Ticaret Hukuku

Şirketin Haklı Sebeple Feshi (TTK m.531) Şartları

Anonim şirkette haklı sebeple fesih (TTK m.531) hangi hâllerde istenir, mahkeme ne zaman çıkarmaya karar verir, limited şirketten farkı nedir; öğrenin.

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Cam cephede geometrik yansıma
İçindekiler 14

Kısa Cevap

Anonim şirkette sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri, haklı sebeplerin varlığında TTK m.531 uyarınca şirketin feshini asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir. Ancak mahkeme çoğu zaman fesih yerine, payın gerçek değerinin ödenerek davacının şirketten çıkarılmasına karar verir; fesih, içtihada göre son çaredir (ultima ratio).

Bu Durumda mısınız?

  • Aile şirketinde ortaklar arasında güven ilişkisi çökmüş, husumet ciddi boyutlara ulaşmış.
  • Yıllardır kâr payı dağıtılmıyor veya sembolik miktarlarda dağıtılıyor.
  • Bilgi alma ve inceleme hakkınız fiilen engelleniyor.
  • Şirket imkânlarından (tesis, otel, araç vb.) diğer ortaklar yararlanırken siz dışlanıyorsunuz.
  • Ortaklar arasında karşılıklı çok sayıda dava/şikâyet birikmiş durumda.
  • Ortaklıkta yalnızca genel kurulda oy kullanmak dışında hiçbir etkiniz kalmadı.

Somut olayınızın haklı sebep oluşturup oluşturmadığı ve mahkemenin fesih mi yoksa alternatif bir çözüm mü uygulayacağı, dosyanın bütününe göre değişir; bu tabloların hangisinin sizin durumunuza uyduğunu bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Yabancı ortağa doğrudan verilebilecek İngilizce anlatım için: company formation in Turkey for foreigners.

Şirketin Haklı Sebeple Feshi (TTK m.531) Nedir?

TTK m.531, anonim şirketlerde azınlık pay sahiplerine tanınan, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığı hâllerde başvurulabilecek bir çaredir. Bu imkân eski hukukumuzda anonim şirketler için yoktu; 01.07.2012’de yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK ile getirilmiştir.

“Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yer almayan bu sona erme şekli yürürlükteki 6102 sayılı TTK’da düzenleme altına alınmış olup haklı sebeple fesih kurumu, şirket içinde azınlık pay sahiplerine tanınan en önemli haklardan birisidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Kurumun tarihçesi, bir Özel Daire kararında daha teknik biçimde şöyle anlatılır:

“6762 sayılı TTK’nın 549/1.b.4. maddesi ile 551/2. maddesi hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmesi ve haklı nedenlerin bulunması halinde limited şirketler bakımından şirketin feshi, ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasının istenebileceği kabul edilmişken, anonim şirketler bakımından haklı nedenlerle anonim şirketin feshine olanak tanıyan bir düzenleme bulunmamakta idi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesi hükmü ile anonim şirketler bakımında da haklı sebeplerle şirketin feshine olanak tanıyan düzenleme getirilmiştir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/4504, K. 2015/12980, T. 03.12.2015 — bozma)

Dayandığı Kanun Maddesi: TTK m.531

“MADDE 531 - (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.”

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.531)

Madde metninden üç unsur çıkar: (1) davacı, sermayenin en az onda birini (halka açık şirkette yirmide birini) temsil eden pay sahibi/sahipleri olmalı, (2) haklı sebep bulunmalı, (3) mahkeme fesih yerine iki alternatiften birine (payın gerçek değerinin ödenerek çıkarma veya “duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm”) serbestçe karar verebilir.

Haklı Sebep Kanunda Tanımlanmamıştır — Takdir Mahkemenindir

Kanun “haklı sebep” kavramını tanımlamaz, örnek de vermez:

“Haklı sebep kanunda tanımlanmadığı gibi hangi hâllerin haklı sebep teşkil edeceğine dair örneklendirme de yapılmamıştır. Anılan kavramın tanımlanması, kapsamı ve niteliklerinin tayini yargı kararlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesine dair gerekçede bu husus açıkça ifade edilmiştir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Buna karşılık kanunun gerekçesi, İsviçre öğretisine atıfla bir dizi örnek sayar. Bunları aktaran bir Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı şöyle der:

“6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır. Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kâr yapı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7419, K. 2024/1381, T. 22.02.2024 — bozma, oy çokluğuyla)

Bu liste örneksemedir, kapalı bir katalog değildir; her somut olay ayrı ayrı değerlendirilir.

Somut Olayda Hangi Olgular Haklı Sebep Sayılmıştır?

Bir aile şirketinde on yılı aşkın süren yargılama sonunda Hukuk Genel Kurulu, aşağıdaki olguların birlikte değerlendirilmesiyle haklı sebebin ispatlandığına karar vermiştir:

“Bu kapsamda davacının bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğine dair ihtarları sonrasında açılan ve buna dair hüküm içeren mahkeme kararının gereğinin yetkili icra müdürlüğü ve kolluk marifetiyle icra edilmiş olması, davacı ve asli müdahil davacı tarafından birçok hukuk davası açılarak şirketin aldığı kararların ve yapmış olduğu uygulamaların uyuşmazlık konusu haline gelmesi, davacının ortağı olduğu sabit olan şirketin işletmelerinin işleyişine, davalı şirket imkânları dâhilinde engel olunduğunun mahkeme kararıyla sabit olması, davacı, asli müdahil davacı ile şirket çalışanları ve aile üyeleri arasında fiziksel şiddete varan hususlarda yapılan ceza soruşturmalarının yoğunluğu, kar dağıtımının şirket ortaklığından beklenen faydanın altına kalması, davacı ve asli müdahil davacının diğer ortaklar aleyhine açmış olduğu davalar ile davacı ve asli müdahil davacı ile aile üyelerinin diğer ortaklarınkine nazaran şirket imkânlarından mahrum bırakılması şeklinde cereyan eden eşitliğe aykırı uygulamalar nazara alındığında; davacı ve asli müdahil davacı ile kardeşleri olan diğer ortaklar arasındaki kişisel ve sosyal ilişkilerindeki bozulmanın şirket işleyişine olumsuz anlamda etki ettiği açıktır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Kurul, bu olguları toplu olarak değerlendirerek şu sonuca varmıştır:

“Netice itibariyle somut olayda, feshi isteyen davacı ve asli müdahil davacı bakımından, davalı şirket nezdindeki ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı ve hakkaniyet gereği çekilmez hâle geldiğine, ortaklık ilişkisi içerisindeki güven ortamının ortadan kalktığına, kardeş olan ortaklar arasındaki husumetin şirketin işleyişine olumsuz anlamda etki ettiğine ve bu sebeple anılan davacıların, davalı şirketteki ortaklık ilişkisine devamında beklenen faydalarının ortadan kalkmış olduğuna dair haklı nedenlerin somut olayda ispat edildiği kabul edilmelidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Önemli tuzak — tek olguya güvenmeyin: Aynı dosyada, davacının ileri sürdüğü kâr dağıtılmaması ve bilgi alma hakkının ihlali gibi iddialar, on yıl önce Özel Daire tarafından (o aşamadaki olgularla) haklı sebep bakımından yetersiz görülüp bozma sebebi yapılmıştı. Kurul, aile bireyleri arasındaki husumetin tek başına yeterli sayılmadığı o ilk değerlendirmeyi de şöyle netleştirmiştir:

“Özel Dairece, kardeş olan ortaklar arasındaki manevi bağların koptuğu tespit edilmekle birlikte bu durumun, davalı şirketin sermaye şirketi olduğundan bahisle haklı nedenle feshe dayanak olmayacağı kabul edilmiş ise de; yukarıda detaylı olarak da izah edildiği aile şirketi olarak ticari faaliyetine devam eden davalı şirketin, ortaklar ile ortakların ilgili olduğu gerçek ve tüzel kişiler arasında ortaya çıktığı sabit olan çok sayıdaki davaya konu olan uyuşmazlıklar nazara alındığında, kardeş olan ortaklar arasındaki kişisel ve sosyal ilişkilerdeki bozulmadan şirketin olumsuz etkilenmediği söylenemez.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Yani belirleyici olan husumetin kendisi değil, husumetin şirketin işleyişine somut biçimde yansımış olmasıdır. Kabul, on yıl içinde biriken yeni ve ağırlaşan olgulara dayanır. Bu nedenle “kâr dağıtılmaması otomatik olarak haklı sebeptir” ya da “aile içi küskünlük tek başına yeter” gibi genellemeler yanlıştır. Mahkeme her zaman dosyanın bütününü tartar.

Feshin Son Çare (Ultima Ratio) Olması İlkesi

Mahkemenin haklı sebebi kabul etmesi, otomatik olarak şirketin feshi anlamına gelmez. Doktrin ve içtihat bu ilkeyi “feshin son çare/ikincillik (ultima ratio) ilkesi” olarak adlandırır:

“Doktrinde bu husus, şirketin feshinin tali (ikincil) niteliği yahut şirketin feshinin son çare (ultima ratio) olması prensibi olarak adlandırılmakla bu ilke; kanundaki düzenlemenin tarzı itibariyle bu tür bir davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın fesih dışında başka bir yol ile çözümlenmesi imkânı mevcut ise bu yolun kullanılması, ancak başka bir yolla uyuşmazlığın sona erdirilmesinin mümkün olmaması durumunda son çare olarak şirketin feshine karar verilmesi şeklinde ifade edilebilir (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Hukuku, İstanbul 2015, s. 333, 334; Erdem, Şirketler Hukuku Şerhi, s.3596, 3598).”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Aynı ilke, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce şöyle gerekçelendirilir:

“Esasen, anonim şirketin haklı sebeple feshi daha çok, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare ise de; şirketin yaşatılmasında ortakların dışında, üçüncü kişilerin (şirket çalışanları, şirketle iş yapan tacirler, kamu) de menfaati olduğundan aslolan şirketin yaşatılması olup, azınlık pay sahiplerinin hakları alternatif çözüm yöntemleri ile (gerçek pay bedelinin ödenip şirketten çıkartılması, şirketin bölünmesi vs.) korunabiliyorsa fesih yerine bu çözüm yolları denenmelidir.”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7419, K. 2024/1381, T. 22.02.2024 — bozma, oy çokluğuyla)

Bunun sonucu, mahkemeye tanınan takdir yetkisinin genişliğidir; hâkim davacının fesih talebiyle bağlı değildir:

“Bu anlamda haklı nedenlere dair yapılacak değerlendirmede, 6102 sayılı TTK’nın 531. madde hükmünün sadece şirketin feshini öngörmediği, somut olayın koşulları çerçevesinde şirketin yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan yararlı olduğuna ilişkin kanaatin mevcudiyeti hâlinde hâkime en uygun çözümü bulması anlamında geniş bir takdir hakkı tanıdığı da göz önüne alınmalıdır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/121, K. 2025/364, T. 28.05.2025 — direnme kararı uygun bulunarak onandı)

Mahkemenin Verebileceği Kararlar

SonuçNe zaman uygulanır
Davanın reddiHaklı sebep ispatlanamamışsa
Şirketin feshiHaklı sebep var VE fesih dışında bir çözüm yoksa (son çare)
Çıkarma + payın gerçek değerinin ödenmesiHaklı sebep var, ama şirket davacı olmadan yaşayabiliyorsa (en sık uygulanan sonuç)
Duruma uygun diğer çözümKanun bunu sınırlamamıştır (öğretide örnek: şirketin bölünmesi)

Anonim Şirkette mi, Limited Şirkette mi? TTK m.531 – TTK m.636/3 Farkı

Limited şirketlerde haklı sebeple fesih, TTK m.636’nın üçüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir:

“(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.”

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.636/3)

Aradaki en önemli fark davacı sıfatındadır. Hukuk Genel Kurulu bunu şöyle açıklar:

“Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/795, K. 2022/374, T. 24.03.2022 — bozma)

“Limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada (fesih davasında) davacı sıfatı şirketin ortaklarına aittir. Bu kapsamda TTK’nın 636/3. maddesi kapsamında ancak pay defterine kayıtlı ortaklar limited şirketin haklı nedenle feshini mahkemeden isteyebilirler. Limited şirketin feshini isteyen davacının ortaklık sıfatının yargılama boyunca mevcut olması gerekir. Aksi durumda ortaklık sıfatını yitiren davacı, taraf sıfatını da yitirecektir. Bu durum yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınır. 18. Limited şirketin fesih davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/795, K. 2022/374, T. 24.03.2022 — bozma)

Bu fesih davası, ortağın kendi iradesiyle ayrılmasını (çıkma) veya genel kurul kararıyla ortaklıktan uzaklaştırılmasını (çıkarma) düzenleyen ayrı bir kurumla (TTK m.638-640) sıklıkla karıştırılır; aradaki farkı limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma yazımızda ele alıyoruz.

Anonim (m.531) — Limited (m.636/3) Karşılaştırması

Anonim şirket (m.531)Limited şirket (m.636/3)
DavacıSermayenin en az 1/10’unu (halka açıkta 1/20’sini) temsil eden pay sahibi/sahipleriHer ortak — asgari pay şartı aranmaz
DavalıKural olarak şirket tüzel kişiliğiKural olarak şirket tüzel kişiliği
Mahkemenin alternatifiÇıkarma + gerçek değer ödemesi veya duruma uygun diğer çözümÇıkarma + gerçek değer ödemesi veya duruma uygun diğer çözüm
Görevli mahkemeŞirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesiAynı

Kim Dava Açabilir, Görevli Mahkeme, Dava Açma Süresi

Davacı sıfatı yalnızca azınlık pay sahiplerine aittir — şirketin kendisi veya çoğunluk pay sahibi, TTK m.531’i azınlığı şirketten çıkarmak için kullanamaz. Bir davada çoğunluk pay sahibinin bu yolla azınlığı çıkarma girişimi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin onadığı aşağıdaki gerekçeyle usulden reddedilmiştir:

“TTK’nın 638. maddesinin limited şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, anonim şirketler hakkında uygulanamayacağı, TTK’nın 208’nci maddesinde düzenlenen ve haklı nedenlerin bulunması halinde hakim şirkete azlığın haklarını satın alma hakkı veren düzenlemenin, anonim şirketlerde haklı nedenle ortaklıktan çıkarma talebine kanuni dayanak yapılamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da anomim şirketlerde ortaklığın haklı nedenle son bulmasına ilişkin hüküm bulunmadığı davacıların davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş”

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/378, K. 2022/4385, T. 02.06.2022 — onama)

Görevli mahkeme: Madde metnine göre, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir. Dava kural olarak şirketin tüzel kişiliğine karşı açılır.

Dava açma süresi: TTK m.531 metninde bu dava için özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir; madde yalnızca sermaye eşiği ve haklı sebep şartı arar. Somut olayınıza özgü bir süre sınırlaması bulunup bulunmadığını mutlaka bir avukatla teyit ettiriniz.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Pay oranınızı ve şirketin halka açık olup olmadığını netleştirin (1/10 – 1/20 eşiği).
  2. Haklı sebep iddialarınızı somut, tarihli, belgeye dayalı olaylarla (kâr dağıtım kayıtları, genel kurul tutanakları, yazışmalar, önceki dava dosyaları) destekleyin.
  3. Tek bir olguya değil, olguların bütününe dayanan bir dosya kurun. İzole bir iddia (örneğin yalnızca kâr dağıtılmaması) çoğu zaman tek başına yeterli görülmez.
  4. Talebinizi yalnızca “fesih” olarak sınırlamayın; mahkeme zaten resen alternatif çözümlere hükmedebilir, ancak bunu bilmek strateji kurmanıza yardımcı olur.
  5. Şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde, davalı şirketin tüzel kişiliğine karşı dava açın.
  6. Sürecin uzun sürebileceğini öngörün — incelenen bir emsalde ilk başvurudan Hukuk Genel Kurulu’nun nihai kararına kadar on yılı aşkın bir süreç işlemiştir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Tek bir olguyu (örn. yalnızca kâr dağıtılmaması) otomatik haklı sebep saymak. Aynı olgular aynı dosyada bir kez reddedilip yıllar sonra farklı/ek olgularla birlikte kabul edilebilmiştir.
  • Fesih talebini mutlak bir hak sanmak. Mahkeme, fesih dışında bir çözüm mümkünse fesihten kaçınır (ultima ratio).
  • Şirketin veya çoğunluğun bu maddeyi azınlığı çıkarmak için kullanabileceğini sanmak. Davacı sıfatı yalnızca azınlık pay sahiplerine aittir.
  • Anonim ve limited şirket eşiklerini karıştırmak. Anonimde asgari pay şartı (1/10–1/20) vardır; limitedde her ortak dava açabilir.
  • Aile bireyleri arası küskünlüğü tek başına yeterli görmek. Sermaye şirketi kimliği gereği salt aile içi husumet, şirketin işleyişine somut yansımadıkça yeterli görülmeyebilir.

Özet

  • TTK m.531, anonim şirkette sermayenin en az 1/10’unu (halka açıkta 1/20’sini) temsil eden pay sahiplerine haklı sebeple fesih davası açma hakkı tanır; kurum 6102 sayılı TTK ile 01.07.2012’de yürürlüğe girmiştir, eski 6762 sayılı Kanun’da anonim şirketler için yoktu.
  • “Haklı sebep” kanunda tanımlanmamıştır; mahkeme somut olayın koşullarına göre takdir eder.
  • Mahkeme çoğu zaman fesih yerine, payın gerçek değerinin ödenerek davacının çıkarılmasına veya “duruma uygun düşen” başka bir çözüme karar verir; fesih son çaredir (ultima ratio).
  • Limited şirkette karşılığı TTK m.636/3’tür; farkı, davacı sıfatının asgari pay şartı olmaksızın her ortağa ait olmasıdır.
  • Davacı sıfatı yalnızca azınlık pay sahiplerine aittir; şirket veya çoğunluk bu yolu azınlığı çıkarmak için kullanamaz.
  • Görevli mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir; madde metninde özel bir dava açma süresi öngörülmemiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Şirketin haklı sebeple feshi (TTK m.531) nedir?

Anonim şirkette sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin, haklı sebeplerin varlığında şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshini isteyebilmesidir. Mahkeme fesih yerine, payın gerçek değerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme de karar verebilir.

Bu düzenleme eski Ticaret Kanunu'nda (6762 sayılı) var mıydı?

Hayır. Anonim şirketler için haklı sebeple fesih imkânı, 01.07.2012'de yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK ile getirilmiştir. Eski 6762 sayılı Kanun'da bu imkân yalnızca limited şirketler için tanınmıştı; anonim şirketlerin haklı nedenle feshine olanak veren bir düzenleme bulunmuyordu.

"Haklı sebep" kanunda tanımlanmış mıdır?

Hayır. Kanun haklı sebep kavramını tanımlamamış, örnekleme de yapmamıştır; kavramın kapsamı yargı kararlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini kendi takdiriyle belirler.

Hangi olgular haklı sebep örneği olarak kabul görmüştür?

Kanunun gerekçesi; genel kurulun usulsüz toplanması, bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi, sürekli zarar, kâr payının düzenli olarak azalması gibi örnekler sayar. Ancak bunlar kapalı bir liste değildir ve tek başına yeterli olmayabilir; mahkeme dosyanın bütününü değerlendirir.

Mahkeme haklı sebebi kabul ederse mutlaka şirketin feshine mi karar verir?

Hayır. İçtihada göre fesih son çaredir (ultima ratio); şirket davacı olmadan yaşayabiliyorsa mahkeme fesih yerine payın gerçek değerinin ödenerek davacının çıkarılmasına veya duruma uygun başka bir çözüme karar verebilir. Bu yetki davacının talebiyle sınırlı değildir.

Davayı kimler açabilir?

Anonim şirkette, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahibi veya sahipleri. Şirketin kendisi veya çoğunluk pay sahibi, bu maddeyi azınlık ortağı şirketten çıkarmak amacıyla kullanamaz; davacı sıfatı yalnızca azınlığa aittir.

Limited şirkette haklı sebeple fesih nasıl işler?

TTK m.636/3 uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortak, asgari pay şartı aranmaksızın, mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme burada da fesih yerine payın gerçek değerinin ödenmesi ve ortağın çıkarılması veya uygun başka bir çözüme hükmedebilir; davalı, kural olarak şirket tüzel kişiliğidir.

Anonim ile limited şirket arasındaki en önemli fark nedir?

Davacı sıfatındadır. Anonim şirkette dava açabilmek için sermayenin en az onda birini, halka açıkta yirmide birini temsil etmek gerekir; limited şirkette ise payı ne olursa olsun her ortak dava açabilir. Her iki türde de mahkemenin alternatif çözüm yetkisi aynıdır.

Görevli mahkeme neresidir?

Her iki şirket türünde de şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Dava kural olarak şirketin tüzel kişiliğine karşı açılır; yalnızca bir ortağa karşı açılan dava husumet yönünden reddedilebilir.

Dava açma süresi (hak düşürücü süre) var mıdır?

TTK m.531 metninde bu dava için özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir; madde yalnızca pay eşiği ve haklı sebep şartı arar. Yine de somut olayınıza özgü bir süre sınırlaması bulunup bulunmadığını mutlaka bir avukata teyit ettirmenizi öneririz.

Payın "gerçek değeri" hangi tarihe göre belirlenir?

Kanun metnine göre payın gerçek değeri, karar tarihine en yakın tarihteki değer esas alınarak belirlenir; dava tarihindeki veya şirkete giriş tarihindeki değer değil. Bu, uzun süren davalarda değer artışının davacı lehine yansımasını sağlar.

Tek başına kâr payı dağıtılmaması haklı sebep sayılır mı?

Tek başına her zaman yeterli görülmeyebilir. İncelenen bir dosyada aynı iddia önce reddedilmiş, yıllar sonra başka olgularla (husumet, eşitlik ihlali, bilgi alma engeli) birlikte değerlendirilip kabul edilmiştir. Mahkeme izole bir olguyu değil, dosyanın bütününü tartar.

Aile şirketinde kardeşler arası husumet tek başına yeterli midir?

Şirket bir sermaye şirketi olduğundan, salt aile bireyleri arasındaki kişisel husumet tek başına haklı sebep sayılmayabilir. Yargıtay'a göre önemli olan, bu husumetin şirketin işleyişine, eşit muameleye veya ortaklık haklarının kullanımına somut biçimde olumsuz yansımış olmasıdır.

Mahkeme fesih yerine hangi "diğer çözümlere" karar verebilir?

Kanun, payın gerçek değerinin ödenerek davacının çıkarılması dışında "duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm" ifadesini kullanır ve bunu sınırlamaz; öğretide şirketin bölünmesi gibi seçenekler de tartışılır. Hâkim bu konuda geniş bir takdir yetkisine sahiptir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Şirket kuruluşu, genel kurul ve yönetim kararlarının iptali ile ticari alacak ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp