
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Rücunun Kanuni Dayanağı: İki Fıkralı Bir Yapı
- Kapsam Dışılık ile Rücu: Karıştırılan İki Mekanizma
- Listedeki bir bent artık yürürlükte değil
- Alkol: Rücunun En Tartışmalı Sebebi
- Değişiklik neydi?
- Sigorta şirketlerinin iddiası ve mahkemeler arasındaki ayrılık
- Yargıtayın 2025 tarihli cevabı: münhasırlık aranır
- Rücu Davasında Zamanaşımı
- Rücu Davasında Savunma Ekseni
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Rücu, sigorta şirketinin zarar görene ödedikten sonra bu ödemeyi kendi sigortalısından geri istemesidir. Zorunlu trafik sigortasında dayanağı 2918 sayılı Kanun m.95’tir.
Üç nokta belirleyicidir:
Sigortacı önce öder, sonra rücu eder. Sözleşmeden doğan ve tazminatı kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Sigortacı bu itirazlarını ancak ikinci aşamada, kendi sigortalısına yöneltebilir.
Rücunun muhatabı sigorta ettirendir. Kanun metni, sigortacının sigorta ettirene başvurabileceğini söyler. Bu, husumet bakımından sonuç doğuran bir sınırdır.
Alkolde salt promil aşımı yetmez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.06.2025 tarihli kararıyla, 01.06.2015 tarihli değişiklikten sonra dahi rücu için kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını gidermek üzere verilmiş bir karardır.
Zorunlu trafik sigortasının kapsamı ve zarar görenin hakları için: zorunlu trafik sigortası nedir.
Bu Durumda mısınız?
- Kazadan sonra sigorta şirketi karşı tarafa ödeme yaptı ve şimdi size rücu davası açtı.
- Kaza anında alkollüydünüz ama kazanın alkolden kaynaklanmadığını düşünüyorsunuz.
- Aracınızı bir başkası kullanırken kaza oldu ve size dava açıldı.
- Sigorta şirketi “teminat kapsamı dışında” diyerek ödemeyi reddetti.
- Rücu davasında bilirkişi raporunun alkol ile kaza arasındaki ilişkiyi kurup kurmadığını değerlendiriyorsunuz.
- Aracınızın sürücüsünün ehliyetsiz olduğu gerekçesiyle geri ödeme talebiyle karşılaştınız.
Rücunun Kanuni Dayanağı: İki Fıkralı Bir Yapı
2918 sayılı Kanun m.95, birbirini tamamlayan iki kural içerir. Birinci fıkra zarar göreni korur, ikinci fıkra sigortacıya geri isteme hakkı verir.
2918 sayılı Kanun m.95 — birinci fıkra:
“Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.”
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.95)
2918 sayılı Kanun m.95 — ikinci fıkra:
“Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.”
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.95)
Yapının mantığı şudur: zorunlu trafik sigortası kamusal bir koruma aracıdır; zarar gören, sigortalı ile sigortacı arasındaki sorunlardan etkilenmemelidir. Bu nedenle sigortacı, zarar görene karşı “sigortalım kusurluydu, sözleşmeyi ihlal etti” diyemez — önce öder. Ancak ödediği tutarı, sözleşme ve kanun kendisine tazminatı kaldırma veya azaltma imkânı veriyorsa, o oranda sigorta ettirenden geri isteyebilir.
Metinde iki sınır dikkat çeker:
- “o oranda” — rücu, ödenen tutarın tamamı değil, tazminatın kaldırılabileceği veya azaltılabileceği oranla sınırlıdır.
- “sigorta ettirene” — hüküm, muhatabı sözleşmenin tarafı olarak belirtir. Sözleşmenin tarafı olmayan kişilere yöneltilen talepler bu hükme dayandırılamaz; bu, rücu davalarında husumet itirazının temelidir.
Kapsam Dışılık ile Rücu: Karıştırılan İki Mekanizma
Sigorta şirketi bir talebi reddettiğinde iki farklı gerekçe kullanabilir ve bunlar aynı şey değildir. Ayrımı görmek, zarar görenin para alıp almayacağını belirler.
Kapsam dışılık (m.92): teminat hiç doğmaz. Sayılan hâllerde zorunlu mali sorumluluk sigortası devreye girmez; zarar gören sigortacıdan hiçbir ödeme alamaz ve talebini doğrudan sorumlulara yöneltmek zorundadır.
Rücu (m.95): teminat doğar. Sigortacı zarar görene öder; ödediğini sonra kendi sigorta ettireninden geri ister. Zarar gören parasını almıştır; yük, ikinci aşamada sigortalıya geçer.
Kapsam dışı hâller kanunda sayılıdır:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.92 — Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kalan hususlar
Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler.
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.92)
Listeye 2021’de eklenen iki bent, trafik hukukunda sık karşılaşılan iki kalemi doğrudan ilgilendirir:
k) (Ek: 9/6/2021-7327/19 md.) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar, l) (Ek: 9/6/2021-7327/19 md.) Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı talepleri,
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.92)
Bu iki bent 9/6/2021 tarihli 7327 sayılı Kanunla EKLENMİŞTİR — damgaları metnin içinde görünmektedir. Zamanaşımı on yıla kadar uzayabildiğinden, bugün hâlâ dava konusu olan eski kazalar bakımından bu bentler yoktu. Kapsam dışılık iddiasında ölçüt, dava tarihi değil kaza tarihinde yürürlükte olan metindir.
Bentlerin kapsamı bakımından iki noktayı ayırmak gerekir. Hurdaya çıkarılmış veya trafikten çekilmiş araçların değer kaybı talepleri (l) bendinde açıkça sayılmıştır. Buna karşılık araç mahrumiyet (ikame araç) bedelinin durumu yorum gerektirir: (k) bendi “kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar” der, ikame araç bedelini adıyla saymaz.
Bu kalemde sonucu bendin lafzı değil, ondan önce gelen bir ayrım belirlemiştir. Yargıtay, bent henüz eklenmemişken de ikame araç bedelinin teminat dışında kaldığına hükmetmiştir:
“Davacıya ait aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle talep edilen ikame araç bedeli (iş kaybı bedeli) zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığından, davalı sigortanın sorumlu tutulması isabetli değildir.”
(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/12526, K. 2017/6104, T. 30.05.2017 — BOZULMASINA, oybirliğiyle)
Dayanak, teminatın gerçek zarar ile sınırlı olması ve bu kalemin dolaylı zarar sayılmasıdır. Dolayısıyla sonuç bakımından Yargıtay içtihadı ile (k) bendi aynı yönü göstermektedir. Yine de bendin kendisini yorumlayan bir Yargıtay kararı bu turda ölçülmemiştir; kaza tarihi 9/6/2021’den önceyse dayanak bent değil yukarıdaki ölçüttür.
Pratik sonuç her iki okumada da aynı yöne çıkar: araç mahrumiyet bedeli haksız fiil sorumluluğuna dayanır ve muhatabı kusurlu işleten ile sürücüdür. Ayrıntı için: ikame araç ve araç mahrumiyet bedeli.
Listedeki bir bent artık yürürlükte değil
Maddenin bugünkü resmî metninde (i) bendinin yerinde hüküm değil, bir iptal kaydı durmaktadır:
i) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 17/7/2020 tarihli ve E.:2019/40; K.:2020/40 sayılı Kararı ile)
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.92)
İptal edilen (i) bendi, kapsam dışı hâlleri Genel Şartlara havale eden bentti; yani teminatın sınırını kanun değil, idarenin düzenleyici işlemi çizecekti. Anayasa Mahkemesi bu bendi iptal ederken aynı kararla (g) ve (h) bentlerine yöneltilen itirazı reddetmiş, yani o iki bendi ayakta bırakmıştır. Bu nedenle “2016 eklemelerinin tamamı iptal edildi” biçimindeki genellemeler yanlıştır: iptal edilen yalnızca (i) bendidir.
Bunun sonucu, kapsam dışı hâllerin listesini 2016’daki hâliyle aktaran kaynakların bugün eksik değil, fazla olmasıdır: iptal edilmiş bir bende dayanarak “bu talep kapsam dışıdır” denemez. Kapsam dışılık iddiasıyla karşılaşan taraf, dayanılan bendin kaza tarihinde ve bugün yürürlükte olup olmadığını ayrıca kontrol etmelidir.
Ayrım pratikte şöyle çalışır: sigortacı m.92’ye dayanıyorsa tartışma zarar gören ile sigortacı arasındadır ve zarar gören hiç ödeme alamaz. m.95’e dayanıyorsa zarar gören ödemesini alır; dava, sigortacı ile sigorta ettiren arasında görülür. Her iddia kendi maddesinin metnine dayanmalıdır; birinin sonucu diğerine taşınamaz.
Alkol: Rücunun En Tartışmalı Sebebi
Rücu sebepleri Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında sayılır. Bunların en çok dava konusu olanı alkoldür ve kural 2013-2015 arasında yapılan değişikliklerle tartışmaya açılmıştır.
Değişiklik neydi?
Eski düzenlemelerde alkolle ilgili yasak, sürücünün “güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş” olmasına bağlanmıştı. Bu şart, 2013’te kanundan çıkarıldı:
2918 sayılı Kanun m.48 — alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı:
“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.”
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48)
Aynı madde, idari yaptırım bakımından sayısal eşikler getirir:
“Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 25.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır.”
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48)
Not: yukarıdaki idari para cezası tutarı kanun metnindeki maktu miktardır ve her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir; uygulanacak tutar ihlal tarihine göre belirlenir. Alkollü araç kullanmanın cezai boyutu için: alkollü araç kullanma cezası ve Yargıtay kararları (TCK 179).
Genel Şartlarda da paralel bir değişiklik yapıldı: 01.06.2015’te yürürlüğe giren metinde rücu sebebi, “güvenli sürme yeteneğinin kaybı” yerine mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü olarak kullanma biçiminde düzenlendi.
Sigorta şirketlerinin iddiası ve mahkemeler arasındaki ayrılık
Bu değişiklikten sonra sigorta şirketleri, rücu için artık kazanın alkolden kaynaklandığını ispatlamalarının gerekmediğini, promil sınırının aşılmasının tek başına yeterli olduğunu ileri sürdüler. Bölge Adliye Mahkemeleri bu konuda ikiye bölündü.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, güvenli sürme yeteneğinin kaybı şartının hükümlerden çıkarılmış olması karşısında önüne gelen uyuşmazlığı şöyle tanımlar:
“ZMMS sigortacısı tarafından kendi akidi olan sigortalı aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında, kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana gelmiş olma şartının aranıp aranmayacağı noktasında toplanmaktadır.”
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2402, K. 2025/4431, T. 23.06.2025)
Yargıtayın 2025 tarihli cevabı: münhasırlık aranır
Daire, uyuşmazlığı sigortalı lehine gidermiştir:
“Yukarıda açıklanan nedenlerle, 01.06.2015 tarihli değişiklikten sonra ZMMS Genel Şartlarının B.4.c bendine dayalı olarak sigorta şirketleri tarafından sigortalı akidi aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesi gerektiğine”
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2402, K. 2025/4431, T. 23.06.2025)
Kararın ağırlığı: bu, olağan bir temyiz incelemesi değil, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki hukuki uyuşmazlığın giderilmesi yoluyla verilmiş ve kesin olarak karara bağlanmış bir hükümdür. Karar oy çokluğuyla alınmıştır; muhalefet şerhinde münhasırlık şartının sigortacı yönünden ispat güçlüğü yarattığı ileri sürülmüştür. Ancak bağlayıcı olan çoğunluk görüşüdür.
Pratik sonuç: sigorta şirketinin yalnızca alkol raporunu dosyaya koyarak rücu talebinde bulunması yeterli değildir. Kazanın başka hiçbir etkene değil, alkole bağlanabildiğinin ortaya konması gerekir. Kazada yol kusuru, karşı sürücü kusuru veya araç arızası gibi bir etken varsa münhasırlık şartı gerçekleşmez.
| Sigortacının ileri sürdüğü | Yargıtayın aradığı |
|---|---|
| Sürücü promil sınırının üzerindeydi | Kaza münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldi |
| Genel Şartlarda “güvenli sürüş” şartı kaldırıldı | Şartın kaldırılması münhasırlık aramasını sona erdirmez |
| İdari yaptırım uygulandı | İdari yaptırım rücu şartını tek başına kurmaz |
Rücu Davasında Zamanaşımı
Rücu talebi süresiz değildir ve süre, zarar görenin sigortacıya karşı sahip olduğu süreden ayrı işler. İki hüküm birlikte okunur.
Karayolları Trafik Kanunu, tazminat yükümlülerinin birbirlerine yönelttiği rücu talepleri için özel bir süre öngörür:
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
(2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.109)
Bu fıkranın kendi lafzı iki başlangıç koşulu sayar: yükümlülüğün tam olarak yerine getirilmiş olması ve rücu edilecek kişinin öğrenilmiş olması. Süre, bu ikisinin gerçekleştiği günden işler; kaza gününden değil.
Sigorta sözleşmesinden doğan istemler bakımından ise Türk Ticaret Kanunu’nun genel hükmü işler:
MADDE 1420 - (1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.
(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1420)
İki hüküm farklı ilişkileri düzenler ve bunu kendi metinleriyle söyler: Karayolları Trafik Kanunu hükmü tazminat yükümlülerinin birbirine karşı rücuunu, Türk Ticaret Kanunu hükmü ise sigorta sözleşmesinden doğan istemleri esas alır. Somut bir rücu davasında hangisinin uygulanacağı, talebin hangi ilişkiden doğduğuna göre belirlenir; iki hüküm de iki yıllık bir süre öngörse de başlangıç anları farklıdır. Bu nedenle savunmada yalnızca “iki yıl geçti mi” değil, sürenin hangi günden başladığı tartışılmalıdır.
Zarar görenin sigortacıya karşı sahip olduğu sürelerin ayrıntısı için: değer kaybı davası ne kadar sürer.
Rücu Davasında Savunma Ekseni
Rücu davasıyla karşılaşan sigorta ettiren için değerlendirilmesi gereken noktalar şunlardır:
Kaza tarihindeki metin hangisi? Genel Şartlar 2015’te değişmiştir. Kaza tarihine göre hangi metnin uygulanacağı, rücu sebebinin unsurlarını doğrudan etkiler.
Münhasırlık ispat edildi mi? Alkole dayalı taleplerde ispat yükü sigortacıdadır. Bilirkişi raporunun kusur dağılımını nasıl kurduğu belirleyicidir: raporda karşı tarafa veya yol koşullarına kusur atfedilmişse münhasırlık tartışmalı hâle gelir.
Davalı sıfatı doğru mu? Kanun sigortacının sigorta ettirene başvurabileceğini söyler. Sözleşmenin tarafı olmayan kişiye yöneltilen talep husumet yönünden tartışılabilir.
Talep edilen tutar “o oranla” sınırlı mı? Rücu, tazminatın kaldırılabileceği veya azaltılabileceği oranla sınırlıdır; ödenen tutarın tamamının otomatik olarak isteneceği kabul edilemez.
Zamanaşımı def’i ileri sürüldü mü ve süre hangi günden başlıyor? Rücu talebinde süre, ödemenin tam olarak yapıldığı ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günden işler. Ödeme tarihi ile dava tarihi arasındaki süre baştan hesaplanmalıdır.
Sürücü belgesine dayanılıyorsa belge durumu tam olarak ne? Belgesizliğe dayalı rücuda Hukuk Genel Kurulu, sürücü kursunu bitirip sertifika almış ancak bunu sürücü belgesine dönüştürmemiş kişiyi de sürücü belgesiz saymıştır; buna karşılık Yargıtay, salt ehliyetsizliğin kazada kusur teşkil etmediğini kabul eder. Bu iki çizgi ve belgenin sınıfı ile süresine ilişkin ayrımlar ehliyetsiz araç kullanma cezası yazımızda künyeleriyle ele alınmıştır.
Kusur dağılımı tazminata nasıl yansıdı? Müterafik kusur değerlendirmesi hem asıl tazminatı hem rücu tutarını etkiler; bkz. müterafik kusur ve tazminattan indirim.
Sık Yapılan Hatalar
- Sigortacının rücu edeceği için zarar görene ödeme yapmayacağını sanmak. Tazminatı kaldıran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez (m.95).
- Alkol raporunun tek başına rücuyu doğurduğunu kabul etmek. Yargıtay münhasırlık aramaktadır (11. HD, E. 2025/2402).
- İdari para cezası ile rücu şartını aynı saymak. İkisi farklı hukuki sonuçlardır ve farklı unsurlara bağlıdır.
- Kaza tarihindeki Genel Şartlar metnini kontrol etmemek. Metin 01.06.2015’te değişmiştir.
- Bilirkişi raporundaki kusur dağılımını önemsememek. Karşı tarafa veya yol koşullarına atfedilen kusur münhasırlığı tartışmalı kılar.
- Husumeti incelemeden davayı esastan tartışmak. Kanun rücunun muhatabını sigorta ettiren olarak belirtir (m.95).
- Ödenen tutarın tamamının isteneceğini varsaymak. Rücu “tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda” mümkündür (m.95).
- Promil eşiklerini tüm araçlar için aynı sanmak. Hususi otomobil dışındaki araçlarda alt sınır 0.21 olarak uygulanır (m.48).
- Kapsam dışılık ile rücuyu aynı saymak. m.92’de teminat hiç doğmaz ve zarar gören ödeme alamaz; m.95’te sigortacı öder, sonra sigorta ettirene döner.
- İptal edilmiş bir kapsam dışı bendine dayanmak. m.92’nin (i) bendinin yerinde bugün hüküm değil, Anayasa Mahkemesi iptal kaydı vardır.
- Zamanaşımını hesaplamamak. Rücu talebi süresizdir sanılır; oysa süre, ödemenin tamamlandığı ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günden işler.
Özet
- Rücu, sigortacının zarar görene ödediği tazminatı sigorta ettirenden geri istemesidir; dayanağı 2918 sayılı Kanun m.95’tir.
- Tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez; sigortacı önce öder, sonra rücu eder (m.95).
- Rücu, ödenen tutarın tamamı değil, tazminatın kaldırılabileceği veya azaltılabileceği oranla sınırlıdır (m.95).
- Kanun metni rücunun muhatabını sigorta ettiren olarak belirtir; bu, husumet bakımından sonuç doğurur (m.95).
- 2013’te KTK m.48’den, 2015’te Genel Şartlardan “güvenli sürme yeteneğini kaybetme” şartı çıkarılmıştır.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.06.2025 tarihli kararıyla, bu değişikliklere rağmen rücu için kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesi gerektiğine kesin olarak karar vermiştir.
- Salt promil sınırının aşılması veya idari yaptırım uygulanmış olması rücu şartını tek başına kurmaz.
- Alkole dayalı rücu taleplerinde ispat yükü sigortacıdadır; kusur dağılımına ilişkin bilirkişi raporu belirleyicidir.
- Kapsam dışılık (m.92) ile rücu (m.95) ayrı mekanizmalardır: birincisinde zarar gören hiç ödeme alamaz, ikincisinde alır ve yük sigorta ettirene geçer.
- Dolaylı zararlar ile hurdaya çıkarılmış/trafikten çekilmiş araçların değer kaybı, 9/6/2021’de eklenen bentlerle kapsam dışına alınmıştır; kaza tarihi bu tarihten önceyse bu bentler uygulanmaz (m.92).
- m.92’nin (i) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir; iptal edilmiş bende dayanan kapsam dışılık iddiası geçerli değildir.
- Rücu talebi zamanaşımına tabidir; süre kaza gününden değil, ödemenin tamamlandığı ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günden işler (m.109).
Sıkça Sorulan Sorular
Sigorta şirketi ödediği tazminatı benden geri isteyebilir mi?
Belirli hâllerde evet. 2918 sayılı Kanun m.95 uyarınca ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Bu geri isteme hakkına rücu denir.
Sigortacı rücu edeceği için zarar görene ödeme yapmayabilir mi?
Hayır. 2918 sayılı Kanun m.95 uyarınca tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Sigortacı önce zarar görene öder, sonra sözleşmeden doğan itirazlarını kendi sigortalısına yöneltir. Bu iki aşama birbirinden bağımsızdır.
Alkollü olmam sigortanın bana rücu etmesi için yeterli mi?
Yargıtayın 2025 tarihli kararına göre yeterli değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.06.2015 tarihli değişiklikten sonra Genel Şartların B.4.c bendine dayalı rücu davalarında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesi gerektiğine karar vermiştir. Sadece promil sınırının aşılması tek başına yetmez.
Münhasıran alkolün etkisi ne demek?
Kazanın yalnızca alkolden kaynaklanmış olması demektir. Kazada yol koşulları, karşı sürücünün kusuru veya başka bir etken rol oynamışsa münhasırlık şartı gerçekleşmez. Bu durumda sigortacının rücu talebi kural olarak reddedilir; ispat yükü sigortacıdadır.
Sigorta şirketi rücu davasını kime karşı açabilir?
Kural olarak sigorta ettirene. 2918 sayılı Kanun m.95 metni sigortacının sigorta ettirene başvurabileceğini söyler. Sözleşmenin tarafı olmayan kişilere yöneltilen talepler bu hükme dayandırılamaz; bu ayrım davanın husumet yönünden reddine yol açabilir.
Alkol raporum yoksa sigorta rücu edebilir mi?
Alkolün varlığı ve etkisi ispat edilmelidir. Rücu talebinde bulunan sigortacı hem alkol düzeyini hem de kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini ortaya koymak durumundadır. Somut delil bulunmadan varsayıma dayalı rücu talebi kabul görmez.
Ehliyetsiz sürücü kaza yaparsa sigorta rücu eder mi?
Genel Şartlarda sayılan rücu sebepleri arasında sürücünün gerekli sürücü belgesine sahip olmaması da yer alır. Ancak rücu her hâlde otomatik değildir; ihlal ile zarar arasındaki ilişki ve poliçe dönemindeki genel şart metni değerlendirilir. Somut olayın kaza tarihindeki metne göre incelenmesi gerekir.
Hangi kanun maddesi rücunun dayanağıdır?
Zorunlu trafik sigortasında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.95. Maddenin birinci fıkrası itirazların zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini, ikinci fıkrası ise ödemede bulunan sigortacının sigorta ettirene başvurabileceğini düzenler.
Alkollü araç kullanma promil sınırı kaçtır?
2918 sayılı Kanun m.48 uyarınca 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında idari yaptırım uygulanır; hususi otomobil dışındaki araçları kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır.
İdari ceza almam rücu için yeterli sayılır mı?
Sayılmaz. İdari yaptırım ile sigortacının rücu hakkı farklı hukuki sonuçlardır. Promil sınırının aşılması idari cezayı doğurur; rücu için ise Yargıtayın aradığı münhasırlık ilişkisinin ayrıca ortaya konması gerekir.
Kapsam dışı olmak ile rücu aynı şey mi?
Değildir. 2918 sayılı KTK m.92'deki kapsam dışı hâllerde teminat hiç doğmaz ve zarar gören sigortacıdan ödeme alamaz. m.95'teki rücuda ise sigortacı zarar görene öder, ödediğini sonra sigorta ettirenden geri ister. Birinde yük zarar görende, diğerinde sigortalıdadır.
İkame araç bedelini zorunlu trafik sigortasından alabilir miyim?
2918 sayılı KTK m.92'ye 9/6/2021 tarihinde eklenen bent, gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararları kapsam dışında sayar; ikame araç bedelini adıyla saymaz. Yerel mahkeme uygulaması bu kalemi çoğunlukla bendin kapsamında görmektedir. Her hâlde araç mahrumiyet bedeli haksız fiil sorumluluğuna dayanır ve muhatabı kusurlu işleten ile sürücüdür. Kaza 9/6/2021'den önceyse bu bent uygulanmaz.
Kapsam dışı hâllerin listesi değişti mi?
Evet. Maddeye 2016 ve 2021'de bentler eklenmiş, eklenen bentlerden (i) bendi Anayasa Mahkemesinin 17/7/2020 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Maddenin bugünkü resmî metninde bu bendin yerinde iptal kaydı bulunur.
Rücu davasında zamanaşımı süresi nedir?
Karayolları Trafik Kanunu m.109, tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağını öngörür. Sigorta sözleşmesinden doğan istemler bakımından Türk Ticaret Kanunu m.1420 ayrıca değerlendirilir.
Rücu davası hangi mahkemede görülür?
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücu talepleri kural olarak asliye ticaret mahkemesinin görev alanındadır. Somut olayda tarafların sıfatı ve talebin dayanağı görev bakımından belirleyici olduğundan dava açılmadan önce görevli mahkeme ayrıca değerlendirilmelidir.
Rücu davası açılırsa ne yapmalıyım?
Öncelikle kaza tarihinde yürürlükte olan Genel Şartlar metnine ve rücu sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmalıdır. Alkole dayalı taleplerde münhasırlık şartının ispat edilip edilmediği, kusur dağılımı ve bilirkişi raporunun bu ilişkiyi kurup kurmadığı savunmanın merkezindedir.