
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Anlaşmalı Boşanma Nedir?
- Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Farkı
- Anlaşmalı Boşanmanın Şartları
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Neler Yer Alır?
- Sıkça unutulan başlık: soyadı
- Hâkim Protokolü Neden Onaylamaz?
- İnfaza elverişlilik testi
- Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?
- Hâkim Neden Tarafları Dinler?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşarak birlikte mahkemeye başvurduğu boşanma türüdür. Karar verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirip malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Bu şartlar tek bir kanun maddesinde toplanmıştır: Türk Medeni Kanunu m.166/3.
Bu Durumda mısınız?
- Eşinizle boşanma konusunda anlaştınız ve süreci en hızlı, en az çekişmeli şekilde tamamlamak istiyorsunuz.
- Nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularında mutabıksınız, ancak bunları protokolde nasıl yazacağınızı bilmiyorsunuz.
- Evliliğiniz bir yıldan kısa sürdü ve anlaşmalı boşanabilir misiniz diye merak ediyorsunuz.
- Anlaşmalı boşanma davası açtınız ama fikriniz değişti ve vazgeçip vazgeçemeyeceğinizi soruyorsunuz.
- Boşanma kararının ne zaman kesinleşeceğini ve nüfusa ne zaman işleneceğini öğrenmek istiyorsunuz.
Dosyanızın koşullarını bir avukatla değerlendirmeniz yararlı olur.
Anlaşmalı Boşanma Nedir?
Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabul edildiği ve eşlerin hem boşanma iradesinde hem de boşanmanın sonuçlarında uzlaştığı bir boşanma yoludur. Türk Medeni Kanunu, boşanmayı yalnızca mahkeme kararına bağlar; dolayısıyla anlaşmalı boşanmada da eşler noterde veya idari bir işlemle değil, aile mahkemesi önünde boşanır.
Anlaşmalı boşanmayı çekişmeli boşanmadan ayıran temel özellik, tarafların kusur tartışması yapmamasıdır. Eşler boşanmanın kendisinde ve sonuçlarında anlaştıkları için mahkeme, evlilik birliğinin sarsıldığını ayrıca ispat aramaksızın kabul eder. Ancak bu, mahkemenin süreci denetlemediği anlamına gelmez: hâkim hem iradelerin serbestçe açıklandığını hem de tarafların yaptığı düzenlemenin (özellikle çocuklara ilişkin kısmın) uygun olduğunu inceler.
Anlaşmalı boşanma, hukukumuza evlilik birliğinin sarsılması sebebinin özel bir görünümü olarak girmiştir. Kanun, belirli şartların gerçekleşmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını kabul eder; yani ayrıca kusur veya geçimsizlik ispatı gerekmez. Bu şartların tamamı TMK m.166’nın üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir.
Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Farkı
Çekişmeli boşanmada eşler ya boşanmanın kendisinde ya da sonuçlarında (nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı) anlaşamaz. Bu davada taraflar kusuru ve geçimsizliği ispat etmek için tanık ve belge sunar; yargılama tanık dinleme, bilirkişi ve keşif gibi aşamalarla uzayabilir. Anlaşmalı boşanmada ise kusur tartışması ve ayrı bir ispat aranmadığından süreç belirgin biçimde kısalır.
Bunun tek koşulu vardır: eşlerin hem boşanma iradesinde hem de tüm sonuçlarda tam mutabık olması. Nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve kişisel ilişki başlıklarından yalnızca birinde bile uyuşmazlık kalırsa dava anlaşmalı olarak yürütülemez; bu durumda yol çekişmeli boşanmadır. Bu nedenle anlaşmalı boşanmaya karar vermeden önce, boşanmanın tüm sonuçlarının eksiksiz konuşulup yazıya dökülmesi önemlidir.
Anlaşmalı Boşanmanın Şartları
Anlaşmalı boşanmanın şartları doğrudan kanun metninde sayılmıştır. Aşağıda 634 sayılı değil, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası birebir yer almaktadır:
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166/3)
Bu fıkradan anlaşmalı boşanmanın dört unsuru çıkar:
- En az bir yıllık evlilik. Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bu süre evlenme tarihinden itibaren hesaplanır ve kural olarak dava tarihinde dolmuş olması aranır. Süre henüz dolmamışsa, eşler anlaşmış olsa dahi anlaşmalı boşanma yoluna gidilemez; dava çekişmeli boşanma olarak görülür ve mahkeme evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını delillerle araştırır.
- Birlikte başvuru veya davanın kabulü. Eşler ya birlikte dava açar ya da bir eşin açtığı davayı diğeri kabul eder. Tek taraflı bir boşanma iradesi, karşı tarafın kabulü olmadan anlaşmalı boşanma sayılmaz. Bu unsur, boşanmanın gerçekten iki tarafın da ortak isteğine dayandığını güvence altına alır.
- Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi. Hâkim, eşleri bizzat dinleyerek boşanma iradelerinin serbestçe (baskı, korkutma veya yanılma olmadan) açıklandığına kanaat getirmelidir. Bu nedenle eşlerin duruşmada hazır bulunması zorunludur; avukatla temsil edilmek bu şartı ortadan kaldırmaz. Bizzat dinleme, hem boşanma iradesinin hem de protokoldeki düzenlemenin eşlerin gerçek isteğini yansıtıp yansıtmadığını hâkimin denetlemesine imkân verir.
- Malî sonuçlar ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin hâkimce uygun bulunması. Nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve varsa çocukların velayeti ile kişisel ilişkisi konusundaki anlaşma, hâkim tarafından uygun bulunmalıdır. Hâkim, özellikle çocuklara ilişkin düzenlemeleri çocuğun menfaatine aykırı görürse değişiklik önerebilir; ancak bu değişiklik ancak taraflarca da kabul edilirse geçerli olur.
Bir yıllık süre şartı katıdır. Yargıtay, evlilik bir yıldan kısa sürmüşse anlaşmalı boşanma hükmünün uygulanamayacağını, davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini belirtmiştir:
“Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı…”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/6693, K. 2012/4459, T. 01.03.2012 — bozma)
Bu kararda taraflar evlendikten yaklaşık bir yıl dolmadan dava açmış; Yargıtay, bir yıllık süre gerçekleşmeden 166/3 uyarınca boşanmaya karar verilemeyeceğini, mahkemenin delilleri toplayarak TMK m.166/1-2 çerçevesinde evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını araştırması gerektiğini vurgulamıştır. Yani süre dolmamışsa yol, anlaşma değil, çekişmeli boşanmadır.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Neler Yer Alır?
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanmanın sonuçları üzerinde vardıkları anlaşmayı yazıya döktükleri belgedir. Kanun protokolün belirli bir kalıbını dayatmaz; ancak TMK m.166/3, hâkimin “boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu” hakkındaki düzenlemeyi uygun bulmasını şart koştuğu için, protokolün şu konuları eksiksiz ve infaza elverişli biçimde düzenlemesi beklenir:
- Nafaka. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine yoksulluk nafakası ve varsa ortak çocuklar için iştirak nafakası kararlaştırılabilir. Nafakanın miktarı, ödeme biçimi ve zamanla artış esasları protokolde açıkça belirtilmelidir. Hangi nafaka türünün gündeme geldiğini ve mahkemenin gözettiği ölçütleri Nafaka Hesaplama aracıyla inceleyebilirsiniz.
- Tazminat. Maddi ve manevi tazminat talep edilip edilmeyeceği; talep ediliyorsa miktarı ve ödeme şekli. Taraflar karşılıklı olarak tazminattan feragat ettiklerini de protokole yazabilir.
- Mal paylaşımı. Evlilik boyunca edinilen malların (edinilmiş mallara katılma rejimi) tasfiyesi ve paylaşımına ilişkin anlaşma. Protokolde mal rejimine hiç değinilmemişse, bu konu ileride ayrı bir dava konusu olabilir; bu nedenle mal paylaşımının protokolde net biçimde çözülmesi yararlıdır. Ziynet ve düğün takıları da bu başlığa yazılmalıdır: Yargıtay’ın değişen içtihadında paylaşımın ilk ölçütü eşler arasındaki anlaşmadır; protokolde düzenlenmezse aidiyet düğünde takılan takılar kime aittir yazısında anlatılan basamaklara göre belirlenir.
- Velayet. Ortak çocukların velayetinin hangi eşe bırakılacağı. Velayet düzenlemesi, çocuğun üstün yararı gözetilerek yapılır ve bu yönüyle hâkimin özellikle denetlediği başlıktır.
- Kişisel ilişki. Velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin (görüşme günleri, tatil ve bayram düzeni gibi) kapsamı. Bu düzenlemenin belirsiz değil, somut yazılması gerekir.
Bu konular arasında kişisel ilişki özel bir dikkat ister. Yargıtay, anlaşmalı boşanma protokolünde kişisel ilişkinin belirsiz değil, somut ve infazda tereddüt doğurmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır:
“Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde yer alan anlaşmalı boşanma halinde tarafların mutabık kaldıkları ve anlaştıkları her konuda edayı sağlayıcı ve infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde, ayı, günü ve saati belli olacak şekilde somut kişisel ilişki düzenlenmelidir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/23357, K. 2013/8945, T. 01.04.2013 — bozma)
Bu karara göre baba çocukları uygun zamanlarda görebilir gibi muğlak ifadeler yeterli değildir; hangi ayın hangi günü ve hangi saat aralığında kişisel ilişki kurulacağı belirli olmalıdır. Aksi halde, ileride görüşme konusunda uyuşmazlık çıktığında karar infaz edilemez hale gelir. Ayrıca hâkim, protokolde çocuğun menfaatine aykırı bir düzenleme görürse değişiklik önerebilir; fakat bu değişikliğin geçerli olması için tarafların da kabul etmesi gerekir.
Not: Protokol, tarafların somut durumuna göre hazırlanan hukuki bir metindir. Bu yazıda protokolün kavramsal içeriği anlatılmaktadır; hazır/indirilebilir bir örnek metin, her dosyaya uymayacağı ve hak kaybına yol açabileceği için verilmemektedir. Protokolün dosyanıza göre düzenlenmesi teknik bir iştir.
Yargıtay’ın protokolde zorunlu saydığı unsurlar ile tarafların isteğe bağlı olarak ekleyebileceği konular arasındaki ayrım ve protokolün boşanma kesinleştikten sonraki hukuki durumu için anlaşmalı boşanma protokolü yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça unutulan başlık: soyadı
Yukarıdaki beş başlığa uygulamada bir altıncısı eklenmelidir: kadının boşanmadan sonra hangi soyadını kullanacağı. Kanunun kuralı ve istisnası şöyledir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.173:
Madde 173- Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.
Kural, evlenmeden önceki soyadına dönmektir. Kocanın soyadını kullanmaya devam etmek isteniyorsa bu ayrı bir izin gerektirir ve iki şarta bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.173:
Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.
Bu talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi, sonradan ayrı bir dava açma yükünden kurtarır. Protokolde hiç düzenlenmemişse ve kararda da yer almamışsa, kadın daha sonra bu izin için ayrıca mahkemeye başvurmak zorunda kalır. Aynı maddenin son fıkrası bir noktayı daha hatırlatır: koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir; yani izin mutlak ve değişmez değildir.
Buradaki kural yalnız boşanmadan sonraki soyadına ilişkindir. Evlilik devam ederken kullanılacak soyadını düzenleyen TMK m.187 ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir; o kolun bugünkü durumu için bkz. Evli Kadın Bekarlık Soyadını Kullanabilir mi?.
Hâkim Protokolü Neden Onaylamaz?
Anlaşmalı boşanmada hâkim, tarafların anlaşmasını olduğu gibi tasdik eden bir noter değildir: TMK m.166/3 ona hem iradenin serbestçe açıklandığına kanaat getirme hem de düzenlemeyi uygun bulma denetimi yükler. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur, kabul edilmezse dosya anlaşmalı boşanma olmaktan çıkar.
Denetimin ölçütleri, protokolün hangi sebeplerle reddedildiği ve onay alınamadığında sürecin nasıl ilerlediği anlaşmalı boşanma protokolü yazımızda Yargıtay kararlarıyla ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
İnfaza elverişlilik testi
Yukarıda kişisel ilişki bakımından aktarılan Yargıtay ölçütü (düzenlemenin ayı, günü ve saati belli olacak şekilde somut olması) aslında protokolün tamamı için bir sağlama yöntemi verir. Her maddeyi yazdıktan sonra şunu sorun: bu cümle, taraflardan biri hiç iş birliği yapmazsa icra dairesinde uygulanabilir mi?
- “Nafaka her ay ödenecektir” — hangi gün, hangi hesaba, hangi tutarda? Uygulanamaz.
- “Ziynet eşyaları taraflar arasında paylaşılmıştır” — hangi parça kime? Uygulanamaz.
- “Ev eşyaları davalıya bırakılmıştır” — hangi eşyalar, ne zaman teslim edilecek? Tartışmaya açık.
Belirsiz bırakılan her kalem, boşanma bittikten sonra ayrı bir dava olarak geri döner. Protokolün asıl işlevi tarafları boşamak değil, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlık doğmasını önlemektir.
Protokolün yanında verilecek dilekçenin zorunlu unsurları ve sık yapılan biçim hataları için boşanma dilekçesi yazımıza bakabilirsiniz. Bu yola özgü dilekçenin doldurulabilir örneği, avukatsız verilip verilemeyeceği ve serbest irade şartı için anlaşmalı boşanma dilekçesi ve örneği yazımıza bakabilirsiniz.
Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?
Uygulamada anlaşmalı boşanma, boşanma türleri içinde en hızlı sonuçlanandır. Taraflar boşanmada ve sonuçlarında anlaştığı, tanık dinleme ve uzun bir kusur incelemesi gerekmediği için davalar çoğunlukla tek duruşmada karara bağlanır. Bununla birlikte “duruşmanın tek celse olması”, boşanmanın o gün geçerli hale geldiği anlamına gelmez.
Boşanma kararının hüküm doğurması için kesinleşmesi gerekir. Aile mahkemesinin verdiği karara karşı istinaf (kanun yolu) süresi işlemeye başlar. İstinaf başvuru süresi kanunda açıkça belirlenmiştir:
“İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar.”
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.345)
Buna göre karar taraflara tebliğ edilir; iki haftalık süre içinde istinafa başvurulmazsa karar kesinleşir. Anlaşmalı boşanmalarda taraflar çoğu zaman kanun yolundan (istinaf/temyizden) feragat ederek kararın daha erken kesinleşmesini sağlar. Karar kesinleşmeden boşanma hukuken gerçekleşmiş sayılmaz; kesinleşme şerhi verildikten sonra karar nüfus müdürlüğüne bildirilerek kayda işlenir.
Sürecin pratikte geçtiği aşamalar şöyle özetlenebilir:
- Dava ve protokolün sunulması. Anlaşmalı boşanma dilekçesi ve imzalı protokol mahkemeye verilir; dosyaya bir duruşma günü belirlenir.
- Duruşma. Eşler duruşmada bizzat hazır bulunur, hâkim tarafları dinler ve protokolü inceler. Şartlar tamamsa aynı celsede boşanmaya karar verilebilir.
- Gerekçeli kararın yazılması ve tebliği. Karar yazılıp taraflara tebliğ edilir; tebliğle birlikte iki haftalık istinaf süresi işlemeye başlar (HMK m.345).
- Kesinleşme. Süre içinde kanun yoluna başvurulmaz ya da taraflar feragat ederse karar kesinleşir; kesinleşme şerhi verilir ve boşanma nüfusa işlenir.
Kısacası: duruşma tek celse olsa bile, sürecin toplam uzunluğu kararın yazılması, tebliği ve kesinleşmesi aşamalarına bağlıdır. Tarafların kanun yolundan feragat ettiği ve tebligatın hızlı tamamlandığı dosyalarda süreç birkaç haftada tamamlanabilir.
Dava açılışındaki hazırlık ve başvuru aşamaları boşanma davası nasıl açılır yazısında açıklanmıştır.
Hâkim Neden Tarafları Dinler?
Anlaşmalı boşanmada hâkimin rolü, tarafların anlaşmasını yalnızca onaylamak değildir. Kanun, boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin eşleri bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini şart koşar. Bunun amacı, boşanma iradesinin baskı, korkutma veya yanılma sonucu değil, gerçekten özgür biçimde ortaya konduğundan emin olmaktır.
Yargıtay, bu şartı sıkı yorumlar: tarafların bizzat dinlenmesinin yerine yalnızca vekillerinin (avukatlarının) beyanda bulunması yeterli sayılmaz:
“Şu halde, anlaşmalı boşanma için, yasada öngörülen diğer koşulların yanında, hakimin tarafları bizzat dinlemesi ve iradelerinin serbestçe açıklandığı kanaatine ulaşması gerekir. Taraflar yerine vekillerinin beyanda bulunması yeterli değildir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/6016, K. 2014/17829, T. 18.09.2014 — onama)
Bu nedenle anlaşmalı boşanmada eşlerin, avukatları olsa dahi, duruşmaya bizzat katılıp hâkimin sorularını yanıtlaması gerekir. Bizzat dinleme şartı, aynı zamanda boşanmanın malî sonuçları ve çocuklara ilişkin düzenlemenin de eşlerin gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığını hâkimin denetlemesine hizmet eder.
Ayrıca anlaşmalı boşanmada bir istisna işler: normalde tarafların ikrarı (bir olayı kabul etmesi) hâkimi bağlamazken, TMK m.166/3’te açıkça belirtildiği üzere, anlaşmalı boşanmada “tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz”. Yani eşlerin evlilik birliğinin sarsıldığı yönündeki ortak beyanı, hâkim için esas alınabilir bir temel oluşturur.
Sık Yapılan Hatalar
-
Anlaşmanın boşanmayı garanti ettiğini sanmak. Protokol imzalanmış olsa bile karar kesinleşmeden taraflardan biri boşanma iradesinden vazgeçebilir. Bu halde dava çekişmeli boşanmaya döner. Yargıtay bu durumu açıkça ifade etmiştir:
“Davacı (kadın) anlaşmalı boşanma iradesinden vazgeçtiğini belirttiğinden yargılamaya çekişmeli boşanma olarak (TMK.m.166/1) devam edilip taraf delilleri toplanarak değerlendirilip sonucuna göre karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/7013, K. 2012/4388, T. 01.03.2012 — bozma)
-
Bir yıllık süreyi göz ardı etmek. Evlilik bir yıldan kısa sürmüşse anlaşmalı boşanma yolu kapalıdır; süre dolmadan açılan dava çekişmeli boşanma olarak görülür (TMK m.166/3).
-
Kişisel ilişkiyi muğlak yazmak. “Baba çocuğu uygun zamanlarda görür” gibi belirsiz ifadeler infazda tereddüt yaratır; kişisel ilişkinin ay, gün ve saat olarak somut yazılması gerekir (TMK m.166/3).
-
Duruşmaya bizzat katılmamak. Avukat aracılığıyla süreci yürütmek mümkün olsa da, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunludur; eşlerin duruşmada hazır bulunması gerekir (TMK m.166/3).
-
Kararı kesinleştirmeyi ihmal etmek. Duruşma bitse bile karar kesinleşmeden boşanma nüfusa işlenmez. Kanun yolu süresini takip etmek ya da feragat yoluyla kesinleşmeyi sağlamak gerekir (HMK m.345).
-
Protokolde eksik konu bırakmak. Nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve çocuklara ilişkin düzenlemelerin protokolde eksiksiz yer alması, ileride yeni davaların önüne geçer.
Özet
- Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanmada ve sonuçlarında anlaşarak mahkemeye başvurduğu, kusur ispatı aranmayan boşanma yoludur (TMK m.166/3).
- Şartlar: en az bir yıllık evlilik + birlikte başvuru ya da davanın kabulü + hâkimin tarafları bizzat dinlemesi + malî sonuçlar ve çocuklara ilişkin düzenlemenin hâkimce uygun bulunması (TMK m.166/3).
- Protokol, nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve kişisel ilişkiyi düzenler; kişisel ilişki somut (ay-gün-saat) yazılmalıdır.
- Süre: uygulamada çoğunlukla tek duruşma; ancak karar kesinleşmeden hüküm doğurmaz. İstinaf süresi iki haftadır (HMK m.345).
- Vazgeçme: karar kesinleşmeden boşanma iradesinden vazgeçilebilir; bu halde dava çekişmeli boşanmaya döner (TMK m.166/1).
İlgili yazılar: Boşanma Davası Nasıl Açılır? · Nafaka Nedir? · Boşanmada Mal Paylaşımı · Velayet Davası
Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanma için kaç yıl evli olmak gerekir?
Anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıllık süre dolmadan tarafların anlaşmasına dayanılarak boşanma kararı verilemez; bu süre dolmamışsa dava çekişmeli boşanma olarak görülür (TMK m.166/3).
Anlaşmalı boşanmada hâkim tarafları dinlemek zorunda mı?
Evet. Hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır. Yargıtay'a göre tarafların yerine yalnızca vekillerinin beyanda bulunması yeterli değildir; eşlerin duruşmada bizzat hazır bulunması gerekir (TMK m.166/3).
Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer?
Uygulamada anlaşmalı boşanma davaları çoğunlukla tek duruşmada sonuçlanır. Ancak kararın hüküm doğurması için kesinleşmesi gerekir; istinaf başvuru süresi iki haftadır ve bu süre kararın tebliğiyle işlemeye başlar (HMK m.345).
Anlaşmalı boşanma protokolünde neler bulunur?
Protokolde boşanmanın malî sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) ile varsa çocukların durumu (velayet ve kişisel ilişki) düzenlenir. Kişisel ilişkinin ayı, günü ve saati belli olacak şekilde somut biçimde yazılması gerekir (TMK m.166/3).
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçilebilir mi?
Karar kesinleşmeden önce taraflardan biri boşanma iradesinden vazgeçebilir. Bu halde dava çekişmeli boşanmaya döner ve deliller toplanarak sonuca göre karar verilir. Anlaşma tek başına boşanmayı garanti etmez (TMK m.166/1).
Hâkim boşanma protokolünü değiştirebilir mi?
Evet. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri önerebilir. Ancak bu değişikliklerin geçerli olması için taraflarca da kabul edilmesi gerekir; kabul edilmezse anlaşmalı boşanmaya hükmedilemez (TMK m.166/3).
Anlaşmalı boşanmada mahkemeye gitmek şart mı?
Evet. Türk hukukunda boşanma yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noterde veya idari yolla boşanma mümkün değildir. Anlaşmalı boşanmada da eşlerin duruşmada bizzat hazır bulunup hâkim tarafından dinlenmesi gerekir (TMK m.166/3).
Anlaşmalı boşanmada avukat zorunlu mu?
Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak protokolün nafaka, velayet ve mal paylaşımını infazda tereddüt doğurmayacak şekilde düzenlenmesi teknik bir iştir; hak kaybını önlemek için hukuki destek almak yararlı olabilir.
Bir yıllık süre dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılırsa ne olur?
Evlilik bir yıldan kısa sürmüşse anlaşmalı boşanma hükmü uygulanmaz. Mahkeme, tarafların gösterdiği delilleri toplayarak evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırır; yani dava çekişmeli boşanma olarak görülür (TMK m.166/1-2).
Anlaşmalı boşanma kararı ne zaman kesinleşir?
Karar, kanun yolu süresinin geçmesiyle ya da tarafların kanun yolundan (istinaf/temyiz) feragat etmesiyle kesinleşir. İstinaf başvuru süresi iki haftadır (HMK m.345). Karar kesinleşmeden boşanma hüküm doğurmaz ve nüfus kaydına işlenmez.
Anlaşmalı boşanmada nafaka ve tazminat istenebilir mi?
Evet. Taraflar yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat konularını protokolde serbestçe kararlaştırabilir. Hâkim, çocuklara ilişkin düzenlemeleri çocuğun menfaatine aykırı bulursa değişiklik önerebilir (TMK m.166/3).
Boşandıktan sonra kocamın soyadını kullanabilir miyim?
İzinle mümkündür. TMK m.173'e göre kural, evlenmeden önceki soyadına dönmektir. Kadının kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa hâkim izin verir.
Soyadı talebini protokole yazmazsam ne olur?
Sonradan ayrı bir başvuru gerekir. Talep boşanma davası içinde ileri sürülüp karara bağlanmamışsa, kadın bu izin için daha sonra ayrıca mahkemeye başvurmak zorunda kalır.
Kocam soyadı iznini sonradan kaldırtabilir mi?
İsteyebilir. TMK m.173'ün son fıkrası, kocanın koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebileceğini düzenler. Yani verilen izin mutlak ve değişmez değildir.
Hâkim protokolde değişiklik yapabilir mi?
Yapabilir. TMK m.166, hâkimin tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabileceğini düzenler. Ancak boşanmaya hükmedilmesi için bu değişikliklerin taraflarca da kabul edilmesi gerekir.
Protokolde hangi ifadeler sorun çıkarır?
İnfaza elverişli olmayanlar. Nafakanın hangi gün ve hangi tutarda ödeneceği, ziynetin hangi parçasının kime ait olduğu gibi noktalar belirsiz bırakılırsa, bu kalemler boşanma sonrasında ayrı dava konusu olur.
Anlaşmalı boşanmada hâkim tarafları neden dinler?
Kanun bunu şart koşar. TMK m.166, boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini arar. Bu nedenle duruşmaya bizzat katılmak zorunludur.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler