Ticaret Hukuku

Şirkete Kayyum Atanması: Şartları ve Süreci

Şirkete kayyum hangi hallerde atanır? TTK'da özel düzenleme yoktur; TMK m.427/4 dayanağı, görevli mahkeme ve Yargıtay'ın kabul/red gerekçelerini öğrenin.

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Boş toplantı odasında masa ve koltuklar
İçindekiler 14

Kısa Cevap

Şirkete kayyum, bir ticaret şirketinin zorunlu organları (genel kurul veya yönetim kurulu) tamamen işlevsiz kaldığında mahkemenin devreye soktuğu istisnai ve geçici bir tedbirdir. TTK’da bu konuda özel bir düzenleme yoktur; dayanak Türk Medeni Kanunu’nun 403, 426 ve özellikle 427/4. maddesidir. Kayyum, yalnızca gerçek bir organ boşluğunda ve genellikle belirli bir işle sınırlı olarak atanır. Ortaklar arasındaki anlaşmazlık veya kötü yönetim iddiası tek başına yeterli değildir.

Bu Durumda mısınız?

  • Şirketin yönetim kurulu üyeleri topluca istifa etti veya görev süreleri doldu, yeni üye seçilemiyor.
  • İki ortaklı bir şirkette müşterek imza yetkisi olan yöneticiler anlaşamıyor, şirket işlemez hâle geldi.
  • Genel kurul art arda toplanamıyor veya nisap sağlanamıyor.
  • Yönetim kurulunuz size çağrı yapma veya gündeme madde koyma talebinizi cevapsız bıraktı, mahkemeye başvurmayı düşünüyorsunuz.
  • Şirket hakkında haklı sebeple fesih davası açtınız ve yargılama sürerken tedbiren kayyum istemek istiyorsunuz.

Kayyum talebinin kabul görüp görmeyeceği somut dosyanın organ boşluğunu gerçekten ispatlayıp ispatlayamadığına bağlıdır. Durumunuzu bir avukatla değerlendirin.

TTK’da Özel Düzenleme Yok: Asıl Dayanak TMK m.427/4

Türk Ticaret Kanunu’nda şirkete kayyum atanmasını düzenleyen ayrı bir hüküm bulunmaz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, tam da bu noktayı bir haklı sebeple fesih davasındaki tedbir talebini değerlendirirken açıkça ortaya koymuştur:

“TTK’da anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta olup, şirketlerin seçilmiş organları tarafından yönetilmeleri esastır. TMK’nın 427/4 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, bir şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için yönetiminin bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yöneticileri bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetimin çalışamaz halde olması da, TTK’nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/2138, K. 2025/2081, T. 08.12.2025 — istinaf reddi, kesin)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de kayyum tayini davalarında dayanağı aynı netlikte gösterir:

“Dava, davalı anonim şirketin yasal ve zorunlu organlarının yokluğu nedeni ile yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 4721 sayılı Kanun’un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası olup, bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Bu yöndeki istemin, mahiyeti itibariyle mahkemeden geçici hukuki koruma önlemine dair karar verilmesi niteliğinde olduğunda kuşku yoktur.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1320, K. 2024/4395, T. 28.05.2024 — temyiz incelenemez, kesin)

Yani üç madde birlikte anılır ama eşit ağırlıkta değildir: TMK m.403 kayyumun ne olduğunu tanımlar, TMK m.426 vesayet makamının temsil kayyımı atayabileceği genel hâlleri sayar, TMK m.427/4 ise doğrudan “bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması” hâlini düzenler ve şirkete kayyum atanmasının asıl ve özel dayanağı budur.

Dayandığı Kanun Maddeleri

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.403

Madde 403- Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür. Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır. Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.427

Madde 427- Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar: 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa, 3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa, 4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, 5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.530 — Organların eksikliği

MADDE 530 - (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.

TTK m.530’un kendisi “kayyum” kelimesini hiç kullanmaz; organ eksikliğinde mahkemeye önce süre verme ve fesih tehdidiyle düzeltme yolunu açar, ikinci fıkradaki “gerekli önlemler” ifadesi ise uygulamada TMK m.427/4’e giden kapıdır.

TTK’daki Boşluk Nasıl Doldurulur? Genel Hükümlere Yollama (TTK m.1)

Bir konuda Ticaret Kanunu’nda hüküm bulunmaması, o konunun hukuken düzenlenmemiş olduğu anlamına gelmez. Kanun, kendi içindeki boşluğun nasıl doldurulacağını ilk maddesinde gösterir:

6102 sayılı TTK m.1 — Ticari hükümler (2. fıkra)

Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir.

Aynı maddenin birinci fıkrası, Ticaret Kanunu’nun Türk Medenî Kanunu’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtir. İkisi birlikte okunduğunda kayyum konusundaki tablo tamamlanır: TTK’da şirkete kayyum atanmasına ilişkin özel bir hüküm bulunmadığı için mahkeme genel hükümlere (yani TMK m.427/4’e) başvurur.

Bu yollama, şirket türünden bağımsızdır. Kanun anonim şirket ile limited şirket arasında bir ayrım yapmadığından, limited şirkette de organ boşluğu hâlinde aynı hükümler işler; nitekim yukarıda anılan Yargıtay kararlarından biri doğrudan limited şirket hakkındadır. Aradaki tek fark, uygulamada organ boşluğunun hangi olaylarla doğduğudur (limited şirkette müdürlüğün boşalması, anonim şirkette yönetim kurulunun toplanamaması gibi).

Organ Boşluğu Ne Zaman Gerçekleşir?

Anonim şirketin yasal organları genel kurul ve yönetim kuruludur; kayyum atanabilmesi için bunlardan birinin gerçekten ve tamamen işlevini yitirmiş olması gerekir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi bu eşiği şöyle tarif eder:

“TMK’nın 427. Maddesinin 4. fıkrası bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalırsa ve yönetim başka yoldan sağlanamazsa vesayet makamının yönetim kayyımı atayacağı hükmüne havidir. TMK’nın 427/4. maddesinde düzenlenen organlardan yoksunluk, şirketin zorunlu organlarından yoksun kalmasını ifade etmekte olup anonim şirketlerin yasal organları genel kurul ve yönetim kuruludur. Yönetim kurulunun eksikliği genel kurul toplanamadığı için yönetim kurulunun seçilememesi veya yönetim kurulunun seçimi için aranan nisabın sağlanamaması ya da yönetim kurulu üyelerinin topluca istifa etmesi gibi durumlarda söz konusu olabilmektedir.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2023/263, K. 2023/489, T. 11.05.2023 — istinaf reddi)

Aynı kararda daire, kayyumun kapsamını da sınırlar — organ boşluğu bulunsa bile kayyum, kural olarak belirli bir işle sınırlı olarak atanır:

“Yani şirkete kayyım atanabilmesi için yönetim kurulunun işlevini yitirmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda dahi şirkete kayyım atanması, ancak organ boşluğu veya eksikliği halinde belli bir işle sınırlı olmak üzere (örneğin şirketi genel kurula götürmek gibi) mümkündür.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2023/263, K. 2023/489, T. 11.05.2023 — istinaf reddi)

Hangi Gerekçeler Yeterli Değildir?

Korpustaki kararların çoğunluğu aslında ret kararlarıdır — bu da kayyumun ne kadar istisnai uygulandığını gösterir. Üç gerekçe tek başına yeterli görülmemiştir:

1) Görev süresinin dolmuş olması. Yönetim kurulu üyelerinin süresi bitse de kanunda bu sıfatın kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm yoktur; yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil işler için görev devam eder. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, pandemi ve ortakların yurt dışında bulunması gerekçesiyle açılan bir davada şirketin organsız kalmadığına karar vermiştir:

Dairenin bu davada dayandığı ölçüt, yukarıda aktardığımız kararının kendisidir: TMK m.427/4’ün aradığı şey organların yokluğudur, üyelerin fiilen toplanamaması değil (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1320, K. 2024/4395, T. 28.05.2024).

2) Ortaklar arası kilitlenme. Yönetim kurulu üyelerinin aralarındaki çekişme nedeniyle ortak karar alamaması, tek başına organ yokluğu sayılmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, iki yöneticinin müşterek imzayla anlaşamamasını organ yokluğu kabul edip yönetim kayyımı atayan bir kararı şu gerekçeyle bozmuştur:

“TMK’nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/7714, K. 2018/1804, T. 08.03.2018 — bozma)

Aynı kararda Daire, ilk derece mahkemesinin somut olayda düştüğü hatayı da açıkça göstermiştir:

“Bu durumda, karşı davanın reddine karar vermek gerekir iken, yönetim kurulunun üyeleri arasındaki çekişme nedeniyle toplanıp karar alamamasını organ yokluğu olarak kabul edip karşı davanın bu nedenle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/7714, K. 2018/1804, T. 08.03.2018 — bozma)

3) Mevcut yönetimin varlığı (kötü yönetim iddiası dahil). Şirketin seçilmiş ve görevini sürdüren bir yönetimi varsa, o yönetimin verimsiz veya tartışmalı çalışması organ yokluğuna dönüşmez. Bir haklı sebeple fesih davasında tedbiren kayyum talep edilmiş, mahkeme organ boşluğu bulunmadığı için reddetmiştir:

Dairenin gerekçesi yukarıda aktardığımız kararında açıktır: seçilmiş yöneticiler varken organ yokluğundan söz edilemez, mevcut yönetimin çalışamaz hâlde olması ise TTK’nın kendi sistematiği içinde giderilebilir bir durumdur (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/2138, K. 2025/2081, T. 08.12.2025).

Dava Açmadan Önce Tüketilmesi Gereken Yollar

Mahkemeler, TTK’nın kendi sistematiğinde çözüm yolu varken doğrudan kayyum istenmesini hukuki yarar yokluğu sayabilir. Öne çıkan iç yollar:

  • TTK m.363 — yönetim kurulunda bir üyelik boşalırsa, kalan üyeler kanuni şartları taşıyan birini geçici olarak seçip ilk genel kurulun onayına sunabilir.
  • TTK m.410/2 — yönetim kurulu sürekli toplanamıyor veya nisap sağlanamıyorsa, mahkemenin izniyle tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir.
  • TTK m.411 ve m.412 — sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını isteyebilir; yönetim kurulu bu talebi reddeder veya cevapsız bırakırsa, asliye ticaret mahkemesi gündemi düzenlemek ve çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Bu, TTK’nın kendi bünyesindeki tek ve dar kapsamlı kayyım mekanizmasıdır. Genel bir şirket-yönetimi kayyımı değil, yalnızca genel kurul çağrısına özgüdür.

Bu yollar fiilen tüketilmeden açılan davalarda mahkeme, organ boşluğu bulunmadığı veya hukuki yarar eksik olduğu gerekçesiyle talebi reddedebilir.

Görevli Mahkeme ve Yargılamanın Niteliği

Görevli ve yetkili mahkeme, TTK m.530’un açıkça belirttiği gibi şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.

Kayyum tayini davasının hukuki niteliği, kanun yolunu doğrudan etkiler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bunu şöyle açıklığa kavuşturur:

“Kayyım atanması istemi yönünden yapılan incelemede davanın yasal dayanağı TMK’nın 427/4 hükmü olup, bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Bu yöndeki istemin, mahiyeti itibariyle mahkemeden geçici hukuki koruma önlemine dair karar verilmesi niteliğinde olduğunda kuşku yoktur.

HMK’nın 382. maddesinin birinci fıkrasında, uyuşmazlığın hangi ölçütlere göre çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıklanmış, Kanun’un ikinci fıkrasında da çekişmesiz yargı kapsamında olan işler sayılmış, HMK’nın 382/2-b-19 hükümlerinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığı düzenlenmiştir. HMK’nın 362. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ise çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların temyizinin kabil olmadığı öngörülmüştür.

Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında TMK’nın 427. maddesinin dördüncü fıkrasında hukuki dayanağını bulan eldeki kayyım tayini davası, HMK’nın 382/2-b-19 hükmünde düzenlenen vesayet işleri kapsamında bulunması nedeniyle çekişmesiz yargı işi olduğu gibi mahiyeti gereğince HMK’nın 10. kısmında yer verilen geçici hukuki koruma önlemi istemine ilişmesi nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK’nın 362. maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentleri gereğince temyiz edilemeyeceğinden HMK’nın 366. maddesi delaletiyle 346. maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5668, K. 2025/3906, T. 02.06.2025 — temyiz incelenemez, kesin)

Sonuç pratikte önemlidir: kayyum atanması ya da atanmaması yönündeki bölge adliye mahkemesi kararı kesindir, Yargıtay’a taşınamaz. Aynı ilke, davalının limited şirket olduğu bir başka dosyada da tekrarlanmıştır:

“Dava, davalı limited şirketin yasal ve zorunlu organlarının yokluğu nedeni ile yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı TMK’nın 427/4. maddesi olup, bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Bu yöndeki istemin, mahiyeti itibariyle mahkemeden geçici hukuki koruma önlemine dair karar verilmesi niteliğinde olduğunda kuşku yoktur.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/871, K. 2021/1558, T. 22.02.2021 — temyiz incelenemez, kesin)

Kayyumun Görevi, Yetkisi ve Sınırları

Kayyum atandığında dahi mahkeme sınırsız bir yetki devretmez. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, bunu ilkesel biçimde ortaya koyar:

“Anonim şirketlere kayyum atanması istisnai bir çözümdür ve şirketin organsız kalması nedeniyle sona ermekten kurtaran geçici bir çaredir. Bu yüzden kayyum tayini davalarında asıl amacın şirketin devamlılığının sağlamak olduğunun gözden uzak tutulması gerekir. Kayyumun, organın yerini alarak şirketi sürekli şekilde yönetmesine ve temsil etmesine yol açılmamalıdır. Ayrıca kayyum atanması gereken hallerde kayyumun görevi, yetkileri, süresi ve ücreti ayrıntılı olarak belirlenmelidir.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/745, K. 2024/649, T. 25.04.2024 — istinaf reddi)

Bu ilke iki sonuç doğurur: kayyum, şirketin organlarının yerine geçip işleri sürekli yönetmek üzere atanmaz; ve kararda kayyumun görevi, yetkisi, süresi ile ücreti ayrıntılı biçimde gösterilmelidir. Belirsiz ve süresiz bir kayyumluk, kurumun istisnai niteliğiyle bağdaşmaz.

TTK m.531 (Haklı Sebeple Fesih) ile İlişkisi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.531

MADDE 531 - (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.

Haklı sebeple fesih davası açan azınlık pay sahipleri, yargılama sürerken tedbiren yönetim veya denetim kayyımı da isteyebilir. Ancak bu istem ayrı bir kolaylık yaratmaz. Organ boşluğu şartı burada da aranır. Yukarıda aktarılan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararı, davanın konusunu şöyle tarif eder:

“Talep, 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesi uyarınca, davalı şirketin haklı sebeple feshi aksi halde davacıların paylarının gerçek değeri ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılması talebi ile açılan davada, tedbiren şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması, şirketin taşınmaz malları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi maksadı ile ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir.”

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/2138, K. 2025/2081, T. 08.12.2025 — istinaf reddi, kesin)

Aynı kararda mahkeme, davalı şirketin görev süresi devam eden seçilmiş bir yönetim kurulu bulunduğunu, dolayısıyla organsızlık oluşmadığını tespit ederek tedbir talebini reddetmiştir. Yani TTK m.531 kapsamındaki fesih davası, kayyum talebi için ayrı ve daha kolay bir eşik getirmez.

Şirkete Kayyum ile Karıştırılan Kurumlar

Ceza yargılamasındaki kayyım (CMK m.133) farklı bir rejimdir. Bu yazının konusu olan kayyum tamamen özel hukuka aittir. Buna karşılık Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ayrı bir maddesi, belirli ağır suç tiplerinde soruşturma veya kovuşturma makamına bambaşka bir yetki tanır:

“Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.”

(5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.133/1)

Bu tedbir yalnızca kanunda tek tek sayılan suçlarla (örneğin belirli mal varlığı ve örgütlü suç tipleriyle) sınırlıdır, soruşturma/kovuşturma makamınca ve farklı amaçlarla (delil ve malvarlığının korunması) uygulanır. TMK m.427/4 kayyımı ise şirketin organsız kalıp sona ermesini önlemeye yönelik, tamamen ayrı bir ticaret hukuku tedbiridir; ikisini karıştırmamak gerekir.

Apartman/site yönetimindeki kayyım ile vesayet hukukundaki (küçük veya kısıtlı bir gerçek kişi için atanan) kayyım da bu yazının konusu değildir. Bu yazı yalnızca ticaret şirketlerinin organ boşluğunda uygulanan yönetim kayyımını ele almaktadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Ortaklar arası anlaşmazlığı organ yokluğu sanmak. Kilitlenme, gerçek bir organ boşluğu değildir; Yargıtay bu ayrımı bozma kararıyla netleştirmiştir.
  • TTK’nın kendi iç yollarını (m.363, m.410-412) tüketmeden dava açmak. Bu, hukuki yarar yokluğundan reddi getirebilir.
  • Görev süresi dolan yönetimi otomatik olarak “organsız” kabul etmek. Olağanüstü/acil yetki devam ettiği sürece organ boşluğu oluşmaz.
  • Kayyum kararına karşı Yargıtay’a başvurulabileceğini sanmak. Bölge adliye mahkemesi kararı bu konuda kesindir.
  • Şirkete kayyum atanmasını CMK m.133 kapsamındaki ceza tedbiriyle karıştırmak. İki kurum farklı kanunlara, farklı makamlara ve farklı amaçlara dayanır.
  • Kayyumun sınırsız ve süresiz bir yönetici olduğunu düşünmek. Görevi, yetkisi ve süresi kararda somut biçimde gösterilmelidir.

Özet

  • TTK’da şirkete kayyum atanmasına ilişkin özel bir hüküm yoktur; dayanak TMK m.403, m.426 ve özellikle m.427/4’tür.
  • Kayyum, ancak şirketin bir organı gerçekten ve tamamen yoksun kaldığında ve bu boşluk başka yollarla giderilemediğinde atanır.
  • Ortaklar arası kilitlenme, görev süresinin dolması veya kötü yönetim iddiası, tek başına yeterli değildir.
  • Görevli ve yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir (TTK m.530).
  • Dava çekişmesiz yargı işi ve geçici hukuki koruma niteliğindedir; bölge adliye mahkemesi kararı kesindir, Yargıtay’a gidilemez.
  • Kayyum istisnai ve geçicidir; görevi, yetkisi, süresi ve ücreti kararda ayrıntılı biçimde belirlenmelidir.
  • CMK m.133 kapsamındaki ceza tedbiri kayyımı, bu yazının konusu olan özel hukuk kayyımından tamamen farklıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Şirkete kayyum ne demektir?

Kayyum, mahkemenin belirli bir işi görmek veya bir malvarlığını yönetmek üzere atadığı kişidir (TMK m.403). Şirket bağlamında kayyum, şirketin kendi organları (genel kurul, yönetim kurulu) tamamen işlevsiz kaldığında mahkemece devreye sokulan istisnai ve geçici bir tedbirdir.

TTK'da şirkete kayyum atanmasını düzenleyen bir madde var mı?

Hayır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda anonim veya limited şirkete kayyum atanmasına ilişkin özel bir hüküm yoktur. Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri istikrarlı biçimde Türk Medeni Kanunu'nun 403, 426 ve özellikle 427/4. maddelerindeki genel vesayet hükümlerini uygular.

Anonim şirkete hangi hallerde kayyum atanır?

Şirketin zorunlu organlarından (genel kurul veya yönetim kurulu) biri gerçekten yoksun kaldığında ve bu boşluk başka hukuki yollarla giderilemediğinde. Örnekler; yönetim kurulu üyelerinin topluca istifası, yeni üye seçilememesi veya genel kurulun sürekli olarak toplanamaması ya da nisap sağlayamamasıdır.

Ortaklar arasındaki anlaşmazlık tek başına kayyum atanması için yeterli mi?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yönetim kurulu üyelerinin aralarındaki çekişme nedeniyle karar alamamasını organ yokluğu sayarak kayyum atayan bir kararı bu gerekçeyle bozmuştur; salt kilitlenme, gerçek bir organ boşluğu değildir.

Yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolduysa şirket organsız mı kalır?

Otomatik olarak hayır. Yargıtay'a göre görev süresi dolan yönetim kurulu, yenisi seçilene kadar olağanüstü ve acil işler için görevine devam eder; bu nedenle süre dolumu tek başına TMK m.427/4 anlamında organsızlık oluşturmaz.

Şirkete kayyum atanması davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

TTK m.530 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi. Dava, çekişmesiz yargı işi ve geçici hukuki koruma niteliğinde görülür; bu da usulünü ve kanun yollarını doğrudan etkiler.

Kayyum atanması kararına karşı Yargıtay'a gidilebilir mi?

Hayır. Yargıtay'a göre kayyum tayini davası hem vesayet işlerinden hem geçici hukuki koruma önleminden sayıldığından, bölge adliye mahkemesi kararı kesindir; temyiz yolu kapalıdır (HMK m.362/1-ç, f).

Kayyum şirketi süresiz biçimde yönetebilir mi?

Hayır. İstinaf mahkemeleri kararlarında kayyumun istisnai ve geçici bir çare olduğunu, organın yerine geçip şirketi sürekli yönetmemesi gerektiğini vurgular; görev, yetki, süre ve ücretin kararda ayrıntılı biçimde belirlenmesi gerekir.

TTK m.531 uyarınca açılan haklı sebeple fesih davasında kayyum istenebilir mi?

Evet, tedbiren istenebilir; ancak bu talep de yine TMK m.427/4'teki organ yokluğu şartına tabidir. Şirketin seçilmiş ve görevine devam eden bir yönetimi varsa, salt kötü yönetim iddiasıyla tedbiren kayyum atanmaz.

Anonim şirkete kayyum atanması ile CMK m.133 kapsamında atanan kayyım aynı şey midir?

Hayır, ikisi tamamen farklı rejimlerdir. CMK m.133, Kanun'da sayılan belirli ağır suçlarla ilgili ceza soruşturması veya kovuşturmasında hâkim ya da mahkemece atanan bir kayyımı düzenler; bu yazının konusu olan TMK m.427/4 kayyımı ise özel hukuka aittir ve amacı organsız kalan şirketi ayakta tutmaktır.

Limited şirkete de aynı kurallar uygulanır mı?

Evet. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, TTK'nın limited şirketlere kayyum atanmasını düzenleyen özel bir hükmü bulunmadığını, TTK m.1'in genel hükümlere yollaması nedeniyle burada da TMK m.427/4'teki yönetim kayyımlığı hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.

Kayyum atanması için dava açmadan önce başka bir yol denenmeli mi?

Evet. Mahkemeler, boşalan yönetim kurulu üyeliğinin TTK m.363 uyarınca geçici seçimle doldurulması veya genel kurulun TTK m.410-412'deki yollarla toplantıya çağrılması mümkünken doğrudan kayyum istenmesini hukuki yarar yokluğu sayabilir.

Apartman yönetimindeki veya vesayet hukukundaki kayyum bu konuyla aynı mı?

Hayır. Bu yazı yalnızca ticaret şirketlerinin organ boşluğunda uygulanan yönetim kayyımını ele almaktadır; kat mülkiyeti yönetiminde veya küçük/kısıtlı bir gerçek kişi için atanan kayyım, farklı hukuki temellere dayanan ayrı konulardır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Şirket kuruluşu, genel kurul ve yönetim kararlarının iptali ile ticari alacak ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp