
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- İstihkak Ne Demek?
- İstihkak Davası Nedir, Şartları Nelerdir?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- İİK 96 ile 99 Farkı
- Mülkiyet Karinesi ve Kime İşlediği
- İspat Yükü ve Karinenin Çürütülmesi
- Görevli Mahkeme, Süreler ve Tazminat
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
İstihkak davası, haczedilen bir mal üzerinde alacaklı ve borçlu dışındaki üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin hakkı iddia etmesi hâlinde açılan davadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ilâ 99. maddelerinde düzenlenir, icra mahkemesinde görülür ve kural olarak yedi günlük sürelere bağlıdır.
Bu, miras sebebiyle istihkak davası değildir. Aynı adı taşıyan ama tamamen ayrı bir kurum olan, mirasçının terekeyi elinde bulundurana karşı açtığı dava için bkz. Miras Sebebiyle İstihkak Davası. Buradaki dava haciz ve icra takibiyle ilgilidir.
Bu Durumda mısınız?
- Borçlu bir yakınınızla aynı evde oturuyorsunuz ve hacze gelen memur sizin eşyalarınızı da haciz tutanağına yazdı.
- İşyerinizde başka bir şirketin borcu için haciz yapıldı; haczedilen makine leasing yoluyla size ait.
- Kendi deponuzda emaneten duran mallar, mal sahibinin borcu nedeniyle haczedildi.
- Alacaklısınız; borçlunun mallarını üçüncü bir kişi kendi malıymış gibi gösteriyor ve icra müdürlüğü size dava açmanız için süre verdi.
- Trafikte size ait ve adınıza tescilli araç, başkasının borcu için haczedildi.
Bu senaryolarda haczin kaldırılması ya da haczin sürdürülmesi istihkak prosedürüyle çözülür. Süreler kısa olduğundan bir avukata danışmakta yarar vardır.
İstihkak Ne Demek?
İstihkak, bir mal üzerinde hak iddia etmek (kısaca “bu benim” demek) anlamına gelir. Hukukta bu iddianın iki ayrı yolu vardır ve ikisi farklı mahkemede, farklı usulle görülür. Aradığınız cevabın hangisi olduğunu ayırt etmek önemlidir.
1. Eşya hukukunda istihkak (mülkiyete dayanan iade davası). Malını haksız yere başkasının elinde bulan malik, malı geri istemek için istihkak davası açar. Dayanağı mülkiyet hakkının kendisidir:
Türk Medeni Kanunu m.683 — Mülkiyet hakkının içeriği
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
Bu dava haciz olup olmamasıyla ilgili değildir ve özel bir görev kuralı bulunmadığından genel görevli mahkemede görülür:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2 — Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
2. İcra hukukunda istihkak (haczedilen mal üzerindeki iddia). Bir mal başkasının borcu için haczedildiğinde, malın gerçek sahibi olduğunu söyleyen üçüncü kişinin ileri sürdüğü iddiadır. Kanun buna “istihkak iddiası” der:
İcra ve İflas Kanunu m.96 — Hazırlık safhası
Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir.
Bu yazının konusu ikincisidir: haciz üzerine açılan, icra mahkemesinde görülen ve çok kısa sürelere bağlı istihkak davası. Aşağıdaki bütün süreler ve karineler bu dava için geçerlidir; eşya hukukundaki istihkak davasına uygulanmaz.
Not: “İstihkak” kelimesi hukuk dışında da kullanılır — örneğin bir çalışanın hak ettiği ödemeyi ya da inşaatta hakediş tutarını anlatmak için. Bu yazıdaki kullanım hukuki anlamdadır.
İstihkak Davası Nedir, Şartları Nelerdir?
İstihkak davası, haczedilen mal üzerindeki mülkiyet uyuşmazlığını icra mahkemesinde çözen özel bir davadır. Dava için üç unsur birlikte aranır: geçerli bir haciz, üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin iddiası ve süresinde ileri sürülmüş bir istihkak iddiası.
Geçerli haczin bulunması usulî bir zorunluluktur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bunu dava şartı olarak niteler:
“istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında, mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekir.”
(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/5913, K. 2025/703, T. 05.02.2025 — düzeltilerek onama)
İddiayı yalnız üçüncü kişi ileri sürmez; borçlu da malı başkasının mülkü olarak gösterebilir. Hukuk Genel Kurulu bu beyanın hukuki niteliğini şöyle belirler:
“Görüldüğü üzere, borçlunun, haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğunu söylemesi, üçüncü kişi adına yapılmış bir istihkak iddiası niteliğindedir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3082, K. 2018/1547, T. 23.10.2018 — bozma)
Dayandığı Kanun Maddeleri
İİK m.96 hazırlık safhasını düzenler ve iki ayrı süre içerir:
“İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükütları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.”
“Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder.”
İtiraz gelirse dosya icra mahkemesine gider. İİK m.97 bu aşamayı düzenler:
“İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikıne karar verir.”
Takibin devamına karar verilirse üçüncü kişinin dava açması gerekir:
“Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.”
Takibin talikine karar verilmesi bedelsiz değildir: “Takibin talikıne karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır.”
İİK 96 ile 99 Farkı
Fark, davayı kimin açacağıdır ve bunu malın kimin elinde haczedildiği belirler. Mal borçlunun elinde haczedilmişse davacı üçüncü kişi, davalı alacaklıdır (İİK m.96-97). Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse yük tersine döner: davacı alacaklı, davalı üçüncü kişi olur (İİK m.99). Her iki hâlde de süre yedi gündür, ancak süreyi kaçıranın karşılaştığı sonuç farklıdır.
Bu ayrım istihkak hukukunun en çok karıştırılan noktasıdır; kimin bekleyeceğini yanlış hesaplamak doğrudan hak kaybına yol açar.
Mal borçlunun elinde ise (m.96-97): dava açma yükü üçüncü kişidedir. Üçüncü kişi iddiasını bildirir, itiraz gelirse icra mahkemesi takibin devamına veya talikine karar verir, devam kararı çıkarsa üçüncü kişi yedi gün içinde davayı açar. Açmazsa iddiasından vazgeçmiş sayılır ve haciz sürer.
Mal üçüncü kişinin elinde ise (m.99): yük tersine döner ve alacaklıya geçer:
İcra ve İflas Kanunu m.99 — Üçüncü şahsın zilyetliği:
“Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir.”
Bu süre alacaklı için hak düşürücüdür ve sonucu ağırdır:
“Diğer yandan, icra müdürü tarafından kendisine süre verilen alacaklı bu 7 günlük hak düşürücü süre içinde İİK’nın 99. maddesine göre icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Yasal 7 günlük sürede istihkak davası açılmadığı hâlde alacaklı, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır ve haciz kalkar.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1917, K. 2019/1332, T. 10.12.2019 — bozma)
Uygulamada gözden kaçan bir ayrıntı, m.99 süresinin işlemesi için sürenin tek başına yetmemesidir. İcra müdürlüğünün ihtaratı da yapmış olması aranır:
“Buna göre İİK’nin 99. maddesinin uygulanmasına yönelik müdürlük kararının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olabilmesi için, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verilmesi ve dava açmazsa üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı ihtaratının yapılması şartlarının bir arada bulunması gerekir.”
(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/5913, K. 2025/703, T. 05.02.2025 — düzeltilerek onama)
| Ölçüt | İİK m.96-97 | İİK m.99 |
|---|---|---|
| Mal kimin elinde haczedildi | Borçlunun (veya borçlu ile birlikte) | Üçüncü kişinin |
| Davayı kim açar | Üçüncü kişi | Alacaklı |
| Davalı kim olur | Alacaklı (ve borçlu) | Üçüncü kişi |
| Süre | 7 gün (icra mahkemesi kararının tefhim/tebliğinden) | 7 gün (icra müdürlüğünün süre verme ve ihtaratından) |
| Süre kaçırılırsa | Üçüncü kişi iddiasından vazgeçmiş sayılır | Üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır, haciz kalkar |
Mülkiyet Karinesi ve Kime İşlediği
İstihkak davasının kaderini çoğu zaman İİK m.97/a’daki mülkiyet karinesi belirler. Madde açıktır: “Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur.”
Hukuk Genel Kurulu karinenin yönünü tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlemiştir:
“Görüldüğü üzere anılan madde; borçlu ile üçüncü kişinin taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi malın borçlu elinde addolunacağına ilişkin, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına mülkiyet karinesi içermektedir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3082, K. 2018/1547, T. 23.10.2018 — bozma)
Birlikte oturma hâli için maddede bir yumuşatma vardır: “Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur.” Yani niteliği gereği belli bir kişiye ait olduğu anlaşılan eşyalar o kişinin sayılır; ancak madde “Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.” diyerek yükü yine iddia edene bırakır. Ev eşyası haczinin sınırları için eve haciz gelir mi yazımıza bakabilirsiniz.
Karinenin bir de kapsam sınırı vardır. Tescile tabi araçlarda elde bulundurma ölçütü işlemez:
“Bu nedenle, bir taşınır malı elinde bulunduran kişi onun maliki sayılır karinesi, trafik siciline tescil edilmiş araçlar yönünden uygulanmaz.”
(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/1837, K. 2025/4650, T. 18.06.2025 — bozma)
İspat Yükü ve Karinenin Çürütülmesi
Karine alacaklı yararına işlediğinden ispat yükü istihkak iddia eden üçüncü kişidedir. İİK m.97/a bunu somutlaştırır: “İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.” Yani yalnız “bu mal benim” demek yetmez; malın nasıl edinildiği ve neden borçlunun elinde bulunduğu ayrıca açıklanmalıdır.
Aranan ispat ölçüsü yüksektir:
“Buna göre, İİK’nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.”
(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/159, K. 2022/8789, T. 14.09.2022 — bozma)
Tek başına fatura sunmak çoğu zaman bu ölçüyü karşılamaz:
“davacının sunduğu ve borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin her zaman düzenlenmesi mümkün adi nitelikteki fatura vs. gibi belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilmesi mümkün değildir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/11333, K. 2014/702, T. 20.01.2014 — bozma)
Buna karşılık karine çürütülemez değildir. Yukarıda anılan 12. Hukuk Dairesi kararında Daire, üçüncü kişi lehine sonuç doğuracak biçimde yerel mahkeme kararını bozmuştur; kararda üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan çok önce kurulmuş olması, borçlu ile ortaklık bağının bulunmaması, tarafların aynı adreste faaliyet göstermemesi ve mahcuzun leasing sözleşmesi ekindeki proforma faturayla uyumlu çıkması birlikte değerlendirilmiştir. Bu iki karar birlikte okunduğunda öne çıkan ölçüt, sunulan belgenin sayısından çok borcun doğumundan önceye uzanan ve dış kayıtlarla doğrulanabilen bir edinme zincirinin kurulup kurulamadığıdır.
Görevli Mahkeme, Süreler ve Tazminat
Görevli mahkeme icra mahkemesidir; İİK m.97 hem davanın bu mahkemede açılacağını hem de “İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır.” kuralını içerir. Aynı madde davaların “süratle ve diğer davalardan önce” görüleceğini de belirtir.
| Süre | Kim için | Dayanak |
|---|---|---|
| 3 gün | Alacaklı ve borçlunun istihkak iddiasına itirazı | İİK m.96 |
| 7 gün | Borçlu/üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunması (ıttıladan itibaren) | İİK m.96 |
| 7 gün | Üçüncü kişinin dava açması (kararın tefhim/tebliğinden) | İİK m.97 |
| 7 gün | İstihkak talebinde bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişi (hacze ıttıladan) | İİK m.97 |
| 7 gün | Alacaklının dava açması | İİK m.99 |
Tazminat iki yönlü işler ve tabanları farklıdır. Takibin talikine karar verilip dava reddedilirse, İİK m.97 uyarınca “alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.” Tersi durumda ise itiraz eden taraf öder: “İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.” Yani yüzde yirmi geciken alacak üzerinden davacıdan, yüzde onbeş malın değeri üzerinden itiraz edenden alınır.
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
İstihkak hükümleri birkaç kez değişmiştir ve uyuşmazlığa kural olarak haciz tarihindeki metin uygulanır. İİK m.99 tümüyle 6352 sayılı Kanun’la 02.07.2012’de değiştirilmiştir. İİK m.97/a’ya, üçüncü kişinin yediemin sıfatını kabul etmesi hâlinde malın muhafaza altına alınmayacağına ilişkin cümleler 7343 sayılı Kanun’la 24.11.2021’de eklenmiştir. İİK m.97 de aynı 6352 sayılı Kanun’la 02.07.2012’de ibare değişikliğine uğramıştır; tazminat oranındaki değişiklik bir Yargıtay kararına da yansımıştır:
“Kaldı ki, tazminat oranı 05.07.2012 tarihinden itibaren % 20 olarak değiştirilmiş olmasına rağmen % 40 oranı ile davalıdan tazminat alınmış olması da doğru değildir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/11333, K. 2014/702, T. 20.01.2014 — bozma)
Bu nedenle eski tarihli bir hacze ilişkin dosyada güncel oran ve güncel madde metni doğrudan uygulanmayabilir. Ceza hukukuna özgü “lehe olan kanunun geriye yürümesi” kuralı icra hukuku bakımından geçerli değildir; burada hangi metnin uygulanacağı haczin ve istihkak iddiasının tarihine göre belirlenir. Eski bir dosyada karar metinlerindeki madde lafzının da o günkü hâli taşıdığını göz önünde bulundurmak gerekir.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Haciz tutanağını isteyin. Malın kimin elinde haczedildiği tutanağa nasıl geçtiyse, hangi maddenin (96 mı 99 mu) uygulanacağı da ona göre belirlenir.
- İddianızı süresinde bildirin. Hacizde hazırsanız orada, değilseniz öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içinde icra dairesine istihkak iddianızı bildirin.
- Size verilen süreyi ve ihtaratı kontrol edin. Alacaklıysanız m.99 uyarınca verilen sürenin ihtaratla birlikte yapılıp yapılmadığına bakın.
- Şikâyet ile davayı birlikte düşünün. İcra müdürlüğü işlemi hatalıysa şikâyet yoluna gidebilirsiniz; ancak şikâyet süreyi durdurmaz.
- Delilleri edinme zinciri üzerine kurun. Borcun doğumundan önceki tarihli sözleşme, banka kayıtları, tescil belgeleri ve resmî kayıtlar, sonradan düzenlenebilir adi belgelerden daha güçlüdür.
Sık Yapılan Hatalar
- Şikâyet edip dava açmayı beklemek. Hukuk Genel Kurulu bu konuda nettir:
“Şikâyet yoluna başvurulmuş olması istihkak davası açma süresini etkilemez, yani bu süreyi durdurmaz.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1917, K. 2019/1332, T. 10.12.2019 — bozma)
- Hangi maddenin uygulandığını denetlememek. m.96 ile m.99 davacıyı değiştirir; yanlış tarafın beklemesi hak kaybına yol açar.
- Yalnız faturaya dayanmak. Borcun doğumundan sonraki adi belgeler tek başına karineyi çürütmeye elverişli görülmeyebilir.
- Borçluyla aynı adreste bulunmanın etkisini küçümsemek. Yukarıda anılan kararlarda Yargıtay, tarafların ayrı adreslerde faaliyet göstermesini ve aralarında ortaklık bağı bulunmamasını üçüncü kişi lehine saymış; buna karşılık şirket yetkilileri arasındaki yakın akrabalık ile unvan benzerliğini aleyhe değerlendirmiştir. Ortak adres ve akrabalık bağı bu nedenle savunmanın en zayıf noktasıdır.
- Talik kararının bedelini hesaplamamak. Takip ertelenir de dava reddedilirse yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminat gündeme gelir.
- Tescilli araçlarda elde bulundurmaya güvenmek. Trafik siciline tescilli araçlarda zilyetlik karinesi uygulanmaz.
Malın üçüncü kişiye devri muvazaalıysa alacaklının başvurabileceği ayrı bir yol daha vardır; bu konuda tasarrufun iptali davası yazımızı, takibin başlangıcındaki itiraz mekanizması için icra takibi ve ödeme emrine itiraz yazımızı inceleyebilirsiniz.
Özet
- İstihkak davası, haczedilen mal üzerindeki üçüncü kişi mülkiyet iddiasını icra mahkemesinde çözer (İİK m.96-99).
- Belirleyici soru malın kimin elinde haczedildiğidir: borçlunun elindeyse davayı üçüncü kişi, üçüncü kişinin elindeyse alacaklı açar.
- Süreler kural olarak yedi gündür; m.99’da sürenin sonuç doğurması için ihtarat da aranır ve süre kaçarsa haciz kalkar.
- İİK m.97/a’daki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır; aksi inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmelidir.
- Karine trafik siciline tescilli araçlarda uygulanmaz; tek başına sonradan düzenlenmiş fatura ise genelde yeterli görülmez.
- Tazminat çift yönlüdür: geciken alacağın yüzde yirmisi davacıdan, malın değerinin yüzde onbeşi kötü niyetli itiraz edenden.
Sıkça Sorulan Sorular
İstihkak davası nedir?
Haczedilen bir taşınır mal üzerinde alacaklı ve borçlu dışındaki bir üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin hakkı ileri sürmesine istihkak iddiası, bu iddianın icra mahkemesinde çözülmesine istihkak davası denir. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu'nun 96 ilâ 99. maddeleridir.
İstihkak davası hangi mahkemede açılır?
İcra mahkemesinde açılır. İİK m.97 uyarınca üçüncü kişi, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Aynı madde davanın basit yargılama usulüne göre görüleceğini de düzenler.
İstihkak davası açma süresi kaç gündür?
Kural olarak yedi gündür. İİK m.97 uyarınca üçüncü kişi, icra mahkemesinin takibin devamına ilişkin kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açmak zorundadır. İİK m.99 hâlinde ise yedi günlük süre, dava açma yükü kendisine düşen alacaklı için işler.
İİK 96 ile İİK 99 arasındaki fark nedir?
Fark, malın kimin elinde haczedildiğine ve dava açma yükünün kime düştüğüne ilişkindir. Mal borçlunun elinde haczedilmişse davayı üçüncü kişi açar. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse İİK m.99 uyarınca icra müdürü, dava açması için alacaklıya yedi gün süre verir.
Mülkiyet karinesi ne demektir?
İİK m.97/a uyarınca bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü kişi malı birlikte ellerinde bulundursa dahi mal borçlu elinde sayılır. Bu karine borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına işler ve aksini ispat yükü iddia edene düşer.
Fatura göstermek istihkak davasını kazanmak için yeterli midir?
Tek başına yeterli sayılmayabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/11333 E. sayılı kararında, borcun doğumundan sonraki tarihli ve her zaman düzenlenmesi mümkün adi nitelikteki faturalarla mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir.
Araba haczedildiğinde mülkiyet karinesi uygulanır mı?
Trafik siciline tescil edilmiş araçlar yönünden uygulanmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/1837 E. sayılı kararında, taşınır malı elinde bulunduran kişinin malik sayılacağı karinesinin tescilli araçlar bakımından uygulanmayacağı belirtilmiş, gerekçede tescilli araçların devrinin noterde yapılması zorunluluğuna dayanılmıştır.
İstihkak davası haczi durdurur mu?
Kendiliğinden durdurmaz. İİK m.97 uyarınca icra mahkemesi, inceleme sonucunda takibin devamına veya talikine karar verir. Takibin talikine yani ertelenmesine karar verilirse, alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan İİK m.36'da gösterilen teminat alınır.
İstihkak davasını kaybedersem tazminat öder miyim?
Takibin talikine karar verilmiş ve dava sonunda reddedilmişse tazminat gündeme gelir. İİK m.97 uyarınca alacaklının bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.
İstihkak iddiasına itiraz eden alacaklı tazminat öder mi?
Kötü niyeti tespit edilirse öder. İİK m.97 uyarınca istihkak davası sabit olur ve iddiaya itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse, haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınır.
İcra müdürlüğüne şikâyet etmem dava açma süresini durdurur mu?
Durdurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1917 E. sayılı kararında, şikâyet yoluna başvurulmuş olmasının istihkak davası açma süresini etkilemediğini ve bu süreyi durdurmadığını belirtmiştir. Bu nedenle şikâyetle birlikte süresinde dava da açılması korunma sağlar.
İstihkak iddiasını borçlu da ileri sürebilir mi?
Evet. İİK m.96 uyarınca borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3082 E. sayılı kararında, borçlunun malın üçüncü kişiye ait olduğunu söylemesinin üçüncü kişi adına yapılmış istihkak iddiası niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
İstihkak iddiasında bulunmazsam ne olur?
İİK m.96 uyarınca malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu nedenle hacizden haberdar olur olmaz harekete geçmek gerekir.
İstihkak davası açılmadan haciz kalkar mı?
İİK m.99 hâlinde kalkabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1917 E. sayılı kararında, alacaklının yedi günlük hak düşürücü süre içinde dava açmaması hâlinde üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı ve haczin kalkacağı belirtilmiştir.