununla birlikte, dosyada ayrıca kamu yararı kararı bulunmaması her durumda aynı anlama gelmez. Kanun bazı plan ve projeler için ayrı karar ve onay aramamaktadır.
2942 sayılı Kanun m.6 — Ayrı kamu yararı kararı aranmayan durum
Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır.
Dolayısıyla itiraz hazırlanırken önce işlemin hangi usule dayandığı anlaşılmalıdır. Onaylı plan kapsamında yürütülen bir işlemde, yalnız ayrı bir kamu yararı kararı bulunmadığını ileri sürmek yerine, m.6’daki koşulların ve kamulaştırmaya başlanmasına ilişkin kararın mevcut olup olmadığı incelenir.
2.2. Taşınmaza Duyulan İhtiyaç Nasıl İncelenir?
Kamu yararı incelemesinde, idarenin belirttiği hizmet ile taşınmazın bu hizmet için kullanılma biçimi birlikte değerlendirilir. Hizmetin ne kadar süreyle yürütüleceği ve taşınmazın sürekli olarak bu amaca ayrılmasının gerekip gerekmediği, somut uyuşmazlığın konusu olabilir. Yalnız hizmetin adını belirtmek, taşınmaz seçimine ilişkin bütün itirazları cevaplamaz.
Danıştay 6. Dairesinin 2006 tarihli bir kararında, taşınmazın tören alanı olarak ayrıldığı imar planı ve buna dayanan kamulaştırma işlemi birlikte incelenmiştir. İlk derece mahkemesi, yerin kent merkezinde bulunmasını ve etkinliklere uygunluğunu dikkate alarak davayı reddetmişti. Daire ise ihtiyacın geçici niteliğini değerlendirmiştir:
Süreli ve geçici olarak tanımlanabilecek böyle bir ihtiyaç için herhangi bir taşınmazın sürekli olarak imar planında bu amaca tahsis edilmesinde bir zorunluluk bulunmamaktadır.
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2004/926, K. 2006/762, T. 24.02.2006 — bozma)
Daire, aynı ihtiyacın başka amaçlara ayrılmış yerlerin geçici tahsisiyle karşılanabileceğini de belirterek ret kararını bozmuştur. Bu tarihsel kararın cevapladığı soru, geçici nitelikteki bir ihtiyaç için taşınmazın sürekli olarak o amaca ayrılmasının gerekli olup olmadığıdır. Karardan, bütün tören alanlarının veya geçici kullanımların bugün aynı sonuca tabi olduğu çıkarılamaz. İtiraz, dava konusu planın ve hizmetin kendi özellikleriyle açıklanmalıdır.
2.3. İmar Planının İptali Kamulaştırma Kararını Nasıl Etkiler?
İmar planına dayanan bir belediye kamulaştırma kararı incelenirken, iptal edilen planın kamulaştırılan taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmelidir. Başka bir plan hakkında verilen iptal kararı, bu taşınmaza uygulanan planın da iptal edildiği anlamına gelmeyebilir. Planın adı, ölçeği ve kapsadığı parseller ile yargı kararının konusu birlikte karşılaştırılır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun incelediği bir uyuşmazlıkta taşınmaz, koruma amaçlı imar planlarının kapsamında kalıyordu. İdare mahkemesi ise taşınmazın kapsamında olmadığı nazım ve uygulama imar planları hakkındaki iptal kararını esas almıştı. Kurul, taşınmazın gerçekten tabi olduğu koruma amaçlı planlara ilişkin davanın sonucunun dikkate alınması gerektiğini belirterek ısrar kararını bozmuştur. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
dava konusu taşınmazın kapsamında olmadığı Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılan davada hükmolunan karar dayanak alınarak verilen temyize konu ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
(Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/1663, K. 2021/427, T. 08.03.2021 — bozma)
Bu nedenle belediye kamulaştırma kararına karşı dava hazırlanırken, plan iptal kararının yalnız sonuç sayfasıyla yetinilmemeli; hangi plan ve parseller hakkında verildiği de ortaya konulmalıdır. Bu uyuşmazlıkta belirleyici olan, kamulaştırma işleminin hangi imar planına dayandığıdır. Bir imar planının iptali, bütün kamulaştırma işlemlerinin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez.
2.4. Kamulaştırma Kararını Kim Alır? Yetki ve Onay
Kamulaştırmada karar yetkisi, işlemi yapan idareye ve uygulanan usule göre belirlenir. Kamu yararı kararını verecek organlar 2942 sayılı Kanun m.5’te, gerekli onaylar ise m.6’da gösterilir.
Belediye kamulaştırma kararı incelenirken kamu yararı kararı ile bu kararın onayı ayrı ayrı değerlendirilir. Belediye yararına kamulaştırmada kamu yararı kararını verecek organ belediye encümenidir. Bu kararın onayı, m.6’da ilçeler ve il merkezleri bakımından ayrı düzenlenmiştir.
Kararın bir kamu idaresi tarafından alınmış olması yeterli değildir. Kararı veren organın bu işlem için yetkili olup olmadığı ve gereken onayın bulunup bulunmadığı araştırılır. Ancak m.6’daki ayrıca onay veya kamu yararı kararı aranmayan haller de değerlendirmeye dahil edilmelidir.
2.5. Belediye Başkanlığı ile Encümenin Yetkisi Nasıl Ayrılır?
Belediyeden gelen yazının kim tarafından imzalandığı kadar, yazıyla bildirilen kararın hangi organ tarafından alındığı da incelenir. 5393 sayılı Belediye Kanunu m.34/b, yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak görevini belediye encümenine verir.
5393 sayılı Belediye Kanunu m.34 — Encümenin kamulaştırma görevi, (b) bendi
Yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak.
Danıştay 6. Dairesinin incelediği bir dosyada malik, taşınmazının kamulaştırılmasını veya imar planı değiştirilerek yapılaşma hakkı verilmesini istemişti. Belediye başkanlığı bu başvuruyu doğrudan reddetmişti. Daire, taleplerin yetkili belediye organlarına gönderilerek karara bağlanması gerektiğini açıklamıştır:
Belediye başkanlığının, bu başvuruları yetkili organlara göndermeksizin doğrudan doğruya reddetmesi ise yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olacaktır.
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2016/12614, K. 2020/9074, T. 08.10.2020 — bozma)
Bu dosya, malikin taşınmazının kamulaştırılması veya planının değiştirilmesi talebine ilişkindir; doğrudan bir kamulaştırma kararının iptaliyle aynı uyuşmazlık değildir. Bununla birlikte karar, yetki incelemesinin neden organ düzeyinde yapılması gerektiğini gösterir. Kamulaştırma dosyasında da encümen kararı, varsa gerekli onay ve bunların malike bildirildiği yazı ayrı belgeler olarak incelenmelidir. Bildirim yazısındaki imza, kamulaştırma kararını hangi organın aldığını tek başına göstermez.
2.6. Usule Uyulması ve Ödenek Koşulu
Kamulaştırma usulünde, kanunun ilgili işlem için öngördüğü hazırlık ve karar aşamaları önem taşır. 2942 sayılı Kanun m.8, tapuda kayıtlı taşınmazlarda satın alma usulünün öncelikle uygulanmasını esas alır. Aynı Kanun m.3, ödenek bakımından ayrıca bir koşul getirir.
2942 sayılı Kanun m.3 — Kamulaştırmaya başlanmasının mali koşulu
İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.
İşlemin dayanak belgelerinde satın alma usulünün nasıl yürütüldüğü ve ödeneğin temin edilip edilmediği incelenebilir. Dilekçede bu konular, dosyada görülen somut eksikliklerle ilişkilendirilmelidir. Farklı usullere tabi işlemler bakımından aynı sonucu otomatik olarak çıkarmak doğru olmaz; özellikle acele kamulaştırma ayrıca değerlendirilir.
3. Kamulaştırma Kararının İptali Davasını Kim Açabilir?
2942 sayılı Kanun m.14, kamulaştırmaya konu taşınmazın malikinin dava hakkını düzenler. Paylı veya elbirliği mülkiyetinde de paydaşların tek başına dava açabilmesine açıkça izin verir. Bu nedenle bütün paydaşların aynı dilekçeyi imzalaması zorunlu değildir.
2942 sayılı Kanun m.14 — Paydaşların dava hakkı
İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır.
Taşınmaz sahibi dışındaki bir kişinin dava hakkı, İYUK m.2’deki menfaat ihlali koşuluna göre değerlendirilir. Bunun için kişinin işlemle ilişkisi ve hangi menfaatinin etkilendiği açıklanmalıdır.
Paydaşlar bakımından bir başka nokta, iptal kararının etkisidir. Kamulaştırma Kanunu m.14’ün eski altıncı fıkrası, açılan davaların sonuçlarının dava açmayanları etkilemeyeceğini düzenliyordu. AYM, E. 2024/101, K. 2024/232 sayılı kararıyla bu fıkrayı iptal etmiştir. Bu nedenle, iptal kararının diğer paydaşlara etkisi değerlendirilirken eski altıncı fıkradaki sınırlama esas alınamaz. Kişinin kendi başvurusunu süresinde yapması ile başka paydaşın açtığı davada verilecek kararın etkisi ise ayrı meselelerdir.
3.1. Satın Alma veya Trampa Yoluyla Anlaşılmışsa
Trampa, kamulaştırılacak taşınmazın idareye ait başka bir taşınmazla değiştirilmesidir. İdareyle anlaşma sağlanarak 2942 sayılı Kanun m.8 uyarınca satın alma veya trampa işlemi tamamlanmışsa dava hakkı bu özel düzenlemeyle birlikte değerlendirilir. Kanun, bu yolla yapılan kamulaştırma ve bedel için açık bir sınırlama öngörür.
2942 sayılı Kanun m.8 — Anlaşmayla yapılan kamulaştırma
Bu madde uyarınca satın alınan veya trampa edilen taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz.
Bu nedenle yalnız ilk teklifin alınmış olmasıyla anlaşmanın imzalanıp tamamlanması aynı aşama değildir. Dava hazırlığında satın alma yazısı, görüşme tutanakları ve varsa imzalanan anlaşma ayrı ayrı incelenmelidir.
4. Kamulaştırma Kararına Karşı Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
Kamulaştırma Kanunu m.14’teki özel dava süresi otuz gündür. Sürenin başlangıcı, aynı Kanun’un 10. maddesi gereğince mahkemece yapılan tebligata; tebligat yapılamayanlar yönünden ise mahkemenin tebligat yerine gazetede yaptığı ilana bağlanmıştır.
2942 sayılı Kanun m.14 — Süre ve başlangıç işlemi
Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir.
Buradaki mahkeme tebligatı ile idarenin satın alma görüşmesine çağıran yazısı birbirine karıştırılmamalıdır. Ayrıca ayrı bir kamu yararı kararı, acele kamulaştırma kararı veya başka bir işlem dava konusu ediliyorsa o işlemin tabi olduğu usul ve süre ayrıca belirlenmelidir. Yukarıdaki özel başlangıç kuralı, bütün kamulaştırma bağlantılı işlemlere tek biçimde uygulanamaz.
Kamulaştırmayla ilgili belgelerin süre bakımından işlevi farklıdır:
| Belge veya işlem | Süre bakımından incelenecek konu |
|---|---|
| İdarenin satın alma görüşmesine çağrısı | 2942 sayılı Kanun m.8 kapsamındaki görüşmeye ilişkindir; m.10 uyarınca mahkemenin yaptığı tebligatla aynı belge değildir. |
| Bedel tespiti ve tescil davasındaki mahkeme tebligatı | 2942 sayılı Kanun m.14’teki otuz günlük özel sürenin başlangıcı bakımından incelenir. |
| Tebligat yerine mahkemece yapılan gazete ilanı | Tebligat yapılamayan malik yönünden m.14’te belirtilen başlangıç işlemidir. |
| Acele kamulaştırma kararının bildirimi veya öğrenilmesi | İYUK m.20/A ve aşağıdaki karar örneği kapsamında, işlemin türü ve bildirimin içeriği ayrıca değerlendirilir. |
Tablodaki ayrım, bütün belgelerin aynı dava süresini başlatmadığını gösterir. Dosyaya gelen yazının başlığı kadar hangi kararı bildirdiği ve hangi usule göre gönderildiği de okunmalıdır.
4.1. Süre Nasıl Hesaplanır?
İdari yargıda süre hesabının genel kuralı, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günün esas alınmasıdır. Son günün tatil olması halinde de İYUK m.8’deki düzenleme dikkate alınır.
İYUK m.8 — Sürenin işlemeye başlaması
Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
Süre hesabı yapılırken tebligat belgesi ve varsa ilan örneği görülmelidir. İYUK m.7’deki genel dava süresine dayanarak m.14’teki özel süre göz ardı edilmemelidir. Belgede hangi işlemin bildirildiği açıklığa kavuşturulmadan yalnız tarihten hareketle son gün hesaplamak, farklı başvuru yollarının sürelerini birbirine karıştırabilir.
4.2. Acele Kamulaştırmada Tebligat Yapılmamışsa Süre Nasıl Değerlendirilir?
Acele kamulaştırma kararına itirazda, kararın yayımlanması, kişiye usulüne uygun bildirilmesi ve kişinin işlemi öğrenmesi ayrı ayrı incelenir. İYUK m.20/A, acele kamulaştırma işlemlerini ivedi yargılama usulüne tabi tutar ve dava açma süresini otuz gün olarak belirler. Bununla birlikte bildirimin yapılmamış olması, somut dosyada sürenin başlangıcı ve uygulanacak süre yönünden ayrıca değerlendirme gerektirir.
Danıştay 6. Dairesi, acele kamulaştırma kararının davacıya tebliğ edilmediği bir dosyada öğrenme tarihini esas almıştır:
Uyuşmazlıkta, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edilmediği anlaşıldığından, acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle öğrenme tarihinden itibaren altmış günlük dava açma süresi içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2021/1565, K. 2022/9762, T. 16.11.2022 — süre aşımı nedeniyle ret)
Ancak Daire, bu dosyada öğrenme tarihine göre de sürenin geçirilmiş olması nedeniyle davayı reddetmiştir. Davacıların işlemi öğrendikten sonra idareye başvurmuş olması sonucu değiştirmemiştir. İYUK m.20/A/2-b, ivedi yargılama usulünde aynı Kanun’un 11. maddesinin uygulanmayacağını düzenler:
İYUK m.20/A/2-b — İvedi yargılamada idari başvuru
Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.
Dolayısıyla acele kamulaştırma kararının kaldırılması için idareye yapılan başvurunun dava süresini durdurduğu varsayılarak cevap beklenmemelidir. Tebligatın içeriği, öğrenmeyi gösteren belge ve başvurunun tarihi birlikte değerlendirilmelidir. Karardaki altmış günlük değerlendirme, usulüne uygun bildirim yapılmış her kamulaştırma için kullanılabilecek genel bir ek süre değildir.
4.3. Acele Kamulaştırma Davasında Süre Adli Tatile Rastlarsa Ne Olur?
Acele kamulaştırma kararına karşı dava açma süresinin son günü adli tatile rastladığında, İYUK m.8’deki çalışmaya ara verme nedeniyle uzama kuralı değerlendirilir. Bu, adli tatilin başladığı gün bütün sürelerin durması anlamına gelmez; belirleyici olan sürenin son gününün çalışmaya ara verme zamanına rastlamasıdır. Acele kamulaştırmadaki otuz günlük süre İYUK m.20/A’da düzenlenir.
İYUK m.8 — Çalışmaya ara verme zamanına rastlayan süre
Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.
Danıştay 6. Dairesi, bir demiryolu projesi için alınan acele kamulaştırma kararına karşı açılan davada, sürenin son gününün adli tatile rastladığını belirlemiştir. Daire, süre uzamasını uygulayarak idarelerin davanın geç açıldığı yönündeki itirazını kabul etmemiştir:
bakılan davada otuz günlük dava açma süresinin son günü olan 28/07/2024 tarihinin ara verme zamanına (adli tatile) rastlaması sebebiyle, dava açma süresinin 07/09/2024 tarihi bitimine kadar uzadığı, davacı tarafından otuz günlük yasal dava açma süresi içinde 06/09/2024 tarihinde dava açıldığı görüldüğünden davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2024/6121, K. 2025/3306, T. 16.06.2025 — iptal)
Bu alıntı, kararın süreye ilişkin usul değerlendirmesidir; adli tatile rastlama, kamulaştırma işleminin iptal sebebi değildir. Daire, esasa ilişkin incelemede ilgili taşınmazların kamulaştırılmasından vazgeçildiğini, buna rağmen Cumhurbaşkanı kararının geri alınmadığını değerlendirerek işlemin bu taşınmazlara ilişkin kısmını iptal etmiştir.
Karar örneği, İYUK m.20/A kapsamındaki acele kamulaştırma davasına ilişkindir. 2942 sayılı Kanun m.14’te düzenlenen özel süre için aynı sonucu yalnız bu karardan çıkararak son gün hesabı yapılmamalıdır. Önce dava konusu işlem, sürenin dayandığı hüküm ve başlangıç belgesi belirlenmelidir.
5. Kamulaştırma İptal Davasında Hangi Mahkeme Görevlidir?
Kamulaştırma işleminin iptali davasında kural olarak idare mahkemesi görevlidir. 2576 sayılı Kanun m.5, ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar ve vergi mahkemelerinin görevine girenler dışındaki iptal davalarını idare mahkemelerine bırakır. Bedel tespiti ve tescil davası ise 2942 sayılı Kanun m.10 uyarınca asliye hukuk mahkemesinde görülür.
5.1. Taşınmazın Bulunduğu Yer Mahkemesi
Kamulaştırmaya ilişkin idari davalarda yer bakımından yetki, taşınmazın bulunduğu yere göre belirlenir.
İYUK m.34 — Taşınmaza ilişkin davalarda yetki
İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.
Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını; yer bakımından yetki ise hangi yerdeki mahkemeye başvurulacağını belirler. Bir mahkemenin taşınmazın bulunduğu yerde olması, uyuşmazlığın o yargı koluna ait olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle önce talebin kamulaştırma işleminin iptaline mi, bedelin belirlenmesine mi yönelik olduğu belirlenir.
5.2. Acele Kamulaştırma Kararına İtirazın Farkı
Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararına karşı Danıştayda iptal davası açılır. 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24, Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal davalarında Danıştayı ilk derece mahkemesi olarak görevlendirir. Başvuru, İYUK m.3 uyarınca imzalı dava dilekçesiyle yapılır; dilekçede karar, hukuka aykırılık sebepleri ve deliller belirtilir, kararın ve ilgili belgelerin örnekleri eklenir.
Dilekçe hazırlanırken önce hangi kararın iptalinin istendiği belirlenir. Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararı ile idarenin kamu yararı veya kamulaştırma kararı ayrı işlemlerdir. Danıştay 6. Dairesi, E. 2023/6684, K. 2023/6951 sayılı kararında, kamu yararı veya kamulaştırma kararına karşı idare mahkemesinde, Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararına karşı ise Danıştayda dava açılması gerektiğini açıklamıştır. Süre hesabı da dava konusu işlem ve bildirim veya öğrenme durumuyla birlikte yapılmalıdır; tebligat yapılmayan acele kamulaştırma kararına ilişkin somut örnek, bu makalenin süre bölümünde incelenmiştir.
Kararda, dilekçenin konu ve sonuç bölümlerinde farklı taleplere yer verilmesinin giderilmesi gerektiği belirtilmiştir:
Bu durumda, dava dilekçesinin “Konu” ve “Sonuç” bölümlerinin birbiriyle örtüşmediği anlaşıldığından, dava dosyasının incelenebilmesi için istemler arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hangi işlemin iptalinin istendiğinin açık ve net bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir.
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2023/6684, K. 2023/6951, T. 27.09.2023 — dilekçenin reddi)
Bu kararda kamulaştırmanın hukuka uygunluğu hakkında esastan karar verilmemiş; hangi işlemin iptalinin istendiği açık olmadığı için dilekçe reddedilmiştir. Kararın bu başlık bakımından önemi, aynı taşınmaz hakkındaki farklı kararların dilekçede açıkça ayrılması gereğidir. Dilekçenin konusu, açıklamaları ve sonuç talebi aynı işlemi veya açıkça belirlenmiş işlemleri göstermelidir.
5.3. Kamulaştırma İptal Davası Kime Karşı Açılır?
Davalı idare, iptali istenen kamulaştırma işlemi esas alınarak belirlenir. Burada husumetin yöneltilmesi, davanın hangi idareye karşı açılacağını ifade eder; hasım ise davalı idaredir. 2942 sayılı Kanun m.10, malike gönderilen mahkeme davetiyesinde veya ilan yoluyla tebligatta kamulaştırmayı yapan idarenin adının ve davada husumetin kime yöneltileceğinin belirtilmesini ister. Bu nedenle dilekçede davalı yazılırken kamulaştırma kararı ile mahkeme tebligatı birlikte incelenmelidir. Bedel tespiti dosyasından gelen tebligatı düzenleyen mahkeme ile dava konusu işlemi yapan idare birbirinden ayrılmalıdır.
Davetiye veya ilanda bu bilginin eksik ya da yanlış olması, hasmın yanlış gösterilmesine yol açabilir. Kanun bu durum için davaya devam edilmesini sağlayan özel bir düzenleme içerir.
2942 sayılı Kanun m.10 — Davetiye veya ilandaki yanlış hasım bilgisi
Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur.
İYUK m.15 de davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dilekçenin tespit edilecek gerçek hasma tebliğini düzenler. Bu kurallar, davalı idarenin yanlış yazılması ile davanın süresinde açılmamasının farklı usul sorunları olduğunu gösterir. Hasmın düzeltilmesine ilişkin hüküm, dava açma süresini ortadan kaldırmaz.
6. İptal Davası Açılınca Kamulaştırma Durur mu?
İptal davasının açılması, kamulaştırma işleminin yürütülmesini tek başına durdurmaz. İYUK m.27’ye göre yürütmenin durdurulması için ayrıca değerlendirme yapılır. Talepte, işlemin açıkça neden hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde hangi telafisi güç veya imkânsız zararın doğacağı birlikte açıklanmalıdır.
İYUK m.27 — Yürütmenin durdurulması koşulları
Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.
Örneğin taşınmaz üzerindeki bir yapıya müdahale edileceği ileri sürülüyorsa, zararın ne olduğu ve neden sonradan giderilmesinin güç olacağı somut belgelerle açıklanmalıdır. Zarar ihtimalinin anlatılması, açık hukuka aykırılık koşulunun yerine geçmez. Aynı şekilde yalnız hukuka aykırılık iddiası ileri sürmek de iki koşulun birlikte değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
6.1. Anayasa Mahkemesinin Kamulaştırma İptal Kararları
Yürütmenin durdurulması, idari işlemin uygulanmasıyla ilgilidir. Bedel tespiti ve tescil davasında iptal davasının sonucunun beklenmesi ise ayrı bir usul meselesidir. Bedel davasında idari yargının sonucunun beklenmesi, burada bekletici mesele olarak adlandırılır. AYM’nin 25.12.2024 tarihli, E. 2024/101, K. 2024/232 sayılı kararı, bekletici mesele düzenlemesini yürütmenin durdurulması kararı verilmesine bağlayan m.10’un eski on dördüncü fıkrasını iptal etmiştir. Karar 27.03.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Mahkeme, hukuka uygunluk denetiminin kamulaştırma kesinleşmeden etkili biçimde yapılabilmesine ilişkin şu gerekçeyi açıklamıştır:
Dolayısıyla kamulaştırma kararına karşı etkili bir yargısal denetim yapılması imkânını tanımayan kural, devletin, mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarının dile getirilmesinde gerekli ve yeterli mekanizmaları oluşturma yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.
(Anayasa Mahkemesi, E. 2024/101, K. 2024/232, T. 25.12.2024 — iptal)
Ardından AYM, 10.07.2025 tarihli, E. 2025/148, K. 2025/141 sayılı kararıyla m.10/3-f’deki yürütmenin durdurulması kararı alındığının belgelenmesini arayan ibareyi de iptal etmiştir. Bu karar 01.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kararın kendi değerlendirmesi şöyledir:
Bu itibarla kuralın, mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarının dile getirilmesinde devletin gerekli ve yeterli mekanizmaları oluşturma yükümlülüğüyle bağdaştığı söylenemez.
(Anayasa Mahkemesi, E. 2025/148, K. 2025/141, T. 10.07.2025 — iptal)
Bu değişikliklerle, iptal davasının bedel tespiti ve tescil dosyasında beklenmesini yürütmenin durdurulması kararına bağlayan eski kanuni koşul kaldırılmıştır. Öte yandan bu iptal kararları, İYUK m.27’deki dava açılmasının yürütmeyi kendiliğinden durdurmayacağı kuralını kaldırmamıştır. Dava açıldığına ilişkin belgenin bedel tespiti ve tescil dosyasına sunulması ile idari işlemin uygulanmasının durdurulması talebi ayrı ayrı takip edilmelidir.
6.2. İptal Davası Bedel Tespiti ve Tescil Dosyasında Nasıl Bildirilir?
İptal davasının açıldığı, bedel tespiti ve tescil davasına bakan mahkemeye dava açıldığına ilişkin belge sunularak bildirilir. Açıklamada hangi kamulaştırma kararına karşı dava açıldığı ve idari yargılamanın hangi aşamada olduğu belirtilmelidir.
İki dosya arasındaki bağlantıyı açıklamak için iptali istenen kararın tarih ve sayısı, dava konusu taşınmazın bilgileri ve idari yargı dosyasının bilgileri birlikte gösterilebilir. İdari yargıda karar verilmişse kararın kapsamı ve kesinleşme durumu da açıklanmalıdır. Böylece aynı taşınmaz veya işlem hakkında yürütülen davalar arasındaki ilişki mahkeme tarafından değerlendirilebilir.
Bedel tespiti dosyasına yapılan bu bildirim, idari yargıda İYUK m.27 kapsamında istenecek yürütmenin durdurulmasının yerine geçmez.
7. Kamulaştırma İptal Davası İçin Hangi Belgeler Hazırlanır?
Dilekçede iptali istenen işlem, işlemin bildirim tarihi, hukuka aykırılık sebepleri ve bunları destekleyen deliller açıkça gösterilmelidir. Bu çerçeve İYUK m.3’te düzenlenmiştir. Aşağıdaki liste, dosyanın niteliğine göre incelenecek belgeleri ve neyi açıklamak için kullanıldıklarını gösterir; her belge her uyuşmazlıkta aynı nedenle gerekli değildir:
- Kamulaştırma kararı: İptali istenen işlemi, kararın tarih ve sayısını belirlemek için incelenir.
- Varsa kamu yararı kararı ve onayı: Kararı veren organın yetkisi ve gerekli onayların bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
- Mahkeme tebligatı ve varsa ilan örneği: Hangi işlemin, ne zaman ve hangi usulle bildirildiğini gösterir; 2942 sayılı Kanun m.14 kapsamındaki süre başlangıcı bu bilgilerle değerlendirilir.
- Tapu kaydı: Taşınmaz ile hak sahibi arasındaki ilişkiyi gösterir.
- Plan ve proje belgeleri: Kamulaştırmanın dayandığı hizmet ve taşınmazın bu hizmetle bağlantısı incelenir.
- Zarar ihtimalini gösteren belgeler: Yürütmenin durdurulması isteniyorsa ileri sürülen zararın açıklamasıyla ilişkilendirilir.
İYUK m.3 — Karar ve belgelerin dilekçeye eklenmesi
Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir.
Her belgenin dilekçede hangi iddiayı desteklediği açıklanmalıdır. Genel bir iptal talebi yerine kararın tarih ve sayısı ile taşınmazın bilgileri açıkça belirtilmelidir.
8. Kamulaştırma Kararı İptal Edilirse Ne Olur?
Kamulaştırma işleminin iptali, bedel tespiti ve tescil davasının hukuki dayanağını etkiler. Bunun dosyadaki sonucu değerlendirilirken iptal kararının kapsamı, kesinleşme durumu ve tescil davasının hangi aşamada olduğu birlikte incelenmelidir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kamulaştırma işlemlerinin kesin olarak iptal edildiği bir uyuşmazlıkta bedel tespiti ve tescil talebinin kabulünü doğru bulmamış; kararın değerlendirme bölümünde şu sonuca varmıştır:
kamulaştırma işleminin hukuki dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.
(Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11339, K. 2025/9136, T. 18.06.2025 — bozma)
Kararda belirleyici olan, kamulaştırma işlemlerinin kesin olarak iptal edilmiş olmasıdır; yalnız iptal davası açılmış bir dosya aynı durumda kabul edilemez. İptal kararı ve kesinleşme durumu, bedel tespiti ve tescil davasına bakan mahkemeye bildirilmelidir. Somut sonuç, kararın hangi işlem ve taşınmazlar hakkında verildiğiyle birlikte belirlenir.
- Dava konusu işlem ve tebligatı belirlemeİptali istenen kararın tarih ve sayısı ile tebligatın hangi işleme ilişkin olduğu kontrol edilir.2942 sayılı Kanun m.14
- Dilekçe ve dayanak belgelerini hazırlamaHukuka aykırılık sebepleri açıklanır; her sebep ilgili belgeyle ilişkilendirilir.İYUK m.3
- Yürütmenin durdurulması talebini değerlendirmeTalep edilecekse açık hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkânsız zarar koşulları birlikte açıklanır.İYUK m.27
Sıkça Sorulan Sorular
Kamulaştırma kararının iptali davası neyi konu alır?
Kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğunu konu alır. Yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönünden hukuka aykırılık ileri sürülür (İYUK m.2). Kamulaştırma bedelinin belirlenmesi ise 2942 sayılı Kanun m.10 kapsamındaki ayrı davanın konusudur.
Kamulaştırma kararına karşı dava açma süresi ne kadardır?
2942 sayılı Kanun m.14 uyarınca süre otuz gündür. Başlangıç, m.10 gereğince mahkemenin yaptığı tebligat; tebligat yapılamayanlar için mahkemenin tebligat yerine gazetede yaptığı ilandır. Her idari yazı veya öğrenme olayı bu özel tebligatla aynı sayılmaz.
Paydaş tek başına iptal davası açabilir mi?
Evet. 2942 sayılı Kanun m.14, iştirak halinde veya müşterek mülkiyette paydaşların tek başına dava hakkı olduğunu düzenler. Dava açmayanların sonuçtan etkilenmeyeceğini söyleyen eski altıncı fıkra ise AYM tarafından iptal edilmiştir.
Kamu yararı kararı yoksa kamulaştırma mutlaka iptal edilir mi?
Ayrıca kamu yararı kararı bulunmaması tek başına her durumda yeterli değildir. 2942 sayılı Kanun m.6, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıkça onaylı özel plan ve projeye göre yapılacak hizmetlerde ayrıca kamu yararı kararı ve onay aramaz; yetkili icra organının kamulaştırmaya başlanıldığını gösteren kararı gerekir.
İptal davası açmak kamulaştırmayı durdurur mu?
Dava açılması tek başına işlemin yürütülmesini durdurmaz (İYUK m.27). Açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşullarının birlikte gösterilerek yürütmenin durdurulması istenmesi gerekir.
Kamulaştırma bedelinin düşük olması iptal sebebi midir?
Bedelin düşük bulunması tek başına kamulaştırma işleminin iptaliyle aynı talep değildir. Bedel uyuşmazlığı, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesindeki bedel tespiti ve tescil davasında değerlendirilir (2942 sayılı Kanun m.10). İşlemin hukuka aykırılığına ilişkin iptal davası ise kural olarak idare mahkemesinde görülür (2576 sayılı Kanun m.5; 2942 sayılı Kanun m.14). Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararına karşı dava ayrıca değerlendirilir.
Kamulaştırma iptal davasında idare yanlış gösterilirse ne olur?
İYUK m.15, yanlış hasım gösterilmesi halinde dilekçenin mahkemenin belirleyeceği gerçek hasma tebliğini düzenler. 2942 sayılı Kanun m.10 da davetiye veya ilandaki eksik ya da yanlış bilgi nedeniyle husumetin yanlış yöneltilmesi halinde gerçek hasma tebligat yapılarak davaya devam edileceğini belirtir. Bu düzenlemeler dava açma süresini ortadan kaldırmaz.
Kamulaştırmada maddi hata düzeltim davası ile iptal davası aynı mı?
Hayır. 2942 sayılı Kanun m.14, kamulaştırma işlemine karşı iptal davasını idari yargıda, maddi hatalara karşı düzeltim davasını adli yargıda düzenler. İşlemin hukuka aykırılığı, maddi hata ve bedelin düşük bulunması farklı taleplerdir.
Belediyede kamulaştırma kararını hangi organ alır?
5393 sayılı Belediye Kanunu m.34, yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak görevini belediye encümenine verir. Kamu yararı kararı ile gerekli onaylar ayrıca 2942 sayılı Kanun m.5 ve m.6 kapsamında değerlendirilir. Belediye başkanlığının bildirim yazısı ile yetkili organın kararı birbirinden ayrılmalıdır.
Acele kamulaştırma kararına nasıl itiraz edilir?
Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararına karşı Danıştayda iptal davası açılır (2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24). İmzalı dilekçede iptali istenen karar, hukuka aykırılık sebepleri ve deliller belirtilir; karar ve ilgili belgeler eklenir (İYUK m.3). İdarenin kamu yararı veya kamulaştırma kararına karşı dava ise ayrı değerlendirilir. Süre hesabında hedef alınan işlem ile bildirim veya öğrenme durumu belirlenmelidir.
AYM'nin iptal kararları kamulaştırma iptal davasını nasıl etkiler?
AYM'nin E. 2024/101, K. 2024/232 ve E. 2025/148, K. 2025/141 sayılı kararları, iptal davasının bedel tespiti ve tescil dosyasında beklenmesini yürütmenin durdurulması kararına bağlayan eski kanuni koşulu kaldırmıştır. Ancak dava açılması idari işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; İYUK m.27 kapsamındaki yürütmenin durdurulması talebi ayrı değerlendirilir.
Acele kamulaştırma davasında adli tatil süreyi uzatır mı?
İYUK m.20/A kapsamındaki dava açma süresinin son günü çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa İYUK m.8'deki uzama kuralı değerlendirilir. Danıştay 6. Dairesi, E. 2024/6121, K. 2025/3306 sayılı kararında bu kuralı uygulayarak süre aşımı itirazını kabul etmemiştir. Adli tatil bütün süreleri başlangıcından itibaren durdurmaz; bu acele kamulaştırma örneği, 2942 sayılı Kanun m.14'teki özel süreye doğrudan genellenmemelidir.
İlgili çalışma alanı: Gayrimenkul Hukuku
← Tüm makaleler