
İçindekiler 19
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Navlun Sözleşmesi Nedir? (m.1138)
- Türleri: Yolculuk Çarteri ve Kırkambar
- Tarafları: Taşıyan, Taşıtan, Yükleten, Gönderilen
- Taşıyanın Borçları ve Sorumluluğu
- Yük Hasarı ve Zıyaında Bildirim: Üç Gün ve Altmış Gün
- Taşıyan Hangi Hâllerde Kurtulur?
- Sorumluluk Sınırı Ne Zaman Kalkar?
- Kime Dava Açılır? Fiilî Taşıyan
- Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre ve Rücu için Doksan Gün
- Navlun (Taşıma Ücreti): Hesap, Muacceliyet ve Borçlu
- Starya ve Sürastarya (Bekleme Süresi ve Demuraj)
- Konişmento (Denizde Taşıma Senedi)
- Navlun Sözleşmesi ile Zaman Çarteri Farkı
- Hangi Kanun Uygulanır?
- Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Navlun sözleşmesi, TTK m.1138 uyarınca taşıyanın bir ücret (navlun) karşılığında eşyayı deniz yoluyla taşımayı üstlendiği sözleşmedir. İki türü vardır: yolculuk çarterinde geminin tamamı, bir kısmı veya belli bir yeri taşıtana tahsis edilir; kırkambar sözleşmesinde ise ayırt edilmiş (parça) eşya taşınır. Taşıyan eşyaya özen göstermekle yükümlüdür ve kusursuzluğunu ispat edemedikçe zıya, hasar ve gecikmeden sorumludur.
Bu Durumda mısınız?
- Deniz yoluyla gönderdiğiniz yük hasarlı çıktı veya hiç teslim edilmedi; taşıyanın sorumluluğunu ve tazminat sınırını araştırıyorsunuz.
- Taşıyan olarak navlun (taşıma ücreti) alacağınızı tahsil edemiyorsunuz; borçlunun taşıtan mı yoksa gönderilen mi olduğu tartışmalı.
- Yükleme veya boşaltma beklemesi uzadı; sürastarya (demuraj) parasını kimin ödeyeceğini çözmeye çalışıyorsunuz.
- Elinizde bir konişmento var; onu devraldınız ve taşıyana karşı haklarınızın sözleşmeye mi yoksa senede mi tabi olduğunu merak ediyorsunuz.
- Elinizdeki belgenin navlun (taşıma) sözleşmesi mi yoksa zaman çarteri mi olduğu ve buna göre hangi hükümlerin uygulanacağı belirsiz.
Bu senaryoların her birinde uygulanacak hüküm, sorumluluk ve süre farklıdır; somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Navlun Sözleşmesi Nedir? (m.1138)
Navlun sözleşmesi, deniz ticaret hukukunun temel taşıma sözleşmesidir. “Navlun” kelimesi hem eşyanın deniz yoluyla taşınması karşılığında ödenen taşıma ücretini hem de bu taşımayı konu alan sözleşmenin kendisini anlatır. Kanun sözleşmeyi türleri üzerinden tanımlar:
Taşıyan, navlun karşılığında; a) Yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da belli bir yerini taşıtana tahsis ederek; b) Kırkambar sözleşmesinde ayırt edilmiş eşyayı, denizde taşımayı üstlenir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1138)
Tanımdan sözleşmenin özü çıkar: taşıyan bir sonuç borcu üstlenir (eşyayı sağ salim taşıyıp teslim etmek) ve karşılığında navlun (taşıma ücreti) alır. Bu yönüyle navlun sözleşmesi, geminin ticari yönetiminin belirli bir süre için devredildiği zaman çarterinden ayrılır; aradaki fark için zaman çarteri sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Türleri: Yolculuk Çarteri ve Kırkambar
TTK m.1138 iki tür öngörür:
- Yolculuk çarteri (charter): Taşıyan, eşyayı taşımak üzere geminin tamamını, bir kısmını veya belli bir yerini taşıtana tahsis eder. Belirli bir yolculuk için gemi kapasitesinin tahsisi söz konusudur; tarafların pazarlık gücü dengeli olduğundan sözleşme serbestisi geniştir.
- Kırkambar (parça yük) sözleşmesi: Taşıyan, ayırt edilmiş belirli eşyayı taşımayı üstlenir. Genellikle çok sayıda yükletenin parça yükünün aynı gemiyle taşındığı hat (liner) taşımacılığında görülür; burada taşıyanın sorumluluğunu daraltan kayıtlara karşı yük ilgilisi kanunla korunur (aşağıda “emredici hükümler”).
Yolculuk çarteri, adında “çarter” geçse de bir navlun (taşıma) sözleşmesidir — geminin belirli bir süre için ticari yönetimini devreden zaman çarterinden bu yönüyle ayrılır.
Tarafları: Taşıyan, Taşıtan, Yükleten, Gönderilen
Navlun ilişkisinde birden çok kişi rol alır ve bunların karıştırılması uygulamada sık hataya yol açar:
- Taşıyan: Eşyayı taşımayı üstlenen taraf (çoğu zaman donatan veya gemi işleteni).
- Taşıtan: Taşıyanla sözleşmeyi yapan ve navlunu ödemekle yükümlü taraf.
- Yükleten: Eşyayı fiilen taşıyana teslim eden, yük üzerinde tasarruf sahibi kişi.
- Gönderilen: Varma limanında yükü teslim alacak kişi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yükleten ile gönderileni şöyle tanımlar:
Diğer bir anlatımla yükleten, yük üzerinde fiilen tasarruf sahibi olan kimse yani yükün zilyedidir. Gönderilen ise varma limanında yükü teslim alacak olan kimsedir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/629, K. 2025/723, T. 19.11.2025 — oy çokluğuyla onama)
Kimin taşıyan sayılacağı, özellikle konişmentolu taşımalarda, sorumluluğun muhatabını belirlediği için kritiktir. TTK m.1238 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan kişi taşıyan sayılır; taşıyan açıkça belli değilse donatan taşıyan kabul edilir.
Taşıyanın Borçları ve Sorumluluğu
Taşıyanın ilk borcu, gemiyi taşımaya hazır bulundurmaktır:
Her türlü navlun sözleşmesinde taşıyan, geminin denize, yola ve yüke elverişli bir hâlde bulunmasını sağlamakla yükümlüdür. (2) Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan sorumludur; meğerki, tedbirli bir taşıyanın harcamakla yükümlü olduğu dikkat ve özen gösterilmekle beraber, eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkân bulunmamış olsun.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1141)
İkinci ve asıl borç, eşyaya özen göstermek ve onu hasarsız teslim etmektir:
Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. (2) Taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1178)
İspat yükü taşıyan aleyhinedir. Yük eşyası taşıyanın hâkimiyetindeyken zarar görmüşse, taşıyanın kurtulması için kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir:
Taşıyanın veya adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyan sorumlu değildir. Taşıyanın veya adamlarının kastının veya ihmalinin bu zarara sebebiyet vermediğini ispat yükü, taşıyana aittir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1179)
Bu kusur karinesi, deniz taşımasında öteden beri yerleşik bir ilkedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, taşıyanın sorumluluğunun niteliğini şöyle özetlemiştir:
Taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan sorumluluğu akdi bir sorumluluktur. Bu itibarla taşıyan, kural olarak, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmezse genel esaslara göre bundan ileri gelen bütün zararlardan, kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumlu olması gerekir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2771, K. 2021/558, T. 18.05.2021 — onama)
Bu karar, olay tarihi itibarıyla yürürlükten kalkmış eski Kanun döneminde verilmiş olmakla birlikte, aynı kusur sorumluluğu ilkesi bugün TTK m.1178-1179’da korunmaktadır.
Sorumluluk sınırlıdır. Taşıyanın ödeyeceği tazminat, kural olarak koli/ünite başına veya kilogram başına belirli bir tavanla sınırlandırılmıştır:
Eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safî ağırlığının her bir kilogramı için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için sorumlu olmaz; meğerki, eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından bildirilmiş ve denizde taşıma senedine yazılmış olsun.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1186)
Özel Çekme Hakkı (SDR), Uluslararası Para Fonu’nun hesap birimidir ve fiilî ödeme günündeki TCMB kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilir. Gecikmeden doğan zararda sınır ise geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katıdır (m.1186/6). Eşyanın cinsi ve değeri yüklemeden önce bildirilip taşıma senedine yazılırsa sınır uygulanmaz.
Sorumluluğu daraltan kayıtlar geçersizdir (emredici hükümler). TTK m.1243 uyarınca, konişmentolu taşımada taşıyanın kanundan doğan sorumluluğunu önceden kaldıran veya daraltan sözleşme kayıtları geçersizdir. Yolculuk çarterinde ise taraflar arasında sözleşme serbestisi vardır; ancak çartere dayalı bir konişmento üçüncü bir hamile geçmişse, ona karşı emredici koruma yeniden devreye girer:
Yolculuk çarteri sözleşmelerine 1243 üncü madde hükmü uygulanmaz. Ancak, böyle bir sözleşmeye dayalı olarak konişmento düzenlenirse, taşıtan olmayan konişmento hamili ile taşıyan arasındaki ilişkide 1243 üncü madde hükmü uygulanır.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1245)
Yük Hasarı ve Zıyaında Bildirim: Üç Gün ve Altmış Gün
Yük hasarı dosyalarının çoğu esastan değil, bildirim yapılmadığı için kaybedilir. Kanun burada hem kısa süreler hem de taşıyan lehine karineler öngörür:
Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1185)
Rejim üç kolda işler:
| Durum | Süre | Kaçırılırsa |
|---|---|---|
| Haricen belli zıya/hasar | En geç teslim sırasında, yazılı | Aşağıdaki çifte karine devreye girer |
| Haricen belli olmayan zıya/hasar | Teslimden itibaren üç gün (aralıksız) | Aynı karineler |
| Geç teslim zararı | Teslimden itibaren altmış gün (aralıksız) | Tazminat ödenmez |
Bildirim yapılmamasının sonucu iki karinedir:
Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1185)
Karineler aksi ispat edilebilir niteliktedir; yani bildirimi kaçırmak davayı otomatik kaybettirmez ama ispat yükünü, m.1179’un yük ilgilisi lehine kurduğu konumdan çıkarıp yük ilgilisinin üzerine taşır. Pratikteki asıl kayıp budur.
Gecikme zararı bakımından ise hüküm serttir: süresinde bildirim yapılmayan gecikme zararları için tazminat ödenmez (m.1185 beşinci fıkra).
Bildirimin alternatifi resmî tespittir. Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur (m.1185 ikinci fıkra). İncelemenin usulü ve gideri ayrıca düzenlenmiştir: gönderilen incelemeye başvurup sonuçta taşıyanın tazmin etmesi gereken bir zıya veya hasar belirlenirse inceleme giderleri taşıyana ait olur (m.1184).
Taşıyan Hangi Hâllerde Kurtulur?
Kusur karinesi taşıyan aleyhine olsa da (m.1179), Kanun taşıyanın kusursuz sayıldığı bir sebepler kataloğu öngörür:
Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır: a) Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer suların tehlike ve kazaları. … e) Yükleten, taşıtan ve eşyanın maliki ile bunların temsilcilerinin ve adamlarının fiil veya ihmalleri. f) Hacim veya tartı itibarıyla kendiliğinden eksilme veya eşyanın gizli ayıpları ya da eşyanın kendisine özgü doğal cins ve niteliği. g) Ambalajın yetersizliği. h) İşaretlerin yetersizliği.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1182)
Katalog mutlak değildir: bu sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın yol açtığı ispatlanırsa taşıyan kurtulamaz (m.1182 ikinci fıkra).
Ayrı ve tarihsel olarak en tartışmalı savunma teknik kusur ve yangındır:
Zarar, geminin sevkine veya başkaca teknik yönetimine ilişkin bir hareketin veya yangının sonucu olduğu takdirde, taşıyan yalnız kendi kusurundan sorumludur. Daha çok yükün menfaati gereği olarak alınan önlemler, geminin teknik yönetimine dâhil sayılmaz. … Tereddüt hâlinde zararın, teknik yönetimin sonucu olmadığı kabul edilir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1180)
Buradaki ayrım pratikte belirleyicidir: geminin yönetimine ilişkin bir hareket taşıyanı korur, yükün menfaati için alınan önlem korumaz. Tereddüt hâlinde kanun yük ilgilisi lehine karar verir.
Sorumluluk Sınırı Ne Zaman Kalkar?
m.1186’daki koli/kilogram tavanı bir hak değil, bir ayrıcalıktır ve nitelikli kusurla kaybedilir:
Zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edildiği takdirde taşıyan, 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamaz.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1187)
Eşik yüksektir: basit ihmal yetmez, kasıt veya pervasızca davranış + zararın gerçekleşme ihtimalinin bilinci aranır ve ispat yükü bunu ileri sürendedir. Aynı eşik taşıyanın adamları için de geçerlidir (m.1187 ikinci fıkra).
Kime Dava Açılır? Fiilî Taşıyan
Taşımayı sözleşmenin tarafı değil, başka bir donatan fiilen gerçekleştirmiş olabilir. Kanun burada yük ilgilisini korur:
Taşımanın gerçekleştirilmesi, kısmen veya tamamen bir fiilî taşıyana bırakıldığı takdirde, taşıyan, navlun sözleşmesine göre böyle bir bırakma hakkına sahip olup olmadığı dikkate alınmaksızın, taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1191)
Üç sonucu vardır. Birincisi, taşıyan taşımanın tamamından sorumlu kalır. İkincisi, taşıyan ve fiilî taşıyan aynı zarardan sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde müteselsilen sorumludur (m.1191 dördüncü fıkra). Üçüncüsü, dava her ikisine yöneltilse bile ödenecek tazminatın toplamı Kanundaki sorumluluk sınırlarını aşamaz (m.1191 beşinci fıkra).
Bildirim bakımından da köprü kurulmuştur: eşya fiilî taşıyanca teslim edilmişse ona yapılan her bildirim taşıyana, taşıyana yapılan her bildirim de fiilî taşıyana yapılmış sayılır (m.1185 altıncı fıkra). Kaptana veya sorumlu gemi zabitine yapılan bildirim de geçerlidir.
Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre ve Rücu için Doksan Gün
Yük hasarı dosyalarının ikinci büyük kayıp kalemi süredir:
Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1188)
Bu bir hak düşürücü süredir, zamanaşımı değil: re’sen dikkate alınır, kesilmez. Süre, taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği; eşya hiç teslim edilmemişse teslim edilmesinin gerektiği tarihten işler (m.1188 ikinci fıkra).
İki esneklik vardır. Birincisi, sorumlu tutulan kişinin rücu davası bu sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir; ancak rücu hakkı, tazminatı ödediği veya aleyhine açılan davada dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmazsa düşer (m.1188 üçüncü fıkra). İkincisi, süre tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları anlaşmayla uzatılabilir (m.1188 dördüncü fıkra). Uygulamada bu, taşıyandan alınan “time extension” yazılarının hukuki dayanağıdır.
Navlun (Taşıma Ücreti): Hesap, Muacceliyet ve Borçlu
Bu bölüm navlunun sözleşme içindeki yerini özetler; ücretin hesabı, muacceliyeti, borçlusu, zıya hâlindeki akıbeti ve taşıyanın hapis hakkı ayrıntısı için navlun (taşıma ücreti) yazımıza bakabilirsiniz.
Navlunun nasıl hesaplanacağı çoğu zaman sözleşmede belirlenir; belirlenmemişse kanun tamamlayıcı kural koyar:
Navlun, eşyanın ölçüsü, tartısı veya sayısı üzerine kararlaştırılmışsa, tereddüt hâlinde, navlun miktarı gönderilene teslim edilen eşyanın ölçü, tartı veya sayısına göre belirlenir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1193)
Navlunun ne zaman isteneceği de kanunla belirlenmiştir:
Navlun, eşyanın tesliminin istendiği anda ve her hâlde boşaltma süresinin sonunda muaccel olur.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1197)
Navlunun kimden isteneceği ise uygulamada en çok tartışılan noktadır. Kanun borçluyu açıkça belirler:
Navlunun borçlusu taşıtandır.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1200)
Konişmentoda navlunun gönderilen tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olsa bile, taşıtanın sözleşmeden doğan sorumluluğu kural olarak devam eder. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, satış teslim şekli farklı kararlaştırılmış olsa dahi ödenmeyen navlunun taşıtandan istenebileceğini kabul etmiştir; kararda konişmentonun rolü şöyle vurgulanır:
Ancak arada yazılı bir navlun sözleşmesinin bulunmaması halinde konişmento taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkide belirleyici duruma gelmektedir.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/329, K. 2021/779, T. 21.06.2021 — istinaf, başvurunun esastan reddi)
Starya ve Sürastarya (Bekleme Süresi ve Demuraj)
Deniz taşımasında geminin yükleme veya boşaltma için beklemesi masraflıdır; kanun bu bekleme süresini iki kavramla düzenler. Starya, yükleme veya boşaltma için tanınan (ayrıca ücretlendirilmeyen) süredir. Bu süre aşılırsa, taşıyanın fazladan beklediği süre sürastarya süresi, bunun karşılığında ödenen para ise sürastarya parası (demuraj) olarak adlandırılır. Boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu kanunla belirlenmiştir:
Boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu taşıtandır.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1171)
Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri bu kuralı istikrarla uygular. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, sürastaryanın (demuraj) borçlusunun taşıtan olduğunu şöyle ifade etmiştir:
Demuraj tutarı sözleşme kapsamında belirlenip eşyayı taşıtan tarafından, taşıyana ödenir. Yani davalı taşıtan, meydana gelen demuraj bedelinden sorumlu olur.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/655, K. 2025/1079, T. 19.06.2025 — istinaf, davalı istinafının esastan reddi)
Starya ve sürastaryanın süresi, on günlük yasal sınır, hesabı ve demuraj alacağının kime ait olduğu konusundaki ayrıntı için starya ve sürastarya (demuraj) nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Konişmento (Denizde Taşıma Senedi)
Konişmento, navlun sözleşmesinin en önemli belgesidir; hem taşımanın yapıldığını ispatlar hem de yükü temsil eden bir kıymetli evraktır:
Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1228)
Konişmentonun en kritik işlevi, yükü temsil etmesidir: taşıyan eşyayı yalnızca senedi ibraz eden meşru hamile teslim eder. Konişmento nama, emre veya hamile yazılı düzenlenebilir ve devri, yükün teslim hakkını devreder. Taşıyan ile senedi devralan hamil arasındaki ilişkide artık sözleşme değil, senet metni belirleyicidir:
Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır. (2) Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1237)
Bu ayrım pratikte şu sonucu doğurur: sözleşmenin tarafı olan taşıtana karşı navlun sözleşmesi hükümleri; senedi sonradan devralan üçüncü kişi hamile karşı ise konişmento metni uygulanır. Bu nedenle konişmentodaki kayıtların doğru ve eksiksiz olması önemlidir.
Navlun Sözleşmesi ile Zaman Çarteri Farkı
İki sözleşme de gemiyle ilgilidir ama hukuki yapıları farklıdır. Navlun sözleşmesinde taşıyan belirli bir taşıma sonucunu (eşyanın taşınıp teslim edilmesini) üstlenir ve ücret taşımaya göre belirlenir. Zaman çarterinde ise geminin ticari yönetimi belirli bir süre için tahsis olunana bırakılır ve ücret süreye göre işler.
| Ölçüt | Navlun sözleşmesi | Zaman çarteri |
|---|---|---|
| Düzenleme | TTK m.1138 vd. | TTK m.1131 vd. |
| Taşıyanın borcu | Eşyayı taşıyıp teslim etmek (sonuç) | Geminin ticari yönetimini süreyle tahsis |
| Ücret ölçütü | Navlun (taşıma karşılığı) | Tahsis ücreti (süre) |
| Türleri | Yolculuk çarteri + kırkambar | — |
| Belge | Konişmento / denizde taşıma senedi | Zaman çarter partisi |
Yolculuk çarterinin (bir navlun türü) zaman çarterinden ayrıntılı farkı için zaman çarteri sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Hangi Kanun Uygulanır?
Navlun sözleşmesi bugün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun m.1138-1246 hükümlerinde düzenlenir; bu Kanun 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmiştir (TTK m.1534). Olay bu tarihten sonra ise güncel hükümler uygulanır.
Olay 1 Temmuz 2012’den önceye ait ise yürürlükten kalkmış eski Ticaret Kanunu dönemindeki navlun/çarter hükümleri değerlendirilir; sözleşmeler kural olarak kuruldukları tarihteki hukuka tabidir. Bu nedenle eski tarihli Yargıtay kararları çoğu zaman farklı madde numaralarıyla (örneğin taşıyanın sorumluluğunu bugünkü m.1178 yerine eski düzenlemeyle) konuşur; kararları okurken hangi Kanun dönemine ait olduğuna dikkat edilmelidir.
Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Navlun sözleşmesi TTK’da düzenlendiğinden, bundan doğan davalar TTK m.4 uyarınca ticari dava sayılır ve TTK m.5 uyarınca asliye ticaret mahkemesinde görülür. TTK m.5/2 uyarınca deniz ticaretine ilişkin davalara bakmak üzere belirli asliye ticaret mahkemeleri denizcilik ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilebilir; uygulamada yukarıdaki kararlar bu mahkemelerden ve bölge adliye mahkemelerinden çıkmıştır. Görev konusundaki ayrıntı için asliye ticaret mahkemesi nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Süreler çok kısadır. Yük hasarı, zıyaı veya geç teslimi hâlinde taşıyana karşı işleyen bir yıllık hak düşürücü süreyi (TTK m.1188) yukarıda ele aldık. Ayrıca TTK m.1246 uyarınca navlun sözleşmelerinden, konişmentodan veya bunların düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar; süre alacağın muaccel olmasıyla başlar. Bu kısa süreler kaçırılırsa hak kaybı doğar. Bu yüzden alacağın veya zararın doğduğu an doğru saptanmalıdır.
Sık Yapılan Hatalar
- Yolculuk çarteri ile zaman çarterini karıştırmak. Yolculuk çarteri bir navlun (taşıma) sözleşmesidir ve belirli bir yolculuğu konu alır; zaman çarteri ise geminin ticari yönetimini süreyle devreder. Hangisi olduğu, uygulanacak hükümleri baştan değiştirir.
- Taşıyanın sorumluluğunu ispat yükünü yanlış tarafa yüklemek. TTK m.1179 uyarınca kusur karinesi taşıyan aleyhinedir; yük ilgilisi kusuru ispatla değil, taşıyan kusursuzluğunu ispatla yükümlüdür.
- Sorumluluk sınırını (SDR) göz ardı etmek. Eşyanın cinsi ve değeri yüklemeden önce bildirilip taşıma senedine yazılmazsa, tazminat m.1186’daki koli/kilogram sınırıyla kısıtlanır; yüksek değerli yükte bu bildirim ihmal edilmemelidir.
- Navlunu yalnızca gönderilenden istemek. TTK m.1200 uyarınca navlunun borçlusu taşıtandır; konişmentoda aksi kararlaştırılsa bile taşıtanın sorumluluğu kural olarak devam eder.
- Bir yıllık süreyi kaçırmak. Yük hasarında m.1188’deki bir yıllık hak düşürücü süre ve m.1246’daki bir yıllık zamanaşımı çok kısadır; bu süreler geçtikten sonra dava reddedilir.
- Konişmentoyu sıradan bir makbuz sanmak. Konişmento yükü temsil eden bir kıymetli evraktır; taşıyan eşyayı ancak senedi ibraz eden meşru hamile teslim eder ve hamile karşı ilişkide senet metni belirleyicidir.
Özet
- Navlun sözleşmesi, TTK m.1138 uyarınca taşıyanın navlun (ücret) karşılığında eşyayı deniz yoluyla taşımayı üstlendiği sözleşmedir; iki türü yolculuk çarteri ve kırkambardır.
- Taraflar taşıyan, taşıtan, yükleten ve gönderilendir; navlunun borçlusu taşıtandır (m.1200).
- Taşıyan gemiyi elverişli tutmak (m.1141) ve eşyaya özen göstermekle (m.1178) yükümlüdür; kusursuzluğunu ispat yükü taşıyandadır (m.1179).
- Taşıyanın sorumluluğu koli/kilogram başına SDR ile sınırlıdır (m.1186); konişmentolu taşımada bu sorumluluğu daraltan kayıtlar geçersizdir (m.1243).
- Starya yükleme/boşaltma süresidir; aşılırsa sürastarya (demuraj) doğar ve borçlusu taşıtandır (m.1171).
- Konişmento, yükü temsil eden bir kıymetli evraktır; taşıyan yalnız senedi ibraz eden hamile teslim eder ve hamile karşı ilişkide senet esas alınır (m.1228, m.1237).
- Uyuşmazlıklar asliye ticaret / denizcilik ihtisas mahkemesinde görülür; yük hasarında bir yıllık hak düşürücü süre (m.1188) ve zamanaşımı (m.1246) işler.
İlgili yazılar: Konişmento · Starya ve Sürastarya (Demuraj) · Zaman Çarteri Sözleşmesi · Asliye Ticaret Mahkemesi Nedir? · Tacir Kimdir ve Tacir Olmanın Sonuçları · Tahkim Nedir?
Sıkça Sorulan Sorular
Navlun sözleşmesi nedir?
TTK m.1138 uyarınca navlun sözleşmesi, taşıyanın bir ücret (navlun) karşılığında eşyayı deniz yoluyla taşımayı üstlendiği sözleşmedir. İki türü vardır; yolculuk çarterinde geminin tamamı, bir kısmı veya belli bir yeri taşıtana tahsis edilir, kırkambar sözleşmesinde ise ayırt edilmiş (parça) eşya taşınır.
Navlun ne demek?
Navlun kelimesi iki anlamda kullanılır. Dar anlamda, eşyanın deniz yoluyla taşınması karşılığında taşıyana ödenen taşıma ücretidir; geniş anlamda ise bu taşımayı konu alan sözleşmenin (navlun sözleşmesi) kendisini ifade eder. Kara ve hava taşımasındaki taşıma ücreti kavramının deniz ticaretindeki karşılığıdır.
Navlun sözleşmesinin türleri nelerdir?
TTK m.1138 iki tür öngörür. Yolculuk çarteri sözleşmesinde taşıyan, eşyayı taşımak üzere geminin tamamını, bir kısmını veya belli bir yerini taşıtana tahsis eder. Kırkambar sözleşmesinde ise taşıyan, ayırt edilmiş belirli eşyayı taşımayı üstlenir; genellikle çok sayıda yükletenin parça yükünün aynı gemiyle taşındığı hat (liner) taşımacılığında görülür.
Navlun sözleşmesinin tarafları kimlerdir?
Temel taraflar taşıyan (eşyayı taşımayı üstlenen) ile taşıtan (taşımayı yaptıran ve navlun borçlusu) kişidir. Ayrıca yükleten (eşyayı fiilen taşıyana teslim eden, yük üzerinde tasarruf sahibi) ve gönderilen (varma limanında yükü teslim alacak kişi) kavramları da rol oynar. Yükleten ve gönderilen çoğu zaman taşıtandan farklı kişilerdir.
Deniz taşımasında taşıyanın sorumluluğu nedir?
TTK m.1178 uyarınca taşıyan, eşyayı yükleme, istif, taşıma, koruma ve boşaltma aşamalarında tedbirli bir taşıyandan beklenen özeni göstermekle yükümlüdür ve eşya kendi hâkimiyetindeyken doğan zıya, hasar veya gecikmeden sorumludur. TTK m.1179 uyarınca kusursuzluğunu ispat yükü taşıyana aittir; yani kusur karinesi taşıyan aleyhinedir.
Taşıyanın sorumluluğu sınırlı mıdır?
Evet. TTK m.1186 uyarınca taşıyanın sorumluluğu, kural olarak koli/ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile eşyanın kilogramı başına 2 SDR'den yüksek olanıyla sınırlıdır; eşyanın cinsi ve değeri yüklemeden önce bildirilip taşıma senedine yazılmışsa bu sınır uygulanmaz. Gecikme zararında sınır ise navlunun iki buçuk katıdır (m.1186/6).
Navlunu (taşıma ücretini) kim öder?
TTK m.1200 uyarınca navlunun borçlusu taşıtandır. Konişmentoda navlunun gönderilen tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olsa dahi, taşıtanın sözleşmeden doğan sorumluluğu kural olarak devam eder; uygulamada mahkemeler ödenmeyen navlunu taşıtandan tahsil edilebilir bulmaktadır.
Navlun ne zaman ödenir (muaccel olur)?
TTK m.1197 uyarınca navlun, eşyanın tesliminin istendiği anda ve her hâlde boşaltma süresinin sonunda muaccel olur. Navlun, eşyanın ölçüsü, tartısı veya sayısı üzerine kararlaştırılmışsa tereddüt hâlinde gönderilene teslim edilen eşyanın ölçü/tartı/sayısına göre hesaplanır (m.1193).
Starya ve sürastarya (demuraj) nedir?
Starya, taşıyanın eşyanın yüklenmesi/boşaltılması için beklemek zorunda olduğu (ücretsiz) yükleme veya boşaltma süresidir. Sürastarya (demuraj) ise bu sürenin aşılması hâlinde fazladan beklenen süre ve bunun karşılığında ödenen paradır. TTK m.1171/4 uyarınca boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu taşıtandır.
Konişmento nedir?
TTK m.1228 uyarınca konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyanca teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı ancak senedin ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu bir kıymetli evraktır. Nama, emre veya hamile yazılı düzenlenebilir ve devri yükün teslim hakkını devreder.
Konişmento ile navlun sözleşmesi arasındaki ilişki nedir?
TTK m.1237 uyarınca taşıyan ile konişmento hamili arasındaki ilişkide konişmento esas alınır; taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişki ise navlun sözleşmesine tabidir. Yani aynı taşımada, sözleşmenin tarafı taşıtana karşı navlun sözleşmesi, senedi devralan üçüncü kişi hamile karşı ise konişmento metni belirleyicidir.
Navlun sözleşmesi ile zaman çarteri arasındaki fark nedir?
Navlun sözleşmesinde taşıyan belirli bir taşıma sonucunu (eşyanın taşınıp teslim edilmesini) üstlenir ve ücret taşımaya göre belirlenir. Zaman çarterinde ise geminin ticari yönetimi belirli bir SÜRE için tahsis olunana bırakılır ve ücret süreye göre işler. Yolculuk çarteri bir navlun türüyken, zaman çarteri ayrı bir sözleşmedir.
Deniz taşımasında yük hasarında zamanaşımı ne kadardır?
TTK m.1188 uyarınca eşyanın zıyaı, hasarı veya geç tesliminden dolayı taşıyana karşı tazminat istem hakkı, bir yıl içinde dava açılmazsa düşer (hak düşürücü süre). Ayrıca TTK m.1246 uyarınca navlun ve konişmentodan doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. Bu süreler çok kısadır; kaçırılırsa hak kaybı doğar.
Navlun sözleşmesi uyuşmazlıkları hangi mahkemede görülür?
Navlun sözleşmesi TTK'da düzenlendiğinden bundan doğan davalar TTK m.4 uyarınca ticari dava sayılır ve TTK m.5 uyarınca asliye ticaret mahkemesinde görülür. TTK m.5/2 uyarınca deniz ticaretine ilişkin davalara bakmak üzere belirli asliye ticaret mahkemeleri denizcilik ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilebilir.
Yük hasarını taşıyana ne zaman bildirmeliyim?
TTK m.1185 uyarınca zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin teslim tarihinden itibaren aralıksız hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zararın neden ibaret olduğu genel olarak belirtilmelidir.
Hasar bildirimini kaçırırsam hakkım tamamen düşer mi?
Zıya ve hasarda düşmez ama konumunuz zayıflar. TTK m.1185 uyarınca bildirim de tespit de yapılmamışsa, taşıyanın eşyayı taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Bu karinelerin aksi ispat edilebilir; ancak ispat yükü artık sizdedir.
Geç teslim zararında bildirim süresi kaç gündür?
TTK m.1185 uyarınca teslimdeki gecikmenin, gönderilene teslim tarihinden itibaren aralıksız hesaplanacak altmış gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Bu süre kaçırılırsa sonuç zıya ve hasardan daha serttir: süresinde bildirim yapılmayan gecikme zararları için tazminat ödenmez.
Hasar bildirimi yerine geçen bir yol var mıdır?
Evet. TTK m.1185 uyarınca eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme, yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa ayrıca bildirime gerek yoktur. TTK m.1184 bu incelemeyi düzenler ve taşıyanın tazmin etmesi gereken bir zarar belirlenirse inceleme giderlerinin taşıyana ait olacağını öngörür.
Taşıyan hangi hâllerde kusursuz sayılır?
TTK m.1182 bir sebepler kataloğu sayar: denizin tehlike ve kazaları, harp olayları ve yetkili makam emirleri, mahkeme el koyma kararları, grev ve lokavt, yükleten veya taşıtanın fiilleri, kendiliğinden eksilme ve gizli ayıp, ambalaj yetersizliği, işaret yetersizliği. Bu sebeplere taşıyanın sorumlu olduğu bir olay yol açmışsa taşıyan yine de kurtulamaz.
Yangından doğan yük hasarında taşıyan sorumlu mudur?
TTK m.1180 uyarınca zarar geminin sevkine veya teknik yönetimine ilişkin bir hareketin ya da yangının sonucuysa taşıyan yalnız kendi kusurundan sorumludur. Ancak daha çok yükün menfaati gereği alınan önlemler teknik yönetime dâhil sayılmaz ve tereddüt hâlinde zararın teknik yönetimin sonucu olmadığı kabul edilir.
Taşıyanın sorumluluk sınırı hangi hâlde kalkar?
TTK m.1187 uyarınca zarara veya gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil ya da ihmalin sebebiyet verdiği ispat edilirse taşıyan m.1186'daki sınırlardan yararlanamaz. Eşik yüksektir; basit ihmal yeterli değildir.
Taşımayı başka bir firma yaptıysa kime dava açarım?
TTK m.1191 uyarınca taşıma kısmen veya tamamen bir fiilî taşıyana bırakılsa bile taşıyan taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder. Taşıyan ile fiilî taşıyan aynı zarardan sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde müteselsilen sorumludur; ancak ödenecek tazminatın toplamı Kanundaki sorumluluk sınırlarını aşamaz.
Bir yıllık süre zamanaşımı mıdır, hak düşürücü süre midir?
TTK m.1188 uyarınca hak düşürücü süredir: eşyanın zıyaı, hasarı veya geç tesliminden dolayı tazminat istem hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer. Süre, eşyanın teslim edildiği veya teslim edilmesi gereken tarihten işler ve taraflar dava sebebi doğduktan sonra yapacakları anlaşmayla uzatabilir.
Bir yıl geçtikten sonra rücu davası açılabilir mi?
Evet. TTK m.1188 uyarınca sorumlu tutulan kişinin rücu davası bir yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak rücu davası açma hakkı, istenen tazminatı ödediği veya aleyhine açılan davada dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmazsa düşer.
İlgili çalışma alanı: Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklar ve Tahkim
← Tüm makaleler