
İçindekiler 17
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Mahsup Ne Demek?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Hangi Süreler Mahsup Edilir?
- Başka Bir Suçtan Tutukluluk Mahsup Edilir mi?
- Adli Kontrolde Geçen Süre Mahsup Edilir mi?
- Yabancı Ülkede Geçen Süre: TCK 16
- Adli Para Cezasından Mahsup
- Mahsup Tablosu
- Mahsup Nasıl Talep Edilir?
- Mahsup ile Takas Aynı Şey mi?
- Mahsup ve Tazminat İlişkisi
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Mahsup Yargıtay Kararları
- Özet
Kısa Cevap
Mahsup, hüküm kesinleşmeden önce özgürlüğünüzün kısıtlandığı sürelerin (gözaltı, tutukluluk, gözlem altına alma) hükmedilen hapis cezasından düşülmesidir. Hâkimin takdirine bağlı değildir; şartları varsa zorunludur. Dayanağı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesidir.
Bu Durumda mısınız?
- Tutuklu kaldınız, sonra daha kısa bir hapis cezası aldınız ve fazla yattığınızı düşünüyorsunuz.
- Bir dosyadan tutuklu kaldınız, başka bir dosyadan kesinleşmiş cezanız infaz ediliyor.
- Hakkınızda adli kontrol (konutu terk etmemek / elektronik kelepçe) uygulandı; bu sürenin cezanızdan düşülüp düşülmeyeceğini bilmiyorsunuz.
- Yabancı ülkede aynı suçtan tutuklu kaldınız veya ceza çektiniz.
- Mahsup talebiniz reddedildi ve nereye itiraz edeceğinizi bilmiyorsunuz.
- Adli para cezası aldınız; gözaltı/tutukluluk sürenizin bu cezadan düşülmesini istiyorsunuz.
Bu durumlardan biri sizi tanımlıyorsa, dosyanızı bir avukata inceletmeniz yerinde olur.
Mahsup Ne Demek?
“Mahsup” sözlükte hesaba geçirilmiş, düşülmüş anlamına gelir. Ceza hukukunda ise dar ve teknik bir anlamı vardır: kişi henüz kesin olarak suçlu bulunmadan önce özgürlüğünden yoksun bırakılmışsa, bu süre sonradan hükmedilen cezadan indirilir.
Kurumun mantığı basittir. Tutuklama bir ceza değil, bir koruma tedbiridir; kişi o aşamada masumiyet karinesinden yararlanır. Sonradan mahkûm olduğunda, önceden çektiği özgürlük kaybının yok sayılması bir haksızlık doğurur. Mahsup, bu haksızlığı gideren mekanizmadır.
Türk hukuku bu konuda zorunlu (mecburi) mahsup sistemini benimsemiştir. Yani hâkim, “mahsup yapayım mı, yapmayayım mı” diye takdir yürütmez; şartlar oluşmuşsa indirim yapmak mecburidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bunu açıkça ifade eder:
“Bu sisteme göre, mahkûm kusuru ile tutuklu kalmış olsa dahi, tutukluluk süresinin verilen cezadan indirilmesi zorunludur.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2006/4, K. 2006/7, T. 31.01.2006 — Başsavcılık itirazının kabulü)
Dayandığı Kanun Maddeleri
TCK m.63 — Mahsup
Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.
Maddenin kilit ifadesi “bütün haller”dir. Kanun yalnızca “tutukluluk” dememiş; şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran her hâli kapsama almıştır. Gözaltı ve gözlem altına alma süreleri de bu kapsamdadır.
TCK m.16 — Cezadan mahsup
Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.
CMK m.109 — Adlî kontrol
Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
Bu üç madde birlikte okunmalıdır: TCK 63 genel kuralı, TCK 16 yurt dışı boyutunu, CMK 109/6 ise adli kontrolün özel rejimini düzenler.
Hangi Süreler Mahsup Edilir?
TCK 63 iki şart arar:
- Süre, hüküm kesinleşmeden önce geçmiş olmalıdır.
- Süre, şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğurmuş olmalıdır.
Bu iki şartı taşıyan her süre (adı ne olursa olsun) indirilir. Kanunun “bütün haller” ifadesi, kurumu tutuklama müzekkeresiyle sınırlı saymayı engeller.
Buna karşılık hüküm kesinleştikten sonra başka bir sebeple özgürlüğün kısıtlanması, kural olarak mahsup konusu yapılamaz. Bunun dayanağı maddenin kendi lafzıdır: kanun, kapsamı açıkça “hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen” sürelerle sınırlamıştır.
Ayrıca, cezanın infazına başlandıktan sonra hükümlünün hastalık nedeniyle hastaneye kaldırılması hâlinde hastanede geçen süre de cezadan indirilir (5275 sayılı Kanun m.100/1). Ancak hükümlü infazı durdurmak için hastalığına kasten neden olmuşsa bu hükümden yararlanamaz (m.100/2).
Başka Bir Suçtan Tutukluluk Mahsup Edilir mi?
Cevap: evet, mahsup edilebilir — ama koşulları vardır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tutukluluğun mahsup yapılacak cezayla aynı suça ait olmasının şart olmadığını açıkça ortaya koymuştur:
“Tutuklu kalınan sürenin mahkûmiyetten mahsup edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkûmiyete ait olması gerekmeyip, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce, işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle de tutuklu kalınan sürenin mahsubu olanaklıdır. Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesidir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2006/4, K. 2006/7, T. 31.01.2006 — Başsavcılık itirazının kabulü)
Aynı kararda Kurul, mahsubun koşullarını şöyle toplamıştır:
“mahsuba karar verilmesi için, tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç veya suçların işlenmiş olması, tutuklamaya neden olan suçta tutuklu kalınan sürenin ikinci suç nedeniyle verilen cezadan fazla olması veya ikinci suçun beraetle sonuçlanması gerekmektedir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2006/4, K. 2006/7, T. 31.01.2006 — Başsavcılık itirazının kabulü)
Bu cümleyi açalım, çünkü uygulamadaki hatanın çoğu buradan çıkar. Tutuklu kaldığınız süre önce kendi dosyanızın cezasından düşülür. Ancak bundan artan bir süre varsa, o artık süre başka bir mahkûmiyete aktarılabilir. Artık süre iki hâlde doğar: ya tutukluluk o dosyanın cezasından uzundur, ya da o dosya beraatle sonuçlanmıştır (bu durumda tutukluluğun tamamı artıktır).
Kurulun bu sınırı koymasının gerekçesi de kararda yazılıdır: amaç, sanığın “daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek, yeniden bir suç işlemesine engel olmak”tır. Yani mahsup, peşin ödenmiş bir suç kredisi değildir.
Buna karşılık, tutuklu kalınan davanın nasıl bittiği (beraat mi, mahkûmiyet mi) kurumun uygulanmasına engel değildir:
“Tutuklu kalınan suçtan dolayı beraat ya da mahkumiyet hükmü verilmesi sonuca etkili değildir.”
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2012/7285, K. 2012/9338, T. 11.04.2012 — bozma)
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, aynı ilkeleri uygulamacı için maddeler hâlinde sıralamıştır:
“Tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlayan hallerin, mahsup yapılacak mahkumiyete konu suça ilişkin olması zorunlu değildir.”
(Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/20936, K. 2010/18912, T. 11.11.2010 — bozma)
Peki dava henüz bitmemişse? Yargıtay, derdest (görülmekte olan) bir davadan dolayı tutuklu kalınan sürenin bile mahsup edilmesi gerektiğini, bunun bir tercih değil bir mecburiyet olduğunu vurgulamıştır:
“Özellikle vurgulamak gerekir ki devam eden bir davaya ilişkin tutuklu kalınan sürenin kesinleşmiş ceza mahkûmiyetinden indirilmesi takdire bağlı değildir, tam aksine bir zorunluluktur.”
(Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/9180, K. 2012/41161, T. 12.09.2012 — bozma)
Bunun pratik gerekçesi de bellidir: bekleyip sonucu görmek, hükümlü aleyhine geri dönülemez bir zarar doğurabilir.
“derdest olan davada sanığın beraat etmesi ya da daha az cezayı gerektiren bir hükümden ceza alması halinde infazı halen devam eden mahkum için telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği cihetle”
(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2012/4921, K. 2012/22669, T. 02.07.2012 — bozma)
Adli Kontrolde Geçen Süre Mahsup Edilir mi?
Burada kural, sezginin tersidir. Adli kontrol altında geçen süre kural olarak mahsup edilmez (CMK m.109/6). Yurt dışına çıkamamak, taşıt kullanamamak veya silah bulunduramamak gibi yükümlülükler altında geçen süreler cezadan düşülmez.
Kuralın iki istisnası vardır:
- (e) bendi — tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak,
- (j) bendi — konutunu terk etmemek.
Ve (j) bendi için kanun özel bir oran koymuştur: konutu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır. Yani ev hapsinde geçen 60 gün, cezanızdan 30 gün düşer.
Bu ayrım pratikte sıkça atlanır. Adli kontrol kararınızın hangi bende dayandığına bakmadan mahsup beklemek, çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanır.
Yabancı Ülkede Geçen Süre: TCK 16
Yabancı ülkede aynı suçtan gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir (TCK m.16).
Dikkat edilmesi gereken nokta: TCK 16 ile TCK 63 ayrı ayrı uygulanır. Yurt dışındaki süre TCK 16’dan, Türkiye’deki gözaltı ve tutukluluk TCK 63’ten düşülür; biri diğerinin yerine geçmez. Yargıtay, yerel mahkemenin yalnızca yabancı ülkedeki cezayı mahsup edip Türkiye’deki tutukluluğu atladığı bir hükmü bu yüzden düzeltmiştir:
“TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürelerin ve TCK’nın 63. maddesi uyarınca ülkemizde gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta geçen sürelerin cezadan mahsubuna”
(Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/14509, K. 2014/2313, T. 03.03.2014 — düzeltilerek onama)
Adli Para Cezasından Mahsup
Mahsup yalnızca hapis cezasına özgü değildir. TCK 63’ün ikinci cümlesi, adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere indirim yapılacağını söyler.
Bu rakam kanun değişiklikleriyle zaman içinde güncellenmiştir. Eski tarihli kararlarda farklı tutarlar (örneğin bir gün yüz Türk Lirası) görülebilir; bugünkü hesap için yürürlükteki madde metni esas alınır, eski kararlardaki rakam kopyalanmaz.
Mahsup Tablosu
| Süre türü | Mahsup edilir mi? | Oran | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Tutukluluk | Evet | 1 gün = 1 gün | TCK m.63 |
| Gözaltı / gözlem altına alma | Evet | 1 gün = 1 gün | TCK m.63 |
| Adli kontrol (genel) | Hayır | — | CMK m.109/6 |
| Adli kontrol — konutu terk etmemek (j) | Evet | 2 gün = 1 gün | CMK m.109/6 |
| Adli kontrol — tedavi/muayene (e) | Evet | 1 gün = 1 gün | CMK m.109/6 |
| Yabancı ülkede tutukluluk/hükümlülük | Evet | 1 gün = 1 gün | TCK m.16 |
| Adli para cezasına karşılık | Evet | 1 gün = 500 TL | TCK m.63 |
| İnfaz sırasında hastanede geçen süre | Evet | 1 gün = 1 gün | 5275 s.K. m.100 |
Mahsup Nasıl Talep Edilir?
Mahsup, hüküm fıkrasında hesaplanmış net bir rakam olarak değil, “…mahsubuna” biçiminde ayrı bir karar cümlesi olarak yer alır. Asıl hesap infaz aşamasında yapılır. Yargıtay, mahsuplu net rakamı doğrudan hüküm fıkrasına yazan bir yerel mahkeme hükmünü bu nedenle düzeltmiştir:
“TCK’nin 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna”
(Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2011/37203, K. 2012/46074, T. 26.12.2012 — düzeltilerek onama)
İnfaz aşamasında çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden karar istenir (5275 sayılı Kanun m.98/1-b). Bu başvuru cezanın infazını ertelemez (m.98/2).
İnfaz hâkimliğinin bu kapsamda verdiği kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir (5275 sayılı Kanun m.101/3).
Mahsup ile Takas Aynı Şey mi?
Hayır. “Mahsup” kelimesi muhasebede, vergi hukukunda ve borçlar hukukunda da kullanılır; bu sayfadaki anlam ceza hukukuna özgüdür.
Borçlar hukukundaki takas, iki kişinin karşılıklı ve muaccel borçlarını birbirine sayarak sona erdirmesidir (TBK m.139). Ceza hukukundaki mahsupta ise karşılıklı bir borç ilişkisi yoktur; devletin, kişinin önceden kaybettiği özgürlüğü hesaba katma yükümlülüğü vardır. İki kurumun ortak yanı yalnızca kelimenin kökenidir.
Mahsup ve Tazminat İlişkisi
Tutukluluğunuz başka bir mahkûmiyetinizden mahsup edilmişse, aynı süre için ayrıca tazminat isteyip isteyemeyeceğiniz sorusu doğar. Yargıtay, tazminat davalarında mahsup durumunun ayrıca araştırılması gereken bir olgu olduğunu vurgulamaktadır:
“tutuklulukta geçirdiği günlerin başka bir mahkumiyetinden mahsup edilip edilmediği hususunun etraflıca araştırılmaması”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/5238, K. 2025/8998, T. 17.12.2025 — bozma)
Yani mahsup ile tazminat birbirinden bağımsız düşünülemez; hangi yolun açık olduğu dosyanın somut durumuna bağlıdır ve ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Süreleri çıkarın. Gözaltına alındığınız ve salıverildiğiniz tarihleri, tutukluluk giriş-çıkış tarihlerini gün gün listeleyin.
- Hangi dosyadan olduğunu ayırın. Her sürenin hangi soruşturma/dava dosyasına ait olduğunu işaretleyin. Mahsup analizi buradan başlar.
- Kesinleşme tarihlerini bulun. Mahsup edilecek mahkûmiyetin suç tarihi, tutuklu kaldığınız dosyanın hüküm kesinleşme tarihinden önce mi? Kural burada düğümlenir.
- Adli kontrol varsa bendini kontrol edin. Kararınız (j) bendine mi dayanıyor? Öyleyse iki gün bir gün sayılır.
- İnfaz hâkimliğine başvurun. Çektirilecek cezanın hesabında duraksama varsa, karar merci infaz hâkimliğidir; reddedilirse itiraz yolu açıktır.
Sık Yapılan Hatalar
- “Mahsup hâkimin takdirindedir” sanmak. Değildir; şartları varsa zorunludur.
- Adli kontrolde geçen her süreyi mahsup edilebilir sanmak. Kural tam tersidir; yalnızca (e) ve (j) bentleri istisnadır.
- Tutuklu kalınan dosyanın bitmesini beklemek. Derdest davadan doğan tutukluluk da mahsuba konu olabilir.
- Artık süre kuralını atlamak. Tutukluluk önce kendi dosyasının cezasından düşülür; başka mahkûmiyete ancak artan süre aktarılır.
- Eski kararlardaki para rakamını kullanmak. Adli para cezası karşılığı gün hesabı değişmiştir; yürürlükteki madde metni esastır.
- Mahsup ile tazminatı aynı kefeye koymak. İkisi ayrı yollardır ve birbirini etkiler.
Mahsup Yargıtay Kararları
Mahsup zorunludur, takdire bağlı değildir. Ceza Genel Kurulu, Türk hukukunun “mecburi mahsup” sistemini benimsediğini, hükümlünün kusuruyla tutuklu kalmış olmasının bile sonucu değiştirmeyeceğini belirtmiştir:
Özet
- Mahsup, hüküm kesinleşmeden önce özgürlüğü sınırlayan bütün sürelerin cezadan indirilmesidir (TCK m.63).
- Sistem zorunludur; hâkimin takdirine bırakılmamıştır.
- Tutukluluğun aynı suça ait olması şart değildir — ölçüt, mahsuba konu suçun, tutuklu kalınan dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır.
- Başka mahkûmiyete ancak artan süre aktarılır (tutukluluk cezadan uzunsa ya da o dosya beraatle bittiyse).
- Adli kontrol kural olarak mahsup edilmez; istisna (e) ve (j) bentleridir — konutu terk etmemekte iki gün bir gün sayılır (CMK m.109/6).
- Yabancı ülkedeki süre TCK 16’dan, Türkiye’deki süre TCK 63’ten ayrı ayrı düşülür.
- Hesap infaz aşamasında yapılır; duraksama hâlinde infaz hâkimliğine başvurulur, karara itiraz edilebilir.
İlgili yazılar: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir? Şartları ve Denetim Süresi · Adli Kontrol Nedir? Yükümlülükler, Süre ve İtiraz · TCK 191: Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma — Madde Metni, Cezası ve Erteleme Süreci
Sıkça Sorulan Sorular
Mahsup ne demek?
Mahsup, hüküm kesinleşmeden önce özgürlüğünüzün kısıtlandığı sürelerin hükmedilen cezadan düşülmesidir. Gözaltı, tutukluluk ve gözlem altına alma süreleri buna dahildir. Dayanağı TCK'nın 63. maddesidir ve şartları varsa uygulanması zorunludur.
Mahsup hâkimin takdirinde midir?
Hayır. Türk hukukunda zorunlu mahsup sistemi benimsenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hükümlü kendi kusuruyla tutuklu kalmış olsa dahi indirimin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Hâkimin görevi, şartların oluşup oluşmadığını denetlemek ve hesabın doğruluğunu kontrol etmektir.
Başka bir suçtan tutuklu kaldığım süre mahsup edilir mi?
Edilebilir. Tutukluluğun, mahsup yapılacak mahkûmiyetle aynı suça ait olması gerekmez. Belirleyici ölçüt şudur: mahsuba konu mahkûmiyetin suçu, tutuklu kalınan dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmalıdır.
Tutuklu kaldığım dosya beraatle bitmezse mahsup yapılmaz mı?
Yapılır. Tutuklu kalınan davanın beraatle veya mahkûmiyetle sonuçlanması sonuca etkili değildir. 1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının bir beraat olayından doğmuş olması, beraati zorunlu şart hâline getirmez.
Adli kontrolde geçen süre cezamdan düşer mi?
Kural olarak düşmez. CMK'nın 109/6. maddesi adli kontrol süresinin mahsup edilemeyeceğini söyler. İki istisna vardır: tedavi veya muayene tedbiri (e bendi) ile konutu terk etmemek (j bendi). Konutu terk etmemekte geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır.
Ev hapsinde geçen 60 gün cezamdan kaç gün düşer?
30 gün düşer. Konutu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. Bu oran kanunla belirlenmiştir ve hâkimin takdirine bağlı değildir.
Yurt dışında tutuklu kaldım, bu süre mahsup edilir mi?
Edilir. TCK'nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilir. Bu, Türkiye'deki tutukluluğun TCK 63'ten mahsubuna engel değildir; ikisi ayrı ayrı uygulanır.
Adli para cezasından mahsup nasıl yapılır?
TCK 63'ün ikinci cümlesine göre adli para cezasına hükmedilmesi durumunda bir gün beşyüz Türk Lirası sayılarak indirim yapılır. Bu tutar zaman içinde değişmiştir; hesap yapılırken yürürlükteki madde metni esas alınmalıdır.
Mahsup talebimi nereye yapacağım?
Çektirilecek cezanın hesabında duraksama varsa veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülüyorsa, 5275 sayılı Kanunun 98. maddesi uyarınca infaz hâkimliğinden karar istenir. Bu başvuru cezanın infazını durdurmaz.
Mahsup talebim reddedilirse ne yapabilirim?
5275 sayılı Kanunun 101/3. maddesi uyarınca bu kapsamda verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz süresi ve mercii bakımından dosyanızı bir avukata inceletmeniz yerinde olur.
Görülmekte olan davadan tutukluyum, mahsup için davanın bitmesini beklemeli miyim?
Beklemeniz gerekmez. Yargıtay, devam eden bir davaya ilişkin tutukluluğun kesinleşmiş mahkûmiyetten indirilmesinin takdire bağlı olmadığını, zorunluluk olduğunu belirtmiştir. Beklemek, sonradan telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir.
Mahsup ile takas aynı şey mi?
Değildir. Takas, borçlar hukukunda karşılıklı ve muaccel borçların birbirine sayılmasıdır (TBK m.139). Ceza hukukundaki mahsupta karşılıklı bir borç ilişkisi yoktur; kaybedilen özgürlüğün cezadan düşülmesi söz konusudur.
İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku
← Tüm makaleler