
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Miras Sebebiyle İstihkak Nedir?
- Haciz İstihkakından Farkı
- Davanın Ayırt Edici Şartı: Mirasçılık Sıfatı Uyuşmazlığı
- Davanın Hükümleri
- Zamanaşımı: Bir, On ve Yirmi Yıl
- Mirasçılık sıfatı tartışmalı değilse m.639 süresi hiç işlemez
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Malın Korunması: Güvence ve Tapu Şerhi
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
- Değerlendirme
Kısa Cevap
Miras sebebiyle istihkak davası, yasal veya atanmış mirasçının, terekeyi ya da bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek açtığı davadır (TMK m.637). Dava kabul edilirse tereke malı davacıya zilyetlik hükümleri uyarınca verilir ve davalı, malı zamanaşımıyla kazandığını ileri süremez (m.638).
Zamanaşımı üç kademelidir: iyiniyetli davalıya karşı öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde on yıl; kötüniyetli davalıya karşı yirmi yıl (m.639). Görevli mahkeme asliye hukuk, yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Dikkat: Bu dava, haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiasıyla açılan haciz (İİK) istihkak davasından tamamen farklıdır. Karışıklık için aşağıdaki bölüme bakın.
Bu Durumda mısınız?
- Mirasbırakanın malları başka birinin elinde ve size verilmiyor.
- Kendinizi mirasçı sayıyorsunuz ama karşı taraf mirasçılık sıfatınıza itiraz ediyor.
- Terekeyi elinde tutan kişi mirasçı bile değil ve malları iade etmiyor.
- Malın elden çıkarılmasından endişe ediyor, tedbir alınıp alınamayacağını soruyorsunuz.
- Yıllar geçti; zamanaşımına uğrayıp uğramadığını öğrenmek istiyorsunuz.
Miras Sebebiyle İstihkak Nedir?
Davanın tanımı, tarafları ve hâkimin yetkileri tek maddede toplanmıştır:
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.637 — A. Koşulları
Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.
Maddenin kurduğu yapı şudur: davacı yasal veya atanmış mirasçıdır; davalı terekeyi ya da tereke mallarını fiilen elinde bulunduran kimsedir; dayanak ise davacının mirasçılıktan doğan üstün hakkıdır. Davalının mirasçı olması şart değildir. Tereke malını elinde tutan bir üçüncü kişi de davalı olabilir.
Maddenin ikinci fıkrası davaya ayrı bir güç katar: hâkim bu davada mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. Yani mirasçılık tartışmasını ayrı bir davada çözdürüp sonra malı istemek gerekmez; iki mesele aynı davada görülür.
Haciz İstihkakından Farkı
Türk hukukunda “istihkak davası” adını taşıyan iki ayrı kurum vardır ve birbirine sık karıştırılır. Aralarındaki tek ortaklık isimdir.
| Miras sebebiyle istihkak | Haciz (İİK) istihkakı | |
|---|---|---|
| Dayanak | TMK m.637-639 | İİK m.96 ve devamı |
| Neye dayanır | Mirasçılık sıfatı | Haczedilen malın borçluya ait olmadığı iddiası |
| Davacı | Yasal veya atanmış mirasçı | Mal üzerinde hak iddia eden üçüncü kişi (veya alacaklı) |
| Bağlam | Miras hukuku, tereke | İcra takibi, haciz |
| Mahkeme | Asliye hukuk | İcra hukuk mahkemesi |
| Süre | 1 / 10 / 20 yıl (TMK m.639) | İİK’daki kısa süreler |
Haciz istihkakının çıkış noktası tamamen başka bir olgudur:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.96
Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve
Görüldüğü gibi burada miras, tereke veya mirasçılık sıfatı hiç yoktur; mesele bir icra takibinde haczedilen malın kime ait olduğudur. Haciz istihkakı için bkz. İstihkak Davası Nedir, Nasıl Açılır?.
Davanın Ayırt Edici Şartı: Mirasçılık Sıfatı Uyuşmazlığı
Bu, uygulamada davanın reddine yol açan en kritik noktadır. Miras sebebiyle istihkak davası, terekeden mal istemenin genel yolu değildir; davanın özünde mirasçılık sıfatına ilişkin bir çekişme bulunmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin önüne gelen bir uyuşmazlıkta davacılar mirasbırakanın kardeşleri, davalı ise sağ kalan eşti; davalı, davacıların mirasçılık sıfatına hiç itiraz etmemişti. Daire bu durumda davanın nitelendirilmesini kabul etmemiştir:
Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/5151, K. 2018/95, T. 09.01.2018)
Pratik sonuç şudur: taraflar arasında kimin mirasçı olduğu tartışmalı değilse ve mesele yalnızca malların paylaşımıysa, doğru yol miras sebebiyle istihkak değil, mirasın paylaştırılması veya duruma göre başka bir dava türüdür. Yanlış dava türü seçimi zaman ve harç kaybına yol açar.
Terekede tam olarak nelerin bulunduğu belirsizse, dava türünü seçmeden önce koruyucu yola başvurmak çoğu zaman daha isabetlidir: terekenin tespiti davası, terekedeki mal ve borçların sulh hâkimince yazılmasını sağlar ve mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etki doğurmadığı için bu davanın alternatifi değil, ön adımıdır.
Davanın Hükümleri
Dava kabul edilirse malın nasıl verileceği ve davalının hangi savunmayı yapamayacağı ayrı bir maddede düzenlenmiştir:
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.638 — B. Hükümleri
Miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde, tereke veya terekeye dahil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir. Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.
Bu hükmün iki ayağı vardır.
Birincisi, iade zilyetlik hükümlerine göre yapılır. Bu, davalının iyiniyetli mi kötüniyetli mi olduğunun sonuca etki edeceği anlamına gelir: semereler, yapılan giderler ve kullanma bakımından iyiniyetli zilyet ile kötüniyetli zilyet farklı rejime tabidir.
İkincisi ve daha önemlisi, davalı kazandırıcı zamanaşımı savunması yapamaz. Tereke malını uzun süre elinde tutmuş olması, davalıya mülkiyet kazandırmaz. Bu, mirasçı lehine güçlü bir korumadır ve miras sebebiyle istihkak davasını benzer taleplerden ayırır.
Zamanaşımı: Bir, On ve Yirmi Yıl
Zamanaşımı sıklıkla “bir yıl ve on yıl” olarak özetlenir; oysa kanun üçüncü bir süre daha öngörür:
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.639 — C. Zamanaşımı
Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.
Süreler şöyle ayrışır:
| Davalı | Süre |
|---|---|
| İyiniyetli | Öğrenmeden itibaren 1 yıl |
| İyiniyetli | Her hâlde ölüm veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl |
| İyiniyetli olmayan (kötüniyetli) | 20 yıl |
Bir ve on yıllık sürelerin yalnızca iyiniyetli davalıya ilişkin olduğuna dikkat edin. Madde metni bunu açıkça “iyiniyetli davalının” diyerek kurar. Davalının kötüniyetli olduğu, yani mirasçı olmadığını veya malın terekeye ait olduğunu bildiği hâllerde süre yirmi yıldır. On yılın geçmiş olması tek başına davanın zamanaşımına uğradığı anlamına gelmez; önce davalının iyiniyetli olup olmadığı tartışılmalıdır.
Mirasçılık sıfatı tartışmalı değilse m.639 süresi hiç işlemez
Bu, uygulamada en pahalı hatalardan biridir: mirasçılık sıfatında bir çekişme yokken açılan talep miras sebebiyle istihkak değil adi istihkaktır ve m.639’un süreleri ona uygulanmaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, murisin hesabından çekilen bedelin tahsili istemini bu çerçevede değerlendirmiştir:
Bu hükümde davacı mirasçının soybağı uyuşmazlığı yahut mirasçılık sıfatına dair bir çekişmenin giderilmesi söz konusudur. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı açıkça hüküm altına alınmıştır.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/14078, K. 2016/6413, T. 30.05.2016 — bozma)
Aynı kararda Daire, somut olayda mirasçılık sıfatına dair bir çekişme bulunmadığını saptayarak talebi adi istihkak saymış ve şu sonuca varmıştır:
Adi istihkak davasında ise zamanaşımı süresi söz konusu değildir.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/14078, K. 2016/6413, T. 30.05.2016 — bozma)
Pratik sonuç: davanız zamanaşımından reddedildiyse, önce hangi davanın açıldığı doğru nitelendirilmiş mi ona bakın. Mirasçılık sıfatı çekişmesiz bir dosyada m.639’un bir yıllık süresine dayanılarak verilen ret kararı, nitelendirme hatasına dayanıyor olabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev bakımından miras sebebiyle istihkak davası için özel bir kural öngörülmemiştir; bu nedenle genel kural uygulanır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2 — Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Dava konusunun değeri ne olursa olsun görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; sulh hukuk mahkemesi görevli değildir.
Yetki bakımından ise miras hukukuna özgü bir kural vardır:
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.576
Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
Yetkili mahkeme, malın ya da taşınmazın bulunduğu yer değil, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Tereke birden çok ilde bulunsa dahi bu kural değişmez.
Malın Korunması: Güvence ve Tapu Şerhi
Dava sürerken tereke malının elden çıkarılması gerçek bir risktir. Kanun hâkime bu konuda geniş bir yetki tanır:
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.637 — önlemler
Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
Hükümde iki nokta önemlidir. Birincisi, önlem davacının istemi üzerine alınır. Kendiliğinden gündeme gelmez, dava dilekçesinde veya sonrasında ayrıca talep edilmelidir. İkincisi, sayılan önlemler sınırlayıcı değildir: “gibi gerekli her türlü önlem” ifadesi hâkime takdir yetkisi verir; güvence ve tapu şerhi yalnızca örnektir.
Sık Yapılan Hatalar
- Haciz istihkakıyla karıştırmak. İki dava yalnızca ad benzerliği taşır; dayanağı, mahkemesi ve süreleri farklıdır.
- Mirasçılık sıfatı tartışmalı değilken bu davayı açmak. Sıfat üzerinde uyuşmazlık yoksa dava bu ad altında görülemez.
- Zamanaşımını “1 ve 10 yıl” sanmak. Bu süreler iyiniyetli davalıya ilişkindir; kötüniyetliye karşı süre yirmi yıldır.
- Sulh hukuk mahkemesinde açmak. Görevli mahkeme asliye hukuktur (HMK m.2).
- Taşınmazın bulunduğu yerde açmak. Yetki, mirasbırakanın son yerleşim yerine göre belirlenir (TMK m.576).
- Koruma önlemi istemeyi unutmak. Güvence ve tapu şerhi kendiliğinden değil, istem üzerine karara bağlanır.
Özet
- Dava: yasal/atanmış mirasçının, terekeyi elinde bulundurana karşı mirasçılıktaki üstün hakkına dayanarak açtığı davadır (TMK m.637).
- Ayırt edici şart: mirasçılık sıfatı üzerinde uyuşmazlık bulunmalıdır (14. HD).
- Hüküm: mal zilyetlik hükümlerine göre verilir; davalı zamanaşımıyla kazanma savunması yapamaz (m.638).
- Zamanaşımı: iyiniyetliye karşı 1 yıl / her hâlde 10 yıl; kötüniyetliye karşı 20 yıl (m.639).
- Görev: asliye hukuk mahkemesi (HMK m.2). Yetki: mirasbırakanın son yerleşim yeri (TMK m.576).
- Koruma: güvence veya tapu şerhi dahil her türlü önlem, davacının istemi üzerine alınır (m.637).
Değerlendirme
Miras sebebiyle istihkak davası, uygulamada hak ettiğinden daha az kullanılan bir yoldur ve bunun iki sebebi vardır. Birincisi ad benzerliğinden doğan karışıklıktır: “istihkak davası” denince akla önce icra takibindeki haciz istihkakı geldiğinden, miras bağlamındaki kurum gözden kaçmaktadır. İkincisi, davanın ayırt edici şartının bilinmemesidir — 14. Hukuk Dairesinin ortaya koyduğu üzere mirasçılık sıfatı üzerinde bir çekişme yoksa dava bu ad altında görülemez; yanlış nitelendirme usulden kayıpla sonuçlanır.
Kanaatimizce davanın en güçlü yönü TMK m.638’in ikinci cümlesidir: davalının kazandırıcı zamanaşımı savunması yapamaması, tereke malını yıllarca elinde tutmuş kişiye karşı mirasçıyı korur. Bu koruma, benzer taleplerde bulunmayan bir üstünlüktür ve dava türü seçilirken göz önünde tutulmalıdır.
Zamanaşımı değerlendirmesinde ise sık yapılan hata, on yılın dolduğu gerekçesiyle dosyayı kapatmaktır. Madde metni bir ve on yıllık süreleri açıkça iyiniyetli davalıya bağladığından, davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülebiliyorsa yirmi yıllık süre tartışılmalıdır. Bu ayrım, zaman aşımı savunmasıyla karşılaşan dosyalarda belirleyici olabilir.
Nihai değerlendirme dosyanızın somut şartlarına bağlıdır; mesleki sorumluluk avukatınızdadır.
İlgili yazılar: Miras Hukuku Nedir? Mirasçılık, Saklı Pay ve Davalar · İstihkak Davası Nedir, Nasıl Açılır?
Sıkça Sorulan Sorular
Miras sebebiyle istihkak davası nedir?
Yasal veya atanmış mirasçının, terekeyi ya da bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek açtığı davadır (TMK m.637). Amaç, terekenin veya tereke malının mirasçıya verilmesini sağlamaktır.
Miras sebebiyle istihkak ile haciz istihkakı aynı şey mi?
Değildir; yalnızca adları benzerdir. Miras sebebiyle istihkak TMK m.637-639'da düzenlenir ve mirasçılık sıfatına dayanır. Haciz istihkakı ise İcra ve İflas Kanunu m.96 ve devamında düzenlenir; haczedilen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu iddiasına dayanır. Mahkemesi, süresi ve tarafları tamamen farklıdır.
Bu davayı kim açabilir?
Yasal mirasçı veya atanmış mirasçı açabilir (TMK m.637). Davacının mirasçılık sıfatına dayanması gerekir; mirasçı olmayan bir kişinin bu davayı açması mümkün değildir.
Dava kime karşı açılır?
Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı açılır (TMK m.637). Davalı bir başka mirasçı olabileceği gibi, tereke malını elinde tutan üçüncü kişi de olabilir.
Mirasçılık sıfatı tartışmalı değilse bu dava açılabilir mi?
Yargıtay uygulamasına göre açılamaz. 14. Hukuk Dairesi, tarafların mirasçılık sıfatları üzerinde uyuşmazlık bulunmadığı hâlde miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Uyuşmazlık yalnızca malın paylaşımına ilişkinse başka dava türleri gündeme gelir.
Hâkim bu davada mirasçılık uyuşmazlığını da çözer mi?
Evet. TMK m.637 uyarınca bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. Ayrıca bir mirasçılık belgesi davası açılmasına gerek kalmadan sıfat sorunu aynı davada karara bağlanabilir.
Dava sırasında malın kaçırılmasını nasıl önlerim?
TMK m.637 hâkime geniş bir önlem yetkisi verir. Davacının istemi üzerine hâkim, hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
Dava kabul edilirse mal nasıl verilir?
Tereke veya terekeye dahil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir (TMK m.638). Yani iyiniyetli ve kötüniyetli zilyet ayrımı, semereler ve giderler bakımından zilyetlik hükümleri uygulanır.
Davalı malı zamanaşımıyla kazandığını söyleyebilir mi?
Söyleyemez. TMK m.638 uyarınca miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez. Bu, davacı mirasçı lehine önemli bir korumadır.
Miras sebebiyle istihkak davasında zamanaşımı kaç yıldır?
İyiniyetli davalıya karşı, davacının mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl; her hâlde ölümün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıldır. Kötüniyetli davalıya karşı ise süre yirmi yıldır (TMK m.639).
Hangi mahkeme görevlidir?
Aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2). Miras sebebiyle istihkak davası için özel bir görev kuralı öngörülmediğinden asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Hangi mahkeme yetkilidir?
Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m.576). Bu yetki kuralı taşınmazın bulunduğu yere göre değil, mirasbırakanın son yerleşim yerine göre belirlenir.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler